
Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi, Türkiye sanat tarihinde derin izler bırakmış Abdülmecid Efendi’nin hayatı ve sanatına odaklanan “Şehzade’nin Sıra Dışı Dünyası: Abdülmecid Efendi” başlıklı sergiyi 21 Aralık 2021 - 1 Mayıs 2022 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.
Sabancı Holding’in desteğiyle gerçekleştirilen sergide SSM’nin koleksiyonu, 14’ü resmi kurum koleksiyonu, 17’si aile koleksiyonu, özel müze ve galeri koleksiyonlarından eserlerle birlikte hayatının son 20 yılını geçirdiği Fransa’nın Nice şehrindeki Musee Massena Koleksiyonu’ndan 1926 tarihli bir otoportre ile Rochefort’taki Pierre Loti Müze Evi’nden gelen ve Abdülmecid Efendi’nin Loti’ye hediye ettiği orijinal çerçeveli 2 resimle beraber 60 tablo ve 300’ü aşkın belge yer alıyor. Abdülmecid Efendi’nin sanatını kapsamlı bir bakış sunan sergi kapsamında SSM koleksiyonunda yer alan Abdülmecid Efendi’ye ait altı eser ilk kez bilimsel bir araştırma ile “Görünenin Ötesinde Abdülmecid Efendi” başlıklı bölümde izleyiciyle buluşuyor. Sabancı Üniversitesi, Koç Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi iş birliğiyle gerçekleştirilen çalışmada Abdülmecid Efendi’nin resim tekniği, eserlerinin geçirmiş olduğu restorasyon çalışmaları, kullandığı malzemelerin yapısı, rengi, boya katmanları ve dokusu ile onun sanatsal üretim koşulları ele alınıyor.
Sabancı Holding CEO’su Cenk Alper şunları söyledi: “Sabancı Topluluğu olarak sadece ekonomik anlamda değil, kültür, sanat ve eğitim gibi toplumsal kalkınmanın omurgası olarak nitelendireceğimiz alanlarda da öncü ve örnek olmayı sürdürüyoruz. Her koşulda, sanatın kapsayıcı, birleştirici, bütünleştirici ve ilham verici gücüne; yaydığı umuda inanıyoruz ve işte tam da bu nedenle hangi alanda ne iş yapıyorsak yapalım, sanat bizim vazgeçemeyeceğimiz en önemli değerimiz olarak yerini koruyor. Topluluğumuzun ülkemizin sahip olduğu değerleri daha geniş kitlelere ulaştırma isteği; bugün bir başka ustayla Abdülmecid Efendi sergisi desteğiyle devam ediyor. Bu buluşmayı gerçek kılan Sakıp Sabancı Müzesi’ne çok teşekkür ediyor, 2022 yılında 20. yaşına girecek müzemizi, dünyamızı sanatla güzelleştirdikleri ve ülkemizdeki sanat hayatına kattıkları için ayrıca tebrik ediyorum.”
Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Dr. Nazan Ölçer ise şunları söyledi: “Sakıp Sabancı Müzesi’nin böylesine sıra dışı bir sanatçıya, çok yönlü bir Şehzade’ye ev sahipliği yapacak olmasının mutluluğunu yaşıyoruz. Sultan Abdülaziz’in saltanatı sırasında doğan ilk oğlu Abdülmecid Efendi, çok erken yaşlarda babasının trajik ölümünü yaşamış ve bunu hiçbir zaman unutamamış. Hayatının yaklaşık elli yılını şehzâde, dört senesini veliaht, yaklaşık on altı ayını halife, son yirmi yılını ise sürgünde geçirmiş. Yetmiş altı senelik ömründe mutlakıyet, meşrutiyet ve cumhuriyet olmak üzere üç rejime de tanıklık etmiş, iki dünya harbi yaşamış... Osmanlı’nın son veliahdı ve son halifesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin de seçtiği ilk ve tek halife Abdülmecid Efendi, Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanıp tarihe karışmasının bizzat şahidi olmuş. Kuşkusuz yaşanan askeri ve siyasi olaylardan en çok etkilenen kişilerden biri ancak her zaman müşfik bir baba ve dede olduğunu görüyoruz. Ressam kimliğinin yanında müzik ve hat sanatı ile ilgilenmiş; şehzâdeliğinden itibaren aydınları ve sanatçıları desteklemesinin yanı sıra onlarla kurduğu yakın dostluklarla Osmanlı hanedanı için alışılmışın ötesinde olmuş. Zamanının ruhunun farkında, Doğu-Batı ve gelenek-modernite ikilemleri karşısında din ve geleneğine bağlı olmakla beraber Batı’ya da açık bir Türk münevveri olarak yaşamış. Müzemizdeki sergide Doğu’yu ve Batı’yı kendi içinde harmanlamış bir modern çağ prensi olan Abdülmecid Efendi’yi çoğu ilk kez yan yana gelmiş, ilk defa görülecek bir seçkiyle anıyor, Şehzadenin çok yönlü sanatına odaklanıyoruz.
Sergimizde Şehzade’nin ressamlığının yanı sıra edebiyat ve müzikle ilişkisine, dönemin aydınları ve sanatçılarıyla kurduğu yakın dostluklara bakacağız. Tevfik Fikret’in şiirinden esinlenerek çizdiği 3 adet Sis tablosunu ilk kez yan yana göreceğiz. Yakın dostu Pierre Loti’ye hediye ettiği manzara tabloları; mektupları, bazısı bilinmeyen aile fotoğrafları, aralarında yakın dostu Abdülhak Hamit’in Finten oyununun prömiyeri için verdiği davet de olmak üzere pek çok menünün de olduğu 300’den fazla belgeyle Abdülmecid Efendi’yi keşfedeceğiz. Sergi boyunca ziyaretçilerimize sarayın ilk kapsamlı resim koleksiyonunun oluşmasını da sağlayan babası Sultan Abdülaziz’e ait besteler eşlik edecek. Tüm sanatseverleri bu sıra dışı Şehzade’yi daha yakından tanımak üzere müzemize bekliyoruz.”
“Şehzade’nin Sıra Dışı Dünyası: Abdülmecid Efendi” başlıklı sergiyi 21 Aralık 2021 - 1 Mayıs 2022 tarihleri arasında pazartesi hariç 10.00 - 18.00, cumartesi 10.00 - 20.00 saatleri arasında SSM’de Galeri -2’de ziyaret edebilirsiniz.
İstanbul Modern, 18 - 25 yaş arası gençlere yönelik düzenlediği Genç Salı Eğitim Programı’nda 21 Aralık tarihinde yönetmen Pelin Esmer’i ağırlayacak.
Genç Salı Eğitim Programı, 21 Aralık’ta gençleri yapımcı, senarist ve yönetmen Pelin Esmer ile çevrim içi olarak bir araya getirecek. Pelin Esmer söyleşide yaratma sürecine, senarist, yapımcı ve yönetmen olarak çalışma hayatının farklı dallarına odaklanarak gençlerin profesyonel gelişimi için önerilerini paylaşacak ve sorularını yanıtlayacak.
Genç Salı Eğitim Programı; resim, heykel, yerleştirme, sinema ve fotoğraf gibi farklı alanlarda sanatçıların, eğitim yaşantılarından kişisel ve profesyonel gelişim hikâyelerine uzanan deneyimlerini gençlerle paylaşmalarını hedefliyor. Katılımcılar programda yaratıcı üretimlerde bulunmanın engelleri ve sorunlarını tanıma, bunları aşmanın olasılıklarını tartışmak için sanatçılarla tanışma, tecrübelerini dinleme ve yeni bakış açılarını keşfetme fırsatı buluyor.
21 Aralık 16.00 - 17.00 saatleri arasında gerçekleşecek programa egitim@istanbulmodern.org adresine mail atarak rezervasyon yaptırabilirsiniz.
Refik Anadol’un NFT platformu OpenSea’de yayımlanan Machine Hallucinations - Nature Dreams : AI Data Sculpture 2021 1/1 başlıklı NFT eseri 300.69420 ETH’ye (1,184,545.71 dolar) satıldı.
Refik Anadol’un Machine Hallucinations - Nature Dreams : AI Data Sculpture 2021 1/1 başlıklı NFT eseri mabu isimli koleksiyoner tarafından 300.69420 ETH’ye satın alındı. Bu miktar satış zamanında 1,184,545.71 dolara denk geliyor. Koleksiyoner bu eserle birlikte aynı zamanda Refik Anadol imzalı 3 boyutlu fiziksel bir sertifika, enstalasyonun kaynak yedek dosyaları ve özel bir yazılım içeren bir bilgisayarı da satın almış oldu. Eserin satışı KÖNIG temsilciliğinde gerçekleşti.
NFT alım satım platformu Nifty Gateway, Twitter üzerinden Refik Anadol’u bu satış ve bu yılki başarıları için kutladı. Şirket ayrıca Artec House iş birliği ile Nifty Gateway’de sergilenen Refik Anadol’un Machine Hallucinations - New York City koleksiyonunu incelemeye davet etti.
28. İstanbul Caz Festivali’nin Genç Caz finalistleri arasında yer alan beş grubun kayıtlarından oluşan Genç Caz 21 albümü, İKSV ve Sony Music Türkiye etiketi ve Mehmet Uluğ Fonu desteğiyle yayımlandı.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Garanti BBVA sponsorluğunda düzenlenen İstanbul Caz Festivali’nin Türkiye’de amatör veya yarı profesyonel olarak müzikle ilgilenen genç müzisyen ve topluluklara festival programında yer alabilecekleri bir platform oluşturmak amacıyla başlattığı Genç Caz projesi bu yıl ilk defa, Genç Caz konserlerine seçilen beş grubun kayıtları profesyonel bir albümde bir araya getirdi.
Genç Caz 21 albümünde, 2021 Genç Caz finalistlerinden daha önce profesyonel bir albüm yayımlamamış 30 yaş altı genç müzisyenlerin kurduğu Cazcuz, August, Deniz Akan Trio, Gökhan Ulusoy Trio ve Kick the Switch gruplarının birer parçası bulunuyor. Babajım İstanbul Stüdyoları’nda ve Mehmet Uluğ’un anısını yaşatmak amacıyla oluşturulan Mehmet Uluğ Fonu desteğiyle gerçekleştirilen kayıtlarda genç cazcılara Volkan Öktem, Önder Focan, Selen Gülün, Cenk Erdoğan ve Okan Kaya eşlik etti. Kayıt ve miks mühendisliğini Arın Baykurt, masteringi Güven Ersoysal üstlendiği albümün fotoğrafları Muhsin Akgün’e, grup ve albüm tanıtım metinleri ise Burak Sülünbaz ait. Genç Caz 21 albümünü buradan dinleyebilirsiniz.
Genç Caz 21 Albüm Şarkıları
Cazcuz - “Unknown Is Reality”
August - “Kimse İçin”
Deniz Akan Trio - “Muti’s Place”
Gökhan Ulusoy Trio - “Outcry”
Kick The Switch - “Yuva”
Sevil Dolmacı Art Gallery, sanatçı Şahin Demir’in “Boş Zamanlar Bahçesi” başlıklı galerideki ikinci kişisel sergisini 17 Ocak 2022 tarihine kadar Villa İpranosyan’da sanatseverlerle buluşturuyor.
Şahin Demir, “Boş Zamanlar Bahçesi” sergisinde küresel felaketler, ekolojik sorunların git gide ağırlık kazanması ve yaşamları doğrudan etkilemesi konularına agresif bir ekspresyonla odaklanıyor. Sanatçının 2019’da Sevil Dolmacı Art Gallery’de açılan ilk kişisel sergisi “Sessizliğin İçinden”, Pablo Neruda’nın Kuruntular kitabında yer alan “Sessizlik Şiiri”nden ilham alıyordu. “Sessizliğin İçinden” sergisinde yoğun boya tabakalarıyla tuvalden taşan soyut portreler yer alıyordu. Sanatçı 2021’de küratörlüğünü Dr. Kathy Battista’nın üstlendiği “Everything Has Its Place” başlıklı grup sergisi için sanat tarihine referansı olan bozulmuş ayçiçeklerle yeni bir evreye girdi. Demir, bu sergi ile kendi kültürüne ait detayları, bozulmuş parçalanmış kompozisyonlarına ekleyerek “Boş Zamanlar Bahçesi” sergisinin temellerini oluşturdu.
Natürmort / ölü doğa teması geçmişe bakıldığında bolluk, zenginlik ve ihtişamı çağrıştırırken, bugün iklim krizi ile kıtlık, yokluk ve çöküşe karşılık geliyor. Sanatçı “Boş Zamanlar Bahçesi” sergisinde bu ikilemi kendi diliyle aktarıyor. Sanatçının üretim tekniği olarak kullandığı yığıntılar, dökülmeler ve bozulmalar da ele aldığı konuyu destekleyen bir diğer önemli unsur olarak izleyicinin karşısına çıkıyor. Sanatçı ilk sergisinde yeni dünya düzeninin insan üzerinde yarattığı deformasyonu sorgularken, ikinci sergisinde ise doğa üzerindeki tahribatı da işin içine katıyor. Sanatçının uzun zamandır üzerine yoğunlaştığı konular arasında günümüzde sıklaşan küresel felaketler, ekolojik sorunların git gide ağırlık kazanacağına ve yaşamları doğrudan etkileyeceğine yönelik bilgiler yer alıyor.
Şahin Demir’in “Boş Zamanlar Bahçesi” başlıklı sergisini Sevil Dolmacı Art Gallery ana mekânı Villa İpranosyan’da 17 Ocak tarihine kadar ziyaret edebilirsiniz.
Arthur Schopenhauer’ın ilk kez 1836 yılında basılan, evrime dair tartışmadan Çin’in tanrısız dinlerine, bitki fizyolojisinden dilbilime pek çok konuyu işlediği, metafizik ile empirik bilimlerin sonuçlarının uyum içinde olduğunu göstermek istediği kitabı Doğadaki İsteme Üzerine, A. Onur Aktaş’ın çevirisiyle Doğu Batı Yayınları’ndan çıktı.
“Schopenhauer, 1819 yılında Berlin Üniversitesine yaptığı başvurudaki özgeçmişinde kendini “yersiz yurtsuz” olarak tanımlar. Gerçekten de onun yaşamının ilk 45 yılı bir göçebe hayatını andırmaktadır. Aynı zamanda Schopenhauer, ana eseri İsteme ve Tasavvur Olarak Dünya’nın basılmasının ardından tam 17 sene hiçbir şey yayımlamaz. Fakat tüm bunlar Schopenhauer’ın 1833 yılında 45 yaşındayken Frankfurt’a yerleşmesiyle değişir: Hem ölene dek buradan hiç ayrılmayacak hem de artık belirli bir yalnızlık ve münzevilik içinde yayın hayatına dönecektir.
İşte onun bu döneminin ilk meyvesi, 1836 yılında basılan Doğadaki İsteme Üzerine’dir. Schopenhauer, bu kitapta ana eserinde ortaya koyduğu metafizik ile empirik bilimlerin sonuçlarının uyum içinde olduğunu göstermek istemektedir. Bunu yaparken bilim dünyasındaki gelişmelerin sadece bir takipçisi ve kayıtçısı değil, bunların müthiş bir yorumcusudur da. Kitapta evrime dair tartışmasından Çin’in tanrısız dinlerine, bitki fizyolojisinden dilbilime pek çok konu parlak bir biçimde işlenmektedir.”
SANATORIUM, Kerem Ozan Bayraktar, Semâ Bekirović ve Gülşah Mursaloğlu’nun eserlerinden oluşan “Konak Bedenler” başlıklı sergiyi 23 Ocak 2022 tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Küratörlüğünü Ulya Soley’in yaptığı “Konak Bedenler” sergisi, beden ve çevresi arasındaki dönüştürücü ilişkiye odaklanıyor. Sergide üç boyutlu yazıcıyla basılmış kalpler, şekerden yapılmış bir küre ve patatesten yapılmış biyoplastikler gibi farklı bedenler yer alıyor. Bu bedenlerin her biri sürekli dönüşüm hâlinde: Dijital kod, filamentlerin ısınmasıyla kalp şeklinde heykellere dönüşüyor; şekerden yapılmış bir küre Güneş’in ısısıyla eriyor ve birbirine dikilmiş biyoplastikler ısıyla kırılıp çözünüyor. Sıcaklık değiştikçe bedenler de şekil, form, renk değiştiriyor ve karşılığında çevrelerini dönüştürerek kendilerini barındıran mekânda mikro iklimler yaratıyor. Sergi izleyiciyi bu gerilimden kaynaklanan sürekli değişim üzerine düşünmeye davet ediyor.
Kerem Ozan Bayraktar’ın birbiriyle bağlantılı adalardan oluşan yerleştirmesi galeri mekânına yayılıyor. Yerleştirme, bazıları naylondan, hücre benzeri yapıların içine konumlandırılan farklı biçimlerde üç boyutlu yazıcıyla basılmış kalplerden oluşuyor. Her biri farklı formlardaki kalpler, bedenler arasında dolaşan enfeksiyonları hatırlatan izler taşıyor.
Semâ Bekirović’in iki yılda bir gerçekleştirilen Into Nature [Doğanın İçine] tarafından sipariş edilen büyük ölçekli bir yerleştirmenin video dokümantasyonu olan All that is Solid [Katı Olan Her Şey] başlıklı çalışması sergide izleyiciyle buluşuyor. Video, yerleştirmeyi farklı aşamalar boyunca ziyaret eden izleyicilerin çektiği görüntüleri bir araya getirerek çalışmanın geçirdiği dönüşümü belgeliyor.
Gülşah Mursaloğlu’nun sergide yer alan yerleştirmesi, yeraltındaki malzemelerle birtakım deneyler yaparak bir olaylar dizisi kurguladığı önceki çalışmalarının devamını oluşturuyor. Sanatçının bu çalışması sergi süresince farklılaşıyor, çalışmanın kendisi değişirken sergiyi de dönüştürüyor. Yerleştirme, galerinin vitrininde bir müdahale olarak devam ediyor, vitrini buharla doldururken ısının dönüştürücü aracılığını görünür kılıyor.
“Konak Bedenler” başlıklı sergiyi 23 Ocak 2022 tarihine kadar SANATORIUM’da ziyaret edebilirsiniz.
Künye: Sema Bekirovic, All That Is Solid Installation, 140×140cm, Sugar glucoseand food coloring
Mayıs Yayınları tarafından bu yıl 27’nci kez armağan edilecek Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü’ne başvurular başladı.
Bugüne kadar şiir kitabı yayımlanmamış şairlerin aday olabilecekleri ödül için son başvuru tarihi 15 Mart 2022 olarak belirlendi. Sina Akyol, Orhan Alkaya, Gökhan Arslan, Suat Çelebi ve Mustafa Torun’dan oluşan seçici kurulca ödüle değer görülen yapıtın yazarı, Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü 2022 Diploması ve Plaketi ile onurlandırılacak; ayrıca dosya kapsamındaki şiirler, Mayıs Yayınları Şiir Dizisi’nden, yıl içinde ve telif karşılığı ödenerek kitap hâlinde yayımlanacak. Ödül, Arkadaş Z. Özger’in ölümünün 49. yıl dönümünde, 08 Mayıs 2022 Pazar günü düzenlenecek bir törenle verilecek.
Ödüle Aday Olma Koşulları:
- Ödüle, bugüne kadar şiir kitabı yayımlanmamış kişiler aday olabilecekdir.
- Dosyaların kitap bütünlüğü taşıyan, basıma hazır nitelikteki şiirlerden oluşması gerekmektedir.
- Seçici kurul; birincilik, ikincilik, üçüncülük gibi değerlendirmeler yapmayacak; tek bir ödül verecektir. (Ödül birden fazla dosya arasında paylaştırılabilir. Jüri Özel Ödülü verilebilir.)
- Ödüle aday olmak isteyenler, özgeçmişlerini de içeren dosyayı, adres, email ve telefon numaralarını da belirterek,
a)Pdf formatında olmak kaydıyla mayisyayin@yahoo.com.tr adresine mail ile,
ya da
b)Altı adet çoğaltılmış olarak Mayıs Yayınları’ nın Sakarya Cad. Özkanlar 35 Apt. A Blok, No:36/20, Manavkuyu, Bayraklı-İzmir adresindeki Ödül sekreterliğine, kargo ya da taahhütlü posta ile gönderecek ya da elden teslim edecekler.
- Ödül için gönderilen dosyalar iade edilmeyecek.
25. İstanbul Tiyatro Festivali’nde prömiyerini yapan TiyatroDEA’nın yeni oyunu Gabriel’in Düşü, 15 ve 21 Ocak’ta Hann Sahne - Kanyon’da, 20 Ocak’ta Alan Kadıköy’de tiyatroseverlerle buluşacak.
Sema Elcim’in yazdığı, Ahmet Sami Özbudak’ın yönettiği oyun, Midilli Adası’nda coğrafyanın farklı noktalarından yola çıkmış olsalar da birbirlerine hem çok uzak hem de çok yakın hikâyeleri olan üç çiftin yaşadıklarını anlatıyor. Gabriel’in Düşü’nün oyuncu kadrosunda Ayşegül Tekin, Banu Çiçek, Batur Belirdi, Burak Tamdoğan, Çiçek Dilligil, Kerem Pilavcı ve Ersin Umut Güler yer alıyor. Göçün toplumsal bellek üzerindeki etkileri ve insan doğası üzerinde yaptığı tahribatı üç farklı toplumun fertleri üzerinden anlatan oyun, göç edene beslenen merhamet ve nefret duygularının bıçak sırtı mücadelesini Midilli Adası’nın atmosferi ile sahneye taşıyor.
“Berna ile Berk, on yıllık evliliklerinin kaderi üzerine birbirlerinden habersiz kararlar almış ve eyleme geçmek için karşı kıyı Midilli Adası’nı seçmiştir. Tatil için kiraladıkları evin sahipleri, Türkiye’nin yakın geçmişinde yaşanmış 6-7 Eylül Olayları sonrasında İstanbul’dan adaya göç etmiş bir ailenin fertleri olan Angeliki ve Angelos’tur.
Çift, ‘tuhaf’ ev sahiplerinin ‘tarih kokan’ evlerine yerleşirken; Suriye İç Savaşı’ndan Almanya’ya gitme umuduyla kaçıp, Midilli’deki Mora Kampı’nda sıkışıp kalmış Mirvan ve Yana, adadaki zorunlu misafirliklerini sonlandırmanın yollarını aramaktadır.
Midilli Adası, belki de tarihinin en kaotik dönemini yaşarken, adayı tepeden izleyen gizemli manastırın merhum Aziz’i Gabriel; birbirlerinden hem uzak hem de çok yakın üç ailenin kadınları için kurtuluş umuduna dönüşür.”
Ferda Art Platform, iki yeni sergiye ev sahipliği yapıyor. Seniha Ünay’ın “Âdemin Boy Aynası” başlıklı İstanbul’daki ilk kişisel sergisi 5 Ocak 2022 tarihine kadar Ferda Art Platform Proje Alanı’nda, Mine Akın’ın “Bütünün İçinden” başlıklı kişisel sergisi 15 Ocak 2022 tarihine kadar Ferda Art Platform’da sanatseverlerle buluşuyor.
Seniha Ünay’ın sergide yer alan medyada şiddetin temsili üzerine odaklanan resimleri izleyicileri medyanın fail, kurban ve şiddet anlatıları üzerine düşünmeye davet ediyor. Sanatçı yaşanmış şiddet olaylarını kullandığı yazılı ve görsel dille pornografik bir şiddet gösterisine dönüştüren medya anlatısını, kurbanın yokluğu üzerinden yeniden kurguluyor. Kurbanı görsel bağlamdan kopartarak şiddetin öznesine ve salt şiddet eylemine dikkat çekiyor. Sergide Ünay’ın kâğıt ve tuval üzerine yağlı boya ve mürekkep kullanarak ürettiği işleri yer alıyor.
Mine Akın’ın heykellerinde, arkaik sembolizmden Mısır ve Yunan mitolojilerine, tek tanrılı dinlerden günümüz modern sembollerine kadar uzanan zeytin ağacının büyüsü hayat buluyor. Sanatçı yeni serisinde yeniden doğuşun, sonsuzluğun, üretkenliğin ve barışın sembolü olan zeytin ağacı üzerine yoğunlaşıyor. Sanatçı zeytin ağacının damarlı ve sert yapısı el verdiğince malzemeyle adeta bir iş birliği içinde çalışıyor. Akın’ın bronz heykellerinden aşina olunan kadın formları bu sergide izleyicinin karşısına keskinlikten uzak, itinayla işlenmiş bir dişil iz düşümler dünyası olarak çıkıyor.
Seniha Ünay’ın “Âdemin Boy Aynası” başlıklı kişisel sergisi 5 Ocak 2022 tarihine kadar Ferda Art Platform Proje Alanı’nda, Mine Akın’ın “Bütünün İçinden” başlıklı kişisel sergisi 15 Ocak 2022 tarihine kadar Ferda Art Platform’da ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. Seniha Ünay, Âdemin Boy Aynası serisi, 2020, Kağıt Üzeri Yağlıboya 70x100 cm
2. Seniha Ünay, Âdemin Boy Aynası serisi, Karantina günlerinde evde şiddet gören 20 kadın hayatını kaybetti, 2020, Kağıt Üzeri Mürekkep, 50x65
3. Mine Akın, İsimsiz 2,2021,Zeytinağacı,17x41x51cm
4. Mine Akın, İsimsiz1, 2021, Zeytinağacı,6x19x27cm