04 TEMMUZ, ÇARŞAMBA, 2018

“Yıldızları Kavanoza Doldurup Vermek İstedim”

2009 yılında, İstanbul Caz Festivali kapsamında Türkiye’deki ilk konserini veren caz sanatçısı Melody Gardot, 25. İstanbul Caz Festivali kapsamında yeniden İstanbul’a geldi. Gardot ile bir araya gelip, bu yıl çıkardığı Live in Europe albümünü, fotoğraflarının yaratım süreçlerini ve deneyimlerinin müziğine nasıl yansıdığını konuştuk.

“Yıldızları Kavanoza Doldurup Vermek İstedim”

Baby I'm a Fool, If the Stars Were Mine ve Les Etoiles gibi şarkılarıyla aşina olduğumuz Melody Gardot, 2009 yılında yaşadığı ağır bir trafik kazası sonrasında şarkılarını yazarak hayata dair motivasyonlarını yaratmaya başlamıştı. Şarkılarla hayata tutunan Gardot, müziğin iyileştirici gücüne inanarak üretimlerini gerçekleştirmeye devam ediyor. Aradan geçen 13 yıl içinde yayımladığı, dünya çapında büyük başarılar kazanan albümlerinin yanında sahnesi, karizması, duyuları, derinlikli müziği, Philadelphia yansımaları, etkileyici vokali ve açıklıkla paylaştığı hikâyelerinin güçlü birleşimini dinleyicileriyle buluşturuyor.

Son olarak 2018’de Live in Europe LP’nizi yayımladınız. Albümden bahsedebilir misiniz? 

Bu albüm benim için çok özel çünkü Avrupa’nın birçok şehrinde söylediğim şarkıların canlı kayıtlarını içeriyor. Birçok kişinin fikri alınarak içlerinden en özel şarkıların toplandığı bir albüm oldu. Bu albümü yaparken çok şey öğrendim. Çünkü geçmişe dönük olarak şarkılarımın nasıl olduğunu gördüm ve eklediğim yorumlarla neye dönüştüğünü fark ettim. 

Şarkılarınız gerçekten fazlasıyla duygulu. Özellikle If The Stars Were Mine, Your Heart Is As Black As Night, Baby I’m Fool ve Les Etoiles unutulmaz şarkılarınız arasında. If the stars were mine şarkısından biraz bahsedebilir misiniz? 

If The Stars Were Mine, çocuklar hakkında bir şarkı. Belki anne ve babalarından ilgi görmemiş veya umduğunu bulamamış çocuklar hakkında. Ben de tüm o çocuklara yıldızları kavanoza doldurup vermek istedim. Ya da nehirleri rengarenk yapmak ve onları mutlu etmek istediğimi ifade etmek istedim. 

2011 yılında, Fernando Meirelle'nin yönetmen koltuğunda, Jude Law’ın da oyuncular arasında olduğu 360 adlı filmde Les Etoiles şarkınız soundtrack olarak kullanıldı. 

Bunu bilmiyordum.

Haberiniz yok muydu?

Bunu ilk defa şimdi duyuyorum. (Gülüyor)

Haberinizin olduğunu düşünmüştüm. Peki bir film müziği projesi yapmayı düşünüyor musunuz?

Şu an için yok ama gelecekte yapmak harika bir fikir olabilir. Çünkü şarkılarımı yazarken de aklıma daima sinemasal görüntüler düşer ve oradan beslenirim. Bu yüzden bir filme şarkı yapmak benim için çok keyifli bir çalışma olabilir. 

Müzisyen olarak çok güçlü bir tarafınız var. Güçlü enerjinizi şarkılarınızda ve sesinizde hissedebiliyoruz. Öncelikle çok üzgün olduğumu belirterek sormak istiyorum, araba kazasından ve bunun müziğinize yansımalarından bahsedebilir misiniz?

Bu benim için 10 yıllık bir yolculuktu ve hâlen daha devam ediyor. Yeniden okumayı, nefes almayı, yürümeyi, konuşmayı ve şarkı söylemeyi öğrendim. Bu türden bir kaza sonrası beyin biraz hasar alıyor ancak çok güçlü olup çabaladıkça bir şeyleri yeniden yapmayı başarabiliyorsunuz. Çünkü bir yandan da hayatınızda müzik var ve sahneye çıkmak, şarkı söylemek ve çok sevdiğiniz bir şeyden uzak kalmamak istiyorsunuz. Bu da zaten en büyük motivasyonum oldu güçlü durabilmem için. Yaşadığım deneyim ağırdı ancak minnettarım çünkü mental, fiziksel ve duygusal olarak beni kendime getirdi ve bazı şeylerin üstünde durup yeniden düşünmemi ve inşa etmemi sağladı. 

Müziğinizde çok farklı caz türleri var. Kendi müziğinizde önem verdiğiniz şeyler neler?

Melodinin akılda kalması ve sözlerin etkisi şarkılarımda önem verdiğim bir şey. Elbette bunlar çoğu zaman değişkenlik gösterebilir ancak şarkılarımı dinleyenlerin nasıl bir değişim geçirdiği ve şarkılarımın onlara ne hissettirdiği benim için önemli. Çünkü dinleyici şarkılarımla özel bir bağ kurduğunda, ne hissetmek istiyorsa onu hissetmesini isterim. 

Size ilham veren şeyler neler ve bugünlerde kimleri dinliyorsunuz?

Sanırım yaşadığım her gün, her sabah en büyük ilham kaynağım. İnsanlarla sokakta karşılaşmak, sohbet edip hikâyelerini dinlemek ve paylaşmak oldukça ilham verici. Klasik müzik dinliyorum. Eski Fransız müziklerini çok seviyorum. Rachmaninoff, Verdi, Chopin ve Edith Piaf dinlemek bana ilham veriyor. 

Tüm fotoğraflarınız oldukça havalı ve video çalışmalarınız da üzerine düşünülmüş çalışmalar olarak karşımıza çıkıyor. Fotoğraflarınızı ve videolarınız oluştururken nasıl bir yaratıcı süreçten geçiyorsunuz? 

Bence her şarkının ve albümün bir ruhu ve konsepti var. Ben de bu ruha uyacak görsel çalışmalar tercih ediyorum. Çünkü sanatçı olarak yaptığınız işi görsel açıdan da dışavurmak önemli. Bazı müzisyenler stüdyodan birkaç fotoğraf koyuyor kimisi ise daha farklı materyaller dahil ediyor albüme. Miles Davis veya Led Zeppelin’i düşünün, fotoğraflarla çılgın sanatsal çalışmalar ürettiler. Ben de albümlerimi fotoğraflarla desteklemek ve farklı çalışmalar yapmaktan mutlu oluyorum. Video çalışmalarda ise birçok opsiyon sunuluyor önümüze ama ben şarkıların ruhuna en uygun olacak çalışmaları tercih ediyorum. Daha önce bahsettiğimiz sinemasal bir bakışıla yaklaştığım için kliplerimde de bunu ön plana çıkarmaya çalışıyorum. Elbete iyi bir yönetmenle çalışmak da fikri ortaya çıkarmak ve yansıtmak adına önemli. Çünkü en fazla beş dakika gibi bir sürede, aktarmak istediğinizi sıkıcı olmadan vermeniz gerekiyor. 

25. İstanbul Caz Festivali kapsamında yeniden İstanbul’dasınız. Neler Hissediyorsunuz?

Gerçekten çok heyecanlıyım. Tekrar İstanbul’da olup herkesi görmek harika. İlk geldiğimde bir boğaz turu yapmıştık ve bunu hâlen unutamıyorum.

https://www.youtube.com/watch?v=C6X9uq05H74

0
1883
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle