
Alberta Whittle, bu yıl Frieze Sanatçı Ödülü 2020’nin kazanan ismi oldu. Londra merkezli sanat örgütü Forma ile birlikte verilen ödül, her yıl uluslararası sanatçılara Frieze Week London sırasında yeni çalışmalar meydana getirme ve onları “Çevrim İçi Frieze Viewing Rooms”da sanatseverlerle buluşturma imkânı tanımasıyla ön plana çıkıyor.
Gösterimler bu yıl 8 Ekim 2020'de hem Forma HQ'da hem de Frieze.com'da çevrim içi olarak yayımlanacak. Buna paralel olarak gerçekleştirilecek ek kişisel gösterimler ise 9 Ekim 2020'den 16 Ekim 2020'ye kadar her gün saat 12:00 ile 17:00 arasında yapılacak.
Ödülün 2020 edisyonu film sektörüne odaklandı ve Whittle, Frieze sanat yönetmeni Eva Langret, Forma sanat yönetmeni Chris Rawcliffe, Frieze Artist Award 2019'un kazananı Himali Singh Soin, M Woods Müzesi baş küratörü Victor Wang ve Chisenhale Galerisi Zoé Whitley direktöründen oluşan bir ekip tarafından ödüle değer görüldü. Whittle, Cibelle Cavalli Bastos, Jamie Crewe, Adham Faramawy, Arash Fayez, Onyeka Igwe, Helene Kazan ve Sadé Mica'nın da aralarında bulunduğu kısa bir aday listesinden seçildi.
Barbados'ta doğan ve Glasgow'da yaşayan Whittle, genellikle film, heykel ve performansı birleştiren mekâna özgü etkileşimli yerleştirmeleriyle taınıyor. Sanatçı ayrıca bu özel çalışmalarında özen, şefkat ve siyah karşıtlığı gibi konularda önemli mesajlara yer veriyor. Sanatçı, ödülün 2020 edisyonu için feminist bilim insanı Eve Kosofsky Sedgwick üzerine bir çalışma yürüttü ve yabancı düşmanlığı, sömürgeci toplumlar ve ahlaki değeler üzerine bir projeye hayat verdi.
Forma sanat yönetmeni Chris Rawcliffe konuyla ilgili açıklamalarında şu sözlere yer verdi:
“Bu yıl ödüle değer görülen Alberta Whittle, yaratım süreci sırasında inanılmaz bir cömertlikte bulundu ve birden fazla ismi kendi komisyonunda çalışmaya davet etti. Whittle, filmlerinde siyasi ve sosyal sorunları zamanı aşan ve hepimizde büyük bir yankı uyandıran şiirsel bir anlatımla ele aldı. Bu zorlu süreçte Whittle'ın sesi çoğu kişiden daha yüksek ve net çıktı.”
Kaynak: Artsy
Kate Winslet'in başrolünü üstlendiği ve İngiliz paleontolog Mary Anning’e hayat verdiği yeni romantik drama filmi Ammonite’in ilk fragmanı yayımlandı.
Filmin diğer yıldız ismi Saoirse Ronan ise yapımda Anning'e âşık olan jeolog Charlotte Murchison'u canlandırıyor.
1840'lı yıllarda geçen Ammonite’in yönetmenliğini ise God's Own Country’nin yapımcısı Francis Lee üstlendi. Anning'in yaşayan akrabalarından bazıları, filmde Lee'nin Murchison ile ilişkisini yansıtma biçimine karşı çıktı ve Anning'in cinsel ilişkisinin doğrulanmadığını ifade etti.
Lee, bununla birlikte geçen yıl sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada hikâyeyi savundu ve bunu şu sözlerle ifade etti: "Rutin bir şekilde tüm queer tarihini gözden geçirdikten sonra oradaki heteroseksüel bir figürün başka bir şekilde gözükmesine izin verilemez mi? Onu başka bir bağlamda ele alamaz mıyız?” Lee ayrıca sözlerine şunları da ekledi: "Bir işçi sınıfı ve queer film yapımcısı olarak işimde sınıf, cinsiyet, cinsellik temalarını sürekli araştırıyorum. Gerçek hayattan aldığım karakterlerime karşı büyük bir saygı gösteriyorum ve onlara otantik bir yaşam ve ilişki sunmayı umuyorum."
Ammonite'in 13 Kasım 2020'de ABD'de piyasaya sürülmesi planlanıyor. Filmin Birleşik Krallık'taki çıkış tarihi ise henüz belli değil.
Kaynak: Independent UK
https://www.youtube.com/watch?v=v1TyMzmd7HA
Sanatçılar Chaosteria, Xixi Zi ve Xuegang Wang İtalya’daki Milano Katedrali’nin önünde pandeminin insanların günlük yaşamı ve doğa ile ilişkileri üzerindeki etkilerini ele aldıkları “No Escape” isimli bir performans gerçekleştirdiler. Performans kapsamında yere çizili küçük kırmızı bir dairenin sınırları içinde yer alan sanatçı, tüm vücudu maskelerle sarılı olmasına rağmen hareket etmeye çalışırken görülüyor.
Performans sırasında yerde gözüken kırmızı daire giderek küçülürken maskelerle kaplı sanatçı bu sınırlı alana uyum sağlamak için hareketlerini ayarlamaya gayret ediyor. Başlangıçta sanatçıya tüm olanakları sağlayan alan oldukça büyük olmasına rağmen bu durum zamanla değişmeye başlıyor ve çember giderek daralıyor. Bu ilginç performansa ek olarak çalışma sırasında kullanılan tüm maskeler, kapsamlı temizlik ve dezenfeksiyondan sonra yeniden kullanılan atık ürünlerden meydana geldiği de sanatçılar tarafından özel olarak belirtiliyor.
Chaosteria, Xixi Zi ve Xuegang Wang tarafından gerçekleştirilen performans, sosyal izolasyon kavramından ilham alıyor. Konuyla ilgili bir değerlendirmede bulunan sanatçılar, “Salgın bütün dünyayı kasıp kavurdu ve bu insanların günlük yaşantılarını etkiledi. Odalar hayatımızın ana yaşam alanı hâline geldi,” ifadelerini kullanıyor. İnsanları kapalı alanlara mahkûm eden ve onları dış dünyanın sunduğu olanaklardan mahrum bırakan izolasyon, kişilere kendini sıkılmış, endişeli ve huzursuz hissettiriyor. “No Escape” temel olarak bu durumdan hareket ediyor ve insanlara doğal çevreleriyle aralarındaki ilişki üzerine düşünmeye çağırıyor.
Kaynak: Designboom
https://www.youtube.com/watch?v=069mJsQEv3k
Studio Ghibli animasyon stüdyosu tarafından açılacak tema park, pandemi nedeniyle inşaat sürecinde yaşanan tüm aksaklıklara rağmen planlandığı gibi 2022 yılında ziyaretçilerle buluşacak.
Geçtiğimiz hafta Sora News 24’te yer alan bir habere göre park, kesin olarak 2022 yılının sonbaharında açılacak. Japonya’da Aichi Prefecture’da konumlanan tema park, beş ayrı bölgeden meydana gelecek. Bu parklardan üç tanesi, Whisper of the Heart, Spirited Away ve My Neighbour Totoro, şu an inşaat hâlinde.
Henüz inşaatına başlanmayan ve Howl’s Moving Castle’dan ilham alan Witch Valley ile Miyazaki’nin epik Princess Mononoke’sine dayanan Kiki’s Delivery Service için ise çalışmalar sürüyor.
Kısa bir süre önce Japonya’nın Uga Vadisi’nde hayata geçirileceği duyurulan Princess Mononoke isimli bir başka parkın ise Studio Ghibli çalışmalarından biri olmadığı açıklandı.
Kaynak: Dazed
Ai Weiwei, CoroNation başlıklı yeni belgeselinde Çin’in pandemi sürecinde attığı adımlara ve uzun bir süre için kapattığı Wuhan şehrine odaklanıyor.
Weiwei tarafından uzaktan yönetilen ve Wuhan sakinlerinin tecritte yaşadığı dönemde kaydedilen CoroNation, şehrin ıssız sokak ve binalarının ürkütücü yönlerini sanki kıyameti yaşıyormuşçasına ekranlara taşıyor ve bu kriz sürecinde çalışmak zorunda kalan insanlara bir saygı duruşu niteliği taşıyor.
Filmdeki bir sahnede bir kurye çalışanı yaşadığı bölgenin sınırlarını terk etmeleri yasaklanan mahalle sakinlerine yaşamaları için gerekli malzemeleri teslim ederken görünüyor; bir diğerinde ise bir doktor ülkenin geçici tedavi merkezlerinden birinde çalışmaya hazırlanırken koruyucu kıyafet giyerken beliriyor.
Sürecin içerisinde yer alan 27 yaşındaki Wuhan sakini Lin, geçtiğimiz Şubat ayında Dazed'e yaptığı açıklamada "Wuhan sokaklarını hiç böyle görmedik," ifadelerini kullanmıştı. Filmde de görüldüğü gibi bu zorlu günlerde Wuhan sokaklarında çok az insanın olduğu ve herkesin bu durumdan çok rahatsız olduğu anlaşılıyor. Aynı ay film yapımcısı Lan Bo tarafından çekilen Wuhan: The Long Night isimli kısa filmde de Wuhan sakinlerinin nasıl bir hayat sürdüğü gözler önüne serilmişti.
CoroNation için Vimeo'da kullanılan ifadelere göre filmde, sanatçı ve filmin yapımcısı Weiwei’nin geçmişte de sıkça eleştirdiği Çin hükûmetinin COVID-19'a karşı aldığı önlemler de mercek altına yatırılıyor.
CoronaNation'a buradan ulaşabilirsiniz.
Kaynak: Dazed
Phoenix, Identical adlı yeni şarkısını müzikseverlerle paylaştı. Şarkı aynı zamanda Sofia Coppola’nın yeni filmi On the Rocks’ın film müziği olarak dinleyicilerin beğenisine sunuldu. Ekim ayında Apple TV+ üzerinden izlenebilecek filmin oyuncu kadrosunda Bill Murray, Rashida Jones ve Marlon Wayans yer alıyor. Phoenix, Coppola ile yaptığı beşinci film iş birliği sonucunda bu şarkıyı hayata geçirmiş oldu.
Identical, Sofia'nın erkek kardeşi Roman Coppola'nın yönettiği bir video ile müzikseverlerin beğenisine sunuldu. Öte taraftan şarkı ve video geçtiğimiz yıl aramızdan ayrılan Philippe Zdar'a ithaf edildi.
Phoenix, son stüdyo albümü Ti Amo'yu 2017'de piyasaya sürmüştü.
Kaynak: Pitchfork
https://www.youtube.com/watch?v=_mcDzf4l9Og
Üç yıllık geleneksel Annecy Paysages Peyzaj Mimarlığı Festivali’ne katılan Letonyalı mimarlık firması DJA; Fransa, Annecy'deki Jardins de L'europe'un kalbine hasır bir pavyon inşa etti. Kereste ve hasır kullanılarak hazırlanan pavyon, güncel sanat ve ustalığın birleştirilmesiyle oluştu. DJA tarafından üretilen çalışma yoldan geçenlere ve pavyonu ziyaret eden sanatseverlere rahatlayabilecekleri bir alan önerisinde bulunuyor.
DJA tarafından alana özel olarak hazırlanan pavyon, çevredeki manzara ve dokularla oldukça değerli bir harman oluşturuyor ve park ziyaretçilerine sıcak yaz güneşinden korunmaları için gölgelik bir alan önerisinde bulunuyor. Yapı, çevrenin doğal güzelliklerini koruyarak manzarayı ön plana çıkarıyor ve böylelikle pavyonun içiyle dışı arasında güçlü bir bağlantı oluşturuluyor. Pavyonun ızgaralarından alanın içerisine giren filtrelenmiş güneş ışığı ise çimenlerin üzerinde çeşitli gölge desenleri oluşturarak izleyiciler için görsel bir efekt meydana getiriyor.
Bu özel çalışma, Letonyalı ustalar tarafından dokunan, koni şeklindeki 262 hasır sepetten oluşuyor ve “ahşap ızgara kabuk yapı tekniği”ni ön plana çıkarıyor. Ahşap ızgaranın üçgen ağı zemine monte edilirken orta kısım daha çok gökyüzüne doğru yükseltiliyor. Daha sonra son bir kavisle pavyonun üç köşesi sabitleniyor ve taşıyıcı yapı 6 katman hâlinde ana formu meydana getiriyor. Çalışma cıvatalarla bağlanmış 21 x 45 mm ölçütlerinde çam ağacı kalaslarından oluşuyor. Pavyon, yapım sürecinde ahşap esnekliğini sağlamak için düzenli olarak sulanırken çalışmanın zaman içinde rengini değiştirerek grileşmesi ve doğaya daha fazla karışması bekleniyor.
Kaynak: Designboom
https://www.youtube.com/watch?v=otoP8puJzKY
Max Sansing, yeni resim serisi Lost & Found’da kullandığı parlak renkler aracılığıyla yarattığı görsellerinde insanın mutluluk ve barış arzusunu farklı bir biçimde inceliyor. Chicago'nun güney yakasında doğup büyüyen sanatçı, Instagram hesabı üzerinden yaptığı canlı duvar resimlerinde şehre özgü kültürel motiflere yer veriyor ve küçük ölçekli çalışmalarında kendine özgü bir form benimsiyor.
Sansing'in resimlerinin her biri kalın bir fırça darbesi veya hafif bir dokunuşla oluşturulmuş tek bir konuya odaklanıyor. Sanatçı Colossal'a yaptığı açıklamada ana karakterlerin bir ilham ânının ortasında olduğunu, onların sadece o ân bunu deneyimlediğini veya onun gerçekleşişine ortak olduklarını belirtiyor.
Sansing’in şu sözleri ise yapıtlarını anlamlandırmak için büyük önem taşıyor:
“Bence çoğu Chicagolunun hayatının bir noktasında değişikliğe ihtiyaç duyduğu bir ân eninde sonunda geliyor. Ya Chicago bunu sizin için yapıyor ya da siz bunu kendiniz için yapıyorsunuz. Bunu anlamak ve bu yeni yolları açmak hayatınızın büyük bir parçası hâline geliyor.”
Sansing’in Lost & Found serisi kapsamında sanatseverlerle buluşan eserlerinin çoğu, sanatçının yetiştirilme tarzını gözler önüne seriyor. Özellikle Rapture, arka planda Anita Baker'ın ön plana çıkmasıyla dikkat çekiyor. Bu çalışma aslında Amerikalı R&B şarkıcısının çalışmalarına karşı Sansing'in beslediği sevgiyi ve usta şarkıcının 1980'lerde onun büyüdüğü mahalledekiler için ne denli önemli olduğunu gösteren önemli bir jest. Sanatçı aynı çalışmasında karanlık bir kurşunun genç bir çocuğun kafasına doğru ilerlemekte olduğunu resmetmekten de geri durmuyor. Sansing, bu çalışmasıyla dikkatleri 90 yılların başındaki çete olaylarına ve günlük hayatın bir parçası hâline gelen şiddet eylemlerine çekiyor.
Max Sansing’in oldukça ilginç yöntem ve renklerde ürettiği çalışmalarına sanatçının Instagram hesabı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kaynak: Colossal
Guillermo del Toro’nun yaklaşık 10 yıldır Pinocchio’nun bir stop-motion uyarlaması için çalıştığı biliniyordu. Hazırlıkları devam eden filmin oyuncu kadrosu da nihayet şekillenmeye başladı. Uyarlamada Gregory Mann ana karaktere, Ewan McGregor onun yoldaşı “Cricket”e ve David Bradley “Geppetto” karakterine hayat verecek.
Filmde ayrıca Wes Anderson’ın süresiz olarak ertelenen yeni filmi The French Dispatch’te başrol oynayacak olan Tilda Swinton ile Finn Wolfhard, Christoph Waltz, Cate Blanchett ve John Turturro da yer alacak isimler arasında.
Bu sıra dışı Pinocchio uyarlamasında Finn Wolfhard, Cate Blanchett, John Tuturro, Tim Blake Nelson ve Ron Perlman’ın rolleri resmi olarak açıklanmasa da usta oyuncuların projeye katkı sunacağı belirtiliyor. Netflix tarafından yapılan açıklamada uyarlamanın Mussolini'nin İtalya'sında faşizmin yükselişi sırasında geçtiği ifade ediliyor.
Ayrıca Alexandre Desplat'ın filmin müzikal yönetmeni olduğu ve projeye Wes Anderson'ın Fantastic Mr. Fox'un canlandırma yönetmenliğini üstlenen Mark Gustafson ile birlikte dâhil olacağı da doğrulandı.
Del Toro, uyarlamayla ilgili şu açıklamalarda bulundu:
“Dikkate değer bir oyuncu kadrosu oluşturmak ve ekibin küratörlüğünü üstlenmek için uzun bir süre çalıştık. Hepimiz bu animasyonu büyük bir tutkuyla seviyor ve ciddi bir pratik yapıyoruz. Bu klasik hikâyeyi tamamen yeni bir şekilde anlatmak için uğraşıyoruz.”
Yönetmenin daha önceki işleri de düşünüldüğünde bu “tamamen yeni yol”un oldukça ürkütücü olduğu da akıllara gelebilir.
Kaynak: Dazed
İsveç, Lund'da insanların içine girmesi oldukça zor yeni bir plak dükkânı açıldı. Fiziksel olarak oldukça küçük boyutlarda inşa edilen ve Ricotta Records ismini taşıyan dükkân, insanlar için değil farelere yönelik bir yapı olarak hayata geçti.
Ricotta Records, fareler için çeşitli minyatür binalar üreten ve bu yapıları özel alanlara kurmasıyla tanınan Avrupalı bir sanat topluluğu olan AnonyMouse'un en son enstalasyonu olarak hayata geçti. Bu küçük plak dükkanının önünden geçenler, plak kasalarında Winnimere Houston, Destiny's Cheese ve The Spice Gerbils’i, Rats Against The Machine ve Cat Stevens etkinliklerinin yer aldığı posterleri görebilirler.
AnonyMouse, Amy Winemouse ve Tailor Swiss'in favori seçimleriyle şimdiden büyük yankı uyandıran çalışma, sanatseverlerden fare temalı müzik posterleri göndererek enstalasyona katkıda bulunmaları çağrısında da bulundu. Ricotta'da kolayca bulunabilen fare temalı kayıtlara rağmen katılımcılar yine de muhtemelen Swedish Mouse Mafia ve deadmau5 albümlerinin öteye geçemezdi.
Kaynak: Dancing Astronaut