29 EKİM, PAZARTESİ, 2018

Rami Malek Nasıl Freddie Mercury’e Dönüştü?

İşi yeniden canlandırmak olan herkes, faydalanacağı bir “söyleyiş”in (taklit eden kişinin karaktere girmesini kolaylaştıran, ünlü kişiye ait meşhur bir söz ya da tikin) ne kadar önemli olduğundan bahseder. Rami Malek içinse Freddie Mercury’e dönüşmek “Awlright” diyebilmek kadar kolaydı. Bu Malek’e starın efeminen İngiliz aksanını kazandırırken, Mercury’nin biyografik filmi Bohemian Rhapsody’nin setindeki herkese de çekimler için artık hazır olduğunu göstermiş oldu.

Rami Malek Nasıl Freddie Mercury’e Dönüştü?

Malek’in, Queen’in grup liderini tasviri bir canlandırmanın ötesine geçiyor. Malek, Mercury’nin sahne kişiliğinin gösterişli, tavus kuşu edalı yürüyüşüne ve kendine gösterdiği özene öyle hâkim olmuş ki, Queen’in Live Aid konserine ait nefes kesen sahneyi izlerken gerçek olanı izlemediğinizi kolayca unutabilirsiniz.

​Malek aynı zamanda, doğum adı olan Farrokh Bulsara’yı reddeden ve alter egosu yalnızca sahnede ortaya çıkan starın korunmasız ve kasvetli ruhunu da derinlerden çekip çıkarıyor. Mercury’den bahsederken “Onu çok değişken ve belirsiz yapan bir şey var” diyor, “Öylesine sevecen bir yanı var ki, topluluk, sevgi ve birliktelik gibi hisler için can atıyor ancak orada bir şekilde mesafe hissi de var.”

​Yine de gerçek Mercury’yi açığa çıkarmak kolay değildi. Angarya olarak gördüğü röportajlarda, kişisel herhangi bir şeyi açıklamak yerine kendini “gösteriş meraklısı” ve “müzikal fahişe” olarak tanımlarken sergilediği huysuz tavırları meşhurdu. 1991’de AIDS’e bağlı zatürre sebebiyle gelen zamansız ölümü sebebiyle, en kişisel duygularına dair fikir verebilecek bir anı yazısı bulunmuyor. “Ona doğru yollar arayıp durdum ve sonunda fark ettim ki o bize bir günlük bıraktı, o günlük bütün şarkılarında” diyor Malek. Bunu en fazla açığa vuranlar Lily of The Valley ve You Take My Breath Away idi, öyle ki ikisi de Don’t Stop Me Now ya da Another One Bites The Dust’ta hissedilen kurşun geçirmez özgüvene kıyasla, çok daha sakin ve derin düşünceli şarkılar. “Emin olun o şarkıların filmde olması için çok uğraştım, çünkü bana Freddie hakkında çok şey öğrettiler” diyor Malek. 

Aslında film “gerçek Freddie”yi gizlemekle suçlanıyor. Onun seks, uyuşturucu, çıplak garsonlar ve başlarında kokain tepsisi taşıyan cüceler bulunan partiler gibi aşırılıklarını göz ardı ediyor. Bazıları ise hikâyenin heteroseksüellik ile kaplanacağına dair endişe duyuyor. Ancak hukuki eşi Mary Austin’e odaklanılmasına rağmen, Mercury’nin gizemli kalan biseksüelliği senaryonun kilit noktalarından biri.

“Bu bir belgesel değil” diye vurguluyor Malek, “Kronolojide cüretkâr davranıyoruz çünkü hikâyeyi anlatmak için iki saatimiz var.” Ve ekliyor: “Bazı noktalar çok aldatıcı olabiliyordu bizim için. ‘Onu Zanzibar’da çocuk olarak gösterecek miyiz? St. Peter yatılı okulunda gözükecek mi?’ gibi soruları düşünüyorduk. Bu sahneleri çektik ancak sonunda sınırlı bir süremiz olduğunu fark ettik. Bu yüzden 70’lerin başından 1985’e uzanan döneme odaklanmayı tercih ettik. Gündemimiz bu insanı övgüyle anmaktı.”

Kimse Malek’in role bağlılığını sorgulayamaz. Filmin finanse edilmesinden çok daha önce altı saat boyunca sesi test edildi. Mercury’nin kendine has tavırlarını ve sahne seslerini seçebilmek için titrek görüntülü, hayranlar tarafından çekilen Queen videoları üzerinde saatlerce çalıştı. Bu gelişim sürecinde, kendisine Mercury’ye ilham veren Jimi Hendrix, David Bowie ve Kabare filmindeki Liza Minelli gibi isimleri izlemesini tavsiye eden dil koçu ve koreograf Polly Bennett ile birlikte çalışarak şan ve piyano dersleri için Londra’ya gitti. Ayrıca kendine yeni dişler edinmek zorunda da kaldı.

Filmde de açıklandığı gibi Mercury, üst çene dişlerinin alt çene dişlerinden önde olmasına sebep olan, ancak aynı zamanda Freddie’nin bunun sesine fazladan rezonans verdiğine inandığı fazladan dört kesici diş ile doğmuştu. Malek sahte dişlerini film çekimlerinden aylar önce aldı ve Bohemian Rhapsody setinde peltek konuşmadığından ve yanlış telaffuz etmediğinden emin olmak için onları yer aldığı televizyon dizisi Mr. Robot’un çekim aralarında da takmaya devam etti.

Prodüksiyon Sorunları

Bütün bu sıkı çalışmalar işe yaradı. Film hakkındaki ilk görüşler filmin kalitesi konusunda ayrılıyor olsa da (The New York Times yazarı Kyle Buchanan filmi “abartılmış Vikipedi içeriği” olarak tanımlamış) herkes Malek’in “olağanüstü” performansı hakkında hemfikir. Deadline yazarı Pete Hammond “Eğer amaç Rami Malek’i en iyi Oscar adaylarının arasına sıkıca yerleştirmekse, görev tamamlanmış demektir” diyor.

​Filmin sorunlu fikir aşamaları düşünüldüğünde bu oldukça dikkat çekici. Malek, film için imzayı atana kadar üç ana aktör, çeşitli senaryolar ve iki A sınıfı yönetmenle büyük sorunlar yaratmıştı bile. Sonrasında, film çekimlerinin bitmesine 16 gün kala, yönetmen Bryan Singer sete gelmeyince dengesiz davranışları sebebiyle kovuldu. Singer ve Malek’in şiddetli tartışma dedikodularının arasında, filmi tamamlaması için Dexter Fletcher göreve getirildi. Malek bununla ilgili sette “yaratıcı farklılıklar”ın olduğunu itiraf etti, ancak yönetmen değişikliğini yoldaki ufak bir tümsek gibi görerek aldırış etmeyen bir tutum sergiledi. Birçok röportajda yapılan standart (ve muhtemelen stüdyo onaylı) açıklama, Malek’in Mr. Robot setinde farklı yönetmenlerle çalışmaya alışmış olması ve bu durumun da bir farkının olmaması üzerineydi. Collider’a “Benim için garip değil. Özellikle film son demlerindeyken ve herkes yorulmuşken taze ve yeni bir sese sahip olmak zayıflatan bir durum değil”  dedi Malek.

Filmin yayımlanmasından önce problemli üretim aşamaları dikkat çekse de yayımlanan ilk fragmandan sonra Malek’in gösterişli dönüşümü herkes tarafından konuşuldu. Acaba kendisi kameralar çekmeyi durdurduğunda, Freddie’nin hangi parçasını geride bırakmayı başaramadı? Malek bu soruyu “Sanırım yalnızca ruhu” diye cevaplıyor ve ekliyor: “Basmakalıp olmayı, boyun eğmeyi reddetmesi. Bence o devrim niteliğindeydi, çünkü hiçbir zaman kendisinin herkesten ayrı, belirli bir grupta tutulmasına ya da ötekileştirilmesine izin verdiğini düşünmüyorum. Aslında o bizim şu anda kolektif bir toplum olarak yapmayı amaçladığımız şeyi yaptı; etiketlenmemek, herhangi biri bizi belirli bir kategoriye yerleştirmeden olabildiğimiz kadar özgün olmak. O zamanlar bunun için çok eleştirilip yerden yere vuruldu, ancak şimdi baktığınızda bir çığır açtığını görebilirsiniz. Hep derdi ki: ‘Ben kendim olacağım ve eğer beğenmiyorsan, hadi oradan!’”

Not: Mark Savage’nin BBC’de yayımlanmış yazısından çevirilmiştir.

Çeviri: Beyzanur Cebeci

0
3012
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle