NELER OLUYOR
  • 25-06-2020

    Game of Thrones’un yaratıcısı George R.R. Martin, geçtiğimiz gün blogunda paylaştığı yazıda karantinada yeni kitabı The Winds of Winter (Kış Rüzgarları)’da ilerleme kaydettiğini ve kitabın önümüzdeki yıl bitebileceğini açıkladı.

    Kitap, Martin’in 1991 yılında yazmaya başladığı “Buz ve Ateşin Şarkısı” serisinin devam kitabı olacak. Yazar, karantina sürecinde uzun saatler yazdığını ve birkaç bölüm bitirdiğini ancak çok büyük bir kitap olacağı için daha gidecek çok yolu olduğunu söyledi.

    Martin yine yazıda Cersei, Asha, Tyrion, Ser Barristan ve Areo Hotah için karakter planları üzerinde çalıştığını belirtti. Yazar karantina günlerinin başladığı mart ayında takipçilerine “Westeros'ta gerçek dünyadan daha fazla zaman geçirdiğini” söylemişti. Yazar yazısını şu cümleyle bitirdi: “Şimdi bana izin verin. Arya çağırıyor. Sanırım birini öldürmekten bahsediyor.”

    Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz. 

    0
    0
    4130
  • 25-06-2020

    Margaret Atwood’un aynı adlı romanından uyarlanan The Handmaid’s Tale’in dördüncü sezonundan ilk resmi fragman izleyicilerle paylaşıldı.

    Hulu tarafından yayımlanan videoda dizinin ana karakteri June’un başından geçenler ve onun vurulduktan sonra taşındığı güvenli bölgede yaşananlara dair ipuçları veriliyor. Ayrıca video geçen sezonun ön plana çıkan olaylarını da kısaca hatırlatıyor. 

    Dizinin üçüncü sezonunda June, Gilead’ın çocuklarını kurtarmak için bir isyan başlatıyor. Ancak çok daha büyük bir şeyler yapmak isteyen June’un amacı kendini kurtarmak değil, hükûmeti devirip bütün ülke insanlarını özgür kılmak.

    Çekimlerine geçtimiz mart ayında Kanada’da başlanan The Handmaid’s Tale’in dördüncü sezonu için çalışmalar ise bir yandan devam ediyor. Pandemiden önce planlanan hazırlıklar, büyük sağlık krizi nedeniyle yarım kalmıştı. Dizide June karakterine hayat veren Elisabeth Moss konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Çekimler iptal edilmeden önce 2 hafta çalışmıştık ama çok fazla ilerleme katedememiştik.” Moss ayrıca konuyla ilgili tüm ekip ve oyuncular için güvenli bir ortam oluşmadan yeniden çalışmaya başlamayacaklarını da sözlerine ekledi.

    The Handmaid’s Tale’in dördüncü sezonu 2021 yılında izleyicilerle buluşacak.

    https://www.youtube.com/watch?v=1WLqBUi4r6o

    0
    0
    1096
  • 24-06-2020

    Netflix, dünyanın farklı noktalarından sinemacıların evde kaldıkları karantina süreci boyunca çektikleri kısa filmlerden oluşan “HOMEMADE” içerik koleksiyonunu izleyicilerin beğenisine sunacak. Koleksiyon, dünyanın her yerinde aynı anda 30 Haziran 2020 tarihinden itibaren Netflix üzerinden izlenebilecek.

    Netflix, yeni içerik koleksiyonu “HOMEMADE” ile birçok önemli yönetmenin karantina süreci boyunca edindikleri deneyimleri filmseverlerle buluşturmayı amaçlıyor. Yapımcılığını The Apartment Pictures ile Fabula’nın üstlendiği seçkinin izleyicilere bu zorlu dönemi atlatmaları konusunda yardımcı olması ve herkesi birleştiren ortak bir gaye olarak sinemayı ön plana çıkarması düşünülüyor.

    Sadece evlerindeki ekipmanları kullanarak kısa filmlerini çeken yönetmenler, günlük yaşam ile kurgu arasında gidip gelen sıra dışı hikâyelere hayat veriyor. Birçok farklı ülkeden yönetmenin katıldığı seçki, bu açıdan izleyicilere geniş bir coğrafyaya yayılan yeni bir deneyim de vadediyor.

    Öte taraftan The Apartment CEO’su Lorenzo Maieli, Fabula CEO’su Juan de Dios Larraín ve yönetmen Pablo Larraín, dünyanın her yanından sinemacıları projeye katılmaya davet etti. Netflix ayrıca Netflix Yardım Fonu aracılığıyla toplanacak bağışların da bu süreçte işini kaybeden sinema emekçileri için kullanılacağını açıkladı.

    ​“HOMEMADE” kısa film seçkisi kapsamında izleyicilerle buluşacak filmler arasında ise şu yapımlar yer alıyor:

    Ladj Ly (Les Misérables) – kısa film Clichy Montfermeil’de (Fransa) çekildi

    Paolo Sorrentino (The Great Beauty, The New Pope) – kısa film Roma’da (İtalya) çekildi

    Rachel Morrison (Black Panther, Mudbound) – kısa film Los Angeles’ta (ABD) çekildi

    Pablo Larraín (El Club, Jackie) – kısa film Santiago’da (Şili) çekildi

    Rungano Nyoni (Kuuntele: Iam not a witch) – kısa film Lizbon’da (Portekiz) çekildi

    Natalia Beristáin (She does not want to sleep alone) – kısa film Mexico City’de (Meksika) çekildi

    Sebastian Schipper (Victoria, Roads) – kısa film Berlin’de (Almanya) çekildi

    Naomi Kawase (True Mothers, Sweet Bean) – kısa film Nara’da (Japonya) çekildi

    David Mackenzie (Hell or High Water, Outlaw King) – kısa film Glasgow’da (İskoçya) çekildi

    Maggie Gyllenhaal (The Kindergarten Teacher / The Honourable Woman) - kısa film Vermont’ta (ABD) çekildi

    Nadine Labaki ve Khaled Mouzanar (Caramel, Capernaum) – kısa film Beyrut’ta (Lübnan) çekildi

    Antonio Campos (The Devil All The Time) – kısa film Springs, New York’ta (ABD) çekildi

    Johnny Ma (Old Stone; To live to sing) – kısa film San Sebastian del Oeste, Jalisco’da (Meksika) çekildi

    Kristen Stewart (Clouds of Sils Maria / Come Swim) – kısa film Los Angeles’ta (ABD) çekildi

    Gurinder Chadha (Bend It Like Beckham; Blinded by the light) – kısa film Londra’da (İngiltere) çekildi

    Sebastián Lelio (Gloria Bell, A Fantastic Woman) - kısa film Santiago’da (Şili) çekildi

    Ana Lily Amirpour (A Girl Walks Home Alone at Night; The Bad Batch) - kısa film Los Angeles’ta (ABD) çekildi

    https://www.youtube.com/watch?v=9JaGmaiKRLA

    0
    0
    2166
  • 23-06-2020

    Studio Ghibli'nin yeni çalışması olarak yakın zamanda izleyicilerle buluşacak olan, Goro Miyazaki’nin 2011 yapımı From Up on Poppy Hill’den sonra yayımlanacak ilk projesi Aya and the Witch’ten ilk görüntüler paylaşıldı.  1 saat 22 dakika uzunluğundaki animasyon Diana Wynne Jones’un 2011 yılında yayımlanan çocuk romanı Earwig and the Witch uyarlaması olarak izleyicilerin beğenisine sunulacak.

    Prömiyerini daha önce Cannes Film Festivali’nde yapması planlanan Aya and the Witch’in bu yılın ilerleyen dönemlerinde Japon TV kanallarında yayına girmesi planlanıyor.  Öte taraftan yeni projeler için çalışmalarını sürdüren Studio Ghibli’nin bir sonraki filminin Hayao Miyazaki tarafından gerçekleştirilmesi planlanıyor.

    ​Elle çizilmiş olarak gerçekleştirdiği özel animasyonlarla dikkat çeken Studio Ghibli, bir süredir mevcut sistemleri ile CG arasında bir örtüşme arıyordu. Bu doğrultuda uzun süredir çalışmalarına devam eden stüdyo, Aya and the Witch ile ilk tamamen 3D CGI animasyonunu yayımlamış olacak.

    Animasyonun genel hikâyesinin ise şu şekilde olacağını ifade ediliyor:

    ​Birçok yetim St. Morwald’s Home for Children’da yaşamaktan hoşlanmaz ama Earwig onlardan biri değil. O, yetimhanenin kapısına bebekken bırakıldığı günden beri ne zaman ne istese gerçekleşir. Daha sonra Bella Yaga ve Mandrake’ye evlatlık verilen Earwig, koruyucu annesinin büyü, sihirli kitap, iksir ve gizli odalardan oluşan evinde yeni bir hayata başlar. Böyle bir evde aklını kaybedebilecek birçok insan olmasına rağmen Earwig onlardan biri değildir. O, zekasınıyla birlikte, konuşma becerisi olan bir kediden de yardım alarak cadıya kimin patron olduğunu göstermeye karar verir.

    0
    0
    1530
  • 23-06-2020

    Netflix, Lucifer’ın Tom Ellis’li final sezonunun tarihini yayımladığı yeni bir video ile duyurdu.

    LA Dedektifi Chloe Decker ile Lux gece kulübünü yöneten Cehennemin Kralı’nın mücadelesini takip eden dizi, 21 Ağustos 2020’de yeniden izleyicilerle buluşacak.

    Netflix tarafından yayımlanan videoda dizinin yeni sezonundan görüntüler yer alırken akışın nasıl devam edeceği ise izleyiciler için belirsizliğini koruyor. Lucifer’ın sosyal medya hesabından yapılan 66.6 saniyelik videoda ise sadece karakterin en ilginç anlarına yer veriliyor.

    Dizinin yaratıcılarından Ildy Modrovich ve Joe Henderson, geçtiğimiz günlerde yaptıkları bir açıklamada Lucifer hayranlarının tamamen müzikal formattaki bir bölüm için de hazırlıklı olmalarını söylemişti.

    ​​Lucifer’ın son sezonunda Cehennemin Kralı’nın diğer iblislerle giriştiği savaş ve kendisine karşı girişilen büyük bir isyan konu alınıyor. İsyana karşı mücadelesini sürdüren Lucifer, cehenneme dönmeden önce Dedektif Decker’a olan aşkını da ilan etmek istiyor. Öte taraftan Lucifer'ın erkek kardeşi olan melek Amenadiel ve terapist Linda yeni doğan yarı insan yarı melek oğullarına nasıl ebeveynlik yapılacağını araştırıyorlar.

    https://www.youtube.com/watch?v=8rIja3dpAtU

    0
    0
    2103
  • 22-06-2020

    Jeff Koons’un David Zwirner’in çevrim içi galerisinde düzenlediği “Studio: Jeff Koons”ta yer alan bir heykeli 8 milyon dolara satıldı. Jeff Koons tarafından “Celebration” isimli heykel serisinin bir parçası olarak üretilen Balloon Venus Lespugue (Red) (2013–19), galeri tarafından tek kalemde gerçekleştirilen en büyük satış oldu. 28 Haziran’a kadar izlenebilecek  çevrim içi sergi “Studio: Jeff Koons”, sanatçının üretim sürecine odaklanıyor.

    Koons’un çalışmalarının çevrim içi gösterimi, galerinin Art Basel’in çevrim içi edisyonu için hazırladığı “Basel Online: 15 Rooms” ile eş zamanlı sanatseverlerin karşısına çıktı. “15 Rooms” seçkisinde galeri 15 farklı sanatçının eserini bir araya getirdi. Seçkide Josef Albers ve Joan Mitchell’in tarihi çalışmalarıyla birlikte günümüz sanatçılarından Kerry James Marshall ve Josh Smith gibi isimler yer aldı. Öte taraftan galerinin bugüne kadarki en değerli odası olan “15 Room”un bu yılki maddi değerinin 28 milyon doları geçtiği de belirtiliyor.

    Çevrim içi gösterimler sırasında birçok satış gerçekleştiren Art Basel, Albers’in City (1928/1936) isimli serini 1 milyon dolara; Kerry James Marshall’ın Untitled (Blot) (2015) adlı çalışmasını 3 milyon dolara;  Joan Mitchell’in Pastel’ini (1991) ise yine 1 milyon dolara satarak büyük bir başarı elde etti.

    ​8 milyon dolarlık Koons satışı şu ana kadar bir çevrim içi gerçekleştirilen en büyük sanat eseri satışı olabilir. Büyük meblalı satışlarıyla ön plana çıkan bir başka müzayede evi Gagosian ise geçen yıl gerçekleştirdiği 6 milyon dolarlık Albert Oehlen satışı ve geçtiğimiz ay gerçekleştirilen Cecily Brown satışıyla Koons’u takip eden isimler arasında yer alıyor.

    0
    0
    2981
  • 22-06-2020

    Amerikalı şarkıcı Beyoncé, siyahlara ait işletmeleri desteklemek için bir girişimde bulunacağını duyurduktan birkaç saat sonra yeni şarkısı Black Parade’ı dinleyicilerle paylaştı.

    Black Parade, güçlü şarkı sözleriyle polis zulmüne ve siyahların acı tarihine dair önemli mesajlarıyla oldukça dikkat çekiyor. Şarkı sözleri de kendisine ait olan Beyoncé, Black Parade aracılığıyla George Floyd protestolarına olan desteğini açıkça gösteriyor.

    “Yumruklarını havaya kaldır, siyah aşkı göster,” diyen şarkıcı, sözlerine “Halkım için barış ve daha iyi şartlar istiyorum,” ile devam ediyor.

    Beyoncé yeni şarkısını Amerika’da siyahların köleliğinin bittiği gün olan Juneteenth’te yayımlayarak birçok önemli mesaj da verdi. Beyoncé’nin bağlı olduğu eyalet olan Teksas’ta kutlanan Juneteenth, günümüzde tüm Amerika’da yaygın biçimde kutlanıyor. Kimi zaman Kurtuluş Günü (Emancipation Day) veya Siyah Özgürlük Günü (Black Independence Day) adlarıyla da gerçekleştirilen kutlamalar, son dönemde yaşanan ırkçı cinayet ve protestolarla önemini daha da arttırıyor.

    Black Parade, Beyoncé’nin geçtiğimiz yıldan beri yayımladığı ilk tekli olarak da ön plana çıkıyor. Şarkı içerdiği etnik mesajlara paralel olarak covid-19 sürecine dair göndermeleriyle de özel bir anlam ifade ediyor.

    https://www.youtube.com/watch?v=EJT1m1ele00

    0
    0
    1237
  • 22-06-2020

    Kurt Cobain’in, Nirvana’nın 1993 yılındaki MTV Unplugged performansı sırasında çaldığı gitarı, geçtiğimiz Cumartesi günü Los Angeles’ta 6 milyon dolara satıldı.

    Cobain’in Los Angeles’taki Voltage Guitars isimli mağazadan satın aldığı 1959 Martin D-18E tipi gitarı, şimdiye kadar satılan en pahalı gitarın rekorunu kırdı. Bir önceki rekor Pink Floyd’un gitaristi David Gilmour’un 3.95 milyon dolara satılan siyah Stratocaster gitarına aitti.

    Gitarın kullanıldığı meşhur MTV Unplugged program kayıtları sırasında David Bowie uyarlamalarının yanı sıra Come As You AreAbout A Girl ve Dumb gibi sevilen şarkılarını da çalan grup, büyük bir başarı elde etti. Kurt Cobain’in ölümünün ardından bir canlı performans albümü olarak da yayımlanan performans, 1996 yılında En İyi Alternatif Müzik Performansı dalında Grammy ile de ödüllendirildi.

    ​Öte taraftan bu satış, bugüne kadar müzayelerde gerçekleştirilen tek gitar veya enstrüman satışı da değil. Elvis Presley’in 1977 Lincoln Mark V Coupe tipi gitarı 62.500 dolara, Johnny Cash’in Valencia tarzı akustik gitarı 57.600 dolara, Noel Gallagher’nin Oasis’ 1995 tarihli albümü için el yazısı notları ise 22.400 dolara satılarak bu alanda öncü satışlar oldu.

    0
    0
    1289
  • 21-06-2020

    2021 yılında British Council iş birliği ile İstanbul’da gerçekleştirilecek olan Women of the World (WOW) İstanbul Festivali, önümüzdeki hafta sonu bir ilki gerçekleştirecek. Dünyada ilk kez kadınları ele alarak Covid-19'un getirdiği ve şiddetlendirdiği ayrılık, yoksunluk ve eşitsizliğe yanıt olarak dünya çapında kadınlara odaklanan ilk çevrim içi küresel dijital festival olacak WOW Global 24, 27 ve 28 Haziran 2020 tarihlerinde izleyicilerle buluşacak. Canlı yayınla dünyayı gezecek ve içerisinde olduğumuz pandemi döneminde, dünya çapında kadınlar ve kızlara neler olduğunun gerçekçi bir resmini çizecek.

    Türkiye’nin yanı sıra Amerika’dan Birleşik Krallık’a, Avustralya’dan Hindistan’a kadar birçok farklı ülkede gerçekleştirilecek program, izleyicilere oldukça zengin bir içerik vadediyor. Tiyatrodan konsere, söyleşiden film eleştirisine kadar birçok farklı türden etkinliğin olacağı program, her ülkeden uzman kadın araştırmacı ve sanatçıların katılımıyla hayata geçiriliyor.

    ​Dijital olarak izleyicilerle buluşacak WOW Global 24 kapsamında her ülke kendisine ayrılan 2 saatlik zaman diliminde kendisini temsil edilecek. Programa göre 27 Haziran Cumartesi günü saat 18:00 ile 20:00 arasında Türkiye’den sanatçı ve müzisyenler çeşitli etkinlikler gerçekleştirecek. Gaye Su Akyol’un açılış konuşmasıyla başlayacak Türkiye yayını, Barış İçin Müzik Orkestrası, #Susmabitsin platformu, Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu ve Kardeş Türküler, Havle Derneği, şef Takuhi Tovmasyan, gazeteci Pınar Öğünç, Sabancı Vakfı, Hrant Dink Vakfı, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, İKSV, Engelli Kadınlar Derneği’ni temsilen klinik psikolog Beyza Ünal ve Erişilebilir Her Şey ile devam edecek. Türkiye’ye ayrılan bölüm, şarkıcı Kalben’in Dünya Kadınları Festivali’ne özel mesajı ile son bulacak.

    ​WOW İstanbul küratörü ve British Council Sanat Direktörü Esra A. Aysun ve WOW İstanbul danışma kurulu üyeleri Asena Günal, Rümeysa Çamdereli, Özlem Ece Aydınlık ve Ülker Uncu’nun katkıları ve British Council Sanat Müdürü Su Başbuğu’nun yapımcılığındaki program, kadın meselesine dair sorunları yeniden gündeme getirmeyi ve farkındalık yaratmayı hedefliyor. Canlı yayınla dünyayı gezecek olan WOW Global 24, içerisinde olduğumuz pandemi döneminde, dünya çapında kadınlara neler olduğunun gerçekçi bir resmini çizmeyi amaçlıyor. Kadınların başarılarını kutlamak ve desteklemek üzere hayata geçirilen Women of the World (WOW) Festivali, bu sene 10. yıl dönümünü kutluyor.

    0
    0
    1299
  • 20-06-2020

    Vincent Van Gogh ve Paul Gauguin’in 1888 yılında Arles’ten gönderdikleri ve Fransız genelevinde başlarından geçenleri anlattıkları mektup 210 bin Euro’ya Van Gogh Museum tarafından satın alındı. İkili tarafından ortaklaşa kaleme alınan mektup, Paris’teki Drouot müzayede evinde gerçekleşen müzayedede satın alınarak Amsterdam’daki Van Gogh Museum’un koleksiyonuna katılmış oldu.

    On dokuzuncu yüzyılın iki büyük resim ustası tarafından arkadaşları olan Fransız ressam Emile Bernard’a yazılan mektup, Van Gogh ve Gauguin’in bir Fransız genelevinde yaşadıklarını anlatıyor. Sanatçıların daha önce kaleme aldıkları yazışmalardan farklı bir yerde duran ve “istisnai” bir durum içeren mektup, her iki sanatçının kişisel yaşamlarına dair ilginç detaylar da sunuyor. “Büyük bir sanat rönesansı” gerçekleştirdiğine inanan ikili, Provence’ın Arles bölgesinde beraber yaşadıkları dönemden de kısaca bahsediyor.

    Mektubun Van Gogh’un bir sinir krizi sonucu kulağını kesmesini takip eden günlerde yazıldığı belirtiliyor. Kişisel mektuplarında Van Gogh’un “iyice çıldırdığını” yazan Gauguin, Hollandalı sanatçıyla birlikte 1 yıl geçirme planını ciddi şekilde gözden geçirdiğine de değiniyor.

    Uzmanların ifade ettiğine göre 1 ve 2 Kasım 1888 tarihli mektupta sanatseverler için bu olayı tölere edecek bir unsur da var. Sanatçılar geneleve resim çalışması yapmak için gittiklerini belirtirken bu ziyaretin hayal güçleri için çok verimli olduğunu da sözlerine ekliyor.

    ​Öte taraftan 1888’in ilerleyen günlerinde Van Gogh ve Gauguin’in yaptığı çalışmalarda görülen cafe ve yerleşimlerin bu ziyaretle ilgisi olabileceği ifade ediliyor. Genelev, Van Gogh’un 1888 yılında Yellow House isimli resminde ölümsüzleştirilmişti.

    The Yellow House (The Street), 1888 by Vincent van Gogh. Photograph: Van Gogh Museum

    0
    0
    1599
DAHA FAZLA
Geldanlage