GÜNDEM
  • 12-12-2021

    25. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında festival sahnesinde yer alan İKSV Alt Kat ve Anuşka’nın Atölyesi’nin birlikte hayata geçirdiği kuklalı çocuk gösterisi Mitolojik Hikâyeler, Paribu’nun desteğiyle çevrim içi olarak İKSV’nin YouTube kanalında izleyiciyle buluşuyor.

    Her hafta bir bölümün paylaşılacağı serinin “Pandora’nın Kutusu” isimli ilk bölümünün konuğu tiyatro sanatçısı Demet Evgar’dı. Toplam altı bölümden oluşan gösterinin ilk bölümü İKSV YouTube kanalında yayımlandı. Ani Haddeler’in tasarlayıp yazdığı Mitolojik Hikâyeler’in her bölümünde ayrı bir mit ele alınıyor. Coğrafyamızda geçen çeşitli efsaneleri, tahta kuklalar ve ana karakter Afrodit’in anlatımıyla izleyicilerle buluşturan gösteride, sahnelenen altı farklı hikâyenin her bir bölümünde ekibe konuk sanatçı katılıyor. Hikâyelerde, Demet Evgar ile Pandora’nın Kutusu açılıyor; KeKeÇa’nın canlandırdığı Truva Atı ile Truva şehri fethediliyor; Gülinler ile Ariyana’nın yün yumağı yol gösteriyor; Gökçe Gürçay (ÇeÇe) ile Midas’ın altınları her yeri kaplıyor; Odysseus, Serkan Keskin’in tek gözlü devi ile karşılaşıyor; Tuluğ Tırpan ile Zeus, Hades ve Poseidon, yeryüzü, yeraltı ve denizleri aralarında paylaşıyor.

    Mitolojik Hikâyeler serisinde kuklalara Ani Haddeler, Onur Gürçay ve Hande Ömürlü Yılmazer hayat veriyor. Dekor tasarımı Tolunay Türköz, kostüm tasarımı Hande Ömürlü Yılmazer, ışık tasarımı Cem Yılmazer, tasvir tasarımı, akustik müzik ve efektleri Ayşe Akarsu imzası taşıyor. Metinlerin danışmanlığını ise Prof. Dr. Nihal Kuyumcu yaptı.

    Mitolojik Hikâyeler, altı hafta boyunca her perşembe İKSV YouTube kanalında yayımlanacak. Serinin ilk bölümünü buradan izleyebilirsiniz.

    Mitolojik Hikâyeler Serisinin Bölümleri:
    9 Aralık Perşembe
    “Pandora’nın Kutusu” (Konuk sanatçı: Demet Evgar)

    16 Aralık Perşembe
    “Truva Atı” (Konuk sanatçı: KeKeÇa)

    23 Aralık Perşembe
    “Ariyana’nın Yün Yumağı” (Konuk sanatçı: Gülinler)

    30 Aralık Perşembe
    “Midas’ın Altınları” (Konuk sanatçı: Gökçe Gürçay (ÇeÇe))

    6 Ocak Perşembe 
    “Odysseus ve Tek Gözlü Dev” (Konuk sanatçı: Serkan Keskin)

    13 Ocak Perşembe
    “Zeus, Hades ve Poseidon” (Konuk sanatçı: Tuluğ Tırpan)

    0
    0
    2705
  • 12-12-2021

    Farklı disiplin ve kariyerlerden gelen altı sanatçının oluşturduğu Bir Kolektif, “Hepimiz Biriniz Birimiz Hepiniz İçin” başlıklı ilk sergisini 2 Ocak 2022’ye kadar 8ARTI1 Galeri’de sanatseverle buluşturuyor.

    “Hepimiz Biriniz Birimiz Hepiniz İçin” sergisinde Ilgın Tanay, Ali Ergin, Hakan Dilek, Burcu Batmaz, Sarp Süerdaş ve Burçin Belentepe’nin eserleri yer alıyor. “Bir olmak ve biz olmak” düşüncesinin önemi vurgulayan sergide ayrıca farklılıklarla yaratılan uyum da dikkat çekiyor.

    ​Bir Kolektif’in ilk sergisi “Hepimiz Biriniz Birimiz Hepiniz İçin”, 2 Ocak 2022’ye kadar 8ARTI1 Galeri’de görülebilir.

    0
    0
    1003
  • 12-12-2021

    Serol Teber ve Şenol Ayla hazırlayıp sunduğu Açık Radyo'nun 19. yayın döneminde gerçekleşen Didik Didik Freud programı aynı adla kitap hâline geldi. Kitap, Can Yayınları tarafından yayımlandı.

    Programda ikili, Teber'in Bilimsel Bir Peri Masalı: Freud'un Aile ve Tarihsel Romanı'ndan yola çıkarak, Sigmund Freud'un eşsiz yaşamöyküsünün peşine düşüyor ve çağdaşı Tevfik Fikret'le ortak melankolik dünyalarının eserlerine yansımalarını eleştirel/alternatif tarih yazımının büyüteci altında didikliyorlar. Teber, psikoloji, davranış bilimi ve arkeoloji arasında disiplinlerarası bir dil oluşturarak antikiteden Ortaçağ'a kadar hastalık, sapkınlık, günah kabul edilen melankoliyi ve bugün bile üretim-tüketim düzeninin aksak parçası sayılan melankolik kişiliği "atomize" ederek, nevi şahsına münhasır mizah duygusu ve ironisiyle arkeo-psikoloji alanının ilk ve en önemli yerli kaynaklarından bir tanesini armağan ediyor okura.

    "Bize öğretildiği gibi, dünya ciddiye alındığı ölçüde güzelleşmektedir. Üzerleri metafizik bulutlarla kaplı pek çok şey, şimdi, bilimsel yöntemin ışığı altında açık seçik parlamaktadır. Olayların bu denli gerçekçi görünümü bizlerde hiç de düş kırıklığı yaratmıyor. Tersine, pırıl pırıl, yepyeni bir dünyayı görmenin mutluluğu içindeyiz…" - Serol Teber, "Önsöz", Davranışlarımızın Kökeni

    0
    0
    3403
  • 11-12-2021

    Institut français Türkiye’nin, yaz aylarından bu yana tüm ülkeyi gezen sinema projesi “Fransız Sinema Haftası” kapsamında Türkiye’de vizyona girmemiş beş Fransız yapımı uzun metrajlı ve beş Türk yapımı kısa metrajlı film 17, 18 ve 19 Aralık’ta İstanbul’da sinemaseverlerle buluşacak.

    Sinemaseverler proje kapsamında 17, 18 ve 19 Aralık tarihlerinde Institut français Türkiye ve Sinematek - Sinema Evi Kadiköy’de bir komedi, bir drama, bir animasyon filmi, bir belgesel ve bir aile komedisi izleyecekler. 18 Aralık saat 19.00’da Institut français Türkiye’de gerçekleşecek Sulukule Mon Amour ve Hayaletler gösterimlerinin ardından yönetmen Azra Deniz Okyay ve Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Olivier Gauvin ile soru-cevap gerçekleştirilecek. 18 Aralık’ta Sinematek - Sinema Evi Kadiköy’de, 19 Aralık’ta ise Institut français Türkiye’de gerçekleşecek Ablam filminin gösterimlerinin ardından yönetmen Burcu Aykar izleyicinin sorularını yanıtlayacak.

    Program:

    Institut français Türkiye
    17 Aralık 19.00 / Ondan Bahsetmiyorum - Okul Hayatı
    18 Aralık 16.00 / Kötü Kız - Kabil’in Kırlangıçları
    18 Aralık 19.00 / Sulukule Mon Amour - Hayaletler (Yönetmen Azra Deniz Okyay ve Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Olivier Gauvin ile soru-cevap)
    19 Aralık 16.00 / Ablam Felicita (Yönetmen Burcu Aykar ile soru cevap)
    19 Aralık 19.00 / Fotoğraf Altı - Li vir - Büyük balo

    Sinematek - Sinema Evi
    17 Aralık 17.00 / Ondan Bahsetmiyorum - Okul Hayatı
    17 Aralık 20.00 / Kötü Kız - Kabil’in Kırlangıçları
    18 Aralık 14.00 / Sulukule Mon Amour - Hayaletler
    18 Aralık 17.00 / Ablam - Felicita (Yönetmen Burcu Aykar ile soru cevap)
    ​18 Aralık 20.00 / Fotoğraf Altı - Li vir - Büyük balo

    0
    0
    2923
  • 11-12-2021

    Kapadokya’ya özgü sembollerle eserler üreten sanatçı Hatice Abalı’nın “Kapadokya’nın Perileri 2021” başlıklı illüstrasyon sergisi Argos in Cappadocia’da bulunan Müze Salonu’nda 13 Aralık tarihinden itibaren sanatseverlerle buluşacak.

    Argos’un hikâyesinden ve Kapadokya’nın coğrafyasından ilham alan “Artist in Residence” projesiyle dünyaca ünlü sanatçıları ağırlayan Argos in Cappadocia yerel sanatçıları da sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Hatice Abalı’nın “Kapadokya’nın Perileri 2021” başlıklı illüstrasyon sergisi, Argos in Cappadocia’nın restorasyonlar yoluyla bölgeye kazandırdığı Müze Salonu’nda sergilenecek.

    Kapadokya ve Argos’a özgü görsel semboller ve şemalardan ilham alan Abalı sergide, bölgeyi temsil eden atlar, balonlar, günün her devinimde ışık ve gölge oyunlarına sahne olan vadi, peri bacalarına dayanan merdiven, güvercin ve kadın figürleri akrilik, suluboya ve kahve teknikleriyle yorumluyor. Sanatçı sergide yer alan illüstrasyonlarda; süsleme, eğlendirme, bezeme, yorum yapma, bilgilendirme, esinlendirme, şaşırtma, büyüleme ve hikâye anlatma gibi işlevler için yaratıcı, farklı ve son derece kişisel yollara başvurarak kullandığı malzemeleri de görsel bir biçimde izleyiciye sunuyor. Sanatçı eserlerinde yıllarca antika pazarlarından topladığı Osmanlıca dergi kupürlerini, bölgeye özgü taşların üzerine çocukluğunda duyduğu, gördüğü ve hayal ettiği döngüyü yaratıcı bir etkileşim içine girerek aktarıyor. 

    ​Hatice Abalı’nın “Kapadokya’nın Perileri 2021” sergisini 13 Aralık tarihinden itibaren Argos in Cappadocia’da yer alan Müze Salonu’nda ziyaret edebilirsiniz

    0
    0
    1301
  • 11-12-2021

    Fırat Mollaer’in editörlüğünde yazar ve akademisyenlerin katkılarıyla hazırlanan ve Edward Said hakkında yeni tartışmalar açmayı amaçlayan Edward Said’le Yeniden Başlamak: Entelektüel, Sürgün ve Şarkiyatçılık adlı çalışma İthaki Yayınları’ndan çıktı.

    Mete Akbaba, Güneş Ayas, Tuncay Birkan, Yücel Bulut, Esra Can, Tuğba Ekinci, Yusuf Ekinci, Umut Kaya, Rumeysa Köktaş, Fırat Mollaer, Özge Özkoç, R. Radhakrishnan, Pınar Yurdadön kitaba yazı ve söyleşileriyle katkıda bulunan isimler.

    “...Dolayısıyla şu aynı zamanda bizim kritik sorumuzdur: Batı’nın sömürgeci zalimliklerini yöntemli bir biçimde ortaya koyarken “Doğululuğu” teolojik köken gibi mi üstleneceğiz yoksa seküler bir başlangıç noktası mı saptayacağız?”

    “Türkiye’de Said imajları Said gerçekliğini çoktan geride bırakmış ve kendi alanında bağımsız bir krallık kurmuştur. Manipülatif geleneksel otoriteler eliyle konunun kültür savaşının içine çekilmesi vaziyeti daha da kötüleştirmiştir. Uzun sözün kısası, Said’i yorumlamak hiçbir zaman saf yorum/kuram meselesi olmamıştır. Said’le yeniden başlamanın da Şark’tan ve Said’den çok

    ‘bizim -kendi- dünyamızla ilgisi vardır.’ Burası yeniden başlamak için uygun bir kalkış noktası.

    ​Said’le yeniden başlamak amacıyla; şarkiyatçılığa ek olarak, sürgün, entelektüel, müzik ve coğrafyadan eleştirel dünyevilik, söylem, hegemonya ve ideoloji sorunlarına, Madun Çalışmaları ve postkolonyalizm gibi ekollerle ilişkisine, Said düşüncesinin imkânlarını farklı veçheleriyle hatırlatmaya çalışıyoruz. Kitabın bu konuda taze bir bakışa ihtiyaç olduğunu düşünen hemdert okurlara ulaşıp Said hakkında yeni tartışmalar açmasını dileriz.”

    0
    0
    1697
  • 10-12-2021

    Yerli alternatif rock grubu Mor ve Ötesi, “Forsa” isimli yeni teklisini Rakun Müzik etiketiyle yayımladı.

    Uzun bir süreden sonra yayımladıkları “Forsa” şarkısının söz ve müziği de Mor ve Ötesi’ne ait. Mor ve Ötesi, teklinin tanıtımını ünlü isimlerin fotoğraflarını kullanarak Instagram üzerinden gerçekleştirdi. Grup Instagram hesabında Hazal Kaya, Koray Candemir, Can Kazaz, Melisa Sözen, Mert Fırat, Can Gürses, Aylin Aslım, Rojda Demirer, Ece Temelkuran, Selma Ergeç, İlker Ayrık gibi birçok ismin siyah beyaz fotoğraflarını şarkı sözleri ile birlikte paylaştı.

    ​Mor ve Ötesi, “Forsa” isimli yeni teklisini buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    1715
  • 10-12-2021

    Akbank Sanat, küratörlüğünü Ekmel Ertan’nın üstlendiği “Seçilmiş Cehalet: Bilgi ve Bilmek İstemediğimiz Şeyler Üzerine” başlıklı sergiyi 12 Şubat 2022 tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    “Seçilmiş Cehalet: Bilgi ve Bilmek İstemediğimiz Şeyler Üzerine” sergisinde Morehshin Allahyari, Soheila Golestani, Mary Maggic, Jennifer Lyn Morone, Christoph Wachter & Mathias Jud, Pınar Yoldaş’ın eserlerinin yanı sıra Tansu Açık, Zeynep Direk, Pascal Gielen, Güven Güzeldere, Anıl K. Jain, Ömer Madra, Renata Salecl ve Ebru Yetişkin’in eserleri yer alıyor.

    Küratör Ekmel Ertan sergi ile ilgili şunları söylüyor: “Her şeyi bilemeyeceğimizi biliyoruz. Bildiklerimizin bir kısmını farkında olmadan, kaçınılmaz olarak öğreniyoruz. Bilmediklerimizin bir kısmını bilmemeyi tercih ediyoruz. Bu durumda bildiklerimiz kadar bilmediklerimiz de seçimlerimize dair. Bilgi evrenimiz bilmeyi seçtiklerimiz kadar bilmemeyi seçtiklerimizden de oluşuyor. Cehaletimizi de kendi tercihlerimizle oluşturuyoruz. Neyi bilmek istemiyoruz, neden bilmemeyi seçiyoruz?

    Bilgi ve bilmek istemediğimiz şeyler üzerine kurguladığımız bu sergi yedi sanat işi ile sekiz video-konuşmadan oluşuyor. Sergide yer alan sanat işleri ve video-konuşmalar geniş bir çerçevede bilginin doğasına, bilmemeyi seçtiğimiz konulara ve bu seçimin nedenlerine değiniyor.”

    ​“Seçilmiş Cehalet: Bilgi ve Bilmek İstemediğimiz Şeyler Üzerine” başlıklı karma sergiyi 12 Şubat 2022 tarihine kadar ücretsiz olarak Akbank Sanat Beyoğlu görebilirsiniz.

    0
    0
    3534
  • 10-12-2021

    "Çağdaş sanat post-kavramsal sanattır" iddiasını ortaya koyan Peter Osborne’un gerek felsefi, tarihsel ve sosyal açıdan, gerekse sanat eleştirisi açısından yeni bir yaklaşımla yerleşik fikirlere meydan okuduğu çalışması Kavramdan Sonra: Çağdaş Sanatın Felsefesi, Nüvit Bingöl’ün çevirisiyle Tellekt’ten çıktı.

    Osborne; Navjot Altaf, The Atlas Group, Amar Kanwar, Sol LeWitt, Gordon Matta-Clark, Gerhard Richter ve Robert Smithson'ın eserlerinin bir dizi kavramsal inşasını ve yorumunu detaylandırıyor; ayrıca "sanat uzamı" ve "sanat zamanı"nın kurumsal ve varoluşsal karmaşıklıklarına dair yeni açıklamalarda bulunuyor.

    "Bu gecikmiş çağdaş sanat felsefesi, bize hem çağdaş sanat tarihini hem de sanat eleştirisi felsefesini yeniden düşünmek için kavramsal araçlar sağlıyor. Tutkulu ancak analitik bir yaklaşım benimseyen Osborne, yalın ve zevkle okunan anlatımıyla politik açıdan ferasetli bir söylem sunuyor. Bu eser, çağdaş sanat veya onun felsefesiyle ciddi olarak ilgilenenler için temel bir okumadır." - Ruth Noack, documenta 12'nin küratörü

    ​Fotoğraf: Gerhard Richter. 4900 Farben,2007 © Courtesy of the artist and Foundation Louis Vuitton  

    0
    0
    1423
  • 10-12-2021

    İpek Duben’in kırk yılı aşan pratiğini yansıtmak üzere hazırlanan en kapsamlı sergisi “Ten, Beden, Ben”, SALT Beyoğlu’nda 3 Nisan 2022’ye kadar sanatseverlerle buluşuyor.

    “Ten, Beden, Ben” başlıklı sergi, erkek şiddetinden toplumsal cinsiyete, yerinden edilme ve göçten tüketim alışkanlıklarına uzanan konuları irdeleyen İpek Duben’in üretimine yeni bir bakış sunuyor. İşlerinde sıkça kullandığı kendi beden imgelerinden ilhamla isimlendirilen sergi, SALT’tan Amira Akbıyıkoğlu, Farah Aksoy, Sezin Romi ile Vasıf Kortun tarafından programlandı. Sergi, Duben’in 1980’lerin başındaki resim ve desenlerinden 2020 tarihli Angels and Clowns’a [Melekler ve Soytarılar] birçok işini yeniden değerlendiriyor.

    Duben’in yerel bir bağlamda göç, “öteki”ne bakış ve toplumsal cinsiyet konularını ele aldığı ilk işi olan Şerife (1980-1981) isimli serisi bir desen ve on bir resimden oluşuyor. Sanatçı, kız kardeşinin evine temizliğe gelen Şerife’nin başsız ve bedensiz portreleri için pazardan satın aldığı bir elbiseyi doldurup canlı modelin yerine koyarak Şerife’nin temsili bir modelini yaratıyor. Toplumsal varlığı ve emeği görünmez kılınan kadınları gündeme getirerek feminist bir tavrı yansıtan resimler, kültürel gelenek ve âdetlerle kırsal ve kent yaşamı arasındaki geçişlere de işaret ediyor. Bir gazete kupüründen yola çıkan Adale Adam (1988) üçlemesinde ise kaslarıyla böbürlenen, çıplak gövdesini teşhir etmekten kaçınmayan bir erkek figürü yer alıyor. Sergide peş peşe yer alan bu iki seri, toplumsal cinsiyet temelli beden temsilleri arasındaki eşitsizliğe dikkati çekiyor.

    Duben, Doğu-Batı ayrımında bir kadın olarak konumunu irdelemeye İzler (1990-2021) ve Kayıt (1991-1992) resim serileriyle başladı. Kavramsal arayışlarına uygun bir şekilde enstalasyon ve kitap sanatına yöneldiği Manuscript 1994 [El yazması 1994] (1994) ile pratiğinin ana damarlarından birine dönüşen bu konu, önce Manuscript X [El yazması X] (2010-2012) sonra Suspended [Muallak] (2012-2018) ile günümüze dek varlığını sürdürdü. Sanatçının Türkiye ve ABD basınında çıkan kadına şiddet olaylarını derlediği LoveBook [Aşk Kitabı] (1998-2000) ve aynı temel üzerine inşa ettiği LoveGame [Aşk Oyunu] (1998-2001) enstalasyonları, giderek artan atmosfer yaratma isteğini gösteriyor. 2003 tarihli What is a Turk? [Türk Nedir?] işinde “öteki” olana ulus kimliği üzerinden yaklaşırken Farewell My Homeland [Elveda Yurdum] (2004) ile -din, dil, etnik köken fark etmeksizin- yerinden edilenlere odaklanmaya başladı. Sanatçının son yirmi yılda yaşanan sosyal, kültürel ve ekonomik dönüşümlere dair gözlemlerinden doğan Melekler ve Soytarılar serisi bir kesimin yıkıcı kayıplarını görmezden gelerek tüketim aşırılıklarını normalleştirmiş yeni dünyanın çelişkilerini anlatıyor.

    ​“Ten, Beden, Ben” sergisini SALT Beyoğlu’nda 3 Nisan 2022’ye kadar ziyaret edebilirsiniz.

    Photo: Mustafa Hazneci, SALT

    0
    0
    13220
DAHA FAZLA
Geldanlage