
Can Kazaz, sekiz parçadan oluşan ve Toprak başlıklı yeni albümünü Universal Music Türkiye etiketiyle yayımladı.
Can Kazaz’ın 2014 yılında yayımladığı Yollar ve Su isimli albümünün devamı niteliğinde olan ve Toprak’ta; sözleri, bestesi, düzenlemesi ve mix’i sanatçının kendisine ait yedi parçanın yanı sıra “Eğilmez Başın Gibi” isimli türkü de yer alıyor. Geçtiğimiz haftalarda yeni albümünün habercisi olan “Gidemem” teklisini dinleyiciyle buluşturan Can Kazaz, albümle beraber açılış parçası “Zifir Sessizlikte Bulursun”a çekilen video klibi de yayımladı.
Can Kazaz, yeni albümü ve Toprak’ı şu sözlerle açıklıyor: “Bu albüm aslında Yollar ve Su albümüme bir devam niteliği taşıyor. O sebeple adı ve Toprak. Bu temayı da gerek tınılarda ve melodilerde gerekse bu topraklardan hikâyeler ve konularla işlediğim şarkılarla duyabileceksiniz. Bir tane de türkü cover’ı içeriyor albümüm. Konseptimiz toprak olduğu için, daha koyu ve karanlık hislere sahip müzikler barındırıyor. Bu yanıyla “Bunca Yıl” ya da “Bir Ben Kalsam” gibi sevilen şarkılarımın olduğu Ben Sizden Kaçtım albümümü andırıyor. ve Toprak albümümden yeni şarkılarımla konserlerde de bir arada olmak için sabırsızlanıyorum.”
Can Kazaz’ın yeni albümü ve Toprak’ı buradan dinleyebilir, albümde yer alan “Zifir Sessizlikte Bulursun” şarkısının klibini ise buradan izleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=L8TKVYoiI2c
Monoco.io, dijital ifade araçlarını bir üretim biçimi olarak kullanan sanatçıları desteklemek, görünürlüklerini arttırmak amacıyla “New Horizon” isimli ilk açık çağrısını duyurdu.
Katılım koşulları doğrultusunda dijital sanatı merkezine alan herkes 13 Ocak’a kadar başvuru yapabilecek. Seçici kurulun değerlendirmeleri sonucunda başvurular arasından belirlenecek sanatçıya £1500 ödül verilecek ve başvurular sonunda ilk 10’a giren sanatçıların işlerinden yapılacak seçki ile Londra ve İstanbul’da eş zamanlı sergi düzenlenecek. Seçici kurulda bu yıl Zeynep Arınç, Selçuk Artut, Esra Özkan ve Bengi Ünsal yer alıyor. Açık çağrı hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Nobel Ödüllü bilim insanı Paul Nurse’ün biyolojinin temelindeki beş büyük fikri yani hücre, gen, doğal seçilim, kimya ve enformasyon olarak yaşamı açıklayıp tüm canlıların ortak keşif yolculuğunun haritasını çizdiği kitabı Yaşam Nedir? - Beş Adımda Biyolojiyi Anlamak, Şiirsel Taş’ın çevirisiyle Domingo Yayınevi’nden çıktı.
Nurse bu kitapta yaşamı, biyolog olmayanların da anlayacağı şekilde tanımlamak gibi zor bir görevi üstleniyor.
“Hücre bölünmesini denetleyen bazı genlerin kâşifi Sör Paul Nurse bu hayat dolu kitapta, biyolojinin derinliklerine dalıp ‘yaşam’ın olmazsa olmaz beş özelliğini gün ışığına çıkarıyor. Yazdıkları öylesine bilgilendirici, her bir bölüm öyle şaşırtıcı gerçeklerle dolu ki kitabı elimden bırakamadım.” Siddhartha Mukherjee – “Gen ve Tüm Hastalıkların Şahı”nın yazarı
Dünyanın en büyük showcase’lerin biri olan Circoloco kapsamında Rampa, Seth Troxler, PAWSA, Carlita, Desiree, O.Bee ve Sossa 10 Aralık’ta İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde müzikseverlerle buluşacak.
Monkey Project iş birliği, Onassis Music ve FC Entertainment eşliğinde gerçekleşecek olan etkinlik, saat 16.00’da başlayacak ve gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam edecek. 22’den fazla ülke ve 40’tan fazla şehirden katılımcının bilet satın aldığı etkinlikte, en çok bilet satın alan şehirlerin arasında İstanbul’dan sonra Londra, Berlin, Amsterdam, Tel Aviv, Zürih, Prag, Paris, Kopenhag, Stokholm, Lübnan, Belgrad, Dubai, Atina, Sofya ve Beyrut yer alıyor. 8000’den fazla kişinin katılması beklenen etkinlik, şu ana kadar İstanbul’da yapılmış en büyük kapalı alan elektronik müzik etkinliği olacak. Gecede yarı Türk yarı İtalyan Carlita ve New York’ta yaşayan Türk asıllı DJ/ Müzik yapımcısı O.Bee de sahne alacak.
İlk kez bir elektronik müzik etkinliğine ev sahipliği yapacak olan Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde Chill Zone, Food Court, Cocktail Bar köşeleri ile tek günlük bir festival deneyimi yaşanacak. Etkinliğin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Müzisyen, besteci ve sanatçı Deniz Taşar’ın “ESKİİZ / OldTrace” başlıklı ilk kişisel resim sergisi 2 Ocak tarihine kadar Bant Mag. Havuz / Bina’da sanatseverlerle buluşacak.
Hem şarkılarında hem görsel işlerinde disiplinlerarası üretme prensibini benimseyen Deniz Taşar, “ESKİİZ / OldTrace” sergisinde zaman ve bu mefhuma yönelik kişisel algılarına odaklanıyor. Pişman Olunmayan Dünler isimli son albümünde zaman ve geçmişle ilişkisini bugünden bakarak irdeleyen ve kendini geleceğe hazırlayan Taşar, sergide yer alan işlerinde de zamanla paralel bir ilişki kuruyor. Kendi hazırladığı kapak görselindeki işin orijinalinin de yer aldığı sergide sanatçı, çoğunlukla albüm için oluşturduğu görsel dilden doğan teknik ve formlarla ürettiği işleri izleyiciye sunuyor. Ayrıca sergi kapsamında Deniz Taşar 10 Aralık Cumartesi akşamı Bant Mag. Havuz / Bina’da konser verecek.
Deniz Taşar sergi hakkında şunları söylüyor: “Zamanında karaladığım çizgileri devam ettirerek bugüne geri geldiğimde, düşlediklerim ve düşündüklerimin bir toplamına, beni ben yapana ve olacağım insana yaklaştığımı görüyorum. Paylaştığım her işimde ve tabii ki müziğimde de olduğu gibi yine içgüdüsel, çok kişisel, yaşayan, doğaçlayan ve her daim gelişen üretimlerimle karşılaşmaktasınız. ‘ESKİİZ’, zamana ve benim zamanla olan ilişkime, geçmişime ve ona taze bir bakış açısıyla göz atışıma ve cesur yeni adımlara dair bir sergi. Yeni ve eskinin daha önce hiç olmadığı gibi bir bir aradalığı, bir iç döküş, bir dışavurum.”
Roman ve öykü yazarı Cem Selcen’in Avrupa café’lerini şehir şehir dolaştığı ve oralarda yüzyıllardır akan hayatı, kendi dilinde anılarla, tarihle ve hikâyelerle anlatacağı dizinin ilk kitabı Kahvenin Peşinde / Avrupa Café’lerinde Viyana, hep kitap’tan çıktı.
Selcen, bu seride Avrupa café’lerine giriyor ve o an orada yaşananı, kahvenin rehberliğinde kendine özgü denemelerle, öykülerle okura ulaştırıyor. “Avrupa café’lerinde” serisinin ilk kitabında, Café Mozart’tan edebiyatçıların uğrak yeri Café Bräunerhof ’a, Troçki ve Hitler’in aynı anlarda orada olduğu Café Central’den, Freud’un dışarı çıkmadığı Café Landtmann’a adım adım ve tarihiyle birlikte okura Viyana’yı yaşatıyor.
Şehirler ve mekânlar keşfetmeyi sevenlerin ve kahve tutkunlarının ilgiyle okuyacağı serinin diğer kitapları da çok yakında Paris, Berlin ve Roma şehirleriyle devam edecek.
“Elbet gün gelecek ve iyi bir pasta, iyi bir ütopya kadar önemli olacak. Kahve nasıl satılır? Bir café’de yalnız bir kadın ne yapar? Pasta çatalla mı kaşıkla mı yenir? Hangi millet hangi tür kahveyi seviyor? Kahveyi kavururken şeker katarsan ne olur? Papazlar café’lerde neden şarap içer? gibi konular önemli olacak. Benim bu yazdıklarımsa önemli olmayacak belki… Ama bir yolda yürürken, yerde görülüp takılınmış bir çizgi roman parçası gibi, o anı hafifleten, yaşanır kılan bir yanı olabilir. O da bize yeter.”
Salon İKSV, Jam’s Session kapsamında gerçekleştirdiği konserlerine bu sene de devam ediyor.
Salon İKSV, The Irish Spirit’in desteğiyle 9, 10 ve 11 Aralık’ta Jam’s Session konserlerine ev sahipliği yapacak. 9 Aralık Cuma günü güncel yerli müziğin tanınan isimlerinden Lara Di Lara ve Can Güngör, 10 Aralık Cumartesi üç yakın arkadaş Birkan Nasuhoğlu, Turgay Gülaydın ve Hazar Aşçı’yı bir araya getiren Yedinci Ev ve 11 Aralık Pazar günü de etkileyici vokaliyle Deniz Tekin müzikseverlerle buluşacak. Jam’s Session biletlerini Passo üzerinden satın alabilirsiniz.
9 Aralık Cuma: Jam’s Session: Lara Di Lara / Can Güngör
Kapı açılışı: 20.30
Can Güngör: 21.30
Lara Di Lara: 23.00
10 Aralık Cumartesi: Jam’s Session: Yedinci Ev
Kapı açılışı: 21.30
Konser: 22.30
11 Aralık Pazar: Jam’s Session: Deniz Tekin
Kapı açılışı: 19.00
Konser: 20.00
Semiha Berksoy’un eserleri Sam Bardaouil ve Till Fellrath küratörlüğünde gerçekleşen 16. Lyon Bienali “Manifesto of Fragility” kapsamında 31 Aralık’a kadar sanatseverlerle buluşuyor.
16. Lyon Bienali, iki bin yıla yayılan ve geçmişteki ve şimdiki, yakındaki ve uzaktaki insanların ve yerlerin savunmasızlıklarını çeşitli şekillerde anlatan bir dizi yaratıcı pratikler ve eserleri bir araya getiriyor. 200 sanatçı ve kreatif tarafından kelime, görüntü, ses ve hareket yoluyla yazılan kolektif bir bildiri olarak tasarlanan bienal, kusursuz bir şekilde kırılgan bir dünya için bir manifesto taslağı hazırlamak için dirençli seslerden oluşan bir topluluğa çağrıda bulunuyor. Kırılganlığı bölünmüş dünyamızda evrensel olarak hissedilen birkaç gerçekten biri olarak kabul eden bienal, kırılganlık manifestosu, kırılganlığı, geçmiş tarafından cesaretlendirilen, bugüne duyarlı ve gelecek için hazırlanmış üretken bir direniş biçiminin kalbine yerleştiriyor.
Künye: Enstalasyon görseli, "Manifesto of Fragility", 16. Lyon Bienali, macLYON, 2022, fotoğraf: Blaise Adilon
Sigrid Nunez’in insan doğasının karmaşık yapısına dair büyülü bir masal anlattığı romanı Tanrı’nın Nefesinde Bir Tüy, Fatih Yiğitler'in çevirisiyle Kafka Kitap’tan çıktı.
Dost adlı kitabıyla ABD Ulusal Kitap Ödülü’nün sahibi olan Nunez’in bu kitabında genç bir kadın olan anlatıcı, göçmen ebeveynlerinin dünyasına bakıyor. Çinli-Panamalı, sesi soluğu çıkmayan bir baba ve onu yok sayan Alman bir anne. 1960’lı yıllarda bir toplu konutta büyüyen anlatıcı, yaşadığı hayatın sığlığından kaçmak için önce anne-babasının hikâyelerinden ve kendi okuduklarından aldığı ilhamla kurduğu düşlere, sonra da balenin cezbedici dünyasına sığınıyor.
Nunez, kitabı bitiren herkesin kendine sorabileceği bir soru bırakıyor: “Tanrı’nın nefesinde bir tüy olmak nedir? Esasen kırılganlıkla mı ilişkilendirilebilir, yoksa güçle mi?”
“Babam başkasına benzemezdi. Aslında benim tanıdığım hiç kimseye benzemezdi. Ama Rus edebiyatındaki “küçük adam” ile ilk kez karşılaştığımda aklıma babam geldi. Çehov ve Gogol hikâyeleri okuduğum zaman bol bol onu düşünüyordum. Acı’yı okuduğumda babamla serçeyi hatırladım ve yeni bir ihtimal kendini gösterdi: Konuşmayan biri değil, kimsenin dinlemediği biriydi babam.”
Türkiye’de yayın hayatına 14 Haziran’da başlayan Disney+, izleyicileri yeni sezonda zengin arşivinden dizi, film ve belgesellerin yanı sıra yeni yerli ve yabancı orijinal yapımlarla buluşturacağı programını açıkladı.
Disney+, önümüzdeki sezonda yerli ve yabancı orijinal diziler, filmler, belgeseller ile pek çok sürpriz yapımı da Türkiye’de izleyicilerin beğenisine sunmaya hazırlanıyor. Bugüne kadar 1200'e yakın film, 600’ün üzerinde dizi ve 300’den fazla orijinal yapımdan oluşan içerik arşivini Türkiye’deki izleyicilerle buluşturan Disney+, her yaştan izleyicinin beklentisini karşılayacak, kaliteli içeriklerle üyelerinin karşısına çıkmayı amaçlıyor. 1 Aralık’ta (dün) gerçekleştirilen, The Walt Disney Company Türkiye Genel Müdürü Cenk Soner’in açılışını yaptığı basın toplantısında, Media ve Direct to Consumer Genel Müdür Yardımcısı, Reklam Satış ve İş Birlikleri Başkanı Mehmet İçağasıoğlu ve Drama Direktörü Türkan Yurdam platformun gelecek bir yıl içerisinde yayınlanacak orijinal yapımlarından bir seçki paylaştı.
Hasılat rekorları kıran ilk filmden tam 13 yıl gelen James Cameron imzalı devam filmi Avatar: Suyun Yolu, Pixar’ın merakla beklenen filmi Elemental önce sinemalarda ardından Disney+’ta vizyona girecek. The Mandalorian 3. sezonu, Loki’nin 2. sezonu, Bad Batch’in 2. sezonu, Secret Invasion, Welcome to Chippendales, Fleishman is in Trouble gibi birçok orijinal yapım gelecek sezonda izleyicilerle buluşacak. Çamaşırhane’nin yapımını üstlendiği, Şahan ve Togan Gökbakar imzalı Recep İvedik 7 filmi 9 Aralık’ta, Gülse Birsel’in senaryosunu yazdığı ve Ozan Açıktan’ın yönettiği Yılbaşı Gecesi filmi 30 Aralık’ta, Ata Demirer’in senaryosunu yazdığı ve Hakan Algül’ün yönetmen koltuğunda oturduğu Bursa Bülbülü filmi yakında Disney+’ta yayına girecek. Kapalı gişe sahnelenen, Zorlu PSM, idPro ve BKM’nin yapımını üstlendiği, Serenay Sarıkaya, Ezgi Mola, Enis Arıkan, Şükrü Özyıldız, İbrahim Selim ve Merve Dizdar’lı kadrosuyla Alice Müzikali, Disney+’ta izleyicilerle buluşacak.
Tarihleri henüz açıklanmadığı için “yakında” olarak bahsedilen ve Disney+ programında yer alan dizilerden ilki; başrolünde Pınar Deniz’in yer aldığı BKM yapım imzalı, Hakan Bonomo’nun kaleme aldığı ve Soner Caner’in yönettiği yetenekli bir yıldızın gizemli hikâyesini anlatan Aktris dizisi oldu. Med Yapım imzalı, yaratıcı Taylan Yapıcı’dan, senaryosunu Taylan Yapıcı ile Yeşim Çıtak’ın yazdığı, başrolünde Meryem Uzerli’nin yer aldığı ve Bahadır Karataş ile Burak Çaldır tarafından yönetilen orijinal dizi RU, Ege’de geçen sıra dışı bir aşk hikâyesini anlatıyor. Gizemli bir adada, bir kadının kendini arayış hikâyesini konu alan, Ay Yapım imzalı, Emin Alper tarafından yönetilen ve Nükhet Bıçakçı ile Özlem Yücel’in senaryosunu yazdığı Arayış’ın başrollerinde Aslı Enver ve Mehmet Günsür yer alıyor. Uluç Bayraktar tarafından yönetilen ve Kerem Deren ile Çisil Hazal Tenim’in kaleme aldığı, Can Yaman’ın başrolde olduğu El Turco dizisi, Hasan Balaban’ın efsanevi destanını konu alıyor. Med Yapım imzalı bilim kurgu ve aşkı bir arada işleyen Numen’in başrollerini Halit Ergenç, Songül Öden ve Melis Sezen paylaşırken, yönetmen koltuğunda Özer Feyzioğlu ile Boran Güney ve Erhan Yürük oturuyor, dizinin yaratıcısı ise Zafer Külünk. Geçtiğimiz 29 Ekim’de tanıtılan ve bir yıl sonra yayımlanacağı duyurulan Lanistar Media imzalı Atatürk dizisinin başrolünde Aras Bulut İynemli, yönetmen koltuğunda ise Mehmet Ada Öztekin yer alıyor. Dizi, Atatürk’ün çocukluk yıllarından milli mücadeleye giden hikâyesini, insani vasıflarını öne koyan bir kurgu içerisinde ele alıyor. Disney+ hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.