
Efnan Sarıahmetoğlu’nun “LAYERS” başlıklı ilk kişisel sergisi 29 Nisan’a kadar Galeri Sekiz Artı Bir’de sanatseverlerle buluşuyor.
İstanbul’un nostaljik yapılarını, zihninde oluşturduğu örüntüler hâlinde resmederek minik kağıtlara aktaran Efnan Sarıahmetoğlu’nun sade, renkli ve özgün yapıtları “LAYERS” sergisiyle izleyici karşısına çıkıyor. İstanbullu olanların kolektif bilinçaltında yer alan yapılar ile karşılaşabilecekleri sergi, Sarıahmetoğlu’nun tez ve anti-tez sayılabilecek iki ayrı dönem çalışmalarını barındırıyor. Balat’da yaşayan Sarıahmetoğlu, sokakları gezerken hafızasında iz bırakan yapıları eklektik bir biçimde kağıtlara resmettiği çalışmalarını bu sergi ile birlikte tuvallere taşıyor.
Şair Enis Akın’ın 1988-2019 yılları arasında çıkmış şiir kitaplarının tek ciltte toplandığı İşte Geldik adlı kitabı, Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı.
Günümüz şiirinin öncü isimlerinden Akın, 1980’lerin sonlarında aylık kültür-sanat dergisi Edebiyat Dostları kadrosuna katılarak adını duyurdu. İlk şiir kitabı Hiç Ama Birini 1989 yılında çıktı. 1990’ların başında beyazmanto adlı fanzini çıkardı; 2000’lerde çeşitli şiir simalarıyla söyleşiler düzenledi. 2013 yılından itibaren şiir ve eleştiri dergisi Natama dergisini çıkaranlar arasında yer aldı. 1995’te yayımladığı ikinci kitabı Öyleyse Ayrılalım’dan sonra Puşt Ahali (2002), Öpünce Geçmez (2003), Çok Sevmek (2006), Güzel Boşluk (2008), Dağdaki Emirler (2011), Mutsuzluk. (2015), Müjgân (2019) adlı kitaplarını çıkardı.
“işte geldik
bi kedinin uzanıp su içişine gözlerinin dibinden
akşamdan kalan içki masalarına
bi vadinin yukarsındaki köylerden inmesine bacaklarının
yanlış güvenlik hislerine
ağrı dağının ağır ağır yetişmeye çalışmasına arkandan
geldik
ya hakkaten denizin kendisi bi kazaysa
bir esnemenin
bir enseden öpülmenin
bir aksiliğin tadına varalım
iyi ki geldik
burası iyi
burda duralım”
TOBB Türkiye Kreatif Endüstriler Meclisi, Netflix, Tiyatro Kooperatifi ve İhtiyaç Haritası iş birliğiyle hayata geçirilen “Renkli Hayaller Sahnesi” projesi kapsamında 23 Nisan’dan itibaren tiyatro oyunları, atölye çalışmaları, konserler ve film gösterimleri gerçekleştirilecek.
#BirlikteDüşlüyoruz sloganıyla yola çıkan “Renkli Hayaller Sahnesi” projesi 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda başlayarak iki ay süreyle devam edecek. Depremden etkilenen çocukları sanatın iyileştirici gücüyle bir araya getirmeyi amaçlayan proje kapsamında Hatay ve Kahramanmaraş’ta özel çadırlar kurulacak. Projenin haftanın altı günü gerçekleştirilecek aktiviteleri arasında uzman psikologlar tarafından incelenip onaylanan birbirinden farklı tiyatro oyunları, atölyeler, drama çalışmaları, konserler, sokak performansları, film ve belgesel gösterimleri yer alıyor.
Türkiye Odalar Borsalar Birliği Kreatif Endüstriler Meclisi’nin organizasyon gücü ve desteğiyle düzenlenen projenin yürütücülüğünü 70’i aşkın özel tiyatronun güç birliğiyle kurulan Tiyatro Kooperatifi yürütecek. Netflix, projenin finansmanını üstlenmenin yanı sıra gösterimi yapılacak film ve belgesel içeriklerini sağlayacak. İhtiyaç Haritası ise proje için bölgedeki ihtiyaçları tespit ederek operasyonel destek sağlayacak.
Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı tarafından ilkgençlik alanında eser üreten kadın yazarları desteklemek amacıyla bu yıl ilk kez armağan edilecek Beyhan Eczacıbaşı İlkgençlik Edebiyatı Yılın Kadın Yazarı Ödülü’ne başvurular 1 Mayıs’a kadar devam ediyor.
Seçici kurulunda Başkan Prof. Dr. Jale Parla’nın yanı sıra Prof. Dr. Nüket Esen, Prof. Dr. Sibel Irzık, Müge İplikçi ve Asuman Kafaoğlu-Büke’nin bulunduğu ödül, kadın yazarların eser üretmesi ve ilkgençlik edebiyatı türünün bilinirliğinin artmasını amaçlıyor.
Ödüle yaş sınırı aranmaksızın tüm kadın yazarlar ilkgençlik edebiyatı türünde, roman, öykü ya da anlatı dallarındaki eserlerle başvurabiliyor. Başvurusu yapılan eserin ilk baskısının 2022 yılı içinde gerçekleşmiş ve ISBN numarası alınmış bir yayın olması gerekiyor. Ödül başvurusu yazar ya da yazarın onayıyla yayınevi tarafından https://beyhaneczacibasiedebiyatodulu.com/ sitesine yapılabiliyor.
Birinci olan yazar 50 bin TL para ödülünü almaya hak kazanacak. Beyhan Eczacıbaşı İlkgençlik Edebiyatı Yılın Kadın Yazarı Ödül Töreni ise 8 Eylül 2023’te yapılacak.
Beykoz Kundura, 29 Nisan Dünya Dans Günü’nde 14 yıl önce hayatını kaybeden dansçı ve koreograf Pina Bausch’u “Dans Aşkına: Pina Bausch” başlıklı film ve sohbet programıyla anacak.
Kundura Sahne ve Kundura Sinema ortaklığıyla hazırlanan “Dans Aşkına: Pina Bausch” programı, “dans tiyatrosu” (tanztheater) kavramını modern dans literatürüne yerleştiren ve kumpanyası Tanztheater Wuppertal ile pek çok esere imza atmış Pina Bausch’un dünyasını hatırlatmayı ve anlatmayı amaçlıyor. 29 ve 30 Nisan’da gerçekleşecek program kapsamında, Chantal Akerman’ın yönettiği 1983 yapımı One Day Pina Asked… / Bir Gün Pina Dedi ki… ve 2022 Almanya yapımı Dancing Pina / Dans Eden Pina filmleri gösterilecek.
20. yüzyılın en dikkat çekici kadın sanatçılarından ikisini bir araya getiren Bir Gün Pina Dedi ki…, dansçı ve koreograf Pina Bausch’u ve onun Tanztheater Wuppertal adlı kumpanyasının çalışmalarını Chantal Akerman’ın gözünden anlatıyor. The New Yorker’ın “Dans ve sinemanın en büyük sentezlerinden biri” sözleriyle tanımladığı film; beş haftalık bir Avrupa turnesi boyunca kumpanyanın provalarını ve performanslarını kaydederken, Pina’nın sarsılmaz aşk arayışındaki yaratım dünyasını izleyiciye sunuyor. Florian Heinzen-Ziob’un yönetmenliğini üstlendiği Dans Eden Pina belgeseli, dünyanın dört bir yanından genç dansçıların Pina’nın benzersiz koreografik stilini keşif süreçlerine odaklanıyor. Avrupa ve Afrika’da Pina Bausch’un projelerine çalışan iki dans okulunu hazırlık aşamasını izleyen film, iki farklı kültürden gençlerin Pina Bausch ile kurdukları derin ilişkiyi ve sevgiyi gözler önüne seriyor.
Programın ikinci günü sürpriz bir etkinlikle başlayacak ve katılımcılar Pina Bausch’un nelken-line (nelken-çizgisi) adlı dans dizisini, Beykoz Kundura’nın sahilinde canlandıracaklar. Aynı gün ayrıca, Kundura Sinema’da Aslı Ildır’ın moderatörlüğünde “Pina’yı Anlamak ve Anlatmak” başlıklı bir sohbet gerçekleştirilecek. Sohbette dans sanatçısı ve koreograf Leyla Postalcıoğlu ve sinema yazarı ve küratör Müge Turan, Pina Bausch’un sinemada ve sahnedeki büyüsünü konuşacaklar.
Etkinlik biletlerden elde edilecek tüm gelir, deprem bölgesinde yürütülen yardım çalışmalarına bağışlanacak. “Dans Aşkına: Pina Bausch” programının biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Künye:
1-3. Dancing Pina / Dans Eden Pina
4-5. One Day Pina Asked… / Bir Gün Pina Dedi ki…
6. PinaBausch © Wilfried Krüger
İş Sanat Kibele Sanat Galerisi, 1988 yılında hayatını kaybeden ressam Zeki Faik İzer’in “Paris, İstanbul, Nice” başlıklı sergisini, sanatçının doğumunun 118’inci yılında sanatseverlerle buluşturuyor.
Prof. Ayşegül İzer ile Emre Zeytinoğlu’nun birlikte hazırladığı “Paris, İstanbul, Nice” başlıklı sergi, Zeki Faik İzer’in çeşitli koleksiyonlardan ödünç alınan eserlerin yanı sıra, aile arşivinde bulunan ve ilk kez izleyiciyle buluşacak yapıtlarından oluşuyor. Kübizmle başladığı sanat hayatına ilerleyen dönemlerde desenler ve soyut figürlerle devam eden Zeki Faik İzer, sanatını “Ritmi desende buldum: Bazen hareketli, bazen sükûnet içinde” sözleriyle tanımlıyor. Düzensizliğine müzikalite ve ritim veren İzer’in coşku dolu eserlerinde içten gelen doğal bir kendiliğindenlik, neşe, dinamizm ve enerji yer alıyor. Sanatçının tuvallerindeki renkler, kıvrak fırça kullanımı ile oluşturulan lekeler ve dokular üst üste gelerek, resimde ifade edilmeye çalışılan düşünceyi ve duyguyu en üst seviyeye taşıyarak izleyene yansıtıyor.
Zeki Faik İzer’in torunu Prof. Ayşegül İzer, sanatçıyı şu sözlerle anlatıyor: “Doğayı olduğu gibi tasvir etmek yerine, sanatçı, duyguları ve iç dünyasını ortaya koymalı, gerçek olanın biçimini bozarak, kendi öznel duygularını ifade etmeye çalışmalı. Formüllerden ancak orta kaliteli sanat eseri çıkar. Fakat formüller, şaheser resimlerden çıkmıştır.”
Zeki Faik İzer’in “Paris, İstanbul, Nice” başlıklı sergisini 9 Temmuz’a kadar her gün 10.00 - 19.00 saatleri arasında İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde ziyaret edebilirsiniz.
Reina Ollivier ve Karel Claes’in yazdığı, Steffie Padmos’un resimlediği “Süper Hayvanlar” serisinin En İyi Anneler ve Babalar adlı kitabı Ebru Koç Bal’ın çevirisiyle İthaki Çocuk’tan çıktı.
Hayvanlar âlemindeki bazı türlerde, tıpkı insanlarda olduğu gibi anneler ve babalar yavrularının gelişiminde önemli rol oynar. Onları koruyup kollar, güvende ve sağlıklı olmaları için çeşitli önemler alıp fedakârlıklar yaparlar.
En İyi Anneler ve Babalar kitabında penguen, tilki, palyaço balığı, kanguru gibi pek çok türün yavruları, kendileri hakkında verdikleri bilgilerin yanı sıra okuru o türün mükemmel anne ve babalarıyla tanıştırıyor.
Caz dünyasının en iyi piyanistleri arasında gösterilen Kenny Barron, 21 Nisan akşamı Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda (CRR) konser verecek. Konserde Barron’a davulda Johnathan Blake ve kontrabasta Kiyoshi Kitagawa eşlik edecek.
14 yaşından itibaren caz dünyasının içinde olan Kenny Barron, kariyeri boyunca Dizzy Gillespie, James Moody, Milt Jackson gibi önemli isimlerle çalıştı, dokuz kez Grammy’e aday gösterildi, 200’ün üzerinde kayıta imza attı ve American Jazz Hall of Fame tarafından, yaşam boyu başarı ödülüne layık görüldü. Piyanist ve besteci kimliğinin yanı sıra Barron 30 yıldır caz dünyasına yeni yetenekler kazandırmak amacıyla eğitmenlik yapıyor. Cazda emprovizasyonu (doğaçlama) korumaya çalışan ve melodiye önem veren Barron, 25 yıl Rutgers Üniversitesi’nde aranjman ve bestecilik eğitimi verdi, daha sonra da Juilliard Konservatuvarı’nda piyano dersleri vermeye devam etti. Kenny Barron eğitmenlik süreci boyunca David Sanchez, Terence Blanchard ve Regina Bell gibi pek çok yetenekli öğrenci yetiştirdi.
Kenny Barron öğrencilerle ilgili olarak şunları söylüyor: “Gençler gerçekten çok iyi ve harikalar. Bazen de korkutucular. Özellikle teknik terminolojide ve okuma konularında benim onların yaşında olduğumdan çok daha ileriler. Ancak bir dezavantajları var. Müzik öğrenmedeki temel problemlerden birisi duyguları göremiyor oluşunuzdur. Beyninizle çalarsınız, fakat kalbiniz sizi yönlendirmeli. Sanırım bunu zaman geçtikçe öğrenecekler.”
21 Nisan saat 20.00’de Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda (CRR) gerçekleşecek Kenny Barron Trio konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Türkiye sinemasının üç farklı jenerasyonundan öne çıkan yönetmenler ve film profesyonellerinin bir araya geldiği “Prizma Expanded: Algının Poetikası” sergisi 11 Mayıs - 29 Temmuz tarihleri arasında Akbank Sanat’ta izleyicilerle buluşacak.
Küratörlüğünü Lara Kamhi’nin üstlendiği sergide; Reha Erdem & Florent Herry, Zeynep Dadak & Çiçek Kahraman, Deniz Tortum & Alican Çamcı’nın ikili olarak ortak üretimleri olan, mekâna özgü ve deneyim tabanlı sinematik eserleri yer alıyor.
Bu sergi aynı zamanda, Lara Kamhi’nin “Genişletilmiş Sinema” (Expanded Cinema) kavramını bütünüyle irdelemek adına kurduğu bağımsız sanat inisiyatifi Prizma’nın “Prizma Expanded” olarak ortaya koyduğu ilk projesi olma özelliği taşıyor. “Prizma Expanded”; sosyal medya, kapsayıcı deneyimler sunan teknolojiler ve interaktif hikâye anlatıcılığı gibi iletişim ağlarının önerdiği yeni düşünme biçimlerinin farkındalığıyla, genişletilmiş sinematik sanat formlarını araştırıyor.
Küratör Lara Kamhi iletişim ağlarının sinematik deneyime olan etkisini şu sözlerle anlatıyor: “Sosyal medyanın didaktik boyutu, vermiş olduğu komutlar, hatırlatmalar, uyarılar, zihinlerimizi en ufak bir boşluktan uzak tutmaktayken sinematik deneyime olan yaklaşımımız da bir yandan kökten etkilenmeye devam ediyor. Tüm bu bilgi karmaşasının içinde nihai bir aşkınlık hâli arıyor; bitap, şaşkın ve yorgun zihinlerimizi gönül rahatlığı ile emanet edebileceğimiz bir deneyim ortamı aramaya devam ediyoruz.”
Yönetmen Reha Erdem ve yaklaşık otuz senedir birlikte çalıştığı görüntü yönetmeni Florent Herry’nin Mimirap işi; Erdem’in Koca Dünya filminden yola çıkarak sergiye özel çekmiş̧ oldukları bir sekanstan oluşuyor. İkili oyuncu Ecem Uzun’un Erdem’in kaleme almış olduğu bir rap sarkışını seslendirdiği döngüsel bir “gösteri kutusu” kurguluyorlar.
Yönetmen Zeynep Dadak ve uzun süredir ortak üretimler gerçekleştirdiği kurgucu Çiçek Kahraman Vortex 1 ve Vortex 2’de; Dadak’ın Ah Gözel İstanbul, Alfred Hitchcock’un Vertigo, Derek Jarman’ın Mavi ve Agnes Varda’nın Agnes’in Plajları filmlerinden hareketle, sinemanın yutan, içine çeken hâlini yarattıkları akışkan ve girdapvari yeni kurgular üzerinden yorumluyorlar.
Yönetmen Deniz Tortum ve birlikte çalıştığı ses tasarımcısı Alican Çamcı Kesit’te, Tortum’un uzun metrajlı belgesel filmi Maddenin Halleri’nden yola çıkarak, filmin kendi kurgusal akışını mekân ile bütünleyen ve tıpkı filmin çekimlerinde olduğu gibi, içine çekerek yabancılaştıran, kendi zamansal boyutuna hapsolmuş bir alan deneyimi sunuyor.
Ayrıca “Prizma Expanded: Algının Poetikası” sergisi kapsamında sergide yer alan sanatçılarla birlikte filmlerin izleneceği ve sergide yer alan eserler üzerine konuşmaların gerçekleşeceği etkinlik programı düzenlenecek. Zeynep Dadak’ın Ah Gözel İstanbul, Deniz Tortum’un Maddenin Halleri, Reha Erdem’in Koca Dünya filmleri ve Lara Kamhi’nin İçine Çeken Cehalet: Deneyimlenebilir Sanrılar başlıklı videosu Akbank Sanat’ta gösterilecek. Detaylı bilgiye Akbank Sanat’ın internet sitesinden ulaşabilirsiniz.
Salt, aralık ayında erişime açtığı Özer Kabaş’ın (1934-1998) yazılarını bir araya getiren “Sentez ve Montaj: Özer Kabaş Yazıları” başlıklı e-yayınını genişleterek basılı kitap olarak yayımladı.
Sanatçı, yazar ve eğitimci Özer Kabaş’ın üretimine dair uzun soluklu bir araştırma sürecinin parçası olarak yayımlanan kitap ile birlikte sanatçının arşivi de Salt Araştırma’da çevrim içi erişime açıldı. Salt’ın 1950’lerden günümüze Türkiye’de sanat odaklı araştırmaları kapsamında sunulan kitap; Kabaş’ın (1934-1998) kaleme aldığı yazıların yanı sıra kendisiyle yapılan söyleşiler ile katıldığı toplantı ve açık oturum dökümlerini bir araya getiriyor. Kabaş’ın üretimine dair uzun soluklu arşiv ve araştırma sürecinin ilk ürünü olan Sentez ve Montaj, adını sanatçının 1969 tarihli Türk Resminde Montaj makalesinden alıyor. Sanatçının pratiğini ve düşüncelerini kendisinden öğrenme fırsatı veren kitap, Kabaş’ın 1966’dan 1997’ye sanat tarihi ve eğitimi üzerine yazdığı yazılar sanat, tasarım ve sinemadan insan, çevre ve siyaset ilişkilerine uzanan çok yönlü bir literatür sunuyor. Sezin Romi, Tuğçe Kaplan ve Vasıf Kortun tarafından hazırlanan Sentez ve Montaj’ın metin editörlüğünü Ezgi Yurteri üstleniyor. Kitabın tasarımcısı Okay Karadayılar, Kabaş yazılarının özgün tasarımları ile Kabaş’ın akademik çalışmalarında kullandığı yazı tiplerinden esinlenerek oluşturdu.
Vasıf Kortun’un bu yayın için yazdığı Yale’den Gelen Adam: Özer Kabaş Yazıları metni, Kabaş’ı daha az bilinen eğitimci ve sanat düşünürü yönleriyle ele alıyor. Kabaş ve Onat Kutlar, Ömer Uluç, Sezer Tansuğ, Yılmaz Zenger’in katılımıyla gerçekleştirilen yuvarlak masa toplantısı, sinema ile resim ilişkisini irdeliyor. Kabaş’ın sanatın farklı disiplinlerine ilgisi, sanat eğitimine yaklaşımı ve katkılarını aktarmayı amaçlayan kitapta, 1969’da Robert Kolej Öğrenci Birliği’nin düzenlediği ve kendisinin de katılımcıları arasında olduğu III. Kültür Haftası kapsamındaki iki açık oturumun dökümü de yer alıyor. Sanatçının Faruk Pekin moderatörlüğünde Aziz Nesin, Kemal Tahir, Selahattin Hilav ile birlikte katıldığı Sanat ve Politika başlıklı oturum sanatın siyasetle ilişkisini yazarların bakış açısından tartışmaya açarken, Sezer Tansuğ moderatörlüğünde Adnan Çoker, Cihat Burak, Orhan Taylan, Ömer Uluç ile bir araya geldiği Yeni Türk Resminin Sorunları başlıklı oturum 19. yüzyıldan 1960’ların sonuna Türkiye’de resim sanatına bir bakış sunuyor. Kabaş’ın vefatından kısa bir süre sonra Zeynep Rona tarafından Ayşe ve Ercümend Kalmık Vakfı’nda düzenlenen Özer Kabaş’ın Bıraktığı İzler toplantısının dökümünde ise dostları Ali Teoman Germaner, Cevat Çapan, Engin Cezzar, Gülriz Sururi, İclal Erentürk, Jale Erzen, Mete Yalçın, Oya Başak ve Süleyman Saim Tekcan sanatçıyı farklı yönleriyle anıyor.
Sentez ve Montaj: Özer Kabaş Yazıları kitabı hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Künye:
1. Özer Kabaş, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ndeki odasında, tahminî 1970'ler, Salt Araştırma, Özer Kabaş Arşivi
2. Özer Kabaş ile Mehmet Güleryüz, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğretim elemanları odasında, 1976, Salt Araştırma, Özer Kabaş Arşivi
3. Özer Kabaş Robert Kolej oyuncularıyla, takribî 1965-1966 Arka sıra, soldan sağa: Ali Taygun, Tarık Okyay, Samuel Gatenyo, David Bonfil, Hilary-Sumner Boyd, Oya Başak, Bülent Ayık, Özer Kabaş, Erhan Yaşar Ön sıra, soldan sağa: Cevdet Suner, Erkan Söylemez, Ahmet Celebiler, Arif Güpgüpoğlu, Muammer Ünlüer, Selim Alguadiş Salt Araştırma, Özer Kabaş Arşivi
4.Sentez ve Montaj: Özer Kabaş Yazıları, Salt, 2023 [ön kapak] Tasarım: Okay Karadayılar