
Geçtiğimiz sezon kapalı gişe oynayan, Serkan Keskin’in onlarca surete büründüğü tek kişilik performansıyla sahnelenen Saatleri Ayarlama Enstitüsü, yeni sezona 17 - 18 Eylül’de Zorlu PSM’de gerçekleşecek gösterimleriyle başlayacak.
Saatler Kolektif’in yapımını üstlendiği, Serdar Biliş’in uyarlayıp yönettiği Saatleri Ayarlama Enstitüsü, geçtiğimiz sezonun dikkat çeken oyunları arasında yer aldı. Doğu ve Batı, eski ve yeni, geleneksel ve modern kutupları arasında salınıp duran Ahmet Hamdi Tanpınar’ın zamansız eseri Saatleri Ayarlama Enstitüsü geçtiğimiz sezon yaptığı prömiyerinin ardından yeni sezonda da izleyicilerle buluşmaya devam ediyor. İlk olarak 17 ve 18 Eylül’de iki gece üst üste Zorlu PSM’de izleyiciyle buluşacak Saatleri Ayarlama Enstitüsü, ardından 21 Eylül’de Ankara Oran Sahnesi’nde ve 28 Eylül’de de Bursa Atatürk Kongre Merkezi’nde sahnelenecek.
Müziklerini Tuluğ Tırpan’ın yaptığı, tiyatro ve sinema arasında hibrid bir dünyanın tasarlandığı oyunun görüntü yönetmenliğini Ahmet Sesigürgil, sahne ve dekor tasarımını ise Gamze Kuş üstleniyor.
Saatleri Ayarlama Enstitüsü oyununun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Brieflyart Galeri, Yusuf Taktak’ın “Başka Zaman Başka Mekan” başlıklı kişisel sergisini 14 Eylül - 15 Ekim tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
Yusuf Taktak, her sergisinde olduğu gibi “Başka Zaman Başka Mekan” sergisinde de resimlerinin yanı sıra üç boyutlu işlerini de izleyiciye sunuyor. Akademideki öğrencilik yıllarından bu yana kendi anlayışı çerçevesinde kolaj ve asemblaj, enstalasyon örnekleri yapan sanatçının yeni eserlerinde ülkemizde yaşanan doğal afetlerin etkisi de görülebiliyor.
Nusret Polat, Yusuf Taktak ile ilgili bir yazısında şu sözlere yer veriyor: “… Yusuf Taktak’ın kendi ifadesi ile; ‘benim mührüm’ dediği dikilitaş formu, buna bisikleti de katabiliriz, uzunca bir süredir sanatçının tuvalinin merkezine oturmuştur. Dikilitaş, bir modern çağ imgesi olarak bisikletin tam karşı kutbunda yer almaktadır. Bilinen en eski uygarlıklardan biri olan Antik Mısır’a, zamanın kaynağına götürmektedir. Böylece, sanatçının tuvalinin yüzeyindeki iki formdan biri bugünün dünyasına harika bir imge sunarken (bisiklet modern hareketi ve hızı temsil etmektedir) diğeri ise geçmişin mutlak gücünün bugüne intikalini imlemektedir.”
Künye:
1. Gece - Gündüz, 2021-2023, Tuval Üzeri Akrilik , 116x178 cm
2. Tekinsiz 2, 2023, Kutu- Karışık Malzeme, 76x100x20 cm
3. Tekinsiz 3, 2023 Kutu- Karışık Malzeme, 76x100x20 cm
4. Tekinsiz, 2023, Kutu- Karışık Malzeme, 76x100x20 cm
5. Önceki Yıllar, 2002-23, Kutu- Karışık malzeme, 76x100x20 cm
Ben Cosmo ve Kedi Olarak Hayatım’ın yazarı Carlie Sorosiak’ın dahî bir laboratuvar faresinin, çok sevdiği arkadaşı Rosie’ye mektuplar düşündüğü bir hikâyeyi anlattığı romanı Sevgiler, Clementine, Genç Timaş’tan çıktı.
“İnsanların DNA’larıyla oynayarak onları daha zeki hâle getirmek isteyen bir grup bilim insanı, çalışmalarını öncelikle bir grup fare üzerinde dener ancak sadece tek bir fare üstün zekâlı olur: Clementine! Clementine, su kabından su içerken aynı zamanda matematik denklemleri çözen, rüyalarını Latince gören, düşündükçe etrafına ahududu kokusu yayan bir faredir. Deney hayvanlarının sonlarını bilen biri, bir gün Clementine’ı ve ona çok benzeyen Hamlet’i laboratuvardan kaçırarak onları kurtarmaya çalışır. Clementine’ın yolu böylelikle Gus ve Pop ile kesişmiş olur.
Clementine özel bir fare olduğu için, kaçırılmasının haberi bütün ülkeye yayılır. Clementine’ı laboratuvara teslim edip onu kaderine terk etmek istemeyen Gus ve Pop, Clementine’ı insanlara tanıtmaya karar verirler. Plan basittir: Clementine’ı herkes çok sevecek ve onun; tüm deney hayvanlarının yaşaması için insanlar bilinçlendirilecek. Kendisi de bir satranç ustası olan Pop, Clementine’ı satranç şampiyonlarına karşı oynayıp hünerlerini sergilemesi için eğitmeye karar verir.”
Maximum Uniq, sanatçı Erdil Yaşaroğlu’nun üçü sınırlı süreli, ikisi kalıcı beş heykeline ev sahipliği yapıyor.
Karikatürleri, çizgi romanları ve farklı boyutlarda ürettiği, çizgi dilini yansıtan heykelleri ile tanınan Erdil Yaşaroğlu’nun Maximum Uniq için seçilen ve özel olarak üretilen; dev boyutları, sıra dışı konumlandırmaları ve mekâna neşe katan formları ile sergilenen Nota Çocuklar, Büyük Parti, Hayalci, Sıkı Dostlar ve Totem heykelleri Maximum Uniq’te sanatseverlerle buluşuyor. Katıldığı birçok heykel sergisinin ardından 2019 yılında “Oyun” başlıklı ilk kişisel sergisini açan sanatçı, ikinci kişisel sergisini Aralık 2024’te İstanbul’da gerçekleştirecek. Heykellerini izleyiciyle gündelik hayatın içinde buluşturmayı seven Erdil Yaşaroğlu’nun bu projeye özel seçilen heykellerinin hikâyeleri Maximum Uniq’in sunduğu vaatleri vurguluyor.
Maximum Uniq’in koleksiyonuna dahil ettiği iki kalıcı eserden ilki, üç çocuğun aynı kulaklıktan dinledikleri müzikle paylaştıkları neşeye şahit olduğumuz, biraz müzik ve biraz hayal gücü ile dünyamızın nasıl değişebildiğini gösteren Büyük Parti heykeli. Uygulaması ilk kez Maximum Uniq Açıkhava’da gerçekleşen ikinci koleksiyon eseri Nota Çocuklar rölyefleri ise; izleyeni gülümseten bir uyumla, duyamadığımız ama hissettiğimiz bir şarkıyı söylerken, içlerindeki huzuru, mutluluğu ve haylazlığı müzikseverlerle paylaşıyorlar. Erdil Yaşaroğlu’nun ilk kişisel sergisi “Oyun”da yer alan, sıra dışı konumlandırmaları ve özgün hikâyeleri ile popüler kültüre gönderme yapan 2019 tarihli Sıkı Dostlar ve Hayalci heykelleri kasıma kadar Maximum Uniq Açıkhava’da izleyiciyle buluşuyor. Hall fuaye alanında yer alan Totem heykeli ise; en basit konularda bile toplum tarafından önlerine inşa edilen engelleri her şeye rağmen aşmayı başaran güçlü ve yalnız kadınları tasvir ediyor.
Erdil Yaşaroğlu ve Bürosarıgedik ile yapılan bu çalışma için BKM CEO’su Zümrüt Arol Bekçe şunları söyledi: “2024 yılında BKM 30.yılını kutlayacak. Tiyatroyla başlayan, sinema ve televizyon ile devam eden, gerçekleştirdiği yerli-yabancı konserler, dünyaca ünlü sahne performansları ve dijital yapımlarla güçlenen BKM büyüdükçe elindeki imkanları sadece kendi markasına değil, bulunduğu şehre, hizmet verdiği mekânlara ve varlığının devamlılığını sağlayan izleyicilerine aktaracak değerli fikirlerin, özel projelerin peşinden koşuyor. Maximum Uniq de böyle bir hayalin sonucu hayata geçti ve son 2 yıldır şehrin ritmine çok şey kattı. Artık seyircimizle kurduğumuz ilişkiyi boyutlandırmamız gerekiyordu, Sevgili Erdil ve sanatçının uluslararası temsilciliğini yürüten, BüroSarıgedik’in kurucusu Esra Sarıgedik Öktem ile gerçekleştirdiğimiz bu proje bize bu anlamda eşsiz bir değer kattı. Çünkü amacınız ne olursa olsun -yemek, içmek eğlenmek gibi- bulunduğunuz mekâna ait deneyiminiz o mekânın size hissettirdiği/yaşattığı, yani kısacası mekânla kurduğunuz diyalogla şekil kazanıyor. Erdil’in işleri bizim bu diyaloğumuzu zenginleştirdi ve neşemize neşe kattı. Biz gerçekleştirdiğimiz tüm etkinliklerde eğlenmeyi, gülmeyi kısacası moralli, neşeli, keyifli işler yapmayı ilk sıraya koyuyoruz. Erdil’in çizgi dilinden heykellerine kadar ortaya koyduğu tüm işler tam anlamıyla bizim bu idealimizle örtüşüyordu. Koleksiyonumuza kattığımız Büyük Parti ve Nota Çocuklar hikâyeleri ile bizi kalbimizden yakaladı. Günden geceye Maximum Uniq’te bulunan herkesle bu heykeller aracılığı ile kurduğumuz ilişki bizim için çok değerli bir kazanım sağlıyor.”
Erdil Yaşaroğlu ise proje ile ilgili şunları söyledi: “Maximum Uniq’in çok tanımlı bir mekân olması, iş yerleri, performans sahneleri, yeme içme mekânları hatta üniversitenin varlığı burayı her yerden farklılaştırıyor. Burası insanlara kendi hikâyelerini anlatmak isteyen bir heykeltıraş için harika bir yer. Çeşit çeşit insan var! Günün farklı saatlerinde farklı nedenlerle burada bulunan insanlarla buluşmak, onların anlarına kendi hikâyelerimle katılmak çok mutlu edecek beni. İnsanları sanat ile tanımlanmış mekânlara çağırarak buluşmak kadar onların hayatlarının akışında zaten bulundukları yerlere gitmek ve böylece karşılaşmak da çok güzel. Kamusal alanlarda heykellerimin olmasını bu yüzden seviyorum. Heykel sevenler bir yana, daha önce heykelle hiç iletişime geçmemiş insanlara dokunmak ve özellikle çocuklarla ilk kez karşılaşmak heyecan verici. Çok gri bir dünyada yaşıyoruz. Sanatı ve güzellikleri hayatın içine ne kadar yaysak az!”
J. M. Ledgard’ın hikâyesini tuhaf bilimsel gerçekler, mitolojik ögeler ve politik gelişmeler etrafında ördüğü romanı Batır Gitsin Derin Sulara, Gökhan Sarı'nın çevirisiyle Jaguar Kitap tarafından yeniden yayımlandı.
Afrika’da kendisini “su yapıları uzmanı” olarak tanıtan İngiliz casus James More ile su altı uzmanı matematikçi Danielle Flinders’ın yolları bir Noel günü Hotel Atlantic’te kesişir. Sulara ve dünyaya dair konuşulur, birkaç günlük bir aşk yaşanır ve yollar ayrılır. James, Afrika’da El Kaide’ye esir düşüp ölüm kalım düşüncelerine gömülmüşken Danielle tüm bunlardan habersiz okyanusların derinliklerine dalar ve yaşamın gizemini araştırır. Birbirlerinden uzaktayken ikisinin de içten içe hissettikleri, otelde yaşadıkları ile aynıdır. Yaşamın garip kurgusu, heyecan verici ama karmaşık duygular ve akıp giden sular...
Türk rock müziğinin popüler gruplarından biri olan Vega, Epifoni organizasyonuyla 23 Eylül Cumartesi akşamı Dorock XL Kadıköy sahnesinde konser verecek.
Adını mavi ışık yayan Vega yıldızından alan grup, 1999 yılında Tamam Sustum albümüyle başlayan yolcuğuna Tatlı Sert ve Hafif Müzik albümleri ile devam etti. Kültleşen bu albümlerden sonra uzun bir ara veren grup, 2017’de yayımladığı Delinin Yıldızı ile geri döndü. Bir süredir sahnelerden uzak olan grup, dört yıl aradan sonra 23 Eylül’de dinleyicilerle buluşacak. Konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Çağdaş müzikle mistik gelenek arasındaki etkileşime odaklanan Tonedmelisma Müzik Festivali, 8 - 10 Eylül tarihleri arasında, Arter ev sahipliğinde, “Portreler – Yeni Yüzler” teması altında müzikseverlerle buluşacak.
Besteci Ataç Sezer’in yönetmenliğinde düzenlenen Tonedmelisma Müzik Festivali programında yer alan eser seçkisi, portrenin sanatsal bir ifade biçimi olarak yüzyıllar içinde geçirdiği dönüşüme ve bu dönüşümün müzikle ilişkisine odaklanacak. Ortaya çıkış saiki, gerçeği birebir yansıtmak olan portrenin günümüzde sanal gerçeklikle beslenen bir yaratıma evrilmesi de festivalin odaklandığı konular arasında yer alacak. Yalnızca maddi bir dönüşümün değil köklü bir değişimin de altını çizen festival müzikal portreler aracılığıyla “Sanallık günümüzün mistisizmi mi?” sorusuna yanıt arayacak.
Aaron Pilsan, Minguet Quartett, Onur Özkaya ve Senka Simonović gibi klasik müziğin dünyaca ünlü virtüözlerinin konuk olacağı festival kapsamında, Eres Holz ve Ataç Sezer tarafından bestelenen iki yeni eser ilk kez dinleyici karşısına çıkacak. Aaron Pilsan’ın piyano resitali 8 Eylül Cuma akşamı saat 20.00’de Arter’in performans salonlarından Karbon’da gerçekleşecek. Minguet Quartett ve Aaron Pilsan, 9 Eylül Cumartesi akşamı saat 20.00’de Karbon’da dinleyiciyle buluşacak. Festival, Onur Özkaya ve Senka Simonović Duo’nun 10 Eylül Pazar günü saat 15.00’te Sevgi Gönül Oditoryumu’nda gerçekleşecek konseriyle sona erecek.
Arter ev sahipliğinde, Kunststiftung NRW ve Goethe-Institut ile İlkay ve Mihda Bilgişin’in desteğiyle gerçekleştirilen Tonedmelisma Müzik Festivali’nin biletlerine Passo üzerinden ulaşabilirsiniz.
Tonedmelisma Müzik Festivali Programı:
8 Eylül Cuma 20.00 - Karbon / Aaron Pilsan Piyano Resitali
9 Eylül Cumartesi 20.00 - Karbon / Minguet Quartett ve Aaron Pilsan
10 Eylül Pazar 15.00 - Sevgi Gönül Oditoryumu / Onur Özkaya ve Senka Simonović Duo
SANATORIUM, Yağız Özgen’in “Boyacı” başlıklı kişisel sergisini 22 Eylül - 28 Ekim tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
“Boyacı” sergisi Yağız Özgen’in nesneler ve göstergeler arasındaki karmaşık ilişkileri zaman boyutuyla birlikte konu alan sanat pratiğini performatif bir yerleştirme olarak sunuyor. Özgen, sergide çeşitli endüstriyel nesnelerin ticaretini yapan hırdavatçılar ve boyacılarla birlikte serginin gerçekleşeceği galerinin de içinde bulunduğu Karaköy bölgesinin karmaşık dokusundan hareket ediyor. Sanatçının, şehrin bu bölgesine dair 2011 yılından bu yana özellikle boyacı dükkanlarını gözlemleyerek edinmiş olduğu izlenimler ve düşünceler, sergide belirli bir plana göre yerleştirilmiş olarak izleyici karşısına çıkıyor.
Türkçede “boyacı” sözcüğü, boya üreten, boya ticareti yapan, nesnelere boya uygulayan kişi ve boya satan dükkân anlamına geliyor. Sergi de “boyacı” sözcüğünün ifade ettiği dört farklı işlevi de yerine getiren bir düzenleme sahip. Boyaya ilişkin bu dört farklı işlevi eş zamanlı olarak yerine getiren yerleştirme, bir ressam ile bir boyacının etkinliği arasındaki farkın varlığı/yokluğu ve niteliği üzerine düşünerek resim yapma etkinliğinin doğasına dair önemli sorular soruyor. Özgen’in sanat yaklaşımı, nesneyi, malzemenin tarihsel örgütlenmesinin bir aşaması olarak ele alıyor. Bu nedenle sanatçı, yeni kişisel sergisinde bir ressam gibi hareket etmek yerine bir boyacı gibi hareket ederek sanat nesnesini oluşturan malzemeyi kendisi dışında hiçbir şeyin kılığına sokmadan sanat nesnesinin üretim sürecinin zorunlu bir parçası ve koşullarından biri olarak sunmayı hedefliyor.
Armageddon Turk'ün Anadolu türkülerini ve anonim eserleri lo-fi hiphop, chill beat soundlarda yorumladığı Anadolu Lo-fi adlı ilk albümünün plak versiyonu eylül ayında satışa çıkacak.
Prodüktör ikili Orkun Tunç ve Zag Erlat’tan oluşan Armageddon Turk, karantinanın ilk günlerinden beri üzerinde çalıştıkları albümün tüm prodüksiyonunu İstanbul ve Londra’daki evlerinde mobil olarak gerçekleştirdi. Albümde Kaan Çelik Metin (perdesiz/elektrik gitar), Ege Cengiz (trompet), Nevbahar Özel (kemençe), Nevcivan Özel (tar), Gonca Feride Varol (piyano) gibi önemli müzisyenler de ekibe eşlik etti. Albüm kapağı, Armageddon Turk’ün hayalindeki “pastoral ve futuristik bir dünyada saz çalan kız figürü” ise illüstratör Beril İrman’a ait.
Armageddon Turk prodüksiyon ekibi, Kelis, Moby, Gorillaz, Pet Shop Boys, Janet Jackson, Mel C, Aronchupa, Teoman, Sezen Aksu, Nazan Öncel, Edis vb. birçok isme yaptıkları official remixlerle tanınıyor. Ekip 2020’de, yeni nesil hiphop artistlerinden NASKAS ile çıkardıkları “Karıştır” single çalışması ile gündemdeydi. Ayrıca ekip 2018 yılında, ülkemizde türünün "ilk official remix" albümlerinden biri olan, Şah Plak 70’ler dönemine ait Gülden Karaböcek diskografisini içeren bir remix albümü yayımladı. Efes’in 50. yıl şerefine hazırlanan Birlikte Geçen 50 Enfes Yıl filminde, bu albümden “Kalbim Çarpar" şarkısına yaptıkları remix kullanıldı. 2018 yılında Mu Tunç’un, yazıp ve yönettiği ARADA adlı ilk Türk Punk filminde yer alan Armageddon Turk x Gülden Karaböcek Remix'i "Şaka Yaptım" yeraltı partilerinin vazgeçilmez dans hitlerinden biri oldu.
Anadolu Lo-fi albümünü Spotify, Apple Music, Deezer, YouTube Music ve Fizy üzerinden dinleyebilirsiniz.
MUBI, Oscar ödüllü Japon yönetmen Ryusuke Hamaguchi imzalı Çarkıfelek’ten İngiliz yönetmen Grant Gee’nin Orhan Pamuk ile birlikte hayata geçirdiği Hatıraların Masumiyeti’ne, Orhan Oğuz’un unutulmaz Beyoğlu hikâyesi Dönersen Islık Çal’dan Ümit Ünal filmlerine uzanan bir seçkiyi eylül ayında sinemaseverlerle buluşturacak.
MUBI eylül seçkisinin öne çıkan filmler arasında; usta kalemiyle sinemamızda 80’lerden bu yana derin iz bırakan Ümit Ünal'ın ilk yönetmenlik denemesi olan 9, Frank Wedekind’in öyküsünden senaryolaştırılan ve 24. İstanbul Film Festivali’nden FIPRESCI ödülüyle dönen Lucile Hadžihalilović’in ilk uzun metraj filmi Masumiyet, siyah beyaz başyapıtlarına alışık olduğumuz François Truffaut’nun az sayıdaki renkli filmlerinden biri olan, başrollerini Gérard Depardieu ve Fanny Ardant’ın paylaştığı Penceredeki Kadın, Darren Aronofsky’nin izleyiciyi epik bir zaman yolculuğuna çıkaran, başrollerinde Hugh Jackman ve Rachel Weisz’ın yer aldığı Kaynak, 28. Adana Altın Koza Film Festivali’nde Ulusal Öğrenci Filmleri - En İyi Kurmaca Film Ödülü’nü kazanan Efe Subaşı’nın kısa filmi Mesafeler yer alıyor.