
Belm’art Space açılış sergisi “Fahrenheit” ile 18 Mart Cumartesi günü Ankara’da kapılarını ilk defa sanatseverlere açıyor.
Sergiye ismini veren bir ısı ölçme birimi olan “Fahrenheit”tan hareketle sergi, izleyiciye güncel sanatın ateşini, ısısını, değiştirme ve dönüştürme gücünü hatırlatarak güçlü bir deneyim sunuyor. Sergide Ahmet Güven, Aslı Işıksal, Asaf Erdemli, Aykut Öz, Bestami Gerekli, Beyza Boynudelik, Deniz Varlı, Erdal Duman, Fırat Engin, Genco Gülan, Hamza Kırbaş, Haydar Akdağ, Hüseyin Arıcı, Mehmet Sinan Kuran, Mustafa Duymaz, Ramazan Can, Serkan Demir, Şevket Arık, Tanzer Arığ ve Zeynep Karabacak’ın eserleri yer alıyor.
Belm’art Space, temsil ettiği genç ve kıdemli çağdaş sanatçıların sergilerine ev sahipliği yapmanın yanı sıra genç üretimlerin desteklenmesi ve görünürlük kazanması bilinciyle programlarını oluşturmayı amaçlıyor. Galeri üstlendiği sosyal sorumluluk bilinciyle gerçekleştireceği eğitim programları, sanatçı buluşmaları, konserler, atölyeler, sanat profesyonelleri ve kültür üreticileri ile gerçekleşecek konuşma dizileri ile başkent kültür hayatına yepyeni ve çağdaş bir soluk kazandırarak insanları buluşturan, üreten, paylaşan ve yaşayan bir mekân olmayı hedefliyor.
18 Mart Cumartesi günü saat 18.00’de açılacak “Fahrenheit” sergisini 30 Nisan’a kadar pazartesi hariç her gün 12.00 - 19.00 saatleri arasında Ankara’da yer alan Belm’art Space’de ziyaret edebilirsiniz.
Adres: Tunalı Hilmi Caddesi, Kuğulu Apt. 112/2 Çankaya / Ankara
Künye:
1. Deniz Varlı, Enkaz Serisi, 2020, Tuval Üzeri Yağlıboya, 35x50 cm
2. Şevket Arık, Penty LOver, K.Ü.Lavi, 42x52, 2021
3. Bestami Gerekli, Nikah Töreni, 2022, Karışık teknik, 118,5 x 86.5 x 10 cm
Rahmi M. Koç Müzesi, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 108’inci yılında Atatürk’ün Çanakkale cephesinde kullandığı ve üzerinde fotoğrafının olduğu Fiat Zero otomobilin aynı modelinin İtalya’daki son örneğini sergiliyor.
Harbiye Nezareti’nin, 1915 yılında Anafarta Grup Komutanı Mustafa Kemal’e tahsis ettiği Fiat Zero ile aynı model olan otomobil İtalya’nın Torino şehrinden getirilerek, Tofaş tarafından Rahmi M. Koç Müzesi’ne hediye edildi. Atatürk’ün Çanakkale Savaşları esnasında bu otomobil üzerinde çekilen fotoğrafı da bulunuyor.
Türk Şehitlikleri İmar Vakfı tarafından kurulan ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Karataş’ın başkanı olduğu Çanakkale Savaşları Enstitüsü, ayrıntılı çalışmaları sonucunda Atatürk’ün cephede kullandığı otomobilin 1913 model Fiat Zero modeli olduğunu belirledi. Fiat Zero, enstitü tarafından yayına hazırlanan Anafarta Dergisi’nin 2022 İlkbahar sayısında kapağa taşındı. Enstitü Araştırmacısı Onur Kuşku, kaleme aldığı “Mustafa Kemal Atatürk’ün Otomobili Peşinde: Gelibolu’da Tekerlek İzleri” başlıklı yazıda, Atatürk’e tahsis edilen otomobilin hikâyesini ele aldı.
Model Zero’nun üretimi, 1912 yılında Fiat’ın Torino’da yer alan Corso Dante Fabrikası’nda başladı. Devam eden yıllarda ise Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte modelin üretimi sekteye uğradı. Fiat’ın üretim hatlarının tamamı, İtalyan ordusunun ihtiyaçlarına ayrıldı. Model Zero, 1915 yılında banttan son kez indiğinde 2 bin adetlik satışa ulaşmıştı. Model ismindeki “12-15 HP” ibaresi beygir gücünün yerine otomobilin İtalyan vergi sisteminde girdiği dilimi yansıtıyor.
Üretilen 2 bin adet otomobilden günümüze ulaşabilen az sayıdaki örneği ise müzelerde sergileniyor. Model Zero’da 1.846 santimetreküp (1.8 litre) değerinde karbüratörlü ve dört silindirli doğal emişli benzinli motor bulunuyor. Motoru 2 bin devir dakikada maksimum 19 beygirlik güç üretiyor. Dört kişilik oturma düzenine sahip, iki kapılı tarzda olan Zero, saatte 63 kilometre hıza ulaşabiliyor. Model Zero, pek çok ülkede satışa çıktı. Arşivlerde Türkiye’ye 12 adet gelen Fiat Zero’yu İstanbul’da satan bayinin adı “Dilsizian” olarak geçiyor.
Şair, tiyatro ve sinema oyuncusu Kâmran S. Yüce’nin bütün şiirlerinin yer aldığı Dünyaya Sevgilerle adlı kitap Everest Yayınları’ndan çıktı.
Yaşamı boyunca şiirle iç içe olmuş Yüce, ilk dönemlerinde bireysel konuları, zaman içerisinde “emek” gibi toplumsal konuları da ele alır. Döneminin hiçbir akımına bağlı kalmayan Yüce, Hilmi Yavuz’un da belirttiği gibi “ne o ne de öteki” olmayan, özgün bir şiir dünyasına sahiptir.
“Adı Kâmran Yüce
Altı dize
Üç perde,
Konu
Dünyaya sevgilerle
Perde”
Davulcu ve perküsyonist Nihal Saruhanlı’nın ilk teklisi “Pieces&Parts No.1” müzikseverlerle buluştu.
Nihal Saruhanlı’nın “Pieces&Parts No.1” isimli parçasının kaydı Oğuz Öz tarafından İTÜ Miam Müzik Stüdyosu’nda yapıldı. Canlı olarak kayıt edilen parçaya, tenor saksafon ve klarnette Nedim Ulusoy, elektrik gitar ve efektlerde Şevket Akıncı, elektrik gitarda Mert Pekduraner, bas gitar ve FX klarnette Mehdi Farzani eşlik etti. Mix ve mastering’i Barkın Engin tarafından yapılan parçanın Dolby Atmos mix’i ise Oğuz Öz tarafından İTÜ Miam’da gerçekleşti. “Pieces&Parts No.1” parçasının görsel tasarımı ve dili Alican Pek (Superbad Studio) imzası taşıyor. Fotoğraflar ise Hakan Bintepe’ye ait.
Nihal Saruhanlı’nın “Pieces&Parts No.1” isimli ilk teklisini buradan dinleyebilirsiniz.
Işıl Kapu’nun “Primitif İzlerin Işığında” başlıklı ilk kişisel sergisi 19 Nisan tarihine kadar Galeri Bosfor’da sanatseverlerle buluşuyor.
Arkeolojik idoller ve figürinler üzerine odaklanan heykel ve rölyeflerin yer aldığı Kapu’nun “Primitif İzlerin Işığında” başlıklı sergide Işıl Kapu tarih öncesi beden formlarını güncel malzeme ve tekniklerle ele alıyor. Sergide yer alan heykeller, sanatçının arkeolojik kültür mirasının korunması ve bilginin aktarılması üzerine düşünmesi ile başlıyor. Çatalhöyük’teki arkeolojik alandan çıkan Neolitik çağa ait figürinlerin yeniden yorumlanması ve sunulması üzerine odaklanan Kapu, güncel üretim teknikleri ve malzemeler ile primitif objenin yüzey, kütle ve form elementlerinin nasıl farklı yorumlanabileceği üzerine eğiliyor.
Eskizle çalıştığı arkaik beden soyutlamalarını dijital modellemeye aktaran sanatçı, bir bakıma dijital kolajlar üretiyor ve son aşamada dijitalden nesneye dönüştürürken heykeli ölçeklendiriyor. Figürinlerin bedenlerini soyutladıkça, tekrar ettikçe, birbiri üzerine ekleyip çıkardıkça, arkaik heykel ve rölyeflerin yüzeyinde belirgin olan hareketliliği ve formu daha belirsiz hâle getiriyor. Yaptığı büyük boyutlardaki rölyeflerde bedenin iç içe geçiş aşaması topografik bir hâl alıyor. Sanatçı sergide heykelin kendi ışığını, formunu ve kütlesini en iyi vurgulayacak biçimde tek renkte, siyah, beyaz ve gri kullanarak heykeli resimsel olandan uzaklaştırıyor. Polyester ve beton malzeme ile gerçekleştirdiği heykellerde, mat ve parlak yüzeyler aracılığı ile ışıkla ilişki kuruyor.
Işıl Kapu, bu sergi ile izleyici için tarih öncesi çağlara dair bir alan hissi oluşturmayı amaçlıyor. Sergide toprak altından çıkmış etkisi taşıyan büyük kütleler, eşit boyutlardaki çoklu rölyef sunumları, totemler ve müstakil heykeller ile ölçek ve malzeme açısından dinamik bir yerleştirme yer alıyor.
Işıl Kapu’nun “Primitif İzlerin Işığında” başlıklı sergisini 19 Nisan’a kadar Galeri Bosfor’da ziyaret edebilirsiniz.
Attilâ İlhan Bilim, Sanat ve Kültür Vakfı tarafından Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları desteğiyle bu yıl sekizincisi düzenlenecek Attilâ İlhan Edebiyat Ödülleri’nin 17 Haziran’a kadar devam edecek başvuru süreci başladı.
Yarışma kapsamında 2022 yılında yayımlanmış bir şiir kitabı ve bir romana “Attilâ İlhan Edebiyat Ödülü”; ayrıca yine 2022 yılında yayımlanan bir ilk roman ve ilk şiir kitabı için “Vakıf Özel Teşvik Ödülü” verilecek.
Attilâ İlhan Edebiyat Ödülleri’nin, Onursal Başkanlığı Doğan Hızlan tarafından üstlenilen iki jürisi bulunuyor: Başkanlığını Mehmet Eroğlu’nun üstlendiği Roman Seçici Kurulu’nun üyeleri arasında Deniz Yüce Başarır, Faruk Şüyün, Seval Şahin ve aile adına Ali Cem İlhan yer alıyor. Şiir Seçici Kurulu’nda ise Metin Celal başkanlığında, üyeler A. Ali Ural, Adnan Özer, Tuğrul Tanyol ve aile adına Kerem Alışık bulunuyor.
Yarışmaya katılacak şair, yazar ya da yayınevlerinin, hangi kategoriden aday olduğunu belirten (Attilâ İlhan Edebiyat Ödülü ya da Vakıf Özel Teşvik Ödülü) imzalı bir yazı ve kısa özgeçmişin yanı sıra vakıf sitesinden (www.tilahan.org) indirip dolduracakları katılım formu ile birlikte 10 nüsha kitaplarını, 17 Haziran Cumartesi günü akşamına kadar Attilâ İlhan Bilim Sanat ve Kültür Vakfı’nın Sıraselviler Caddesi, Billurcu Sokak No.26 Kat 2 Taksim, Beyoğlu- 34433 İstanbul adresine teslim etmeleri gerekiyor. Ödül kazanan eserler Kasım 2023’te açıklanacak.
Attilâ İlhan Edebiyat Ödülleri; şair, romancı, düşünür, gazeteci, senarist ve eleştirmen Attilâ İlhan’ın düşüncelerini ve anısını yaşatmak amacı ile İlhan ailesi tarafından 2008 yılında kurulan Attilâ İlhan Bilim Sanat ve Kültür Vakfı’nca düzenlenmeye başladı. Yedi yıldır Türk edebiyatında saygın bir konuma yerleşen Attila İlhan Edebiyat Ödülleri’ne şiir ve roman alanlarında bulunduğumuz yıldan bir önceki takvim yılında basılan kitaplar başvurabiliyor. Attilâ İlhan Bilim Sanat ve Kültür Vakfı bu yarışma ile ayrıca, Attilâ İlhan’ın hayattayken yaptığı gibi genç şair ve romancıları teşvik etmeyi de amaçlıyor. Bu çerçevede ilk roman ve ilk şiir kitaplarına da “Vakıf Özel Teşvik Ödülü” veriliyor.
Balahan Gürel’in yönettiği, Tuğba Erdem’in başrolde oynadığı Karanlıkta Kadınlar Sarı Görünür oyunu 19 Mart’ta Üsküdar Tekel Sahnesi’nde prömiyer yapacak.
Balahan Gürel ve Tuğba Erdem’in feminist bilinçle yazan ilk Amerikalı yazar olarak kabul edilen Charlotte Perkins Gilman’ın Sarı Duvar Kâğıdı hikâyesinden ilhamla yola çıkarak yazdıkları özgün tiyatro eseri Karanlıkta Kadınlar Sarı Görünür, çevresi tarafından “normalleştirilmeye” çalışılarak sürekli kısıtlamalara, psikolojik manipülasyonlara (gaslighting) maruz kalan genç bir kadına odaklanıyor. Genç kadın çevresine kendini kanıtlama uğraşı sırasında yeni taşındıkları evdeki duvar kağıdında beklenmedik bir şey fark etmesi ile seyirciye “Farklılık nedir?”, “Uyum sağladığımız şeyler bizi tutsak edebilir mi?” ve “Karanlığa hapsolsak da burada kendimize umut dolu bir dünya yaratmayı başarabilir miyiz?” gibi sorular yöneltiyor. Sıkıştığımız düzen ve kalıplardan özgürleşmeye dair bir çağrı niteliği taşıyan Karanlıkta Kadınlar Sarı Görünür oyununun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
“Sen başını kaldırır gökyüzüne bakarsın. Önce yanına gelirler, baktığın yere bakarlar ama senin gördüğünü göremezlerse yandın. Hemen başını aşağı eğerler çünkü. Sen de sırf bazen korkudan gökyüzüne bakmazsın biri gelip arkandan bakacak diye. Senin gördüklerini orada göremeyecek diye.”
Künye:
Yazan: Balahan Gürel, Tuğba Erdem
Yöneten: Balahan Gürel
Oynayan: Tuğba Erdem
Topluluk: Tiyatro Odeon
Yapım: Federal Yapım
Proje Danışmanı: Cem Uslu
Işık Tasarımı: Yakup Çartık
Kostüm ve Desen Tasarımı: Emre Aksakarya
Sahne Tasarımı: Işıl Çağlar Narler
Desinatör: Çisem Savaş Erdoğan
Koordinatör: Elif Nutku
Yönetmen Yardımcısı: Ebru Terzi
Fotoğraflar: Şevval Balkan
Afiş Tasarımı: Gökhan Yeter
Ali Atmaca’nın “Opus 39” başlıklı kişisel sergisi 16 Mart - 21 Nisan tarihleri arasında Brieflyart’ta sanatseverlerle buluşacak.
Nilgün Yüksel’in küratörlüğünü üstlendiği “Opus 39” sergisinde Ali Atmaca müziğin ritmini resim ile bir araya getiriyor. Çizgilerin içinden çıkarak boşlukta devinen müzisyen göndermeleri, boşluğun çoğalıp figürün yitişiyle görüntünün sese dönüşmesine işaret ediyor. Sergide mekânı dolduran yapıt, yapıtı dolduran renk, çizgi, form; mekânda bedenin, yapıtta gözün devinimi için kalan boşluk ve boşluğu saran ses, sonsuzda yankılanan bir espasa dönüşüyor.
Atmaca’nın üretiminde hep olan müziksel tavır, “Opus 39” sergisinde sanatsal kariyerinin uğraklarından müzisyenlerle birleşerek yeni bir sentezin oraya çıkmasını sağlıyor. Yapıtlar, sadece temsili olanı değil, renk ve formla bütünleşen ezgiyi; sesin, görüntüyle ifade edilişini pür bir dille aktarırken izleyiciyi sanatçının müzikle devinimine de ortak ediyor.
“Opus 39” sergisi için hazırlanan katalogda, sanatçının eserlerine Nilgün Yüksel’in yazısı eşlik ediyor.
Nick Cave ile gazeteci Seán O’Hagan’ın pandemi dönemindeki kırk saati aşkın telefon sohbetlerinin sonucunda ortaya çıkan İnanç, Umut ve Kıyım adlı kitap, Avi Pardo’nun çevirisiyle Sia Kitap’tan çıktı.
İnanç, Umut ve Kıyım’daki Nick Cave’in hayata, ölüme, inanca, paylaşıma, sanata, çalışmaya, bireysel ve kolektif yasa, tekrar tutunmaya dair görüşleri sadece müzik severlere ve hayranlarına değil, sanatın ve sanatçının yarattığı umuda ihtiyaç duyan herkese hitap ediyor.
İkili bu görüşmelerde hem dünyadaki hem de Cave’deki büyük dönüşümü konuşuyorlar. 2015’te Skeleton Tree albümünün kayıtları esnasında oğullarından Arthur’un ölümüyle Nick Cave, yaşadığı kederin ardından bulduğu farklı türden yaratıcı enerjiyle olgunluk dönemine girdi: Ghosteen ve Carnage albümleri, oynadığı belgesel filmler, giriştiği sanat ve yoğunlaştırdığı iletişim çabaları, grubuyla ve tek başına verdiği konserleri, gösterileriyle adından çokça söz ettirdi.
“Bütünüyle yanılıyor olabilirim, fakat mümkün gibi görünüyor – hükümetlerimizin suç teşkil edecek ölçüde basiretsizliği, dünyanın bozulmakta olan sağlığı, her yerde var olan bölücülük, dehşete düşüren merhamet ve bağışlama eksikliği, insanların birbirlerine duydukları nefret– buna rağmen, umutluyum.”
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) bu yaz gerçekleştireceği festivaller ile klasik ve güncel müziğin önde gelen isimlerini müzikseverlerle buluşturacak. 51. İstanbul Müzik Festivali 1 - 17 Haziran tarihleri arasında, 30. İstanbul Caz Festivali 7 - 18 Temmuz tarihleri arasında ve +1 Sunar: Gezgin Salon Festivali’nin ikincisi ise 29 - 30 Temmuz’da gerçekleştirilecek.
İKSV tarafından, Borusan Holding sponsorluğunda 1 - 17 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek 51. İstanbul Müzik Festivali; 25 konserde, Salzburg Mozarteum Orkestrası, Tekfen Filarmoni Orkestrası, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası, Hollanda Kraliyet Concertgebouw Oda Orkestrası, Münih Oda Orkestrası, Borusan Quartet gibi önemli topluluklar ve Anne-Sophie Mutter, Barbara Hannigan, Fazıl Say, Nicolas Altstaedt, Matthias Goerne, Arabella Steinbacher, Avi Avital gibi solistlerin aralarında olduğu 60’ın üzerinde ismi ağırlayacak. Festival programında Cumhuriyet'in 100. yılına özel olarak geliştirilen yeni projeler, Anadolu topraklarında yaşamış önemli kadın figürlerinden ilhamla yazılan eser siparişleri, Cumhuriyet’in ilk yıllarından geleneksel Türk müziği ve İstanbul tangosu besteleri, günümüz klasik müzik dünyasının yıldız solistleri, seçkin orkestralar ve disiplinlerarası projeler yer alacak. Festivalde sekiz eser dünya prömiyeri, dört eser ise Türkiye prömiyeri yapacak. 51. İstanbul Müzik Festivali’nin programına ve festival hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. 51. İstanbul Müzik Festivali biletleri, Lale Kart üyeleri için 20 Mart Pazartesi günü 10.30’da başlayacak indirimli ön satış döneminin ardından, 24 Mart Cuma günü 10.30’dan itibaren, avantajlı dönem fiyatlarıyla Passo ve İKSV ana gişeden üzerinden genel satışa sunulacak.
İKSV tarafından, Garanti BBVA’nın sponsorluğunda 7 - 18 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek 30. İstanbul Caz Festivali, 40’a yakın konserde usta isimlerden yeni keşiflere 200’ü aşkın yerli ve yabancı sanatçıyı müzikseverlerle buluşturacak. Festivale konuk olacak isimler arasında “Ho Hey” ve “Ophelia” gibi şarkılarıyla tanınan Amerikan folk topluluklarından The Lumineers, kariyeri boyunca Herbie Hancock, Damon Albarn ve daha nice isme eşlik etmiş, Afro-pop’un önemli seslerinden Fatoumata Diawara, cazdan blues ve folka uzanan güçlü vokaliyle Lizz Wright ve Güney Kore’nin yıldız ismi Youn Sun Nah Quartet yer alıyor. Festival kapsamında Morcheeba, Alfa Mist, Kovacs, Mammal Hands, Adamlar, Ekin Beril, Elif Sanchez, Mert Demir, Takeshi’s Cashew ve çok daha fazla isim Parkorman’da konser verecek. Vurmalı çalgılar ustası Okay Temiz ile Riff Cohen’i ilk kez bir araya getirecek Riff Cohen & Okay Temiz “The Ritual” projesi de festivalin özel projelerinden biri olarak müzikseverlerle buluşacak. Festivalin klasik mekânlarına bu yıl Parkorman’ın yanı sıra yeşillikler içindeki terasıyla Robert Kolej ekleniyor. Festivalin diğer konserlerine The Marmara Esma Sultan Yalısı ve Sultan Park-Swissôtel the Bosphorus ev sahipliği yapacak. +1’li Gece Gezmesi, bu yıl da Moda Sahnesi, Dorock XL, Kadıköy Sineması ve The Wall’da gerçekleşecek. Caz Vapuru, bu yılki yolculuğunda festival izleyicisini caz ve swing tınıları eşliğinde Anadolu Kavağı’na götürecek. 30. İstanbul Caz Festivali’nin programına ve festival hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. 30. İstanbul Caz Festivali biletleri Lale Kart üyeleri için 20 Mart Pazartesi günü 10.30’da başlayacak indirimli ön satış döneminin ardından, 24 Mart Cuma günü 10.30’dan itibaren, avantajlı dönem fiyatlarıyla Passo ve İKSV ana gişeden üzerinden genel satışa sunulacak.
Geçtiğimiz yıl 20 bine yakın müzikseveri ağırlayan +1 Sunar: Gezgin Salon Festivali’nin ikincisi 29 - 30 Temmuz’da Parkorman’da düzenlenecek. Festivalin ilk gününde sahnede “elektronik bir aydınlanış” deneyimi sunan Satori, soul-funk’ın önemli seslerinden L'Impératrice, elektro-pop’a yeni bir soluk getiren Agar Agar, deneysel pop üslubuyla Sylvie Kreusch ile küresel müzik sahnesinde adını duyuran Emir Taha; ikinci gününde klasik ile elektronik müziği harmanlayan Jon Hopkins, samimi sahne enerjileriyle Büyük Ev Ablukada, romantik masalları ve şehvetli sesiyle Warhaus, meşhur “çöl noir” tınısıyla Still Corners ve karanlık R&B tarzıyla Tsar B’yi ağırlayacak. Gezgin Salon Festivali’nin programına ve festival hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. +1 Sunar: Gezgin Salon Festivali’nin biletleri Lale Kart üyeleri için 15 Mart Çarşamba saat 10.30’da başlayacak indirimli ön satış döneminin ardından, 17 Mart Cuma saat 10.30’dan itibaren Passo ve İKSV ana gişeden üzerinden genel satışa sunulacak.