GÜNDEM
  • 24-09-2025

    G-Art Galeri, Yasemin Şenel’in “Kargaşa / Pêle-Mêle / Disorder” başlıklı kişisel sergisini 15-26 Ekim tarihlerinde Artweeks İstanbul’da, 28 Ekim-22 Kasım tarihlerinde ise G-Art Galeri Çukurcuma’da sanatseverlerle buluşturacak.

    1975’lerden bu yana İstanbul’dan Liège’e, oradan uluslararası sanat sahnelerine uzanan üretiminde Yasemin Şenel, figüratif anlatımı, renklerin beklenmedik uyumu ve mitolojik göndermeleriyle kendine özgü bir görsel evren kurdu. Sergide yer alan eserler, izleyiciyi bir karnavalın içine davet ediyor. Hayal gücünün mutlak hâkimiyetinde şekillenen bu evrende renkler, figürler ve semboller farklı hikâyelerin kapısını aralıyor. Doğa ruhları, tanrılaştırılmış kadın figürleri, kuşlar, yılanlar, maskeler ve iskeletler iç içe geçiyor; şiddetin içinde masumiyet, korkunun derinliklerinde zarafet beliriyor. Bu çarpıcı zıtlıklar, Şenel’in resimlerinde hem cezbedici hem de rahatsız edici bir atmosfer yaratıyor.

    ​“Kargaşa / Pêle-Mêle / Disorder” başlıklı sergiyi, 15-26 Ekim tarihleri arasında Artweeks İstanbul’un XII. Edisyon kapsamında The Ritz-Carlton Residences İstanbul B Blok’ta, ardından 28 Ekim-22 Kasım tarihleri arasında G-Art Galeri Çukurcuma’da ziyaret edebilirsiniz.

    Künye:
    1. Aslan,Kelebek ve genç kiz 35x50cm karisik teknikkagit üzerine 2025
    2. Pembe Panter 70x90cm, akrilik tuval üstüne, 2024
    3. Kelebekler ve Kizil deri  29,7x21cm, akrilik kagit üzerine, 2024

    0
    0
    1087
  • 24-09-2025

    Henrik İbsen’in klasik eserinin Tiyatro CİRCA tarafından modernize edilmiş bir versiyonu olan, başrollerini Tuğçe Altuğ ve Deniz Celiloğlu’nun paylaştığı Nora (Bir Bebek Evi) yeni sezonda da izleyiciyle buluşmaya devam ediyor.

    Nora (Bir Bebek Evi), 28. İstanbul Tiyatro Festivali’nde başladığı yolculuğuna devam ediyor. Oyunda Tuğçe Altuğ ve Deniz Celiloğlu’na Gözde Kırgız, Jak Cem Avnayim, Emrah Özdemir eşlik ediyor.

    İyi bir eşe ve iki çocuğa sahip Nora, hayatının iniş ve çıkışları içinde toplumun aile ideallerini sürdürmeye çalışırken ataerkil düzenin katmanları bir bir çözülüp karşısına dikilir. Kendine biçilen pasif rolle yaşamını sürdüremeyeceğini anladığında ise bildiği her şeyi ardında bırakmayı göze alarak bilinmeze doğru yola çıkar.

    Nora (Bir Bebek Evi) yeni versiyonuyla 4 Ekim’de Ankara Sanat Tiyatrosu Bilkent Sahne’de 15 Ekim’de Baba Sahne’de sahnelenecek.

    0
    0
    1237
  • 24-09-2025

    Habip Aydoğdu’nun 2000-2025 yılları arasında ürettiği eserlerden oluşan “Yaşanmamış Tarihe Notlar: Habip Aydoğdu ile Belleğin Kıyılarında” başlıklı sergi, 14 Aralık’a kadar CerModern’de sanatseverlerle buluşuyor.

    Küratörlüğünü Mustafa Ağatekin’in üstlendiği sergi, Habip Aydoğdu’nun 25 yıllık üretiminden seçilmiş eserleri kronolojik bir kurguyla sunuyor. Sergi, Aydoğdu’nun resimlerinde 2000’li yıllardan itibaren öne çıkan yazı ve kelimelerin, yalnızca estetik bir unsur değil; aynı zamanda belleğe düşülmüş bir not, geleceğe gönderilmiş bir mesaj olarak nasıl varlık kazandığını gözler önüne seriyor. Sanatçının eserlerinde kimi zaman renklerin arasına sızan kimi zaman da bir haykırış gibi belirginleşen bu sözcükler, kişisel ve toplumsal hafızayla kurulan derin diyaloğun görsel tanıkları niteliğinde.

    ​“Yaşanmamış Tarihe Notlar” sergisi, kronolojik bir kurguyla sunulan eserler üzerinden Aydoğdu’nun kendi coğrafyasıyla ve farklı kültürlerle kurduğu sanatsal ilişkiyi takip etme imkânı sunarken, izleyiciyi yalnızca geçmişin izlerini sürmeye değil, henüz yaşanmamış bir tarihin ipuçlarını aramaya da davet ediyor.

    0
    0
    1517
  • 24-09-2025

    ArtRedCo, yedi sanatçının özgün küratöryal kurgularıyla şekillenen “Meşrutiyet 76” başlıklı yeni sergisini, 25 Ekim’e kadar Pera’daki tarihi binada sanatseverlerle buluşturuyor.

    Adını Pera’daki tarihi bir binanın Meşrutiyet Caddesi üzerindeki adresinden alan sergide; Fatih Alkan, Vahap Avşar, Alper Aydın, Aytuğ Aykut, Serkan Özkaya, Vahit Tuna ve Yuşa yer alıyor. Yedi katlı yapının her katı, izleyiciyi yedi sanatçının zihninden süzülen ve katlar arasında değişip derinleşen bir yolculuğa davet ediyor. Sergi, yedi katlı yapının her katını, yedi sanatçının özgün dünyalarına dönüştürüyor. Ortak bir tema yerine, birbirinden bağımsız projelerle zenginleşen bu çok katmanlı anlatılar, izleyiciyi farklı ritimler ve atmosferler arasında yolculuğa çıkarıyor. Sergi, “birlik” arayışından çok, “yan yana gelebilirlik” fikrinden besleniyor; farklı ifadelerin, bir yapı içinde geçici bir ortak zeminde nasıl var olabileceğini araştırıyor.

    Her sanatçının kendi küratoryal yaklaşımıyla şekillendirdiği bu sergi, izleyiciye yalnızca katlar arasında fiziksel bir dolaşım değil, aynı zamanda düşünsel bir geçiş alanı sunuyor. Mikroplardan yaban domuzlarına, simyevi dağlardan aynalı odalara ve ekolojik döngülere uzanan işler, çok katmanlı ve özgün anlatılar kurarken; izleyiciyi sabit bir bakışa değil, katlar arası geçişlerle yön değiştirmeye davet ediyor. Ortak bir tema etrafında birleşmek yerine, farklı düşünsel ve estetik arayışların yan yana gelebilme ihtimaline odaklanan sergi, bir bütünlük iddiasından çok, çoksesliliğin geçici ve verimli bir zeminde nasıl var olabileceğini sorguluyor.

    ​“Meşrutiyet 76”da yer alan her sanatçı, yalnızca kendi pratiğini değil, aynı zamanda kişisel kavramsal evrenini de mekâna taşıyor. Fatih Alkan, üretim, paylaşım ve diğerkâmlık gibi kavramları merkeze alarak resim, heykel ve enstalasyonlarında otoriteye karşı alternatif yaşam biçimleri arıyor. Vahap Avşar, aynayla kaplı bir odada “Uyuyan Dev” serisiyle, asfaltla boyanmış gazetelerle kaplı diğer bir mekânda ise yıkıntılardan dönüştürdüğü “Infestation” adlı domuz heykelleriyle, kırılganlık ve direnç arasında salınan bir karşılaşma öneriyor. Sanatçının Malatya’da depremde yıkılan evlerden toplanan buluntu demir ve aletlerle üretilen bu heykelleri, içlerine yerleştirilen renkli cam nesneler ve ışıkla birleşerek hem enkazın hem de yaşanmışlıkların izlerini görünür kılıyor.

    0
    0
    5405
  • 24-09-2025

    Zülfü Livaneli’nin bir ülkenin özgürlük yolunda çektiği zorlukları, baskıya karşı girişilen mücadeleyi, direnmeyi, yalnız bırakılmayı ve dayanışmayı anlattığı yeni romanı Bekle Beni, Can Yayınları’ndan çıktı.

    Livaneli; aşkı, dostluğu, aile bağını ve özgürlük tutkusunu ince ince örüyor Bekle Beni’de. Livaneli, “Bekle Beni fırtınalar içinde yitip giden arkadaşlarımıza bir saygı duruşu olarak algılanmalı,” diyor.

    Romanın kahramanları Leyla ile Selim, aşkın coşkusuyla bir hayat kurmak için mücadele ederlerken kendilerini türlü zorluğun, ayrılığın içerisinde bulurlar. Bir yanda birbirlerine kavuşma telaşı, diğer yanda özgürlük mücadelesi onları roman boyunca farklı yerlere sürükler. Aşkları direnişlerini besleyecek, direnişleri de aşklarını güçlendirecektir.

    ​"Polisler Selim’i alıp götürdüler. Gitmeden önce Leyla’ya son bir kez sarıldı, kulağına fısıldadı: ‘Güçlü ol Leyla. Bu da geçecek.’ Ama ikisi de biliyordu ki önlerinde zorlu ve belirsiz günler vardı. Selim’in yokluğu evin her köşesine sinmiş, sessiz bir çığlık gibi Leyla’nın yüreğini dağlıyordu. Her şey bir anda değişmişti, geri dönüşü olmayan bir noktaya gelinmişti, bir uçurumun kenarındaydılar, düşüş başlamıştı.”

    0
    0
    1484
  • 23-09-2025

    Usta yönetmen Reha Erdem’in Locarno, Moskova, Vancouver gibi uluslararası festivallerde büyük beğeni toplayan ilk uzun metrajlı filmi A AY (1989) restore edildi.

    Reha Erdem imzalı A AY, düşleri anımsatan eşsiz dünyası, kendine has zaman-mekân duygusu ve sırrını kolay ele vermeyen hikâyesiyle sinemamızda çok özel bir yere sahip. Eski bir evde kuralcı halası ve hasta dedesinin yanında annesiz büyüyen 11 yaşındaki Yekta’nın hayatından bir bölüm sunan film, yıllar sonra restore edilmiş kopyasıyla MUBI’de yeniden hayat buluyor. Fransa’dan getirtilen 16 mm orijinal negatif filmin restore edilmesiyle ortaya çıkan 2K kalitesindeki yeni sunum, 24 Ekim’den itibaren sinemaseverlerle buluşturacak.

    A AY, Atlas Post Production iş birliğinde, son teknoloji yazılım ve teknikler kullanılarak fiziksel ve dijital restorasyondan geçti. Aslına sadık kalınarak günümüze taşınan ve 4:3 oranındaki orijinal çerçeve oranı muhafaza edilen filmin siyah beyaz dünyasını oluşturan tonlar, yönetmen Reha Erdem ve görüntü yönetmeni Uğur Eruzun’un rehberliğinde elden geçirildi.

    0
    0
    1105
  • 23-09-2025

    Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi, Melahat ve Eşref Üren ile Eren ve Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun eserlerini bir araya getirdiği “Yan Yana” başlıklı yeni süreli sergisini 10 Temmuz 2026 tarihine dek sanatseverlerle buluşturuyor.

    Müzenin iki katına yayılan sergide, sanatçıların Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu’ndaki eserlerinin yanı sıra özel koleksiyonlardan derlenen eserleri farklı temalar etrafında bir araya geliyor. Resimlerin yanı sıra, mektuplar, karikatürler, şiirler, eskizler ve belgeler de sergiye eşlik ederek izleyicilere zengin ve katmanlı bir anlatım sunuyor. Müzenin üçüncü katında Melahat ve Eşref Üren’in eserleri Dr. Öğr. Üyesi Ali Kayaalp’in küratörlüğünde, ikinci katında ise Eren ve Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun eserleri Ömer Faruk Şerifoğlu’nun küratörlüğünde sanatseverlerle buluşuyor.

    ​“Yan Yana” sergisi yalnızca iki sanatçı çiftin yaşamını ve üretimini aktarmakla kalmıyor; aynı zamanda her bir sanatçının birbirinden farklı, ancak kesişen sanat yolculuklarını da izleyiciye taşıyor. Eren Eyüboğlu ile Melahat Üren’in kendilerine özgü duyarlılıkları, Bedri Rahmi Eyüboğlu ile Eşref Üren’in anlatımlarıyla bir araya geldiğinde, ortaya yalnızca bir çiftler hikâyesi değil, çok sesli bir sanat tarihi anlatısı çıkıyor. İzleyiciyi hem sanatçı çiftlerin ortak yaşamına hem de dört ayrı sanatçının iç dünyasına davet eden sergi, “yan yana” olmanın; birlikte üretmek, birbirinden beslenmek ve bazen de çeşitli nedenlerle görünmez olan emeği yeniden hatırlamak gibi farklı anlamları üzerine düşündürüyor.

    0
    0
    2416
  • 23-09-2025

    Hızlandıkça Azalıyorum ve 33’ün yazarı Kjersti Skomsvold’un “yeryüzünde insan olmanın” hünerini süssüz ve zarif bir öyküye dönüştürdüğü kitabı Çocuk, Deniz Canefe’nin Norveççe aslından çevirisiyle Jaguar Kitap’tan çıktı.

    Skomsvold’un anlatıcı karakteri ikinci doğumunu yapan ve yeni doğan kızına onu bu dünyaya getiren anne babasının öyküsünü anlatan bir yazardır. Her anne baba gibi o da bir yandan çocuğunun büyümesine tanıklık ederken diğer yandan kendi çocukluğuna döner, çocuğuyla kurduğu ilişkide anne babasıyla ilişkisini düşünür, sorgular ve gözlerinin önünde filizlenmekte olan yeni yaşamda hem geçmişin hem de geleceğin muhasebesini yapar.

    “O hatırlamadığımız çocukluk yıllarımızı anne babalarımız da hatırlamıyor, doğa neden böyle yapmış, ilk yılları neden gizli kılmış? Çocuk başkaları için bir giz, çocuk kendisi için bile bir giz.”

    0
    0
    1083
  • 23-09-2025

    Berlinli post-punk grubu Pink Turns Blue, Black Swan World Tour 2025 kapsamında ve %100 Müzik katkılarıyla 22 Kasım’da Roxy’de konser verecek.

    Pink Turns Blue, dünya çapında elde ettiği başarıların ardından yeni stüdyo albümü ve turnesi Black Swan ile müzikseverlerle buluşuyor. Black Swan, beklenmedik olayları tanımlamak için kullanılan bir terim; geriye dönüp bakıldığında, bu olaylara hazırlanılabileceğini düşündürüyor. Pink Turns Blue da bu albüm ve turne ile hayranlarına sürpriz dolu ve unutulmaz bir deneyim sunuyor. Grup üyeleri Mic Jogwer (vokal, gitar), Luca Sammuri (bas) ve Paul Richter (davul), son albümleri ve turne ile hayranlarıyla bir araya geliyor.

    ​Konserin ön grubu ise İstanbul’un yeraltı sahnesinin temsilcisi Kana Kana. Türkçe sözlü hafif gotik müziğiyle tanınan grup, Övünç Dan (vokal), Can Çalışkan (gitar) ve Yağmur Alev (e-drum/synth/altyapı) kadrosuyla, gecenin açılışını yapacak.

    0
    0
    919
  • 23-09-2025

    Bosfor, doğanın en gizli ve çağrışımlı güçlerinden birine odaklanan “Rüzgâr” başlıklı grup sergisini 18 Ekim’e kadar Karaköy’deki yeni mekânında sanatseverlerle buluşturuyor.

    “Rüzgâr” sergisi, çeşitli disiplinlerden eserleri bir araya getirerek rüzgârı, bir doğa fenomeni, bir sembol, insan ve ekolojik yaşamın her alanına dokunan bir varlık olarak ele alıyor. Sergide; Ahmet Çerkez, Ahmet Elhan, Barış Göktürk, Betül Kotil, Burcu Erden, Deniz Pire, Eda Soylu, Erman Özbaşaran, Funda Susamoğlu, Gökhan Tanrıöver, Ilgın Seymen, Işıl Kapu, Mithat Şen, Murat Atabek, Neslihan Başer, Olgu Ülkenciler, Renin Bilginer, Turan Aksoy, Uğur Daştan, Yasha Butler yer alıyor.

    Sergide yer alan sanatçılar, geçtiği her şeyde izini bırakan bu güçlü etkiyi, heykel, resim, video, yerleştirme, fotoğraf ve metin aracılığı ile yorumluyorlar. Kimi sanatçılar, rüzgârın bedenle, manzarayla ya da yapılarla etkileşimine, bıraktığı izlere, hareketine, dinamiğine, çevresel döngülerdeki rolüne odaklanırken, kimileri rüzgârın ilahi nefesi simgelediği felsefi çağrışımlara yöneliyor.

    “‘Rüzgâr’ sergisi, yaşam için hayati bir etki üzerine kurulu. Hem besleyici hem de yıkıcı olan bu güç, bıraktığı etki ile görünür hâle geliyor. Bu doğa fenomeni, tenimizi serinleten ve baharın kokusunu taşıyan hafif bir meltemden şehirleri yerle bir eden fırtınalara kadar yapıcı ve yıkıcı etkilere sahip. Yüzyıllardır gemilere yol gösteren, temiz enerji sağlayan, doğayı şekillendiren, görkemli manzaralar yaratan, tohumları taşıyarak yaşamı yayan, okyanusları hareketlendiren ve ruhu uyandıran rüzgâr, aynı zamanda özgürlüğün ve değişimin sembolü.”

    Künye:
    1. Renin Bilginer, A mothers love, across the pain, 2025 Keten üzerine pigment, yağlı boya, tavşan derisi tutkalı, erken dönem renk pigmenti, iplik Synthetic dye, linen, rabbit skin glue, early color pigment, pigment, oil, thread 187 x 135 cm
    2. Gökhan Tanrıöver, Siren's Respite, 2022 from "Waiting to be a Flower Underneath the Fig Tree" series El basımı fiber tabanlı kâğıt üzerine gümüş platin Silver gelatin, hand printed on fibre-based paper 40,5 x 33 cm 5 ed.+ 2 ap.
    ​3. Erman Özbaşaran, Rüzgar 37, 2025 Tuval üzerine yağlı boya Oil on canvas 140 x 120 cm

    0
    0
    878
DAHA FAZLA
Geldanlage