GÜNDEM
  • 17-04-2026

    Atalay Yavuz’un “Infrathin” başlıklı kişisel sergisi 30 Nisan-9 Haziran BüroSarıgedik’te sanatseverlerle buluşacak.

    “Sanat çoğu zaman gördüğümüzde değil, gördüğümüz ile gördüğümüzü sandığımız arasındaki o neredeyse algılanamaz aralıkta belirir. Marcel Duchamp’ın “infrathin” olarak adlandırdığı bu alan; niyet ile gerçekleşme, nesne ile imgesi, anlam ile algı arasındaki ince, kaygan farktır. Tanımlanamaz, ancak deneyimlenebilir.

    Atalay Yavuz’un ‘Infrathin’ başlıklı sergisi, bu eşiği bir kavramdan çok bir üretim zemini olarak ele alır. İşler, görünür olan ile henüz biçim kazanmamış olan arasında, tekrar ile farkın birbirine karıştığı kırılgan alanlarda konumlanır. İlk bakışta benzer görünen yüzeyler ve formlar, dikkat yoğunlaştıkça ayrışır; minimal sapmalar, özdeş olanın içindeki farkı açığa çıkarır. Yavuz’un pratiği, form üretmekten ziyade farkı izole etmeye yönelir. Mekân, bu ince ayrımların dolaşıma girdiği bir yüzeye dönüşür; tekrarlar, aralıklar ve varyasyonlar izleyiciyi sürekli karşılaştırmaya, ayırt etmeye ve yeniden görmeye davet eder.

    Bu sergi, kesinlikten çok olasılıkla ilgilenir. Her iş, sabit bir anlam önermek yerine çoğul okumalar için açık bir yapı kurar. Dil, şarkı sözlerinden çıkarılan başlıklar aracılığıyla bu kayma alanına girer.

    ‘Infrathin’, karşıtlıkları çözmekten çok aralarındaki mesafeyi görünür kılar. Bu mesafe ne kapanır ne sabitlenir, sürekli yer değiştirir. Yavuz’un işleri tam da bu hareketin içinde var olur; neredeyse fark edilmeyen farklılıkların, algıyı dönüştürdüğü bir eşikte.”


    Künye:
    1. Atalay Yavuz, Gölgede aynı (It's the same in the shade) 2026 Tuval üzerine yağlıboya 147.32x147.32cm (DetayFotoğraf)
    2. Atalay Yavuz, Gölgede aynı (It's the same in the shade) 2026 Tuval üzerine yağlıboya 147.32x147.32cm (DetayFotoğraf)

    0
    0
    1084
  • 17-04-2026

    Uluslararası Booker ödüllü çevirmen Jennifer Croft’un dünyaca ünlü bir yazarın ansızın ortadan kaybolmasını ve onu arayan sekiz çevirmenin hikâyesini anlattığı Irena Rey’in Yok Oluşu adlı kitabı Seda Çıngay Mellor’un çevirisiyle Delidolu’dan çıktı.

    Bu kitap; yalnızca bir roman değil çevirmenlerin, yazarların ve metinlerin birbirine nasıl bağlı olduğunu, farklı bakış açılarıyla gerçeğin nasıl değişebileceğini gösteren zihin açıcı ve katmanlı bir okuma deneyimi sunuyor. Hikâye, güvenilmez anlatıcılar, şaşırtıcı sırlar ve mantar metaforlarıyla katmanlı bir yapı sunarken; mizahi yaklaşımıyla çeviri dünyasının kuralları, yayıncılık ve sanat dünyasındaki iktidar ilişkilerini sorgulatıyor.

    ​“Kitapları pek çok ülkede yayımlanan, eleştirmenlerin göklere çıkardığı, Nobel Edebiyat Ödülü’nü almasına kesin gözüyle bakılan Polonyalı romancı Irena Rey, başyapıtı olması beklenen yeni romanı Gri Eminans’ın “çeviri zirvesi” için sekiz çevirmeni evine davet etmiş ve bir anda ortadan yok olmuştur. Polonya-Belarus sınırındaki kadim Białowieża Ormanı’nda geçen bu serüvende çevirmenler, yazarın evinde ve metinlerinin satır aralarında ipuçları ararken hem kendi kimlikleriyle hem de birbirleriyle yüzleşirler.”

    0
    0
    966
  • 16-04-2026

    CI BLOOM 2026 bugün kapılarını açtı. Contemporary Istanbul tarafından hayata geçirilen ve bu yıl 5. edisyonu düzenlenen fuar, 15 Nisan’daki ön izleme gününün ardından 16-19 Nisan tarihleri arasında genel ziyarete açılarak sanatseverleri Lütfi Kırdar Rumeli Salonu’nda ağırlamaya başladı.

    Genç, dinamik ve yenilikçi yapısıyla öne çıkan CI BLOOM; Türkiye’nin farklı şehirlerinden galerileri, sanat inisiyatiflerini ve yeni nesil üretimleri bir araya getirerek İstanbul’un kültür-sanat sahnesine canlılık kazandırmayı sürdürüyor. Fuar bu sene, Borusan Otomotiv’in Türkiye distribütörü olduğu BMW partnerliğinde; Pernod Ricard Türkiye co-partnerliğinde; Türk Hava Yolları | Miles&Smiles resmi hava yolu partnerliğinde ve Samsung’un Art TV partnerliğinde gerçekleştiriliyor. Ayrıca Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın uluslararası tanıtım desteği ve İBB Kültür AŞ.’nin şehir içi iletişim desteğiyle hayata geçirilen fuar, The Marmara Taksim ve The Bank Hotel Istanbul iş birlikleriyle uluslararası sanat profesyonellerini İstanbul’da ağırlıyor.

    Bu yılki edisyon kapsamında Borusan Otomotiv, BMW’nin Neue Klasse mimarisinin ilk seri üretim temsilcisi olan Yeni BMW iX3 modeliyle fuarda yer alırken; dünyaca ünlü fotoğraf sanatçısı Edward Burtynsky’nin çevresel dönüşüm ve insanın doğa üzerindeki etkisini ele alan çalışmaları Borusan Contemporary katkılarıyla izleyiciyle buluşuyor. Samsung ise The Frame üzerinden kürate edilen ve geniş bir dijital sanat arşivine dayanan “Art TV” seçkisiyle fuar deneyimini teknolojiyle bir araya getiriyor.

    Sürdürülebilir bir modelle galerileri desteklemeyi amaçlayan CI BLOOM’un 5. edisyonu, mevcut ekonomik koşullar gözetilerek geliştirilen yaklaşımıyla sanat ekosistemiyle dayanışma içinde büyüme vizyonunu yansıtıyor. Türkiye’nin farklı şehirlerinden galeriler ile uluslararası açılımları bir araya getiren fuarda; Anna Laudel, Art On Istanbul, Belm’art Space, Bozlu Art, C.A.M. Gallery, DG Art Gallery & Project, DİFOART Collective, DİRİMART, Galeri 77, Martch Art Project, Muse Contemporary, One Arc Gallery, Pi Artworks, Piramid Sanat, Rıdvan Kuday, Ruzy Gallery, SANATORIUM, Summart, Taksim Sanat, Vision Art Platform, x-ist ve ZILBERMAN gibi galeriler yer alıyor. Bu yıl ilk kez katılan galeriler arasında EArt, rast. GALLERY, Kun Art Space, Collect Gallery, FAAR Gallery ve offgrid art project / Otmar Uras bulunurken; Loading Art Space, NOKS Art Space, KOLİ Art Space ve Are Projects de sanat inisiyatifleri olarak fuara dahil oluyor.

    CI BLOOM, sanatın daha geniş kitlelere ulaşmasını destekleyen yaklaşımıyla 16 ve 17 Nisan’da 17.00-20.00 saatleri arasında yükseköğretim öğrencilerine ücretsiz ziyaret imkânı da sunuyor.

    ​CI BLOOM, 16-18 Nisan tarihlerinde 11.00-20.00 saatleri arasında, 19 Nisan’da ise 11.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Fuarın biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1251
  • 16-04-2026

    Kadıköy Belediyesi Sinematek/Sinema Evi, 28 Nisan-3 Temmuz tarihleri arasında yeni programını ziyaretçilerine sunmaya hazırlanıyor. Fransız yönetmen Louis Malle’in filmografisinden kapsamlı bir seçki sunduğu ana programı, Martin Scorsese’nin girişimiyle hayata geçirilen World Cinema Project kapsamında restore edilen filmlerden oluşan yan programı ve “Sessiz Perşembe” gösterimleri sinemaseverlerle buluşacak.

    Sinematek/Sinema Evi, 28 Nisan-3 Temmuz tarihleri arasında ana programında, melankoliyi sade bir sinema diliyle ele alan Fransız yönetmen Louis Malle’in filmografisinden kapsamlı bir seçki sunacak. Yan programda ise Martin Scorsese’nin kurucusu olduğu The Film Foundation’ın bir girişimi olan World Cinema Project kapsamında restore edilen filmlerden oluşan bir seçki yer alacak. Program kapsamında ayrıca “Sessiz Perşembe” gösterimleri iki sessiz filmi canlı müzik eşliğinde izleyiciyle buluştururken, Sinematek’in restorasyon projesi kapsamında yenilenen Hakkâri’de Bir Mevsim ve Drakula İstanbul’da da gösterilmeye devam edecek.

    Ana program “Louis Malle: İçimdeki Ateş” başlığıyla düzenlenirken, seçkide yönetmenin 10 filmi yer alıyor. Kurukahveci Mehmet Efendi ana sponsorluğu ve Institut français Istanbul desteğiyle gerçekleşen programda; İdam Sehpası, Aşıklar, İçimdeki Ateş ve Elveda Çocuklar gibi yapımların yanı sıra Mayıs’ta MilouAdı Lucien, Kalp Mırıltısı, Zazie Metroda, Andre ile Akşam Yemeği ve Hayalet Hindistan da gösterilecek.

    Yan programda yer alan World Cinema Project seçkisi ise dünya sinemasının farklı coğrafyalarından restore edilmiş beş filmi bir araya getiriyor. 2007 yılından bu yana 70 filmin yeniden dolaşıma kazandırıldığı proje kapsamında; Azgelişmişliğin AnılarıGündüz Vakti YıldızlarKara KızÖğle Vakti Müphem Bir Nesne ve Pixote: En Güçsüzün Yaşam Savaşı izleyiciyle buluşacak.

    “Sessiz Perşembe: Caz Çağı” programında ise 1920’ler ve 1930’ların caz kültüründen iki sessiz film canlı müzik eşliğinde gösterilecek. Program kapsamında Ayşe Tütüncü, Büyüleyici Kirke gösterimine; Barış Ertürk ise Hayallerin Peşinde gösterimine eşlik edecek.

    Sinematek’in restorasyon projesi kapsamında yenilenen Hakkâri’de Bir Mevsim ve Drakula İstanbul’da filmleri de program dahilinde gösterilmeye devam edecek. Suna Altan ve Sezin Özakıncı koordinatörlüğünde, Serdar Soydan ve Ali Can Sekmeç’in katkılarıyla hazırlanan, Kerem Yaman’ın sergi tasarımını üstlendiği Drakula İstanbul’da filmine ve restorasyon sürecine adanan sergi ise pazartesi günleri hariç her gün ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.

    Program kapsamında ayrıca, Goethe-Institut’un German Films iş birliği ve Ernst Reuter İnisiyatifi katkılarıyla düzenlenen “Kino 2026: Alman Filmleri Türkiye’de” seçkisi de 12-17 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Seçki, güncel Alman sinemasının son bir yılda öne çıkan ödüllü yapımlarını bir araya getiriyor.

    Kadıköy Belediyesi Sinematek/Sinema Evi’nin yeni programı hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    Künye:
    1. İdam Sehpası (Ascenseur pour l'échafaud, 1958, Louis Malle)
    2. Gündüz Vakti Yıldızlar (Nujum al-Nahar, 1988, Ossama Mohammed)
    ​3. Hayallerin Peşinde (Saxophon Susy, 1928, Karel Lamac)

    0
    0
    1288
  • 16-04-2026

    Taksim Sanat, çağdaş sanatın çok katmanlı yapısını odaklanan “Yüzeyin Derinliğinde” başlıklı yeni sergisini 31 Mayıs’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    Küratörlüğünü Deha Çun’un üstlendiği “Yüzeyin Derinliğinde” sergisi, yüzeyi yalnızca görünenin sınırı olarak değil; izlerin, katmanların ve hafızanın biriktiği çok boyutlu bir alan olarak ele alıyor. Sergide, farklı kuşaklardan aralarında uluslararası sanatçıların da yer aldığı 20 sanatçının toplam 60 eseri bulunuyor. Sergideki eserler, form, malzeme, renk ve teknik arasındaki ilişkiler üzerinden yüzeyin hem fiziksel hem de düşünsel derinliğini görünür kılıyor. Boya, kâğıt, metal, ahşap, fotoğraf ve çeşitli endüstriyel veya organik malzemeler, yüzeyle kurulan diyaloğun yapı taşlarını oluşturuyor. Farklı disiplinlerden gelen çalışmalar, yüzeyin taşıdığı anlam etrafında bir araya gelerek izleyiciye bütünlüklü bir deneyim sunuyor. “Yüzeyin Derinliğinde”, görünür ile görünmeyen arasındaki zarif dengeyi odağına alarak, sanatın düşündüren, hissettiren ve çoğaltan doğasına işaret ediyor.

    ​Sergide; Nimet Babanoğlu & Fatih Bozkurt, Jéssica Burrinha, Melis Cantürk, Eylül Civelek, Ersan Deveci, Osman Dinç, İrfan Erdal, Emin Mete Erdoğan, Mesut Karakış, Hasan Kıran, Burak Kutlay, Haydar Lale, Mehmet Öğüt, Günnur Özsoy, Burcu Perçin, Miguel Rodrigues, Ahmet Sarı, Emre Tura, Mehmet Ali Yıldız ve Semih Zeki’nin eserleri yer alıyor.

    0
    0
    1146
  • 16-04-2026

    Fransız sanatçı Nathalie Rey’in insan faaliyetlerinin doğa üzerindeki etkisini ve çağdaş ekosistemlerin giderek kırılganlaşan durumunu ele aldığı çalışmalarından oluşan “Sensitive Zone” başlıklı kişisel sergisi, 7 Mayıs tarihine kadar 1890 Urla’da konumlanan Creative Chaos Project Galeri’de izleyiciyle buluşuyor.

    Nilay Yerebasmaz küratörlüğünde gerçekleşen sergi, araştırma temelli küratöryel platform TRIC İnisiyatif tarafından başlatılan ilk gezici proje olma özelliğini taşıyor. “Sensitive Zone”, çevresel yıkımın çoğu zaman görünmez kalan sonuçlarına dikkat çekerken, korunmaya ihtiyaç duyan manzaralara ve yaşam alanlarına işaret ediyor. Sergi, izleyicileri ekolojik hassasiyet, insan müdahalesi ve doğal sistemlerin değişen dengesi üzerine düşünmeye davet ediyor.

    ​Oyun ve çocukluk imgelerine yapılan göndermeler aracılığıyla Rey, ekolojik meseleleri görünüşte masum nesnelerin içinde saklı olan rahatsız edici gerçeklerle izleyiciyi yüzleştirerek ele alıyor. Pelüş figürler ve sentetik malzemeler, doğal çevrede biriken plastik kalıntıları ve yapay atıkları çağrıştırıyor. Bu bağlamda gündelik nesneler, sanatçının çağdaş üretim ve tüketim sistemlerinin ekolojik sonuçlarını sorguladığı sembolik araçlara dönüşüyor. 1890 Urla Galeri’deki sunum, Nathalie Rey’nin pratiğini Türkiye’deki izleyiciyle buluştururken, sanatsal araştırmanın günümüzün ekolojik sorunlarıyla nasıl ilişki kurabileceğine dair bir diyalog açmayı amaçlıyor.

    0
    0
    1086
  • 15-04-2026

    Synth punk, minimal wave ve lo-fi estetiği kendine özgü bir entelektüel dünyada birleştiren John Maus, %100 Müzik katkılarıyla 12 Mayıs’ta Blind sahnesinde müzikseverlerle buluşacak.

    Amerikalı müzisyen, besteci ve akademisyen John Maus; nostaljik synthesizer’lar, ilkel ritimler ve varoluşsal temalar etrafında şekillenen müziğiyle son 20 yılın en etkili kült figürlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ariel Pink ve Animal Collective çevresiyle birlikte anılan Maus, 80’ler synth-pop estetiğini ironiden uzak, samimi ve karanlık bir anlatımla yeniden yorumluyor.

    Songs (2006), Love Is Real (2007) ve özellikle We Must Become the Pitiless Censors of Ourselves (2011) albümleriyle geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan John Maus, müziğinde pop formunu akademik bir disiplinle ele alırken, sahnedeki performanslarında ise kontrolsüz, fiziksel ve yoğun bir enerji sunuyor. Bu çelişki, onu çağdaş alternatif müzik sahnesinde benzersiz bir noktaya yerleştiriyor. John Maus’un canlı performansları, minimalist altyapılar üzerine kurulu şarkıların zaman zaman kaotik, zaman zaman hipnotik bir atmosfere büründüğü; izleyiciyle doğrudan temas kuran, sınırları zorlayan deneyimler olarak tanımlanıyor.

    John Maus konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1300
  • 15-04-2026

    Karaköy Fransız Geçidi’nde geçtiğimiz aylarda açılan Black Light Gallery’nin ikinci sergisi “Okunamayan” 23 Mayıs’a kadar sanatseverlerle buluşuyor.

    Küratörlüğünü Hale Albayrak’ın üstlendiği “Okunamayan” sergisinde; Zeynep Akman, Yunus Aras, Enis Malik Duran, Mehmet Sinan Yücel ve Merve Zeybek bir araya geliyor.

    “Bir yazı okun(a)madığında neye dönüşür? Sayfa, cilt, kapak, satır ve boşluklar yalnızca yazının taşıyıcısı mıdır, yoksa kendi başlarına bir anlam alanı mı kurarlar? Yazıdan sıyrılmış bir sayfa hâlâ bir “okuma nesnesi” olarak varlığını sürdürebilir mi ya da bunu sürdürmesine gerçekten gerek var mıdır?” Bu soruların izini süren sergi, yazıyı yalnızca bir okuma ve bilgi aktarım aracı olmaktan çıkararak; yazının icadıyla birlikte gelişen bilgi, iktidar, hafıza ve aktarım pratikleri arasındaki tarihsel ilişkiyi postyapısalcı bir bakış açısıyla görünür kılmayı amaçlıyor.

    Sergideki eserler, okuma eylemini baştan askıya alıyor; izleyici bir yazı ya da kitap formuna bakıyor ancak çözülecek bir metinle karşılaşmıyor. Dilsel göstergeler belirli bir gösterilene bağlanmıyor ve bütünlüklü bir içerik oluşmuyor. Bu deneyim gerek yıllar evvel gerekse az önce okunan bir metni bütünüyle hatırlayamamaya benziyor. Metin hafızadan silinince geriye yalnızca duygu, ruh hâli ve belli belirsiz bir iz kalıyor.

    Dolayısıyla anlam artık metnin içinde önceden belirlenmiş ve tamamlanmış şekilde var olmuyor. Yazılar silikleşiyor, yoğunlaşıyor ve anlam her seferinde yeniden şekilleniyor; hiçbir zaman tek ve nihai bir biçime kapanmıyor. Her izleyici anlamı kendi bakışıyla yeniden örüyor. Barthes’ın dediği gibi, “Yazılı metnin örgüsü budur işte. Burada yaptığım, sadece ipleri toparlamak, gözler önüne sermek. Herkes resmi kendine göre tamamlayacak.”

    Fotoğraf: Barış Özçetin

    0
    0
    1271
  • 15-04-2026

    Tiyatro NOK’un modern İngiliz edebiyatı yazarlarından Alan Sillitoe’nun öyküsünden sahneye uyarladığı yeni oyunu Uzun Mesafe Koşucusunun Yalnızlığı izleyiciyle buluşuyor.

    10 Nisan’da prömiyerini gerçekleştiren oyun Tufan Afşar tarafından uyarlayıp yönetiliyor. Taha Berk Kaya’nın yardımcı yönetmenliğini yaptığı oyunda Erdi Güçlü tek kişilik performans sergiliyor. Oyunun müzikleri Ahmet Sipahi’ye, ışık tasarımı Ersin Yaşar’a, ışık tasarım asistanlığı Bilal Ayvaz’a, afiş tasarımı Burak A. Bal’a, fotoğraflar Burak A. Bal ve Uğur Yartım’a ve görsel tasarım Şehbal Sezen Acarlı’ya ait.

    Başrolde 16 yaşındaki Colin Smith yer alır. Smith işlediği suçtan dolayı ıslahevine girmiştir. İyi bir koşucu olduğu için koşu yarışına katılmak zorunda kalır. İşçi mahallesinde doğup büyümüş, biraz serseri biraz muzip Colin koşmaya başladıkça değişmeye başlar. Colin koştukça sınıfsal öfkesi, öğretilmiş çaresizlikleri ve kabullenmişlikleriyle, içinde hapsedildiği durumları fark etmeye ve sorgulamaya başlar.

    Uzun Mesafe Koşucusunun Yalnızlığı’nı 16 Nisan’da Kumbaracı50, 29 Nisan’da Öktem Aykut Sanat Galerisi ve 13 Mayıs’ta DasDas’ta izleyebilirsiniz.

    0
    0
    2471
  • 15-04-2026

    Çocuklara yönelik sahne prodüksiyonu ile dikkat çeken Dedektif Köpek Dodo, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı özel gösterimleriyle İstanbul ve Antalya’da sahnelenecek. Çocuklara eğlenceli bir deneyim sunarken aynı zamanda paylaşmanın ve birlikte hareket etmenin önemini vurgulayan yapım, 19 Nisan’da Bakırköy’de House of Performance sahnesinde, 23 Nisan’da Duru Tiyatro sahnesinde, 25 Nisan’da ise Antalya’da Nazım Hikmet Kültür Merkezi’de izleyicilerle buluşacak.

    23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı coşkusunu sahneye taşıyan oyun, eğlenceli anlatımıyla iyilik, dayanışma ve paylaşım temalarını merkezine alıyor. Akıllı ve bir o kadar da yetenekli köpeğimiz Opia Proteo, Dedektif Köpek Dodo rolünde minik izleyicilere eğlence dolu bir macera sunuyor. Akıllı ve yetenekli bir dedektif köpek olan Dodo’nun hikâyesini odağına alan yapımda, hiç oyuncağı olmayan çocukların hayallerini gerçekleştirmek için geliştirilen “Oyu-Maki” adlı icadın çalınmasıyla başlayan gizemli bir macera sahneye taşınıyor. Dodo, güçlü sezgileri ve hassas burnuyla bu gizemin izini sürerken, arkadaşlarıyla birlikte minik izleyicilerini sürükleyici bir serüvene davet ediyor. Sihirli ormanlar, danslar, şarkılar ve bilmecelerle örülü anlatımıyla dikkat çeken oyun, çocuklara eğlenceli bir deneyim sunarken aynı zamanda paylaşmanın ve birlikte hareket etmenin önemine vurgu yapıyor.

    Dedektif Köpek Dodo’nun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz. 

    Künye:
    Yazan: Kaan Elbingil
    Yöneten: Özgür Kaymak
    Müzik: Mertol Şalt
    Yapımcı: Yasemin Arslan
    Yardımcı Yönetmen & Yapım Koordinatörü: Ebru Karabaş
    Köpek Eğitmeni: Ece Dökmeci
    Dodo: Opia Proteo
    Dodo Seslendirme: Salih Kalyon
    Oyuncular: (Alfabetik Sıra ile) Furkan Güleç, Gizemnur Topaloğlu, Öykü Tanışman, Selver Çavuş, Turanalp Şanlı, Yiğit Cesaret
    Koreografi: Güney Güvenç
    Dekor Görsel Tasarım: Mirsad Baydemir
    Dekor Tasarım ve Üretim: Tibet Aycan
    Oyu-Maki Tasarım ve Üretim: Niyazi Ölmez
    Dijital Tasarım ve Işık Tasarımı: Mesut Sarı – 1011 Works
    Teknik Uygulama: Efe Ali Hekimoğlu
    Afiş ve Grafik Tasarım: Beyza Neke
    Sosyal Medya Yönetimi: Nida Su Sönmez
    ​Yapım: StatiCreative

    0
    0
    935
DAHA FAZLA
Geldanlage