27 AĞUSTOS, CUMARTESİ, 2016

Empyrium, Müzik Tarzından Çok Duygu ve Atmosfer

1994 yılında Markus Stock ve Andreas Bach tarafından kurulan neofolk veya doom metal dendiğinde akla gelen ilk gruplardan biri olan Empyrium, 2 - 3 Eylül tarihlerinde Zorlu PSM sahnesinde iki gece üst üste sahne alacak. Metal müzik dinleyicisi için kült mertebesinde olan Alman grup, yaşam, ölüm, kaybetmek, aşk, mutsuzluk ve melankoli gibi hayata dair duyguları senfonik dokunuşlarıyla şarkılarına işliyor. Ülkemizde de hatırı sayılır bir dinleyici kitlesine sahip olan Empyrium’dan Markus Stock ile ilk Türkiye konserleri öncesi grubun kendine özgü sound’unu, şarkılarının temasını ve ilham aldıkları müzisyenleri konuştuk.

Empyrium, Müzik Tarzından Çok Duygu ve Atmosfer

Empyrium kendi sound’unu yaratmış bir grup bu yüzden müziğinizi tanımlamak güç. Siz müziğinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Ben Empyrium’un salt bir müzik tarzından daha çok duygu ve atmosfer olduğunu düşünüyorum. Bütün albümlerimizde müziğin pek çok farklı tarzını keşfediyoruz, fakat değişmeyen tek bir şey var. Mistik atmosferi ve melankoli. Bunlar grubu ayakta tutan şeyler.

Müzik grupları genellikle iki kişiden fazladır. İki kişilik bir grup olmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir? Bu uzun yıllardır birlikte olmanızda da etkili diyebilir miyiz?

Yeni şarkılar üzerinde çalışmak kesinlikle daha kolay. Çoğu zaman yaratıcı güç grup arkadaşınızdan geliyor.

Şarkı sözleriniz daha çok öykü anlatır gibi… Empyrium’un öyküleri nereye ait? Geceye mi, acıya mı, doğaya mı?

Bizim şarkı sözlerimiz hep kendimiz hakkında. Ruh durumumuz, doğanın gizemi ve en içeride kendimiz arasındaki bağdan besleniyoruz. Empyrium’da çok fazla acı var diyemeyiz; melankoli ve nostalji evet ama acı çekmek çok da yok.

Empyrium’un şarkılarında ana tema nedir? Nelerden ilham alırsınız?

En çok bizi çevreleyen şeylerden, yaşamımızda olup bitenlerden ve elbette doğadan etkileniyoruz. Bunlar müziğimizde ve şarkı sözlerimizde önemli etkiye sahip. Ayrıca Lord Byron, Eichendorff, Goethe, Traki gibi yazar ve şairlerden; Caspar David Friedrich ya da Kittlesen gibi sanatçılardan ilham alıyoruz. Bir de tabi dinlediğimiz müziklerden.

Hangi müzisyenler ya da müzik grupları müziğinizde etkiye sahip?

Dead Can Dance, Ulver, My Dying Bride, Emperor, Mortiis, Burzum, Landberk, White Willow ve bu isimler gibi pek çok büyük müzisyen daha sayabiliriz. Old School Metal’den Death Metal’e, Black Metal’e birbirinden farklı pek çok müzik türü dinliyorum. Bunlara klasik müzik, folk müzik ve progressive rock müzik de dâhil. Son dönemde Ghost, Tribulation ve In Solitude gibi isimleri de çok seviyorum.

Melankoli bütün şarkılarınızın genel adı diyebiliriz. Bu melankolinin nedeni sizce nedir?

Ben bir düşünürüm, hal böyle olunca cevap vermesi kolay olmayan sorularla boğuşurken bunun kendi içindeki neşesine ve melankolinin eğlencesine kaptırıyorsunuz kendinizi. 

Her müzik grubunun sadık bir dinleyici kitlesi vardır. Fakat 15 yıl ara verip sonra tekrar geri dönmek çok alışılmış bir şey değil. Empyrium 2011 Leipzig konseriyle bunu başardı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

İnanılmazdı. Bütün hayranlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz. İnsanların bizim geri dönüşümüzü beklerkenki sabırları için ayrıca minnettarız, geri döndüğümüz ilk Empyrium konserinde seyirciyle o teması sağlamak çok etkileyiciydi.

Metal müziği diğer müzik janrlarından ayıran şey sizin için nedir?

Metal müzik her zaman toplumdan ve yaygın olan şeylerden yabancılaşma duygusunun nasıl bir his olduğunu yansıtmayı arzular. Bu benim de metal müziğe yakın hissetmeme sebep olan şey. Dışlanmışların müziği diyebiliriz.

Hayranlarımız bizden bunu yapmamızı bekler refleksiyle hareket ediyor musunuz? Dinleyicilerinizin sizin üzerinizdeki etkisi nedir?

Hayır, çünkü bu duyguları aşağı çeken bir şey olur ve bunu yaparsak doğru hissedemeyiz. İçimizdeki dürtüyü ve umudu takip ediyoruz, hayranlarımız da bu müzikal yönü takip ediyorlar.

Akustik albümünüz Where at Night the Wood Grouse Plays ilk başta hayranlarınız tarafından yadırganmıştı. Gelecekte de bu tarz bir sürprizle karşılaşma ihtimalimiz var mı?

Kişisel konuşmam gerekirse Songs of Moors ve The Tum of the Tides ile beraber Where at Night benim favori Empyrium kaydım. Empyrium’un gelecekte nasıl bir sound’u olacağını henüz bilmiyoruz çünkü henüz yeni materyallerimizi hazırlamadık. Fakat emin olduğumuz bir şey var son albüm kaydımızınkinden çok daha farklı bir sound’umuz olacağı. 

İstanbul konseri öncesinde buradaki hayranlarınıza ne söylemek istersiniz?

İstanbul’da dostlarımız ve hayranlarımızla buluşup unutulmaz iki konser vermeyi dört gözle bekliyoruz!

*Empyrium Turkey grubuna desteği için teşekkür ederiz.

0
4913
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle