
Bu sene altıncısı düzenlenen Uluslararası 212 Fotoğraf Yarışması için başvurular başladı.
5-15 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek 212 Photography Istanbul kapsamında, dünya çapında farklı deneyimlerden fotoğraf sanatçılarını keşfetmek ve onlara alan açmak amacıyla düzenlenen Uluslararası 212 Fotoğraf Yarışması’na başvurular 10 Eylül’e kadar devam edecek. Yarışmaya fotoğraf sanatıyla ilgilenen her yaştan amatör ve profesyonel fotoğrafçı başvuru yapabiliyor.
Her sene eklediği yeni temalar, iş birlikleri ve zengin içeriğinin yanı sıra alternatif mekânları ile aynı zamanda şehirde bir keşif rotası sunan 212 Photography Istanbul, 6. senesinde programını genişleterek İstanbul’da 20’ye yakın farklı mekâna yayılacak.
Festival ve yarışma ile ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Künye:
1. Deniz Sabuncu
2. 212 Fotoğraf Yarışması Afişi
Tiyatromuzun duayen sanatçılarından Ayla Algan’ın oyunculuğun tarihsel gelişimini, kendi oyunculuk serüveninden, tecrübelerinden damıtarak anlattığı kitabı Yaratıcı Oyuncu Yaratıcı İnsan, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.
Algan, okurla bir atölye dersindeymiş gibi samimiyetle paylaşıyor yaratıcı kişiliğinin, çok yönlü sanatının bilgisini. Hem günümüz oyuncularına farklı bir kılavuz kitap hem de hayranlarına zarif bir selam veriyor bu kitapla.
“Yaratıcı oyuncu, yazarın yazmadığı yerlerde vardır. Role iyi girildiği zaman yaratılan tipler yaşar ve ölümsüz olurlar. Seyirci ile yolculuk bilimsel bir yolculuktur. Kahve falı ya da eğlence tiyatrosu değildir. Bugünün oyuncusu, oyuncu insandır; zihin ve bedeniyle rolünü tasarım yaparak hazırlar. Bu dijital çağ içinde, sizler de merak edin, düşünün, araştırın, belki yeni egzersizleri, yeni tanımlamaları, benim bulamadığım yeni kahramanları siz bulursunuz.”
Bu sene 10’uncu yılını kutlayamaya hazırlanan Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali (BIFED), “Can Yelekleri Koltukların Altında Değildir” sloganı ile 11 - 15 Ekim tarihleri arasında Bozcaada’da gerçekleştirilecek.
10 yıl önce The Corporation filmi ve Mark Achbar’ın jüri başkanlığıyla başlayan BIFED, 10’uncu yılında ilkinden yirmi yıl sonra yapılan Corporation 2 ile açılacak ve filmin Kanadalı yönetmeni Jennifer Abbott da Bozcaada’da farklı coğrafyalardan gelen birçok değerli jüri üyesiyle birlikte BIFED 2023 jürisinde yer alacak. Seçilen filmlerin Fethi Kayaalp Büyük Ödülü için yarışacağı festival, bu yıl deprem bölgesinden sanatçı ve öğrencileri de ağırlayacak. BIFED bu sene de eğitimler, paneller, çalıştaylar ve soru-cevap etkinlikleriyle iklim krizi mücadelesinin kahramanlarını, iklim krizinin önemine ve aciliyetine inananlarla bir araya getirecek.
BIFED’in 10’uncu sene sloganı “Can Yelekleri Koltukların Altında Değildir”, dünyayı betonlaştırmaya, tüm canlıların nefes aldığı alanları rant uğruna satılmaya devam edildikçe tutunacak can yeleklerimizin kalmayacağını vurgulamak ve dayanışma ile yarınımızı kurtarmaya çabalamaya vurgu yapıyor. Festivalin büyük ödülü Fethi Kayaalp ve ikincilik ödülü Madam Melpo adına, Gaia Öğrenci Ödülü ise öğrencilerin eserlerine veriliyor.
Ekolojik gerçekleri belgesel aracılığıyla yaymak, yönetmenleri, kamuoyu ve çevre için mücadele edenleri bir araya getirmek ve yerel ihtiyaçları ilgilendiren önemli konularda izleyicileri tartışmaya dahil etmek amacıyla kurulan BIFED, dünyanın dört bir yanından gelen yerel belgeselcileri, aktivistleri, öğrencileri, hocaları, çiftçileri, çocukları, STK’ları, çevre bilincine sahip tüm kurum ve kuruluşları ve iklim mücadelesinin taraflarını buluşturmanın yanında bu konudaki bilinci de arttırmak için on yıldır çalışıyor. Geçen sene toplam 4 kategorideki 53 filmi izlemek için dünyanın farklı bölgelerinden yönetmenler, iklim mücadelecileri, öğretmenler ve öğrenciler festivalde bir araya geldi. Bozcaada’da festival boyunca film okuma ve yürüyüş atölyeleri, emek ve ekoloji konularında panel ve söyleşiler gerçekleştirildi. Festivalin 10’uncu senesinde de yine festival boyunca Bozcaada’da panel ve söyleşiler düzenlenmeye devam edecek.
Festival Yönetmeni Petra Holzer şunları söyledi: “Bu yıl Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında onuncusunu yapacağımız BIFED, Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Film Festivali aslında tüm yıla yayılan bir kültürel süreç ve dayanışma. BIFED yıl içinde farklı festival, STK, okul, çevre örgütleriyle iş birliği içinde. Festival filmlerimiz bugüne dek Kadıköy Belediyesi Sinematek - Sinema evi, Diyarbakır Ekolojik Film Günleri, Aliağa Çevre Platformu, Marmaris Eğitimsen, Gümüşlük Uluslararası Müzik Festivali, Karşı Sanat, Antalya Tabip Odası gibi farklı oluşum ve coğrafyalarda gösterildi. BIFED filmleri bu ortamlarda hiçbir maddi karşılık olmadan gösterildi ve gösterilecek. Bunu festivali ve çevre kültürünü çoğaltan bir yaklaşım olarak görüyor ve önemsiyoruz. Festival gösterimleri gibi tüm bu gösterimler de ücretsiz izleniyor. Kardeş festival İşçi Filmleri Festivali, diğer kardeş festival Antalya Uluslararası Film Festivali’yle dayanışma içinde deprem bölgesinde çocuklara gösterdiğimiz animasyon filmleri, Hatay Akademi Orkestrası’yla yaptığımız dayanışma belgeseli gibi çalışmalar festivali sürekli kılıyor inancındayım. Filmler yakında Şirince Tiyatro Medresesi’nde gösterilecek. Almanya (Berlin, Bad Homburg) ve Yunanistan (Limnos) gösterimleri oluşmakta. BIFED İspanya bu yıl haziran ayında La Rioja bölgesi, Logrono kentinde yapıldı.”
Festival yönetmen yardımcısı Süleyman Evran ise şunları söyledi: “Festivalde bugüne kadar bölgesel, ulusal ve uluslararası konuklarla Bozcaada'da yerel halkla film gösterimleri, etkinlikler, atölye çalışmaları ve çocuk programları gerçekleştirdik. Özellikle Bozcaadalılar için doğal, pestisitsiz tarım ve sağlıklı bir turizm ile ilgili konular ön plandaydı. Yerel tohum festivalin öncelikli konularından biri. Bu tohumları dağıtmak ve yaygınlaştırmak gerçekleştirdiğimiz önemli görevlerimizden biri. Her yıl mutlaka bir tohum dağıtımı yapıyoruz. Deniz ve denizlerin önemi konusu da birinci derecede önemsediğimiz konular.”
Frankfurt kökenli sanatçı ikilisi Lottermann & Fuentes’in “Ping Pong” başlıklı sergisi 17 Eylül tarihine kadar PİLEVNELİ Yalıkavak’ta sanatseverlerle buluşuyor.
Fotoğraf sanatını hikâye anlatıcılığının ve atmosfer yaratmanın öne çıktığı bir alan olarak değerlendiren Nada Lottermann ile Vanessa Fuentes, daha önce Los Angeles Bold, Berlin Galerie für Moderne Fotografie ve Paris Palais de Tokyo’da sergiledikleri projelerinin yeni edisyonuyla Yalıkavak’ta izleyicilerle buluşacak. Projelerinin bu edisyonunda Türkiye’den Okan Bayülgen, Can Dağarslanı, Esra Gülmen, Berk Kır, Timurtaş Onan, Arslan Sükan, Ali Emir Tapan, Ali Taptık ve Tarık Töre eserleriyle eşlik ediyor.
Kariyerlerinde moda, stil, yaşam tarzı, gündelik hayat alanlarında eğlenceli, dinamik, doğal, çekici karelerle tanınan ikili, çoğunlukla çağın görsel dilini ve yaşam biçimini yansıtarak kendilerini de entegre ettikleri oyuncu, cezbedici bir imge evreni yaratmaya devam ediyorlar.
Lottermann & Fuentes, bir tür aksiyon-reaksiyon oyununa dönüştürdükleri “Ping Pong” isimli projesiyle farklı ülkelerden meslektaşlarına, dostlarına, hatta tanımadıkları ama üretimlerini beğendikleri isimlere ulaşarak, görsel dünyalarını çok daha büyük potansiyel taşıyan bir iletişim ağıyla besliyorlar. “Ping” her zaman ikilinin gönderdiği ilk fotoğraf; “Pong” ise karşıdan gelen yanıt oluyor ve sürecin sonunda birlikte sergileniyorlar.
Lottermann & Fuentes’in “Ping Pong” sergisini 17 Eylül’e kadar pazartesi hariç her gün 12.00 - 21.00 saatleri arasında PİLEVNELİ Yalıkavak’ta ziyaret edebilirsiniz.
Kült eserlerin usta yazarı Stephen King’in iyi ile kötünün savaştığı paralel bir dünyanın kapılarını araladığı yeni romanı Peri Masalı (Fairy Tale), Gökçe Yavaş’ın çevirisiyle Altın Kitaplar’dan çıktı.
The New York Times’ın “Unutulmayacak tuhaf karşılaşmalar ve iyi işlenmiş, heyecan verici olaylarla dolu sürükleyici bir kitap,” yorumunda bulunduğu Peri Masalı, kahraman rolüne soyunan sıradan bir genç adamın macerasını anlatıyor.
Dünya tehlikede… Hem bizimki hem de diğeri… Charlie Reade on yedi yaşında, beysbol ve Amerikan futbolunda başarılı, sıradan bir lise öğrencisidir. Bir gün Radar adında bir köpek ve onun sahibi Bay Bowditch’le tanışır. Bay Bowditch bir tepede, tekinsiz görünen büyük bir evde tek başına yaşamaktadır. Evinin arkasında zaman zaman tuhaf seslerin duyulduğu bir kulübe, kulübenin içindeyse bir kuyu vardır. Ve masal bu ya, bu kuyu bambaşka bir dünyaya açılır. Gökyüzünde iki ayın ve bizim dünyamızdaki gökbilimcilerin hiç görmediği yıldızların parladığı, korkunç cezalara maruz kalmış prens ve prenseslerin sürgün edildiği, sakinlerinin hastalıkla lanetlendiği bir dünyaya...
Avrupa müziğinin yeni ve başarılı seslerini, Türkiye’den müzisyenlerle bir araya getiren Sound of Europe Festivali’nin ikinci edisyonu 22, 23 ve 24 Eylül’de İstanbul Alan Kadıköy, Ankara Çankaya Ahlatlıbel Atatürk Parkı ve İzmir Bostanlı Seyir Terası’nda gerçekleşecek.
Geçtiğimiz sene Avrupa Birliği Yaratıcı Avrupa Programı tarafından desteklenen Avrupa ağlarından EUNIC’in (Avrupa Birliği Ulusal Kültür Enstitüleri) İstanbul ve Ankara kümelerinin girişimi ve Kadıköy ile Çankaya Belediyeleri’nin katılımı ile hayata geçirilen Sound of Europe Festivali bu sene İstanbul Alan Kadıköy, Ankara Çankaya Ahlatlıbel Atatürk Parkı ve İzmir Bostanlı Seyir Terası’nda müzikseverlerle buluşacak. Festivalde, 30’dan fazla konserde, Avrupa’dan ve Türkiye’den 70’i aşkın yabancı ve yerli sanatçı sahne alacak. Avrupa’dan 13 müzik grubunu Türkiye’den yerel sanatçılarla aynı sahnede buluşturarak ortak bir diyalog ve bir etkileşim platformu oluşturmayı hedefleyen Sound of Europe Festivali, bu sene de Avrupa’nın yeni seslerini Türkiye’deki müzikseverlerle bir araya getirecek. Festivalde konserlerin yanı sıra, atölye çalışmaları ve ustalık sınıflarını da katılımcılarla buluşacak.
Sound of Europe Festivali, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ve EUNIC’in değerli İstanbul, Ankara ve İzmir üyeleri olan Goethe Institut İstanbul, Goethe Institut Ankara, Goethe Institut İzmir, British Council İstanbul, British Council Ankara, British Council İzmir, İtalyan Kültür Merkezi İstanbul, İtalya Büyükelçiliği Ankara, İtalya Konsolosluğu İzmir, İspanya Büyükelçiliği Ankara, Avusturya Kültür Ofisi, Avusturya Büyükelçiliği Ankara, Institut Français İstanbul, Institut Français Ankara, Institut Français İzmir, Hollanda Büyükelçiliği Ankara, Hollanda Başkonsolosluğu İstanbul, Polonya Cumhuriyeti Büyükelçiliği Ankara, Çek Cumhuriyeti Başkonsolosluğu İstanbul, Camões Enstitüsü, Portekiz Büyükelçiliği Ankara, Danimarka Kültür Enstitüsü ve Lüksemburg Büyükelçiliği Ankara’nın ortak girişimi ile hayata geçiriliyor.
Sound of Europe Festivali’nin Instagram hesabından detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.
Deli Teli - Fransa
22 Eylül Cuma 22.00 - Alan Kadıköy
23 Eylül Cumartesi 22.00 - Bostanlı Seyir Terası
24 Eylül Pazar 22:00 - Ankara Çankaya Ahlatlıbel Atatürk Parkı
Effetto Carsico Trio - İtalya
22 Eylül Cuma 20:00 - Alan Kadıköy
23 Eylül Cumartesi 20:00 - Ankara Çankaya Ahlatlıbel Atatürk Parkı
24 Eylül Pazar 20:00 - Bostanlı Seyir Terası
Kid Colling - Lüksemburg
22 Eylül Cuma 19:00 - Ankara Çankaya Ahlatlıbel Atatürk Parkı
Martin Brunner - Çek Cumhuriyeti
24 Eylül Pazar 20:00 - Alan Kadıköy
Monika Bulanda Trio - Polonya
24 Eylül Pazar 20:00 - Ankara Çankaya Ahlatlıbel Atatürk Parkı
Sunkissed Child – İngiltere
22 Eylül Cuma 20:00 - Ankara Çankaya Ahlatlıbel Atatürk Parkı
23 Eylül Cumartesi 20:00 - Alan Kadıköy
24 Eylül Pazar 21:00 - Bostanlı Seyir Terası
Candlelight Ficus - Avusturya
22 Eylül Cuma 22:00 - Ankara Çankaya Ahlatlıbel Atatürk Parkı
23 Eylül Cumartesi 22:00 - Alan Kadıköy
Mara Aranda - İspanya
22 Eylül Cuma 19:00 - Alan Kadıköy
Chefket - Almanya
22 Eylül Cuma 21:00 - Ankara Çankaya Ahlatlıbel Atatürk Parkı
23 Eylül Cumartesi 21:00 - Bostanlı Seyir Terası
24 Eylül Pazar 21:00 - Alan Kadıköy
Tuhaf - Danimarka
23 Eylül Cumartesi 21:00 - Alan Kadıköy
Vila Navio - Portekiz
23 Eylül Cumartesi 21:00 - Ankara Çankaya Ahlatlıbel Atatürk Parkı
Sarp Keskiner & Jan Mittendorp Duo - Hollanda
22 Eylül Cuma 21:00 - (feat. Moe Joe) - Alan Kadıköy
23 Eylül Cumartesi 20:00 - (feat. The Old Ramblers) - Bostanlı Seyir Terası
24 Eylül Pazar 21:00 - (feat. Moe Joe) - Ankara Çankaya Ahlatlıbel Atatürk Parkı
Art On Bodrum’un Ruins, LG ve Brothers iş birliğiyle hayat geçirdiği “exactly this place 27'e 37'n” başlıklı karma sergi, 30 Ağustos’a kadar Yalıkavak Ruins’te sanatseverlerle buluşuyor.
Adını Ruins Bodrum’un enlem ve boylam derecelerinden alan “exactly this place 27'e 37'n” sergisinde; Damla Sari, Erdal İnci, Gürsel Soyel, Hüseyin Aksoylu, Kerem Giriş, Mert Diner, Oddviz, Olcay Kuş, Onur Mansız ve Tansu Kırcı’nın eserleri yer alıyor.
Ruins’in taş binasında yer alan sergi güncel sanatla mimariyi farklı tekniklerde çalışan sanatçılarla bir araya getiriyor. Sergide sanatçılar Ruins’in dinamik ve romantik enerjisini bir form hâline getiriyor. Misafirlerine deneysel bir boyut açan Art On ve Ruins, ortaya çıkan farklılıklardan oluşan bütünlük ile ziyaretçilerine yeni bir deneyim alanı oluşturuyor.
Murat Menteş’in mucizevi suçlarla dolu fantastik polisiye romanı Afili Hafiye, Alfa Yayınları’ndan çıktı.
Menteş’in yeni romanı Yalın Alpay’ın “Menteş Sistemi” diye tanımladığı orijinal anlatı düzeniyle kurgulandı. Melodram, polisiye, bilimkurgu ve komedinin bir arada yaşadığı Menteş evrenine aşina okuyucuları da şaşırtacak yeni hikâyesinde, paralel evrenleri de içine alan derinlikli bir üst kurmacaya imza atıyor. Roman, gizli görevdeyken cazibeli bir kadına rastlayan Kayıp Şahıslar Bürosu komiseri Alp Laçin O'un meçhul bir sevgilinin izini sürdüğü heyecanlı bir macerayı anlatıyor.
“Gerçek” kelimesinin gerçek anlamında kullanılmadığı bu kitapta, mizahi anlatımı, orijinal hikâyeleri, sıra dışı karakterleri ve düşünsel işlekliğiyle dikkat çeken yazarın okurlarını sürpriz üstüne sürpriz bekliyor.
2021 yılından bu yana klasik müzik dinleyicilerini bir araya getiren Sounds of Paşaköy bu sene 12 Ağustos’ta E.C.A. ana sponsorluğunda Assos Paşaköy’de gerçekleştirilecek.
Prof. Dr. Eftal Güdemez ve eşi Damla Güdemez tarafından hayata geçirilen ve her sene farklı klasik müzik gruplarının sahne aldığı Sounds of Paşaköy’de bu sene Borusan Quartet dinleyicilerle buluşacak. Konserin katılımcıları çocukların eğitimini desteklemek için Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne bağışta bulunacak.
Prof. Dr. Eftal Güdemez şunları söyledi: “2021 yılında gerçekleşen ilk konserimizde Mozart’ın meşhur iki quartet eserini davetlilerimizle büyük bir keyif içinde dinledik. İkinci yılımızda ise Türkiye’nin en önemli viyolonsel sanatçılarından oluşan Cello Paradiso deyim yerindeyse bizlere müthiş bir müzik şöleni yaşattı… Borusan Quartet, ulusal ve uluslararası birçok etkinlikte yer alıyor. Pek çok bestecinin kendileri için yazdığı yapıtların ilk seslendirilişini gerçekleştirerek Türkiye’nin çağdaş müzik repertuvarına da katkıda bulunuyor. Böyle değerli bir ekibi evimizde ağırlayacak olmanın verdiği gururu yaşıyoruz. Zeytin ağaçları altında klasik müzik hayalimize ortak olacak olmaları bizi heyecanlandırıyor.”
Heykeltıraş Damla Güdemez ise şunları söyledi: “Büyük hayallerle çıktığımız bütün yollarda sosyal sorumluluk bilincini taşımak ve projelerimizi anlamlandırmak çok önemsediğimiz bir konu. Geçtiğimiz aylarda gerçekleşen Sonsuzluk (Eternity) adlı ilk kişisel heykel sergimde de bu bilinç doğrultusunda ilerledik ve satılan eserlerin gelirlerinin bir kısmını Geleceğe Işık Tut Derneği’ne bağışladık. Sounds of Paşaköy ailesi olarak da bu bilinçle her sene bir kuruma destek oluyoruz. 2022 yılında gerçekleştirdiğimiz konserde evimize gelen misafirlerimizle TEMA Vakfı’na fidan bağışında bulunduk. Bu seneki konumuz ise eğitim. Eğitimin çocukların geleceği olduğuna inanıyor ve davetlilerimizle beraber okumak isteyen çocuklara destek olmak istiyoruz. Bu çerçevede, 12 Ağustos’ta gerçekleştireceğimiz konserimizde Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği aracılığıyla çocuklarımızın eğitimine katkıda bulunacağız.”
Türk resim sanatının önemli kadın ressamlarından Naile Akıncı’nın altmış yıl süresince resmettiği, İstanbul’un ilham verici semti Eyüp ve Piyer Loti’ye odaklanan ve Müze Gazhane’de sanatseverlerle buluşan “Bir Kendilik Öyküsü: Naile Akıncı (1953-2013) Retrospektif” sergisi 16 Ağustos’a kadar uzatıldı.
Küratörlüğünü Ebru Nalan Sülün’ün üstlendiği “Bir Kendilik Öyküsü: Naile Akıncı (1953-2013) Retrospektif” sergisinde; Naile Akıncı’nın kişisel, özel ve devlete ait kurumsal koleksiyonlarda yer alan 200’e yakın eseri izleyici karşısına çıkıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin cumhuriyetin 100. yılı kapsamında hayat geçirdiği Türk resim sanatının öncü kadın sanatçılarının eserlerine yer veren bir sergi serisinin ilki olma özelliğini de taşıyan sergi, toplam yedi farklı tarih bölümünden oluşuyor. Döneme dair kapsamlı bir perspektif sunmayı amaçlayan sergide yapıtlara sanatçının sanat yaşamı süresince kaleme alınan referans sanat eleştirisi metinleri, sanatçılar tarafından yorumlanan Naile Akıncı otoportreleri eşlik ediyor. Sergide aile koleksiyonu başta olmak üzere kişisel koleksiyonların yanı sıra kurum koleksiyonlarında yer alan orijinal eserler, fotoğraflardan oluşan kapsamlı bir seçki izleyiciye sunuluyor.
“Bir Kendilik Öyküsü” başlığı; Naile Akıncı’nın sanat üretimine paralel olarak psikolojik bir varoluş öyküsünü de referans alıyor. Küratöryel kurguda; Akıncı’nın çocukluğundan yetişkinliğine uzanan trajik hayat öyküsü ile sanat üretimi arasında var olan ilişkiyi “kendilik” olgusu perspektifinden ele alan Ebru Nalan Sülün, Akıncı’nın “Eyüp” resimlerini sanatçının üslup dönüşümlerine paralel bir yaklaşımla dönemler eşliğinde sunuyor. Sergide eserlere dönemler arası kurulan kronolojik bağlarla eşlik eden sanat eleştirisi metinleri fotoğraflar aracılığı ile de bir yaşam/sanat döngüsü inşa ediliyor.
Naile Akıncı, akademiden mezun olduktan hemen sonra 1953’te “Eyüp” ruhunu hissetmeye ve tuvale aktarmaya başladı. Serginin ana temasını oluşturan “Eyüp” ve “Haliç” üretimleri; sanatçının hayatının sonuna dek dönüşerek, değişerek Naile Akıncı’nın hayatı ile birlikte anlam kazandı. “Bir Kendilik Öyküsü: Naile Akıncı” sergisi; sanatçının kronolojik olarak estetik kaygılarının tartışıldığı ve deneyimin öne çıktığı yedi ayrı bölüm üzerinden izleyenlere bir okuma sunuyor. Bu bölümler sırası ile şu şekilde; “Eyüp’ü Keşfetmek: 1953-1980”, “Ufuksuz/Boşluksuz: 1980’ler”, “Ufuksuz ve Tek Rengin Hâkimiyetinde: 1990’lar”, “Değişen Form&Dönüşen Yüzey&Deneysel Dönem: 2000’ler", “Naile Akıncı’ya Saygı: Portreler”, Akıncı’nın sanat üretim alanının yeniden inşa edildiği “Naile Akıncı Odası” ve “Piyer Loti’den Eyüp’e Bakma Alanı”.