
Bu yıl yedincisi düzenlenen Amsterdam Light Festival, geçtiğimiz günlerde Amsterdam’ın ilk kadın başkanı Femke Halsema tarafından açıldı. Bu yıl ünlü medya bilimi uzmanı Marshall Mcluhan’ın “medium is the message” teorisi üzerine eserler üreten sanatçılar arasında onur konuğu olarak Jeroen Henneman da bulunuyor. Henneman, bir sergi kapsamında hazırladığı Two Lamps isimli eserini, festival boyunca görülebilmesi için One Lamp olarak adlandırdığı prototip boyutlarda yeniden tasarladı. 20 Ocak’a kadar saat 17:00 ile 23:00 saatleri arasında görülebilecek lambalar geçidinde izleyicilerden en çok oyu alan lamba, festivalin sonunda ödüllendirilecek.
André Aciman, beyazperdeye de taşınan romanı Call Me by Your Name’in devam filmi tartışmalarına bir nokta koydu. 4 Aralık’ta attığı bir tweetle filme devam senaryosu yazdığını duyurdu.
Call Me by Your Name, Luca Guadagnino yönetmenliğinde 2017 yılında James Ivory’nin uyarlaması ve Armie Hammer ve Timothée Chalamet’nin performansıyla son zamanların dünya çapında ses getiren filmlerinden biri olmuştu. Filmin devam edip etmeyeceği tartışmaları sürerken Guadagnino, Hammer ve Chalamet devam filmin olmasını isterken, Ivory geçtiğimiz haftalarda devam filmin mümkün olmadığını ve olursa içerisinde yer almayacağına dair açıklamalar yaptı. Bunlara noktayı Aciman koydu: “Call Me by Your Name’in devam etmesini çok isterim. Aslında bir tane yazıyorum”
Kaynak: The Guardian
Viyana’daki Dorotheum Müzayede Evi’nde sıra dışı bir olay yaşandı. Yakın zamanda satışa çıkarılacak olan Pierre-Auguste Renoir’a ait bir manzara resmi, üç hırsız tarafından müzayede evinden çalındı. Viyana polisine göre profesyonel bir soygun olduğu düşünülen hırsızlık olayı geçtiğimiz hafta meydana geldi. Renoir’ın az bilinen eserlerinden Golfe, Mer, Falaises Vertes adlı manzara resminin tahmini satış fiyatı ise 135 bin ile 180 bin euro aralığında belirlenmişti. Yapılan tüm arama ve güvenlik kayıtları incelemesine rağmen üç hırsız ve tablodan şimdilik herhangi bir haber alınamıyor.
Fransa’nın 1951’den beri yayın hayatını sürdüren sinema dergisi Cahiers du Cinéma, bu yılın en iyi on filmini seçti.
Listenin ilk sırasında bizlerin, geçtiğimiz Şubat ayında 17. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nde izleme şansına eriştiği Bertrand Mandico’nun filmi The Wild Boys yer alıyor. Hem senenin hem de Oscar’ın en çok konuşulan filmlerinden, başrolünde Daniel Day-Lewis’in oynadığı Paul Thomas Anderson’ın Phantom Thread’i ve yine Lars von Trier’nin son filmi The House That Jack Built listede yer alan filmlerden.
1.The Wild Boys - Bertrand Mandico
2.Coincoin and the Extra-Humans - Bruno Dumont
3.Phantom Thread - Paul Thomas Anderson
4.Burning - Lee Chang-dong
5.Paul Sanchez est revenu! - Patricia Mazuy
6.The Post - Steven Spielberg
7.On the Beach at Night Alone - Hong Sang-soo
8.The House That Jack Built - Lars von Trier
9.Leto - Kirill Serebrennikov
10.Treasure Island - Guillaume Brac
Efsanevi yönetmen Terry Gilliam’ın hiç dinmeyen temposu, yaratıcı olay örgüsü, göz alıcı mekânları ve sıra dışı mizahıyla tam bir başyapıt olan filmi Don Kişot’u Öldüren Adam, 7 Aralık tarihinde nihayet vizyona giriyor. Nihayet, çünkü filmin yapım süreci 1990’larda başladı fakat hastalıklar, davalar, finansman sıkıntıları, sel baskını gibi çeşitli sorunlardan 2018’e kadar aksadı. Dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yapan filmin senaryosu Terry Gilliam ve Tony Grisoni tarafından kaleme alınırken, oyuncu kadrosunda Adam Driver, Jonathan Pryce, Joana Ribeiro, Olga Kurylenko, Stellan Skarsgård ve Rossy de Palma yer alıyor.
Miguel de Cervantes’in “tarihteki ilk modern roman” kabul edilen ünlü eserinden ilham alınan filmde Toby (Adam Driver) kendini beğenmiş bir reklam yönetmeni, Javier (Jonathan Pryce) ise bir ayakkabı tamircisidir. İkili, yıllar sonra La Mancha’nın otantik atmosferinde yeniden karşılaşır. Yaşlı Javier, kendisinin Don Kişot ve Toby’nin de Sancho Panza olduğunu sanmaktadır. Bir dizi talihsizlik sonucu acımasız bir Rus mafya lideri, baş belası bir yapımcı ve eski aşkların da karıştığı; gerçekle hayalin, geçmişle bugünün birleştiği çağdaş bir Don Kişot hikâyesinin ortasına düşerler.
https://www.youtube.com/watch?v=zinnqYGI06k
Sovyet Rusya’da üretilen insan yapımı ilk uydu Sputnik, 60 yıl aradan sonra takım arkadaşlarıyla birlikte sanat dünyasında boy gösteriyor. Sovyet bilim adamları ve tasarımcıların estetik kaygı gözetmeden ürettiği araçlar ödüllü fotoğraf sanatçısı Docubyte tarafından Cosmic Pop isimli fotoğraf serisiyle görsel bir şölene dönüşüyor.
1980’de uzay deneyleri kapsamında tasarlanmaya başlanan 36m’lik ilk uzay uçağı BURAN ile mini test boyu olan BOR-5 serideki önemli görsellerken. Seri kapsamında Yuri Gagarin’e ait uzay başlığı SK1’den uzay yarışlarını başlatan ikonik araç Sputnik’e kadar pek çok uzay aracını çarpıcı renkler altında izlemek mümkün.
Kaliforniya’daki şarap evi Donum Estate, Danimarkalı sanat koleksiyoneri Allan Warburg’un küratörlüğünde dünyanın en etkileyici sanat eserlerine ev sahipliği yapıyor. Sonoma şehrinin görkemli arazilerinde yeşeren üzüm bağları, lavanta bahçeleri ve zeytin ağaçlarıyla kaplı doğal ortamında Ai Weiwei’den Yayoi Kusama’ya kadar pek çok sanatçının dünyaca ünlü eseri sergileniyor.
Ai Weiwie’nin her biri Çin kültüründeki burçları temsil eden ikonik bronz heykel serisi Circle Of Animals, Rolling Hills’in ortasında yer alıyor. Yayoi Kusama’ya ait puantiyeli Pumpkin adlı eser ise kare biçimli bir su birikintisinin ortasında bulunuyor. Arazide görebileceğimiz bir diğer eser Zhan Wang’a ait Artificial Rock. Paslanmaz çelikten üretilen kaya formlu devasa heykel, tüm görkemiyle her noktadan görülebiliyor. İnsan, doğa ve mekân arasındaki ilişkiye odaklanan Donum Estate’teki pitoresk parkın açılışı 20 Kasım’da gerçekleşti.
Metropolitan Sanat Müzesi 569 sanat kitabını ücretsiz erişime açtı. Müze bu yılın başlarında Creative Commons ile iş birliği yaparak arşivindeki 375.000 sanat görselini de ücretsiz olarak kullanıma açmıştı.
Müzenin web sitesine girdiğimizde Tam Metin Çevrimiçi bölümünü görüyoruz burada başlık, yazar, koleksiyon ve temaya göre arama yapabiliyor, yayınları çevrimiçi olarak kolayca okuyabiliyor ve PDF dosyası olarak indirebiliyoruz.
Yılın en orijinal ve çarpıcı gerilim filmi The Guilty (Suçlu), 30 Kasım’da vizyona giriyor. Sundance Film Festivali’nden İzleyici Ödülü’yle ayrılan film, acil yardım hattında çalışan polis memuru Asger Holm’un sıradan bir gece vardiyasında olağanüstü bir telefon almasını konu alıyor. Danimarka’nın 2019 Oscar Adayı olan filmin oyuncu kadrosunda Asger Holm ve Jessica Dinnage yer alıyor.
https://www.youtube.com/watch?v=t81hzmeT2jo
Donald Trump’ın Amerikan başkanı seçilmesinden bu yana The Handmaid’s Tale, kadın haklarının bir sembolü haline gelen ve kadın düşmanlığına karşı ayakta duran bir eser oldu. Ve şimdi Margaret Atwood’un bir devam romanı yazacağı haberi verildi.
Atwood’un yazacağı devam romanının ismi The Testaments olacak ve üç kadın karakter tarafından anlatılacak.
Kitap, Offred'ın final sahnesinden 15 yıl sonrasında geçecek. Yani kapıyı çarptığında belirsiz bir geleceğe sürüklendiği o sahneden sonra. Ucunda özgürlük mü, daha çok işkence mi, hapis mi, hatta ölüm mü olduğu belli olmayan o geleceğe. Şu an bunu bilemiyoruz.
Margaret Atwood kitap hakkında şunları söyledi: “Sevgili okurlar, Gilead hakkındaki sorularınız bu kitabın ilhamı oldu. Evet, neredeyse her şey. Ve bir diğer ilhamım, içinde yaşadığımız dünya.”
The Testaments, tüm dünyada 10 Eylül 2019’da yayımlanacak.
Kaynak: Penguin