
Ferda Art Platform, iki yeni sergiye ev sahipliği yapıyor. Seniha Ünay’ın “Âdemin Boy Aynası” başlıklı İstanbul’daki ilk kişisel sergisi 5 Ocak 2022 tarihine kadar Ferda Art Platform Proje Alanı’nda, Mine Akın’ın “Bütünün İçinden” başlıklı kişisel sergisi 15 Ocak 2022 tarihine kadar Ferda Art Platform’da sanatseverlerle buluşuyor.
Seniha Ünay’ın sergide yer alan medyada şiddetin temsili üzerine odaklanan resimleri izleyicileri medyanın fail, kurban ve şiddet anlatıları üzerine düşünmeye davet ediyor. Sanatçı yaşanmış şiddet olaylarını kullandığı yazılı ve görsel dille pornografik bir şiddet gösterisine dönüştüren medya anlatısını, kurbanın yokluğu üzerinden yeniden kurguluyor. Kurbanı görsel bağlamdan kopartarak şiddetin öznesine ve salt şiddet eylemine dikkat çekiyor. Sergide Ünay’ın kâğıt ve tuval üzerine yağlı boya ve mürekkep kullanarak ürettiği işleri yer alıyor.
Mine Akın’ın heykellerinde, arkaik sembolizmden Mısır ve Yunan mitolojilerine, tek tanrılı dinlerden günümüz modern sembollerine kadar uzanan zeytin ağacının büyüsü hayat buluyor. Sanatçı yeni serisinde yeniden doğuşun, sonsuzluğun, üretkenliğin ve barışın sembolü olan zeytin ağacı üzerine yoğunlaşıyor. Sanatçı zeytin ağacının damarlı ve sert yapısı el verdiğince malzemeyle adeta bir iş birliği içinde çalışıyor. Akın’ın bronz heykellerinden aşina olunan kadın formları bu sergide izleyicinin karşısına keskinlikten uzak, itinayla işlenmiş bir dişil iz düşümler dünyası olarak çıkıyor.
Seniha Ünay’ın “Âdemin Boy Aynası” başlıklı kişisel sergisi 5 Ocak 2022 tarihine kadar Ferda Art Platform Proje Alanı’nda, Mine Akın’ın “Bütünün İçinden” başlıklı kişisel sergisi 15 Ocak 2022 tarihine kadar Ferda Art Platform’da ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. Seniha Ünay, Âdemin Boy Aynası serisi, 2020, Kağıt Üzeri Yağlıboya 70x100 cm
2. Seniha Ünay, Âdemin Boy Aynası serisi, Karantina günlerinde evde şiddet gören 20 kadın hayatını kaybetti, 2020, Kağıt Üzeri Mürekkep, 50x65
3. Mine Akın, İsimsiz 2,2021,Zeytinağacı,17x41x51cm
4. Mine Akın, İsimsiz1, 2021, Zeytinağacı,6x19x27cm
Lisa Aisato’nun yazdığı ve yüzden fazla resminin eşlik ettiği, yaşamın güzelliğini, neşesini ve şiirselliğini anlattığı kitabı Hayatın Tüm Renkleri, Ayşe Erbulak’ın Norveççe aslından çevirisiyle Epsilon Yayınevi’nden çıktı.
Hayatın Tüm Renkleri’nde Aisato’nun büyüleyici çizimlerine, çocukluğun renkli dünyası ve oyunlarından hassas ve kaotik gençlik yıllarına; yetişkinliğin ağırlığından yaşlılığın özgürlüğü, özlemleri ve bilgeliğine insan hayatının bütün aşamalarını anlatan evrensel ve duygu yüklü bir hikâye eşlik ediyor.
Bir hayata neler sığar? Çocukluğun hayal dolu oyunları ve iz bırakan yaraları. Gençliğin arayışları ve fırtınaları. Daha biz büyüyemeden kapımıza dayanan yetişkinlik. Aldığımız tüm kararlar ve yapmaktan korktuğumuz tüm seçimler. Ailemize katılan yeni sesler ve zamanla yüzlerini unutmaya başladıklarımız. Ve bir gün bizim de o yüzlere katılacak olmamız. Hayat, içinde sonsuzluğu taşıyan bir avuç an...
Brek, MUTSUZLAR isimli üçüncü albümünü Dokuzsekiz Müzik etiketiyle müzikseverlerle buluştu.
Brek, geçtiğimiz aylarda MUTSUZLAR albümünden “gittim gördüm” ve “sarmaşık” teklilerini yayımlamıştı. Mix’i Baran Göksu’ya, mastering’i Ahmet Gökhan Coşkun’a ait olan albümün kapağı ise Hakan Öktem ve Tolga Atalay imzası taşıyor. MUTSUZLAR ile birlikte albümden “işte senin için bir şarkı” isimli parçanın video klibini de yayımlandı.
Brek’in MUTSUZLAR albümünü buradan dinleyebilir, “işte senin için bir şarkı”nın klibi ise buradan izleyebilirsiniz.
Indie Photography Group Galerisi ve NOKS Art Space beraber yürüttükleri proje kapsamında 13 İsrailli sanatçının fotoğraf ve video eserlerinden oluşan “Teraryum” başlıklı sergiyi ONE Akaretler: Bağımsız Sanatçılar için Açık Alan sergilerine dahil ediyor. Küratörlüğünü Keren Zaltz’ın üstlendiği sergi, 20 Aralık 2021- 5 Ocak 2022 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak.
Kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan Indie Photography Group Galllery Tel Aviv’deki mekânlarında 2019’da NOKS Art Space İstanbul’un organize ettiği ve Türkiye’den 7 sanatçının fotoğraf ve video eserlerinden oluşan “Refleks” sergisine ev sahipliği yaptı. Bu iş birliğinin devamında 13 İsrailli sanatçının eserlerinden oluşan “Teraryum” sergisi, ONE Akaretler: Bağımsız Sanatçılar için Açık Alan sergileri kapsamında sanatseverlerle buluşuyor. Sergide Eyal Agivayev, Lihi Binyamin, Keren Zaltz, Youval Hai, Ilan Carmi, Eldad Menuchin, Tamar Nissim, Aya Nitzan, Naama Rona, Orit Bertini Shavit, Gilad Bar Shalev, Davi Barell ve Ronit Porat’ın eserleri yer alıyor.
İçinde toprak ve bitkiler bulunan sızdırmaz bir cam kap olan teraryum, insan eliyle bakım veya müdahale gerektirmeyen kapalı bir ekosistem oluşturur. Sergide yer alan fotoğraf ve videolar, doğada düzen, tertip ve anlam süreçleri üretme çabasını anlatıyor. Teraryum gibi eserler doğrudan temasa izin vermeden gözlemleyen kişi için kapalı bir sistem olarak işleyen heykel parçaları bırakıyor.
Bağımsız olarak çalışan çağdaş sanatçılar için açık mekân olan One Akaretler, Sıraselviler Sıra Evler’de bağımsız sanatçıların multidisipliner üretimlerini koleksiyonerler, küratörler, kültür ve sanat enstitüleri ve sanatseverler ile her sene belirli bir tema etrafında bir araya getirmeyi amaçlıyor.
NOKS ART Space İstanbul ve Indie Photography Group Galerisi Tel Aviv iş birliği ve Art İSRAİL desteği ile gerçekleştirilen “Teraryum” sergisini 20 Aralık 2021- 5 Ocak 2022 tarihleri arasında ONE Akaretler’de görebilirsiniz.
Adres: Akaretler Sıra Evler, No: 37-39, Akaretler, Beşiktaş, İstanbul
Yönetmen ve yapımcı Beyza Boyacıoğlu’nun 2015 yılında arayanların Türkiye’nin sıra dışı yıldızı Zeki Müren’e mesajlar bıraktığı ve onunla ilgili duygularını ve anılarını paylaştıkları bir telefon hattı olarak başlattığı projesi “Zeki Müren Hattı” web belgeseli olarak halka geri dönüyor.
İşitsel ve duygusal arşiv olma özelliği de gösteren “Zeki Müren Hattı”, 90’ların 900lü hat furyasına referans ile oluşan bir katılımcı proje olarak hayata geçti. Çok kısa bir sürede de viral bir fenomen oldu. Telefon hattının aktif olduğu birkaç aylık süre içerisinde, “Zeki Müren Hattı”na, Müren’e ve onun zamanının Türkiye’sine duyulan nostaljiyle bezeli yüzlerce mesaj bırakıldı. Bu hatta bırakılan mesajlar ile Müren’in arşivlerinden bir seçki sunan Zeki Müren Hattı web belgeseli, Aralık 2021’de halka açıldı.
Zeki Müren’in hayatının ve kültürel mirasının sevenlerinin gözünden keşfedilebileceği ve akıllı telefon ile erişilebilen projeyi www.zekimurenhatti.com sitesi üzerinden üç sene boyunca ziyaret edebilirsiniz.
7 Jealous Fools performans topluluğu ile Amerikalı oyun yazarı Sean Michael Welch imzalı Cease & Desist, Love & Be Silent (Teslim Ol. Sev ve Sessiz Ol) oyunu 20 ve 21 Aralık’ta İngilizce olarak, 21 ve 22 Ocak’ta ise Türkçe olarak Müze Gazhane sahnesinde tiyatroseverle buluşacak.
Cease & Desist, Love & Be Silent (Teslim Ol. Sev ve Sessiz Ol) oyunu, yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlenen Ahu Sıla Bayer başta olmak üzere Armağan Oğuz, Miray Beşli ve Buket Gülbeyaz’ın da içinde olduğu 7 Jealous Fools performans topluluğu tarafından sahneleniyor. Performans sanatçısı Hürmüz, cenazesini bir performansa dönüştürerek eski aşklarını ve rekabet içinde olduğu kıskanç arkadaşlarını tabutun içinde karşılar. Bu şekilde başlayan ve 7 Jealous Fools performans topluluğunun müzik ve dansla sergilediği oyun, 65 dakika ve tek perdeden oluşuyor.
Cease & Desist, Love & Be Silent (Teslim Ol. Sev ve Sessiz Ol) oyunun biletlerine biletix.com.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.
Topluluk: 7 Jealous Fools
Oyunun süresi: Tek perde, 65 dakika
Yapımcı/Yönetmen: Ahu Sıla Bayer
Oyuncular: Buket Gülbeyaz, Zola Blades, Armağan Oğuz, Miray Beşli, Yağmur Elmacı, Baran Andıç, Ahu Sıla Bayer
Sanat Yönetmenleri: Ece Eldek ve Suzan Pektaş
Proje Danışmanı: Hasan Şahintürk
Işık: Levent Soy
Kostüm: Nilgün Ilgıcıoğlu
Ses: Erman Kul
Afiş Tasarım: Deniz Kazma
PİLEVNELİ, İsrail doğumlu Fransız multidisipliner sanatçı Arik Levy’nin “Duygusal Sermaye” başlıklı ikinci kişisel sergisini 29 Ocak 2022 tarihine kadar sanatseverlerle buluşturacak.
Arik Levy, sergide mineraller, kayalar, kristaller, taslar ve doğanın birçok başka formlarından esinlenen heykelleri üzerinden insanın içsel yolculuğu ele alıyor. Doğanın kendi içerisindeki etkileşimleri görsel tasarımcı gözünden okuyan ve yorumlayan sanatçı, doğal form ve şekillerden faydalanırken aynı zamanda sosyal normlar ve insanlar arasındaki ilişkilerle bağlantı kuruyor. Bir finans terimi olarak duymaya alışkın olduğumuz ve serginin başlığında yer alan “sermaye” kelimesi, duyuların ve duygusal bir canlı olmanın insanın varoluşunun temelinde bulunduğuna gönderme yapıyor.
Levy, duygusal sermayeyi her insanın bedensel ve duysal yolculuğunun, dengesinin ve dengesizliğinin üzerinde bulunduğu platform olarak belirliyor. Doğanın içinde var olan benzer yolculuk, denge ve dengesizlik, insanlarda da doğal bir içgüdü olarak kendini gösteriyor. Sanatçı bulunduğu ortama kendini uyarlama, yeni hareket alanları arama, tepki gösterme ve var olma çabalarının insanın içindeki duygusal sermayesinden hareketle meydana geldiğini; yine bu duygusal sermayeye katkıda bulunan, doğal ve içsel düzenin parçası olan olgular olduğunu savunuyor.
Sergide bulunan eserlerin yerleşimi ve serginin kendisi, izleyicinin içsel benliğiyle diyalog kurması için bir alan yaratmayı hedefliyor. Sergideki LogFormationDependence 595 başlıklı dev heykel enstalasyonu, bağlılık ve bağımsızlık arasındaki köprüyü simgelerken hem doğa ile ilişki kuruyor hem de bilimi araştırıyor. Bu eserlerin benliğimizin bir parçası olduğunu savunan sanatçı, insanın duygusal sermayesinin parçası olan öğrenme motivasyonunu eserleriyle ortaya çıkararak kişisel ve toplumsal anlayışa aracı oluyor.
Arik Levy’nin “Duygusal Sermaye” başlıklı kişisel sergisini 29 Ocak 2022 tarihine kadar PİLEVNELİ’de görebilirsiniz.
Karşı kültür ikonu Hunter S. Thompson’ın kaleme aldığı bir ülkeyi afallatıp korkutan asi motosiklet çetesinin yaşam tarzına dair en cesur kayıtlarından biri olan Cehennem Melekleri adlı roman, Taylan Taftaf’ın çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.
Thompson, bu romanda The New York Times Book Review’un tanımladığı şekilde “hiçbirimizin yüzleşmeye cesaret edemeyeceği” bir dünyanın içinden izlenimlerini anlatıyor.
Hunter S. Thompson altmışların ortasında neredeyse iki yıl boyunca beraber yaşadığı, birlikte yollara düştüğü, tartışmalı hayatlarına şahit olduğu Meleklerin anarşist ruhunu bizzat, yerinde gözlemledi. Cehennem Melekleri’nde de Amerikan medyası ve siyasetine bodoslama giren, geleneksel toplumu “tehdit eden” bu klanın üyelerinin ve işledikleri korkunç suçların yüceltmeden tüm gerçekliğiyle anlattı.
Bilsart, sanatçı Didem Erk’in “Hem Zehir Hem Pan-zehir” başlıklı sergisini 31 Aralık tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Simge Burhanoğlu’nun küratörlüğünü yaptığı sergide Didem Erk’in Dem. Gala başlıklı video ses yerleştirmesi yer alıyor. Dem. Gala sanatçının konuşan fakat işitilmeyen ağzına odaklanan bir video ile ona eşlik eden üç kanallı bir ses yerleştirmesinden oluşuyor. Herhangi birinin veya sanatçının zihnine bir yolculuk sunan sergi, çalışmayı deneyimleyen kişinin içine bir anlamda nüfuz ediyor. İzleyici videoda, konuşan sanatçının ağzını izlerken, ses yerleştirmesinde bir metine bağlı kalmadan bilinç akışı, otomatik konuşma ve monolog hâlinde üç farklı ses duyuyor. Duyulan bu monologlar kendi içinde anlamlı fakat birbirleri arasında bağımsız diyaloglar. Görüntüyle seslerin arasında bir senkron ve koordinasyon olmaması, çalışmayı bir düğüm gibi çözümsüz kılarken aynı zamanda sanatçının ifade etme olanaklarını da özgürleştiriyor. Dem. Gala işinin başlangıç noktası Erk’in 2011’de yaptığı bir seri olan Muhafaza performansına dayanıyor. Sanatçı sergide kendini ifade etme olanaklarını dil-zihin-beden ilişkisi üzerinden inceleyerek bu yapıların kendi içindeki çelişkisine dikkat çekiyor. “Hem zehir hem Pan-zehir” sergisi 16 Aralık tarihinde Zilberman Projects’te açılacak “Mavi bir Ballad” sergisine de referanslar barındırıyor.
Didem Erk’in “Hem Zehir Hem Pan-zehir” başlıklı sergisini 31 Aralık tarihine kadar Bilsart’ta ziyaret edebilirsiniz.
Künye: Didem Erk, Dem. Gala, Video Ses Yerleştirmesi, 2021, 5’15’’
Video Çekimi: Gülbin Eriş
Ses Düzenlemesi: Cenk Eroğlu
Bu yıl yedinci kez dünyadan ve Türkiye'den polisiye uzmanlarını, yazarlarını polisiye tutkunlarıyla bir araya getirecek Kara Hafta İstanbul Festivali, 17-18 Aralık tarihlerinde Pera Palace'ta düzenlenecek. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı desteğiyle düzenlenecek festivalin bu yılki tema yazarı John le Carré olacak.
Komitesinde Ahmet Ümit, Metin Celâl, Adnan Özer ve Can Erol’un yer aldığı festivalin bu yılki konukları arasında 17 Aralık’ta “John le Carré ve Casusiye” oturumuyla gazeteci-yazar Murat Yetkin, son dönemdeki polisiye kitaplarıyla ön plana çıkan Tuna Kiremitçi ve korku, gerilim yazarı Işın Beril Tetik yer alacak.
Festivalin ikinci günü ise Dark İstanbul antolojisinde yer alan hikâyeleriyle Armağan Tunaboylu, Ercan Akbay ve projenin başında yer alan Sami Dündar, “Polisiye ve Çizgi Roman” oturumuyla Suat Duman ve Devrim Kunter, “Meçhule Giden Gemi” podcastiyle geniş bir dinleyici kitlesi yakalayan Deniz Altunay ve Olcay Mağden Ünal ve son olarak da mitoloji ve polisiyeyi son kitabında bir araya getiren, polisiye ustası, yazar Ahmet Ümit sahnede olacak.
7. Kara Hafta İstanbul Festivali, 17-18 Aralık günleri Pera Palace Hotel’de tüm oturumları ücretsiz olarak gerçekleşecek.
Program
17 Aralık Cuma
15:30 Polisiye Edebiyatına Katkı Ödülü Özel Oturum
Altın Kitaplar Genel Yayın Yönetmeni: Batu Bozkurt Moderatör: Adnan Özer
16:00 John le Carré ve Casusiye | Murat Yetkin – Metin Celâl
17:00 Yılın Polisiyeleri | Işın Beril Tetik - Tuna Kiremitçi
Moderatör: Nazlı Berivan Ak
18 Aralık Cumartesi
14:00 Dark İstanbul Hikâyeleri | Armağan Tunaboylu, Ercan Akbay Moderatör: Sami Dündar
15:00 Polisiye ve Çizgi Roman | Suat Duman - Devrim Kunter
16:00 True Crime Seansı | Deniz Altunay - Olcay Mağden Ünal
17:00 Mitolojinin Gölgesinde Polisiye | Ahmet Ümit