10 TEMMUZ, ÇARŞAMBA, 2019

Tırtıldan Gösterişli Bir Şov Kelebeğine

İkonik süperstar Elton John’un hayatından kırk yıla dokunan Rocketman filmi uzun zamandır merakla bekleniyordu. Geçtiğimiz ay sinemaseverlerle buluşan film hâlâ gösterimlerine devam ediyor. Sadece Elton John hayranlarını değil, rock and roll sevdalılarını, biyografik ve müzikal film sevenleri sinema salonlarına bekliyor.

Tırtıldan Gösterişli Bir Şov Kelebeğine

Elton John’un hayatının filme uyarlandığı haberiyle ilk karşılaştığımda ister istemez bu projede izlenme rekorları kıran, Freddie Mercury’nin hayatını bizlerle buluşturan Bohemian Rhapsody’nin yakaladığı başarının payı olduğunu düşündüm. Ardından filmin hazırlık aşaması ve projenin başlangıç tarihini gördüğümde tamamen bağımsız bir girişim olduğunu fark ettim. İşte tam da bu noktada büyük bir merak başladı.

Bohemian Rhapsody’nin adı saklı yönetmenlerinden olan Dexter Fletcher, Rocketman’de yönetmen koltuğunda arzı endam ediyor. Filmin senaryosunu ise Lee Hall kaleme alıyor. Elton John’un yaşamının ilk kırk yılına odaklanan film, biyografik filmler arasında iddialı bir yerde konumlanıyor çünkü ele aldığı kişi hâlâ yaşamını sürdürüyor. Hatta filmin uygulayıcı ve yapımcıları arasında yer alıyor.

Epik bir müzikal hikâye olarak karşımıza çıkan Rocketman, ünlü sanatçının utangaç bir çocuktan süperstara dönüşünü konu alıyor. Klasik çizgilerin dışına çıkacağı pek tahmin edilemeyen, sadece deha müziğiyle dikkat çeken minik Reginald Dwight (Elton John), film süresince gözlerimizin önünde bir şov yıldızına dönüşüyor. Kasabalı bir çocuğun pop kültürünün unutulmaz ikonik figürlerinden birine evrilişi müzikal ögeler eşliğinde gerçekleşiyor.

​Baba sevgisinden uzak geçirdiği çocukluğunun, kopuk aile ilişkilerinin, küçük yaşlarından beri sevgi arayışının izleri Elthon John’un tüm hayatına etki eden faktörler arasında yer alıyor. Klasik müzik ve rock and roll arasında kalışı, cinsel kimliğini keşfedişi film boyunca karşımıza çıkan dönüşüm dönemleri. Mahcup bir tırtılın kozasından çıkarak rengarenk, gösterişli bir kelebeğe dönüşmesi…​

Elton John’un alkol, uyuşturucu, seks ve alışverişe bağımlılığı sebebiyle gittiği bir terapi grubunda başlayan hikâye, film boyunca bizi terapi odasına geri döndürüyor. Bu dört duvar içinde kırgınlık, küskünlük ve hayal kırıklıklarını anlatan sanatçı sık sık geçmişe dönüyor. Hayatındaki en büyük eksiklik olan sevginin kırıntılarını arıyor ancak babası her defasında kapıyı suratına çarpıyor.

​John’un hayatından birçok kırılmaya dokunan film bir şekilde yüzeysel kalmayı aşamıyor. Sanatçının hayatıyla ilgili her alana değiniyor ama buna rağmen hiçbirinde derinlere indiğini hissettiremiyor. Uzun sayılabilecek, iki saatlik filmin büyük bir bölümünü de müzikal sahneler kaplıyor tabii. Filmde bazı diyaloglar direkt müzikal akışta karşımıza çıkıyor. “Her şeyden biraz” mantığından uzaklaşamayan filmde kalan boşluklar seyir hâlinde rahatsız etse de genel anlamda akıcı ve keyifli bir film olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Film boyunca incelikle işlendiğini düşündüğüm konu ise kostüm seçimleri. Kesinlikle detaylı bir çalışma olduğu dikkat çeken ve John’un nevi şahsına münhasır tarzını yansıtan kıyafetler, dev kanatlar, yüksek topuklar, rengarenk kocaman gözlükler, tüyler ve pırıltılar görselliği üst seviyeye taşıyan etmenler arasında yer alıyor. Şov sahneleri de yine süperstara yakışan titizlikte izleyiciyle buluşuyor.

​Elton John’a başarılı bir şekilde hayat veren Taron Egerton aynı zamanda film boyunca duyduğumuz şarkılarda da kendi sesini kullanıyor. Hatta bir şarkıyı Elton John ile birlikte seslendirme şerefine erişiyor. Sözleri Bernie Taupin’e ait olan ve film için özel olarak Elton John tarafından bestelenen (I’m Gonna) Love Me Again şarkısını ikilinin sesinden dinliyoruz. Bu arada John’un kadim dostu ve söz yazarı Bernie Taupin’e film boyunca hayat veren Jamie Bell’in başarılı oyunculuğunun da altını çizmek gerek.​

Birçok insanın Bohemian Rhapsody ile kıyasladığı ve birbirinden çok farklı yorumların ortaya çıktığı Rocketman, yönetmenlik açısından iyi bir yere yerleşse de kurgu ve senaryo olarak benim için zayıf kalan bir film. Ancak müzikal ve biyografik film sevenlerin ve tabii ki Elton John hayranlarının kesinlikle izlenecekler listesinde yer almalı diye düşünüyorum.

0
3298
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle