GÜNDEM
  • 21-02-2026

    Kim Bo-Young’un kaleme aldığı, modern Kore bilimkurgusunun öne çıkan örneklerinden biri olarak görülen kitabı Yıldız Üçlemesi: Seni Bekliyorum; Sana Geliyorum; Geleceğe Gidenler, Tayfun Kartav’ın çevirisiyle Ayrıntı Yayınları’dan çıktı.

    Yıldız Üçlemesi, göreliliğin soğuk matematiğiyle insan duygularının kırılganlığını aynı anlatı evreninde buluşturuyor. Kitabı oluşturan öyküler zamanın doğrusal olmadığı bir evrende sevginin, umudun, bekleyişin ve seçimin ne anlama geldiğini sorguluyor.

    ​Yıldızlararası görevler, farklı hızlarda akan zamanlar ve geri dönülmesi mümkün olmayan yolculuklar, bu metinde yalnızca bilimsel bir arka plan değil; insanın yalnızlıkla, sadakatle, gelecekle ve kendisiyle kurduğu ilişkinin aynasıdır. Kim Bo-Young, teknolojinin ilerlediği bir dünyada dahi insanın en temel sorularının değişmediğini gösterir: Beklemek bir erdem midir, yoksa bir yazgı mı? Geleceğe giden herkes gerçekten (ilerliyor mudur?) gelecek diye bir yere gidiyor mudur?

    0
    0
    960
  • 20-02-2026

    Amerikan indie-folk sahnesinin önemli gruplarından Midlake, Epifoni organizasyonu ve %100 Müzik katkılarıyla 6 Kasım akşamı IF Performance Hall Beşiktaş’ta müzikseverlerle buluşacak.

    Yirmi yılı aşkın süredir kendi dünyasını inşa eden Midlake, köklerini Teksas’ın Denton kentinin üniversite kasabası ruhundan alırken; pastoral folk melodilerini, progresif rock ve psikedelik dokunuşlarla harmanlayan kendine özgü bir müzikal evren yarattı. Grup, özellikle The Trials of Van OccupantherThe Courage of Others ve Antiphon gibi albümleriyle eleştirmenlerden tam not alırken, zamansız şarkılarıyla geniş ve sadık bir dinleyici kitlesine ulaştı.

    Midlake, geçtiğimiz yıl yayımladığı altıncı stüdyo albümü A Bridge To Far ile hem son derece kişisel hem de evrensel bir anlatım sunarak güçlü bir geri dönüş yaptı. Albüm, umudu soyut bir kavramdan ziyade, insanın hayatta kalma refleksi olarak ele alıyor. Denton’daki Echo Lab Stüdyosu’nda, Sam Evian prodüktörlüğünde kaydedilen albüm, Midlake’in yıllar içinde yarattığı müzikal kimliğin en saf hallerinden biri olarak öne çıkıyor.

    Sahnedeki güçlü atmosferi ve derinlikli performanslarıyla tanınan Midlake, İstanbul konserinde hem kariyerlerinin klasikleşmiş parçalarını hem de A Bridge To Far albümünden şarkıları müzikseverlerle paylaşacak. Konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    990
  • 20-02-2026

    Bozlu Art, Kerem Ağralı’nın “Nova Prophetia / Yeni Kehanet” başlıklı kişisel sergisini 27 Şubat-25 Nisan tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.

    Kerem Ağralı, sergide zamansızlık, süreklilik ve olasılık kavramlarıyla kurduğu çok katmanlı bir diyaloğu yansıtan, değişimin sürekliliği ile ihtimallerin sınırsızlığını sorguluyor. Latince bir terim olan Nova Prophetia, esasında bir kehanetten ziyade olasılıklar ve çok katmanlı düşünce alanlarına işaret ediyor. Ağralı, yeni sergisinde geçmişi, günümüzü ve geleceği aynı resim düzleminde bir araya getiriyor. 

    “Kerem Ağralı, resimlerinde zamanı tek düze bir çizgisellik düzeyinde ele almaz. Bunun yerine geçmişin, şimdinin ve geleceğin iç içe ve bir arada var olabileceği düşünme alanları yaratır. Mekânı açıkça tasvir etmez ya da zamanı doğrudan anlatmaz. Bunun yerine sınırları belirsiz, başlangıcı ve sonu belli olmayan, tüm zaman katmanlarının bir arada var olabileceği boyutlar yaratır.

    Ağralı, eserlerinde gerçek dünyaya dayanan ancak gerçeküstü unsurlar taşıyan fantastik figürlere yer verir. Doğu felsefesi, kuantum teorisi, bilim kurgu gibi alanlarla ilgilenen sanatçı, bu konuları eserlerinde incelikle işler. Alışılmış düşünce kalıplarının dışına çıkarak mutlak doğruların ve tamamlanmış hikâyelerin olmadığı dünyalar kurgular.

    ​Bir önceki kişisel sergisi için de Latince bir isim seçen sanatçı, bu dili tercih etmesini şöyle açıklar: ‘Nova Prophetia başlığının Latince kökenli olması bilinçli bir tercihtir. Latince, belirli bir zamana, coğrafyaya ya da güncel dile ait olmaktan ziyade, tarihsel süreklilik içinde varlığını koruyan bir dil olarak zamansızlık fikrini taşır.’ Bu yönüyle de Latince tanım ve tamlamalar, Kerem Ağralı’nın eserlerinde karşımıza çıkan zaman fikriyle örtüşür.”


    Künye: Templum ( Tapınak )70 x 70. Daire  tual üzerine akrilik ve akrilik kalemi

    0
    0
    1154
  • 20-02-2026

    Nedim Gürsel’in Türk resim sanatının Paris’le kurduğu ilişkiyi ele alan bir çalışması Paris’in Türk Ressamları: Fikret Muallâ-Abidin Dino-Ömer Kaleşi-Mehmet Güleryüz-Utku Varlık-Onay Akbaş, Doğan Kitap’tan çıktı.

    Paris’in Türk Ressamları’nda başka bir kenti yurt edinmiş ressamların üretimleri üzerinden, Türkiye’den çıkıp Paris’te şekillenen bir sanat deneyimi inceleniyor. Gürsel, Paris’i hayal edilen bir sanat merkezi olarak değil, sanatçıyı sınayan bir kent olarak ele alıyor. Gönüllü ya da zorunlu sürgünlük, uzaklaşma, geçim sorunları ve kimlik arayışı, bu ressamların hem yaşamlarını hem de üretimlerini belirleyen temel başlıklar olarak öne çıkıyor. Sanat, bu bağlamda bir uyum aracı değil, çoğu zaman bir karşı duruş biçimi olarak görünüyor.

    ​Nedim Gürsel; ressamların yaşam öykülerini yalnızca bilgi aktarımıyla anlatmıyor, anılarını da devreye sokuyor. Atölye pratiklerine, sergi süreçlerine, estetik tercihlere ve kişisel kırılmalara odaklanıyor. Metinler, sanat tarihine yaslanan ama okurla doğrudan ilişki kuran bir anlatı izliyor. Paris’in Türk Ressamları hem sanatla ilgilenenlere hem de modern Türk kültürüne dair okuma yapmak isteyenlere hitap ediyor.

    0
    0
    1137
  • 20-02-2026

    Netflix, Orhan Pamuk’un aynı adlı romanından uyarlanan dizisi Masumiyet Müzesi’nin kamera arkasına odaklanan özel içeriği Masumiyet Müzesi: Hikayenin Ardından’ı yayımladı.

    Masumiyet Müzesi’nin karakter evrenine ve anlatı dünyasına derinlemesine bir bakış sunan bu özel içerikte, Orhan Pamuk’un yanı sıra dizinin yapımcısı Kerem Çatay, yönetmeni Zeynep Günay, başrol oyuncuları Selahattin Paşalı ve Eylül Lize Kandemir ile sanat yönetmeni Murat Güney, projenin yaratıcı yolculuğunu kendi perspektiflerinden aktarıyor. Dizinin perde arkasına odaklanan Masumiyet Müzesi: Hikayenin Ardından, dokuz bölümlük Masumiyet Müzesi ile birlikte Netflix’te yayına girdi.

    Masumiyet Müzesi: Hikayenin Ardından’ın tanıtım videosunu buradan izleyebilirsiniz.

    0
    0
    1374
  • 20-02-2026

    İstanbul Modern’in Türkiye’deki güncel fotoğraf ve mercek tabanlı sanata dair tematik bir anlatı sunmayı amaçlayan “Panorama: Hayaller ve Yerler” başlıklı yeni sergisi 18 Ekim’e kadar sanatseverlerle buluşuyor.

    Burgan Bank’ın dijital bankacılık markası ON Dijital Bankacılık desteğiyle düzenlenen “Panorama: Hayaller ve Yerler” sergisi, farklı kuşaklardan 18 sanatçının 2010’lardan itibaren ürettiği yapıtları kapsamlı bir seçkiyle sunuyor. Müzenin birinci katındaki galerileri bir araya getiren sergi; düşsel manzaralar, kurgusal portreler ve alternatif mekân tahayyülleri aracılığıyla, dünyayla kurduğumuz ilişkileri yeniden düşünmeye davet ediyor.

    Larissa Araz, İlgen Arzık, Emre Baykal, Silva Bingaz, Hasan Deniz, Umut Erbaş, Cem Ersavcı, Ece Gökalp, Cemre Yeşil Gönenli, Ege Kanar, Zeynep Kayan, Metehan Özcan, Yusuf Sevinçli, İrem Sözen, Selim Süme, Kerem Uzel, Begüm Yamanlar ve Cansu Yıldıran’ın çalışmaları, yerleştirmelerden hareketli görüntülere, yapay zekâ uygulamalarından arşivsel malzemelere uzanan çok katmanlı bir üretim çeşitliliği sunuyor.

    ​Sergi günümüz sanatçılarının fotoğraf ve hareketli görüntünün olanaklarını sorgulayarak bir yandan dünyada olan bitenleri yansıtırken diğer yandan yeni duygusal ve mekânsal imgeler inşa edebileceğini gösteriyor. Küratörlüğünü İstanbul Modern’in artistik direktörü Çelenk Bafra ve fotoğraf küratörü Demet Yıldız Dinçer’in üstlendiği sergide müzenin küratöryel bölümünden Selen Erkal ve Şevval Yürüten görev aldı.

    0
    0
    2595
  • 20-02-2026

    Damon Galgut’un 20. yüzyıl edebiyatının önemli yazarlarından E. M. Forster’ın Hindistan seyahatiyle başlayan öz keşif yolculuğuna ve zamanla yaşadığı derin dönüşüme tanıklık ettiren romanı Kutup Yazı, Anıl Ceren Altunkanat’ın çevirisiyle Delidolu’dan çıktı.

    Booker ödüllü Vaat kitabının yazarı Galgut, bu romanında biyografik bilgilere sadık kalsa da bir yazarın yaşam öyküsünü ve eserlerini tanıtmanın ötesine geçiyor. Birinci Dünya Savaşı’nın yakıcı etkilerinin gölgesinde benlik çıkmazına düşen Morgan adında yetenekli ve ayrıksı bir gencin varoluşsal sancılarını tüm kırılganlığıyla yansıtıyor. E. M. Forster'dan geriye kalan günlüklerin ve onu konu alan geniş literatürün etraflıca taranarak gerçek olayların yeniden kurgulandığı kitapta; yazarın İngiltere, Hindistan ve Mısır'da geçirdiği yılları, Kavafis, Leonard ve Virginia Woolf gibi önemli edebiyatçılarla dostlukları özenle işlenerek sanatsal bir bütünlük eşliğinde sunuluyor.

    ​“1912'de Hindistan’a doğru yol alan SS Birmingham gemisinin özel bir yolcusu vardır: Romanlarıyla edebiyat çevrelerinde tanınmaya başlayan genç yazar Edward Morgan Forster. Hayattaki amacını, toplumdaki yerini keşfetmeye çalışan Morgan, esas savaşını bastırmak zorunda olduğu cinsel kimliği ile yüzleşirken verecektir. Kendisini denizaşırı topraklara sürükleyecek karşılıksız aşkın hüznüyle yıllar sürecek bir edebî yolculuğa çıkacak, özgürlüğü ve ilhamı en beklemediği yerlerde bulacaktır. Birinci Dünya Savaşı sırasında İskenderiye'de, ardından Hindistan'da bir mihracenin sarayında yaşadığı deneyimler Forster'ı İngiltere'dekinden apayrı kültürlerle, geleneklerle ve değer yargılarıyla tanıştıracaktır. Ait olduğu topluma ve sınıfa daima yabancı hisseden Morgan'ın dünyaya bakışı kökten değişirken, bir yazar olarak kimliği de yeniden şekillenecek, on dört yılın sonunda en önemli eseri Hindistan'a Bir Geçit yayımlanacaktır.”

    0
    0
    1018
  • 19-02-2026

    Nehir Erdoğan, Yiğit Özşener ve Nezaket Erden başrolleri paylaştığı yeni yerli HBO Original dizisi Mira’nın afişini yayımlandı.

    Yapımını BKM’nin üstlendiği, Meltem Bozoflu’nun yazıp yönettiği Mira, ilk bölümüyle 13 Mart’ta HBO Max’te izleyicilerle buluşacak.

    ​Mira’nın 10 yıllık evliliği kocasının boşanma talebiyle hiç beklemediği bir şekilde alt üst olur. Hiç hazırlıklı olmadığı bu yeni dünyada ayakta kalmaya çalışan Mira, hem kendine yeniden bir yer açmanın hem de kim olduğunu keşfetmenin mücadelesine başlar. Bir başkasına duyulan maddi bağımlılık, sosyal baskılar ve ayrılık sonrası yeniden başlayabilme cesaretini tema alan Mira, izleyicilere umut dolu bir hikâye sunacak.

    0
    0
    1291
  • 19-02-2026

    Yayını olan, baskı materyalleri, metinler ve edisyonlu işler üzerine çalışan-üreten sanatçılar ve inisiyatifler ile yayım yapan müze, galeri, kurum ve enstitüleri bir araya getirerek kitap üretimleri üzerinden ortak alan yaratan border_less ARTBOOK DAYS’in sekizinci edisyonu 15-17 Mayıs tarihleri arasında Salt Galata’da gerçekleşecek.

    Sanat alanında üreten, söz söyleyen ve paylaşan kişileri bir araya getirirken yayınevleri üzerinden de etkileşim zeminleri oluşturmayı amaçlayan border_less ARTBOOK DAYS’in yeni edisyonunda 13 farklı ülkeden 68 katılımcı yer alacak. Katılımcı listesine buradan ulaşabilirsiniz.

    ​Ayrıca bu sene ikinci kez, en iyi tasarlanan masa ödülü border_less ARTBOOK DAYS danışma kurulu tarafından belirlenerek katılımcılardan birine verilecek. Ödülün sahibi bir sonraki edisyon için öncelikli katılım hakkı kazanacak. Etkinlik süresince yayın pratiklerine odaklı konuşma programı, atölye ve çeşitli yayın lansmanları da düzenlenecek. Programın detayları yakında duyurulacak.

    0
    0
    1042
  • 19-02-2026

    Lars Iyer’in ironiyi felsefeyle, gündelik hayatı entelektüel gerilimle kaynaştırdığı erken yaştaki fazla bilinci, fazla ironiyi, fazla farkındalığı görünür kıldığı romanı Nietzsche Banliyöde, Şilan Oğurlu’nun çevirisiyle Kolektif Kitap’tan çıktı.

    Lars Iyer felsefeyi dünyayla, hayatla ve kendileriyle baş etmenin bir aracı olarak gören bir grup öğrenciyle Nietzsche’yi, kendine özgü romancılık üslubuyla banliyödeki sıradan bir lisede buluşturuyor. Bu romanda karakterler dönüşmüyor; düşünüyor, takılıyor, tekrar ediyor. Betimlemelerin yerini fikirler, sahnelerin yerini konuşmalar, anlatının yerine sürekli geri dönen bir varoluş sorusu alıyor.

    Nietzsche’nin bir rehberden çok soruları çoğaltan, kesinlikleri dağıtan bir eşlikçi olarak rol aldığı bu roman, anlamın çöktüğü bir dünyada düşünmeye devam etmenin bir erdem değil, neredeyse kaçınılmaz bir talihsizlik olduğunu öne sürüyor. Teselli vaat etmeden, çözüm önermeden, okurunu rahatlatmadan ısrarla soruyor: Anlamın kalmadığı bir dünyada düşünmeye neden ve nasıl devam edeceğiz?

    “Felsefe! Felsefeye ihtiyacımız var! Nietzsche gibi filozoflar olmalıyız biz de. Banliyönün filozofları! Wokingham filozofları! Thames Vadisi filozofları! Her şeyi ama her şeyi sorgulamalıyız. Hiçbir şeyi rahat bırakmamalıyız. Taşları yuvarlamalıyız; kendi taşlarımızı! Kendi bedenlerimizde yeniden doğmak için!”

    0
    0
    1046
DAHA FAZLA
Geldanlage