13 MART, CUMA, 2015

Benim Duyduğumu Sen de Görüyor Musun?

Bugünlerde Galeri Zilberman’ın tam ortasında bir geyik duruyor. Tüm galeriye ve yaratıcısı Guido Casaretto’nun sergide yer alan diğer tüm işlerine hakim olan bu geyiği ve fazlasını 14 Mart – 2 Mayıs tarihleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

Benim Duyduğumu Sen de Görüyor Musun?

Rüyamın içinde dönüyorum. Denizin üstünde tuzlu suda şişmiş bir tahta parçası gibi boylu boyunca uzanmış yatıyorum. Güneş gökyüzünde yer değiştiriyor. Diz kapaklarım, dizlerim, otuz iki dişim, tırnaklarım denizin birer parçası olmak için bekliyoruz. Suya karışıp sanki bu dünyaya hiç ait olmamış, hiç bu sokaklardan geçmemiş, hiç sizinle göz göze gelmemiş gibi eriyip gideceğim. Burası Atlantik Okyanusu. Tangier‘ya doğru sürükleniyorum. Kıyıya vuracağım. O sırada su hafif yükselecek, şehirdeki kalenin yosunlu duvarlarında belli belirsiz bir iz bırakacak. Islak, şekilli ve ansızın olacak. Bu görüntü göz kapaklarımın ardında derinden gelen bir yanmayı tetikliyor. Alevlerin içinde yüzümü ellerimle kapıyorum. Kulağımda çalan frekansı ayarlıyorum. Ses dalgaları denizin üstünde bir insan boyu yükseliyor. Ateşten kurtulmak için dalgaların içine balıklama dalıyorum. İçeride Lana Del Rey “born to die”ı söylüyor. Gözlerimi bir türlü açamıyorum. Gece kontakt lenslerimi çıkartmadığımı hatırlayıp, yüzümü buruşturup odanın bir ucuna atıyorum. Yüzüm içi doldurulmuş boynuzlu bir geyik başı gibi duvardan bana bakıyor. Gözlerimi hâlâ açamadığım için bu bakışı sadece hissediyorum.  Denizin dibinden bir avuç çakıl taşı çıkartarak su yüzüne çıkıyorum. Nefes alıp verdikçe genzim yanıyor. Gözlerimi aralayıp, kaskatı kesilmiş lenslerimi çıkartıyorum. Görüş açım daralıyor, irtifa kaybediyorum, şimdi her yer suyun dibi gibi bulanık.

Guido Casaretto’nun Galeri Zilberman’daki son solo sergisi adını “birleşik duyu” anlamına gelen Yunanca kökenli bir kelime olan Sinestezi’den alıyor. Sanatçı sinestezi ile insan zihninin derinlerine dalıyor. Sinestezi hastalarında herhangi bir duyunun uyarımı otomatik olarak başka bir duyu algısını tetikler. Sinestezi; renk körlüğü gibi genetik bir hastalık. Hasta kişi, belirli bir rengi – bazı çok net renkleri - gördüğünde onun karşılığı bir ses duyuyor. İşitme, görme, koklama gibi duyular birbiri üstüne biniyor ve nesneler duyuları tetikliyor. Sinestezi masada duran bir tuzluğa baktığı zaman sadece tuzluğu form ve işlev olarak algılamıyor; ayrıca ona bir renk, bir ses, bir koku veriyor ve böylece yeni bir kodlama alanı, yepyeni bir dil oluşturuyor.

Sanatçı son işlerini empirizmden yola çıkarak şekillendirmiş. Fiziksel tecrübenin ardındaki zihinselliği tartmaya çalışmış. Dijital bir mecra üzerinden idealize edebilmek için ise sosyal bir kavram üzerinden ilerlemiş. Dijitalin doğallığını taklit etmeye çalışmış. “Birinin Dokusu Bir Başkasında Birim 1,2,3,4” adlı işinde 3 boyutlu bir yüzeye kurşun kalemle 2 boyutlu bir giydirme yaparak yüzlerini üretmiş. El ile tamamen doğal yöntemlerle ürettiği heykelleri aylarını almış. Her sene değişen 3D standart kadın ve erkek modelleri kullanmış. Dış yüzeyi aynı kalıyor ama iskeleti değişiyor. Her yıl değişen modellere farklı isimler veriliyor. Michael 4 adındaki modelden sonra çıkan modelin ismi David.

Dijital olarak 3 boyutlu bir yüzeyi  rölyef olarak deniz olarak taklit eden Casaretto “Ben aslında bilgisayar ekranını taklit ettim.” diyor ve ekliyor  “Sanki deniz yüzeyinden bir dilim almış gibi. Sanata tarihsel süreç içerisinden baktığımızda heykel form ile algılanır. Bu form belirgin hale dönüştürülmek istenir. Ancak benim burada yaptığım şeyin kendisi; yüzeye müdahale ederek klasik heykel algısından sıyrılıp duyularla birleşmesi.”

“Bir önceki sergimde tamamen Rönesans figür ve yerleştirmelerinin, çok basit bir şekilde 3D ortamda baskısını alıyordum. Klasik resmi tekrarlıyor, 3D ortamda çıktısını alıp, doğallığını taklit ediyordum. Önceki dönem çalışmalarımda dijital ortamda geliştirdiğim gerçekçi doğa görünümleri, bu çalışma serisiyle el yapımının biricikliğiyle onun fiziksel niteliğini tanımlıyor ve izleyiyi bu duyumsallığı deneyime davet ediyor.”

Guido Casaretto’nun bu son çalışmaları, Zilberman’ın geniş mekânında birbirleriyle kurdukları yoğun ilişkiyle kendi alternatif doğasını inşa ediyor. Sanatçı, işlerinde kullandığı beton, deri, Toprak ve epoksi malzeme ile çok boyutlu duyumsallığın derinliğine iniyor.

Galerinin tam ortasında etkileyici bir biçimde duran geyik formunu neden kullandığını Casaretto şöyle açıklıyor “Geyik; hem klasik sanat nesnesi olarak hem de psikolojide bireyselliği –tek olmayı - simgelemesi gibi güçlü özelliklerinden dolayı galerinin tam ortasına yerleştirildi. O hep birey ve tek. Sürü olarak da yaşamaz. Sembolik anlamda da çok güçlü bir hayvan. Mekânın ortasında görkemli duruşuyla tüm işlere hakim. Normal bir geyikten çok daha büyük. Bu işte konstürkisyonla ilgili bir malzeme betonu kullandım. Malzeme çok narin ve tezat yüzeyi çok düzgün bir hayvan. 3 boyutlu bir iş ama ona bir resim gibi davranyorum. Yüzeyiyle ilgileniyorum. Demirleri, içindeki kırıkları izleyiciye gösteriyorum. Teller ve kalıp izlerini görebiliyorsun.”

Geçmiş sergileriyle Sinestezi arasındaki bağlantı sanatçıya göre şöyle “Bana göre en azından bir sebebi olmalı. Yaptığın her şeyle ve ortaya çıkardığın şeyin kendi içinde bir tutarlılığı olmalı. Üsluptan bahsetmiyorum. Ben fiziksel bir şey yaparken fiziksel bir şeyi uyandırmak istiyorum. Önce o işe ben dokunacağım ki izleyici -o işe yalnızca gözüyle dokunacak olsa da- onu ben yönlendirebileyim. Sanatçı izleyicinin onun parmağına değil, işaret ettiği noktaya bakmasını sağlamalı.  Şimdi burada, sayısal veri- insan – doğayı harmanlıyorum. Geçmiş dönem işlerimi yapmsaydım bunları yapamazdım. Belki bunlara çok yetersizdi diyeceğim günün birinde”

​Guido Casaretto’nun Sinestezi adlı sergisi İstiklal Caddesi üzerindeki Mısır Apartmanı’nın 3. katında yer alan Galeri Zilberman’da 2 Mayıs’a kadar görülebilir.

0
1555
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle