
Andreas Steinhöfel'in bir delikanlının yetişkin ve olgun bir bireye dönüşme sürecini ele aldığı, büyüme sancılarının kültür farkı tanımadığını gözler önüne serdiği romanı Dünyamın Merkezi, Olcay Mağden’in çevirisiyle Delidolu Yayınları’ndan çıktı.
Dünyamın Merkezi, yaşadığı yere sığamayan, geçmişinden kaçamayan, geleceğini göremeyen ve tercihlerine yönelik saldırılara karşı kendini savunmaktan başka çıkar yol bulamayan Phil'in darmadağın hayatını anlatıyor.
Phil, hayat yolunun çok başında, henüz on yedi yaşında bir delikanlı. Fakat yaşıtlarından oldukça farklı; çünkü dünyaya körü körüne bakmaktan çok daha fazlasının peşinde. Bir yanda ilişkilerinde orta yolu bulamadığı uçarı annesi ve bir zamanlar hiç ayrılmadıkları ikiz kız kardeşi, öteki yanda ise içindeki dalgalanmaların kaynağı, tutkuyla kalbini kaptırdığı Nicholas var. Üstelik eski, büyük evlerinin odalarında birbirinden gizli, birbirinden saklı nice büyük sır açığa çıkmayı bekliyor. Ne var ki karmaşık geçmişiyle yüzleşmeden önce kendisiyle barışmayı öğrenmeli...
''Ayaklarımın altındaki yer hâlâ sallanıyormuş gibi geliyor ama artık düşmekten korkmuyorum. Bu güzel bir his. Hareket hâlindeki yaşama dair bir his...''
Övül Avkıran ve Mustafa Avkıran’ın yönetmenliğini üstlendikleri NSU-Kurbanlar Arasında Almanlar da Var adlı yeni oyun, 13, 14, 20, 21, 22, 23 Ekim’de Ballhaus Prinzenallee’de tiyatroseverlerle buluşuyor.
23 Eylül’de Berlin’de Ballhaus Prinzenallee sahnesinde prömiyerini yapan NSU-Kurbanlar Arasında Almanlar da Var’ın oyuncu kadrosunda Freya Kreutzkam, Jules Armana ve Lukas David Schmidt yer alıyor. Oyun, doksanlı yılların sonunda ırkçı eylemlerine başlayan ve 2000 yılı itibarıyla on bir yıl boyunca Almanya’nın farklı yerlerinde cinayetler işleyen, bombalı saldırılar gerçekleştiren “NSU üçlüsünün” cani eylemleri üzerinden hâlâ günümüzde de var olan kurumsal ırkçılığa ve ayrımcılığa ayna tutuyor.
Övül Avkıran ve Mustafa Avkıran NSU-Kurbanlar Arasında Almanlar da Var gibi bir oyunu neden sahneye koymak istediklerini şu sözlerle açıklıyorlar: “Üç yıl önce mahkeme, üç kişiden oluşan faillerin ‘bireysel’ gerekçelerle suç işlediği ve bu cinayetlerde ‘organize’ bir yapılanmanın olmadığı hükmüne varmıştı. Üç yıl boyunca arka planda aşırı sağcılığın rol oynadığı cinayetler işlendi. Devletin kurumları bu cinayetlerde de faillerin ‘bireysel’ gerekçelerle suç işlediğine odaklandı. Sistematik olarak kendini tekrar eden ve arka planda politik yapıların olduğu suçlar bize yabancı değil… Biz bunları geldiğimiz ülkeden de tanıyoruz. Bu mesele, politik bireyler olarak merakımızı uyandırıyor, dikkatimizi çekiyor. Bu nedenle konuyla ilgileniyoruz; seyircileri bizimle tartışmaya, araştırmaya ve düşünmeye davet ediyoruz.”
Nazlı Deniz Güler’in geçen ve geçmeyen zamanların sırrını arayanlar için ipuçlarıyla dolu bir hikâye anlattığı, yönetmen Ümit Ünal’ın resimlediği kitabı Zaman Ustası, Alakarga Yayınları’ndan çıktı.
“Kimileri zamanı hesaba katmadan yaşar; ağır ağır, aheste aheste, keyifle geçirir vaktini. Zamanla yarışan da çoktur; kalabalıklarda koşuşturan, sürekli bir yerlere yetişmeye çalışan ve asla yirmi dört saat ile yetinemeyenlerdir onlar. Yapmaları gereken bir şeyi erteleyince, zaman kazandıklarını düşünenler de vardır. İstemedikleri bir işle uğraşırken, zaman kaybettiklerine inananlar da. Bazılarının ilişkisiyse daha farklıdır zamanla. Onun sırrını çözmeye ve onu özümsemeye adamışlardır kendilerini. Tıpkı usta gibi.”
Labirent Sanat, Serhat Akavcı’nın son dönem işlerinden oluşan “Loop” başlıklı kişisel sergisine 13 Ekim - 19 Kasım tarihleri arasında ev sahipliği yapacak.
“Loop” sergisi, açıklık içinde varoluşunu sürdüren bireyin, hayatının belli bir döneminde yaşadığı travmatik olguların yıkıcı etkisiyle mücadelesine ve bu olguların döngüsel yapısına odaklanıyor. Serhat Akavcı’nın üretim sürecini “Farkındalık şifalanma süreci için yeterli mi? Bu döngüyü kırmak mümkün mü? Bedensel çıplaklığı aşmak mı, zihinsel çıplaklığa ulaşmak mı, daha zor? Bizi kişisel deneyimlerimizi, sırlarımızı paylaşmaya iten motivasyon nedir? Kişi hangi koşul ve şartlarda merkeziliğinden çıkar? Kişisel deneyimin başka birine aktarımındaki sınırlar nelerdir?” gibi sorular şekillendiriyor. Akavcı’nın eserleri “Loop” sergisinin hazırlık sürecinde projeye dahil olan katılımcıların/modellerin kişisel öykülerini, deneyimlerini, hayattaki dönüm noktalarını aktarımıyla oluşan birikimin, beden dili üzerinden anlatımında ifade buluyor.
“C. G. Jung Ruh, İnsan, Sanat, Edebiyat kitabında modern tıbbın kurucusu Paracelsus’un öğretisine yer verir. ‘Paracelsus, Limbus bir dairedir, canlı dünya büyük bir dairedir, insan ‘Limbus minör’ yani küçük dairedir. Mikrokozmozdur. Dolayısıyla dışarıda olan her şey içeride, yukarıda olan her şey aşağıdadır’ demektedir. İnsan bu sonsuz ve parçası olduğu evren içinde deneyimleri ile şekillenir. Doğduğu aile, coğrafya, toplumsal ve sosyo-kültürel yapı, ilişki hâlinde olduğu her şey ve genetik miras kişinin ‘ben’ini şekillendirir. Bununla beraber ‘ben’ de çevresini biçimlendirir. Kosmosda her şey birbiriyle ilişkilenme kapasitesiyle kuşatılmıştır. Her varlık birbirini deneyimlemeye açıktır.
Tıpkı bedensel rahatsızlıklarımızın habercisi ağrı, ateş, vb. semptomlar gibi kronik mutsuzluğu, huzursuzluğu erteleyip, baskılamak, görmezden gelmek çoğu zaman kaçınılmaz olan daha büyük sıkıntıları temellendirir. Jung’un ‘…İnsan kendi gölgesiyle yüzleşip hesaplaşmayı öğrenirse dünya için gerçek bir şey yapmış olur, günümüzün devasa, çözülmemiş toplumsal sorunlarının küçük bir parçasını sırtlanmış olur’ saptamasında aslında ilişkisel varlık olan insanın, bireysel açmazlarının, tüm çevresine hatta gelecek nesillere aktarabildiğini düşününce, travma ile baş edebilmenin ve döngüyü kırmanın önemini hissettirir.”
Serhat Akavcı’nın “Loop” başlıklı kişisel sergisini 13 Ekim - 19 Kasım tarihleri arasında Labirent Sanat’ta ziyaret edebilirsiniz.
Adres: Çatma Mescit Mah. Tepebaşı Cad. No: 56 K: 2 34430, Beyoğlu / İstanbul
Künye:
1. Serhat Akavcı, LP019, 2022, fotoğraf tabanlı dijital manipülasyon, arşivsel pigment baskı, 70x47cm
2. Serhat Akavcı, LP032, 2022, fotoğraf tabanlı dijital manipülasyon, arşivsel pigment baskı, 57x46cmjpg
3. Serhat Akavcı, LP009, 2022, fotoğraf tabanlı dijital manipülasyon, arşivsel pigment baskı, 94x71cm
Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası, yeni sezonda 14 konserden oluşan programı ile Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde müzikseverlerle buluşacak.
Yeni sezon programında konuk edeceği kadın şefler ve kadın solistlerle fırsat eşitliğinin önemine değinen BİFO, programı kapsamında Patrick Hahn, Gürer Aykal, Carlo Tenan, Sascha Goetzel, Carolyn Kuan, Thomas Rösner, Karel Deseure, Ludovic Morlot, James Judd, Emilia Hoving, Lina González-Granados gibi şeflerin yönetiminde, Jan Mráček, Joonas Ahonen, Daniel Behle, Gautier Capuçon, Tine Thing Helseth, Valeriy Sokolov, Alena Baeva, Güher & Süher Pekinel, Manuel Blanco, Chloe Ji-Yeong Mun, Denis Kozhukhin, Marlis Petersen gibi isimlerle sahne alacak. 13 Ekim Perşembe günü saat 20.00’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleştirilecek olan açılış konserinde BİFO’ya topluluğun sürekli konuk şefi Patrick Hahn eşlik edecek. Sezonun ilk konuk solisti ise “Davullara şarkı söyleten” Martin Grubinger olacak.
20 Ekim Perşembe saat 20.00’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleşecek konserde BİFO’ya Fritz Kreisler Yarışması birincisi Jan Mráček eşlik edecek. Mráček’in Brahms’ın eşsiz keman konçertosunu seslendireceği konserde BİFO’yu gerek opera temsilleri gerekse orkestra konserleriyle Avrupa'nın en sevilen şeflerinden biri olan Carlo Tenan yönetecek. 3 Kasım Perşembe günü saat 20.00’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde BİFO’nun onursal şefi Gürer Aykal’ın 80. yaş günü kutlanacak. Konserde Charles Ives, George Antheil ve Arnold Schoenberg gibi 20. yüzyıla damgasını vurmuş bestecilerin yapıtlarıyla ses getiren albümler kaydetmiş olan piyanist Joonas Ahonen solist olacak. 24 Kasım Perşembe günü saat 20.00’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleşecek konserde Viyanalı orkestra şefi Thomas Rösner sahnede olacak. Bu konserde BİFO’ya tenor Daniel Behle’ye eşlik edecek. 8 Aralık Perşembe günü saat 20.00’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’ndeki konserde Gautier Capuçon, Sascha Goetzel yönetimindeki BİFO’nun konuğu olacak.
12 Ocak Perşembe günü saat 20.00’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleşecek “Yeni Yıl Konseri”nde BİFO’yu, pek çok köklü kurum ve orkestralarla konserler veren kadın şef Carolyn Kuan yönetecek. John Williams, Alexander Arutunian, Leonard Bernstein ve Arturo Márquez’in yanı sıra geç romantik dönem yapıtlarından bir seçkinin de seslendirileceği konserin solisti ise Norveçli kadın trompetçi, ses sanatçısı ve şarkı yazarı Tine Thing Helseth olacak. 9 Şubat Perşembe günü saat 20.00’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleşecek konserde BİFO, “zorluk tanımayan kemancı” Valeriy Sokolov’u konuk edecek. Konserde BİFO’yu Belçikalı orkestra şefi Karel Deseure’nin yönetecek. BİFO’nun 16 Şubat Perşembe günkü konukları Seattle Senfoni Orkestrası’nın müzik direktörü ve şefi olarak tanınan ve orkestrayla beş Grammy ödülüne layık görülen Ludovic Morlot ve “büyüleyici bir ses ustası” olarak tanınan kadın kemancı Alena Baeva olacak.
23 Şubat Perşembe günü James Judd yönetimindeki BİFO ve devlet sanatçısı piyanistler Güher-Süher Pekinel bu konserde Pekineller’in Dünya Sahnelerinde Genç Yetenekler projesinin birbirinden değerli sanatçılarıyla sahneyi paylaşacak. BİFO 2 Mart Perşembe günü gerçekleşecek olan ve Manuel Blanco’nın sahne alacağı konserde BİFO’yu Emilia Hoving yönetecek. BİFO’nun onursal şefi Gürer Aykal’ın yönetiminde bu sezon vereceği ikinci konserin solisti ise Chloe Ji-Yeong Mun olacak. 2019 yılında yitirdiğimiz usta piyanist Jörg Demus’un “Onda günümüzde artık yok olduğunu düşündüğüm doğal müzikaliteyi yeniden keşfettim” sözleriyle onurlandırdığı kadın kemancı Mun, 9 Mart Perşembe günü saat 20.00’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde olacak. Aleksey Igudesman ve Hyung-ki Joo’nun konuk olacağı, 6 Nisan’da gerçekleşecek Happy Concert’ta BİFO’yu Sascha Goetzel yönetecek. BİFO’nun 13 Nisan Perşembe günü Lina González-Granados’u şeflik kürsüsünde ağırlayacağı konserde piyanist Denis Kozhukhin sahnede olacak. BİFO, 20 Nisan Perşembe günü 20.00’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleşecek konserde Marlis Petersen’i konuk edecek. Konserde BİFO’yu orkestranın sanat danışmanı ve sürekli konuk şefi Patrick Hahn yönetecek.
Borusan, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın programının yanı sıra, Borusan Quartet ve Borusan Müzik Evi’nin programlarında da eşitlik vurgusu yapıyor. Borusan Quartet’in bu sezon vereceği 4 konserde Albion Quartet, başarılı viyolonsel sanatçısı Camille Thomas ve her biri kendi alanında Türkiye’nin en önde gelen solistleri olan sanatçı dostlarıyla aynı sahnede olacak. Dörtlü sezonun son konserinde, BİFO solistleri Cem Akçora, Sertan Sancar, Ferhat Göksel ve Sezai Kocabıyık ile birlikte klasik dönemden romantik döneme bir yolculukta, oda müziği repertuvarının usta bestecilerce yazılmış eserleriyle sezona veda edecek. Borusan Sanat’ın programı hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Geçtiğimiz yıl Kuzgun Art Space adıyla açılan, bu sezon yoluna Kun Art Space adıyla devam eden galeri, Basako’nun son dönem büyük boy kâğıt işlerinin ağırlıkta olduğu “Soyağacı” başlıklı ikinci kişisel sergisini 8 Ekim - 6 Kasım tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.
Adana’da yer alan Kun Art Space, isim değişikliğiyle birlikte vizyonunu da güçlendirerek uluslararası projeler gerçekleştirmeyi hedefliyor. Basako’nun eğitimini aldığı grafik alt yapısından izler taşıyan “Soyağacı” sergisinde sanatçının Sırça Fanus, Dora’nın Oyunu ve Kırık, Kesik, Çizik serilerinden eserleri yer alıyor. Basako, eserlerinde doğu sanatının motif geleneğini desen duygusuyla birleştirerek doğa, kent, yuva ve annelik konularında eserler üretiyor. Kâğıt üzerine suluboya ve akrilik ile çalıştığı işlerine kendi çektiği fotoğraflardan kolajlarla katmanlar oluşturup, optik oyunlarla izleyicinin algısını derinleştiriyor.
Basako’nun “Soyağacı” başlıklı ikinci kişisel sergisini 8 Ekim - 6 Kasım tarihleri arasında Adana’da bulunan Kun Art Space’te ziyaret edebilirsiniz.
Adres: Cemalpaşa Mahallesi 63012 Sokak No:10/A H.Keskin Apt. Zemin Kat Seyhan/Adana
Toplandılar Platformu, 2022 yılının başında amatör dergicileri bir araya getirmek, dergiler arası iletişimi artırmak, şiir dergiciliği ve şiir üzerine konuşmak, tartışmak, ortak üretimler ortaya koymak amacıyla bir araya geldi. Toplandılar’ın ilk buluşmasının katılımcıları Natama ve Şiir Versus dergileri oldu.
17 Eylül'de gerçekleşen bu ilk buluşmada Natama ve Şiir Versus dergilerinin poetikaları, ortaya çıkış hikâyeleri ve devam etme heyecanları konuşuldu. Konuşmada Furkan Çalışkan, Samed Karataş, Rıdvan Tulum, Ahmet Ölmez, Can Acer, Enis Akın, Davut Yücel, Canan Yaka, Mehmet Öztek yer aldı. Buluşmanın temel başlıklarını şiirde eleştiri ve tarihsel süreçte şiirin kültürel hayattaki etkileşimi oluşturdu. Buluşma dizisine adını veren “Toplandılar”ın Turgut Uyar’ı ilk buluşma dahil baş köşede olacak. Öte yanda, İkinci Yeniciler’in disiplinlerarası etkileşimleri ve sonuçları gündem başlıklarının öne çıkanlarıydı. İdris Küçükömer ve Ece Ayhan etkileşimi, Hüseyin Cöntürk ve şiir eleştirisi ekolü bu buluşmanın başat gündemiydi. Bu konu tartışılırken Samed Karataş’ın “şair”in yalnızlığı ama derginin birlikteliği tezatı vurgusu konuya dair yeni bir alan açan bir katkı oldu.
Şiir eleştirisinin gündem olduğu toplantıda şiir eleştirisi ve tanıtım metni arasındaki farklılıklar da tartışıldı. “Büyük Şair” tamlamasını tartışmaya açan Mehmet Öztek yanında şairi Tip 1, Tip 2 gibi kategorize eden Furkan Çalışkan’ın tezi dikkate değerdi.
Toplandılar’ın bir nevi temel motivasyonu olan dergiler/şairler arası iletişim ise masaya yaratılan en önemli başlıklardan biriydi. Canan Yaka’nın “dijital yayıncılık tercih mi, direniş mi” minvalli görüşleri tartışmaya farklı bir boyut kattı. Dergilerin temel derdinin şiir mi, basım/yayım mı olduğu konusu dijital yayın imkanlarının artmasıyla gündemdeki yerini daha da perçinleyen bir tartışma olarak güncelliğini koruyor.
Toplandılar buluşmaları yeni dergilerin katılımlarıyla devam edecek. Buluşmanın video kaydına buradan ulaşabilirsiniz. Yazılı hâli ise ilerleyen zamanlarda dijital ve basılı platformlarda yer alacak.
Görsel: Isabelle Chapuis ve Alexis Pichot: ‘The Blossom Project’
https://www.youtube.com/watch?v=SohzFUPANFA
Mamut Art Project’in 10. yılını kutlayacağı 2022 edisyonu, Ege Yapı ana sponsorluğunda 26 - 30 Ekim tarihleri arasında Yapı Kredi bomontiada’nın farklı mekânlarında ve çevrim içi platformunda sanatseverlerle buluşacak.
Türkiye genelinde bağımsız yetenekleri 10 yıldır kesintisiz olarak sanat profesyonelleri ve sanatseverlerle bir araya getiren Mamut’ta bu yıl Türkiye’nin farklı yerlerinden katılan 49 sanatçının eserleri sergilenecek. Sanatçılara, eserlerini sergileme ve kendilerini tanıtma fırsatı sunmanın yanı sıra süresiz danışmanlık sağlayan Mamut Art Project, fiziksel mekânın üç farklı alanına yayılan sergiye eş zamanlı olarak çevrim içi olarak da sanatseverlerle buluşacak. Mamut’un 2022 sergisinde yalnızlık, aile ilişkileri ve kökler, aidiyet, cinsel kimlik, mekân algısı gibi farklı konulara odaklanan; animasyon, fotoğraf, VR, sokak sanatları, heykel, resim, enstalasyon ve video dahil olmak üzere farklı disiplin ve tekniklerle üretim yapan sanatçılar yer alıyor.
Mamut Art Project’in bu yılki jürisinde, British Council Türkiye sanat direktörü Esra A. Aysun; iş insanı, hukukçu, koleksiyoner Mehmet Ali Bakanay; sanatçı Antonio Cosentino; sanat tarihçisi, küratör ve sanat eleştirmeni Nazlı Pektaş ve Zilberman Galeri’nin kurucusu ve koleksiyoner Moiz Zilberman yer aldı.
Mamut’un bu seneki diğer destekçileri arasında Yapı Kredi bomontiada, Arçelik, Audi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Şişli Belediyesi ve Perrier yer alıyor. Mamut Art Project 2022 hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Künye:
1. Ci Demi, 'Unutursan Darılmam' Serisi, Fine Art Baskı
2. Bilge Artuç, Diasec Baskı, 50x75 cm
3. Ece Haskan, Umut dağı, Tuval üzerine yağlıboya, 40 x 40 x 40 cm, 2022
4. Göknur Avcı, Karga, Keçe iğneleme, Kıtık ve keçe, 17x50x65 cm
5. Samet Sert, Prompt Serisinden, Deneysel Animasyon
6. Maide Aybala, ve seni gördüm, eğninde bir mavi gözlerin vardı, Paspartu üzerine Suluboya, Akrilik boya, Guaj boya, Altın, 10x15 cm, (Modigliani Kadinlari Serisinden Jeanne)
Ahmet Ümit’in beş prensin sevda uğruna revan oldukları bir yol ve hâl macerası anlattığı yeni romanı Bir Aşk Masalı, 10 Ekim’de Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanacak.
Bir Aşk Masalı, Kaf Dağı’ndan ıssız çöllere, ücra hanlardan savaşçı kabilelerin çadırlarına, devlerden denizkızlarına, balinalardan devasa yılanlara, cümle tabiatın ve mahlukatın geçiş yaptığı bir hayal perdesi.
Bir varmış bir yokmuş, dünyada acayiplikler çokmuş. Bir gece beş farklı ülkede, beş prens aynı rüyayı görmüşler: Bir genç kız, kadim bir kentin alacakaranlık sokaklarında ışıktan bir güzellik halinde dolaşıyormuş. İşte o kızı gördükten sonra, artık ne eski hayatları kalmış ne de eski hakikatleri.
“Yolculukların en çilelisi aşk için yapılandır. Ve zorluk ne kadar artarsa aşk o kadar kıymete biner, o kadar anlam kazanır, o kadar vazgeçilmez bir hal alır…”
Türk rock müziğinin önemli gruplarından Kurban, “Damla” isimli yeni şarkısını Circle Music ve Sony Music Türkiye iş birliği ile müzikseverlerle buluşturdu.
Özgür Kankaynar, Deniz Yılmaz, Burak Gürpınar ve Kerem Tüzün’den oluşan Kurban, yedi yıl aradan sonra ağustos ayında yayımladığı “Gülümse”nin ardından “Damla” ile yeniden dinleyicisiyle bir araya geliyor. “Yalan”, “Nafile”, “Uyut Beni” gibi hitlere imza atan grubun yeni şarkısı “Damla”nın sözü Deniz Yılmaz’a, müziği ise Deniz Yılmaz ve Özgür Kankaynar’a ait. Şarkının düzenlenmesini grup üstlenirken, mix ve mastering ise Cem Ömeroğlu tarafından yapıldı.
Kurban’ın yeni şarkısı “Damla”yı buradan dinleyebilirsiniz.