
Pera Müzesi Öğrenme Programları, “Etel Adnan: İmkânsız Eve Dönüş” sergisi kapsamında çocuk ve yetişkinlere yönelik renklerle dolu çevrim içi atölye ve sergi turlarının yer aldığı “Pastoral Hayaller” isimli bir program düzenliyor.
Nisan ayında sanatseverlerle buluşan ve kökleri Osmanlı Türkiye’sine dayanan ressam, yazar ve şair Etel Adnan’ın çok yönlü kişiliği ve renkli sanat dünyasını yansıtan “Etel Adnan: İmkânsız Eve Dönüş” başlıklı sergiye paralel olarak gerçekleştirilecek programda farklı yaş gruplarına yönelik çevrim içi atölyeler ve sergi turları yer alıyor. Program Anneler Günü’ne özel atölye çalışmasıyla çocuklu ailelere alternatif bir kutlama seçeneği, yetişkinler için ise sanatçı Eda Gecikmez ile kolaj tekniklerini keşfetme ve çevrim içi sergi turlarıyla “Etel Adnan: İmkânsız Eve Dönüş” sergisini rehber eşliğinde gezme fırsatı sunuyor.
5 Mayıs’ta sanatçı Eda Gecikmez eşliğinde katılımcıların kendi mutlu manzaralarını farklı biçim ve renklerle yorumlayacağı “Kolaj Tekniği ile Manzara Atölyesi” gerçekleşecek. Etel Adnan’ın sanat üretiminde sıkça gözlemlenen soyutlama tekniğinden ilham alan atölye gerçekliği olduğu gibi yansıtma kaygısı olmadan, kontrolü katılımcıların hayal gücüne verecek.
9 Mayıs tarihinde yapılacak “Akordiyon Kitapçık Tasarımı” atölyesinde 7-12 yaş arası çocuklar anneleriyle birlikte Etel Adnan’ın sanatsal pratiğinde sık sık karşımıza çıkan leporellolar tasarlayacak. Anne ve çocuklara eğlenceli bir Anneler Günü vadeden atölye, rehber eşliğinde 3 boyutlu dijital sergiyi gezdikten sonra gerçekleştirilecek.
Ayrıca program kapsamında 18 yaş ve üzeri katılımcılara yönelik çevrim içi sergi turlar da gerçekleştirilecek. Her ayın son çarşamba günü yapılacak sergi turlarında, katılımcılar “Etel Adnan: İmkânsız Eve Dönüş” sergisini dijital ortamda rehber eşliğinde 3 boyutlu olarak gezerek eserler hakkında detaylı bilgi edinme fırsatı bulacak.
Serhan Ada ile Simone Fattal’in küratörlüğünde hazırlanan ve Adnan’ın 60 yıllık sanat yaşamının tüm üretim dönemlerini kapsayan retrospektif niteliğindeki “Etel Adnan: İmkânsız Eve Dönüş” 8 Ağustos tarihine kadar Pera Müzesi’nde sergilenecek. Sergi kapsamında düzenlenen sanatçı atölyesi için biletleri biletix.com adresi üzerinden alabilirsiniz. Yetişkinlere yönelik çevrim içi sergi turlarına ise ücretsiz olarak rezervasyon yaptırarak katılabilirsiniz.
Etkinlik Programı:
Sanatçı Atölyesi
Eda Gecikmez Eşliğinde Kolaj Tekniği ile Manzara / 5 Mayıs Çarşamba, 19.00 - 20.30
Pera Çocuk
Anneler Günü’ne Özel Akordiyon Kitapçık Tasarımı / 9 Mayıs Pazar, 11.00 - 12.00
Pera Yetişkin
Etel Adnan: İmkansız Eve Dönüş Çevrim İçi Sergi Turu / 26 Mayıs Çarşamba, 19.00 - 19.40
Etel Adnan: İmkansız Eve Dönüş Çevrim İçi Sergi Turu / 30 Haziran Çarşamba, 19.00 - 19.40
Etel Adnan: İmkansız Eve Dönüş Çevrim İçi Sergi Turu / 28 Temmuz Çarşamba, 19.00 - 19.40
Colson Whitehead’in Pulitzer ödüllü romanı The Underground Railroad (Yeraltı Demiryolu)’dan aynı adla uyarlanan mini dizi The Underground Railroad, 14 Mayıs Cuma günü Amazon Prime Video Türkiye’de yayına giriyor.
Academy ödüllü Berry Jenkins’in yönetmenliğini üstlendiği, başrollerinde Thuso Mbedu, Chase W. Dillon ve Joel Edgerton gibi isimlerin yer aldığı 10 bölümlük Amazon Originals mini dizisi, Cora Randall’ın iç savaş öncesi ABD’nin güney bölgesinde özgürlük uğruna verdiği mücadeleyi izleyicilerle buluşturuyor.
Dizide; Cora, Georgia’daki bir plantasyondan kaçtıktan sonra, o güne kadar sadece bir söylentiden ibaret olan Yeraltı Demiryolu’nun, mühendisler ve kondüktörlerle dolu, Güney topraklarının altından geçen gizli bir tünel ağı olduğunu keşfediyor. Eyaletten eyalete seyahat eden Cora, daha önce asla mümkün olamayacağını düşündüğü bir hayata ulaşmak için hem onu geride bırakan annesinin mirasıyla hem de kendi sorunlarıyla mücadele ediyor.
Neoklasik müziğin genç temsilcilerinden Büşra Kayıkçı’nın “Bring the Light” isimli tekli albümü Deutsche Grammophon etiketiyle yayımlandı. Bu tekli ile klasik müzik endüstrisinin en köklü ve prestijli plak şirketi Deutsche Grammophon ilk kez kayıtlarında bir Türk’e yer vermiş oldu.
Kayıkçı, klasik müzik endüstrisinde 123 yıllık tarihe sahip olan Deutsche Grammophon’un Project XII kapsamında hazırladığı kolektif albüm projesinin parçası oldu. Yıl sonunda piyasaya sunulacak plakta Kayıkçı’nın yeni özgün eseri yer alıyor.
Kayıkçı bu tekliyle Moby, Sting, Max Richter, Vikingur Olafsson, Krystian Zimerman gibi pek çok ünlü sanatçının çalıştığı DG Classics’te albümü olan ilk Türk müzisyen oldu.
Büşra Kayıkçı “Bring The Light” hakkında şunları söyledi: “Bu parçayı geçen yıl pandeminin başlarında her şey çok belirsiz ve sisliyken bestelemeye başlamıştım. Besteyi tamamlayana dek uzun süre geçti ve gelecekle ilgili belirsizliğin melankolisi esere yansıdı. Ancak pek çok farklı karantina boyunca sessizliğin ve yalnızlığın bana aslında yeni melodiler getirdiğini keşfettim. Çok daha üretken oldum çünkü içgörü ve açıklığı deneyimleme şansı bulmuştum. Sonuç olarak eser kendi içinde bir umut ışığı yansıtıyor. Yalnızca şarkıyı tamamlamam değil, ona ‘Bring The Light’ ismini veren de bu umut ışığının kendisi. Benim için müzik yapmak hep karanlığa ışık getirmenin bir yolu oldu ve olmaya devam ediyor.”
Galeri/Miz, genç sanatçı Metin Kalkızoğlu’nun “Uçsuz Bucaksız” başlıklı kişisel sergisini 15 Haziran tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
“Uçsuz Bucaksız” başlıklı sergide Metin Kalkızoğlu’nun tuval üzerine akrilik boya tekniğiyle çalıştığı figür içeren peyzajları bulunuyor. Hiper gerçekçi portrelerinin yanı sıra minimalist peyzajlar çalışan Kalkızoğlu bu eserlerinde doğanın sadeliğindeki etkileyiciliği yansıtırken mimesis ve “yüce” (sublime) kavramlarından yararlanıyor. Zamanın durduğu, figürlerin donduğu, hareketin yerini eylemsizliğe bıraktığı peyzajlardaki kar ve kış vurgusu resimlerin genel atmosferini oluşturuyor.
Sanatçının eserlerinde yer alan kuru ağaç, kuş, sisler içinde bir güneş ve karanlık gökyüzünde hilâl evresinde bir ay gibi sürekli tekrarlanan birkaç sembollün farklı şekillerde kurgulanmasıyla hikâye tamamen değişiyor. Bu açıdan Longinus’un (213-273) ortaya attığı retoriksel “yüce” kavramına dokunuyor ve az figürle çok şey anlatıyor. Kalkızoğlu sergide yer alan eserleri ile izleyiciye sadeliğe vurgu yapan kompozisyonlarındaki yalnızlık, hüzün, keder gibi duyguların haz verici etkisini deneyimlemeye fırsatı sunuyor.
Metin Kalkızoğlu’nun “Uçsuz Bucaksız” başlıklı kişisel sergisi 15 Haziran tarihine kadar Galeri/Miz’de görülebilir.
Künye:
1- Metin Kalkızoğlu, İsimsiz, 96x96cm (3), tuval üzeri akrilik, 2021
2- Metin Kalkızoğlu, İsimsiz, 96x96cm (2), tuval üzeri akrilik, 2021
3- Metin Kalkızoğlu, İsimsiz, 75x75 cm, tuval üzerine akrilik, 2020
Doğan Gürpınar’ın Tanzimat’tan günümüze isimlerin izini sürerken birçok eski-yeni ismin maceralarıyla Türkiye’nin tarihini anlattığı çalışması Türkiye’de Özel İsimlerin Tarihi, Telemak Kitap’tan çıktı.
Gürpınar, yeşil sahalardan sahne ışıklarına, romanların tozlu sayfalarından siyasal mitinglere isimlere ilham veren isimlerin izinden gidiyor. Kitaptaki yüzlerce isimde dönemlerin ruhu vücuda geliyor: Leyla, Enver, Fikret, Türkan, Sevim, Orhan, Ayla, Metin, Banu, Kürşat, Umut, Devrim, Melis, Selin, Ada...
İsimlerimiz kişiselle toplumsalı ve tarihselikesiştirir. Ailelerin kuşaklar boyu dönüşenhikâyeleri isimlerin değişiminde görünürlük kazanır. Bu çalışma yüz elli yılı aşkın bir zaman aralığında Türkiye’de farklı sosyal, kültürel ve sınıfsal arkaplandan gelen insanların arzu dünyalarını, hayallerini, biricik çocuklarına verdikleri isimlerle keşfe çıkarıyor.
"Anadolu’da çocuğun ismi kaderini getirir derler. Kaderi getirir mi getirmez mi bilmemama tıpkı bedenlerimiz gibi isimlerimiz de politik. Doğan Gürpınar’ın hayli eğlenceli ama aslında daha çok bilgilendirici bu kitabını isimlerin politiği diye okudum."- Nevşin Mengü
Görsel: Nike Schroeder
Popüler kültür ve magazin dünyasına dair belgeselleriyle tanınan Şokopop’un BluTV’ye özel hazırladığı Yeşilçam 101 isimli belgesel serisinin ilk bölümü yayımlandı. Nostalji tutkunlarına giriş dersi niteliğindeki bu belgesel serisi Yeşilçam Sineması’na dair detaylı bir rehber özelliği taşıyor.
BluTV’nin Yeşilçam isimli dönem dizisinin ilk dört bölümü geçtiğimiz günlerde yayımlanmıştı. Bu dizi ile Yeşilçam Sineması ve dönemin fırtınalı ama bir o kadar da ihtişamlı dünyasına giriş yapan izleyici Şokopop’nun Yeşilçam 101 adlı belgeseliyle bu nostaljik yolculuğun bilinmeyen duraklarına uğrayarak tozlu sayfaları aralayacak.
Hazırlık, Çekim ve Dağıtım bölümlerinden oluşan Yeşilçam 101 isimli belgesel serisi Türkiye’nin kültürel tarihinde büyük bir yere sahip Yeşilçam Sineması’nın bilinmeyenlerini gözler önüne seriyor. Seri o dönemin görünmeyen kahramanlarından sinema camiasının perde arkasına kadar birçok farklı noktayı ele alıyor.
Yeşilçam 101’in Çekim ve Dağıtım isimli yeni bölümleri 8 Mayıs Cumartesi günü sadece BluTV’de yayımlanacak.
2006 yılından itibaren büyük usta Nuri İyem’i anmak ve Türkiyeli genç ressamları desteklemek amacıyla Evin Sanat Galerisi tarafından her yıl düzenlenen “Nuri İyem Resim Ödülü”nün bu yılki başvuruları uzatıldı. Pandemi sebebiyle geçen yıl gerçekleştirilemeyen ödül bu yıl farklı bir formatı bünyesine katarak gerçekleşecek.
Nuri İyem Resim Ödülü 2021 başvuruları pandemi sebebiyle bu yıl iki aşamalı formatında yapılacak. Başvurmak isteyenlerin ilk olarak 12 Mayıs tarihine kadar www.evin-art.com adresinde yer alan başvuru formunu doldurmaları gerekiyor. Daha sonra açıklanacak olan listedeki katılımcılar eserlerini 1 -3 Haziran tarihleri arasında Evin Sanat Galerisi’ne teslim edecekler.
Nuri İyem Resim Ödülü’nün bu yılki seçici kurulunda Fırat Arapoğlu, Gamze Büyükkuşoğlu, Cansen Ercan, Memet Güreli, Ümit İyem, Prof. Dr. Erhan Karaesmen, Temür Köran, Prof. Dr. Burcu Pelvanoğlu ve Feyyaz Yaman yer alıyor. Seçici kurulun seçtiği eserin sahibi 15.000 TL para ödülünün ve “Nuri İyem Resim Ödülü”nü simgeleyen Prof. Rahmi Aksungur tarafından üretilen bronz heykelin sahibi olacak. Evin Sanat Galerisi’nin kurucusu Evin İyem’in anısına verilen “Evin İyem Jüri Özel Ödülü”nü kazanan sanatçıya ise 7.500 TL para ödülü ve seramik sanatçısı Nasip İyem’in yapıtının, bu ödül adına özel olarak hazırlanmış bir röprodüksiyonu verilecek. Bu ödüllerin sahipleri 24 Haziran tarihinde duyurulacak ve Nuri İyem Resim Ödülü 2021 sergisinde sahiplerine teslim edilecek. Nuri İyem Resim Ödülü 2021 Sergisi 10 Temmuz tarihine kadar sanatseverlerle buluşacak.
TÜYAP, Büyükkuşoğlu Ailesi Kolesiyonu, İstanbulArtNews ve Art Sanatsal sponsorluğunda gerçekleşen yarışmaya 18 yaşını doldurmuş, T.C. vatandaşı olan herkes 12 Mayıs tarihine kadar burada yer alan başvuru formunu doldurarak katılabilir.
Luis Martín-Santos’un Franco diktatörlüğü gölgesinde savrulan savaş sonrası İspanyası'nın en az Guernica tablosu kadar yıkıcı ve çarpıcı bir panoramasını sunan romanı Sessizlik Zamanı, Yıldız Ersoy Canpolat’ın çevirisiyle Sel Yayıncılık tarafından yeniden Türkçede yayımlandı.
İspanyol edebiyatının mihenk taşlarından biri sayılan Sessizlik Zamanı, yıllarca sansürlenip yasaklandı. Dili bir devrimci araç olarak kullanan Martín-Santos, İspanyol edebiyatının Ulysses'i olarak anılan bu eserinde doğrusal bir anlatım yerine, şehrin tüm katmanlarının rejim tarafından bastırılmış sesine bilinç akışı tekniğiyle ses katar.
Sessizlik Zamanı, kanser gibi yayılan falanjist rejimi, birer deney faresi misali labirentlere sıkışmış ve yalnızca elindeki değerlere tutunan halkı, aile ve evlilik kurumunu, entelektüalite ve bilimi, geleneksel rolleri, ideal toplumu, lümpen orta sınıfı ve altkültürü, faşizmin tekdüzeleştirip sunileştirdiği her toplumsal nüveyi bu insanlık trajedisinin ortasında yeniden yoğurarak içsel konuşmalar ve yepyeni kelimelerle bezeli bir dille, yer yer çelişkili, çalkantılı ve bir o kadar da gerçeğin keskin soğukluğunu iliklere dek hissettiren panoramik bir duyguyla sunuyor.
SALT Beyoğlu’nda ziyaretçiyle buluşan Türkiye’den seçili vaka araştırmaları aracılığıyla insan faaliyetlerinin değiştirdiği iklim olaylarına odaklanan “İKLİMCİL: Mevsimler Sürüklenirken” başlıklı sergi kapsamında Ünal Akkemik ve Nesibe Köse ile çevrim içi bir söyleşi gerçekleşecek.
6 Mayıs Perşembe saat 19.00’da yapılacak “Ağaçlar İklim Hakkında Ne Anlatır?” başlıklı söyleşide İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi öğretim üyeleri Ünal Akkemik ve Nesibe Köse, çalışmaya dâhil edilen ağaç parçaları ve fosil yapraklar üzerinden geçmişte iklim değişikliğinin izini sürecek; gelecek dönüşümlere yönelik öngörülerini paylaşacak.
“Ağaçlar ve fosil yapraklar iklime dair neler anlatır? Mevcut durumu incelemeye ve gelecekteki dönüşümlere yönelik tahmin yürütmeye nasıl yardımcı olur?”
Herkesin katılımına açık olan bu söyleşi SALT Online YouTube kanalından yayımlanacak.
Künye: Cooking Sections’ın Weathered [Perişan Eden Hava] (2021) enstalasyonundan görünüm, İKLİMCİL: Mevsimler Sürüklenirken, SALT Beyoğlu, Fotoğraf: Mustafa Hazneci
Kardiyolog Barbara Natterson-Horowitz ve bilim yazarı Kathryn Bowers’ın insan sağlığıyla hayvan sağlığı arasındaki çarpıcı paralelliklere dikkat çekerek tıpta insanmerkezciliğin aşılması çağrısında bulundukları çalışmaları İnsan Denen Hayvan – Hastalıkta ve Sağlıkta Hayvanlardan Öğrenebileceklerimiz, Şiirsel Taş’ın çevirisiyle Metis Yayınları’ndan çıktı.
“Hayvanlarda meme kanseri görülür mü? Strese bağlı kalp krizi? Bayılma nöbetleri? Cinsel yolla bulaşan hastalıklar? Yeme bozuklukları? Hayvanlar aşırı ya da tıkınırcasına yer mi? Kendilerini ölesiye aç bırakırlar mı? Peki ya ruhsal bozukluklar? Örneğin obsesif-kompülsif bozukluk? Klinik depresyon? Madde bağımlılığı ve istismarı? Kaygı bozuklukları? Kendine zarar verme?” Kalp yetersizliği olan küçük sevimli bir maymunu ameliyat etmesinin ardından kendine sorduğu bu sorular, kardiyolog Barbara Natterson-Horowitz’in tıbba bakışını tamamen değiştiren heyecanlı bir yolculuğun başlangıcı olmuş. İnsanlardaki sağlık sorunlarının hayvanlarda da görülüp görülmediğini araştırmaya başladığında karşılaştığı tablo, insan tıbbıyla hayvan tıbbı arasındaki kopukluğun giderilip daha kapsayıcı bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğine onu ikna etmiş.
“Artık Homo sapiens’in sınırlarını aşıp hayvanların, evrimin ve çevrenin bilgeliğinin düşünce yapımızı güçlendirmesine izin vermeliyiz. Dünya üzerinde yaşamın ortak unsurlarıyla karşılaşmak ve onları kucaklamak yirmi birinci yüzyıl tıbbı için bir gerekliliktir. Belki böylece insan istisnacılığını istisnai bir insancıllığa dönüştürerek gezegenimizdeki bütün hastalara fayda sağlayabiliriz.”
Fotoğraf: Mark Kamann, Los Angeles Times