GÜNDEM
  • 21-09-2022

    Orhan Pamuk'un günce tutan ressam yanını, günlük hayatını, şaşırtıcı hayallerini ve deneyimlerini okura ulaştıracak, resimli ve özel hatıra defterlerinden seçilerek hazırlanan Uzak Dağlar ve Hatıralar, Yapı Kredi Yayınları tarafından 22 Eylül’de yayımlanacak.

    “Pamuk, on dört yıldır her gün küçük not defterlerine notlar alıyor ve resimler yapıyor. Sayfalarda günlük hayatını, güncel gelişmeleri, duygularını, yazmakta olduğu romanların sorunlarını anlatıyor ve tartışıyor. Bazan roman kahramanlarıyla konuşuyor, bazan bir rüyasını ya da bir yolculuğu anlatıyor, bazan da manzara resmi ya da mutluluk hakkında fikir yürütüyor. Bir sayfadaki resme ya da yazıya üzerinden aylar hatta yıllar geçtikten sonra yeni renkler ve kelimeler de ekliyor. Böylece defter sayfaları yazılarla renklerin ve şekillerin iç içe geçtiği ve yeni mânâların araştırıldığı yoğun, zengin ve benzersiz resimli sayfalara dönüşüyor. Pamuk defterindeki binlerce sayfadan Uzak Dağlar ve Hatıralar adını verdiği bu seçkiyi düzenlerken, özel bir hatırası olan bir rüya üzerinden hayatını bütün açıklığıyla hem kelime hem de resim olarak ortaya koyuyor.”

    “Burası bana ait bir dünya. Gizli olduğu için değil, burada en özgür olduğum, bu duyguyla yazı ile resmi birleştirdiğim için.” - Orhan Pamuk

    0
    0
    5236
  • 21-09-2022

    Netflix, 27 Ekim’de gösterime girecek olan Berkun Oya imzalı Cici filminin tanıtım fragmanını ve görsellerini paylaştı.

    Senaristliğini ve yönetmenliğini Berkun Oya’nın üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda Ayça Bingöl, Fatih Artman, Funda Eryiğit, İncinur Daşdemir, Nur Sürer, Okan Yalabık, Olgun Şimşek, Şevval Balkan ve Yılmaz Erdoğan yer alıyor. Acı bir kaybın ardından köyden kente göçen bir ailenin yaklaşık 30 yıl sonra eski evlerinde buluşmasını anlatan Cici’de aradan geçen uzun yıllardan sonra gerçekleşen bu buluşmayla birlikte bastırılmış duygular ve sırlar ortaya çıktıkça eski yaralar yeniden açılıyor.

    ​27 Ekim’de tüm dünyayla aynı anda Netflix’te gösterime girecek Cici filminin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

    https://www.youtube.com/watch?v=7zXSSACbp6A

    0
    0
    3458
  • 21-09-2022

    “Birlikte nasıl çalışırız?” başlığı altında topluluk, çalışma, birliktelik kavramları ve deneyimlerine odaklanan 8. Çanakkale Bienali, 1 Ekim - 5 Kasım tarihleri arasında Çanakkale’de 11 farklı mekânda sanatseverlerle buluşacak.

    Çanakkale Bienali, bu sene 40’a yakın sanatçı ve davet ettiği 6 sanat inisiyatifiyle “Birlikte nasıl üretiriz?”, “Birlikte nasıl yaşarız?”, “Birlikte nasıl çalışırız?” gibi temel ve kapsayıcı sorular üzerinden insan-insan, insan-doğa, insan-hayvan, hayvan-hayvan ve tüm canlı-canlı olmayan yapılar arasındaki karmaşık ilişkilerin bağlantılarını/düğüm noktalarını araştırmayı amaçlıyor. Konukseverlik, dostluk, iş birliği, emek, sorumluluk, adalet, bağışlama, hafıza, yas, neşe gibi farklı kavramlarına odaklanan bienal, insanın “birlikte yaşama” zorunluluğunun peşini bırakmayan paradokslar, imkansızlıklar ve tekil şansları da soru işaretleri ve ünlemler ile vurguluyor. Birlikte çalışma meselesine odaklanan bienal, ana sergilerinin yanı sıra panel, atölye, film gösterimi ve paralel etkinliklerden oluşan programıyla sanatseverlerle buluşacak.

    8. Çanakkale Bienali’ne, özgün bir aradalık modelleri sunan AVTO (İstanbul), Monitor (İzmir), Are Projects (Antalya), Ka Atölye (Ankara) ve Çanakkale’den Garp Sessions inisiyatifleri ile İtalya Lucca’dan bağımsız Giungla Festivali davet edildi. İnisiyatiflerin her birinin Korfmann Kütüphanesi, Mekor Hayim Sinagogu, Palamut Depoları gibi Çanakkale’nin özgün kent mirasını yansıtan mekânlarda kendi üretme ve çalışma pratikleri kadar, sanata bakış açılarını da yansıtan sergi ve projelerle bienalin sanatsal içeriğine katılmaları amaçlanıyor. MAHAL, The FeHAN, Bordo Bina, Dardanel Spor Tesisleri ve ÇTSO Çanakkale Evi de bienal ana sergilerine ev sahipliği yapacak. Çanakkale Bienali, sanatın hafıza ve tarihsel süreçlerine yönelik duyarlılığını bu edisyonunda da sürdürerek, Alparslan Baloğlu’nun hem retrospektif sergisini hem de Baloğlu’nun Troya’yı yeniden ve bugünden okuduğu yeni projesini Troya Müzesi’nin büyülü atmosferinde izleyiciyle bir araya getirecek.

    ​DARDANEL ve OPET’in ana destekçiliğinde CABININ tarafından hayata geçirilen 8. Çanakkale Bienali’nin genel sanat yönetmenliğini Azra Tüzünoğlu üstleniyor. Bienal; T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Troya Müzesi, ÇTSO, Troia Vakfı ve CABININ bileşenlerinin mekân sağlayıcılığında, SAHA Derneği, ÇOMÜ GSF, ÇATKAV, ÇATOD, Goethe Enstitüsü (Alman Konsolosluğu ve Kulturakademie Tarabya), Romanya Konsolosluğu ve Troya Kazıları’nın katkılarıyla düzenleniyor.

    0
    0
    2859
  • 21-09-2022

    Yavuz Türk’ün kaleme aldığı hayatın tökezleten, üzerimize su sıçratan yanlarıyla ince ince alay eden öykülerden oluşan kitabı Yolluk, İletişim Yayınları’ndan çıktı.

    Türk, Yolluk’taki öykülerinde tuhaf karakterlerinin kederini, hayallerini ve kayıplarını samimiyetle paylaşırken, bazen “mırıldanarak”, bazen “cilalayarak”, bazen de ürkekçe “sürtünerek” ama mizahın kara tebessümünden hiç vazgeçmeyerek ilerliyor.

    “Yüzme bilmem. Yükseklik korkum var. Loş ışıktan hoşlanırım. Küçükken iyi bilyalı yapardım. Bazıları bunu ‘tornet’ olarak bilir. Oğlumun ensesini öpmeyi severim. Hâlâ okumadığım Dostoyevskiler var. Otuz beş yaşımdan sonra mezarımı düşünmeye başladım. Kırkından sonra kendime mezar bakmaya başlayacağım. Portakalı, sobanın üstünde kızarmış ekmekle birlikte yemek hoşuma gider. Hiç evden kaçmadım. Genelde kovuldum.”

    0
    0
    1547
  • 20-09-2022

    İstanbul çıkışlı rock grubu Eskiz, yakında yayımlayacağı yeni albümü Ateşle Beni’den dördüncü tekli olan “Disko Japon”u Tamar Records ve GRGDN Müzik iş birliğiyle müzikseverlerle buluşturdu.

    Gitarda Deniz Ağan, davulda Uygar Çetiner ve basta Can Tunaboylu’dan oluşan Eskiz’e vokallerde Ati Yıldıztozu ve Lale Kardeş, yaylılarda ise Yasemin Özler eşlik ediyor. Grup yeni şarkıları “Disko Japon”da önceki teklilerde yöneldiği funk hattından çok uzaklaşmadan bu sefer de disko esintileriyle flört ediyor. Şarkının sözleri, bir yandan yazın bitişiyle gelen hafif burukluğa ve çözümsüz aşklara hitap ediyor, bir yandan da isminde ifade edilen Japon kültürüne mizahi göndermelerde bulunuyor.

    ​Eskiz’in “Disko Japon” isimli yeni şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    1942
  • 20-09-2022

    Performistanbul ve Siyah Beyaz iş birliğiyle gerçekleşen Ekin Bernay’ın “Kalp” başlıklı sergisi, 22 Kasım tarihine kadar Siyah Beyaz Maslak’ta izleyiciyle buluşuyor.

    Küratörlüğünü Simge Burhanoğlu’nun üstlendiği “Kalp” sergisi, Bernay’ın geçmiş performanslarına kapsamlı bir bakış sunuyor. Sergi izleyicilere sanatçının 2016’da gerçekleşen ilk performansı olan Annem ile Ben’in ses yerleştirmesini plaktan dinleme, 2018’de gerçekleşen Ne İstiyorsun? performansında toplanan 900’ün üzerindeki mektubu bir kitaptan okuma ve Londra’da V&A Müzesi’nde gerçekleşen Atlas isimli performansında kullandığı malzemeleri deneyimleme fırsatı veriyor.

    Performanslardan kalanlar üzerine bir sergi olmasına rağmen performans dokümantasyonları alışılan şekli ile fotoğraf ya da video medyumu aracılığı ile yer almıyor böylece seçkide görsel olarak beden ya da bedene ait figüratif ögeler bulunmuyor. Sergi, objelerin ruhu ve enerjisine odaklanarak biricik kalıntılar üzerine değil, geriye kalanların şimdiki zamanda nasıl farklı şekillerde yaşamaya devam edebildiğini ele alıyor.

    Sergi süresince Ekin Bernay’ın Kalp isimli katılımcılı performansı aralıklı olarak izleyicilerle buluşacak. Sanatçı, ziyaretçileri kalbi temsilen yumruklarının kalıbını alçı ile almaya çağırarak, kalplerine bakmaya davet edecek. Performans 222 kalıba ulaşıldığı zaman sona erecek.

    ​Ekin Bernay’ın “Kalp” başlıklı sergisini 22 Kasım tarihine kadar Siyah Beyaz Maslak’ta ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    1776
  • 20-09-2022

    Tim James’in uzaylılardan ötegezegenlere, beyaz deliklerden karanlık maddeye, kuasarlardan kuark yıldızlarına karşılaşabileceğimiz en büyük gizemlere ışık tuttuğu kitabı Gökbilimsel- Kuarklardan Kuasarlara: Uzay Biliminin En Tuhaf Hali, Eylül İdemen Doğramacı’nın çevirisiyle Timaş Yayınları’ndan çıktı.

    Elementsel ve Parçacıksal’ın yazarı James em astronomi tarihçesini ve konuya ilişkin en güncel gelişmeleri detaylarıyla anlatıyor, hem de Düz Dünya dahil kamuoyunu meşgul eden tartışmalara kendine özgü mizahi üslubuyla parmak basıyor.

    Samanyolu’nun yaklaşık 200 milyar güneş barındırdığını biliyor muydunuz? Peki ya Jüpiter’de bir günün yalnızca 10 saat sürdüğünü? Mars’ta gökyüzünün gündüzleri pembeyken gün batımıyla maviye döndüğünü, Neptün’deyse atmosfer koşullarının elmastan yapılma minik dolu taneleri oluşturduğunu?

    “Önümüzde keşfedilmeyi bekleyen koca bir gerçeklik var. Ve keşfedilecek. Sizin, benim gibi insanlar tarafından. Bilim bizi mağaralardan çıkardığı gibi, yıldızlara da taşıyacak.”

    0
    0
    1911
  • 20-09-2022

    Söz yazarı, besteci ve yorumcu Paptircem, “Nereye Gömsem?” isimli yeni teklisini müzikseverlerle buluşturdu.

    Söz ve müziği Paptircem’e ait olan “Nereye Gömsem?” şarkısının ilk bölümünde kendisini sürekli yargılayan iç sesine haykırışta bulunan Paptircem, ikinci bölümünde de iç sesinin konuşmalarını dinleyicilerle buluşturuyor. Aynı bedende hapis kalmış iki adaşın birbirinden kurtulmak için verdikleri bir savaşın hikâyesini ele alan şarkı, bu iki ruhun birbirleriyle kavgalarının ancak birbirlerini öldürdüklerinde son bulacağı hissini anlatıyor. Elektronik ögelerle çok sesli müziği birbirine harmanlayan bir yapıda olan şarkı, bu iki kişiyi betimlemek adına iki farklı vokal tavrında söylendi. Şarkının ilk kısmının sözleri daha isyankâr iken, ikinci kısım daha sakin ve akıl sağlığı yerinde olmayan birinin ağzından okunuyor.

    Tüm kararları yalnızca kendimizin verdiğini sandığımızı ancak hepimizin içinde olan “o ses”in kabul edilemez isteklerimizle donandığını söyleyen Paptircem, projeyi şu sözlerle anlatıyor: “Bu ses biz miyiz, yoksa başka insanların yargılayıcı bakışları mı, ayırt etmek çok zordur. Sanki başka biri gibi hissederiz. Bu ses, bize hükmeder, güler, aşağılar, yargılar; kendinden şüphe ettiren biridir. Sanki ruh tek kişiliktir ve onun yüzünden o bedene sıkışmış hissederiz. Bu sıkışmış iki kişi, birbirinden o kadar yorulur, birbirlerinden o kadar nefret ederler ki; tek yolları birinden birini öldürmektir gibi gelir.”

    Şarkının prodüktörlüğünü Ufuk Kevser ve vokal prodüksiyonunu ise Kaan Arslan üstleniyor. Projenin fotoğrafları ise Dükkan Production’a ait.

    ​Paptircem’in “Nereye Gömsem?” şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    3044
  • 20-09-2022

    Rengin Altınalmaz’ın disiplinlerarası pratikler ile çalıştığı birbirinden farklı yapıtlarından oluşan “Amorf” başlıklı ikinci kişisel sergisi 31 Ekim’e kadar One Arc Galeri’de sanatseverlerle buluşuyor.

    Rengin Altınalmaz’ın “Amorf” sergisi izleyiciye bildikleri ya da inandıkları karşısında naif ve geçirgen bir doğa temsili sunuyor. Sanatçı, evrenin yaratım sürecini deneysel bir harmandan geçirerek milyarlarca yıllık dünyanın özüne dair üretimleri ile yüzünü toprağa, suya ve doğaya dönüyor. “Amorf” sergisi, Altınalmaz’ın kendine özgü tekniği ile el işçiliğinin ön plana çıktığı, mistik ve tinsel bir doğa yaşamının arayışlarına dair huzurlu, çarpıcı ve heterojen bir bakış açısı sunuyor.

    Belli belirsiz, beyaz sürüklenişi,
    Yüksek sisin nehre doğru
    Ve tüm mavi oluverir sana kül rengi
    Güneşşe gümüşi
    Ursula K. Le Guin

    Rengin Altınalmaz’ın “Amorf” başlıklı ikinci kişisel sergisini 31 Ekim tarihine kadar One Arc Galeri’de ziyaret edebilirsiniz.

    ​Adres: One Arc Gallery, Mumhane Caddesi, No:50, Kat:1, Karaköy Istanbul

    0
    0
    1831
  • 20-09-2022

    Ömür Kurt’un doğanın gizemli gücü rüzgârı ve bir annenin çocuğuna olan sevgisini görünür kıldığı, Ceyhun Şen’in resimlediği kitabı Rüzgârın Şarkısı, Doğan Çocuk’tan çıktı.

    Rüzgâr, çocuk gerçekliğinde, görünmeyen ama varlığını bilinen en temel olgulardan biri. Onu "görmek" için çevresini gözlemlemeyi, dinlemeyi öğrenen çocuk göremediği ama orada hep var olan başka bir olguyu da görmeyi öğreniyor: Annesinin sevgisini. Başka bir açıdan okuduğumuzda da bu kitapta ağaç, annesinin sevgisini sorgulayan çocuğu; rüzgâr da anneyi temsil ediyor. Ve çocuğa "bazen sevgimi göremeyebilirsin ama o hep var; yeter ki dikkatle bak ve dinle" önerisini getiriyor.

    “Rüzgâr görünmezdir.
    Rüzgârı görmek için ağaçlara, buğday başaklarına, denizlere ihtiyacımız var.
    Rüzgâr estikçe ağaçlar titrer, buğday başakları sallanır, dalgalar kıyıya çarpar ve ortaya birbirinden farklı sesler çıkar.
    Sevgi de görünmezdir.
    ​Sevgiyi görmek için ise kucaklaşmaya, gülümsemeye ve güzel sözcüklere ihtiyaç duyarız. İşte kalbimizde çoğalan sevgi ancak bu şekilde apaçık görülebilir.”

    0
    0
    1958
DAHA FAZLA
Geldanlage