03 ŞUBAT, ÇARŞAMBA, 2016

Frankenstein: Yaratığın Trajik Öyküsü

Tüm zamanların en ünlü korku klasiği Frankenstein, Sadri Alışık Tiyatrosu'nun yeni yorumuyla hayat buluyor. Cansel Elçin’in Frankenstein rolünde, Kerem Alışık’ın Yaratık rolünde çok başarılı performans sergilediği oyundan iyiyi ve kötüyü insanın kendisinin yarattığını düşünerek çıkıyoruz.

Frankenstein: Yaratığın Trajik Öyküsü

Sayısız film ve tiyatro oyununa konu olan Frankenstein, Nick Dear'ın uyarlaması ve Selen Korad Birkiyye'nin çevirisiyle Şakir Gürzumar tarafından sahneye konuluyor. Görkemli bir sahne tasarımıyla sahnelenen oyunda, Victor Frankenstein'ı Cansel Elçin, Yaratık'ı Kerem Alışık canlandırıyor. Nick Dear'ın başarılı uyarlaması, önceki yorumlardan farklı olarak isimsiz Yaratık'ın trajedisini öne çıkarıyor.

Genellikle yaratıcısı genç bilim adamının adıyla anılan bu yaratık, İsviçre'de Leman Gölü'nün kıyısında rüzgarlı bir gecede Villa Diodati'de genç bir kızın hayal gücünden çıktı. Lord Byron'ın şatosunda birbirlerine hortlak öyküleri anlatır ve ölülerin diriltilmesi üzerine konuşurlarken, Mary Shelley'nin anlattığı öykü, dinleyenleri büyüledi. Genç bir bilim adamının çeşitli uzuvları bir araya getirerek oluşturduğu yaratığın yanında diz çöküşü gözlerinin önünde canlanmıştı. Mary Shelley öyküyü hayal ettiği anı şöyle anlatır: “Uzanmış yatan korkunç çirkinlikte bir adamın hayalini gördüm, sonra güçlü bir motorun harekete geçmesiyle yaşam belirtileri göstermeye, tutuk, yarı yaşamsal hareketlerle kasılmaya başlayışını gördüm. Başarısı öğrenciyi dehşete düşürecek; korku içinde iğrenç yapıtından kaçacaktı. Tüm bunların hayal olmasını arzu eden genç adam yaratığın ölmesini arzu eder. Uyandığında başucunda o korkunç yaratık endişeli gözlerle ona bakmaktadır.”   

Mary Shelley'nin 19 yaşında yazdığı romanı, ilk yayımlandığı 1818 yılından itibaren çeşitli eleştiri ve yorumlara neden oldu. Roman ilk başta hayranlıkla karışık şok ve dehşet duygusu yarattı. Okuyanları şaşırttı ve sarstı. İlk eleştirilerde romanı bir çılgınlık hezeyanı olarak gören bir küçümseme vardı. Gene de hiç kimse ona kayıtsız kalamadı. 1823'de Richard Brinsley Peake, romanın öyküsünden esinlenerek Kibir Ya da Frankenstein'ın Kaderi adlı tiyatro oyununu kurguladı. Frankenstein'ın sahne ve film uyarlamaları genellikle bu sahne oyunundan türetilmiştir ve Mary Shelley'nin romanındaki adalet, vicdan, iyilik, keder gibi temalardan yoksun mitsel bir canavarı anlatır. Oysa Mary Shelley'nin ucubesi, cinayetlerinden ötürü acı çeken, yalnızlığın, aşağılanmanın ve dışlanmışlığın kötülüğe ittiği kederli bir yaratıktı.

Nick Dear'ın bu yeni uyarlaması, Mary Shelley'nin “çirkin evladının” başta iyilikle dolu kalbini, samimi duygularını, öğrenme arzusunu ve ruh dünyasını önceki yorumlardan daha iyi yansıtıyor. Oyun, mekanik doğumundan itibaren Yaratık'ın izini sürüyor. Onu var ettikten sonra ondan kaçan, ona hiç ilgi göstermeyen yaratıcısına duyduğu büyük öfke, severek izlediği ailenin yaşamına tanıklık etmesiyle yumuşuyor. Onların da onu şiddetle kovmasından sonra içindeki iyilik özlemi yok oluyor. Kısacası, ebeveyni tarafından reddedildiği, başka insanlar tarafından itilip kakıldığı için intikam almaya çalışan kimsesiz bir çocuğun yaratıcısına başkaldırırken masumiyetini yitirip bir canavara dönüştüğünü izliyoruz. Mary Shelley, “Böylece çirkin evladımın elinden tutup serpilip gelişmesi için koyverdim. Ona bir bağlılığım var, çünkü o ölüm ve ıstırabın kalbimde henüz gerçek bir karşılık bulmayan kelimelerden ibaret olduğu mutlu günlerimin çocuğuydu” diye anlatmıştı romanın sonraki baskılarında.

Şakir Gürzumar, Frankenstein'ı etkileyici bir sahne performansına dönüştürürken, psikolojik ve felsefi arka planını da ihmal etmemiş. Şirin Dağtekin Yenen'in işlevsel dekor tasarımı, Yakup Çartık'ın ışık tasarımı, Cenk Taşkan'ın efekt ve müziği, Hakan Bahadır Çakır'ın video görüntüleriyle bütünleşerek çok etkileyici bir atmosfer yaratmayı başarıyor. Alpaslan Karaduman'ın koreografisi oyuna hareket kazandırırken, oyuncuların beden dilini özellikle öne çıkartıyor. Üç saate yakın süren bir plastik makyaj uygulamasıyla Kerem Alışık'ı bir yaratığa dönüştüren Neriman Eröz'ün Oscar'lık makyaj uygulamasına da şapka çıkartmak gerek. Kerem Alışık, Yaratık'ı öylesine ustalıkla canlandırıyor ki, sahnede tanınmayacak kadar etkileyici bir dönüşüm geçiriyor. Dizilerin sevilen oyuncusu Cansel Elçin, yeteneğini tiyatroda kanıtlama fırsatını iyi değerlendiriyor. Victor Frankenstein'ın kibrini, çaresizlik ve suçluluk duygusunu samimiyetle yansıtıyor. Yılların usta oyuncusu Yılmaz Gruda'yı Yaratık'a şefkatle yaklaşan bilge, yaşlı adam rolünde izlemek bir zevk. Teknik efektlerle güçlenen oyun, bizi Mary Shelley'nin yaşadığı döneme götürürken, insanlığın bugün de değişmeyen trajik kaderini anlatıyor. İyiyi ve kötüyü kendimizin yarattığını, ancak sevginin, iyinin ve kötünün ötesinde yaşanacak bir dünya vadedebileceğini bize hatırlatmaya devam ediyor. Etkisini hiç yitirmeyen Frankenstein'ı bu kez sahnede izleme fırsatını kaçırmayın.

Oyun takvimi:

06/02/2016 20.30 Zorlu Center PSM
13/02/2016 20.30 Zorlu Center PSM
17/02/2016 20.00 Büyükçekmece Kültür Merkezi
20/02/2016 20.30 İzmir Konak AKM
21/02/2016 16.00 İzmir Konak AKM
27/02/2016 20.30 Ankara Şinasi Sahnesi
28/02/2016 15.30 Ankara Şinasi Sahnesi
05/03/2016 20.30 Zorlu Center PSM
12/03/2016 20.30 Zorlu Center PSM
19/03/2016 20.30 Zorlu Center PSM
23/03/2016 20.00 Edirne Balkan Kongre Merkezi
26/03/2016 20.00 Ankara Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi
27/03/2016 15.00 Ankara Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi
28/03/2016 20.00 Ankara Yenimahalle Nazım Hikmet Kültür Merkezi
31/03/2016 20.30 Caddebostan Kültür Merkezi (CKM)
02/04/2016 20.30 Zorlu Center PSM
09/04/2016 20.30 Zorlu Center PSM

0
6573
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle