
Bozlu Art Project, Güven Zeyrek’in 1950’lerin sonundan 2000’lere uzanan üretiminden derlenen yapıtlarını bir araya getiren “Tenduvar” başlıklı kişisel sergisini 29 Kasım’a kadar Mongeri Binası’nda sanatseverlerle buluşturuyor.
Türkiye resim sanatının önemli temsilcilerinden Güven Zeyrek’in kapsamlı sergisi “Tenduvar”, sanatçının manzara, figür, beden ve mekân temaları arasında kurduğu ilişkileri takip ederek, bu temaların doğa, yüce, varoluş, boşluk ve renkle nasıl kesiştiğini ele alıyor. Nazlı Pektaş’ın küratörlüğünü üstlendiği sergi, Mongeri Binası’nın iki katına yayılarak izleyici karşısına çıkıyor.
Sergi, kendi okumasını boyanın yüzeyle kurduğu ilişki üzerinden geliştiriyor. Sanatçının AKATÜNVEL topluluğu ile paylaştığı varoluşçu yaratma edimi ve Bergama/Kozak Yaylası’nda çocuklukta yerleşen doğa deneyimi, bu okumanın iki temel noktasını teşkil ediyor. İkonografik başlıklardan çok, katmanların nasıl bindirildiğine, kesintiler ile yarıkların yüzeye nasıl yerleştirildiğine ve rengin boşlukla kurduğu gerilime odaklanan Tenduvar, temaları sıralamaktan ziyade boyanın ürettiği anlamın resimler boyunca nasıl dönüştüğünü karşılaştırmalı olarak izlemeye davet ediyor.
Sergi, 2013 yılından beri çok yönlü bir sanat kurumu olarak faaliyet gösteren Bozlu Art Project’in sürdürdüğü farklı işlevleri kapsayan bir çerçeve içinde şekilleniyor. 2021 yılında aramızdan ayrılan Güven Zeyrek’in atölyesindeki kitaplardan hazırlanan bir seçki, sanat tarihi alanında araştırma yapan tüm öğrencilere ve sanat profesyonellerine yönelik bir açık mekân olarak tasarlanan Bozlu Art Project kütüphanesinde okurlarla buluşuyor. Galeri ve kütüphane işlevlerinin yanı sıra Şükrü Bozluolcay’ın 1970’li yılların sonlarından itibaren oluşturmaya başladığı büyük bir koleksiyona ev sahipliği yapan kurum, Bozluolcay Koleksiyonu’nda yer alan yapıtlarla birlikte klasik, modern ve çağdaş sanatın önemli temsilcilerine ait birçok sanatçının eserlerini üretirken kullandıkları malzemelerin yer aldığı “Sanatçı Atölyesi Koleksiyonu”nu ziyaretçilerin beğenisine sunuyor. Tenduvar kapsamında, Güven Zeyrek’e ait resim malzemeleri de sanatçının arşivinden seçilen fotoğraflarla birlikte Mongeri Binası’ndaki özel alanda sergileniyor.
Bozluolcay Koleksiyonu’nda yer alan Süleyman Velioğlu, Tangül ve Tamer Akakıncı gibi AKATÜNVEL Sanat Topluluğu üyelerine ait eserler de sergi boyunca Mongeri Binası’nın randevu ile gezilebilen koleksiyon eserleri katında ziyaretçilerle buluşuyor.
Sanat eleştirmeni ve yazar Catherine Millet, İstanbul Modern’de devam eden “Ömer Uluç: Ufuk Çizgisinden Öteye” sergisine paralel olarak sanatçıya dair kişisel anılarını ve sergiye ilişkin izlenimlerini paylaşacağı bir söyleşiye konuk olacak.
“Ömer Uluç: Ufuk Çizgisinden Öteye” sergisi Artaş Holding’in sponsorluğunda İstanbul Modern’de devam ediyor. Uluç’un sanatsal yolculuğunu kapsamlı biçimde ele alan serginin kataloğuna yazdığı metinle katkı sunan Catherine Millet, söyleşide modern resimde jestin rolü üzerine düşüncelerini aktarırken, Uluç’un sanatıyla kurduğu kişisel bağa da değinecek.
Catherine Millet’in katılacağı söyleşi 8 Ekim, saat 18.30’da İstanbul Modern Oditoryum’da gerçekleşecek.
Bosphorus Productions ile Portals Booking tarafından düzenlenen Portals Metal Fest, 18 Ekim’de IF Performance Hall Beşiktaş’ta dünya extreme metal sahnesinin öne çıkan isimlerini aynı sahnede buluşturacak.
Türkiye’nin yeni extreme metal sahnesi Portals Metal Fest’te, sahne performanslarıyla adından söz ettiren, 90’lı yıllardan bugüne dikkat çeken albümlere imza atan Fransız black metalinin köklü grubu Seth, İsveç’in enerjik topluluğu Demonical, Belçika’nın death metal devi Carnation ve güçlü sahne performanslarıyla bilinen, son yıllarda büyük bir ivme yakalayarak dikkatleri üzerine çeken Danimarkalı sert ama bir o kadar da eğlenceli grup Baest, İstanbul’da olacak. Yerli sahneden ise Moribund Oblivion, yeni albümleri Intertemporal’ın lansmanını gerçekleştirecek; ayrıca İzmirli Oculos festivalinde bir diğer yerli grubu olarak sahne alacak.
Portals Metal Fest hakkında detaylı bilgiye buradan, biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Merve Elveren ve Meriç Öner’in küratörlüğünü üstlendiği “VarYok” başlıklı sergi, 11 Ekim 2025-16 Ağustos 2026 tarihleri arasında YUNT’ta sanatseverlerle buluşacak.
Üç bölüm hâlinde bir yıla yayılan “VarYok” sergisi; kişiler, cisimler, mekânlar ve tarihler aracılığıyla birbirine teğet geçen geçmiş ve gelecek tahayyüllerini ortaya seriyor. Farklı an ve coğrafyalara sıçrayan sergide katılımcılar, araştırmalarını ve üretimlerini temelsizleştirilmiş özel/kamusal gerilimi üzerinden yeniden yorumluyor.
11 Ekim 2025 - 1 Şubat 2026 tarihleri arasında projenin birinci bölümü “VarYok: Canlı” mimarlık tarihçisi Gürbey Hiz’in bilim ve edebiyat dergisi Servet-i Fünûn’dan yola çıkarak oluşturduğu eleştirel modernite atlasından bir seçkiyi sanatçı Emre Hüner’in Neochronophobiq (2015) isimli videosu ve video için tasarladığı seramik karakterler ile buluşturuyor. Hiz’in geç Osmanlı dönemi yayınından yola çıkarak tarif ettiği ilerlemeci gelecek, evden sokağa, gökyüzünden yerin altına uzanan sahnelerle aktarılıyor. Hüner’in arkeolojik buluntuları andıran heykellerinde ise çene ve omurga kemiklerine benzer ilkel aletler, hayvan fosilleri, işlevi belirsiz ritüel nesneleri, meteor parçaları ve menhirleri çağrıştıran formlar, mesken edindikleri mimari kabuklarla birlikte sunuluyor. YUNT’taki enstalasyonda videodan bağımsızlaşan bu karakterler, bir başka zaman ya da mekânda süren hayatları temsil ediyor. “VarYok: Canlı”yı 4 Şubat 2026 - 3 Mayıs 2026 tarihleri arasında Metehan Özcan, Mona Mahall ve Aslı Serbest’in katılımıyla “VarYok: Halı Altı” takip ediyor. Programın son bölümü “VarYok: Anıtsı” ise 6 Mayıs 2026 - 16 Ağustos 2026 tarihleri arasında Firuzan Melike Demirtaş ve Deniz Tortum’un çalışmalarını bir araya getiriyor.
YUNT’un güncel bir kültür kurumunun üstlenmesi gereken sorumluluk ve bilinci açığa çıkarmayı amaçlayan çalışmalarının bir durağı olan “VarYok”, konuşma ve atölye programlarıyla genişliyor. Bir yıla yayılan üç bölüm boyunca üretimler birbirine eklemleniyor; önceki ve sonraki bölümlere göndermeler yapan, nesneleri azalan ya da çoğalan işler sayesinde katılımcılar, sergi süresince YUNT’un soruşturmasına eşlik ederek yeni bir soruyu tartışmaya açıyor: “Vaktiyle mutlak kabul ettiklerimiz ilk kez mi bu kadar derinden sarsılıyor? Yoksa yakın zamanda beliren ani kaymalar, şimdinin çoktan başlamış provası mıydı?”
Katılımcılar arasında; Gürbey Hiz, Emre Hüner, Mona Mahall & Aslı Serbest, Metehan Özcan, Firuzan Melike Sümertaş, Deniz Tortum yer alıyor.
Künye:
1. Gürbey Hiz, Tahayyüller, İnşalar, Deneyimler Atlası projesinden Birbirine Uymayan Muhtelif Manzaralar adlı detay, 2020 Kaynak: Servet-i Fünûn
2. Emre Hüner, Neochronophobiq (2015) filminden bir kare Sylvia Kouvali Piraeus/London ve sanatçının izniyle
Sacha Heemels’ın yazdığı ve resimlediği, küçük kutup ayısı Luna ile annesinin umut dolu yolcuğunu anlatan Ay Her Yerde Aynıdır kitabı Sinan Çakmak’ın çevirisiyle Can Çocuk’tan çıktı.
10 yaş ve üzeri çocuklar, küçük kutup ayısı Luna ile annesinin karanlık ormanlardan geçerken gökyüzünde yollarını aydınlatan tanıdık bir ışıkla nasıl cesaret bulduklarının hikâyesini okuyacaklar. Tatlı kutup ayısı Luna ile annesi yiyecek aramak için Kuzey Kutbu'ndan ayrılmak zorunda kalırlar. Geçtikleri karanlık ormanlarda her şey biraz tuhaf ve korkutucudur. Sonra orman yavaş yavaş aydınlanmaya başlar. Derken, Luna gökyüzünde çok güzel bir şey görür; ona güven veren ve evini hatırlatan bir şey.
“'Hayır,' diye gülüyor Anne Ayı. 'O hep oradaydı. Ay her yerde aynıdır. Dünyaya farklı gözle bakmana yardımcı olur, yeni arkadaşlarının ne kadar yakında olduğunu birden fark etmeni sağlar.'”
İstanbullu psikedelik folk ve caz-rock grubu Kam’ın Luz isimli dördüncü stüdyo albümü Gülbaba etiketi ile müzikseverlerle buluştu.
İspanyolca’da “ışık” anlamına gelen Luz, grubun konsept olarak karanlıktan aydınlığa geçiş sürecini anlattığı “Kuz” ve “Luz” ikilisinin ikinci bölümü olarak kurgulandı. 2022 yılında Gülbaba Records etiketiyle yayımlanan ve eski bir Türkçe kelime olan “Kuz” (gölgede kalan, karanlıkta kalan) albümünün devamı niteliğindeki “Luz”, bu yolculuğun aydınlık yüzünü temsil ediyor. Grubun lideri ve trompetçisi Can Ömer Uygan, bu albüm ikilisini “karanlık ve aydınlığın birlikteliği olan bir Yin-Yang yansıması” olarak tanımlıyor. Albümün prodüktör koltuğunda Taner Yücel yer alırken, miksajı Ercan Bektaş Ülger, mastering’i ise Çağan Tunalı üstlendi. Albüm kapak fotoğrafı Memo Ömür’e, tasarımı ise Anıl Çezik’e ait.
Albümün çıkış parçası olarak, Osmanlı İstanbul'unun zamansız ustası Tamburi Cemil Bey’in “Nikriz Longa” eserine Kam yorumunu kattıkları kayıt, albümün karanlık ve aydınlık arasındaki denge fikrini, geçmiş ile bugünü buluşturan bir köprü olarak yansıtıyor. Parçanın müzik videosunun yönetmen koltuğunda ise Can Katipzade ve Özge Katipzade yer alıyor.
Bursa Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi tarafından Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlenen, Türk seramiğinin öncülerinden Nasip İyem ile Türk resminin usta ismi Nuri İyem’in yapıtlarını bir araya getiren “Gözlerimin Önündesin” sergisini 10 Ekim’den itibaren sanatseverlerle buluşacak.
Sanat tutkusuyla ortak bir hayat kuran ve uzun yıllar süren evlilikleri boyunca yan yana yürüyen Nasip İyem ile Nuri İyem, birbirlerine duydukları aşkla, çağdaş duruşlarıyla ve toplumun gerçekliğini gözler önüne koyan yapıtlarıyla öncü figürler oldular. 2005’te kaybettiğimiz Nuri İyem ve 2011’de hayatını yitiren Nasip İyem’in yapıtları, 2004’teki son ortak sergilerinden 21 yıl sonra ilk kez “Gözlerimin Önündesin” başlıklı sergide bir araya geliyor. “Gözlerimin Önündesin” sergisi, Anadolu’nun kültürel birikiminden beslenen ve kendi alanlarında Türk sanatına yön veren iki sanatçının bireysel üsluplarını, ortak duyarlılıklarını ve kesişen üretimlerini görünür kılıyor. Küratörlüğünü Yasemin Bay’ın üstlendiği sergide aile koleksiyonunun yanı sıra Türkiye’nin önemli koleksiyonlarından yapıtlar da bir araya geliyor. Nasip İyem’in seramik ve pişmiş toprak yapıtlarını, Nuri İyem’in resimlerini, çiftin hayat hikâyesi ve aile fotoğraflarıyla bir araya getiren “Gözlerimin Önündesin” sergi kapsamında Nasip İyem’in seramik ve pişmiş toprak yapıtları Cemal Nadir Sanat Galerisi’nde, Nuri İyem’in resimleri Sami Güner Sanat Galerisi Galerisi’nde, çiftin aile fotoğrafları ise orta fuaye alanında sanatseverlerle buluşuyor. Sergiyle eşzamanlı olarak Bursa Büyükşehir Belediyesi’nce yayımlanan kitapta ise küratör Yasemin Bay’ın sergiyi detaylandıran yazısının yanı sıra Zeynep Oral, Selçuk Altun, Feyyaz Yaman, Osman Nuri İyem ve Gizem Kâhya İyem’in metinleri yer alıyor.
EVİN iş birliğiyle, Bursa Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi tarafından düzenlenen “Gözlerimin Önündesin” sergisini, 10 Ekim-30 Kasım tarihleri arasında Tayyare Kültür Merkezi’nde ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1-2. Nuri İyem (Foto- Tolga İldun)
3-4. Nasip İyem (Foto- Tolga İldun)
Geçtiğimiz yıl yitirdiğimiz yazar Mario Levi’nin anısını yaşatmak ve edebiyatımıza yeni öykücüler kazandırmak amacıyla ailesi ve Everest Yayınları tarafından bu yıl ilk kez düzenlenecek Mario Levi Öykü Yarışması’na başvurular başladı.
Yarışma jürisinde Ali Budak, Ece Erdoğuş Levi, Elif Tanrıyar, Şebnem İşigüzel, Yekta Kopan yer alıyor. Ön eleme Cemil Kavukçu’nun sorumluluğunda yapılacak.
Başvuru yapacaklar dosyalarını özgeçmişleriyle birlikte 28 Kasım 2025 tarihine kadar mariolevioykuyarismasi@everestyayinlari.com adresine gönderebilirler. Yarışma sonucunun 22 Mayıs 2026’da açıklanması planlanıyor.
Katılım Koşulları
Mario Levi Öykü Ödülü; daha önce öykü, roman, novella gibi kurmaca türlerde herhangi bir formatta (matbu, dijital, sesli kitap vb) kitabı yayımlanmamış, ayrıca senaryoları, tiyatro oyunları yine herhangi bir formatta kitaplaşmamış, filme, diziye yahut herhangi bir şekilde sahneye uyarlanmamış olan bir yazarın ilk öykü dosyasına verilecektir. Adayların kitaplaşmış şiir, deneme ya da akademik çalışmalarının olması ise başvuruya engel değildir.
-Ödül, bir bütünlük oluşturacak şekilde bir araya getirilmiş öykülerden oluşan bir dosyaya verilecektir. Tek öyküyle başvuranlar baştan elenecektir.
-Adaylar, istedikleri sayıda öyküyü bir dosya oluşturacak şekilde bir araya getirebilirler. Sayfa, karakter ya da sözcük sayısı sınırlaması da yoktur.
-Dosyalardaki öyküler daha önce müstakilen dergilerde yayımlanmış yahut ödül almış olabilir.
-Yarışmada yaş sınırı yoktur.
-Dosyalar, mariolevioykuyarismasi@everestyayinlari.com adresine e-mail olarak gönderilebilir.
-Dosyaya katılımcının özgeçmişinin, posta adresinin ve telefon numarasının da eklenmesi gerekmektedir.
-Yarışmacılar, yarışmaya yalnızca bir eserle katılabilirler.
-Yarışmaya son katılım tarihi 28 Kasım 2025 Cuma günüdür.
-Yarışmayı kazanan kişi 22 Mayıs 2026 Cuma günü açıklanacaktır.
-Eserler, değerli Cemil Kavukçu'nun destekleriyle, Ali Budak, Ece Erdoğuş Levi, Elif Tanrıyar, Şebnem İşigüzel, Yekta Kopan'dan oluşan jüri tarafından değerlendirilecektir.
-Yarışmayı kazanan yazarın eseri editoryal süreçlerin tamamlanmasının ardından Everest Yayınları tarafından yayımlanacaktır.
Volkswagen Arena, yeni sezonda da müzik ve sahne sanatlarının seçkin örneklerine ev sahipliği yapmaya devam edecek.
Line up’ıyla dikkat çeken +1 Oktoberfest’ten, Yalın’la Büyülü Bir Gece’ye, The Lord of The Rings: The Return of The King’in canlı konserinden, The Sound of Superstar etkinliğine kadar farklı yelpazedeki pek çok etkinlik Volkswagen Arena’da izleyicilerle buluşacak. Ayın açılışı, 4 Ekim’de Pozitif organizasyonuyla gerçekleşecek +1 Oktoberfest ile yapılacak. Festival havasında geçmesi beklenen bu özel etkinlikte, Goran Bregović’ten Los Bitchos’a, Tuğçe Şenoğul’dan Seda Erciyes’e ve İstanbul Klezmer Kapelye’ye uzanan geniş bir sanatçı kadrosu yer alıyor. Birbirinden farklı müzik tarzlarını aynı sahnede buluşturan +1 Oktoberfest, sezona enerjik bir başlangıç vadediyor.
Ekim ayı boyunca Volkswagen Arena’nın en çok ilgi gören etkinliklerinden biri hâline gelen Yalın konserleri, bu yıl da müzikseverlerle buluşuyor. Sanatçının “Bir Büyülü Gece” konseptli sahne performansı, 10, 11, 12 ve 14 Ekim tarihlerinde gerçekleşecek.
18 ve 19 Ekim tarihlerinde sahnelenecek olan The Lord of the Rings: The Return of the King In Concert, serinin diğer filmlerinde olduğu gibi canlı müzikle birleşen çok özel bir deneyim sunacak. Howard Shore’un ödüllü müzikleri, dev ekran gösterimi eşliğinde orkestra ve koro tarafından canlı olarak icra edilecek. Üç farklı seansla izleyicilerin karşısına çıkacak olan bu büyük prodüksiyon hem sinemaseverler hem de klasik müzik tutkunları için kaçırılmayacak bir etkinlik olacak.
Ayın sonunda ise 24 Ekim tarihinde gerçekleşecek olan The Sound of Superstar, İngiliz elektronik müzik grubu Clean Bandit ve açıklanacak iki sürpriz isimle birlikte sezonun merakla beklenen gecelerinden biri olarak programda yerini alıyor.
EVİN, Hakan Gürsoytrak’ın “Velhasıl” başlıklı kişisel sergisini 4 Ekim-15 Kasım tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
Hakan Gürsoytrak’ın son dönem çalışmalarını bir araya getiren “Velhasıl”, kurumsal yapı imgelerinin temsillerini ve bu yapılar arasındaki hiyerarşik düzeni Koram İlkesi çerçevesinde ele alan bir seçkiyi sunuyor. Mimarlık ve tasarım alanında bir bütün içindeki öğelerin hiyerarşik düzenlenişini ifade eden Koram İlkesi, Gürsoytrak’ın yapıtlarında gündelik hayattan alınmış absürt imgeler aracılığıyla yeniden düşünülüyor.
Sanatçı, içinde kaybolduğu ara sokaklardan şehirler arası yolculuklara; gazetelerin iç sayfalarında haber olmuş anlara dair biriktirilmiş fotoğraflardan, Kültür Endüstrisi görsellerinin gıcır nesnelerinden, yırtık pırtık ambalajların kurduğu arzuların mekânlarına kadar geniş bir imgesel skaladan besleniyor. Bu imgelerin, akademik resim adetleri ile avam görselliklerin muzipçe harmanlandığı; modern hayat çelişkilerinin ironik bakış ve yorumlarının içerildiği pentür/boyalı nesneler üretiyor.
Künye:
1. Hakan Gürsoytrak, Pır Pır (Köprübaşı Mucı̇zesı̇, Tüyb, 140 X 160 Cm, 2025
2. Hakan Gürsoytrak, Can Sepet - Sepet Neşesı̇, 50 X 70 Cm, 2025 Kağıt Üzerı̇ne Renklı̇ Kalem,
3. Hakan Gürsoytrak, Pır Pır (Köprübaşı Mucı̇zesı̇, Tüyb, 140 X 160 Cm, 2025