
Ada Uzundede’nin “Bâcıyân-i Rûm” başlıklı heykel sergisi 13 Ocak tarihine kadar Galeri Selvin Arnavutköy’de sanatseverlerle buluşuyor.
“Ana tanrıçanın doğduğu ve doğurduğu topraklar üzerinde durmak, tapınmayı tapınılanın üstünlük mertebesinden ziyade, aidiyet ve kabul edilmenin sıcak hissine bırakır. İşte bu Ana olanın bahşettiği merhamet ve kudret insanın ruhunda ve nefsinde aynı anda dolaşır. Nefes aldığımız bu yerde ana tanrıçayı her insanda görüyorum. Gördüğüm ilahi güç, fethetmek ve üstün gelmek için değil, yaşatmak ve korumak için var olan kudret ve adaleti sağlamak için var olan merhamettir.
Bâcıyân-i Rûm tam da burada bir savaşçı kadın topluluğu olarak karşımıza çıkar. Hayır, onlar savaşçı kadın topluluğu değildir. Onlar Anadolu’nun kadınlarıdır. Bin yıllardır burada yaşayan ve bereketin temsili, hayatın ve varoluşun vulvası olan dişiliğin ismi bilinenleridir. Onlar savaşmak için değil… Korumak ve yaşatmak için var olmuşlardır. Günümüze kadar kanlarını bizim kanlarımıza karıştırıp var olmaya devam etmektedirler. Bu ana tanrıça tarafından bize bahşedilen kudret ve merhametin gücü zamanla dayatmalarla baskılanmış, sinemizin derinlerine sirayet etmiş olsa da bizimle buradalar ve uyanmayı bekliyorlar.
Anadolu’da yaşayan bütün tanrıçaların izleri bakışlarımızda ve ruhumuzda sessiz sedasız bu uyanışı beklerken, unutulmaya yüz tutmuş dişil ruhu, Bâcıyân-i Rûm bizim için korumuş ve kutsamıştır. Gördüğünüz her tanrıça, yaşamış ve yaşıyor olan her kadının kudretine ve merhametine adanmış birer adaktır.”
Ada Uzundede’nin “Bâcıyân-i Rûm” başlıklı sergisini 13 Ocak’a kadar pazar hariç her gün 11.00 - 19.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.
Göktuğ Canbaba’nın çocuklar için kaleme aldığı ürpertici ve soluk kesici macera serisi “Yarasa Çıkmazı”nın ilk kitabı Mumalevi Malikânesi, Berk Öztürk’ün çizimleriyle Doğan Çocuk’tan çıktı.
Karanlıktan hiç hoşlanmayan ve asla cadı olmayı istemeyen Gredi’nin kaderinde Bayan Mumalevi’nin malikânesinde yaşamak ve cadılık eğitimi almak vardı. Zavallı çocuk bu koca malikânenin tuhaf sakinleri arasında öyle yalnız hissediyordu ki... Üstelik sene sonuna dek cadı olmayı öğrenmeli ve tılsımlı hayvanını çağıracak büyüyü yapabilecek hale gelmeliydi. Gredi yalnızlığının aniden sona ereceğini ve kendini karanlık bir gizemin peşinde bulacağını nereden bilebilirdi!
“Gredi küf kokusu sinmiş battaniyesinin altında, hiç ses çıkarmadan dişleri birbirine vurarak uzun bir süre bekledi. Ara sıra şömineden çıkan çatırtılar nedeniyle yerinden zıplasa da bir süre sonra sakinleşmeyi başardı. Battaniyeyi burnuna kadar çekip mum ve şöminenin aydınlattığı odasında mutsuz bir şekilde homurdandı. Homurtuları şöyle diyordu: Neden buradayım ki? Kasabamı özledim. Bana hayatı zindan eden iri kıyım abilerimi bile özledim. Büyükannemin hikâyelerini özledim. Makasımı ve iplik setimi özledim.”
Berk Kaya tarafından yazılan, Musa Can Pekcan tarafından sahneye uyarlanan Aruz Vezni, 24 Aralık Cumartesi saat 20.30’da K! Kültüral Performing Arts’ta tiyatroseverlerle buluşacak.
Idea Performance yapımı olarak sahnelenen Aruz Vezni oyununda Eray Karadeniz ve Haluk Deniz Aydın rol alıyor. Yapımcılığını Hilal Ayşen Aydın, yönetmenliğini Musa Can Pekcan, yönetmen yardımcılığını Merve Güran’ın üstlendiği oyunun dekor tasarımı Uha Baba, müzik tasarımı Tuğcan Eğüz, ışık tasarımı ise Ataberk Öğe imzası taşıyor. Aruz Vezni, 2022-2023 sezonu boyunca sahnelenmeye devam edecek.
“Aruz ve Vezni, oyun ve yaşam döngüsünün içine sıkışmış iki oyuncudur. Bize tüm belleksizlikleri ile seslenmek için sahnededirler. Oynamaları gereken bir oyun, geçmeleri gereken kapı; kendi belleklerinin, geçmişlerinin, yaşanmışlıklarının, yaşanmamışlıklarının, unuttuklarının, hatırladıklarının kendisidir. Oradan çıkmanın tek yolu tüm bunlarla yüzleşmektir. Aksi takdirde yarın ne dünden ne bugünden farklı olmayacaktır.”
24 Aralık Cumartesi saat 20.30’da K! Kültüral Performing Arts’ta sahnelenecek Aruz Vezni oyununun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Mert Çağıl Türkay ve Volkan Kızıltunç’un küratörlüğünde hazırlanan “FRESH” başlıklı sergi, 8 Ocak tarihine kadar NOKS Art Space’de sanatseverlerle buluşuyor.
“FRESH” sergisi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi Fotoğraf Bölümü’nde öğrenimine devam eden öğrencilerin birbirleri arasındaki iletişimi kuvvetlendirmeyi, değişen ve dönüşen kavramlar ışığındaki sanat üretimlerini ve görünürlüklerini artırmayı, çağdaş sanat ortamı ile kurumsal olmayan organik ilişkilerini geliştirmeyi amaçlıyor. Sergide Ahmet Tarık Duman, Ebrar Kılınç, Ender Can, Esra Fıstık, İmran Caner, İrem Ekim Demir, M. Tahir Akkurt, Sema Ceylan, Sinejan Elif Kuşhan, Ulvi Göktürk Çetin, Yaren Merve Düzgün ve Zeynep Dildar Gürcan’ın eserleri yer alıyor.
Atölye çalışmaları ve projelere ev sahipliği yapan bağımsız bir sanat mekânı NOKS, “FRESH” sergisiyle iş birliğine açık, deneysel üretim yöntemleri üzerine çalışan genç sanatçıların yeni yönelimleri denedikleri bir laboratuvar hâline geliyor. Sergide yer alan sanatçıların imgeye olan güncel yaklaşımları ve yerleştirmeleri eşliğinde fotoğrafın geleneksel yapısını kıran yorumları izleyiciyi farklı sergileme biçimleri ile yenilikçi bir yolculuğa davet ediyor. Sergi, fotoğrafı salt bir perspektiften ziyade etrafında gezilebilen, temas edilebilen, gözlemlenen bir deneyim unsuru hâline getirmeye çalışıyor.
Künye:
1. İmran Caner
2. Sema Ceylan
3. Sinejan Kuşhan
4. Yaren Merve Düzgün
5. Ender Can
6. İrem Ekim Demir
Gökhan Akçura’nın sinemadan müziğe, danslardan şenliklere Türkiye’nin tarihine çok hareketli ve çok sesli bir bakış attığı çalışması Yıldızların Altında - Cumhuriyet Döneminde Türkiye’de Eğlence Yaşamı, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.
500’den fazla görselin eşlik ettiği bu kapsamlı çalışma toplumsal tarihimizin yanı sıra bireysel tarihimize de ışık tutuyor. Yıldızların Altında, yepyeni bir kimliğin inşasının eğlence tarihine yansımasını ele alıyor.
Yakın dönemde Türk toplumu nasıl eğleniyordu? Geleneksel eğlence tarzlarımız nelerdi ve toplumun büyük siyasi ve içtimai dönüşümler geçirdiği son iki yüzyılda bu eğlence tarzları ne gibi değişikliklere uğradı? Hangileri zayıflayıp ortadan kalktı? Hangileri gelişti? Hangileri günümüze kadar geldi? Batılaşma sürecinde Avrupa’dan ne gibi eğlence tarzları alındı? Yerli eğlence kültürü ve imkânları bu süreçten nasıl etkilendi?
BaBa ZuLa’nın Gain Sahne için kaydettiği “Urfa Beşeri Hoyratı Hikayesi” parçasının ardından ikinci parçası “Haller Yollar”ın canlı performans kaydı BBI Music Co. etiketiyle yayımlandı.
Türk halk müziği öğelerini elektronik müzik ile bir araya getiren saykedelik müzik grubu BaBa ZuLa, “Urfa Beşeri Hoyratı Hikayesi”nden sonra “Haller Yollar” parçasını Gain Sahne için kaydetti. Sözü ve müziği Murat Ertel ile Esma Ertel’e ait olan parçanın elektronikler kısmında Levent Akman, darbukada ise Ümit Adakale yer alıyor.
BaBa ZuLa’nın “Haller Yollar” isimli yeni parçasını buradan dinleyebilirsiniz.
BaBa ZuLa - Haller Yollar (Künye)
Söz & Müzik: Esma Ertel, Murat Ertel
Vokal, Elektro Saz: Murat Ertel
Vokal: Esma Ertel
Ziller, Makineler, Elektronikler: Levent Akman
Asma Davul: Ümit Adakale
Label: BBI Music Co.
Mixer, Hilal Polat’ın “Ehven-i Şer” başlıklı kişisel sergisini 28 Ocak tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Hilal Polat’ın ikinci kişisel sergisi olan “Ehven-i Şer”, mitolojik karakterler üzerinden bir görme meselesi hikâyesine odaklanıyor. Mekânı bir deneyim alanı olarak ele alan sanatçı değişen bakış açılarını, algılama biçimlerini merkezi bir sistem önerisi içinde yeniden kurguluyor. Sergi, izleyiciyi görmenin yeni kaslarını ve önerilerini keşfetmeye davet ediyor. Sanatçının zihinsel sürecinin ürünü olan tanımlanmamış tarif edilmemiş mitolojik karakterler “Ehven-i Şer” sergisini şekillendiriyor. Sergideki bu tanımlanmamış, efsunlu ve alışılmadık biçimlerle tasvir edilen mitolojik karakterler izleyiciye “Bize bakınca gerçekten ne görüyorsunuz?” sorusunu yöneltiyor. Görme duyusu, kişisel deneyimler, bakma eylemi, bakış açısı gibi kavramların uçsuz bucaksız sınırlarında dolaşan sergi, hayal gücümüzün sınırlarını zorlamaktan ziyade, sanatçının merkezindeki görme algısının kaynağına bir yolculuk öneriyor.
Bu yolculukta kurguladığı sergi tasarımında tüm üretimlerini tek noktada bir araya getiren sanatçı, sergileme biçimi olarak alışılagelmiş sergileme yöntemlerini bir kenara bırakarak kendi bakış açısını barındırabileceği ve bu bakış açısının dış unsurlardan etkilenmesini önleyen bir ada inşa ediyor. Duvarlara asılı yapıtlardan ziyade bir ada oluşturma kurgusuyla izleyiciye serginin içinde gezme deneyimine alternatif olarak serginin etrafında dolaşabilme imkânı sunuyor. Sanatçı kimin nasıl algıladığı ya da gördüğünün aksine kendi görme biçimini merkeze alıyor.
“Ehven-i Şer sergisi bir görme sorgulaması. Gözün gördüğü şeyin hangi gözden olduğunu anlamaya çalışma çabası. Başka insanların bize anlattığı hikâyelerin aslında bizi nasıl bir ezbere alıştırdığının göstergesi… Kendi zevklerimizin bile başkalarının bakışına mahkûm olduğu yeni çağda bu hızı kesme eyleminin ve eski bakış açılarının dönemsel bir analizidir.”
Hilal Polat’ın “Ehven-i Şer” başlıklı kişisel sergisini 28 Ocak tarihine kadar 11.00 - 19.00 saatleri arasında Mixer’de ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. Hilal Polat, yedi uyurlar seven sleepers, 2022, Kök boyası ile boyanmış kanaviçe kumaş-nakış, 70x100 cm detay
2. Hilal Polat, Hızır ile İlyas / Al-Khidr and Elijah 2022 etamin kumaş üzerine kök boyama ve iğne aralı nakış işleme, 56x131 cm.
3. Hilal Polat, Maranlar, 2022 tığ işi, degisiken boyutlar
Arkadaş Z. Özger anısına bu yıl 28’inci kez düzenlenen, bugüne kadar şiir kitabı yayımlanmamış şairlerin aday olabildiği Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü’ne başvurular başladı.
Bu yıl Seçici Kurul’da; Orhan Alkaya, Gökhan Arslan, Suat Çelebi, Öztekin Düzgün, Zeynep Köylü ve Hakan R. Temiz yer alıyor. Kurul, birincilik, ikincilik, üçüncülük gibi değerlendirmeler yapmayacak; tek bir ödül verecek. Ancak ödül birden fazla dosya arasında paylaştırılabilir ve “Jüri Özel Ödülü” verilebilir.
Ödüle aday olmak isteyenlerin dosyalarının kitap bütünlüğü taşıyan, basıma hazır nitelikteki şiirlerden oluşması gerekiyor. Ödüle aday olmak isteyenler, özgeçmişlerini de içeren dosyayı, adres, e-mail ve telefon numaralarını da belirterek;
a)Pdf formatında olmak kaydıyla mayisyayin@yahoo.com.tr adresine mail ile ya da
b)Altı adet çoğaltılmış olarak Mayıs Yayınları’nın Sakarya Cad. Özkanlar 35 Apt. A Blok, No:36/20, Manavkuyu, Bayraklı-İzmir adresindeki Ödül sekreterliğine, kargo ya da taahhütlü posta ile gönderecek ya da elden teslim edeceklerdir. Ödül için gönderilen dosyalar iade edilmeyecek.
Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü’ne 15 Mart 2023 tarihine kadar başvurabilirsiniz. Ödül, Arkadaş Z. Özger’in ölümünün 50. yıldönümünde, 06 Mayıs 2023 Cumartesi günü düzenlenecek bir törenle verilecektir. Ödüle değer görülen yapıtın yazarı, Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü 2023 Diploması ve Plaketi ile onurlandırılacak; ayrıca dosya kapsamındaki şiirler, Mayıs Yayınları Şiir Dizisi’nden, yıl içinde ve telif karşılığı ödenerek kitap hâlinde yayımlanacak. Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
The Ringo Jets’in 2023 Şubat ayında yayımlayacağı yeni albümü Radio Ringo’nun ikinci teklisi “Last Man Standing” Ferment Records etiketiyle müzikseverlerle buluştu.
The Ringo Jets’in en kişisel anlatıya sahip şarkılarından biri olan “Last Man Standing”, aynı zamanda Tarkan Mertoğlu’nun ilk prodüktörlük ürünü olma niteliği taşıyor. İstanbul’da Ozan Çanak tarafından Studio No:5’te kaydedilen şarkının mix’i Londra’da Chris Sheldon (Foo Fighters, Biffy Clyro, The Pixies), mastering’i ise Chris Athens tarafından yapıldı.
The Ringo Jets’in “Last Man Standing” isimli yeni şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.
The Ringo Jets (T. Mertoğlu, L. E. Kardeş, H. D. Ağan)
Vokal, Gitar: Tarkan Mertoğlu
Gitar, Bas Gitar, Tuşlu Çalgılar, Vokal: Deniz Ağan
Davul, Vokal: Lale Kardeş
Produktör: Tarkan Mertoğlu
Kayıt: Ozan Çanak
Miks: Chris Sheldon
Mastering: Chris Athens
Yönetici Yapımcı: Can Sertoğlu
Kapak Tasarımı: Tayga Soysaltürk
Visualiser Video: Engin Şahinbaş, Can Sertoğlu
pinkmadness, (Burcu Bilgiç ve Nazlı Durak) yeni geliştirdiği Goodbye to My Mothers isimli, bağlanma ve ayrışma durumlarını araştıran çok katmanlı duo performansını 23 Aralık Cuma günü Depo’da gerçekleştirecek.
Burcu Bilgiç ve Nazlı Durak, performans boyunca dokunma, kavrama ve destekleme eylemlerinin tanımsız potansiyellerini kullanarak hicivsel formlardan geçiyor. Onlar, performans boyunca birer yarı bilinçli avatar, dansçı sayborg veya doğurganlık savaşçısı hâline dönüşüyor. Performansta kullanılan hamilelik imgesi henüz şekil almamış birliktelik veya yaratıklık durumunu temsil ediyor ve iki taraflı bir doğumla sonuçlanıyor. Bedenen içine girdikleri bu araştırma, doğumu ve hamileliği queer feminist bir yapıbozuma uğratmayı deniyor.
Konsept ve sanat yönetimi: Burcu Bilgiç
Yaratıcı performansçılar: Burcu Bilgiç, Nazlı Durak
Müzik: Eylül Deniz
Dış göz: Leyla Postalcıoğlu
Provalardan fotoğraf: Zeynep Özkanca
Mekânsal ve teknik destek: Depo, Çatı Çağdaş Dans Sanatçıları Derneği, Çıplak Ayaklar Kumpanyası
Fotoğraf: Zeynep Özkanca