
Savaşa tanık olmuş, İranlı bir fotoğraf sanatçısı olan Gohar Dashti Ev adlı bir seri oluşturdu. Sanatçı bu serisi ile bir zamanlar ev olarak tanımlanan yerlerde savaşın etkisini tasvir ediyor.
Dashti’nin fotoğrafladığı terkedilmiş evlerin tamamı, İran'da bulunuyor ve bir zamanlar siyasi ve sosyal nedenlerle göç etmiş insanlara ait. Kimlik yokluğunda olan evler, evdeki tüm çağrışımlardan mahrum bırakılıyor: Konfor, güvenlik ve nostaljinin yerini alıyor. Fotoğraflarda görüldüğü üzere bitkiler artık yaşanmışlıkları tüketiyor, merdiven boşluğuna doğru ilerliyorlar ve döşeme tahtalarında çatlaklardan patlayıp, evleri fethedip kendi evleri gibi sarıyorlar. Yapının yanı sıra, tüm insanlık izleri böylece ortadan kaldırılıyor. Evler doğanın gücüne yenik düşüyor. Dolayısıyla, Ev gerçek bir fabrikasyon olmasına rağmen izleyiciyi, insanın doğal dünyadaki yerini yansıtmasına yönlendiriyor ve insanlığı geçici, doğayı ezeli olarak tasvir ediliyor.
Uluslararası sokak sanatçısı Rone’un büyük ölçekli portrelerini yerleştirildiği binalar, son derece yıpranmış ve kullanılmayan binalar oldukları göz önüne alındığında daha da çarpıcı hâle geliyor. Eserlerini daha önce, The Omega Project adlı bir seri ile sunan Melbourne kökenli sanatçı, terkedilmiş bir banliyö kulübesinde dükkân kurarak, 1900'lü yılların başında kullanılan bu mekânı Jane Doe portreleri ile doldurmuştu.
Sanatçı bu çalışmalarını yürütürken, arketip iç mekânları yeniden oluşturmak özellikle de sokak sanatı deneyimini güzellik ve yıkımın sarsıcı karışımıyla ilerletmek için iç mimar Carly Spooner ile bir araya geldi.
Geçtiğimiz günlerde Gucci tüm dünyada ses getiren bir show düzenledi. Bir ameliyat odasına benzeyecek şekilde tasarlanmış podyumun üzerinde yürüyerek Gucci’nin sonbahar / kış sezonu koleksiyonunu tanıtan modellerin, entresan ve tüm dünyada ses getiren aksesuarları vardı: Mankenlerin kendi yüzlerinin bulunduğu kafalar!
Yaratıcı tasarımcı Alessandro Michele, post-hümanizm ve hibritleşme hakkındaki fikirlere atıfta bulunarak, gerçek görünümlü sürüngenlere ve ejderhalara da yer verdi. Ama tuhaflıklar bunlarla sınırlı değildi, podyumda yer alan bazı mankenlerin üçüncü gözleri de mevcuttu.
Podyumda yer alan, huşu uyandıran, korkunç ve çarpıcı kopyaları yaratmak için, özel işitsel ve görsel efektler üreten üç boyutlu çalışmaları olan sanatçılarla bir arada çalışıldı. Bu sanatçıların arasında Ridley Scott, Vlad Marsavin ve Danny Boyle yer alıyor.
Stephen King'in çok satan ve aynı adlı romanından uyarlama It filmi 2017’nin çok ses getiren filmlerindendi. Andy Muschietti’nin yönetmen koltuğunda olduğu filmin devamı ise It: Chapter Two adıyla gösterime girecek. Andy Muschietti’nin yeniden yönetmenlik koltuğuna oturacağı devam filminde Beverly karakteri için ise en güçlü isim Jessica Chastain görünüyor. Muschietti ve Chastain aynı projede yer alırsa 2013 yılındaki gerilim filmi Mama’dan sonra yeniden bir araya gelmiş olacaklar.
Son olarak ödüllü senarist Aaron Sorkin’in ilk yönetmenlik denemesi olan Molly’s Game ile karşımıza çıkan Chastain; hayatı para, güç ve poker etrafında dönen Harvard hukuk öğrencisi ve olimpik kayakçı Molly Bloom’un gerçek hayat hikâyesinin anlatıldığı filmle bizlere merhaba demişti.
Londralı fotoğraf sanatçısı Paul Phung, hareket odaklı ve hareket hayranı bir sanatçı. Hareket onun uygulamalarının daima merkezinde yer alıyor. Phung, en son yaptığı projeyle, yeni başlangıçların gerginliğini ve kaosunu araştıran bir dans parçası için, stilist Karlmond Tang ve dansçılar Joey Barton ve Kennedy Junior Muntanga ile “doğum”u yaratmak ve koreograf oluşturmak için iş birliği yaptı.
Sanatçı Phung, hareket ve dansa olan hayranlığını şu şekilde anlatıyor: “Son derece gösterişli koreografisi ve güçlü doğum formu hiç gösterilmediği halde sıçrayan figürlerin ağır inişleri hissediliyor ve çerçevelerinin statik kalmasına rağmen eller atılıyor ve bedenler bükülüyor gibi görünüyor. Doğum, hareketleri ve ifadeleri ile genç dansçıların büyümesini ve olgunluğunu araştırıyor.”
Christopher Bailey, 17 yıllık görev süresinin ardından Burberry için yaptığı nihai koleksiyonunu sundu. Burberry’nin baş tasarımcılarından olan Christopher Bailey, markanın 150 yılı aşkın mirasını onurlandıran ve geleceğe yönlendiren bir role sahip.
Koleksiyon, 90'lı yıllara ait İngiliz tarzı ve çağdaş LGBTQ + gençler için gökkuşağı çizgili bir tasarımdan oluşuyor. Sanatçı final için, endüstriyel podyum alanını, neon parlak lazer ışıklarıyla aydınlanan bir kulüp kültürünün katedraline dönüştürdü.
Koleksiyonu izleyiciye sunan modeller, İngiliz Sanat Topluluğu’nun Birleşmiş Görsel Sanatçıları (UVA) tarafından epik olarak yerleştirilmiş Our Time’ın (2016) daha incelikli dramatik sarkaç ışıklarının altında yürüdü.
Netflix'in yeni mini dizisi Collateral'dan ilk fragman paylaşıldı. Günümüzde Londra'da geçecek olan dizide pizza dağıtan bir adamın vurulmasının geniş çapta yayılan sonuçları işlenecek.
Collateral’ın yapımını BBC Two üstlenirken, senaryosunu ise The Hours ve The Reader‘ın senaristliğini yapmış David Hare ile Jessica Jones’un yapımında imzası bulunan S.J. Clarkson kaleme alıyor. Dedektif DI Kip Glaspie’yi Carey Mulligan canlandırırken Mulligan’a, July Namir, Billie Piper, Nicola Walker ve John Simm oyuncu olarak eşlik ediyor. Dizi 9 Mart’ta Netflix üzerinden yayımlanmaya başlayacak.
ARCOmadrid, bu sene 37. kez gerçekleşecek! Çoğunlukla Latin Amerikalı sanatçılardan ve sanat koleksiyonlarından oluşan çağdaş sanat sergilerine ev sahipliği yapacak olan fuar, bir kez daha sanat dünyası için buluşma yeri olarak Madrid’i gösteriyor. Dünyanın dört bir yanından gelen galeriler, sanatçılar ve ziyaretçiler, bu sayede canlı İspanyol başkentinin çağdaş sanat devresine tanık oluyor. Önemli bir durak olan ARCOmadrid, Avrupa ile Latin Amerika çağdaş sanat sahneleri ve sanat piyasaları arasında benzersiz bir köprü kuruyor.
Bu senenin teması ise “The Future” olarak belirlendi. Fuar kapsamında misafir küratör Chus Martínez'in küratörlüğünü yaptığı özel bir sergi ve etkinlik programına da yer verilecek. Eş küratör olarak Rosa Lleo ve Elise Lammer isimleri yer alırken, mimar Andrés Jaque’in ise radikal yeni bir fuar tasarımı sunacağı açıklananlar arasında. ARCOmadrid boyunca sadece fuar alanında değil, şehirde yer alan müze ve özel galerilerde de etkinlikler devam edecek.
21 Şubat tarihinde sanatseverleri ağırlamaya başlayacak olan ARCOmadrid, 25 Şubat tarihine kadar devam edecek.
Uluslararası Berlin Film Festivali, 15 Şubat’ta 68. kez kapılarını açtı. Açılışını günümüz sinemasının en özgün yönetmenlerinden Wes Anderson’ın yeni filmi Isle of Dogs ile yapan festivalin ilk beş günü ana yarışma seçkisinde yer alan farklı ülke ve türlerden 10 yeni filmin gösterimi ile devam etti. Bir çocuğun, şehirden uzaklaştırılan köpeğini arama hikâyesini ele alan ve stopmotion tekniğiyle çekilen Isle of Dogs, basın tarafından büyük övgüyle karşılandı. Berlinale'de 25 Şubat’a dek 7 bin 991 film arasından seçilen 385 film; Panorama, Forum, Geniş Forum, Generation, Damak Tadı Sinema gibi bölümlerde gösterilecek.
Berlinale'de Türkiye'den de toplam üç film dünya prömiyerini yapıyor. 20 filmin Altın Ayı için yarışacağı Ana Yarışma’nın bu yılki jürisine Alman oyuncu, senarist, yapımcı Tom Tykwer başkanlık ediyor. Ana yarışma seçkisinde Anderson’un yanı sıra, Gus Van Sant, Cedric Khan, Christian Petzold, Benoit Jacquot gibi ünlü yönetmenlerle birlikte toplam sekiz Alman yapımı film yer alıyor. Yaşam boyu başarı ödülü olan Onursal Altın Ayı’nın bu yıl ki sahibi en son The Florida Project ile karşımıza çıkan oyuncu Willem Dafoe. Türkiye’den ise Burak Çevik’in Tuzdan Kaide’si Forum bölümünde dünya prömiyerini yaparken, Banu Sıvacı’nın Güvercin’i genç sinemaseverleri hedefleyen Generation 14 Plus bölümünde yer alıyor. Forum Expanded bölümünde ise Didem Pekün’ün orta metrajlı filmi Araf gösterilecek.
68. Uluslararası Berlin Film Festivali 25 Şubat’ta son bulacak. Festivalin detaylı programına https://www.berlinale.de/en/HomePage.html adresinden göz atabilirsiniz.
Bu yıl 71'incisi, Londra'da Royal Albert Hall konser salonunda düzenlenen Bafta Ödülleri töreni Angelina Jolie, Jennifer Lawrence, Natalie Dormer, Salma Hayek ve İngiltere kraliyet tahtı varislerinden Cambridge Dükü Prens William ile eşi Cambridge Düşesi Kate gibi ünlülerin katılımıyla gerçekleşti. İngiliz yönetmen Martin McDonagh'ın direktörlüğündeki Three Billboards Outside Ebbing, Missouri En İyi Film Ödülü’nün sahibi oldu. Filmin başrol oyuncusu Frances McDormand ise En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’ne layık görüldü.
Bafta 2018 Ödüllerini Kazananlar
En İyi Film: Three Billboards Outside Ebbing, Missouri
En İyi Yönetmen: Guillermo Del Toro (The Shape Of Water)
En İyi Erkek Oyuncu: Gary Oldman (Darkest Hour)
En İyi Kadın Oyuncu: Frances McDormand (Three Billboards Outside Ebbing, Missouri)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Sam Rockwell (Three Billboards Outside Ebbing, Missouri)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Allison Janney (I, Tonya)
En Orijinal Senaryo: Three Billboards Outside Ebbing, Missouri
En İyi Belgesel: I Am Not Your Negro
En İyi İngiliz Filmi: Three Billboards Outside Ebbing, Missouri
En iyi Sinematografi: Blade Runner 2049
En İyi Uyarlama Senaryo: Call Me by Your Name
En İyi Animasyon Filmi: Coco
En İyi Yabancı Film: The Handmaiden
En İyi Prodüksiyon Tasarımı: The Shape Of Water
En İyi Görsel Efekt: Blade Runner 2049
En İyi Makyaj ve Saç: Darkest Hour
En İyi Kostüm Tasarımı: Phantom Thread
En İyi Ses: Dunkirk
En Orijinal Müzik: The Shape Of Water