
Barış Demirel’in yerli rap sahnesinin önemli isimlerinden Kayra ile iş birliği yaptığı “Özlesem de Birini” teklisi Universal Music Türkiye etiketiyle müzikseverlerle buluştu.
Barış Demirel ve Kayra’nın 24 Şubat’ta yayımlanacak “Bi’ Aralar İyiydim” isimli albümünden son tekli olan “Özlesem de Birini”nin prodüktörlüğünü Da Poet ve Barış Demirel birlikte üstleniyor. Yakın coğrafyamızın seslerinden çokça etkilenen Barış Demirel, trompet, pop, hip hop ve dub ekseninde dinleyicilerine orijinal bir tecrübe sunuyor.
Barış Demirel ve Kayra’nın “Özlesem de Birini” teklisini buradan dinleyebilirsiniz.
Yeni nesil çağdaş sanatçı POLVO’nun “Why So?” başlıklı ilk kişisel heykel sergisi, 8 Şubat itibariyle BBprojecTT’in Teşvikiye’de bulunan butik galerisinde sanatseverlerle buluşuyor.
Sosyal bariyerlere dokunarak ve sanatı bir araç olarak kullanarak izleyiciyi sorgulamaya davet eden POLVO’nun “Why So?” sergisi, toplumsal olarak kanıksanmış cinsiyet rollerine gönderme yaptığı eserlerden oluşuyor.
Sanatçının eserlerinde kullandığı metaforik formlardan muz eril hikâyeleri, elma ise dişil tarafı temsil ediyor. İnsanlığın, bireyselliğini kaybederek aynılaşmasından ve dayatılan toplumsal kabullerden duyduğu endişeyi eserlerine yansıtan sanatçı, yaşamın dokusunda alternatif çıkış noktaları yakalamayı, çoklu bakış açısı yaratmayı ve mekanikleşmiş süreçlerin içinde kaybolan izleyiciyi uyandırmayı amaçlıyor. İlk bakışta renkli ve eğlenceli birer çağdaş sanat eseri olarak görünen eserler, daha yakından bakıldığında meraklı zihinler için yeni sorgulama alanları sunmayı hedefliyor.
Sanatı, topluma mesaj ulaştırmak için bir yol olarak gören ve “iletişimin sofistike bir formu” olarak tanımlayan POLVO, eril ve dişil cinsiyet temsiliyetini muz ve elma formlarında sembolize ediyor. Muz formlarını çağdaş boyutta yorumlarken yer yer geleneksel dokuyla birleştiren sanatçı, toplum tarafından tek tipleştirilmiş erkekliğe karşı çıkıyor. Bu yolla çeşitliliğe ve bireyselliğe göndermede bulunan sanatçı, izleyicinin bilinçaltında her bireyin özgünlüğünün ve özgürlüğünün de hatırlatmasını yapıyor. Sanatçı elma tasarımında ise toplumun sahip olduğu kadın algısının ve kadını metalaştıran sosyal yapıların dayattığı “normatif güzellik” kurallarına karşı çıkıyor, kadınların “fabrika üretimi” görünümlerinin “piyasaya sürülüşünü” protesto ediyor.
POLVO’nun “Why So?” başlıklı kişisel sergisini 8 Şubat - 1 Mart tarihleri arasında 0533 591 70 15 numaralı telefondan rezervasyon yaptırarak BBprojecTT’in Teşvikiye’deki galerisinde ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. DON’T TOUCH ME 2022, Bronz, 30x45x40 cm
2. IT’S ONLY GOOD FOR CAKES & BAKES 2021, Karışık Teknik, 47x27 cm
3. CELEBRATION OF MASCULINITY – CHINESE NEW YEAR EDİSYONU 2022, Polyester Üzeri Akrilik, 44x50 cm
4. AN APPLE A DAY 2021, Karışık Teknik, 50x50 cm
5. BIG IN JAPAN 2022, Polyester Üzeri Akrilik, 100x40 cm
6. DON’T KILL MY VIBE 2022, Polyester Üzeri Akrilik, 12x13 cm
Koreli yazar Kim Hye-jin’in çocuklarının kendi kaderini tayin etme arzularının önünde duran bir neslin önyargılarına yakından baktığı, yaşlılık, ölüm ve yalnızlık üzerine korkuları ortaya çıkardığı romanı Kızım Hakkında Her Şey, Sevda Kul’un çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.
2018 yılında Shin Dong-Yup Edebiyat Ödülü’nü kazanan Kızım Hakkında Her Şey, Kadınların önyargı ve eleştirilere karşı seslerini yükseltmeleriyle ilgili sürükleyici bir hikâye anlatıyor. Anne bir huzurevinde hemşirelik yapan altmışlı yaşlarının ortasında bir kadın, göze çarpmayan ve mütevazı bir hayat sürüyor. Kızı üniversitede akademisyen, sabit bir geliri yok ve annesinin onaylamadığı bir kız arkadaşı var. Green sevgilisiyle beraber annesinin yanına taşınmak zorunda kalınca birbirine tamamen zıt iki hayat görüşü çarpışıyor.
Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM)’nin bahçesinde yer alan Agnes Denes’in Yaşayan Piramit isimli mekâna özgü eseri bahar ve yaz aylarında da sanatseverlerle buluşmaya devam edecek.
Sabancı Holding’in ana sponsorluğunda, Çimsa’nın iletişim sponsorluğunda 13 Eylül 2022’den itibaren Sakıp Sabancı Müzesi’nin bahçesinde bulunan Yaşayan Piramit, İstanbul’un kent florası içinden seçilen ve farklı cephelerindeki güneş ve gölge miktarına göre yerleştirilen bitki ve çiçeklerden oluşuyor. İlk olarak 2015 yılında New York’taki Socrates Heykel Parkı’nda ve ardından 2017’de documenta 14 kapsamında Kassel’deki Nordstadtpark’ta inşa edilen, mekâna özgü eser, doğal yaşam döngüsüne sahip bir heykel olarak da değerlendiriliyor. Dört ton toprakla doldurulmuş ahşap basamaklı teraslardan oluşan piramit, gökyüzüne uzanan dokuz metrelik bir kavis çiziyor. Piramidin teraslarında, özel olarak seçilmiş yaklaşık altı yüz türde iki bin adet bitki ve çiçek yer alıyor. Filizlenerek, çiçek açarak ya da tohuma kaçarak sergilendiği süre boyunca farklı evreler geçiren eser, İstanbul’da sonbaharı geçirdi. Şu anda kış mevsimini yaşayan eser, yaşam döngüsüne bahar ve yaz aylarında da devam edecek.
Agnes Denes’in Türkiye’de sergilenen ilk eseri olan Yaşayan Piramit, yaz mevsimini de müze bahçesinde geçirdikten sonra tabiata duyarlı yaklaşımını sürdürerek ziyaretçileri bitkileri sahiplenmeye davet edecek. Ayrıca sanatçının 1969 yılında kaleme aldığı ve Denes’in arzusu doğrultusunda bu sergi için özel olarak üretilen Manifesto isimli eseri ise müze koleksiyonunda kalıcı olarak yerini alacak. Yaşayan Piramit eseri kapsamında çocuk ve yetişkinlere yönelik çevre ve ekoloji odaklı atölye ve konferans gibi etkinlikler sergi boyunca devam edecek.
Mieko Kawakami’nin fakirlik, kadın olmak ve bir çocuğu var etme sorumluluğu üzerine bir hikâye anlattığı romanı Memeler ve Yumurtalar, Ali Volkan Erdemir’in çevirisiyle Doğan Kitap’tan çıktı.
Memeler ve Yumurtalar, Japonya’da ve dünyada büyük ses getirdi, TIME’ın 2020’nin en iyi 10, New York Times’ın ise en iyi 100 kitabından biri seçildi. Haruki Murakami kitap hakkında şu yorumu yaptı: “Her okura yaşamının anlamını sorgulatan, sivri olduğu kadar büyüleyici bir roman. Roman kahramanı kesinlikle yaşıyor, sahiden nefes alıp veriyor.”
“Otuz yaşındaki Natsuko, ablası Makiko ve kızı Midoriko…
Bir yaz günü Makiko meme büyütme ameliyatı için Osaka’dan Tokyo’ya, yazar olmayı isteyen kardeşi Natsuko’ya gelir. Yanında ergen kızı Midoriko vardır. Büyüme sancıları çeken Midoriko kimseyle konuşmayıp yaşadıklarını günlüğüne yazmaktadır. Onun sessizliği her birini korkuları ve bastırdıkları duygularıyla yüzleşmeye iter.
Sekiz yıl sonra, Natsuko kitabı yayımlanmış bir yazardır. Yalnız ve çocuksuz yaşlanmak konusu, kafasını sürekli kurcalar. Bir yandan yeni kitabını yazmaya uğraşırken diğer yandan anne olup olamayacağını tartar.”
Pera Film, İstanbul’a odaklanarak, onu bir uğrak yerine dönüştüren filmlerin yer aldığı “Uğrak” başlıklı 2023’ün ilk film programını 31 Ocak - 26 Şubat tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşturacak.
Pera Müzesi’nde yer alan “Zamane İstanbulları” sergisi kapsamında gerçekleştirilen “Uğrak” programı; deneysel, belgesel ve kurmaca türlerinden dokuz filmi bir araya getiriyor. Seçkideki İstanbul’u bazen bir set, bazen dekor, bazen de ana karakter olarak ele alan filmler Pera Müzesi oditoryumunda gösterilecek.
Alain Robbe-Grillet’nin 1963 yılında gerçekleştirdiği ilk yönetmenlik denemesi Ölümsüz Kadın İstanbul’u ziyaret eden bir Fransız’ın gizemli bir kadınla tanışmasını ve onun izini sürdükçe içinden çıkılmaz bir labirente dalmasını anlatıyor.
Seçkide İstanbul doğumlu yönetmen Merlyn Solakhan’ın 1983 yılı yapımı Şehir ve 1984 yapımı Tekerleme filmleri yer alıyor. Yönetmen Şehir için “Filmin anlatıcı olmasını değil, daha çok ifadenin kendisi olmasını istedim” diyor. 1986’da Berlin Film Festivali programında yer alan Tekerleme’de ise askeri darbeden beş yıl sonra, tekinsizlikle sarmalanmış İstanbul sokakları boy gösteriyor.
Mika Kaurismäki’nin yönettiği 1991 yapımı Zombi ve Hayalet Tren, İstanbul ve Helsinki arasında hayatın akışıyla sürüklenerek gerçeğin izini kaybeden, kendine bir grupta ve dünyada bir yer bulmaya çalışan genç bir müzisyen olan Zombi’nin hikâyesini anlatıyor.
Maurice Pialat’nın 1964’te çektiği, Türkiye’nin tarihine ve insanlarına adadığı Türkiye Günceleri ise İstanbul Boğazı, Bizans, Haliç, İstanbul ve Galip Usta adlı beş kısa filmden oluşuyor. Seride yer alan Bizans Stefan Zweig’ın bir metninden, Haliç Gerard de Nerval’in bir şiirinden yola çıkarken, Galip Usta Nazım Hikmet'in şiirleri üzerinden ilerliyor.
“Uğrak” programı hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
“Uğrak” Gösterim Programı:
31 Ocak Salı
19.00 / Şehir (60’)
3 Şubat Cuma
20.00 / Ölümsüz Kadın (100’)
8 Şubat Çarşamba
19.00 / Tekerleme (73’)
10 Şubat Cuma
19.00 / Ölümsüz Kadın (100’)
15 Şubat Çarşamba
19.00 / Zombi ve Hayalet Tren (88’)
17 Şubat Cuma
19.30 / Türkiye Günceleri (62’)
21.00 / Tekerleme (73’)
22 Şubat Çarşamba
19.00 / Şehir (60’)
24 Şubat Cuma
19.00 / Zombi ve Hayalet Tren (88’)
26 Şubat Pazar
15.00 / Türkiye Günceleri (62’)
Güliz Kayahan ve Şevval Remziye Erdinç’in küratörlüğünü üstlendiği, 16 sanatçının eserlerinden oluşan “Yankı” başlıklı karma sergi 4 Şubat’tan itibaren Novada Cemal Süreya Salonu’nda sanatseverlerle buluşacak.
“İnsan unutmak istediklerini seçebilir ve hatırlamak istediklerini saklayabilir mi?” sorusunu izleyiciye yönelten “Yankı” başlıklı sergide; zihnin geçmişi bastırarak, yadsıyarak veya çarpıtarak değiştirdiği anılar üzerine odaklanan eserler yer alıyor. Sergide; Abdullah Güler, Defne Alok, Defne Oruç, Derin Aykın, Güliz Kayahan, Gürkan Çay, HeX, İpek Aktaşlı, Mehmet Orhan Dal, Mine Anafarta, Nazlı Büberoğlu, Nur Deniz Gür’eş, Nurdan Aydınoğlu, Özge Akdeniz, Şant Alex Haviters ve Yeşim Ezgi Ulaş’ın eserleri yer alıyor. 46 eserden oluşan seçki; enstalasyon ve heykellerle geçmişimizin kalıntılarını, soyut eserlerle geçmişimizin silik kopyalarını, figüratif resimler veya manzara resimleri ile bir yere veya bir kimseye ait olan anılarımızı, fotoğraf veya dijital manipülasyonlarla unutmamak için duvara astığımız onlarca hatırayı görme fırsatı sunuyor.
4 Şubat’ta kapılarını açacak olan “Yankı” sergisi, 20 Şubat tarihine kadar Novada Ataşehir Avm Cemal Süreya Salonu’nda ziyaret edilebilir.
Semih Gümüş'ün anılarını, kitaplar ve edebiyat üzerine düşüncelerini paylaştığı, okurunu edebiyat dünyamızın ve yayıncılığımızın yakın tarihine götürdüğü Yaşadıklarım Belleğimde Uğulduyor, Can Yayınları’ndan çıktı.
Gümüş kırk yılı aşan yazarlık serüveninin sonunda anılarıyla ve anılarının her köşesine sinen edebiyatla, kitaplarla, kendine özgü düşünceleriyle bu kez okuruyla buluşuyor. Yazarın ilkgençlik yıllarında karşılaşıp benimsediği siyasal görüşleri, tam içinde yaşadığı zor yıllar, hayat algısı, arkadaşlar, arkadaşlıklar, yazarlar, dergiler, yayınevleri.
“Adeta bir elimi gözlerime siper ederek uzaklara bakıyorum, kalabalıklar ve kargaşa, kaybolmak için girdiğim bir orman, o geçmişten kalan anılar, anlar, ayrıntılar, küçücük bir ânı hatırlarken bile onun ötekileri nasıl tamamladığını görmenin şaşkınlığı. Bu kitap, kendimle ilgili kaygılarım azalırken yaşadığım ülkeyle ilgili kaygılarımın çoğaldığı bir döneme, hayatımın son dönemine girdiğime tanıklık ediyor. Hem kendimle yüzleşme hem okuduklarım ve tanıdıklarımla uzun zaman sonra yeniden karşılaşma gibi.”
Seramik sanatçısı Elif Saltık’ın “Haki” başlıklı kişisel sergisi 4 Şubat - 22 Şubat tarihleri arasında Galeri Diani’de sanatseverlerle buluşacak.
Hayalindeki imgeleri, masalsı bir dille sanatına ve kullandığı malzemelere aktaran Elif Saltık, sergide yapıtlarının yanına eşlikçi olarak doğadan gelen gerçek parçalar ekliyor. Sanatçı böylelikle hikâyelerinin daha da dillendirildiğini ve anlaşılır kılındığının altını çiziyor. “Bir fincana, bir çanağa, bir pano ya da bir heykele baktığınızda sizi gülümsetmeli belki de düşündürmeli.” diyen Saltık, ürettiği yapıtların izleyiciye anlattıkları olduğunu ve bunların dinlenmesini istediğini belirtiyor.
Elif Saltık “Haki” sergisi hakkında şunları söylüyor: “Sanki bir tiyatro sahnesinde izlenen bir oyun yazdım ve izleyici sonraki sahneyi merakla beklesin istedim. Evet önce ben heyecanlandım hem de çok. Seramikle olan yolculuğum çamuru elime aldığım an şekillenmeye başlıyor. Çamurun sınırları var ve ben bu sınırları zorlamayı öyle seviyorum ki bir anda kendimi bir hikâye içinde buluyorum. Farklı dokular çalışmak, bu dokularla küçük hikâyeler anlatmak beni çok heyecanlandırıyor. Asıl çıkış noktam doğa. Eserlerim bana göre bakıp göremediğimiz formlar, renkler, dokulardan oluşuyor ve ben kısmen de olsa yakalayabildiklerimi insan hikâyeleri ile birleştirdiğimde sanki fantastik bir dünya işliyorum çamurun üzerine. Özellikle ağaç ve toprak doku, form ve yapı olarak benim yaratıcılığımı inanılmaz tetikliyor. Doğa temasını insan figürleri ile birleştirerek her türlü duygu birikimimi pişmiş toprakla bütünleştirip izleyiciye sunuyorum.”
British Council’ın “Yaratıcı İş Birlikleri için Hibe Çağrısı” kapsamında gerçekleştirilen “Türkiye’de Virginia Woolf Projesi” kapsamında 28 Ocak Cumartesi günü Pera Müzesi’nde “Türkiye’de Virginia Woolf Sempozyumu” düzenlenecek.
Virgina Woolf’un mirasından yola çıkarak kurgulanan “Türkiye’de Virginia Woolf Projesi”nde, Evliyagil Müzesi ve Virginia Woolf Çalışmaları Girişimi iş birliğiyle gösteriler, söyleşiler, atölye çalışmaları ve sergiden oluşan kapsamlı bir etkinlik dizisi sunulacak.
Zengin bir programla alanında uzman kişilerin katılımıyla gerçekleşecek “Türkiye’de Virginia Woolf Sempozyumu” Maggie Gee’nin (OBE, RSLVC) açılış konuşmasıyla başlayacak. Bu bir günlük bu sempozyumda konuk konuşmacılar Virginia Woolf’un Türkiye seyahatini, Türkiye ve İstanbul hakkındaki görüş ve izlenimlerini, bu ziyaretin onun edebî üslubunu ve eserlerinin Türkiye’deki edebî mirası nasıl etkilediğini ele alacak.
28 Ocak Cumartesi günü Pera Müzesi’nde 9.00-17.00 saatleri arasında gerçekleşecek “Türkiye’de Virginia Woolf Sempozyumu”nun sunumu İngilizce olacak. Ayrıntılı programa buradan ulaşabilirsiniz.
Proje kapsamında gerçekleşecek diğer etkinlikler:
29 Ocak 2023, İstanbul
“Kendimize Ait Bir Metin: Türkiye’de Kendine Ait Bir Oda”
Tiyatro Boyalı Kuş
Woolf’un aynı adlı eserinden uyarlanan Kendine Ait Bir Oda adlı oyun, Tiyatro Boyalı Kuş tarafından özel olarak KOMA Sahnesi’nde 29 Ocak 2023’te sahnelenecek. Yolculuğunun başlangıcında mekâna özgü olarak kurgulanan, Virginia Woolf’un edebî üslubunun değişim ve yeniden yaratım potansiyeline ayna tutarak, Virginia Woolf’un düşüncelerini ifade etme yollarını yeniden ele almaya devam eden oyun ekibi sahne serüvenlerine izleyenleri de ortak edecek. Gösterinin ardından Tiyatro Boyalı Kuş’un kurucusu ve oyunun yönetmeni Jale Karabekir ve ekibi, Woolf ile sahnedeki yolculuklarını anlatacakları bir söyleşi gerçekleştirecek.
18 Şubat, Çevrim içi Etkinlik
“Satır Araları: Yasemin Bahloul Nirun ‘Kendine Ait Bir Oda Podcast Dizisi’”
“Virginia Woolf Türkiye’de Proje” ekip üyeleri, “Kendine Ait Bir Oda” podcast serisinin yaratıcısı ve yapımcısı Yasemin Bahloul Nirun ile çevrim içi bir söyleşi gerçekleştirecek. “Kendine Ait Bir Oda” podcast’inin ortaya çıkma süreci ve Woolf ile kurulan bağlantıdan yola çıkarak proje kapsamında gerçekleştirilen etkinlikler hakkında konuşulacak.
25 Şubat / 2 Nisan 2023, Müze Evliyagil, Ankara
“Walking Unshadowed”
Virginia Woolf'un yaratıcılığını kutlayan ve sanatçılara ilham vermenin çok yönlü yollarını vurgulayan “Walking Unshadowed” sergisi, Virginia Woolf'tan ve Türkiye'deki diğer çalışmalardan ilham alan çağdaş sanat üretimlerine odaklanacak. British Council desteğiyle “Türkiye’de Virginia Woolf” projesi kapsamında gerçekleşecek “Walking Unshadowed” sergisini 25 Şubat-02 Nisan 2023 tarihleri arasında Müze Evliyagil bünyesindeki kısa süreli sergi ve projelerin gerçekleştiği ArtOda’da ziyaret edebilirsiniz.