GÜNDEM
  • 17-09-2022

    Sanne Blauw’un tarihsel örnekler üzerinden, sayılarla olan ilişkimizi masaya yatırarak yönlendirilmiş algılarımıza ayna tuttuğu kitabı Tarafgir Sayılar: Sayılar Bizi Doğru Yanlış Nasıl Yönlendirir, Çiçek Öztek’in çevirisiyle Alef Yayınevi’nden çıktı.

    Blauw; Eski çağ tacirinin arpa hesabından İngiltere’deki her bireyin mülkünü kayıt altına almak isteyen Fatih William’a, Kırım Savaşı zamanı Üsküdar sırtlarındaki hastanede asker ölümlerini dert edinip ilk grafikleri keşfeden ve bilmeden belki de tarihin ilk büyük veri dalgasını başlatan başhemşire Florence Nightingale’e uzanan ilginç ve düşündürücü bir yolculuk sunuyor bu kitapla.

    “Hayatımızın hemen her alanını kontrol eden nedir? Bu sorunun ilk akla gelen cevabı muhtemelen sayılar olmayacaktır, halbuki okulda nasıl bir öğrenci olduğumuzdan işyerindeki satış rakamlarımızın değerlendirilmesine, seçim tahminlerinden ekonomik krizin etkilerine uzanan çok çeşitli konularda bir şeyler söyler sayılar. Peki bu değerlendirme ve gerçeklikler ne kadar doğrudur? Sahi sayılar her zaman nesnel midir? Sayıların temsil ettiği hikâyelere, enteresan bir şekilde bu durumun medya, politikacılar ve iş insanları tarafından sıkça unutulmasına veya kendi çıkarları için kullanmalarına bakarsak pek de öyle olmadığını görürüz.”

    0
    0
    1305
  • 16-09-2022

    Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi, Hüseyin Çağlayan’ın “Souffleur” başlıklı kişisel sergisini 8 Ocak 2023 tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    “Souffleur” sergisi yeni medya aracılığıyla beden ve modern antropolojiye odaklanan üç eser serisi ve bir video enstalasyondan oluşuyor. Sergide bulunan üç eser serisi; popüler kültürde sıkça rastlanan ve eleştirilen “özenme” kavramından esinlenen Pre-tension (Özenme); günden güne artan “dijital soyutlanmayı” protesto eden Fake Celebrations (Sahte Kutlamalar) ve tarihte Batı tarafından sömürgeleştirilmiş etnik grupların dans ve bedensel hareketlerini konu alan Post-Colonial Body (Sömürgecilik Sonrası Beden) başlıkları altında temsil ediliyor. Hüseyin Çağlayan’a göre enstalasyonlarda yer alan her obje, bahsedilen konularda boşlukları doldurarak “suflör” görevi görüyor. Çağlayan’ın tasarlayıp yönettiği Gravity Fatigue (Yerçekimi Yorgunluğu) adlı performansın filmi ise, sanatçının ilgi alanları olan kimlik, bedensizlik, göç ve metamorfoz gibi pek çok konuyu barındırıyor.

    Mimari, felsefe, bilim, tarih, antropoloji, biyoloji ve teknolojiden esinlenen; çağdaş sanatın ve modanın önde gelen temsilcilerinden biri olan Hüseyin Çağlayan, iki yıl üst üste Yılın İngiliz Tasarımcısı ödülünü kazandı. 2006’da Britanya İmparatorluğu Şövalyelik Nişanıyla ödüllendirilen ve Londra Tasarım Madalyası sahibi olan Çağlayan, aynı zamanda Royal Society of Arts (RSA- Kraliyet Sanat Birliği) tarafından aldığı Kraliyet Tasarımcısı gibi birçok ödül ve unvanların da sahibi. Hüseyin Çağlayan moda koleksiyonlarının yanı sıra enstalasyonlar yapıyor, kısa filmler yönetiyor, sahne performansları gerçekleştiriyor ve sahne sanatları için kostümler tasarlıyor. Çağlayan’ın coğrafi çevre ve DNA yapısı arasındaki ilişkiyi irdeleyen Tilda Swinton’ın yer aldığı kısa film çalışması The Absent Presence, 2005 yılında 51. Venedik Bienali’nde Türkiye pavyonunda sergilendi.

    Sakıp Sabancı Müzesi ile birlikte Pilevneli iş birliğiyle gerçekleşen Hüseyin Çağlayan’ın “Souffleur” başlıklı sergisi, 8 Ocak 2023 tarihe kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde galeri -2’de ziyaret edilebilir.

    0
    0
    4114
  • 16-09-2022

    17 - 24 Eylül tarihleri arasında 4. edisyonu gerçekleşecek olan Istanbul Fringe Festival kapsamında farklı atölyeler sanatseverlerle buluşacak.

    Türkiye’den ve dünyadan tiyatro, dans ve performans disiplinlerinde üretilen alternatif işleri katılımcılarla buluşturan Istanbul Fringe Festival, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Kültür AŞ’nin Şehir Sponsorluğu’nda ve Paribu’nun Resmi Sponsorluğu’nda gerçekleşiyor.

    18 Eylül saat 13.00’de Müze Gazhane’de düzenlenecek “Movement and Interaction” başlıklı atölyede katılımcılar hiphop, funk ve etnik müzikler eşliğinde doğaçlama yapacak. Etkileşim ve iletişimin ön planda olan bu atölyenin çalıştırıcılığını Fethi Arda Ergül üstleniyor.

    20 Eylül saat 16.00’da Akbank Sanat’ta gerçekleşecek “Embodied Improvisation” başlıklı atölyede yaratıcı bir doğaçlama pratiği yoluyla bir dizi hareket modalitesi keşfedilecek. Becca Hoback’in eğitmenliğini yaptığı atölyede katılımcılar bedenleri ile nüanslı ve meditatif bir şekilde bağlantı kurak, bedendeki davranışı, negatif boşluktaki yoğunluğu ve doku kalitelerini keşfedecekler.

    19 Eylül 11.00’de Bereze Gösteri Evi’nde gerçekleşecek “HAROLAB” başlıklı atölyenin çalıştırıcılığını Doğa Nalbantoğlu üstleniyor. “Hareket, tüm hayal kırıklıklarının ilacıdır. Vücudumuz ya da hareket etme potansiyelimiz şüphesiz hayal edebileceğimizden daha üretkendir. Sadece oyun için oynamak, bir çocuk gibi saf keyif almanın peşine düşmek en izlenir gösteriyi yaratacaktır. Oyuncu dünyaya, oyuna, oyun arkadaşlarına, oyun metnine reaksiyon verirken muhakkak elindeki tüm silahları kullanmak isteyecektir. Akıl ve beden! Oyuncu çoğu zaman aklın bedene rehberliğinde reaksiyon verir, peki tersini denenebilir mi?” Bu atölyede yukarıda yer alan varsayımlara ve sorulara cevap aranacak.

    Atölye yürütücülüğünü Gizem Defne Erdemir’in üstlendiği “Space Dance” başlıklı atölye 21 Eylül’de saat 16.00’da Akbank Sanat’ta gerçekleştirilecek. Atölyenin özünde “insan ötesi hafızayı nasıl geri kazanırız? sözsüz bilgiyi nasıl ifade ederiz?” soruları yer alıyor. Atölye bütün yaşamın tarihine bakmayı ve bu perspektiften yararlanarak insan bedeninin geleceğini düşlemeyi amaçlıyor. Bu bağlamda katılımcılar atölye boyunca beden-nesne-doğa-mekân ilişkilerini evrim tarihini düşünerek, “Space Dance”in “Affordance”, “Walking Dance”, “Paradise in the little Moving” ve “Flower” adlı bölümler üzerinden deneyimleyebilecekler.

    19 Eylül’de saat 19.00’da Sakıp Sabancı Müzesi’nde gerçekleşecek “Impro/Play” atölyesinin yürütücülüğünü Gülen Mine Demiralp ve Zeynep Ayşe Hatipoğlu yapıyor. Etkinlik bir müzik performansı ve sonrasında gerçekleşen bir atölye çalışmasından oluşuyor. Müzik performansı bölümünde Zeynep Ayşe Hatipoğlu’nun farklı oyun ve doğaçlama konseptleri üzerine geliştirdiği bir solo viyolonsel performansı gerçekleştirecek. Ardından, istekli katılımcılar bir atölye çalışmasına davet edilecek ve Hatipoğlu’nun performansının geliştirilmesinde kullandığı oyun uygulamaları kendilerine sunulacak.

    23 Eylül saat 11.00’de Alan Kadıköy’de gerçekleştirilecek “The Brazilian Body in Dance” başlıklı önceden düşünülüp tasarlanmış dans fikirlerine meydan okumak amacıyla, Giro8 Dance Company’nin dans dilinden hareketle oluşturulan koreografilerin geliştirilmesi üzerine yoğunlaşacak. Felipe Silva’nın eğitmenliğini yaptığı atölyede dansçılar; bedeni, ata kültürünü, mekânı ve yeri kavramsallaştırmak için farklı formları denemeye teşvik edilecekler.

    ​Istanbul Fringe Festival kapsamında gerçekleştirilecek etkinliklerin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1467
  • 16-09-2022

    Salt’ın sahne ve performans kavramları odağında Türkiye’nin 1990’lı yıllarından sanat üretimlerini bir araya getiren “Sahnede 90’lar” başlıklı yeni sergisi 12 Şubat 2023’e kadar sanatseverlerle buluşuyor.

    Performansın toplum, ekonomi, sokak ve siyasetle ilişkisine odaklanan “Sahnede 90’lar”, sanatçı ve tasarımcıların oluşturduğu bireysel ve kolektif girişimleri ele alırken kültür tarihinden de bir potpuri sunmuş oluyor. Çeşitli kaynaklardan toplanmış arşivlere dayanan sergide canlı performanslardan video kliplere uzanan bir çeşitlilikte çarpıcı üretimler yer alıyor.

    Salt Beyoğlu’nda, aralarında Aydın Teker, CANAN, Esra Ersen, Halil Altındere, Hüseyin Katırcıoğlu, Köken Ergun, Moni Salim Özgilik, Özlem Günyol & Mustafa Kunt ve Taner Ceylan’ın da bulunduğu sanatçıların işleri yer alıyor. Ayrıca sanat ve sokak ilişkisine dair açılımlar barındıran çalışmalar, Seretonin ve Genç Etkinlik sergileri ile Assos Gösteri Sanatları Festivali gibi kolektif oluşumların farklı disiplinlerdeki üretimlerinden geriye kalan fotoğraf, afiş, yazışma gibi arşivsel malzemelerle bir araya getiriliyor. Salt Galata’da ise Burak Delier ve Mehmet Sander’in işlerinden bir seçki ile Ceylan Öztrük’ün performansı bulunuyor.

    Türkiye’de hızlı toplumsal değişimlerin yaşandığı 1990’lar, siyasi ve ekonomik açıdan çalkantılı ve istikrarsız geçen bir dönemdir. Özellikle İstanbul’un yeni bir uluslararası dolaşım hattına yerleştiği bu yıllarda popüler kültür, sanat ve eğlence sahnesinde dönemin karanlık havasına tezat oluşturacak bir dinamizm yaşandı. Arka arkaya açılan özel radyo ve televizyon kanallarının da etkisiyle pop kültürü emsalsiz bir yükselişe geçti. 1990’larda Türkiye’nin sanat sahnesinde “disiplinlerarası” kavramının gündeme geldi. Farklı disiplinlerden beslenen performans, bu yıllarda pek çok sanatçı için yenilikçi ve deneysel bir ifade alanı yarattı.

    “Sahnede 90’lar”, dönemin performans üretimlerine yoğunlaşarak kültür, sanat ve eğlence tarihine çok yönlü bir bakış getirmeyi amaçlıyor. Bu dönemde parklarda, eğlence mekânlarında, tarihî alanlarda ve terk edilmiş yapılarda görünürlüğü artan performans sanatı örnekleriyle popüler kültür arasında beklenmedik bağlantılar kuruyor ve “sahne” kavramının ne kadar geniş bir yelpazede ele alınabileceğini vurguluyor.

    Sergi paralelinde Zorlu Holding ve Zorlu PSM’nin hayata geçirdiği Digilogue desteğiyle, söz konusu dönemde gerçekleştirilmiş performanslara ilişkin kapsamlı arşiv çalışmasını içeren bir internet sitesi de erişime açıldı.

    Salt’tan Amira Akbıyıkoğlu tarafından, Emirhan Altuner (Tasarım ve Prodüksiyon) ve Gül İçel (Proje Asistanı) ile araştırmacı Mine Söyler iş birliğinde programlanan sergi ve paralelinde düzenlenecek tüm etkinlikler hakkında bilgiye saltonline.org üzerinden ulaşabilirsiniz.

    “Sahnede 90’lar” sergisi kapsamında, Leman Sevda Darıcıoğlu Performistanbul’un kurucu direktörü ve performans küratörü Simge Burhanoğlu danışmanlığında, Angelus Altera adlı bir performans gerçekleştirecek. Performistanbul ve Salt iş birliğinde, monoco.io katkılarıyla hayata geçirilen performans, 18 Eylül Pazar günü 11.00 - 18.00 saatleri arasında Salt Beyoğlu’nda sanatseverlerle buluşacak.

    Garanti BBVA tarafından kurulan Salt’ın yeni sergisi “Sahnede 90’lar”, 12 Şubat 2023 Salt Beyoğlu ve Salt Galata’da ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.

    Künye:
    1. Mehmet Sander Dans Topluluğu’nun Atatürk Kültür Merkezi’ndeki (AKM) gösterisi kapsamında Infinite Space / Controlled Space (1994) 24. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali, 1996 İKSV arşivinin izniyle
    ​2. Moni, Sakarya Destanı performansından bir kare, Ankara, 1988 Salt Araştırma, Moni Salim Özgilik Arşivi
    3. Ya Da Tiyatro, Safo Assos Gösteri Sanatları Festivali, 1996 Fotoğraf: Raife Polat
    4. Chapel of Change’in (Mary Salem ve Rainsford) The Sleeping Water [Uyuyan Su] performansından bir kare Assos Gösteri Sanatları Festivali, 1997 Fotoğraf: Nurgül Polat
    5. Aydın Teker’in Köm-ür performansından bir kare, Seretonin II, 1992 Sanatçının izniyle
    6. Leman Darıcıoglu angelusaltera
    7. Ceylan Öztrük

    0
    0
    3600
  • 16-09-2022

    Carlos Fonseca’nın okuru günümüzdeki yabancı düşmanlığının kökenlerini kazıp çıkarma peşinde Latin Amerika’nın zorlu coğrafyasında güneye doğru bir yolculuğa çağırdığı romanı Cenup, Roza Hakmen’in çevirisiyle Metis Yayınları’ndan çıktı.

    Ekolojik bir roman olan Cenup, Guatemala’nın harap olmuş topraklarından, Nietzsche’nin kız kardeşinin Paraguay’da kurduğu Yahudi aleyhtarı komün Yeni Almanya’dan geçip Amazonlara varan uzun bir yolculuk.

    ​Sözcüklerin ve imgelerin toplamından inşa edilen bu çok katmanlı roman, kaybın acısı, dillerin ve anıların silinişi, bellek ve yazı ihtiyacı ve küreselleşmenin tehlikelerine dair bir anlatı sunuyor. Bıraktığımız izler, sildiğimiz izler ve yeniden inşa etmeye çalıştığımız izler üzerine bir roman.

    0
    0
    2869
  • 16-09-2022

    10. sezonunun açılışını 16 Eylül akşamı besteci ve piyanist Fazıl Say’ın yeni eseri Hayat Ağacı süiti ile yapacak olan Zorlu PSM, yeni sezonda 700’den fazla etkinliğe ev sahipliği yapmayı planlıyor.

    Zorlu PSM yeni sezonda dünya çapındaki efsanevi müzisyenleri, dünyaca ünlü tiyatro, müzikal, dans, opera-bale gösterilerini, yerli yıldızları ve alternatif sesler ile genç sanatçıları ağırlamaya hazırlanıyor. Zorlu PSM’nin 10. sezonunun açılışını yapacak olan Hayat Ağacı süiti 16 Eylül’de ilk kez İstanbul’da izleyici karşısına çıkacak. Gecede Hayat Ağacı süitine dünyanın en önemli çellistlerinden Jamal Aliyev eşlik edecek, Refik Anadol’un da eserden ilhamla tasarladığı Yapay Zeka Veri Heykeli sanatseverlerle buluşacak.

    10. sezon açılışının hemen ardından uluslararası müzik sahnesinden önemli gruplar ve müzisyenler Zorlu PSM sahnelerine konuk olacak. Indie folk pop türünün en büyük gruplarından Kings of Convenience, caz müziğinin yenilikçi grubu Snarky Puppy, 40. yılını kutlayan İngiliz rock efsanesi New Model Army ve 21. yüzyılın en önemli caz piyanistlerinden Hiromi ve Brit-rock’un efsanevi grubu Travis sezon açılış konserinin ardından PSM sahnelerinde dinleyicisiyle buluşacak.

    MIX Festival, bu yıl 7-8 Ekim’de dünya çapındaki sesleri ve yerli sanatçıları dinleyicilerle bir araya getirecek. Bu yıl 6. kez gerçekleştirilen festivalde; Men I Trust, Ceza, 3pillie, Bangoverz, Can Güngör, Futuro Pelo, Geeva Flava, Gülinler, Hedonutopia, Hünkar, Kardelen, Kit Sebastian, Klor, MFY b2b Ali Özel, Opus Kink, Second, Seda Erciyes & Tuğçe Şenoğul, The Away Days, The Ringo Jets, Thomas Guerlet gibi pek çok isim iki gün boyunca Zorlu PSM’de olacak.

    Müzik, yaratıcılık ve teknolojiyi birleştiren Sónar Istanbul, yedinci edisyonunda Zorlu PSM’nin 10. sezonuna özel olarak üç güne yayılacak ve her yıl olduğu gibi binlerce müzikseveri bir araya getirecek.

    Placebo ve Arctic Monkeys gibi dev isimlerin sahne aldığı PSM Loves Summer serisi, 2023 yazında da sürpriz isimleri müzikseverlerle buluşturacak.

    Geçtiğimiz yıl Londra Caz Festivali iş birliği ile Londra caz sahnesinin sevilen isimlerini ağırlayan Zorlu PSM, bu yıl da LCF ile yeni bir iş birliği yapacak ve British Council’ın da desteğiyle Air Anatolia isimli yepyeni projesini hayata geçirecek. İki ülke arasındaki kültürel etkileşimi pekiştirecek olan Air Anatolia projesi, bugün dünya çapında dinlenen Anadolu rock müzisyenlerini ve güncel Türkçe müziğin sevilen isimlerini İngiliz müzisyenleri ile bir araya getiriyor. Anadolu rock’ın efsane grubu Moğollar’dan Cahit Berkay ve Taner Öngür, güncel Türkçe müziğin en sevilen isimlerinden Melike Şahin, ModeXL grubundan VEYasin, Islandman olarak tanıdığımız Tolga Böyük, İngiltere’nin ünlü bestecilerinden Al MacSween’le (Maisha, Kefaya) Yazz Ahmed, Thodoris Ziarkas, Tamar Osborn, Derya Yıldırım, Tolgahan Çoğulu, Murat Ertel, Eralp Güven, Ahmet Güvenç, Jake Long, Chelsea Carmichael, Erdem Baser, Ekin Eti ve Muhlis Berberoğlu hem İstanbul’da hem de Londra’da proje kapsamında sahne alacaklar.

    Geçtiğimiz sezon ilk kez Zorlu PSM Prodüksiyon’un kendi yapımı olarak seyirciyle buluşan, Ahmet Sami Özbudak’ın kaleme aldığı, Lerzan Pamir’in yönettiği, Elçin Sangu, Ali Seçkin Alıcı, Elif Ürse, Kerem Arslanoğlu ve Ersin Arıcı’nın yer aldığı Şehirde Kimse Yokken, Öner Erkan ve Ece Dizdar’ın yer aldığı, Kayhan Berkin’in, Ingmar Bergman’ın kült filminden uyarladığı ve yönettiği Evlilikten Sahneler, Zorlu PSM’nin Ortak Yapım kapsamında yapımını üstlendiği, Evrim Doğan ile Umut Kurt’un yer aldığı, Mark Levitas’ın yönetmenliğini üstlendiği ve Yeşim Özsoy’un kaleme aldığı Kum Zambakları oyunlarının ardından bu yıl Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun kaleme aldığı Kibrit’in Ucunda oyununu Rıza Kocaoğlu’nun performansıyla sahnelenecek.

    İKSV’nin 50. yılı ve Zorlu PSM’nin 10. yılı kapsamında Serdar Biliş’in yönetmenliğini üstlendiği ve Serkan Keskin’i başrolünde yer aldığı Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ölümsüz eseri Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nden uyarlanan oyun ve Zorlu PSM için ödüllü İngiliz yönetmen Blanche McIntyre tarafından sahnelenecek dünya klasiklerinden biri olan Vişne Bahçesi oyunu izleyiciyle buluşacak.

    ​Konserler, müzikaller, gösteriler ve tiyatro oyunlarına yenilerini ekleyerek yeni sezonda 700’den fazla etkinliğe ev sahipliği yapacak olan Zorlu PSM’nin programı hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1456
  • 16-09-2022

    Amerikalı heykeltıraş ve ressam Jeff Koons’un sınırlı sayıdaki BMW M850i için yaptığı tasarım, 17. Contemporary Istanbul kapsamında 22 Eylül’e kadar Tersane İstanbul’da sanatseverlerle buluşuyor.

    Borusan Otomotiv’in Türkiye distribütörü olduğu BMW’nin partnerliğinde gerçekleştirilen Contemporary Istanbul’un 17’inci edisyonu uluslararası üne sahip sanatçı Jeff Koons’un tasarladığı BMW M850i modeline de ev sahipliği yapıyor. Aynı zamanda sanatçı Borusan Holding ve BMW Türkiye’nin davetlisi olarak Tersane İstanbul’da gerçekleştirilecek fuarı da ziyaret edecek.

    Jeff Koons, 2010 yılında da BMW’nin otomobillerle sanatı buluşturan BMW Art Car Projesi kapsamında Le Mans’ta yarışan BMW M3 GT2 için bir tasarım yapmıştı. Art Car Projesi’nin ardından BMW ile ikinci kez çalışan Koons’un, BMW’nin en üst segment modellerinden M850i xDrive Gran Coupé için yaptığı ve yalnızca 99 adet üretilmesi planlanan tasarımı 17. Contemporary Istanbul’da izleyiciyle buluşuyor. BMW Group’un Dingolfing ve Landshut’taki fabrikalarında her bir otomobilin yalnızca dış cephesi için 200 saatlik el emeğiyle uygulanan eser için onlarca tasarımcı ve mühendis görev yaptı.

    BMW AG CEO’su Oliver Zipse proje hakkkında şunları söyledi: “BMW tarihinde başka hiçbir BMW otomobili için bu kadar büyük ve kapsamlı bir tasarım eforu sarf edilmedi. Koons’un vizyonunu gerçeğe dönüştürebilmek için herkes elinden geleni yaptı. Bazı renkleri büyüteç kullanılarak gövdeye uygulamak zorunda kaldık. Ancak ortaya çıkan eserin topladığı beğeni ve ‘enerjik’, ‘cezbedici’ ve ‘güçlü’ gibi sıfatlarla anılması bizim için mutluluk verici.”

    Tasarım, maviden gümüş rengine, sarıdan siyaha kadar 11 farklı rengi gövdesinde taşırken, iç mekânda ise yüksek kaliteli malzemeler ve en yüksek kalitede deri kullanılıyor. Koltuklar ise renklerini çizgi roman dünyasının süper kahramanlarını temsilen BMW M’in ikonik kırmızı ve mavi tonlarından alıyor. Koons tasarımını “rüya otomobil/dream car” olarak tanımlıyor.

    ​Jeff Koons’un BMW M850i tasarımı 22 Eylül’e kadar Tersane İstanbul’da düzenlenecek olan 17. Contemporary Istanbul’da görülebilir.

    0
    0
    2459
  • 16-09-2022

    Gülşen Manisalı'nın kaleme aldığı, Gözde Eyce'nin resimlediği kaybettiği tekini arayan Çorap Gonzo'nun hikâyesini anlatan Çorap Gonzo, Mundi Kitap’tan çıktı.

    “Çorap Gonzo'nun rengârenk harika çizgileri vardı.
    Çorap çekmecesinde diğer çoraplarla birlikte yaşardı.
    Fakat bir gün tekini bulamadı Gonzo.
    Kim teki kaybolmuş bir çorabı giyer ki?
    ​Sizce Gonzo kendine yeni bir takım arkadaşı bulabilecek mi?”

    0
    0
    1657
  • 15-09-2022

    Babylon, “Görmek için çok özlediğin birini, duymak için kavuşmanın neşesini” diyerek 16 - 17 Eylül’de yeni sezona başlıyor.

    Babylon, 16 Eylül’de Palmiyeler, öncesi: Hav Hav! ve 17 Eylül’de Artz & Bugy, öncesi ve sonrası: Kerem Akdağ açılış konserleriyle kapılarını açıyor. Babylon sezon boyunca farklı tarzlardan pek çok sanatçıyı konuk edecek. Babylon’da yeni sezonda konser verecek isimler arasında; Arooj Aftab, Artz ve Bugy öncesi ve sonrası: Kerem Akdağ, Balkan Wedding Party, Birkan Nasuhoğlu, Cemiyette Pişiyorum, öncesi: Deli Gömleği, Da Poet & Kayra, DJ Assault, Frozen Clouds, Gökçe Coşkun, Hedonutopia, Hey! Douglas, Hey Gidi Günler, Islandman, Jakuzi, Jenny Hval, Kalben, Nilüfer Yanya, Kum, Lalalar, Let There Be House, Melis Danişmend, Oldies But Goldies, Palmiyeler öncesi: Hav Hav!, Radyo Eksen Partisi, Rashit öncesi: Ductape, Second, Seda Erciyes, The Away Days, The Comet is Coming, Tuğçe Şenoğul, Holistic Tsunami, Y2K Millennium Party yer alıyor.

    32. Akbank Caz Festivali kapsamında Aga B, Emma-Jean Thackray, Mehmet Uluğ Gecesi: Volkan Öktem #7, Ofer Mizrahi Trio, Portico Quartet, Tenderlonious konserleri Babylon’da gerçekleşecek.

    Babylon’da gerçekleşecek etkinliklerin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    Babylon Eylül Programı:

    Palmiyeler, Öncesi: Hav Hav! / 16 Eylül Cuma 20.30
    Artz & Bugy, Öncesi ve Sonrası: Kerem Akdağ / 17 Eylül Cumartesi 21.00
    Oldies But Goldies / 23 Eylül Cuma 21:00
    Y2K Millennium Party / 24 Eylül Cumartesi 21:00
    Da Poet & Kayra / 28 Eylül Çarşamba 21:30
    Kalben / 29 Eylül Perşembe 21:30
    ​32. Akbank Caz Festivali: Aga B / 30 Eylül Cuma 21:30

    0
    0
    1692
  • 15-09-2022

    Galeri 77, yeni temsil etmeye başladığı Gayane Avetissian, Roman Kakoyan, Harut Mnatsakanyan ve Arthur Tonakanyan’ın işlerinden oluşan “İçerisi ve Dışarısı” başlıklı sergiyi 23 Ekim’e kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    “İçerisi ve Dışarısı” sergisi özellikle pandemi sürecinde önem kazanan “güvenli alan” arayışımızı, çoğu zaman bir diğerine dönüşen “içerisi” ve “dışarısı” kavramları üzerinden, dört genç sanatçının sunduğu yenilikçi bakış açısı ile ele alıyor. 17. İstanbul Bienali’nin paralel etkinlikleri kapsamında yer alan sergi, Gayane Avetissian, Roman Kakoyan, Harut Mnatsakanyan ve Arthur Tonakanyan’ın eserlerini bir araya getiriyor.

    Gayane Avetissian, eserlerinde izleyiciyi tamamen güvenli olduğunu düşündükleri bedenin içine, bilinç ve hatta bilinçaltının derinliklerine bir yolculuğa çıkarırken, kişinin kendini var edebildiği bu en güvenli alanda biriktirdiği tecrübe ve anıların zaman içinde kendisini nasıl şekillendirebileceği üzerine odaklanıyor. Avetissian’ın işleri kişisel deneyimlerini, çocukluk travmalarını, korkularını ve felsefi fikirlerini yansıtıyor ve bu özgün görsel anlatılar soyutlamacılık, kavramsalcılık, ilkelcilik, yeni dışavurumculuk ve gerçekçilik kavramlarının kesişim noktasında yer alıyor.

    Eserlerinde “içerisi” ve “dışarısı” kavramlarının birbirlerine olan etkileri üzerinden sorgulayan Roman Kakoyan, yarattığı iç mekân kompozisyonlarına sıklıkla dışarıyı gözlemleyebildiğimiz bir pencere yerleştiriyor. İçeride olma hissini kuvvetlendirmenin ötesinde bu pencereler aynı zamanda sanatçının dış etkilerin mekâna kazandırdığı zamana bağlı değişimleri de gözlemlemesine imkân sağlıyor. Kakoyan, günün farklı saatlerinde dışarıdan süzülen gün ışığının oluşturduğu uzayıp kısalan ışık-gölge oyunlarını ve bunların açığa çıkardığı yeni ilave geometrileri büyük bir titizlikle iç mekân kompozisyonlarına dahil ederek dış etkenlerin iç mekân üzerindeki etkilerini gözler önüne seriyor.

    Harut Mnatsakanyan’ın iç mekân tasvirlerinde ise Kakoyan’ın resimlerinin aksine dışarıyla bağlantısı kesilmiş daha izole alanlar sunuluyor; pencerelerin resimde yer almadığı, izleyenin kendini tamamen içeride hissettiği, genellikle eylemsizliğin hüküm sürdüğü sessiz ve huzurlu görünen tekinsiz mekânlar yer alıyor. Resimlerde “dışarısı” tam anlamıyla göz ardı ediliyor. Ayrıca, sanatçının kompozisyonlarında kalabalıklar da bulunmuyor; ya kendi kendine zaman geçiren tek bir figürün yer aldığı ya da sanki ansızın terk edilmiş gibi görünen iç mekânları resmediyor.

    Arthur Tonakanyan, seçkide yer alan eserleriyle hem izleyiciyi nüfus yoğunluğunun az olduğu kırsal alanlara taşıyarak içerisi olarak tanımlanan güvenli alanların dışarıda da mümkün olabileceği gerçeğiyle yüzleştiriyor; hem de ağaç, çimen gibi dışarıya ait elemanların içeriye taşındığı hibrit iç mekân kompozisyonlarıyla çarpıcı bir ara kesit sunuyor. Sanatçı, kırsal yaşama dair sahneler ile gündelik hayattan kesitler sunan kompozisyonlarıyla abartılı perspektif ve rengin ön plana çıktığı, yer yer figüratif soyut detaylarla bezeli eserler üretiyor. İç mekân eserlerinde renklerin hep ön planda olduğu sanatçı, bu resimlerinde kimi zaman yer çekimine meydan okuyan objelerle donatılmış, duvarları olmayan ve sanki rüyadaymışız izlenimi veren tanımsız alanlar yaratıyor.

    “İçerisi ve Dışarısı” başlıklı karma sergiyi 23 Ekim’e kadar Galeri 77’de ziyaret edebilirsiniz.

    Künye:
    1. Roman Kakoyan, Apartment Number 2 2021 Oil On Canvas 140x175cm
    2. Harut Mnatsakanyan, Untitled 2021 Oil On Canvas 95x100cm
    3. Arthur Tonakanyan, Untitled 2021 Oil On Canvas 70x100cm
    4. Gayane Avetissian, The Black Elephant 2021 Oil And Mixed Media On Canvas 125x145cm

    0
    0
    1876
DAHA FAZLA
Geldanlage