
Elif Şafak’ın geçen yıl İngiltere ve ABD’de yayımlanan yeni romanı The Island of Missing Trees (Kayıp Ağaçlar Adası), İngiltere’nin prestijli üç ayrı ödülüne aday gösterildi.
Edebiyat kategorisinde Edward Stanford Ödülü’ne aday gösterilen altı kitap arasında yer alan, ardından Costa Roman Ödülü listesinde yer alan The Island of Missing Trees, en son Women’s Prize Fiction ödülüne aday gösterildi. Women's Prize for Fiction’ın (Kadın Kurgu Ödülü) uzun listesinde Elif Şafak’ın da aralarında bulunduğu beş İngiliz, altı Amerikalı, iki Yeni Zelandalı, bir Türk, bir Amerikan-Kanadalı ve bir Trinidadlı yazar bulunuyor. 2022 Kadın Kurgu Ödülü'nün kazananı 15 Haziranda açıklanacak.
The Island of Missing Trees (Kayıp Ağaçlar Adası), 2022 yılında da Türkiye’de Doğan Kitap tarafından yayımlanacak. Şafak, Kayıp Ağaçlar Adası'nda okura aidiyet ve kimlik, aşk ve travma, hafıza ve hafıza kaybı, doğanın insan kaynaklı yıkımı ve nihayet yenilenme üzerine büyülü bir hikâye sunuyor.
Women's Prize for Fiction uzun listesi
Build Your House Around My Body - Violet Kupersmith
Careless - Kirsty Capes
Creatures of Passage - Morowa Yejidé
Flamingo - Rachel Elliott
Great Circle - Maggie Shipstead
Remote Sympathy - Catherine Chidgey
Salt Lick - Lulu Allison
Sorrow and Bliss - Meg Mason
The Book of Form and Emptiness - Ruth Ozeki
The Bread the Devil Knead - Lisa Allen-Agostini
The Exhibitionist - Charlotte Mendelson
The Final Revival of Opal & Nev - Dawnie Walton
The Island of Missing Trees - Elif Shafak
The Paper Palace - Miranda Cowley Heller
The Sentence - Louise Erdrich
This One Sky Day - Leone Ross
Costa Roman Ödülü 2021 Kısa Liste
The Island of Missing Trees - Elif Shafak (Viking)
Unsettled Ground - Claire Fuller (Fig Tree)
The High House - Jessie Greengrass (Swift Press)
The Fortune Men - Nadifa Mohamed (Viking)
2022 Edward Stanford Yer Duygusu Olan Kurgu kısa listesi
Rupert Thomson - Barcelona Dreaming
Elena Knows - Claudia Piñeiro
The Island of Missing Trees - Elif Şafak
The Paper Palace - Miranda Cowley Heller
The Country Of Others - Leila Slimani
The High House - Jessie Greengrass
ENKA Sanat, yeni sezon programı kapsamında Çıplak Ayaklar Kumpanyası’nın Hiçbir Şey Yerinde Değil isimli dans performansını 22 Mart Salı akşamı ENKA Oditoryumu’nda sanatseverlerle buluşturuyor.
Kayıp, yerinden edilme ve göç kavramlarını, çağdaş dans diliyle tartışmaya açan Hiçbir Şey Yerinde Değil, izleyicileri dört dansçı ve bir müzisyen eşliğinde görsel ve işitsel bir evrene davet ediyor. Birbirine dönüşen, dokunan ve birbirinden kopan bedenlerin Ahmet Kenan Bilgiç’in canlı müziğiyle eş zamanlı ilerlediği bu performans, Kumpanya üyelerinin, süregelen göç kavramını hem dünya halkları hem de kişisel tarihlerinden yola çıkarak damıttıkları bir dans gösterisini ifade ediyor.
Çıplak Ayaklar Kumpanyası’nın teorik bağlamdan yola çıkan performans üretiminin örneklerinden biri olan Hiçbir Şey Yerinde Değil, Belfast Queens Üniversitesi’nden Profesör Ulrike M. Vieten’in daveti ve projenin ismine de ilham olan aynı adlı kitabın yazarı Nesrin Uçarlar’ın projeyi gerçekleştirme çabası ve iş birliği ile izleyiciyle buluşuyor. Etkinliğin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi, İstanbul Üniversitesi iş birliğiyle 19 Mart - 25 Haziran tarihleri arasında sanat tarihinin başlangıcından Batı sanatı tarihindeki üslup değişimlerine, erken Ortaçağ döneminden 20. yüzyıla uzanan sürecin kronolojik olarak ele alınacağı bir sanat tarihi seminer dizisi düzenliyor.
SSM’in İstanbul Üniversitesi Genel Sanat Tarihi Anabilim Dalı iş birliğiyle tüm sanatseverlere yönelik düzenleyeceği seminer dizisi, SSM Öğrenme Programları kapsamında cumartesi günleri çevrim içi olarak gerçekleştirilecek. Programda sanat tarihi disiplininin oluşumundan başlanılarak Ortaçağ, Rönesans, Barok Çağı, 17. yy Hollanda sanatı, Aydınlanma Çağı, İzlenimcilik ve Dışavurumculuk, Kübizm - Fütürizm, Gerçeküstücülük ve Modernizm konuları ele alınacak. Dersler Prof. Dr. Uşun Tükel, Doç. Dr. Serap Yüzgüller, Doç. Dr. Seda Yavuz, Doç. Dr. Simge Özer Pınarbaşı ve Araştırma Görevlisi Gül C. Altun tarafından gerçekleştirilecek.
Seminer dizisi, Prof. Dr. Uşun Tükel’in İlkçağdan başlayarak 20. yüzyıla sanat tarihinin oluşumu ve disiplin haline gelişinin kilometre taşlarını tüm yönleriyle anlatacağı “Sanat Tarihi Disiplininin Oluşumu” başlıklı semineriyle başlayacak ve 25 Haziran Cumartesi günü “Öfke, Dram ve Yaratıcılık: Weimar Almanya’sında Sanat” semineriyle kapanış yapacak. Çevrim içi gerçekleştirilecek olan seminerlerde her hafta farklı bir konu ele alınacak. Seminer sonrası katılımcılara Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi tarafından katılımcı belgesinin verilecek. Seminer serisi hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Sabâ Altınsay'ın Türkiye’nin 1998 ile 2021 yılları arasını işaret ederek bir cinayet üzerinden adalet ve suç kavramlarını sorguladığı yeni romanı Faili Malum ve 2014’te yayımlanan ilk romanı Kritimu, Giritim Benim, Düşbaz Kitap’tan çıktı.
Faili Malum, sıradan bir cinayet üzerinden gelişen hikâyesiyle, okuru yakından tanıdığı aile ve yakın çevresiyle buluşturuyor. Ailenin büyük kızı Nihan’ın merkezde olduğu roman, sadece aileyi derinden sarsan acının failiyle değil, bu coğrafyanın tüm malum failleriyle yüzleşiyor, 12 Eylül öncesi ve sonrasına uzanarak.
“Yaşarken hayatımızı kendimiz yapıyoruz. Fakat sonra, geride kalanların hatıralarında kalıyor hayatımız; onların zihninde bıraktıklarımız var ediyor bizi. Var olmak bu kadar önemli mi bilmiyorum. Üstelik anılar herkese başka görünür. Zira hafızamız kendimize benzer. Benden sonra kalanların zihnindeki sahiden ben miyim? Nihan içine kapanıklığımla hatırlar beni, annem tertipli, soğukkanlı hallerimle, babam kendisine benzeyen solcu fikirlerimle. Hangisi daha çok ben?”
WOW - Dünya Kadınlar Festivali İstanbul, WOW - Dünya Kadınlar Vakfı ve British Council ortaklığında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) desteğiyle 19 - 20 Mart tarihlerinde Müze Gazhane’de gerçekleşecek.
WOW - Dünya Kadınlar Festivali, kadınları destekleyerek, kadınların karşılaştığı güçlükleri ve daha eşit bir dünya için ürettikleri çözümleri görünür kılmayı amaçlıyor. Kültür sanat alanını sivil toplumla bir araya getiren festival, #birlikteyiz çağrısıyla ilk kez bu sene fiziksel katılıma açık olacak düzenliyor. British Council’ın Türkiye sanat programının önemli bir parçası olan WOW İstanbul, kültür ve sanat alanını sivil toplumla bir araya getirerek kadınların hikâyelerini ve seslerini müzik, performans, sohbetler ve atölyeler yoluyla aktarıyor.
Pozitif organizasyonuyla gerçekleşen WOW İstanbul Festivali, Erişilebilir Her Şey danışmanlığı ile herkes için daha kapsayıcı olmayı amaçlıyor. Festival boyunca, simultane Türkçe işaret dili çevirisi ve simultane Türkçe, İngilizce sesli çeviri yapılacak. Erişilebilirlik ihtiyacı olan katılımcılara rehberler destek olacak.
Festival 19 Mart Cumartesi günü WOW İstanbul Türkiye Küratörü ve British Council Sanat Direktörü Esra A. Aysun ile festivalin iki gün boyunca sunuculuğunu üstlenen müzik yazarı İpek Atcan’ın sunumuyla başlayacak. WOW İstanbul’un açılış konuşmasında WOW Vakfı Kurucusu ve Direktörü Jude Kelly, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Şengül Altan Arslan, British Council Türkiye Direktörü Cherry Gough 19 Mart Cumartesi günü saat 10:30’da katılımcılarla buluşacak. Festivalin ayrıntılı programına ve bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Bilgili Holding ev sahipliğinde, UBS ana sponsorluğunda gerçekleşecek Artweeks@Akaretler’in 6. Edisyonu, 30 Mart - 10 Nisan tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak.
Bilgili Sanat ve Sabiha Kurtulmuş’un organizasyonunu üstlendiği Artweeks@Akaretler’in 6. Edisyonu’nda farklı disiplinlerden pek çok eser yer alıyor. Artweeks@Akaretler, çağdaş sanatın eşsiz çeşitliliğini, galeriler, bağımsız sanatçılar ve koleksiyoner sergileri ile Akaretler Sıraevler 11,15,17,19,37-39, 55 ve B 2/2-3-4 numaralı binalarında sanatseverlerle buluşturacak. 30 Mart - 10 Nisan tarihleri arasında çağdaş sanat galerileri, koleksiyonerler ve kişisel sergilere ev sahipliği yapacak olan Artweeks@Akaretler, etkinlik süresince her gün farklı sunum ve davetler gerçekleştirecek.
Sanat alanında fuar dışı bir yaklaşımla düzenlenen Artweeks@Akaretler 6. Edisyonu’nda etkinliğin ana aksını oluşturan galeri ve koleksiyonerlerin dışında aynı anlayışta olan farklı yapılarla beraber yeni içerikler üretip projeler de gerçekleştirecek. Bu projelerden birisi de NFT olacak.
Artweeks@Akaretler’in 6. Edisyonu’na katılan galeriler arasında; .artSumer, Martch Art Project, Sanatorium, The Empire Project, Galeri Nev İstanbul, Anna Laudel, PİLEVNELİ, Versus Art Project, ArtOn İstanbul, Pi Artworks, MERKUR Galeri, Ferda Art Platform, Mixer Art Gallery, Mine Sanat Galerisi ve Öktem Aykut bulunuyor. Difo Art özel bir fotoğraf sergisi, Carny.io ise NFT sergisi ile yer alacağı etkinlik kapsamında, ayrıca Selman Bilal ve Şeli Elvaşvili’nin koleksiyonları da sanatseverlerle buluşacak.
Artweeks@Akaretler Eylül 2021’de 5.Edisyonu’nda 100’den fazla sanatçıyı, 15 çağdaş sanat galerisini, 2 solo sergiyi ve 1 koleksiyoner seçkisini 55.000 ziyaretçi ile bir araya getirdi.
Jale Özata Dirlikyapan’ın hazırladığı, on beş roman üzerine farklı kuramsal yaklaşımlarla, farklı bakış açıları ve mesafelenme tercihleriyle yazılmış on beş yazıdan oluşan Mesafeyi Aramak: 2010’lu Yılların Romanları Üzerine Yazılar adlı çalışma Metis Yayınları’ndan çıktı.
Mesafeyi Aramak’a katkıda bulunan isimler: Aksu Bora, Asuman Susam, Bahadır Sürelli, Bengü Vahapoğlu, Deniz Gündoğan İbrişim, Emel Uzun Avci, Erol Köroğlu, Fatih Altuğ, Göze Orhon, Jale Özata Dirlikyapan, Leyla Burcu Dündar, Mehmet Fatih Uslu, Murat Cankara, Yalçın Armağan, Zeynep Uysal.
“Bazı durumlarda eleştirmen ile metin arasındaki ideal mesafenin belirlenmesi için, öncelikle okuma sürecinin bir deneyime dönüşmesine, metinle özdeşleşmeye izin verilmesi gerekir. Fazla yaklaşmak ile fazla uzaklaşmak arasındaki skalada, risk, metnin toplumsal bağlamdaki anlamını ıskalamak ile metni toplumsala gömmek arasında değişen yoğunluklarda kendisini gösterir. Romanlar üzerine yazmanın zorluğu çoğu zaman bundan kaynaklanır. Kendi dilini arzulamak, metni kendi diline boğmak, onu görünmez kılmak değildir elbette. Tersine, belli bir etki alanı oluşturmuş edebi eleştirilerin çoğu, edebi metni daha da görünür kılmak üzere onun kendine özgü biçim-içerik formülasyonlarını araştırmışlardır. Metni çok yakından tanıyacak kadar içerden okuyarak ve yapıtın dilinden (dünyasından) çıkıp toplumsal bağlamdaki yerini tespit edebilecek kadar dışardan değerlendirerek.
Bu derlemede on beş roman üzerine farklı kuramsal yaklaşımlarla, farklı bakış açıları ve mesafelenme tercihleriyle yazılmış on beş yazı yer alıyor. Yayımlanmalarından itibaren eleştirmenlerin dikkatini çeken bu romanların büyük kısmının önemli bir ortak noktası var: Anımsama ve travmatik bir geçmişle hesaplaşma.” - Jale Özata Dirlikyapan
Prömiyerini İstanbul Uluslararası Fringe Festivali’nde yapan Ama oyunu, 18 Mart’ta Oyun Atölyesi’nde, 21 Mart’ta Asmalı Sahne’de ve 1 Nisan'da BAU Pera Sahne'de tiyatroseverlerle buluşacak.
Nadir Sönmez’in yazdığı ve yönettiği Ama’nın oyuncu kadrosunda Öner Erkan, Esme Madra, İlda Özgürel, Nadir Sönmez, Emrah Özdemir ve Büşra Albayrak yer alıyor. İstanbul’da yaşayan sanatçıların profesyonel ve özel hayatlarının kesişimine odaklanan oyun, günümüzdeki cinsel kimlik tartışmalarının mizahi bir analizini yapıyor.
2021 yılının Kasım ayında Almanya’nın Dresden kentinde gerçekleşen Fast Forward Tiyatro Festivali’ne davet edilen Ama, genç tiyatro yönetmenlerinin oyunlarına yer veren bu festivalde canlı etkinlik programına dahil edilen dört oyundan biri oldu. Oyunun fragmanını buradan izleyebilirsiniz.
Oyuncu Meltem bir televizyon dizisinde oynamak için deneme çekimine gider ve burada kendisini kameraya alan Zafer ile aralarında gerilimli ve erotik bir diyalog gerçekleşir. Oyun Meltem'in yer aldığı bir tiyatro gösterisinin kulisinde ve fuayesinde yaşanan sohbetlerle ilerler.
Fotoğraf: Emre Mollaoğlu
SANATORIUM, Nina Kuttler ve Natasha Tontey’in eserlerinden oluşan, küratörlüğünü Jing Yi Teo’nun yaptığı “Her Yöne Titreşmek” başlıklı sergiyi 18 Mart - 24 Nisan tarihleri arasında sanatseverlerle buluşuyor.
Martinikli yazar ve felsefeci Édouard Glissant’ın işlerini referans alan “Her Yöne Titreşmek” sergisi, teknolojiye yönelik yaklaşımların çeşitliliğini insan merkezli ortamlarda bilginin insan dışı cisimleşmesi yoluyla araştırıyor. Glissant, dünyadan ayrılmaz oluşumuzu kabul ederek, emperyal düşünce ve korku düzeni tarafından dayatılan kategorileri reddetmek için bir içgüdü, onunla birlikte titreşmek için bir çağrı olarak “tremblement” ya da “titrek düşünme”yi öne sürüyor. Kurguyu, her iki sanatçının pratiklerinin merkezinde yer alan bir spekülatif düşünme yöntemi olarak ele alan sergi, bilgi üretiminin farklı yollarında tarihi kurguyla iç içe geçiren artefaktlar, anekdotlar ve arşivlere dayanarak yaklaşan teknolojilere dair bir öneriyi izleyiciye sunuyor.
Nina Kuttler ve Natasha Tontey’in eserlerinden oluşan “Her Yöne Titreşmek” başlıklı sergiyi 18 Mart - 24 Nisan tarihleri arasında SANATORIUM’da ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. Wa'anak Witu Watu, Scene Fiery Stone
2. Nina Kuttler, Ultima Thule models Title TBC, 2022, Clay sculptures, 4Ø - 5Ø
Bir Amerikan yerlisi ve botanik bilimci olan Robin Wall Kimmerer’in kadim bilgilerle bilimin sesini bir araya getirdiği, okura doğanın sesini duymayı öğrettiği kitabı Bitkilerin Ruhu, Ayşe Başcı’nın çevirisiyle Mundi Kitap’tan çıktı.
Kimmerer, Potawatomi halkının bir üyesi ve bir botanikçi olarak doğayla birden fazla dilde konuşabilen bir araştırmacı: Bir yandan çocukluğundan itibaren bitki ve hayvanlarla kurduğu ilişki ona doğanın en eski öğretmenimiz olduğunu göstermiş, öbür yandan ise botanik eğitimi ona bütünün parçalarını görmeyi öğretmiş. Halkının öğretilerini ve bilimin sesini kendinde birleştiren Kimmerer, Bitkilerin Ruhu'nda bu iki farklı bilgi merceğinden bakarak edindiği tecrübeleri bir araya getiriyor ve canlıların dünyasıyla kurduğumuz ilişkinin karşılıklı olması gerektiğini hatırlatıyor. Çünkü ancak diğer canlıların dillerini anlayabildiğimiz zaman dünyanın cömertliğini anlayabilir, bu cömertliğe karşılık kendi hediyelerimizi vermeyi öğrenebiliriz.
"Robin Wall Kimmerer olağanüstü bir kitap yazmış; kanıtlara dayalı, objektif bir bilim anlayışının, yerlilerin kadim öğretileriyle nasıl zenginleşebileceğini gösteriyor. Güzelliği o kadar iyi yakalayıveriyor ki… boylu mazıların, yabani çileklerin, yağmurun eksik olmadığı ormanların, mis gibi kokan kutsal ot dolu çayırların manzarası kitabı kenara koyduğunuzda bile gözünüzün önünden gitmiyor." - Jane Goodall