NELER OLUYOR
  • 27-02-2018

    Juliette Binoche’a uzun zamandır oynadığı en güzel rolü veren Claire Denis’nin son filmi Let The Sunshine In (İçimdeki Güneş); boşanmış, tek çocuklu bir kadının aşkı arayışını ironik bir dille anlatıyor. Binoche’un canlandırdığı Isabelle, 50’li yaşlarını süren, duygularının hayatını yönlendirmesine izin veren, mutsuz ve kararsız bir sanatçı olarak tanıştığı birkaç erkekle ilişki kurmayı dener, ancak bu adamların uyumsuzlukları, iletişim kazaları, tuhaf ve hatta komik durumlar onu yıldırır.

    ​Günümüz dünyası ve ilişkilerinin zorluğuna mizahi bir yolla eğilen film, Cannes’da “Yönetmenlerin 15 Günü” bölümünden büyük ödülle döndü. Filmde Juliette Binoche’a, Xavier Beauvois, Philippe Katerine, Valeria Bruni-Tedeschi ve Gérard Depardieu eşlik ediyor. 2017’deki Cannes Film Festivali’nde ilk gösterimini yapan ve epey olumlu yorumlar alan Let The Sunshine In, 27 Nisan’da vizyona girecek. Claire Denis ayrıca şu sıralar yeni İngilizce filmi High Life’ta Binoche’la yeniden bir araya geliyor. Filmde Binoche’a oyuncu olarak Robert Pattinson eşlik ediyor.

    https://www.youtube.com/watch?v=ps_Sau7xqQY

    0
    0
    2987
  • 27-02-2018

    Bu yıl, Art Paris Art Fair’in 20. yıl dönümü! 5- 8 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek olan fuar, 1999'daki kuruluşundan bu yana Paris'in önde gelen modern ve çağdaş ilkbahar sanatı etkinliği olarak tüm dünyada da tanınıyor. Fuarın 2018 baskısı, savaş sonrası yıllardan günümüze kadar Avrupa sanatına genel bir bakış sunuyor. 73 ülkeden 990'dan fazla sanatçıyı sunarak, 142 galeriye ev sahipliği yapacak olan fuar; Latin Amerika, Afrika ve Güney Afrika'dan, Asya ve Orta Doğu’dan, uluslararası yaratımın yeni ufuklarına yer bırakacak. Art Paris Sanat Fuarı'nın 20. yıl dönümü için sergi küratörü ve sanat eleştirmeni François Piron tarafından, seçkiler gerçekleştirildi.

    Video art ve tasarım dahil olmak üzere sanatsal anlatımın her biçimine açık olan Art Paris Art Fair’ın bu yılki konuk ülkesi ise İsviçre. Geçtiğimiz yıl Afrika'dan sonra, bu yıl İsviçre onur konuğu olarak karşımıza çıkıyor. Her şeyin tadına varan minimalist ve mizah duygusuna sahip olan, verimli ve çeşitli İsviçre sanat sahnesi, farklı Avrupa gelenekleri ve kültürlerinin kavşağında yatan bir ülke gibi. Sanat tarihçisi ve sergi küratörü Karine Tissot, İsviçre sahnesinin çeşitliliğini sergilemek için zengin bir İsviçre Misafirler Programı hazırladı.

    0
    0
    2561
  • 26-02-2018

    15-25 Şubat tarihleri arasında gerçekleşen ve Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen 68. Berlin Film Festivali’nde (Berlinale) ödül kazanan filmler açıklandı.

    ​Tom Tykwer’ın başkanlık ettiği yarışma jürisinde, Cecile de France, Chema Brado, Adele Romanski, Ryuichi Sakamoto ve Stephanie Zacharek yer aldı. En İyi Yönetmen Ödülü de festivalin açılışında gösterimi yapılan Isle of Dogs filminin yönetmeni Wes Anderson’ın oldu. Jüri Özel Ödülü’nü ise Malgorzata Szumowska tarafından yönetilen Twarz kazandı. En İyi Erkek Oyuncu Ödülü La priere filmindeki rolüyle Fransız aktör Anthony Bajon'e verildi. En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü yönetmen Marcelo Martinessi'nin Las Herederas filmindeki performansıyla Paraguaylı aktrist Ana Brun aldı. 

    0
    0
    1841
  • 26-02-2018

    Savaşa tanık olmuş, İranlı bir fotoğraf sanatçısı olan Gohar Dashti Ev adlı bir seri oluşturdu. Sanatçı bu serisi ile bir zamanlar ev olarak tanımlanan yerlerde savaşın etkisini tasvir ediyor.

    ​Dashti’nin fotoğrafladığı terkedilmiş evlerin tamamı, İran'da bulunuyor ve bir zamanlar siyasi ve sosyal nedenlerle göç etmiş insanlara ait. Kimlik yokluğunda olan evler, evdeki tüm çağrışımlardan mahrum bırakılıyor: Konfor, güvenlik ve nostaljinin yerini alıyor. Fotoğraflarda görüldüğü üzere bitkiler artık yaşanmışlıkları tüketiyor, merdiven boşluğuna doğru ilerliyorlar ve döşeme tahtalarında çatlaklardan patlayıp, evleri fethedip kendi evleri gibi sarıyorlar. Yapının yanı sıra, tüm insanlık izleri böylece ortadan kaldırılıyor. Evler doğanın gücüne yenik düşüyor. Dolayısıyla, Ev gerçek bir fabrikasyon olmasına rağmen izleyiciyi, insanın doğal dünyadaki yerini yansıtmasına yönlendiriyor ve insanlığı geçici, doğayı ezeli olarak tasvir ediliyor.

    0
    0
    3857
  • 25-02-2018

    Uluslararası sokak sanatçısı Rone’un büyük ölçekli portrelerini yerleştirildiği binalar, son derece yıpranmış ve kullanılmayan binalar oldukları göz önüne alındığında daha da çarpıcı hâle geliyor. Eserlerini daha önce, The Omega Project adlı bir seri ile sunan Melbourne kökenli sanatçı, terkedilmiş bir banliyö kulübesinde dükkân kurarak, 1900'lü yılların başında kullanılan bu mekânı Jane Doe portreleri ile doldurmuştu.

    ​Sanatçı bu çalışmalarını yürütürken, arketip iç mekânları yeniden oluşturmak özellikle de sokak sanatı deneyimini güzellik ve yıkımın sarsıcı karışımıyla ilerletmek için iç mimar Carly Spooner ile bir araya geldi.

    0
    0
    1756
  • 23-02-2018

    Stephen King'in çok satan ve aynı adlı romanından uyarlama It filmi 2017’nin çok ses getiren filmlerindendi. Andy Muschietti’nin yönetmen koltuğunda olduğu filmin devamı ise It: Chapter Two adıyla gösterime girecek. Andy Muschietti’nin yeniden yönetmenlik koltuğuna oturacağı devam filminde Beverly karakteri için ise en güçlü isim Jessica Chastain görünüyor. Muschietti ve Chastain aynı projede yer alırsa 2013 yılındaki gerilim filmi Mama’dan sonra yeniden bir araya gelmiş olacaklar.

    ​Son olarak ödüllü senarist Aaron Sorkin’in ilk yönetmenlik denemesi olan Molly’s Game ile karşımıza çıkan Chastain; hayatı para, güç ve poker etrafında dönen Harvard hukuk öğrencisi ve olimpik kayakçı Molly Bloom’un gerçek hayat hikâyesinin anlatıldığı filmle bizlere merhaba demişti. 

    0
    0
    2090
  • 23-02-2018

    Geçtiğimiz günlerde Gucci tüm dünyada ses getiren bir show düzenledi. Bir ameliyat odasına benzeyecek şekilde tasarlanmış podyumun üzerinde yürüyerek Gucci’nin sonbahar / kış sezonu koleksiyonunu tanıtan modellerin, entresan ve tüm dünyada ses getiren aksesuarları vardı: Mankenlerin kendi yüzlerinin bulunduğu kafalar!

    ​Yaratıcı tasarımcı Alessandro Michele, post-hümanizm ve hibritleşme hakkındaki fikirlere atıfta bulunarak, gerçek görünümlü sürüngenlere ve ejderhalara da yer verdi. Ama tuhaflıklar bunlarla sınırlı değildi, podyumda yer alan bazı mankenlerin üçüncü gözleri de mevcuttu.

    Podyumda yer alan, huşu uyandıran, korkunç ve çarpıcı kopyaları yaratmak için, özel işitsel ve görsel efektler üreten üç boyutlu çalışmaları olan sanatçılarla bir arada çalışıldı. Bu sanatçıların arasında Ridley Scott, Vlad Marsavin ve Danny Boyle yer alıyor.

    0
    0
    3056
  • 22-02-2018

    Londralı fotoğraf sanatçısı Paul Phung, hareket odaklı ve hareket hayranı bir sanatçı. Hareket onun uygulamalarının daima merkezinde yer alıyor. Phung, en son yaptığı projeyle, yeni başlangıçların gerginliğini ve kaosunu araştıran bir dans parçası için, stilist Karlmond Tang ve dansçılar Joey Barton ve Kennedy Junior Muntanga ile “doğum”u yaratmak ve koreograf oluşturmak için iş birliği yaptı.

    ​Sanatçı Phung, hareket ve dansa olan hayranlığını şu şekilde anlatıyor: “Son derece gösterişli koreografisi ve güçlü doğum formu hiç gösterilmediği halde sıçrayan figürlerin ağır inişleri hissediliyor ve çerçevelerinin statik kalmasına rağmen eller atılıyor ve bedenler bükülüyor gibi görünüyor. Doğum, hareketleri ve ifadeleri ile genç dansçıların büyümesini ve olgunluğunu araştırıyor.”

    0
    0
    2922
  • 21-02-2018

    Christopher Bailey, 17 yıllık görev süresinin ardından Burberry için yaptığı nihai koleksiyonunu sundu. Burberry’nin baş tasarımcılarından olan Christopher Bailey, markanın 150 yılı aşkın mirasını onurlandıran ve geleceğe yönlendiren bir role sahip.

    Koleksiyon, 90'lı yıllara ait İngiliz tarzı ve çağdaş LGBTQ + gençler için gökkuşağı çizgili bir tasarımdan oluşuyor. Sanatçı final için, endüstriyel podyum alanını, neon parlak lazer ışıklarıyla aydınlanan bir kulüp kültürünün katedraline dönüştürdü.

    ​Koleksiyonu izleyiciye sunan modeller, İngiliz Sanat Topluluğu’nun Birleşmiş Görsel Sanatçıları (UVA) tarafından epik olarak yerleştirilmiş Our Time’ın (2016) daha incelikli dramatik sarkaç ışıklarının altında yürüdü.

    0
    0
    1473
  • 21-02-2018

    Netflix'in yeni mini dizisi Collateral'dan ilk fragman paylaşıldı. Günümüzde Londra'da geçecek olan dizide pizza dağıtan bir adamın vurulmasının geniş çapta yayılan sonuçları işlenecek. 

    Collateral’ın yapımını BBC Two üstlenirken, senaryosunu ise The Hours ve The Reader‘ın senaristliğini yapmış David Hare ile Jessica Jones’un yapımında imzası bulunan S.J. Clarkson kaleme alıyor. Dedektif DI Kip Glaspie’yi Carey Mulligan canlandırırken Mulligan’a, July Namir, Billie Piper, Nicola Walker ve John Simm oyuncu olarak eşlik ediyor. Dizi 9 Mart’ta Netflix üzerinden yayımlanmaya başlayacak.


    0
    0
    2300
DAHA FAZLA
Geldanlage