19 TEMMUZ, ÇARŞAMBA, 2017

Kendiyle Dalga Geçen Bir Film: Rock’n Roll

Guillaume Canet’in senaryosunu yazıp yönettiği ve 21 Temmuz’da vizyona girecek olan komedi filmi Rock’n Roll, Canet’in daha önceki filmlerini de mizahi bir dille içine dahil ediyor. Filmde, Canet ve Marion Cotillard kendi isimleriyle oynuyor ve çevrelerindeki karakterleri de kurguya dahil ederek sinema ve oyunculuk sektöründe yaşanan olayları eğlenceli bir dille anlatıyorlar.

Kendiyle Dalga Geçen Bir Film: Rock’n Roll

Marion Cotillard ve Guillaume Canet’in Jeux d'enfants (Cesaretin Var mı Aşka?) filminden sonra bu defa farklı bir şekilde bir araya geldikleri ve kendi isimleriyle oynadıkları Rock’n Roll, yıllar önce milyonlarca kişiyi etkileyen Cesaretin Var mı Aşka?’yı da içine alıp, mizahi bir dille ikilinin özel hayatlarından kesitler sunuyor. Guillaume Canet'in senaryosunu yazdığı ve oynayıp yönettiği Rock’n Roll, daha önce gördüğümüz gerçekçi ve sevimli orta yaş krizinin kalıplarına uymak yerine, Canet'i çaresizlik, aşağılanma ve manik dönüş alanlarında fantastik bir dünyanın içine fırlatıyor. Canet’in sıradan özgüvensizlikleri, onu evinin ortasındaki fasulye bahçelerine, korkunç botox enjeksiyonlarına ve hatta aşırı kalitesiz safari tarzı TV şovlarında tuhaf rollere kadar sürüklüyor. Gerçek hayatlarında da evli olan Marion Cotillard ve Guillaume Canet filmde de karı-kocayı canlandırıyor ve hayatlarına dair olup bitenleri, karakterlerini de biraz karikatürize ederek canlandırıyorlar. Öyle ki hangisi gerçek hangisi kurmaca zaman zaman birbirine karışıyor. Onlara eşlik eden Fransız rock müzik efsanesi Johnny Hallyday, Fransız şarkıcı Maxim Nucci, Cesar Ödüllü yapımcı Alain Attal ve yine daha önce Guillaume Canet’in yazıp-yönettiği Little White Lies’ın (Küçük Beyaz Yalanlar) oyuncu kadrosunda yer alan Marion Cotillard ve Gilles Lellouche da kendi isimleriyle filmde yer alıyorlar.

Film bir zamanlar genç bir aktör olan Guillaume Canet’in artık 43 yaşında ve karısı Marion Cotillard’ın gölgesinde kalmış bir oyuncu olarak yaşadığı hezeyanları komik, yer yer fantastik bir şekilde işliyor. Rock’n Roll’u izlerken ikilinin film ve oyunculuk piyasasında olan bitenleri çok iyi gözlemleyip, evlerindeki kanepede güle eğlene bu filmi yarattığını hissediyoruz. Filmin daha yapım aşamasında kendi Instagram hesaplarından yaptıkları şakalaşmalar ve #rocknrollchallenge etiketiyle başlattıkları komik kampanyaları da bunu destekliyor. Neredeyse Cesaretin Var mı Aşka? filmindeki cesaret şakalaşmalarının başka bir versiyonu gerek sosyal medyadaki gerekse filmin içindeki enerjiyle yeniden hissettiriliyor. Öte yandan Cotillard’ın durup dururken bir rüya alemindeki aşırı komik Celine Dion performansı, Xavier Dolan filminde oynamak için taşralı bir kadın rolüne çalışırken geçirdiği değişimler ve bir oyuncunun rolünü ararken yaşadığı histerik tavırları muhtemelen yakın çevresinden elde ettiği gözlemlerin ve Marion Cotillard’ın karakterlerine hazırlanırken içinde bulunduğu devinimlerinin esprili bir dışavurumu olarak ortaya çıkıyor. Canet’in daha önce kendi çektiği filmlerle de dalga geçmesi hem bir hatırlatma olarak karşımıza çıkıyor hem de tek taraflı bir taş atma hissinden kurtarıyor.

Guillaume Canet son zamanlarda çocuğuyla ilgilenmek isteyen, duyguları ön planda ve sadık eş olarak tanımlanan adam figüründen, sıradan ve sıkıcı bir film çekiminde genç ve çekici bir oyuncunun babası rolünü oynadığı ve artık “arzulanan aktör” listesinde olmadığını öğrendiği sıralarda sıkılıyor. Prostat problemleri, orta yaş krizi, kariyer düşüşleri derken kendini uyuşturucu problemi, asi ve çalkantılı bir hayatı olan yeni bir adama dönüştürmeye çalışıyor. Bunu yaparken koluna yaptırdığı barkod dövmesi gibi klişeleşmiş tüketim toplumu imajlarıyla da günümüz benlik arayışına gönderme yapıyor. Fırsatçıları, yeni jenerasyonu, arkadaşlık ilişkilerini, işkolikleri ve hatta her şeyi çok fazla ciddiye almış ve sahte itkileri olan herkesi de çekinmeden çok eğlenceli bir şekilde masaya yatırıyor.

Bir başka açıdan sevginin form değiştirse de asla tükenmeyeceğini hatırlatan film çok da yüksek mesaj kaygıları olmadan bize güzel bir durum komedisi sunuyor. Özellikle takıntılarımız, başkalarının sarf ettiği sözler ve bizim kontrolümüzde olmayan durumlar için çok da enerjimizi harcamamız gerektiği konusunda bize tatlı tatlı göz kırpıyor.

Filmin fark yaratan bir sinematografisi bulunmuyor. Ancak daha çok oyunculuk performansı ve hikâye ile ilgilenildiği anlaşılıyor ve yer yer bazı komedi sahneleri ısmarlama gibi dursa da bu filmin içinde yüzde beş gibi rahatsız etmeyecek bir oranla karşımıza çıkıyor. Marion Cotillard ve Guillaume Canet’in samimiyeti ve anlatmak istediklerine odaklanıldığında film arkanıza yaslanıp izleyebileceğiniz bir seyir keyfi yaşatıyor.

**Rock’n Roll 21 Temmuz’da sinemalarda.

0
13521
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle