31 TEMMUZ, PAZARTESİ, 2017

Kısa Bir Sapma Bir Nevi Simülasyon: Big Burn İstanbul

21-23 Temmuz'da “Türkiye’nin yeni festival deneyimi” mottosuyla düzenlenen Big Burn İstanbul’un yoğun lineup’ını, organizasyon detaylarını ve festival demografisini inceledik. Festivali, Türkiye’de giderek kemikleşen elektronik müzikseverler için merceğimize alıp, görsel ve işitsel deneyimlerimizi aktardık. 

Kısa Bir Sapma Bir Nevi Simülasyon: Big Burn İstanbul

Türkiye’de yeni bir festival deneyimi yaşatmak fikriyle ilk kez yola çıkan ve Burn Enerji İçeceği’nin kendi adıyla gerçekleştirdiği Big Burn İstanbul elektronik müzik festivali geçtiğimiz hafta Suma Beach’te sonlandı. Aylar öncesinden neredeyse tüm mecralarda hummalı bir tanıtım yapan festivalin 25.000 katılımcısıyla görünür olmak konusunda emeğinin karşılığını aldığını söyleyebiliriz. 

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Yazın İstanbul’un sıcağından kaçamayanlar, yoğun iş temposundan şöyle bir plaj-kamp-çadır ayarlayıp müzik dinlemeyi yıllık izine saklayanlar, yurt dışındaki Dj performanslarına ve festivallerine çeşitli sebeplerden erişemeyenler, bir iki gün evden uzaklaşmak veya şehrin ritminden kaçıp farklı bir deneyim yaşamak isteyenler için Big Burn İstanbul kaçırılmaz bir fırsat oldu. Festivalin Richie Hawtin, Luciano, Loco Dice, Dixon, Nicole Moudaber, Acid Pauli, Nu, Bedouin ve daha birçok yıldız isimle hazırladığı lineup’ı heyecanlandıran en büyük etkendi. Festival alanı Big Burn Main Stage, Magic Forest, Beach Stage, Burn Fire Stage ve Nissan Juke Stage olarak 5 ayrı sahneden oluştu ve yerli-yabancı toplam 100 DJ’e ev sahipliği yaptı. 21 Temmuz Cuma günü saat 13:00’te kapılarını açan festival, alanı önceden keşfetmek, çadırını kurmak ve yerleşmek isteyenlerle Beach Stage’te ilk setlerini başlattı.

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Cuma gününün öne çıkan isimlerinden, Macaristan underground elektronik müzik sahnesinin en büyük isimlerinden Mira Joo; techno, tech house ve deep house'u bir araya getiren setleriyle bizi 22:00’de Burn Fire Stage’te karşıladı. Mira Joo festivalin ritmini yükselterek gecenin en çok beklenen ismi Luciano’ya hareketli dinleyiciler bıraktı. İbiza’da dünyanın en iyi DJ’lerini belirleyen DJ Awards’taki en büyük ödülü alarak dünya üzerinde en iyi DJ seçilen Luciano (Lucien Nicolet) minimal techno’dan house’a, techno’dan Latin melodilere uzanan eklektik setleriyle saat 00:00’da Big Burn Main Stage’te geceyi başlattı. Bu noktada Luciano beklentileri karşılayan bir performans sergilerken sahnenin dekor ve ışık tasarımının çok üstüne düşülmeyen bir unsur olduğu göze çarpan ilk detaylardandı. Luciano’nun iki saat süren performansı biterken saat 01:00’de Beach Stage’te setine başlayan NU –neyse ki saat 04:00’e kadar sahnede olacaktı- Luciano’dan sonra 02:00 civarında yakalanabildi. NU ile biraz sakinleşen lineup’ın ardından gecenin ikinci yıldızlarından, Beyrut’a literal anlamda elektronik müziği getiren ve kusursuz setleriyle Amerika’yı etkisi altına alan Nicole Moudaber, saat 04:00’te bizlere “iyi geceler” ve “günaydın” dedi. Big Burn Main Stage’te setlerine başlayan Moudaber çalıştığı onca iyi müzisyenle tartışmasız tech house’un en önemli isimlerinden birisi olduğunu bizlere ispatlayarak cuma gününü sonlandırdı.

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Yeni güne başlarken dinlenmek için çok fazla alternatif yerin olduğu ancak bu alanların biraz daha konforlu olması gerekliliği konuşulanlar arasındaydı. Çadırların kurulu olduğu bölge daha ağaçlı bir alanda tercih edilebilirdi. Festival alanını terk etme hakkınızın sınırlı olması, yiyecek ve içeceklerin biraz pahalı olmasının yanında daha özellikli ve lezzetli menüler tercih edilebilirdi. Dünyada düzenlenen birçok lineup festivalde dünya mutfağının en yeni ve sıra dışı yemeklerinin müziğin dinamizmine uygun bir biçimde sunulduğu düşünüldüğünde Big Burn İstanbul’un da bir sonraki festivalde konuklarına aynı özeni göstereceğine eminim. Daha ilki düzenlenen festivalleri olduğundan birçok konuda çabaladıklarını düşünüyorum. Mesela tuvalet konusu her festivalde problemli olabilecekken yeterli sayıda tuvalet bölümünün olması çok iyiydi. Çadırlarımızı kurmak için çadır alanında kurulum ekiplerinin olması da misafirperver bir tavır olarak sevindiriciydi. 

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Cuma gününün yoğun geçen lineup'ının ardından cumartesi günü yer alacak DJ’lerin heyecanı herkesin yüzünden anlaşılıyordu. Güneş doğarken Nissan Juke Stage’te yerli sahnenin genç Dj’leri plajda performanslarını sergilerken, renk banyosu yapmış rengarenk katılımcılar ile plajda çalan ılık ritimler günü canlandırmaya başladı. Cuma gününe oranla daha da kalabalıklaşmaya başlayan festivalin ikinci gününde herkesin gerek dans ederek gerekse dinlenerek heyecanla beklediği isimlerin saati yaklaşıyordu. Heyecan verici ve melankolik melodileriyle Lake People ve “Her saatte, her dans pistinde gider” anlayışındaki minimal techno ve deep house tarzıyla Isolée peş peşe setlerini çalarak Magic Forest sahnesinde bizleri akşama hazırladı. Aynı sahnede 01:15’te Tamer Malki ve Rami Abousabe’in doğu-batı senteziyle özgün ritimlerini bir araya getirdikleri Bedouin, 15 dakika sonra da 01:30’da Richie Hawtin’in Big Burn Main Stage’te yer alması ise iki tane sizden olması gerektiği anlamına geliyordu. Ancak Bedouin’in saat 04:00’e kadar çalacak olması iç rahatlatıcı olduğundan müzikle 30. yılının sonuna gelmiş techno efsanesi ve ikonik yıldız Richie Hawtin’i kaçırmamak olmazdı. 01:30’da Main Stage kısa süre içerisinde dolup taştı. Onlarca kez en iyi techno DJ’i seçilen, İbiza’dan New York’a, Berlin’den Londra’ya kadar birçok sahnede yer alan ve elektronik müzikle yatıp kalkan “detroit techno” veya “süperstar DJ”lik dendiğinde akla gelen ilk isimlerden olan Richie Hawtin cumartesi gecesi sahnedeydi. Richie Hawtin’de de umduğumuz kalitede bir ışık ve dekor tasarımıyla karşılaşmasak da performansıyla ilk dakikalarda bu aksaklıkları silebilmeyi başardı. Performansı boyunca yüksek bass ritimleriyle ilerleyen Richie Hawtin’in son dakikalarında ayrılarak oryantalist ezgilerle batı sentezini doğru bir melodide toparlamış olan Bedouin’i bir saatliğine yakalama fırsatımız olabildi. Aslında harmonik açıdan bu erken ayrılış kişisel lineup’ınızı yönetmeniz için biraz olumlu bir sonuç doğuruyor çünkü DJ’leri tanıdığınızda bu set bolluğunun içinde etkili zaman kullanmanız size avantaj sağlıyor. Hele ki 04:00’te Dixon’ın sahne alacağından eminseniz ritminizi doğru ayarlamanız kaçınılmaz oluyor. 

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Saatlerimiz sabah 04:00’ü gösterirken 2013 yılından beri her sene Resident Advisor tarafından yılın en iyi DJ’i seçilen Dixon (Steffen Berkhahn) nihayet Magic Forest sahnesinde karşımızdaydı. Birçok DJ’e ilham veren mix tekniği, her müzik türüne olan hakimiyeti ve plak kurdu gibi her müzik kaydını hücrelerine kadar araştırdığını düşündüğümüzde Steffen Berkhahn’ın neden parmakla gösterilen bir isim olduğunu anlamak kolaylaşıyor. Steffen Berkhahn’ın Magic Forest sahnesine sığmaması göze çarpan ilk detaydı. Main Stage’e göre daha kısıtlı olan bu sahne, kapasitesini aşarak neredeyse patlama yarattı. Dixon, göğüs kafesinde hissedilen yüksek bassları, doğru tamperamandaki iniş çıkışları ile dinleyicisinin dna’sını çözmüş gibiydi. Dixon’ın performansı sabah 07:00’de sonlanırken yepyeni bir ruh hali ile güneşin doğuşu neredeyse herkesin festival boyunca hissetmeyi umduğu beklenen arınmanın karşılığını veriyordu.

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Türkiye’de gittikçe kemikleşen bir elektronik müzik popülasyonu oluşmaya başladığından katılımcıların dinlemek istediği müzikle ilgili naifliği yüksek, töleranslı bir tavrı vardı. Katılımcıların çoğu şık, festival tarzına uygun, neşeli kıyafet ve makyaj seçimleriyle burada deneyimleyebilecekleri kısa sapmalarının veya başka bir uzamda olduklarına olan inançlarının coşkusunu sergilemekten kaçınmadı. 

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Pazar sabahı plajda oldukça keyifli bir gün başladı ve sanki hiç kimse yorulmamış gibi Beach Stage’te Aex’in keyifli ritimleriyle dans performanslarına hız kesmeden devam etti. Pazar gününün ilk etkileyici performansı 90'lar hip-hop'undan aldığı ilhamı dans pistine yansıtan, farklı türleri ve kültürleri bir araya getirerek; rap, soul ve funk’ı sentezlediği setleriyle Loco Dice, sunset ruhuna uygun olarak saat 19:00’da Big Burn Main Stage’te sahne aldı. Loco Dice, pazar yorgunluğunu alarak bizleri festival güneşinin son kez görüldüğü saatlerde Beach Stage’te Tobi Dei ile başbaşa bıraktı. Performans sonralarını dinleyicide bıraktığı “Mutluluktan Gülen Yüz” olarak tanımlayan ikili aynı sahnede çıkacak ve gecenin beklenen diğer ismi olan Acid Pauli’ye bizi zımba gibi emanet etti. 

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Müziğin içinde yirmi başarılı yılı deviren Acid Pauli (Martin Gretschmann), ikinci el kayıt makineleri ve atari kullanımıyla başladığı elektronik müzik macerasında Burning Man ve Fusion Festival gibi büyük festivallerde çalmasının yanı sıra; Kater Blau ve Minimüzikhol gibi özel ve ufacık kulüplerde hayranlarıyla içli dışlı olarak kemik bir kitleyi kolayca yakalamış bir isim. Selda Bağcan editleriyle de karşımıza çıkan Acid Pauli, Big Burn’e özel showcase’leriyle festivalin son performansı olarak Big Burn İstanbul’un üç günlük maratonunu tamamladı.

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

İyisiyle kötüsüyle Türkiye’de böyle kalabalık lineup’lı, elektronik müziğin dev isimlerinin yer aldığı bir festivalin olması sevindirici. Birçok insanın Türkiye’de kalabalık etkinliklere katılmakta ön yargılı olmasının aksine Big Burn İstanbul katılımcıları oldukça uyumlu ve başkalarına problem çıkarmadan bir festival deneyimi geçirdi. Ancak yurt dışındaki festivallere oranla yeni ilişkilerin ve dostlukların kurulması yönündeki sosyal yönelişlerin eksikliği de yadsınamaz. Bu tarz festivallerin karşılıklı arz-talep oluşturduğunu düşündüğümüzde katılımcıların kendini izole etmeden, birbiriyle alışveriş halinde olması benzer frekansların iyi enerjiler doğurması açısından değerli olabiliyor. Etkinlikte görev alan, katılan veya performans sergileyen herkesin daha töleranslı, daha homojen ve özgür olabileceği festival anlayışlarının, bizlerin tavrıyla inşa edilebileceğini düşünmekte yarar var.


Big Burn İstanbul deneyimlerimizi aktardığımız videoya aşağıdan göz atabilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=MpwPGJ8f0nk

0
2482
2
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle