
Hasan Aksakal’ın Avrupa modernitesinin huzursuzluk, karamsarlık, anksiyete, yabancılaşma, yozlaşma, décadence ve çöküş söylemleri eşliğinde on dokuzuncu ve yirminci yüzyılın entelektüel, kültürel ve toplumsal tarihini incelediği kitabı Huzursuz Modernite - Avrupa Entelektüel Tarihi Üzerine Makaleler, Beyoğlu Kitabevi’nden çıktı.
Huzursuz Modernite’deki makalelerde Sanayi Devrimi dönemindeki “moderniteden kaçış” arayışlarından II. Dünya Savaşı sırasında “modernitenin yıkılışı” söylemine dek Trans-Atlantik Avrupa’nın edebiyat, felsefe ve sanat Panthéon’unda gezinen Aksakal, romantizm, modernizm ve postmodernizmin muazzam birikimini değerlendiriyor.
Bu kitap karşı-modernite, karşı-estetik, karşı-kültür gibi kavramlardan yararlanan, zengin bir entelektüel ve kültürel tarih çalışması olarak sunuluyor okura. Lord Byron, Heine, Dickens, Marx, Baudelaire, Schopenhauer, Nietzsche, Tönnies, Simmel, T. S. Eliot, Heidegger gibi isimlerle beraber oryantalizmden emperyalizme, Büyük Savaştan Büyük Depresyona, Nazizmden Soğuk Savaşa dek modernitenin huzursuzluğunu takip ediyor.
Oğuz Karakütük danışmanlığında gerçekleşen Açık Atölye’nin yirminci dönem sergisi “Small Thing in Silence”, 21 Ocak tarihine kadar Ka’da sanatseverlerle buluşuyor.
Katılımcılarına fotoğrafı bir ifade biçimi olarak kullanmanın adımlarını atmayı öğretmeyi hedefleyen üretim odaklı bir atölye olan Açık Atölye’nin yirminci dönemi Yamamoto Masao’ya selam gönderiyor. Sergide; Hanieh Fatouraee, Duygu Gören, Efsun Polat Koyuncu ve Tuğba Manav’ın eserleri yer alıyor.
Oğuz Karakütük tarafından yürütülen Açık Atölye; teori ve proje olmak üzere iki bölümde gerçekleşiyor. On haftalık “Teori” bölümünde her hafta bir başlıktan yola çıkılarak, fotoğrafa dair okumalar yapılıp, birçok iş üzerinden tartışmalar yürütülüyor. Altı hafta süren “Proje” bölümünde ise her dönem farklı bir sanatçının ürettiği işe selam gönderilerek, bu işlere konu olmuş kavramlar üzerine her bir katılımcı atölye sonuna kadar bireysel bir proje üretiyor.
“Small Thing in Silence” sergisini 21 Ocak tarihine kadar, pazar ve pazartesi günleri hariç her gün 10.00 - 19.00 arasında Ka’da ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. Efsun Polat Koyuncu
2. Hanieh Fatouraee
3. Tuğba Manav
4. Duygu Gören
Fondazione Luciano Pavarotti (Luciano Pavarotti Vakfı), Türkiye’de ilk kez 18 Aralık Pazar akşamı Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda konser verecek.
Luciano Pavarotti’nin sanatını, ruhunu, ışığını ve repertuvarını genç kuşak uluslararası opera sanatçılarıyla devam ettirmek amacıyla sanatçının vefatından sonra kurulan Luciano Pavarotti Vakfı’nın Türkiye’de vereceği ilk konseri Pavarotti’nin eşi Nicoletta Mantovani de dinleyecek. “Anılardaki Pavarotti, Kalplerdeki Verdi” başlıklı konserde sahnede; soprano Giulia Mazzola, mezzosoprano Ana Victoria Pitts, tenor Jenish Ysmanov, bariton Ettore Chi Hoon Lee bulunacak. Onlara piyanoda Mario Sollazzo eşlik edecek.
18 Aralık Pazar saat 19.00’da Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda gerçekleşecek “Anılardaki Pavarotti, Kalplerdeki Verdi” başlıklı konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Repertuvar:
Giuseppe Verdi (1813 – 1901) - Rigoletto (1851)
Caro nome - Cortigiani, vil razza dannata Bella figlia dell’amore
ll Trovatore (1853)
Stride la vampa/Condotta ell’era in ceppi
Il balen del suo sorriso
La Traviata (1853)
E’ strano…sempre libera degg’io - Di Provenza il mar, il suol
Parigi, o cara
Ara
Un ballo in maschera (1859)
Forse la soglia attinse - Re dell’abisso affrettati
Don Carlos (1867) Dio, che nell’alma infondere - O don fatale
Aida (1871) Celeste Aida - Già i sacerdoti adunansi
Nabucco (1842) Va, pensiero
Cem Akaş’ın hayatın kendisinden anları mizahi bir dille kaleme aldığı, okunduktan sonra yaşamaya devam edecek öykülerinden oluşan Son Kişot, Can Yayınları’ndan çıktı.
Son Kişot’un içinde anlayışla yaklaşılan diktatörler, iki kadının sert intikamı, gelişimini okurların belirlediği bir bar macerası, bir ucuz roman başlangıcı, yürek söken unutuşlar, Henry James'in bir romanından alınıp yeniden yazılmış bir kesit, romanların içine girip gereksiz karakterleri öldüren Redaktörler var.
Öykülerde babasının arabaları, yıllar sonra evine dönen bir koltuk, mahallesinin sevgilisi bir kedi, bir cesedin başına gelenler, edebiyat dünyasına yönelik şakaların yanı sıra "Aşkın Zembereği" ve "Uyandığında Kadın Hala Yanındaydı" gibi, bundan böyle Son Kişot'ta yaşamaya devam edecek öyküler yer alıyor.
Deniz Tekin, Geeva Flava ve Dilan Balkay’ı buluşturan, üç şarkıdan oluşan Mana isimli EP Balbazar Records etiketiyle müzikseverlerle buluştu.
EP’deki tüm sözler Deniz Tekin’e ait iken müzikler Deniz Tekin, Dilan Balkay ve Geeva Flava imzası taşıyor. Hayyam Stüdyoları’nda gerçekleşen kayıtlarda basta Aybars Gülümser, davulda Atakan Türkan, gitarda Arda Semercioğlu ve Deniz Tekin, trompette Dilan Balkay ve Yılmazcan Ersayın, klavyede Burak Erensoy yer aldı. Mix ve mastering’i Aybars Gülümser tarafından yapılan Mana’nın promo fotoğrafları Duru Börü tarafından çekildi.
EP’de yer alan üç şarkı “Bir Vahayı Deniz Sandım” etrafında birleşiyor. İnsanın olayları ve diğer insanları değerlendirirken yarattığı ve yeniden yarattığı birtakım döngüsel sanrılardan yola çıkan ilk iki şarkı, 2021’in kış aylarında yazıldı. Eski bir Soundcloud demosu olan üçüncü şarkının son hâlini alması altı sene sürdü. Üç şarkının birbiriyle bağı, şarkıların anlattığı kaçınılmaz döngüyü de yansıtıyor. Tempo değişse bile EP aynı tonla başlayıp bitiyor.
“Şarkıların üstüne yazıldığı durum ve olayların ardında büyülü bir hikâye yatmıyor. Günlük hayatın ve iletişimdeki küçük nüansların iç dünyamızda yankı bulması, algımızın ve duygularımızın süzgecinden geçmesindendir. Müzikteki anlatının büyüsü, insanlığın paylaşılan ortak bilincinde tezahür eder.
Mana EP’nin anlatıcısı bir yoldadır, bir yandan geldiği yolu ve geçmişi düşünür, bir yandan ileride gördüğü ‘vahayı deniz sanmaktan’ yakınır. Nereden gittiği ve giderken nereye döndüğü belirsizdir. Yürüdüğü yol da bundan dolayı net olarak betimlenemez, bir araç olarak şekil değiştirir, hafızadaki atlamalara benzer ani geçişlerle, anlatının ihtiyacına göre bazen bir çöldeyiz, bazen yolda, bazen düşürdüklerimizi aradığımız bir ormanda. Bağlamından kopuk, hiçbir şeyin kenarı olmayan bir duvar da var, nerede durduğu belirsiz.
Mana EP’nin yansıttığı duygu berrak ve durgun, anlattığı hikâye karışık. Her cevabın kendi sorusunu doğurmasından belki de anlatılamayacak bir hikâyedir kendimizinki. ‘Merak kediyi öldürür’ de olabilir.”
Deniz Tekin, Geeva Flava ve Dilan Balkay’ı bir araya getiren Mana’yı buradan dinleyebilirsiniz.
Galeri / Miz, Mina Karwanchi’nin “Dokunma Bana” başlıklı kişisel sergisini 20 Aralık 2022 – 10 Ocak 2023 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
“Dokunma Bana” sergisinde Mina Karwanchi’nin denizlerden, okyanuslardan ve mercanlardan ilham alarak ürettiği eserleri yer alıyor. Karwanchi, sanayileşmenin başlangıcından beri hoyratça davranılan doğanın güzel renklerinin zamanla solmasına ve yok olmasına da ışık tutarak, kendisini içselleştirdiği bu yolculuğunda yön verdiği sanatını yine sanatı aracılığı ile ölümsüzleştirerek doğanın sonsuzluğuna vurguda bulunuyor.
Mina Karwanchi’nin “Dokunma Bana” başlıklı kişisel sergisi 20 Aralık 2022 - 10 Ocak 2023 tarihleri arasında Galeri/ Miz’de ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. Birdsnest, porselen, 52x40x20 cm, 2022
2. Nephthea, Poselen, 39x15x15 cm,2022
3. Pagoda, Porselen, 27x21x24 cm, 2022
Türk edebiyatının önde gelen isimlerinden biri olan Kemal Tahir’in tüm kurgu eserleri yeni bir edisyonla Ketebe Yayınları tarafından yayımlandı.
16 eser; Türk modernleşmesinin farklı evreleri dikkate alınarak kronolojik bir okuma için “1890-1945 Türkiye” ve “1890-1945 Türkiye/Taşra” isimli iki farklı diziyle okura sunuldu. Kurgu eserlerin yanı sıra Kemal Tahir’in edebî dünyasının önemli bir parçasını oluşturan ve daha önce yayımlanmamış mektupları da içeren tüm mektupları, notları ve yazara dair incelemeler ile hatıratlar ayrı başlıklarla Kemal Tahir Külliyatı’nın farklı parçaları olarak yayın hayatına kazandırılmayı bekliyor. “1890-1945 Türkiye” dizisinde yer alan eserler Bir Mülkiyet Kalesi, Yorgun Savaşçı, Esir Şehrin İnsanları, Esir Şehrin Mahpusu, Kurt Kanunu, Yol Ayrımı ve Bozkırdaki Çekirdek kitaplarından oluşuyor. “1890-1945 Türkiye/Taşra” dizisindeki eserler ise Yediçınar Yaylası, Köyün Kamburu, Büyük Mal, Rahmet Yolları Kesti, Sağırdere, Körduman ve Kelleci Memet romanlarından oluşuyor. Türk modernleşmesi odaklı bu okuma önerisinin iki istisnası Göl İnsanları ve Devlet Ana. Göl İnsanları öykü kitabı olması, Devlet Ana ise çok farklı bir tarihsel döneme odaklanması nedeniyle bu dizilerin dışında değerlendiriliyor.
Ketebe Yayınları, 12 Aralık akşamı Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenledikleri bir lansmanla Kemal Tahir Külliyatının telif haklarını aldıklarını duyurdu. Proje Yöneticisi, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Coşkun külliyatla ilgili yaptıkları çalışmaları anlattı. Coşkun, külliyatın mutfak çalışması için: “Bu külliyatın neşir sürecinde Ketebe’nin editöryal mutfağı büyük bir özveriyle çalıştı. Bu süreçte yazarın sağlığında yayımlanmış son baskılar temel alındı, diğer baskılar karşılaştırma için kullanıldı. On altı kitapta da açıklama gerektirdiği düşünülen kelimeler, ibareler ve isimler için dipnotlar eklendi. Bazı dizgi ve sayfa düzeni hataları giderildi.” ifadelerini kullandı. Coşkun, Kemal Tahir’in bugün neden hâlâ en çok okunanlar arasında yer aldığını şu sözlerle açıkladı: “Kemal Tahir Türkiye’nin sorunlarını romancı kimliği ve sanatçı duruşuyla irdelemiş, araştırmış, tartışmıştır. Tükenmek bilmeyen enerjisiyle, olağanüstü çalışkanlığıyla Türkiye’yi, Türk insanını, Türk toplumunu dramıyla, gücüyle ve sahip olduğu imkânlarıyla kavramaya çalışmıştır. Üretkenliği, azmi, gerçekçi soruşturmalarıyla, güçlü edebî diliyle Türkiye’nin zengin öyküsüne ışık tutmaya, hâlâ çağdaşımız olmaya devam etmektedir.”
Lansmana, Zeytinburnu Belediye Başkan’ı Ömer Arısoy, Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürü Ziya Taşkent, MSGSÜ Rektörü Prof. Dr. Handan İnci Elçi, AA Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Özhan, TRT 2 Kanal Koordinatörü Zeki Şahin, Kemal Tahir Vakfı’ndan Ayşegül Karaköse, Levent Karaköse, Berna Yazoğlu ve Cengiz Yazoğlu'nun yanı sıra; Hüseyin Likoğlu, Furkan Çalışkan, Güray Süngü, Aykut Ertuğrul, Yusuf Genç, İdris Saruhan, Ersin Çelik, Tarık Tufan, Saadettin Acar, Bekir Cantemir, Metin Celal, İsmail Halis, Hakan Arslanbenzer, Haluk Oral, Tarık Tufan, Begüm Kakı, Cengiz Özdemir, Mustafa Küpüşoğlu, Ali Şükrü Çoruk, Habil Sağlam, Çiğdem Dürüşken, Ethem Özışık, Ekrem Demirli de katıldı.
Konserlerin, yılbaşı aktivitelerinin ve atölyelerin gerçekleştirileceği yeni yıl parkı “Wonder Village”, 21 - 30 Aralık tarihleri arasında KüçükÇiftlik Park’ta kurulacak.
Wonder Wheel Creative Agency ve URU organizasyonu ile düzenlenen “Wonder Village” kapsamında Türkçe müziğin önemli isimlerinden Kalben 23 Aralık’ta, hem kendi bestelerine imza atan hem de sevilen şarkıları kendi tarzıyla yeniden yorumlayan Jabbar 24 Aralık’ta, Anadolu ezgileri ve 70’lerin arabesk ruhunu, fütüristik ve saykodelik sound’larında harmanlayan Lalalar 25 Aralık’ta, Jon ve Max Verleysen kardeşlerden oluşan Fransız elektro-pop ikilisi Elephanz 27 Aralık’ta, prodüktör, şarkıcı, söz yazarı Mert Demir 28 Aralık’ta, Avusturyalı müzisyen Waldeck ile grubu 29 Aralık’ta, yeni albümleri için gün sayan alternatif müzik grubu Büyük Ev Ablukada 30 Aralık’ta konser verecek. “Wonder Village”da konserlerin ve etkinliklerin yanı sıra atlıkarınca, buz pateni pisti, kış lezzetlerinin yer aldığı yeme içme alanları, hediyelik alışveriş stantları katılıcımalarla buluşacak.
KüçükÇiftlik Park’ın kışa özel hazırlanan kapalı alanında, Wonder Wheel Creative Agency ve URU iş birliğiyle kurulan; Yüzde Yüz Müzik, Red Bull, Mastercard, Milagron, Schweppes, Tchibo ve Çerezza katkılarıyla düzenlenen yeni yıl parkı “Wonder Village” biletlerini Biletix ve Biletino üzerinden satın alabilirsiniz.
Seramik sanatçısı Beril Anılanmert’in “Seyir Defteri” başlıklı kişisel sergisi 21 Mayıs 2023 tarihine kadar Türkiye İş Bankası İktisadi Bağımsızlık Müzesi içerisinde yer alan İş Sanat Ankara Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşacak.
“Seyir Defteri” sergisinde Beril Anılanmert’in önceki yıllarda açtığı sergilerinden örneklerin yanı sıra son zamanlarda ürettiği yeni eserleri de izleyiciye sunuluyor. Seramik formların yanı sıra pentür karakterindeki karolar ve enstalasyonların da yer aldığı sergide sanatçı, zaman zaman seramik malzemenin dışına taşmayı, giderek farklı disiplinlere yönelmeyi seçiyor. Sanatçı geniş bir bakış açısıyla oluşturduğu yapıtlarına düşünsel-eleştirel bir boyut da katıyor. Böylece izleyicinin karşısına dünya ölçeğinde toplumsal çözümlemelerin, felsefî yaklaşımların estetik sonuçları da çıkıyor.
Geleneksellik ile günümüz teknoloji koşulları arasında sürekli gidiş-gelişleri ele alan sergi, bir yandan Anılanmert’in sanatında kat ettiği yola bir ışık tutarken, öte yandan onun hayata bakış açısının da ipuçlarını gösteriyor. Yaşamı farklı açılardan ele alarak kendine özgü kurguladığı görsel diliyle bireyin ve toplumun içinden geçtiği evreleri eserleri aracılığıyla yansıtan sanatçı, yapıtlarında insanı dünyanın güncel sorunlarıyla buluşturan özgür bir yaklaşım sergiliyor. Ayrıca Beril Anılanmert’in eserler geçen sene İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde sergilenmişti.
Beril Anılanmert’in “Seyir Defteri” başlıklı kişisel sergisini 21 Mayıs 2023 tarihine kadar Türkiye İş Bankası İktisadi Bağımsızlık Müzesi içerisinde yer alan İş Sanat Ankara Sanat Galerisi’nde ziyaret edebilirsiniz.
Joan Koenig’in yıllarını müziğe, bilime ve çocuklara adamış bir müzisyen olarak annelere, babalara ve eğitimcilere bir armağanı niteliğindeki çalışması Müzik & Çocuk - Müziğin Gücüyle Mutlu, Sağlıklı ve Bütün Çocuklar Yetiştirmek, Neval Akbıyık’ın çevirisiyle Timaş Yayınları’ndan çıktı.
Koenig, otuz yılı aşkın bir süre önce Paris'teki ünlü müzik okulunu açtığından beri, müziğin dönüştürücü gücüyle çocukların yaşamlarını ve zihinlerini iyileştirmeye yönelik küresel bir harekete öncülük etti. Bilimin son verileri üzerine kurulu bir müfredat ve felsefeyle müzikle haşir neşir oldukça koordinasyonu ve iletişimi gelişen bebekleri, öğrendikleri şarkı ve danslarla empatisini ve yaratıcılığını besleyen, hafıza gücünü artıran çok sayıda çocuğu eğitti ve güçlendirdi.
Müzik - Çocuk; çocukların müzikle karşılaşmaya en duyarlı, müzikten yararlanmaya en açık olduğu kritik yıllarda bu sihirli gücün nasıl devreye sokulabileceğini en son araştırmalardan bilgilerle aktarıyor ve günümüzde müzik pratiğinin nasıl her zamankinden daha hayati olduğunu ortaya koyuyor.