GÜNDEM
  • 08-10-2025

    Ziya Demirel’in ikinci uzun metrajı En Güzel Cenaze Şarkıları dünya prömiyerini 38. Uluslararası Tokyo Film Festivali’nde yapacak.

    Evicko (2012) ve 2015’te Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan Salı gibi ödüllü kısa filmleriyle tanınan, ilk uzun metrajı Ela ile Hilmi ve Ali ile İstanbul, Adana, Ayvalık ve Ankara film festivallerinde ödüller kazanan Ziya Demirel’in ikinci uzun metraj kurmaca filmi En Güzel Cenaze Şarkıları dünya prömiyerini 38. Uluslararası Tokyo Film Festivali’nde gerçekleştirecek. 27 Ekim-5 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek festivalin resmi seçkisi “Asya’nın Geleceği” bölümü kapsamında 27 Ekim’de izleyicilerle buluşmaya hazırlanan En Güzel Cenaze Şarkıları’nın başrollerinde Esra Dermancıoğlu, Halil Babür ve Çağdaş Ekin Şişman yer alıyor. Senaryosu Ziya Demirel ve Yusuf Tan Demirel tarafından kaleme alınan filmin yapımcılığını Anna Maria Aslanoğlu (istos film) ve ortak yapımcılığını Emre Oskay (Sky Films) üstlenirken görüntü yönetmenliğinde Doron Tempert, kurguda Henrique Cartaxo, yapım tasarımında Osman Özcan, ses tasarımında ise Cenker Kökten imzası bulunuyor.

    En Güzel Cenaze Şarkıları, emekli öğretmen Saadet’in internette tanıştığı aşırı diplomalı Doktor Erol Ergüven’le yaşadığı ilişkinin ruhsal ve ekonomik etkileri; ailesinde dostlarında ve bazı beklenmedik kişilerde yankı bulmasını anlatan 6 bölümlük bir trajikomedi. Kayıpla arzunun, gerçeklikle absürdün iç içe geçtiği çok katmanlı bir anlatı kuran En Güzel Cenaze Şarkıları yönetmen Ziya Demirel’in tanımıyla “çok konuşan, konuşmayı durduramayan ve genellikle düşünmeden konuşan bazı insanların” hikayesini anlatıyor.

    ​​Oyuncu kadrosunda Yıldız Kültür, Nalan Kuruçim, Gözde Mutluer, Özer Keçeci gibi isimlerin de yer aldığı En Güzel Cenaze Şarkıları dünya prömiyerinin ardından Türkiye prömiyeri için 24 Ekim-2 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında izleyicisiyle buluşarak 1Ulusal Yarışma” bölümünde yarışacak filmler arasında yer alacak.

    0
    0
    2802
  • 08-10-2025

    Can Akgümüş’ün “Triarchy” başlıklı kişisel sergisi 18 Ekim-22 Kasım tarihleri arasında 18. İstanbul Bienali paralel sergisi olarak KAIROS’ta sanatseverlerle buluşacak.

    “Triarchy”, etimolojik kökeniyle üç otoritenin iktidarı paylaştığı bir yönetim biçimine işaret ediyor. Akgümüş ise bu kavramı çağdaş siyasetin baskı, şiddet ve korku üçlemesiyle yeniden tanımlıyor. Tiranlığın ve baskının yükü altında dönüşen imge, karanlıktan süzülen kırılgan bir ışık gibi “yeni güzel”in imkânlarını ararken; hakikat sonrası insanına sesleniyor. Sanatçı, bu çelişkiden hareketle, tiranlığın bireylerin bedenine, zihnine ve hafızasına açtığı yaraları görünür kılıyor.

    Sergi, siyasallaşan kurumların insanın varoluşunu nasıl yeniden biçimlendirdiğini sorunsallaştırırken, bireyin zihninin iktidar tarafından bir oyun alanına dönüştürülme ihtimaline odaklanıyor. Akgümüş, nefret, korku ve şiddetle çevrelenen bu kırılgan yapının nasıl dönüştürüldüğünü açığa çıkarıyor. Bu karanlık ormanın damarlarını besleyen mekanizmaları görünür kılan sanatçı, hafıza, hatırlama ve unutma pratiklerinden yola çıkarak queer varoluş biçimlerini direnişin olanakları olarak konumlandırıyor.

    Künye:
    1. The Body The Act I,  2025, 100x75cm, Archival Pigment Print, Framed
    2. The Body The Act II, 2025, 30x22cm, Archival Pigment Print, Framed
    3. The Thrones - Regina Solitudinis - Solitudequeen, 2025, 100x75cm, Archival Pigment Print, Framed
    4. Void of Course, 2025, 70x100cm, Archival Pigment Print, Framed
    ​5. Broken Circle, 2025, 60x200cm, Archival Pigment Print, Framed

    0
    0
    2736
  • 08-10-2025

    İsmini en son Sarı Yüz romanıyla duyuran R. F. Kuang’ın merakla beklenen yeni romanı Katabasis, Güneş Becerik Demirel’in çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.

    “İki doktora öğrencisi, rekabetlerini bir kenara bırakıp hocalarının ruhunu kurtarmak için Cehennem’e gitmek zorunda—belki de kendi ruhlarını feda etme pahasına. Alice Law’un hayatta tek bir amacı vardı: Büyü alanındaki en yetenekli kişi olmak. Bunun gerçek olması için her şeyini feda edebilirdi: gururunu, sağlığını, aşk hayatını ve kesinlikle akıl sağlığını. Hepsi, dünyanın en büyük büyücüsü olan Cambridgeli Profesör Jacob Grimes’le çalışabilmek içindi. Ama profesör bir büyü kazasında ölünce işler değişecekti.

    ​Grimes cehennemdeydi ve Alice onun peşinden gitmeye kararlıydı. Çünkü profesörün yazacağı tavsiye mektubu Alice’in geleceğini belirleyecek güce sahipti ve ölüm bile hayallerinin peşinden gitmesini engelleyemeyecekti. Alice’in ezeli rakibi Peter Murdoch da aynı fikirdeydi. Bu iki rakip, sevmedikleri bir adamı kurtarmak için cehennemin derinliklerine yola çıkacaklardı. Ama cehennem pek de eski hikâyelerde ve kutsal kitaplarda anlatıldığı gibi değildi. Çok daha tehlikeliydi.”

    0
    0
    1022
  • 07-10-2025

    Arter’in, beş uluslararası yapımı Karen Cirillo’nun küratörlüğünde bir araya getiren “Ses için Ayrıcalık” başlıklı film programı 17-19 Ekim’de Sevgi Gönül Oditoryumu’nda izleyicilerle buluşacak.

    “Ses için Ayrıcalık” film programı, “ses hakkında [görsel] bir film nasıl yapılır?” sorusuna yanıt arayan ve ses meraklılarını yalnızca duymaya değil, dinlemeye de davet eden uluslararası beş yapımı Arter’de bir araya getiriyor. Programın küratörlüğünü, belgesel sinema ve medya antropolojisi alanında çalışan küratör ve kültürel iletişim uzmanı Karen Cirillo üstleniyor. Hareketli görüntüde ses, çoğu zaman harika bir filmin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilse de kendi başına bir konu olarak sıklıkla göz ardı ediliyor. Oysa ses, duyusal bir öğe olarak, gözden kaçırdığımız eylemleri, anları ve duyguları, özellikle de görsel olarak baskın formların gölgesinde kalanları, daha derin bir şekilde aktarabiliyor.

    Etnomüzikolog Steven Feld’in belirttiği gibi, “sonik olan duygusal derinliğin dönüşmüş yankılanışıdır”. “Ses için Ayrıcalık” film programında yer alan beş çağdaş film, tıpkı müzisyen Jerfi Aji’nin 2022 yılında Arter’de gerçekleştirdiği konserin isminde olduğu gibi, “sesin içinden bakıyor”. Sirenlerden sesli mesajlara, sinemadaki ses efektlerinden çocukluk kasetlerine, güvelerin uçuştuğu ormanlardan gökyüzündeki dronelara uzanan filmler, duyusal etnografyanın geniş manzarasına açılıyor. Hem konu seçimlerinde hem de sanatsal tasarımlarında işitsel olana öncelik veren bu yapımlar, yalnızca kulaklarımızı açarak dünyayı nasıl farklı algılayabileceğimizi ortaya koyuyor.

    ​“Ses için Ayrıcalık”, 17 Ekim’de sesin temel gerçekliğini keşfe çıkan Sam Green imzalı 32 Ses [32 Sounds] filminin gösterimiyle başlayacak. 18 Ekim’de Lawrence Abu Hamdan’ın pandemi döneminde Beyrut semalarında artan gürültü kirliliğini konu alan filmi Gökyüzü Günlüğü [Diary of a Sky] ile Anupama Srinivasan ve Anirban Dutta’nın Hindistan ile Butan arasındaki sınırda iki yerel biyoloğun güvelerin mikrokozmosunu incelemesini anlatan yapımları Noktürnler [Nocturnes] izleyiciyle buluşacak. Program, 19 Ekim’de Aura Satz’ın ses kolajı niteliğindeki Önleyici Dinleme [Preemptive Listening] ve Oksana Karpovych’in, Rus askerleriyle aileleri arasında dinlemeye takılmış telefon konuşmalarından oluşturduğu Yakalanan [Intercepted] filmlerinin gösterimleriyle sona erecek.

    0
    0
    941
  • 07-10-2025

    Günümüzde müştereklerin kaybı ile yeniden inşası arasındaki gerilimi ele alan “Müşterekler” sergisi 4 Ocak 2026 tarihine Metrohan’da sanatseverlerle buluşuyor.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Başkanlığı’nın (İBB Kültür) ev sahipliğinde, Atölye İstanbul Düşün Sanat ve Eğitim Vakfı (AİV) ile Atölye 20 Sanat ve Üretim tarafından düzenlenen sergi, 40 sanatçının farklı mecralarda, türlü materyallerle ürettiği eserlerden oluşuyor. 

    “Müşterekler” sergisinde bir araya gelen 40 sanatçı, müşterekleri ve müşterekleşmeyi, çağdaş sanatın ve toplumsallaşmanın sınırlarını genişleten ve sorgulayan bir yöntem, bir süreç ve bir davet olarak ele alıyor. Sergi, günümüzde müştereklerin kaybı ile yeniden inşası arasındaki gerilimi, kamusal mekânın belleğiyle örülmüş bir estetik deneyim olarak irdeliyor. İstanbul’un modernleşme sürecinde ulaşımın, hareketliliğin ve gündelik karşılaşmaların düğüm noktalarından biri olan Metrohan’da, sergiyi ziyaret eden katılımcılarla birlikte kolektif bir belleğin somut taşıyıcısı olarak bu müşterekleşme deneyiminin bileşeni hâline geliyor. “Müşterekler” sergisindeki her bir eser, farklılıklarıyla birlikte barış içinde yaşayarak yan yana durabilme ve müşterekler için üretebilme kapasitesinin bugün Türkiye’de hâlâ nasıl da güçlü olduğunu hatırlatıyor.

    ​“Müşterekler” sergisini 4 Ocak 2026 tarihine dek pazartesi hariç her gün 10.00-18.00 saatleri arasında Metrohan’da ziyaret edilebilirsiniz.

    0
    0
    1757
  • 07-10-2025

    Passage Petits-Champs, 18. İstanbul Bienali paralel etkinliği olan disiplinlerarası bir buluşma alanı yaratan Pasaj Zivo adlı mekâna 25 Kasım’a kadar ev sahipliği yapıyor.

    Meşrutiyet Caddesi 67 numarada yer alan yapıda yer alan Zivo, Beyoğlu’nun geçmişi ile bugününü buluşturan bir diyalog ve buluşma alanı olarak tasarlandı. Semtin hızla dönüşen dokusu içinde hikâyelerin filizlenebileceği bir merkez olmayı hedefliyor. Pasaj Zivo, her yaştan katılımcıya yönelik atölyeleriyle ziyaretçilerini hem öğrenmeye hem de üretmeye davet ediyor. Zivo, yalnızca sergilenen değil; aynı zamanda yaşayan, paylaşılan ve dönüştürülen bir arşive dönüşüyor. Pasaj Zivo’nun yeniden hayat bulmasında Direktör Mina Gürsel Tabanlıoğlu, yürütücü Lütfullah Genç ve düşünsel partnerler Galerist ile Gem Alf projeye katkı sağlıyor.

    Zivo, bir evin salonunu andıran yapısıyla aynı zamanda kamusal bir buluşma alanı işlevi görüyor. Araştırma ve paylaşım mekânı olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. Mekânda semtin kültürel belleğine dair belgeler, fotoğraflar, kitaplar ve haritalar bulunuyor. Etkinlikler kapsamında konuşmalar, yemekler ve müzik eşliğinde semte dair hikâyeler paylaşılıyor. Beyoğlu esnafının da katılımıyla gerçekleşen konuşma serileri, semtin kültürel ve sosyal dokusuna dair farklı perspektifler sunuyor. Mekân aynı zamanda Beyoğlu’na özgü yemeklerin tadılabileceği bir deneyim alanı oluşturuyor.

    Pasaj Zivo’yu 15 Kasım’a kadar pazartesiden cumartesiye 11.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

    ​Adres: Passage Petits-Champs, Asmalı Mescit, Meşrutiyet Cd. No:67 Kat:2, 34430 Beyoğlu / İstanbul

    Fotoğraflar Cem Gülsüm'e aittir.

    0
    0
    2429
  • 07-10-2025

    27. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri, 6 Ekim Pazartesi akşamı Haliç Kongre Merkezi’nde Sena Başdoğan ve Yunus Eski sunuculuğunda düzenlenen törenle sahiplerini buldu.

    Türk tiyatrosunun en uzun soluklu ödüllerinden Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri, 16 dalda verilen ödüllerle tiyatro dünyasına damga vurdu. 27. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nde, tiyatro tarihine geçen ustalara takdim edilen Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü Metin Deniz’in, oyun yazarlarına adanan Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü ise 9/8’lik Kıyamet isimli oyunuyla Şamil Yılmaz’ın oldu. Komedi ya da müzikal dalındaki oyunlara verilen Haldun Dormen Özel Ödülü’ne Afife isimli oyunla Tiyatro Afife&Zorlu PSM layık görülürken, Yapı Kredi Özel Ödülü’nün sahibi ise Mehmet Birkiye oldu.

    27. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri Kazananları:

    Yılın En Başarılı Oyunu
    Medea Material – İstanbul Devlet Tiyatrosu & Ankara Devlet Tiyatrosu

    Yılın En Başarılı Yönetmeni
    Ayşe Emel Mesci – Medea Material

    Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu
    Sükün Işıtan – Medea Material

    Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu
    Oğulcan Arman Uslu – 9/8’lik Kıyamet

    Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu
    Deniz Danışoğlu – BFF

    Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu
    Tekin Ezgütekin – Dublörün Dilemması

    Yılın En Başarılı Sahne Tasarımı
    Murat Gülmez – Medea Material

    Yılın En Başarılı Giysi Tasarımı
    Candan Seda Balaban – Ağrı Dağı Efsanesi

    Yılın En Başarılı Sahne Müziği
    Oğuzhan Balcı – Ağrı Dağı Efsanesi

    Yılın En Başarılı Işık Tasarımı
    Yakup Çartık – Medea Material

    Yılın En Başarılı Hareket Düzeni (Koreografisi)
    İlyas Odman – Khora

    Yılın En Başarılı Genç Kuşak Sanatçısı
    Mine Nur Şen – Yıldız

    Özel Ödüller:

    Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü
    Şamil Yılmaz – 9/8’lik Kıyamet

    Haldun Dormen Özel Ödülü
    Tiyatro Afife & Zorlu Psm - Afife

    Yapı Kredi Özel Ödülü
    Mehmet Birkiye

    Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü
    Metin Deniz

    0
    0
    1127
  • 07-10-2025

    Dirimart, Alman sanatçı Karin Kneffel’in Londra’da açılacak üçüncü kişisel sergisi “Hampstead’de Bir Ev”i 9 Ekim-15 Kasım tarihleri arasında sanatseverle buluşturacak.

    Modernist dönemde parçalarına ayrılan akademik resmi ustalıkla yeniden inşa eden hiperrealist kompozisyonlarıyla tanınan Karin Kneffel, eserlerinde temellük ve yabancılaştırma yöntemlerini kullanarak günümüz gerçeklerini çağdaş meselelerle harmanlıyor. Kneffel’in titiz fırça darbeleri, yansımalar ve illüzyonla zenginleşen estetik tecrübeyi derinleştiren görsel katmanlar oluştururken, mevcut politik ve kültürel anlatıları gündelik hayatta nasıl algıladığımız üzerine düşündüren kompozisyonlar kuruyor.

    Sergi, Hampstead’daki modernist mimari simgesi ve Bauhaus tasarım anlayışının nadir İngiliz örneklerinden Isokon Flats’tan esinlenen yeni bir dizi eseri ortaya koyuyor. Mimar Wells Coates tarafından Jack ve Molly Pritchard için tasarlanan Isokon, kentsel yaşam için radikal bir model olarak tasarlandı. Mimari özelliği, Walter Gropius, Marcel Breuer, László Moholy-Nagy, Agatha Christie, Henry Moore ve Barbara Hepworth gibi 20. yüzyılın en etkili düşünür ve yaratıcılarının ilgisini çekti.

    Sergideki eserler bu karakterlerin hafızaları ve üretimleri etrafında şekilleniyor. Sergi, parçalanmış geçmişi zamansız bir sahnede yeniden bir araya getirerek izleyiciyi tarihi yeniden düşünmeye davet ediyor. Hiperrealist, illüzyonist kompozisyonları, arşiv parçalarını kendi imzası olan figürler ve jestlerle yan yana getirerek binanın tarihine ve ünlü ziyaretçilerine fotografik bir bakış sunuyor. Sanatçı, kültürel ve politik tarihlerin nasıl algılandığını düşünmeye teşvik eden kompozisyonları bilinçli olarak seçiyor ve özellikle kadınların göz ardı edilen öykülerine odaklanıyor. Karin Kneffel’in sergileri genellikle ikonik mimari mekânlar keşfeder ve bunları gerçekliği aşmak için bir çerçeve olarak kullanır. Bu sergide sanatçı, sembolik nesneler ve hayalet gibi figürlerle tasvir edilen anıları kullanarak yer, zaman ve algı arasında sahte bağlantılar kuruyor. Sergide büyük ölçekli üzüm ve laleler içeren yeni bir dizi anıtsal natürmort kompozisyon da yer alıyor. Bu eserler, Kneffel’in sanatta dekoratif unsurları uzun süredir sorguladığı yaklaşımını sürdürüyor ve akademik kısıtlamalarla bu tür konuların geleneksel olarak dışlanmasına karşı çıkan kasıtlı bir sanatsal seçim olarak karşımıza çıkıyor. Görkemli natürmortlarının yanı sıra, bir dizi fotoğraf çalışması da sanatçının gerçeklik kavramıyla eğlenceli bir şekilde ilgilenmesini vurguluyor. Bu eserler, illüzyon ve algıyı neşeyle keşfeden sanatçının merak ve hayranlık uyandıran yaklaşımını gösteriyor.

    Sergiyi serigrafi üzerine suluboya resimleri tamamlıyor. Bu eserler, Kneffel’in geçmişteki sanatsal yolculuklarına bir köprü görevi görerek, kariyeri boyunca yankı bulan tema ve motiflerin nüanslı bir şekilde yeniden yorumlanmasına olanak tanıyor. Bu farklı eserler, sanatçının çok yönlü yaklaşımına kapsamlı bir bakış sunarak, teknik becerisini, entelektüel merakını ve sanatsal sınırları zorlamaya olan sarsılmaz bağlılığını sergiliyor.

    Künye: Untitled, 2025, Oil on canvas, 180x240 cm

    0
    0
    973
  • 07-10-2025

    İlker Hepkan’ın şiirin temel öğeleri dize ve imgeyi sorguladığı, ikinci şiir kitabı Sizi Kaçırıyorum, 160. Kilometre Yayınevi’nden çıktı.

    Hepkan, okurlarını aşık olmaya teşvik ettiği ilk kitabı Beyefendiler’in ardından bu kitabında da onları şiirlerin içindeki birden çok anlamı bulmaya davet ediyor. Hepkan, Sizi Kaçırıyorum’daki şiirlerini 2002-2022 yılları arasında yaşadığı İzmir, Augusta, İstanbul, Paris, Tucson ve New York’ta kaleme aldı. Bu şehirlerde deneyimlediği anlam farklılıklarını dizelerine katan şair okurlarına her şiirde birden çok anlam vadediyor. Şiirlerinde dizenin ve imgenin yapısal esnekliğini kullanarak birden çok anlam yaratan Hepkan, hem okuru kelime ve duyguyla sembolik olarak alı koymayı, hem de okurla aynı zaman ve mekânda var olamamayı işaret ediyor.

    “dizeye inandık da ne oldu
    kaçırıyorum sizi”

    0
    0
    933
  • 06-10-2025

    İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO), kuruluşunun 80’inci yılında 2025-2026 sezonunu 10 Ekim Cuma akşamı saat 20.00’de Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda vereceği konserle açıyor. 

    İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, DenizBank konserleri kapsamında 10 Ekim 2025 Cuma akşamı Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda gerçekleştirilecek açılış konseriyle 2025-2026 sezonuna başlıyor. Konserde orkestrayı İtalyan şef Antonio Pirolli yönetirken, konserin solisti dünyaca ünlü Rus piyanist Nikolai Lugansky olacak.

    Programın ilk bölümünde, Maurice Ravel’in cazın renkleriyle bezenmiş zarif bir üslup içinde yazdığı Sol Majör Piyano Konçertosu seslendirilecek. Konçerto, vürtüözite ile lirizmi bir araya getiren yapısıyla dinleyicilere hem enerjik hem de duygusal bir müzikal deneyim sunacak. Konserin ikinci bölümünde ise Johannes Brahms’ın senfonik literatürün doruk noktalarından biri olarak kabul edilen 4. senfonisi yer alacak. Derinlikli temaları, dramatik yapısı ve görkemli finaliyle Brahms’ın bu başyapıtı, izleyicilere güçlü bir müzikal yolculuk vaat ediyor.

    ​Açılış konserinde orkestrayı, uzun yıllara dayanan iş birliği, güçlü sahne enerjisi ve zarif üslubuyla İDSO sahnesinde özel bir yere sahip olan İtalyan şef Antonio Pirolli yönetecek. Konserin solisti ise yorumlarıyla tüm dünyada takdir toplayan, derin müzikalitesiyle uluslararası müzik arenasında önemli bir yere sahip olan ünlü Rus piyanist Nikolai Lugansky olacak.

    0
    0
    975
DAHA FAZLA
Geldanlage