GÜNDEM
  • 12-03-2023

    Burhan Kum, Ercan Ayçiçek, Güven Kıraç, Ertuğrul Güngör & Faruk Ertekin, Kübra Kılıç, Ataman Oğuz, Deniz Gökduman ve Meltem Sarıkaya’nın eserlerinden oluşan “Being Human” başlıklı sergisi 1 Nisan’a kadar den art’ta sanatseverlerle buluşuyor.

    Küratörlüğünü Gülden Bostancı’nın, asistan küratörlüğünü Deniz Karakurt Şekerci’nin üstlendiği “Being Human” sergisinde sekiz sanatçı özgün anlatım biçimleri, malzeme sunumu ve kavramsal bakış açıları ile “insan olmayı” yorumluyor.

    “Akıl yürütme özelliğine sahip olan insan, zekâsı aracılığıyla insan olmaya dair sorular sormakta ve bu sorularına cevaplar aramaktadır. Bu durum da insanı anlama ve anlamlandırma çabasına sokabilmektedir. İnsanın birbirini anlamaya yönelik zorunlu çabası, bir paradoks oluşturabiliyor. Ulus Baker’in de dediği gibi ‘Her şeyi anlamak zorunda değilsiniz, anlamak yalnızca dünyayla ilişkimizin bir düzeyinden ibaret.’
    Peki nedir insan olmak?
    Sanıldığı kadar kolay olmamalı insan olmak. İzlediğimiz filmlerden dinlediğimiz müziklere, okuduğumuz kitaplardan yaşamayı seçtiğimiz ya da yaşamak zorunda kaldığımız coğrafyaya kadar her şeyi bize sorgulatan bir soru olarak hep tekrar etmekte. Aslında bunun tanımını net olarak yapamıyoruz. Özüne ulaşmaya çalışan canlılarız neticede. Bunu da yaşadıklarımız, değerlerimiz, zekamızı doğru bir biçimde kullanmamız şekillendirmekte.
    Bu sergi, bize her şeyini anlamak zorunda olmadığımız insanı tekrar hatırlatmaktadır. Ve insan olmak nedir sorusunu tekrar tekrar sormamızı sağlamaktadır.
    2022 Mart ayında başlığını oluşturup çalışmalarını yürütmeye başladığımız sergi tam da ülkemizin içinde bulunduğu zorlu durumu sorgular nitelikte. Türkiye’de kariyerlerinin farklı konumlarında bulunan sekiz sanatçının özgün anlatım biçimleri, zengin malzeme sunumu ve kavramsal bakış açıları ile ‘İnsan Olmak’ izleyiciyi karşılamakta. Tuval, kâğıt, seramik, tekstil, video sanatı, kolaj gibi medyumlar bir araya gelerek ‘insan olmayı’ yorumluyor.”

    Künye:
    1. Ercan Ayçiçek 'İsimsiz', Tuval üzeri akrilik, 60 x 60cm 2023
    2. Kübra Kılıç 'Köklerim Sana Bağlı'  Yuvarlak tuval üzerine iğne ile ip işleme ve karışık teknik, 60cm 2023
    3. Güven Kıraç 'Dream', Tuval üzeri akrilik, 100 x 100cm
    4. Ertuğrul Güngör & Faruk Ertekin 'Getir başı al maaşı …'  Ceramic, 24c gold & mixed media, 110 x 80cm 2023
    5. Deniz Gökduman 'Islak Saçlı Kadın 3' 135 x 90cm, Tuval üzeri akrilik, 2014
    6. Meltem Sarıkaya 'A Little Anatolian', 2022  Kağıt üzerine yağlı boya / Oil on paper 56 x 44 cm

    0
    0
    1709
  • 12-03-2023

    Zygmunt Bauman'ın ilk olarak 2019 yılında yayımlanan, tüketimci tutum ve davranış kalıplarını eleştirel yaklaşımla kaleme aldığı kitabı Tüketici Hayat, Kübra Oğuz’un çevirisiyle Tellekt tarafından yayımlandı.

    Bauman, Tüketici Hayat'ta tüketimci tutum ve davranış kalıplarının sosyal yaşam siyaseti ve demokrasi, toplumsal bölünmeler ve tabakalaşma, topluluklar ve ortaklıklar, kimlik inşası, bilginin üretimi ve kullanımı ve değer tercihlerinin görünüşte bağlantısız çeşitli yönleri üzerindeki etkisini inceliyor.

    “Akışkan modernitenin gelmesiyle birlikte, üreticiler toplumu tüketiciler toplumuna dönüşmüştür. Bu yeni tüketim toplumunda, bireyler aynı anda hem metaların teşvikçisi hem de teşvik ettikleri metalar haline gelmişlerdir. Bunlar hem mal hem pazarlamacı, hem ürün hem seyyar satıcıdır. Hepsi, geleneksel olarak pazar terimiyle tanımlanan aynı sosyal alanda yaşarlar.

    Göz diktikleri sosyal ödülleri elde etmek için geçmeleri gereken sınav, kendilerini dikkatleri üzerlerine çekebilecek ürünler olarak yeniden biçimlendirmelerini gerektirir. Tüketicilerin metalara bu incelikli ve yaygın dönüşümü, tüketici toplumunun en önemli özelliğidir. Şu anda içinde yaşadığımız tüketiciler toplumunun gizli gerçeği, en derin ve en sıkı korunan sırrıdır.”

    0
    0
    1632
  • 11-03-2023

    Gazeteci Duygu Demirdağ’ın hazırlayıp sunduğu, deprem bölgesindeki kadınların hikâyelerine odaklanan Yas Evi belgeseli GAİN ve GAİN Haber YouTube kanalında yayımlandı.

    Duygu Demirdağ Yas Evi belgeselinde deprem bölgesindeki kadınları dinliyor. Belgeselde hayatlarını, hayallerini, evlerini kaybeden, buna rağmen tüm gücüyle ayakta durmak için çabalayan kadınlar hikâyelerini anlatıyor. “Suzan, Emel, Serap, Nilgün, Alev, Fidan, Pelin Petra, Sera, Nilay, Ebru, Jale ve Berfin… Depremde neler yaşadılar ve nasıl mücadele ediyorlar?” Yas Evi’ni GAİN ve GAİN Haber YouTube kanalından izleyebilirsiniz.

    “Yas evi acıyı çeken için çok ağırdır ama dışarıdan bakanlar için birbirine benzer. Önce herkes gelir; gelenler yemek getirir, sizinle beraber gözyaşı dökerler, hatta bir süre sizin yanınızda kalırlar. Sonra giderek evdeki kalabalık azalmaya başlar. Nihayet bir sabah o evde tek başınıza uyanırsınız. Siz, kaybettiklerinizin hatırası ve büyük bir yalnızlık… O yas evi doluyken gelenleri karşılayan da herkes gittikten sonra hayata devam etmek zorunda kalan da aynı kişidir aslında: Kadın.”

    https://www.youtube.com/watch?v=J-wuS8I7oMs

    0
    0
    2317
  • 11-03-2023

    Manisa, İzmir, Balıkesir, Çanakkale ve Bursa’da, taş köprüler üzerinde gerçekleştirilecek çağdaş dans performansları ve sürece dair İzmir’de gerçekleşecek bir dokümantasyon sergisini kapsayan “Taşlı Köprüde Yayalar” projesi 31 Mart’a kadar sanatseverlerle buluşuyor.

    British Council Türkiye “Creative Collaborations” 2023 hibe programı desteğiyle Teos Kültür Sanat Derneği tarafından Açık Stüdyo iş birliğiyle hayata geçirilen proje, gittiği yerlerde sürdürülebilir ortaklıklara alan açan, her ayağında mekâna özgü içeriklerle durmaksızın çoğalacak bir nitelikte tasarlandı. Projenin sonunda üretilecek sanat kitabının yapımı ise SAHA Derneği tarafından finanse ediliyor.

    “Taşlı Köprüde Yayalar” projesi yersiz yurtsuzlaşma, mülksüzleşme, göç ve hafıza üzerine düşünürken, taş köprüleri metaforik anlamda belleği taşıyan, bir yakadan diğerine aktaran, toplumlararası geçişkenliği sembolize eden ve anlık karşılaşmalara vesile olan kentsel mekânlar olarak ele alıyor. Projede aile fotoğrafları, dünle bugün arasında köprü kuran, belleğin bedende uyandırdığı duyumlara aracılık eden mecralar olarak yer alıyor.

    Batı Anadolu’da yaşayan ve aile geçmişinde göç deneyimi taşıyan bireylerle gerçekleştirilecek fotoğraf ve bellek üzerine çalışmalarda toplanan ses kayıtları, özgün kompozisyonlarla şekillenecek. Disiplinlerarası dokümantasyon pratikleri, şiirler ve hareket tasarımları iç içe geçiyor olacak.

    Künye:
    Konsept, Tasarım: Şafak Ersözlü
    Uygulama, Ses Tasarımları, Editöryel İşler: Sarp Keskiner
    Dokümantasyon: Jack Nelson 
    Medya ve İletişim: Bahar Nihal Ersözlü
    Grafik Tasarım, Baskıya Hazırlık: Emre Duygu
    Müzikal Kompozisyonlar: Nick Rothwell
    Koreografi, Performans: Metehan Kayan – Yazı Ece Köz 
    ​Şiirler: Ünal Ersözlü

    0
    0
    1973
  • 11-03-2023

    Yeni bir kuramsal yaklaşım vasıtasıyla daha dayanışmacı bir dünyayı var etmek için yeni sorular sormayı hedefleyen, duygulanım alanında Türkiye’de sosyoloji/antropoloji disiplinleri bağlamında yayımlanan ilk derleme olan ve Ayşe Akalın’ın yayına hazırladığı Temasın İmkânları - Değmek, Değer Üretmek, Dayanışmak, Metis Yayınları’ndan çıktı.

    Alperen Gençosmanoğlu, Aslı Zengin, Ayşe Akalın, Birkan Taş, Burcu Mutlu, Bürge Abiral, Derya Acuner, Nükhet Sirman ve Yonca Cingöz’ün katkılarıyla hazırlanan Temasın İmkânları, kimi bilindik sorulara yeni cevaplar vermeyi hedefliyor.

    “Dünyada son dönemde iyice yoğunlaşan güvenlik toplumu arayışı, internetin yaygınlaşıp etkinleşmesi, neoliberalizmin bedeni açık bir kaynak haline getirmesi ya da sağ popülizmin veya ekolojik yıkımın tetiklediği endişe ve korkular, duygulanımın gördüğü entelektüel ilgide önemli rol oynayan güncel gelişmelerden birkaçıdır. Duygulanım teorisi, bedenlerin sabit konumlanmış göründüğü zamanlarda dahi aralarında aktarım, bağlantı, işbirliği hallerinin olduğunu görmemizi sağlar: Değmek, değer üretmek ve dayan(ış)mak üç ayrı durum değil, aynı sosyalliklerin birbirine içkin üç ayrı biçimi olarak anlaşılabilir.

    Temasın İmkânları, bu hallerin birbirleriyle nasıl konuştuğunu örneklemeyi amaçlıyor. Kitabın ilk bölümünde bedenler arasındaki “değmek” ilişkisi ölü bedenler adına yerine getirilen “son görev”, engellilere yardım eden asistan köpekler ve dokuma türünde üretilmiş sanat eserleri üzerinden anlatılıyor. Değmek deneyiminin değer üretme zinciri haline geldiği ilişkisellikler üzerinde yoğunlaşan ikinci bölümde ise tüp bebek kliniklerine yumurtalarını satan kadınların deneyimleri, ekolojik gıda hareketi ve göçmen ev işçileri konu alınıyor. Son bölümde ise birbirlerine değerken aynı zamanda değer aktarımında da bulunan sosyalliklerin topluluk üretme kapasiteleri, 2000’li yıllardaki feminist dergiler ve bir futbol kulübünün taraftar topluluğu üzerinden aktarılıyor.”

    0
    0
    2298
  • 10-03-2023

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), Avrupa Birliği desteğiyle, kültür, diyalog ve destek programları içeren bir projeye başlıyor.

    Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı, Türkiye genelinde kültür-sanat alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ile yerel yönetimler arasındaki diyaloğu ve iş birliklerini ortak projeler aracılığıyla geliştirmeyi amaçlıyor. Üç yıl sürecek proje kapsamında kültür-sanat odaklı STK’larla yerel yönetimlerin birlikte üretecekleri projelere 1,3 milyon Avro hibe desteği sağlanacak. Marmara Belediyeler Birliği (MBB) iştirakiyle ve EUNIC (Avrupa Birliği Ulusal Kültür Enstitüleri) Ankara ve İstanbul iş birliğiyle hayata geçirilen proje, Avrupa Birliği’nin Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı kapsamında doğrudan hibe yoluyla destekleniyor. 

    Ortaklaşa’nın programları, Türkiye genelinde nicel ve nitel olarak yapılacak kapsamlı bir saha araştırmasından elde edilecek veriler ışığında şekillendirilecek. Sivil toplum ve yerel yönetimlerde çalışan kültür-sanat profesyonellerinin ihtiyaçlarını, kaynaklarını ve mevcut ve muhtemel iş birliği zeminlerini anlamayı amaçlayacak araştırmada öncelikli olarak deprem bölgesinde kültür-sanat alanında faaliyetlerine devam etmeye çalışan paydaşlar ziyaret edilecek. “Yerelde bütüncül, kapsayıcı, eşitlikçi ve hak temelli bir kültür ekosistemini ortaklaşa kurmak için ne tür girişimlere, mekanizmalara ve pratiklere ihtiyaç var?” sorusundan yola çıkacak araştırma sonunda 2023 sonunda yayımlanacak çalışma, İKSV’nin 2010’dan bu yana hazırlanan 11. kültür politikaları raporu olacak.

    Program kapsamında, Türkiye genelinde kültür-sanat alanında çalışan sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimlerin birlikte üreteceği ortak projelere toplam 1,3 Milyon Avro tutarında hibe verilecek. Nisan 2023 ve 2024 yılının ilk yarısında açılacak çağrılara tüm Türkiye’den kültür-sanat alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları, en az bir belediye ortağıyla birlikte başvurabilecek. Hibe programında, deprem bölgesine ya da depremden etkilenenlere yönelik tasarlanan kültür-sanatı odaklı projeler de teşvik edilecek.

    STK’larda ve belediyelerde çalışan kültür profesyonellerini bir diyalog programı aracılığıyla kültür politikaları ve yönetimi alanında konuşmaya ve beraber öğrenmeye davet eden Ortaklaşa Diyalog Programı kapsamında yerelde katılımcı kültür politikalarının oluşturulması yolunda sivil toplum ve belediye çalışanlarının katılımıyla, Türkiye’nin tüm bölgelerini kapsayacak 7 Yuvarlak Masa Toplantısı ile 7 Arama Konferansı gerçekleştirilecek.

    Proje kapsamında yedi bölgeyi kapsayacak şekilde çevrim içi ve yüz yüze eğitimler de düzenlenecek. Yerelde katılımcı kültür politikalarının oluşturulmasında çeşitliliği, eşitliği, kapsayıcılığı kucaklayan çözümlere ve önerilere odaklanılacak öğrenme programı, yapılacak saha araştırmasının sonuçlarına göre şekillendirilecek. İçeriğin kültür politikaları, kültür yönetimi, yerel kültürel planlama, kültürel çoğulculuk, kültüre katılım, kültür-sanatın sosyal ve ekonomik etkisi, kamusal alanda sanat, toplumsal cinsiyet eşitliği ve ekolojik dönüşüm için kültür-sanat gibi temalar etrafında tasarlanması planlanıyor.

    ​Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1407
  • 10-03-2023

    EKAV / Eğitim Kültür ve Araştırma Vakfı, Marcus Graf’ın küratörlüğünü üstlendiği, Nezih Çavuşoğlu’nun “Soyutun Sözlüğü (A Dictionary of Abstraction)” başlıklı kişisel sergisini 14 Mart - 25 Nisan tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    Nezih Çavuşoğlu, yaşamın dinamik ve bütüncül varlığını, toplumsal değişimin sonsuz akışıyla yansıtmanın sanatsal yollarını, estetik açıdan çekici ve entelektüel olarak tatmin edici eserler yaratarak bulmuş bir ressamdır. Eserlerini, melankolik veya nostaljik olma tuzağına düşmeden kişisel yaşamının aşamalarını yansıtan çok sesli kültürler olarak tanımlar. Resimlerinde memleketi İstanbul da görülmektedir. Sayısız sokaklarda hayatın akışı, medeniyetlerin hikâyesini anlatan duvarların dokusu ve metropolün kentsel dokusunda iz bırakan farklı kültürler, Çavuşoğlu'nun renk ve doku kullanımında kendini gösterir.

    Sanatçı için resim; eklenilmiş boyutlar, yansımalar ve alternatif yaşama çözümlerinin üreticileridir. Resimleri ağırlıklı olarak günlük hayatın çok kültürlü kaosunu ele alır. Çavuşoğlu çok kültürlü bir toplumda büyüdüğü için bu ona çok doğal gelmektedir. Resimleri kendi içinde tartışmaları barındırır. Her nasılsa kaotik, kültürel farklılıkları yeniden düzenlemek için alternatif bir birlik ve yeni bir denge arar. Ressamca arka plana gönderme yaptığı geçmişin yıkıntıları, ön plan yüzeyinde yeni bir ahenkle buluşurken, parçalarında bir mücadele vardır.

    Sanatçının güncel tablolarından bir seçki olan eserler, dışavurumcu jestlerin hâkim olduğu ‘Stripes’ serisinden, renk alanı serisinden veya serilerden alınmıştır. Çavuşoğlu, sanatının özgür ve samimi olmasını istediği için tek bir imza üslubuna sahip olmayı her zaman reddetmiştir. Sanatçı, belirli ve tek bir ekole yönelik her türlü sınırlandırmaya karşı çıkmaktadır. “Soyutun Sözlüğü” kaligrafiden keskin hat sanatına, aksiyon resminin yanı sıra minimal sanatla bağlantılı işlere kadar uzanan bir yelpazede etkilendiği eserlerini sergileyerek farklı üslup, form ve estetik kullanımlarını sunar.

    Şu anda dünyadaki çoklu krizler nedeniyle yaşadığımız zor günlerde, soyut sanat bize yaşam tarzımızı gözden geçirmeyi düşünebileceğimiz zihinsel, entelektüel ve hatta manevi bir alan verebilir. Bu iç gözlem son derece faydalıdır, ancak aynı zamanda zordur, çünkü günlük hayatımızda dinlenmeden ilerliyoruz. Yine de Nezih Çavuşoğlu'nun resimleri bize durup nefes alma ve insan olmanın ne demek olduğunu yeniden düşünme fırsatı verir. Onlar, istediğimiz gibi olabileceğimiz bir alan bulmak için sürekli mücadele ettiğimiz zorlu varoluşumuzun çölündeki özgürlük vahalarıdır.”

    Marcus Graf

    Künye:
    1. 130x105 cm, Tuval üzerine yağlı boya, Words of Sweetness, 2022
    2. 116x91,5 cm, Tuval üzerine yağlı boya, Flight over Red, 2022
    3. 130x110 cm, Tuval üzerine yağlı boya, Yakamoz, 2022
    ​4. 163x124 cm, Tuval üzerine yağlı boya, Serenity, 2023

    0
    0
    1897
  • 10-03-2023

    Lucile de Pesloüan’ın on yaşında bir çocuğun kitaplar ve kedilerle dolu hikâyesini anlattığı kitabı Arkadaşlık Beklemez, Jacques Goldstyn’ın resimleriyle ve Bahar Demirhan’ın çevirisiyle Kırmızı Kedi Çocuk’tan çıktı.

    Arkadaşlık Beklemez; okurlara akran iletişimi, çocuk hakları, hayvanlar, kitap sevgisi, haklar ve özgürlükler gibi temaları içeren bir okuma sunuyor.

    “Maxime on yaşında. Şu hayatta en sevdiği şey kitaplarla kediler. Şimdilik roman kahramanlarıyla oynasa da gerçek bir arkadaşı olsun çok istiyor. Hislerini paylaşabileceği bir arkadaş. Sözlük okumayı sevdiğini söylediğinde onunla dalga geçmeyecek bir arkadaş. Maxime bir gün okuldan eve dönerken kedi mamalarıyla dolu kaplar keşfeder. Kedisi Zerdeçal’la başladığı heyecan verici bir soruşturmanın sonunda çok özel bir insanla tanışacaktır…”

    0
    0
    2973
  • 09-03-2023

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Garanti BBVA sponsorluğunda 7 Temmuz - 18 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecek 30. İstanbul Caz Festivali’nin Genç Caz+ bölümü için başvurular başladı.

    Bu sene 21. yaşını kutlayacak olan Genç Caz+ için caz, funk, R&B, neo-soul, elektronik müzik, hip-hop ve türler arası doğaçlama içeren müzikler yapan tüm genç müzisyenler, 24 Nisan Pazartesi tarihine kadar başvuru yapabilecek. Genç Caz+ için seçilecek müzisyenler hem bu yıl 30. yılını kutlayan İstanbul Caz Festivali’nde konser verme imkânı yakalayacak hem de festival sonrasında Genç Caz+ albümünde yer alacaklar.

    Genç Caz+, Türkiye’de amatör veya yarı profesyonel olarak müzikle ilgilenen, 30 yaş altındaki genç müzisyen ve topluluklara festival programında yer alabilecekleri bir platform sağlıyor. Başvurular sonrasında belirlenecek müzisyen ve topluluklar, 30. İstanbul Caz Festivali kapsamında şehrin farklı semtlerindeki parklarda ücretsiz olarak gerçekleştirilen Parklarda Caz etkinliklerinde uluslararası sanatçılarla aynı sahneyi paylaşacak ve daha sonra yayımlanacak olan Genç Caz+ albümünde yer alacaklar. Genç Caz+ bu yılki seçici kurulunda; müzisyen Ayşe Tütüncü, müzisyen Cenk Erdoğan, müzisyen Selen Gülün, müzisyen Ogün Şanlısoy, müzisyen Volkan Öktem, radyo programcısı Dr. Hakan Rauf Tüfekçi, yazar Yekta Kopan, Sony Music Türkiye Genel Müdürü Özden Bora, Pozitif ve Babylon’un kurucularından Ahmet Uluğ ve İstanbul Caz Festivali Direktörü Harun İzer bulunuyor.

    Mehmet Uluğ Fonu’nun desteği ve Sony Music Türkiye iş birliğiyle hayata geçirilen Genç Caz+ Albümü’nde Genç Caz+ konserlerine seçilecek toplulukların birer özgün eseri yer alacak. Albüm dijital platformlarda yayımlanacak.

    Genç Caz+’ya profesyonel bir albüm yayımlamamış, 30 yaşın altında olan müzisyen ve topluluklar; caz, funk, R&B, neo-soul, elektronik müzik, hip-hop gibi farklı türler, doğaçlama içeren türler arası müzikler ve benzeri tarzlardaki demoları ile başvuru yapabilecekler. Müzisyenler, kendi özgün eserlerinin yanı sıra başka parçaların yorumlarından oluşan bir repertuvar ile başvurabilirler. Yayımlanacak albümde yer alabilmek için sanatçıların kendi özgün eserleri (söz-beste) ile katılmaları özellikle tercih edilecektir. Değerlendirme Konseri’nde yer almaya hak kazanan isimler 2 Mayıs Salı günü festivalin internet sitesi üzerinden açıklanacak.

    ​Genç Caz+ hakkında ayrıntılı bilgiye ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    2133
  • 09-03-2023

    Steven M. Southwick ile Dennis S. Charney’nin travma sonrası stres bozukluğu ve psikolojik dayanıklılık konularını genetik, psikolojik, biyolojik, sosyal ve spiritüel açılardan ele aldıkları çalışmaları Psikolojik Dayanıklılık - Hayattaki Büyük Zorluklarla Başa Çıkma Sanatı, Defne Orhun’un çevirisiyle İletişim Yayınları’ndan çıktı.

    Derinlikli analizlere dayalı bu çalışma, sarsıntılar karşısında sağlam durmanın ve duygusal, zihinsel, fiziksel dayanıklılık kapasitesini artırmanın inceliklerini öğrenmek isteyenlere bir bilgi kaynağı sunuyor.

    ​“Hemen herkes hayatının bir noktasında büyük bir travma yaşar. Sevdiğimiz birinin ölümü, aile içi şiddet, ağır bir trafik kazası, elden ayaktan düşüren bir hastalık, bir doğal afet ya da savaş. Bu olaylar hayatımızı hiç beklenmedik şekillerde tersyüz eder. Kimileri yaşanan güçlüğe bağlı olarak yıllarca kronik stres yaşarken diğerleri içlerine kapanıp huysuz, öfkeli, depresif bir hale bürünür. Öte yandan psikolojik olarak dayanıklı kabul edilen birçok kişi de, karşılaştıkları güçlüğün üstesinden gelmeyi başarır ve anlamlı bir hayat sürer. Bu kişileri diğerlerinden ayıran nedir? Psikolojik dayanıklılık doğuştan mı gelir, sonradan mı öğrenilir? Zor bir olay karşısında gösterilen tepkiyi daha çok kişisel özellikler mi, yoksa çevresel etkenler mi belirler? Sağlam sosyal bağlar, psikolojik dayanıklılık düzeyini nasıl ve ne kadar etkiler? Travmayı atlatmak ve toparlanmak bir seçim midir? Zorluklar, büyümenin ve bilgelik kazanmanın aracı olarak görülebilir mi? Kendi sorumluluğunu üstlenmek ne demektir ve büyük sıkıntıları aşmakta kişiye nasıl yardımcı olur? İyimserliğin ve esnekliğin psikolojik dayanıklılığa katkısı nedir? Fiziksel zindeliğin güçlüklerle mücadelede nasıl bir rolü vardır? Duyguları eğiterek psikolojik dayanıklılığı artırmak mümkün müdür?”

    0
    0
    2036
DAHA FAZLA
Geldanlage