GÜNDEM
  • 10-07-2022

    Mırıldanan Çocuk kitabı ile tanınan Gabriele Clima’nın normal olmak ve engeller konusundaki tüm klişeleri alt üst eden bir yol macerası anlattığı ödüllü romanı Güneşten Sonra, Esma Fethiye Güçlü’nün çevirisiyle Genç Timaş’tan çıktı.

    On altı yaşındaki Dario'nun başa çıkması çok zor bir insan olduğu konusunda öğretmenleri hemfikirdirler. Dario, kendisiyle kısıtlı iletişim kuran annesiyle yaşar ve babasının o daha çocukken aileyi terk etmesinin nedenin de kendisi olduğunu düşünür. Okulda, yine bir olaydan sonra, dekan ona örnek bir ceza vermeye karar verir ve onu engelli bir öğrenciye yardım etmekle görevlendirir. Dario, tekerlekli sandalyede hareketsiz olan ve dış dünyayla iletişim kuramayan Andy ile böyle tanışır. Dario ve Andy. Daha farklı olamazlardı. Ancak “yolda” olağanüstü bir macera tüm planları tersine çevirecektir.

    "Dario denizi seviyordu. Denizi seviyordu çünkü deniz onu içine hapsedemezdi. Ona sınırlar koyamazdı, bunu sadece kara yapabilirdi. O da deniz gibi uçsuz bucaksızdı ama bu bir aldatmacaydı çünkü kara bir yerde bitiyordu. Sonra deniz başlıyor ve insandan alınan her şeyi ona geri veriyordu. Çünkü deniz hiçbir şeyi içine hapsedemezdi."

    0
    0
    2347
  • 09-07-2022

    %100 Music sunar: Electronica Festival Çeşme 2022, Sommer Klein Çeşme’de 10, 11 ve 12 Temmuz tarihlerinde müzikseverlerle buluşacak.

    Elektronik müzik tutkunlarını her yıl bir araya getiren Electronica Festival, bu yıl Aksak, Alican, BeeGee, Blotto, DubFire, Fur Coat, Invoker, KAS:ST, Mind Against, Murat Uncuoğlu, Organica, Re.You, Sasha Carassi, Sezer Uysal ve Solee gibi sanatçıları konuk edecek.

    %100 Music sunar: Electronica Festival Çeşme 2022 hakkında ayrıntılı bilgiye buradan, biletlerine ise BuGeceBiletino ve Biletix’ten ulaşabilirsiniz.

    Electronica Festival Çeşme 2022 Programı:

    10 Temmuz Pazar
    16:00 / Kapı açılış
    17:00 - 19:00 / Aksak B2B Orkun Bozdemir
    19:00 - 21:00 / Re. You
    21:00 - 23:00 / Fur Coat
    23:00 - 01:00 / Dub Fire

    11 Temmuz Pazartesi
    16:00 / Kapı açılış
    17:00 - 19:00 / Sasha Carassi
    19:00 - 21:00 / Solee
    21:00 - 23:00 / BeeGee B2B Sezer Uysal
    23:00 - 01:00 / Mind Against

    12 Temmuz Salı 
    16:00 / Kapı açılış
    17:00 - 18:00 / Organica
    18:00 - 19:00 / Blotto
    19:00 - 21:00 / Murat Uncuoğlu B2B Alican
    21:00 - 23:00 / Invoker
    ​23:00 - 01:00 / KAS:ST

    0
    0
    1338
  • 09-07-2022

    Üç ayda bir yayımlanan düşünce dergisi Cogito (YKY)’nun bu dosyasının odağı “Yoksulluk” oldu. Dosyada yoksulluk, insanla birlikte toplumu da kötürümleştiren, geleceği gasp eden bir hak ihlali ve adalet meselesi temelinde ele alınıyor.

    Yoksulluk dosyasında, emek rejimindeki ve devlet-yurttaş ilişkisindeki dönüşümler, yoksulluk araştırmalarındaki yaklaşımlar, refah devletinin çöküşü ve yeni işlevleri, kadın ve çocuk yoksulluğu üzerine yazı ve söyleşiler, 21. yüzyılda yoksulluk ve eşitsizliğin reel nedenleri, sonuçları ve çözüm arayışlarına odaklanıyor.

    Dosyanın yoksulluğu özgürlük ve etik, politik ve ekonomik şiddet, kritik ve kriz, mekânın kuruluşu ve toplumsal bölünme, varsıllık ve yoksulluk, yasa ve iktidar ilişkileri ve gerilimleri üzerinden düşünmeye ve sorgulamaya davet eden yazıları da yaşamı kaplayan yoksulluk ve yoksunluk ağında felsefi sorgulamayla bir gedik açma, geleceği tekrar yaşam ufkuna yerleştirme uğraşının yoksulluk felsefesi açısından merkezi önemini öne çıkarıyor.

    Dosya içeriği ise şu şekilde:
    Tuncay Birkan - Türkiye’den Yoksulluk Peyzajları (1928-1979): Bir Kolaj
    Fatih Altuğ - Latife Tekin’de Yoksulluk Bilgisi
    Loïc Wacquant - Yoksulluğun Cezalandırılışı ve Neoliberalizmin Yükselişi
    Volkan Yılmaz – Söyleşi - “Yoksulluk İyi Topluma Olan Uzaklığımızdır”
    Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Bağlamında Kadın Yoksulluğu - Şemsa Özar, Yusuf Kutlu, Gökhan Mülayim
    Feyza Akınerdam, Nükhet Sirman – Söyleşi - Kadın Yoksulluğu ve Ekonomik Şiddet
    Zelal Yalçın, Şehide Zehra Keleş, Elanur Aksakal - Kadın Yoksulluğuna Karşı Yerelde Bakım Partnerliği: Kadınlar, Çocuklar ve
    Sürdürülebilir Toplumlar İçin Bir Model Önerisi
    Başak Akkan - Krizler Çağında Çocuk Yoksulluğu Çocuğun İyi Olma Hali ‘Ekosistemi’ Üzerine Düşünceler
    Tuğrul Özkaracalar - İnsan Hakları Bağlamında Yoksulluk
    Erdem Yörük – Söyleşi - Yoksulların Siyaseti ve Refah Devleti
    William I. Robinson - Pandemi Sonrası Küresel Kapitalizm
    Tartışma
    Prekarya: Günümüzün Dönüştürücü Sınıfı? - Guy Standing
    Andreas Kalyvas - Demokrasi ve Yoksullar: Radikal Bir Demokrasi Teorisine Doğru
    Bernardo Ferro - Hegel’in Hukuk Felsefesinde Yoksulluk ve Tanınma
    Kriz ve Yoksulluk
    Kurtul Gülenç - Kriz ve Yoksulluk
    Güçlü Ateşoğlu - Kritik ve Kriz
    Toros Güneş Esgün - Eşitsizlik ve Politika: Çitleri Sökmek
    Özgür Emrah Gürel - Yoksulluk Krizi ve Hegelci Rehabilitasyonun Sınırları: Ayaktakımıyla Yüzleşmek
    M. Ertan Kardeş - Politik Şiddete Karşı Durulabilir mi?
    Eylem Yolsal Murteza - Pierre Clastres: İlkeller ve Bölünme
    Kaan H. Ökten - Kant’ta Kozmopolitan Ülkü
    Mustafa Poyraz - Ortada Kalan Yoksul Bireyler ve Yeni Toplumsal Korunma Arayışları
    Zeynep Savaşçın - Yoksulluğa Toplum Felsefesiyle Bakmak: Haklar ve Yurttaşlı

    0
    0
    1754
  • 08-07-2022

    Ünlü şarkıcı ve söz yazarı Nick Cave ile Bad Seeds’ten grup arkadaşı Warren Ellis’in portresini çizen, Andrew Dominik imzalı This Much I Know To Be True belgeseli, bugün (8 Temmuz) 4K kalitesiyle MUBI’de gösterime giriyor.

    ​Nick Cave and the Bad Seeds’in iki üyesi Nick Cave ve Warren Ellis, bu filmde son iki albümleri Ghosteen ve Carnage’dan parçaları seslendiriyor. This Much I Know To Be True, bir müzik filminin ötesine geçerek, yaratıcılık, dostluk ve birbirine ilham verme üzerine bir yolculuğa dönüşüyor. Yönetmen Andrew Dominik, 2016 yılında çektiği One More Time With Feeling isimli Nick Cave belgeseli ile birbirini tamamlayan, özel bir müzikal deneyim yaratıyor. Film son stüdyo albümlerini kaydeden ikilinin olağanüstü yaratıcı ilişkisini izleyiciye sunuyor.

    0
    0
    2156
  • 08-07-2022

    Melis Buyruk’un Habitat serisinden 17 yeni eserinin yer aldığı “Habitat: Bloom” başlıklı sergi 20 Temmuz - 30 Ağustos tarihleri arasında New York’ta bulunan Leila Heller Gallery’de sanatseverlerle buluşacak.

    Sanatçının iki buçuk senedir üzerinde çalıştığı Habitat serisindeki eserlerden oluşan sergi; insan, hayvan ve bitkilere ait doku ve parçaları bir araya getirerek yeni hibrit yaşam formları oluşturuyor. Alternatif bir doğa tasvirine işaret eden sergideki eserler doğanın kendi içindeki dinamiğe ve dengeye mercek tutuyor. Eserlerde yer alan her bir doku ve parça fiziki hayatta yaşayan türleri ve dolayısıyla da yaşamı temsil ediyor. Sanatçı doğadaki her parçanın biricikliğinden ilham alarak birbirini tekrar eder gibi gözüken her dokuyu ve formu tek tek elde üretiyor. İlk bakışta tanıdık gelen ancak detaya indikçe tanımlanamayan biçimlerle karşılaşılan çalışmalarda sanatçı alışılmadık bir kurgu oluşturuyor. Sanatçının çalışmalarında kullandığı altın, platin, bakır ve sedef gibi metaller evrenin ışığını ve gücünü, yaşamın devamlılığını simgeliyor.

    Serginin merkezinde, sanatçının geçmiş çalışmalarından ayrışır bir boyutta dikkat çeken 2x2 metre ölçülerindeki eseri bulunuyor. Farklı türlerin birleşmesinden doğan hibrit canlı formların da yer aldığı fantastik dünya, rutin bir döngüde süre gelen tekrarların içindeki farklılıkları yakalıyor. Sanatçı üretimlerini gerçekleştirdiği süreci “çiçek açtığı, mutlu ve umutlu bir dönem” olarak tanımlıyor. Altıncı solo sergisini gerçekleştiren sanatçı, Dubai’den sonra yurt dışında düzenlenen ikinci sergisini izleyiciyle buluşturuyor.

    ​Melis Buyruk’un “Habitat: Bloom” başlıklı sergisini 20 Temmuz - 30 Ağustos tarihleri arasında New York’ta yer alan Leila Heller Gallery’de ziyaret edebilirsiniz.

    Künye:
    1. Melis Buyruk, Blooming Tales, Porcelain, 22k Gold decorated, Lightbox, 2022, 120x120x12 cm detay
    2. Melis Buyruk, The Iguana, 2020, Porcelain, 18k gold, epoxy clay, wood, 52x57 cm 
    3. Melis Buyruk, Blooming Tales, Porcelain, 22k Gold decorated, Lightbox, 2022, 120x120x12 cm
    ​4. Melis Buyruk, The Rabbit, 2020, Porcelain and 18k gold, Lightbox, 124x124 cm

    0
    0
    3450
  • 08-07-2022

    Emily Henry’nin New York Times Çoksatan Listesi’nden düşmeyen, bir aşk ve arkadaşlık hikâyesi anlattığı tatil romanı Tatilde Tanıştığımız İnsanlar, Gizem Gül’ün çevirisiyle Epsilon Yayınevi’nden çıktı.

    Goodreads’te romantik kurgu kategorisinde en iyi kitap ödülünü alan Tatilde Tanıştığımız İnsanlar, insanın gerçek evini aramasına ve onu bulduğunda da iki kişilik bir dünya kurmasına dair unutulmayacak bir hikâye anlatıyor.

    “Poppy ve Alex, neredeyse hiçbir ortak noktası olmayan iki yakın arkadaş. Poppy çalıştığı derginin karşıladığı tatillerde dünyayı gezmekten, yeni insanlar tanımaktan büyük keyif alıyor, Alex ise evde oturup kitap okurken yeterince mutlu. Poppy ele avuca sığmaz bir gezi yazarı, Alex ise içedönük ve yardımsever bir öğretmen. Ne kadar uyumsuz olsalar da on yıldır her yaz birlikte muhteşem tatillere gidiyorlar ve çok eğleniyorlar. Ancak iki yıl önce Hırvatistan tatilinde her şeyi berbat ettiklerinde arkadaşlıklarını sürdürmeleri neredeyse imkânsız oldu. O günden beri hiç konuşmadılar.

    ​Şimdi önlerinde yepyeni bir tatil fırsatı var. Bu tatile çıkmayı başarırlarsa ikisi de hayatları boyunca kaçtıkları şeyle yüzleşecek: Aşkla!”

    0
    0
    2607
  • 07-07-2022

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 2007-2026 Bienal Sponsoru Koç Holding’in desteğiyle 17 Eylül-20 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek 17. İstanbul Bienali’nin katılımcıları açıklandı.

    Sanatçı, düşünür, yazar, şair, araştırmacı ve pek çok başka alandan katılımcının yerel topluluklarla bireysel veya kolektif çalışmalar yürüterek katkı sunduğu 17. İstanbul Bienali’nin katılımcı listesine buradan ulaşabilirsiniz.

    İki yılı aşkın süredir dünyanın farklı coğrafyalarındaki topluluklarla iş birliği içinde yürütülen projeler, 17. İstanbul Bienali boyunca İstanbul’da sanatseverlerle buluşacak. Etkinlikler, müdahaleler ve buluşmalar sergilerin birer parçası olarak gerçekleştirilecek. İstanbul Bienali, bu yıl İstanbul’un tarihi semtlerindeki müze ve geleneksel sanat mekânlarının yanı sıra kitapçılar, sahaflar, hastaneler, kafeler ile Taksim Meydanı’nın altındaki bir metro tüneli dahil olmak üzere pek çok farklı mekânda katılımcılarla buluşacak.

    İstanbul Bienali ve İKSV Güncel Sanat Projeleri Direktörü Bige Örer sürece dair şunları söyledi: “17. İstanbul Bienali, yalnızca sanatın farklı toplulukları bir araya getirme gücünü öne çıkarmakla kalmıyor, aynı zamanda kentin kendisini, birlikte yaratmak ve iş birliği için verimli bir zemin olarak görüyor. Misafirperver mekânlarda, kamusal kültürlerimizi savunan ve canlandıran inisiyatiflerle bir araya gelme ihtiyacını bu bienalde yineliyoruz. Şehir genelinde ve ötesinde topluluklarla uzun vadeli bir etkileşim geliştirmek istiyoruz.”

    17. İstanbul Bienali’nin küratörleri Ute Meta Bauer, Amar Kanwar ve David Teh’in İstanbul Bienali ve İKSV Güncel Sanat Projeleri Direktörü Bige Örer’le birlikte gerçekleştirdiği söyleşiyi buradan izleyebilirsiniz.

    0
    0
    2283
  • 07-07-2022

    Çağdaş cazın önemli üç ismi Zakir Hussain, Chris Potter ve Dave Holland’dan oluşan Crosscurrents Trio, 9 Temmuz akşamı Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda dinleyicilerle buluşacak.

    Dünya müziğiyle cazı harmanlayan tabla üstadı Zakir Hussain, DownBeat tarafından “Gezegenin en çok incelenen ve taklit edilen saksofoncusu” olarak tanımlanan Chris Potter ve bugüne kadar yüzlerce albümde kayıtlarıyla yer alan bas gitarist ve besteci Dave Holland 9 Temmuz saat 21.00’de CRR’de konser verecek.

    ​Dahiyane bir emprovizasyon üçlüsü olarak tanınan Crosscurrents Trio konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1806
  • 07-07-2022

    Dirimart, Gallery Dado iş birliği ile düzenlediği Park Chul ve Jeong Hyun-Sook’un eserlerinden oluşan sergiyi 6 Temmuz - 7 Ağustos tarihleri arasında sanatseverlerin beğenisine sunuyor.

    Gallery Dado, İstanbul’da ilk defa sergilenmek üzere portföyünden Kore’nin iki önde gelen sanatçısını önerdi. Dirimart’ın Seul’le kültürel bir değiş tokuş başlatma girişimlerinin ilk adımı olan sergide Park Chul ve Jeong Hyun-Sook’un yakın tarihli işleri izleyicilerle buluşuyor.

    Sergide yer alan soyut kompozisyonlarında geleneksel Kore kâğıt sanatı Hanji ile doğal boyalar kullanarak hasıra benzer yüzeyler oluşturan Park Chul, bu işlerinde Kore hayat tarzındaki hızlı değişimlerden ötürü kaybolan yüzeylerin estetiğini araştırıyor. Kore kültürel geleneklerin ruhaniliğini çağıran bu resimlerinde sanatçı, kolayca terk edilip unutulan gündelik hayat nesnelerine yönelik duygusal bağları üzerinde çalışıyor. Ensemble serisinde hayatın büyülü ritmini yakalamaya çalışan sanatçı, bu seride doğa dostu, doğal bir his vermek amacıyla temel olarak indigo mavisi, meşe palamudu moru ve yalancı safran kırmızısı pigmentlerinden oluşan doğal boya kullanıyor. Eserlerinde beliren keman Batı’nın Kore modernleşmesi üzerindeki etkisini, Doğu ile Batı arasındaki ahenk ve çatışmanın temsil ediyor.

    Jeong Hyun-Sook’un sergide bulunan işleri mitlerde ve gerçek hayatta hep hayat veren olan ışıktan ilham alıyor. Kore kültürünün bir diğer önemli nesnesi olan vazodan ilham alan soyut işleri, sedef kullandığı akrilik resimleriyle diyalog kuruyor. Dekoratif sanatların bu büyüleyici malzemesiyle yaptığı çizgilerle yüzeyin ışık ve farklı görme açılarıyla derinden etkileşime girmesini sağlıyor. Yüzyıllara yayılan bir estetik anlayışına dayanan fikirler, hisler, nesneler ve unsurlar sanatçının çağdaş bir perspektif sunan bu işlerinde beden buluyor.

    Eğitimlerini modern Batılı güzel sanatlar alanlarında almış olan iki sanatçının sanat pratiklerinin odağında ülkelerinin kültürel sembollerinin yorumları bulunuyor, ikisi de eski ve çağdaş olan arasında bağlar kurmaya çabalıyor. Sergi, uzun yılların tartışma konusu olan günümüz sanatında geçmişin yeri meselesine yeni bir perspektif sunuyor.

    ​Park Chul ve Jeong Hyun-Sook’un İstanbul’daki ilk sergilerini 6 Temmuz - 7 Ağustos tarihleri arasında Dirimart’ta ziyaret edebilirsiniz.

    Künye:
    1. Jeong Hyun-Sook Before and After, 2022, oil, crystal and mother of pearl on canvas 31 3/8 x 31 3/8 in. (80 x 80 cm) DA-Mr.001
    2. Jeong Hyun-Sook Before and After, 2021, acrylic and mother of pearl on canvas 39 1/4 x 39 1/4 in. (100 x 100 cm) DA-Mr.006
    3. Park Chul (1950) Ensemble 22-26, 2022, Korean old paper Natural dyes 35 3/4 x 35 3/4 in. (91 x 91 cm) DA-PCH-006
    ​4. Park Chul (1950) Ensemble 22-1, 2022, Korean old paper Natural dyes 64 1/8 x 51 1/8 in. (163 x 130 cm) DA-PCH-004

    0
    0
    2203
  • 07-07-2022

    Filippo Nassetti; Hieronymus Bosch, Canaletto ve Caravaggio gibi sanat tarihinin önde gelen sanatçılarının resimlerine uzay gemilerini entegre eden bir dizi yapay zekâ eserini izleyiciyle buluşturuyor.

    İtalyan mimar ve tasarımcı, orijinal eserler üretmek için tasarlanmış bir yapay zekâ olan Midjourney ile deneyler yapıyor. Nasetti, yazılımın sınırlarını ünlü sanatçıların eserlerine sanatçıların var olduğunu hayal bile edemeyecekleri bir nesne olan uzay gemisini entegre etmeyi talimat vererek test ediyor. Midjourney, geniş bir sanat eseri ve görüntü veri tabanını inceleyerek, adeta onların görsel dilini öğreniyor ve orijinal içerik üretiyor.

    Nasetti’nin bu deneyinin sonucunda, ünlü sanatçıların boyalarla ifade ettikleri dünyalarının neredeyse bilimkurgu benzeri bir yorumdan oluşan koleksiyonu ortaya çıkıyor. Sanatçıların kendilerine has stil ve teknikleri yapay zekâ tarafından başarılı bir şekilde taklit ediliyor ve orijinal resimlerin görsel dilleri ile atmosferleri inandırıcı bir şekilde yeniden üretilerek uzay gemilerini oluşturmak için kullanılıyor. Ortaya çıkan eserlerde nesneler bağlamsal olarak onların tasarımlarına ve tabiatlarına aykırı görünseler de stil olarak uyum içerisinde oluyorlar.

    Eserlerde görülen uzay gemilerinin şekli ve görünüş biçimleri her sanatçının tarzına göre değişiklik gösteriyor. Filippo Nasetti, “Onlar sadece bu sanatçıların tarzında resmedilmekle kalmadı, aynı zamanda aynı şekilde tasarlandı” diye açıklıyor. Resim koleksiyonunun arasında Venedik kıyısında sisli bir gölün üzerinde uçan gemilerin olduğu bir Canaletto, hafif bir uçakta bulunan insanlarla resmedilmiş karanlık ve dramatik bir Goya ve objelerin zengin bir gökyüzüyle flulaştırıldığı Turner eserleri de yer alıyor.

    Filippo Nassetti projesi hakkında şunları söyledi: “Bu resim koleksiyonunun ötesinde, Midjourney’nin konsept tasarımlar için oldukça güçlü bir araç olduğunu düşünüyorum. Midjourney, otorite ve telif hakkı kavramımıza, konsept ve geliştirme arasındaki ilişkiye ve tekniğin rolü gibi fikirlere meydan okurken sanat ve tasarım keşfi için birçok yeni alan açıyor. Bu resimleri devam eden dönüşümleri ve yeni ufukları tartışmaya açmak için üretmeye karar verdim.”

    ​Kaynak: designboom

    0
    0
    15
DAHA FAZLA
Geldanlage