
Alternatif rock grubu The Ringo Jets, yeni albümü Radio Ringo’nun üçüncü teklisi “Şehir”i Ferment Records etiketiyle yayımlandı.
Bir megapolün kısır döngüsünde, zor koşullarda yaşamanın getirdiği bıkkınlık ve sıkışmışlık hissinden doğan “Şehir” şarkısı, The Ringo Jets’in yeni albümün çok yönlü müzikal içeriğini de temsil ediyor. Albümün ilk iki teklisi “Çilek Mevsimi” ve “Last Man Standing”in ardından gelen “Şehir”in kapağı, illüstrator Burak Şentürk’ün imzasını taşıyor. Grubun yeni stüdyo albümü Radio Ringo 10 Şubat’ta yayımlanacak.
The Ringo Jets’in yeni teklisi “Şehir”i buradan dinleyebilirsiniz.
OneArc Galeri, Mehmet Ali Yıldız’ın “Yalancı Bahar” başlıklı kişisel sergisini 14 Ocak - 4 Mart tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.
“’Yalancı Bahar’ sergisi bizler için yeni bir doğa dünyasının kapılarını aralar, hislerimizi harekete geçirir ve bir yolculuğa seyirci kılar. Mehmet Ali Yıldız tarafından yaratılan, büyütülen, can suyunun verildiği bitkiler evreni, olgunlaşma evresinden sonra yaratım sürecini tamamlar ve kompozit bir zeminde yeni bir kimlikle hikâyelerine devam ederler.
Sanatçının üretim süreci atölyenin sınırlarını aşar, doğayı ve dış mekânı üretim alanı içerisine dâhil ederek doğa ile yatay bir bağlantı kurar. İşlerinde sıklıkla rastladığımız, Yıldız’ın kendisine ve ailesine ait fotoğraflar, çeşitli nesneler, doğa ile bütünleşerek bitkilerin yeni dünyasında var olur. İzleyicinin dikkati bitki ve sanatçıya ait biricik beden algılarına bölünürken yüzeyde yer alan bakış temsilleri ile de yeni bir iletişim ağı kurulur. Sanatçının bakışları bulunduğu tuvalin sınırlarını aşarak, izleyiciyi sosyolojik, ekolojik ve öznel sorgulamalara davet eder.”
Fahriye Çobanoğlu
Künye:
1. Daisy Animistic Vietnam Lie
2. Plumtree 67
3. Cold Blood Snakes
4. Balcony in Bad Season
Joanna Sinisalo’nun tuhaf kurgunun etkileyici bir örneği olan, sosyal eleştiri ile heyecan dolu bir kaçış ve arayış hikâyesi anlattığı romanı Güneşin Çekirdeği, Nil Deniz Çidanlı’nın çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.
Ösistokratik Finlandiya Cumhuriyeti’nde iki tür kadın vardır: Üremelerine izin verilen itaatkâr eloiler ve zeki, bağımsız fakat “zararlı” genlerini aktarmamaları için kısırlaştırılmış morloklar.
Vanna, eloi görünüşüne sahip bir morloktur. Gerçek bir eloi olan ve kısa süre sonra kayıplara karışan kız kardeşi Manna’ya yardım etmek için para kazanmak zorundadır. Böylece Jare ile birlikte acı biber adı verilen, illegal bir uyarıcı maddenin alım satımına başlarlar. Jare, amacı dünyanın en acı biberini üretmek olan tuhaf bir dini grupla anlaştığında, ticaret yöntemlerini değiştirip kırsala taşınırlar. Acı biber gerçekten söylendiği kadar tehlikeli midir? Finlandiya nasıl bu hâle gelmiştir? Vanna, kardeşini bulabilecek midir, yoksa biber bağımlılığı onun sonu mu olacaktır?
Kanadalı müzisyen Michelle Gurevich’in 2 ve 3 Mart Babylon konserlerinin biletlerinin tükenmesi üzerine, sanatçı 1 Mart akşamı da Babylon’da konser verecek.
Chinawoman adıyla kariyerine başlayan ve 2016 yılından beri yoluna kendi ismi ile devam eden Michelle Gurevich; Party Girl isimli ilk albümünü 2007’de, ikinci albümü Show Me The Face’i 2010’da çıkardı. Kısa sürede büyük kitlelere ulaşan sanatçı, 2020’de altıncı ve son albümü Ecstasy in the Shadow of Ecstasy’yi yayımladı.
Gurevich’in trajikomik, içten, melodi odaklı ve farklı duygu durumları arasında gezinen şarkıları; içinde karanlık ve ışıltılı retro motifleri barındırıyor. “Kiss in Taksim Square”, “First Six Months of Love”, “Lovers Are Strangers” gibi hit parçalara imza atan sanatçı, tekli üretimlerine devam ediyor. Etkileyici sesi, farklı vokal tarzı ve söz yazma yeteneği ile dikkat çeken Michelle Gurevich’in 1 Mart’ta Babylon’da vereceği konserin biletlerine Biletix ve Mobilet üzerinden ulaşabilirsiniz.
Türkiye ve Birleşik Krallık’tan engelli sanatçıların ve kültür profesyonellerinin çalışmalarını sanatseverlerle buluşturacak olan erişilebilir sanat festivali Unlimited Forum, “Herkes için Sanat” mottosuyla 2 - 4 Şubat tarihleri arasında gerçekleşecek.
British Council Türkiye’nin düzenlediği festival; engelli sanatçıların eserlerini sergilemeyi, Birleşik Krallık, Türkiye ve yakın coğrafi çevreden en iyi uygulama örneklerini tanıtmayı, kültür ve sanat profesyonellerinin erişilebilirlik ve kapsayıcılık temalarına olan yaklaşımlarını değiştirmeyi amaçlıyor. Yapı Kredi bomontiada, Babylon ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Bomonti kampüsü gibi farklı mekânlarda gerçekleşecek festivalde ayrıca yeni performanslar, yerel ve uluslararası konuşmacıların yer aldığı paneller, atölye çalışmaları ve konserler katılımcılarla buluşacak.
Unlimited Forum için Arada Derneği’nin kurucularından Serkan Bozkurt’un koreografisini üstlendiği Acil! isimli yeni performansı, Birleşik Krallık’tan Tourretteshero, Jess Thom’un yapacağı açılış konuşması, dans sanatçısı, koreograf, akademisyen Tuğçe Tuna’nın kurduğu “Farklı Bedenlerle Dans” projesinin performansı, katılımcıların erişilebilirlik ve sanat ilişkisi üzerine düşünmelerini sağlayacak farklı başlıklardaki paneller ve daha pek çok etkinlik festival kapsamında gerçekleşecek.
Unlimited Forum hakkında ayrıntılı ilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Heo Gyun’un Kore kurgu dünyasının önemli eserlerinden biri olarak görülen kitabı Hong Gildong'un Hikâyesi, Hatice Köroğlu Türközü ve Mehmet Ölçer’in Korece aslından çevirisiyle April Yayıncılık’tan çıktı.
Hong Gildong'un Hikâyesi’nin fantastik macerası yıllar içerisinde önce kendi ülkesinde, sonra tüm dünyada sayısız filme, televizyon programına, romana, çizgi romana uyarlandı. Toplum baskısı altında, doğumundan miras taşıdığı yükle gerçek değerini kanıtlamak üzere yola çıkan bu ikinci oğulun hikâyesi, modern Kore'nin kuruluşuna dair pek çok ipucu barındırıyor.
“Soylu ve yönetici bir ailenin gayrimeşru oğlu olan Hong Gildong, ikinci sınıf statüsü nedeniyle toplumda kendisine yer bulamaz. Sonunda yuvasını terk eder ve bir haydut çetesinin lideri olur. Kendi imparatorluğunu kurma ve ailesinden kabul görme yolunda Hong Gildong suikastçıları alt edecek, canavarlarla savaşacak, krallıkları fethedecektir.”
Melike Şahin’in Tel Avivli müzisyen Kutiman ile ortak çalışması “Ellerin Hani?” müzikseverlerle buluştu.
İki sanatçının üçüncü iş birliği olan “Ellerin Hani?” şarkısında Melike Şahin’in vokaline, Kutiman’ın imzası niteliğindeki nostaljik klavyeler ve hipnotize edici tınılar eşlik ediyor. Duygu yüklü ve coşkulu bir parça olan “Ellerin Hani?” zamana meydan okuyan bir melodiye ve düzenlemeye sahip.
Melike Şahin ve Kutiman’ın ortak çalışması “Ellerin Hani?”yi buradan dinleyebilirsiniz.
Kairos Gallery, Ecem Yüksel’in “A Warm Welcome / Sıcak Bir Karşılama” başlıklı ilk kişisel sergisine 24 Ocak - 11 Mart tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor.
Ecem Yüksel, serginin başlığından hareket ederek izleyiciye sıcak bir davette bulunuyor. Yüksel’in üretimlerinde odaklandığı oyun ve izleyicilere olan yaklaşımı taraf olmak ve taraf tutmak eylemleri arasında ince bir sınır çiziyor. Sanatçı sergisinde, yoğunlaştığı plastik arayışların devamı niteliğindeki üretimlerini heykel ve resim gibi geniş bir medyum aralığında ve zengin renk yelpazesinde bir araya getiriyor.
“Tüm martılar, suratlar, sesler, renkler her biri akıp gidiyor gibi gözükse de zamandan ufak durağan kesitler alıyor gibiyim. Sence o durduğum birkaç sene gördüklerime de birkaç saniyelik durma şansı veriyor mudur: Ya gördüğüm ile çizdiğim arasında bilmeden bir bağ kuruyorsam... Bu denize her baktığımda algımdan şüphe etmeyip aslında görme biçimlerimizden şüphe duyuyorum. Sen renklere kapıl büyülen diye değil o kayaların pembe tonu. Tam da o tonda o kayalar, yeşil sular vuruyor üstlerine. Çünkü belki de ikiliklerle dolu olmak zorunda değil tüm bu manzara, nasıl ki nehir gibi akıyor sözcüklerimiz, hislerimiz, rüyamda bana fısıldayarak söylediğin şarkılar ve kimsenin gülmediğini düşündüğümüz minik kum yazıları, önümdekiler de sürekli akıyor. Her bir renk bir diğerine yer veriyor günün farklı saatlerinde, Suomenlinna ile ilgili değil bu bizimle ilgili. Zaten seyahat etmek (travel) de bir zulüm biçimi değil mi eğer seyahat sadece bir yerden diğerine bedenini sürüklemek ise?”
Mine Kaplangı
Künye: pesapallo player, 2020, 40x50cm, oil on canvas, detail
Murat Gülsoy’un İmparatorluğun son günlerinde Paris'teki atölyesinde resmi, ışığı ve renkleri yeniden öğrenirken bedenini ve hazzın sınırsızlığını keşfetmiş genç bir ressamın hikâyesini anlattığı yeni romanı Ressam Vasıf’ın Gizli Aşklar Tarihi, Can Yayınları’ndan çıktı.
1967 sonbaharında genç bir gazetecinin unutulmuş bir ressamla günler süren söyleşisinin kayıtları bu roman. Hiç yayımlanamamış bu söyleşi yıllar süren hukuk mücadelesinden sonra Ressam Vasıf’ın Gizli Aşklar Tarihi ile okurla buluşuyor.
Ali Salih Paşa'nın yeğeni, Nazmi Ziya'nın, Çallı'nın yakın dostu... Çamlıca'daki aile konağında ünlü Gritchenko'yu ağırlamış... Mütareke İstanbul'unun karmaşasında İngiliz kumandan Jackson'la günlerini tuvalin başında geçirmiş... Genç Cumhuriyet'in devrimleri ardı ardına gelirken ailesinin son kalan fertlerini kaybetmiş... 6-7 Eylül'ü, 60 Darbesi'ni yaşamış... Türkiye'nin resim tarihine yakından tanıklık etmiş... Hazla acının birbirine dolandığı uzun bir yalnızlığın, gizli kalmış aşkların, bir türlü yakalanamayan şöhretin hikâyesi... Ressam Vasıf Ekrem Yelda'nın kendi ağzından dinlediğimiz hayatı, samimi itirafları ve bitmeyen resim tutkusu...
"Yunan heykellerine benzeyen vücudunda dolaşan ellerimiz çoğaldıkça Jean kendinden geçer, kıvranışları bizi de en tatlı günahların bahçesine davet ederdi. Peş peşe içtiğimiz şarapların tesiriyle bu sahnelerin sonu pek fena biterdi. Kışkırtıcı temaslarla çılgına dönen uzviyetin tahakkümüne teslim olurduk. Aklın gücünü kaybettiği bu zevk karnavalında vücutlarımız ateşin tüm renkleriyle kavrulur, başka bir şey haline gelir, adeta bir metamorfoz geçirirdi. 'Vasıf, sanatçı için sınır yoktur,' derdi Georgette, 'vücutlarımızın her yeri, her santimi hayattan zevk almak için dünyaya gelmiştir, kendini bunlardan mahrum bırakan biri asla sanatın en yüce katına çıkamaz. Çünkü aldığımız her damla zevkin ödenmesi gereken bir bedeli vardır. Sanatçı bu bedeli boyayla, çizgiyle çalışarak öder.'"
Levent Can, Hande Doğandemir ve Aytaç Şaşmaz Eksik oyunu ile tiyatro sahnesinde bir araya geliyor.
Annesinin komada olduğunu haber vermek için yanında kız arkadaşıyla birlikte, babasının Datça’daki çiftlik evine giden Metin’in burada yaşadığı yüzleşmeleri, aile içi hesaplaşmaları ve açığa çıkan sırları sahneye taşıyan Eksik oyunu hem dramatik hem de komik bir aile olma çabasını anlatıyor. Aksel Bonfil’in kaleme aldığı ve yönetmenliğini üstlendiği oyunun provaları devam ediyor.
Levent Can, Hande Doğandemir ve Aytaç Şaşmaz’ın rol aldığı, yapımcılığını Begüm Ertuğrul’un, uygulayıcı yapımcılığını Omnia’nın üstlendiği oyunun dekor tasarımı Berçin Mayruk’un, ışık tasarımı Alev Topal’ın, müzikleri ise Tayfun Karatekin’in imzasını taşıyor. Tek perdelik Eksik, KADAR’ın ilk tiyatro oyunu olarak Arkas Holding, Jungle Kreatif, Mey|Diageo, Ares Media, Altınyıldız Classics ve BMS Mobilya’nın kurumsal destekleriyle hayata geçiriliyor.
“Datça’da hiçliğin ortasında bir çiftlik evi… Vazgeçmiş bir baba, çabalayan bir oğul ve yorgun bir sevgili... Yılın en sıcak günü...
Metin, annesinin bir trafik kazası sonucu komada olduğunu haber vermek için babası Kartal’ın yanına, Datça’daki çiftlik evine gelir. Kartal sıcaklardan, Derya telefonun çekmemesinden yakınır. Metin’in ise tek isteği hayatındaki ilişkileri yoluna koymaktır. Yirmi dört saat içinde her şey tepetaklak olur. Geçmişten gelen sırlar, aile içi hesaplaşmalar, gidenler, kalanlar ve zaten hep eksik olanlar… Dramatik ama aynı zamanda komik bir aile olma çabası… Hepimizinki gibi…”