GÜNDEM
  • 15-03-2023

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) bu yaz gerçekleştireceği festivaller ile klasik ve güncel müziğin önde gelen isimlerini müzikseverlerle buluşturacak. 51. İstanbul Müzik Festivali 1 - 17 Haziran tarihleri arasında, 30. İstanbul Caz Festivali 7 - 18 Temmuz tarihleri arasında ve +1 Sunar: Gezgin Salon Festivali’nin ikincisi ise 29 - 30 Temmuz’da gerçekleştirilecek.

    İKSV tarafından, Borusan Holding sponsorluğunda 1 - 17 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek 51. İstanbul Müzik Festivali; 25 konserde, Salzburg Mozarteum Orkestrası, Tekfen Filarmoni Orkestrası, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası, Hollanda Kraliyet Concertgebouw Oda Orkestrası, Münih Oda Orkestrası, Borusan Quartet gibi önemli topluluklar ve Anne-Sophie Mutter, Barbara Hannigan, Fazıl Say, Nicolas Altstaedt, Matthias Goerne, Arabella Steinbacher, Avi Avital gibi solistlerin aralarında olduğu 60’ın üzerinde ismi ağırlayacak. Festival programında Cumhuriyet'in 100. yılına özel olarak geliştirilen yeni projeler, Anadolu topraklarında yaşamış önemli kadın figürlerinden ilhamla yazılan eser siparişleri, Cumhuriyet’in ilk yıllarından geleneksel Türk müziği ve İstanbul tangosu besteleri, günümüz klasik müzik dünyasının yıldız solistleri, seçkin orkestralar ve disiplinlerarası projeler yer alacak. Festivalde sekiz eser dünya prömiyeri, dört eser ise Türkiye prömiyeri yapacak. 51. İstanbul Müzik Festivali’nin programına ve festival hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. 51. İstanbul Müzik Festivali biletleri, Lale Kart üyeleri için 20 Mart Pazartesi günü 10.30’da başlayacak indirimli ön satış döneminin ardından, 24 Mart Cuma günü 10.30’dan itibaren, avantajlı dönem fiyatlarıyla Passo ve İKSV ana gişeden üzerinden genel satışa sunulacak. 

    İKSV tarafından, Garanti BBVA’nın sponsorluğunda 7 - 18 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek 30. İstanbul Caz Festivali, 40’a yakın konserde usta isimlerden yeni keşiflere 200’ü aşkın yerli ve yabancı sanatçıyı müzikseverlerle buluşturacak. Festivale konuk olacak isimler arasında “Ho Hey” ve “Ophelia” gibi şarkılarıyla tanınan Amerikan folk topluluklarından The Lumineers, kariyeri boyunca Herbie Hancock, Damon Albarn ve daha nice isme eşlik etmiş, Afro-pop’un önemli seslerinden Fatoumata Diawara, cazdan blues ve folka uzanan güçlü vokaliyle Lizz Wright ve Güney Kore’nin yıldız ismi Youn Sun Nah Quartet yer alıyor. Festival kapsamında Morcheeba, Alfa Mist, Kovacs, Mammal Hands, Adamlar, Ekin Beril, Elif Sanchez, Mert Demir, Takeshi’s Cashew ve çok daha fazla isim Parkorman’da konser verecek. Vurmalı çalgılar ustası Okay Temiz ile Riff Cohen’i ilk kez bir araya getirecek Riff Cohen & Okay Temiz “The Ritual” projesi de festivalin özel projelerinden biri olarak müzikseverlerle buluşacak. Festivalin klasik mekânlarına bu yıl Parkorman’ın yanı sıra yeşillikler içindeki terasıyla Robert Kolej ekleniyor. Festivalin diğer konserlerine The Marmara Esma Sultan Yalısı ve Sultan Park-Swissôtel the Bosphorus ev sahipliği yapacak. +1’li Gece Gezmesi, bu yıl da Moda Sahnesi, Dorock XL, Kadıköy Sineması ve The Wall’da gerçekleşecek. Caz Vapuru, bu yılki yolculuğunda festival izleyicisini caz ve swing tınıları eşliğinde Anadolu Kavağı’na götürecek. 30. İstanbul Caz Festivali’nin programına ve festival hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. 30. İstanbul Caz Festivali biletleri Lale Kart üyeleri için 20 Mart Pazartesi günü 10.30’da başlayacak indirimli ön satış döneminin ardından, 24 Mart Cuma günü 10.30’dan itibaren, avantajlı dönem fiyatlarıyla Passo ve İKSV ana gişeden üzerinden genel satışa sunulacak. 

    Geçtiğimiz yıl 20 bine yakın müzikseveri ağırlayan +1 Sunar: Gezgin Salon Festivali’nin ikincisi 29 - 30 Temmuz’da Parkorman’da düzenlenecek. Festivalin ilk gününde sahnede “elektronik bir aydınlanış” deneyimi sunan Satori, soul-funk’ın önemli seslerinden L'Impératrice, elektro-pop’a yeni bir soluk getiren Agar Agar, deneysel pop üslubuyla Sylvie Kreusch ile küresel müzik sahnesinde adını duyuran Emir Taha; ikinci gününde klasik ile elektronik müziği harmanlayan Jon Hopkins, samimi sahne enerjileriyle Büyük Ev Ablukada, romantik masalları ve şehvetli sesiyle Warhaus, meşhur “çöl noir” tınısıyla Still Corners ve karanlık R&B tarzıyla Tsar B’yi ağırlayacak. Gezgin Salon Festivali’nin programına ve festival hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. +1 Sunar: Gezgin Salon Festivali’nin biletleri Lale Kart üyeleri için 15 Mart Çarşamba saat 10.30’da başlayacak indirimli ön satış döneminin ardından, 17 Mart Cuma saat 10.30’dan itibaren Passo ve İKSV ana gişeden üzerinden genel satışa sunulacak. 

    0
    0
    1851
  • 15-03-2023

    Siraen ve XSM Recordings iş birliğiyle 15 Mart Çarşamba günü saat 20.00’de (bugün) İstiklal Caddesi Mısır Apartmanı 7. katta “Antidote Sergi” mezatı gerçekleştirilecek.

    9 ve 10 Mart tarihleri için planlanan 4. Sirän buluşması, iyileşme ve güçlenmeye odaklanarak yeniden adlandırıldı ve genişletildi. “Antidote Edition” başlıklı programda altı güne yayılan parti, atölye ve konuşmalara eş zamanlı açılan dayanışma sergisi de eşlik etti. Psikolojik ilk yardım semineri, öz savunma atölyesi gibi buluşmalar gerçekleştirilen ve İstiklal Caddesi Mısır Apartmanı 7. katta bulunan “Antidote Sergi”nin kapanışı, 15 Mart Çarşamba akşamı 20.00’de başlayacak mezatlı bir buluşma ile yapılacak. Siraen ve XSM Recordings iş birliğiyle tasarlanan kapanış etkinliği, Kübra Uzun’un sunacağı mezatın ardından Mx. Sür’ün setiyle devam edecek.

    Antidote Mezat aynı zamanda Instagram hesabı üzerinden de canlı yayımlanacak. Antidote - Dayanışma Programı kapsamında gerçekleştirilen etkinliklerden elde edilen gelirin tamamı ve Resident Advisor üzerinden yapılan bilet satışı gelirinin tamamı Kaf Kolektif, Lubunya Deprem Dayanışması ve Çak bi Pati oluşumlarına aktarılacak; partiye girişler ücretsiz olacak.

    ​Sergiye katılan sanatçılar; 4-i, alaca katarsis, alpha rising, Altın Tatlı, anna beil, aslı alpert, avni ertepe, birce kirkova, BLURETINA, cem kavaklıoğlu, cins, crystel samia, Defne Akçay, DEFO,    Dolce Paganne, Ece Kalabak, Ece ÖzeL, emrah ozhan, Eric Reh, Feyiz Artuç, hypnagogic, jacktheoneye, Kadir M? Ersoy, Kareligömlek, Kerem Kaya, Ketum, Kiki Haram ggNash, hasan gundoĞan, kutlayus, mre, miux.x, No More Lies, Oguz Yaron Dogru, oriofonul, ozan Atalay, ömer emre yavuz, sami Sipahioğlu, Sauced Void, sercodelic, SOVREMENNIK, styks, taylan unal, Tolgahan Bayhan, Tugba yüksel, Tuse Tamer, Ufuk Barış Mutlu,  yeşim unan, yetkin gülmen.

    0
    0
    1990
  • 15-03-2023

    Pera Müzesi, “Zamane İstanbulları” sergisi kapsamında, belgesel tiyatro, ses enstalasyonu, görsel sanatlar ve canlı müziği bir araya getiren “Diyalog Projesi - İstanbul” başlıklı performansın prömiyerine 16 Mart’ta ev sahipliği yapacak.

    Kozmopolit kentlerdeki yaratıcı endüstrinin parçası olmaya çalışan göçmen sanatçıları bir araya getiren Diyalog Projesi’nin durakları arasında İstanbul, Berlin, Amsterdam, Brüksel ve Viyana gibi Avrupa’daki önemli kentler yer alıyor. Projede yer alan sanatçılar Enzo İkah (Demokratik Kongo Cumhuriyeti), Marina Nazarova (Ukrayna), Saghar Daeri ve Ali Bonyadi (İran), Pera Müzesi’nde gerçekleşecek performansta, İstanbul’da yaşadıkları süre içerisinde şehre dair gözlem ve tecrübelerini aktaracaklar. “Tanışma”, “Yol”, “Ev ya da Başka Dünya” başlıklı bölümlerden oluşan performansta sanatçılar, 7 farklı dilde (Türkçe, İngilizce, Farsça, Ukraynaca, Rusça, Lingala, Fransızca) otobiyografik anlatılar sahneleyecekler.

    Ses enstalasyonlarının, görsel sanatların ve canlı müziğin kullanıldığı disiplinlerarası bir çalışma olan “Diyalog Projesi - İstanbul”; birleştirici, kapsayıcı ve çeşitliliğe yönelik söylemiyle göçmen ve mülteci grupların toplumla bağını güçlendirme yönünde katkı sunmayı amaçlıyor.

    “Diyalog Projesi - İstanbul” performansının prömiyeri 16 Mart Perşembe günü saat 19.00’da Pera Café’de gerçekleşecek. Türkçe ve İngilizce üst yazılı sergilenecek performans, ayrıca Pera Müzesi etkinlik sayfasından canlı olarak da yayımlanacak. Etkinlik biletlerine Biletix üzerinden ulaşabilirsiniz.

    “Diyalog Projesi - İstanbul”
    Yapımcı ve Yönetmen: Burak Safa Calis (Almanya - Berlin)
    Yardımcı Yapımcı ve Ses Tasarım: Kıvanç Sarıkuş (Hollanda - Rotterdam)
    Süpervizör: Bengü Gün (Türkiye - İstanbul)
    Hikâye Anlatanlar: Saghar Daeri (İran - Tahran), Enzo İkah (Demokratik Kongo Cumhuriyeti), Marina Nazarova (Ukrayna - Mikolayiv), Ali Bonyadi (İran - Mencil)
    Sinematografi - Canlı Yayın: Mert Coşar (Türkiye - İstanbul) , Cem Celal Bilge (Türkiye - İstanbul)
    Sahne Tasarımı - Afiş:  Oliviera Prins (Hollanda - Rotterdam)
    ​Proje Asistanı: A. Can Güngör (Türkiye - İstanbul)

    0
    0
    1745
  • 15-03-2023

    Zeynep Birsin’in küçük anların ve arkadaşlıkların değerini anlattığı, Sultan Yardım’ın resimlediği kitabı Ekran Karan – Sıkkın Bir Jonglör Hikâyesi, hep kitap’tan çıktı.

    Ekran Karan, hem 7 yaş ve üzeri çocuklar hem de yetişkinler için anlattığı hikâyesiyle çocukların belli kalıplara sokulmaksızın neye ilgi duyuyorlarsa onu gerçekleştirebilmelerinin, bunu yaparken de kendi ayakları üzerinde emek verip çalışmaları gerektiğinin altını çiziyor. Yazar; kitabın sonunda hikâyesini oluştururken esinlendiği karakteriyle karşılıyor okuru ve etkinlik sorularıyla düşündürüyor.

    Ekrana bağımlı olan Karan bir gün dünyasının kesintiye uğramasıyla sarsılır ve oyalanmak için çeşitli yollar arar. Bu yolda bir yeteneğini keşfeder ve onun üzerine gider. Keşfi sayesinde arkadaşlarıyla geçirdiği zamandan inanılmaz zevk alır ve Karan dostluğun, duygularının tadına varır.

    “Sonuçta o bir bilgisayar değildi. Duyguları, sevdikleri, birlikte sevindikleri vardı. İyi ki de vardı!”

    0
    0
    1610
  • 14-03-2023

    Dirimart, Yüksel Arslan’ın “Sui generis” başlıklı kişisel sergisine 2 Nisan tarihine kadar ev sahipliği yapıyor.

    “Sui generis, ‘kendine has’, ‘nevi şahsına münhasır’, dolayısıyla ‘biricik’ anlamına gelen Latince bir ifade. Yaratıcı sanatlar, türün geleneksel sınırlarını aşan sanat eserleri için. Yüksel Arslan’ın eserlerini sanat tarihi metodolojileriyle tanımlamak beyhude bir uğraş olur; içeriği, materyalleri veya niyetleri üzerinden de bir tanım yapılamaz. Eserleri için son derecede kişisel hâle gelmiş kategorileri yaratmak amacıyla geleneksel kategorileri aşmanın yollarını bulan bir sanatçıydı Arslan. Dünyaya dair kavrayışını ifade eden kelimeler ve materyaller kullandı, hayatına uygun ve paralel bir biçimde ürettiği eserleri, türlerin geleneksel sınırlarının ötesine geçti.

    Bu kategorileri anlamak için Arslan’ın sanat üretimine yaklaşımını anlamak şart. Titiz ve sıkı bir okur olan Arslan, öğrencilik yıllarında dünya klasiklerine sığındı. Erken dönemlerine ait tuhaf hayvan ve böcekler çizimleri 1954’te sergilendi ve buradan elde ettiği geliri kitaplara harcadı. 60 yıllık kariyerinde sık sık tekrarlanan bir döngü oldu bu. Okuma açlığını dindirmek için çizim yapmaya dönüp durdu. Daha sonra bu okumaları sanatının öznesi hâline geldi ve bilgisini kategorize etmek için bu eserleri kâğıt üzerinde tanımlamaya çalıştı. Art [sanat] kelimesi ile Fransızca ure ekini birleştirerek türettiği arture başlığını 1961 yılında bu eserlere verdi. Kelimenin ta anlamıyla kitabına uygun bir sanatçı olan Arslan, Anadolu resimlerinin yer aldığı bir kitaba başvurarak asırlarca kâğıtta kalacak boyalar üretmek için kadim tariflerden faydalandı. Günümüzün yağlı boya gibi teknolojik gelişmelerinin aksine, bu tariflerde sabun parçaları, bitkiler, tütün, çay suyu, toprak, bal, yumurta beyazı, yağ, kemik iliği, idrar ve kan gibi malzemeler yer alıyordu. Bu tecrübeyle sabit tarifler sayesinde dünyaya dair kavrayışını kâğıda işleme imkânı buldu.

    Arslan’ın en eski işleri, arture adını almadan önce, sürrealist ressam André Breton’un dikkatini çekti ve Arslan, erotizm temasını odağa alan Uluslararası Sürrealizm Sergisi’ne davet edildi. 1961 yılında, 2017’de hayata gözlerini yumana dek yaşayıp üreteceği Paris’e taşındı. Yedi büyük arture serisinden ilkinin içeriği, Karl Marx’ın Kapital okumalarına dayanıyordu; yağ tulumuna dönmüş açgözlü kapitalistler ve lümpen fabrika işçileri vardı bu eserlerde. Capital ve Updating Capital serilerinin ardından Influences ve New Influences serileri geldi; bu seriler, René Descartes, Friedrich Nietzsche, Voltaire, Jean-Jacques Rousseau gibi filozofların ve Walt Whitman, Charles Baudelaire, Samuel Beckett gibi şairlerin ve daha nicelerinin eserlerinin okumalarına dayanıyordu. Man serisindeyse sözde bilimsel göz, testis, meme ve penis çizimleri; çiftleşen çeşitli yaratıklar, insan ve böcek melezleri, mistisizmle flörtleşmeler vardı.

    Ardında 700’den fazla arture bırakan Arslan, ‘resim ile yazı arasında, resim ile şiir arasında’ verdiği, ansiklopedik konuları -botanik, etnoloji, ekonomi, kent mimarisi, siyaset, otobiyografi, tarih, fantezi- işleyen eserleriyle hatırlanacak.

    Sergi, bu bağımsız serilerden eserleri bir araya getiriyor ve bu müthiş sanatçının anısını galeride yeniden canlandırıyor.”

    Yüksel Arslan’ın “Sui generis” başlıklı kişisel sergisini 2 Nisan’a kadar Dirimart Dolapdere’de ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    2633
  • 14-03-2023

    Füruzan’ın çarpıcı ve bir o kadar dokunaklı üç öyküsünden oluşan yeni kitabı Akim Sevgilim, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.

    Bu öyküler yoksulluk, yoksunluk, güzellik, sevgi, tutku, sınıfsal ve kültürel çatışma, bireysel ve toplumsal dramın vücut bulmuş hâli olarak okurun karşısına çıkıyor.

    Füruzan; “Sesi Olmayan Türkü”de masalsı bir güzel kızın yitimiyle yakılmış bir türküyü hikâye ediyor. Turizmin yeni yeni geliştiği dönemlerde bir tatil kasabasında yaşanmış trajik bir aşk öyküsü anlatıyor. Kasaba yazlıkçılarından Varnalıların göz alıcı kızının etrafında dönen öyküde toplumsal gelişmelerin sancısı ve kültürel çatışmalar ustalıkla işleniyor. “Varoşlarda” öyküsündeyse “kentlerin kenti” diye anılan bir büyük kent çöplüğündeki barakada yaşayan bir adamla oğlunun ölümcül çaresizliği Füruzan’ın yalın anlatımıyla dokunaklı bir öyküye dönüşüyor.

    Kitaba adını veren öykü “Akim Sevgilim”, teyzeleri Mihriban ile Keriman arasında kalmış Gönül adlı kızın gözünden anlatılıyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Erenköy’de bir köşkte üç kız kardeş arasında yaşanmış kıskançlıklar, çatışmalar ve kırık bir aşkın hikâyesi “Akim Sevgilim”. Soylu ve varlıklı ailenin kızı, “küçük teyze” Keriman’ın genç bir göçmenle, bahçıvan Akim’le yaşadığı gizli ilişki aileyi çekip çeviren büyük teyze Mihriban tarafından bozulur. Tutkulu bir sevda kasvetli bir aile çatışmasının kurbanı olunca umutlar söner ve yerini derin öfke kaplar.

    “Ne kadar da güzel, yakışıklı, çalışkan, becerikli genç bir adamdı o. Düşünsene, Keriman Teyzemi çiçekler ecesi yapmıştı. Okşamış, öpmüş, sevmişti. Kaç bin kez öpmüştü o güzel ağzıyla. O her buseden sonra şarkısını tekrarlıyordu, ‘Akim sevgilim’ diyerek. Sesi yaz bahar esintisi oluyordu. Havanın sıcağı gibi titreşiyordu aralarında. Sevişmelerinin, sarılışlarının buharı nasıl da amberliydi.”

    0
    0
    3671
  • 13-03-2023

    Zilberman Selected, küratörlüğünü T. Melis Golar’ın üstlendiği “Vizyon, Misyon, Değerler” başlıklı sergiyi 15 Mart - 13 Mayıs tarihleri arasında Piyalepaşa’daki mekânında sanatseverlerle buluşturacak.

    “Vizyon, Misyon, Değerler” başlıklı sergi Sena Başöz, Guy Ben-Ner, Burak Delier, Memed Erdener, Neriman Polat ve Pilvi Takala’nın çalışmaları üzerinden ekonomik krizlerin kurumsal hayata, tüketim alışkanlıklarına, ev ekonomisine ve stres yönetimine etkilerini ele alıyor. “Vizyon, Misyon, Değerler” sergisi güncel ekonomik ve psikolojik şartlarda yaşama ve üretme biçimlerini sorgulayan, koşullara dair adaptasyon geliştiren ve çalışmak için motivasyon modelleri türeten bireyin ve daha geniş çerçevede toplumun yaratıcı çözüm ve çıkış yollarına odaklanıyor. Ekonomik zorluklar karşısında insanların tüketim alışkanlıklarının, yaşam standartlarının, psikolojik durumlarının nasıl etkilendiğini araştırıyor. Sergide ye alan eserler mevcut durumların tespitini yaparak, söz konusu durumlardan kaçma ve onlarla baş etme yöntemleri hakkında öneriler sunuyor.

    “Kurumsallaşma yolunda işletmelerin hedeflerini, amaçlarını, etik anlayışlarını, kısa ve uzun vadeli stratejilerini açıkladıkları vizyon, misyon ve değer olguları ile bireylerin ekonomik buhranlar karşısında yaşamsal hedeflerine ulaşma güçlüğü sergi vasıtasıyla ironik bir özdeşlik kuruyor. Günümüzde ağır bir biçimde hissedilen ekonomik kriz bir değer ortaya koyan, faal bir şekilde hizmet ve ürün üreten her kesimden sektör çalışanının iş hayatını ve hatta ona tesir eden özel hayatını sorgulamasına yol açtı. Kurumsal firmaların, ekonomik krizler ve dönüşümlerle beraber beyan ettikleri misyon, vizyon ve değerlerinden zaman içinde saptıkları gibi bireyler de kendilerini gerçekleştirme hedefinden uzaklaşarak varoluşsal krizler yaşamaya başladı. Sıkıntıların getirdiği çaresizliğin yanında iş hayatında eşit olmayan koşullar, yoğun stres ve mobbing gibi sorunlar daha da belirgin hâle geldi. ‘Vizyon, Misyon, Değerler’ sistem içindeki aktörlerin tüketim alışkanlıkları, çalışma dogması, ev ekonomisi, stres yönetimi gibi düzlemlerde ters yüz olan değer ve algıları üzerinden bir anlatı oluşturuyor.”

    Sena Başöz, Guy Ben-Ner, Burak Delier, Memed Erdener, Neriman Polat ve Pilvi Takala’nın eserlerinden oluşan “Vizyon, Misyon, Değerler” başlıklı sergiyi 15 Mart - 13 Mayıs tarihleri arasında Zilberman’ın Piyalepaşa’daki mekânında ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    1789
  • 13-03-2023

    AIT İstanbul’un depremden etkilenen bölgelerdeki çocuklara kitap ulaştırabilmek amacıyla başlattığı Çadır Kentlere Gezgin Çocuk Kitaplığı Projesi’ne İstanbul Kitapçısı ile sene boyunca destek olunabilecek.

    Depremin ilk haftasında başlatılan Çadır Kentlere Gezgin Çocuk Kitaplığı Projesi sayesinde uzmanlar tarafından seçilen 4000’den fazla çocuk kitabı ve 65 kitaplık çadır kentlere ulaştırıldı. İBB Kültür AŞ'nin bünyesindeki İstanbul Kitapçısı iş birliğiyle proje yıl boyunca deprem bölgesindeki çocuklar için kitap toplamaya ve göndermeye devam edecek.

    Listedeki kitap seçkisi dört uzman Özge Lokmanhekim, Petek Halman Kare, Melis Ergün Özaktaç, Selin Mert Yanar tarafından projeye özel hazırlandı. Kitapların ulaştırılacağı lokasyonlar dönemsel olarak hem kampanya sayfası hem AIT İstanbul duyurularında paylaşılacak, önceki kitap toplama çağrılarından farklı olarak tek seferde birden fazla lokasyona kitap toplanacak. Satın alınan kitaplar toplu olarak AIT İstanbul ofisine gelecek, burada damgalanacak ve çadır kentlere doğru yola çıkacak. Burada lojistik ve kitap paketleme için destek arayışları da sene boyu devam edecek. İhtiyaç dahilinde çağrılar paylaşılacak.

    ​Destekte bulunmak isteyenler istanbulkitapcisi.com web adresi üzerinden kitap bağış sayfasındaki listede kitapları bulabilir ve seçeceğiniz kitapları direkt çadır kentlere ulaştırmak üzere satın alabilirsiniz. Ayrıntılı açıklamaya buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1659
  • 12-03-2023

    TİP Hatay Milletvekili Barış Atay ve Nihat Mugil’in kurucusu olduğu Antakyalı müzik grubu Mengene, sanatçı dostları ile birlikte 14 Mart’ta IF Performance Hall Beşiktaş’ta deprem dayanışma konseri verecek.

    Mengene’ye konserde Aylin Aslım, Batu Akdeniz, Cahit Berkay, Doğan Duru, Emrah Karaca, Harun Tekin, Niyazi Koyuncu, Ozbi ve Yüksek Sadakat eşlik edecek. Konserin tüm geliri ise TEGV’e aktarılacak.

    ​14 Mart Salı akşamı IF Performance Hall Beşiktaş’ta gerçekleşecek dayanışma konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    2335
  • 12-03-2023

    Burhan Kum, Ercan Ayçiçek, Güven Kıraç, Ertuğrul Güngör & Faruk Ertekin, Kübra Kılıç, Ataman Oğuz, Deniz Gökduman ve Meltem Sarıkaya’nın eserlerinden oluşan “Being Human” başlıklı sergisi 1 Nisan’a kadar den art’ta sanatseverlerle buluşuyor.

    Küratörlüğünü Gülden Bostancı’nın, asistan küratörlüğünü Deniz Karakurt Şekerci’nin üstlendiği “Being Human” sergisinde sekiz sanatçı özgün anlatım biçimleri, malzeme sunumu ve kavramsal bakış açıları ile “insan olmayı” yorumluyor.

    “Akıl yürütme özelliğine sahip olan insan, zekâsı aracılığıyla insan olmaya dair sorular sormakta ve bu sorularına cevaplar aramaktadır. Bu durum da insanı anlama ve anlamlandırma çabasına sokabilmektedir. İnsanın birbirini anlamaya yönelik zorunlu çabası, bir paradoks oluşturabiliyor. Ulus Baker’in de dediği gibi ‘Her şeyi anlamak zorunda değilsiniz, anlamak yalnızca dünyayla ilişkimizin bir düzeyinden ibaret.’
    Peki nedir insan olmak?
    Sanıldığı kadar kolay olmamalı insan olmak. İzlediğimiz filmlerden dinlediğimiz müziklere, okuduğumuz kitaplardan yaşamayı seçtiğimiz ya da yaşamak zorunda kaldığımız coğrafyaya kadar her şeyi bize sorgulatan bir soru olarak hep tekrar etmekte. Aslında bunun tanımını net olarak yapamıyoruz. Özüne ulaşmaya çalışan canlılarız neticede. Bunu da yaşadıklarımız, değerlerimiz, zekamızı doğru bir biçimde kullanmamız şekillendirmekte.
    Bu sergi, bize her şeyini anlamak zorunda olmadığımız insanı tekrar hatırlatmaktadır. Ve insan olmak nedir sorusunu tekrar tekrar sormamızı sağlamaktadır.
    2022 Mart ayında başlığını oluşturup çalışmalarını yürütmeye başladığımız sergi tam da ülkemizin içinde bulunduğu zorlu durumu sorgular nitelikte. Türkiye’de kariyerlerinin farklı konumlarında bulunan sekiz sanatçının özgün anlatım biçimleri, zengin malzeme sunumu ve kavramsal bakış açıları ile ‘İnsan Olmak’ izleyiciyi karşılamakta. Tuval, kâğıt, seramik, tekstil, video sanatı, kolaj gibi medyumlar bir araya gelerek ‘insan olmayı’ yorumluyor.”

    Künye:
    1. Ercan Ayçiçek 'İsimsiz', Tuval üzeri akrilik, 60 x 60cm 2023
    2. Kübra Kılıç 'Köklerim Sana Bağlı'  Yuvarlak tuval üzerine iğne ile ip işleme ve karışık teknik, 60cm 2023
    3. Güven Kıraç 'Dream', Tuval üzeri akrilik, 100 x 100cm
    4. Ertuğrul Güngör & Faruk Ertekin 'Getir başı al maaşı …'  Ceramic, 24c gold & mixed media, 110 x 80cm 2023
    5. Deniz Gökduman 'Islak Saçlı Kadın 3' 135 x 90cm, Tuval üzeri akrilik, 2014
    6. Meltem Sarıkaya 'A Little Anatolian', 2022  Kağıt üzerine yağlı boya / Oil on paper 56 x 44 cm

    0
    0
    1708
DAHA FAZLA
Geldanlage