
Serdar Acar’ın sanat kariyerinin 10. yılını temsil eden “Günler” sergisi, 28 Şubat’a kadar Bursa’da yer alan Tayyare Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluşuyor.
Serdar Acar’ın güncel pratiğini ve kavramsal çerçevesini yansıtan tuval üzerine akrilik tablolardan oluşan “Günler” sergisi, zamanın akışını, hatırlama ve unutma duygularını, günlerin üst üste birikerek oluşturduğu izleri konu alıyor. Sanatçının tuval üzerine akrilik tekniğiyle ürettiği 79 eserden oluşan “Günler” başlıklı kişisel sergisi, zamanı ölçülen bir akış olarak değil, hissedilen bir süreklilik olarak ele alıyor. Birbirine benzeyen ama asla aynı olmayan günlerin izini süren Acar, hafıza, hatırlama ve unutma kavramlarını resimlerinde katmanlı bir anlatıya dönüştürüyor. Günler, sergide kronolojik bir dizilim olmaktan çıkarak üst üste binen anların, küçük kırılmaların ve sessiz tekrarların oluşturduğu bir bütün olarak ortaya çıkıyor.
“Günler” sergisi, izleyiciyi kendi zaman algısıyla yüzleşmeye, günlerin bıraktığı izleri fark etmeye ve hayatın görünmez kayıtlarına kulak vermeye davet ediyor. Serdar Acar’ın sade, duru ve güçlü renk diliyle kurduğu bu görsel günlükler, zamanı anlatmaktan çok onunla birlikte var olmayı öneriyor.
Sanat yazarı Dilek Karaaziz Şener’in “Günler” sergisi bağlamında kaleme aldığı metin ise “unutmama” fikri etrafında şekilleniyor. Serdar Acar’ın resimlerini zamanın durmaksızın akışına karşı bir duraksama alanı olarak değerlendiren Şener, sanatçının yapıtlarını geçmiş, şimdi ve geleceğin iç içe geçtiği, hatıraların silinip yeniden belirdiği bir bellek mekânı olarak yorumluyor.
Künye:
1-2. Serdar Acar, "Günler" Sergisi
3. Serdar Acar, İsimsiz, 2025, Tuval üzeri akrilik 180x130cm (Unicode Encoding Conflict)
4. Serdar Acar, İsimsiz, 2025, Tuval üzeri akrilik, 110 x 90 cm (Unicode Encoding Conflict)
5. Serdar Acar, İsimsiz, 2025, Tuval üzeri akrilik, 120x100cm (Unicode Encoding Conflict)
6. Serdar Acar, İsimsiz, 2025, Tuval üzeri akrilik, 160x160 cm (Unicode Encoding Conflict)
Ödüllü İtalyan yazar Daniele Bergesio’nun yazıp Chiara Ficarelli’nin resimlediği sayı sayarak kendini güvende hisseden bir çocuğun, mutluluğu hesaplama öyküsünü anlatan Ona Kadar Sayıyorum, Tülin Sadıkoğu’nun çevirisiyle Redhouse Kidz tarafından yayımlandı.
Ona Kadar Sayıyorum, 6 yaş ve her yaştan okura günlük mutlulukların dökümünü yaptıracak bir hikâye anlatıyor.
“Asal, her şeyi ama her şeyi saymayı çok sever. Evden okula kaç adım attığını, merdiven basamaklarını, defterindeki sayfaları... Bir süredir mutluluğu da sayılarla ölçmeye çalışmaktadır. Ama bir gün, hiç beklenmedik, öngörülemeyen, hesaplanamayan bir şey olur. Tek kelime ve yedi harflik bu gelişme, Asal’ın tüm hesaplarını karıştıracaktır…”
Portekiz’den Eira ile Türkiye’den Çıplak Ayaklar Kumpanyası’nın ortak projesi Taşıdıklarımız, 30 Ocak Cuma akşamı saat 20.30’da Arter’in performans salonu Karbon’a konuk oluyor.
Gezginliği, göçebeliği, hayatta kalmanın ve alışılagelmiş yaşam biçimini sürdürmenin şartlarını gündelik nesnelerin yükleri üzerinden araştırmaya açıyor. Portekizli koreograf Francisco Camacho’nun sanat yönetmenliğinde sahnelenen Taşıdıklarımız, Leyla Postalcıoğlu, Mihran Tomasyan ve Berke Can Özcan’ın yaratım ve performanslarıyla gerçekleşiyor.
Taşıdıklarımız projesi, Portekiz’in önemli sanat yapılarından Eira ile Türkiye’nin önemli çağdaş sanat topluluklarından biri olan Çıplak Ayaklar Kumpanyası’nı bir araya getiriyor. Kökleri iki farklı liman şehrine dayanan bu yaratıcı ekibin zıt sosyo-kültürel gerçekler üzerinden kurguladığı performans gezginliği, göçebeliği, hayatta kalmanın ve alışılagelmiş yaşam biçimini sürdürmenin şartlarını gündelik nesnelerin yükleri üzerinden araştırmaya açıyor.
“Taşıdığımız şeyler aslında ihtiyacımız olan, bizi hayatta tutan şeyler mi; yoksa hiç sorgulamadan kabul ettiğimiz, örnek bir hayatı devam ettirmemizi sağlayan şeyler mi? Sonucu olmayan hareketleri, ne kadar keyfi olduklarını fark etmeden yapıp duruyor muyuz, yoksa onlar olmadan boşluğun yavaşça içeri süzüleceğini bildiğimiz için mi tekrar ediyoruz bunları?”
Fotoğraf: Mustafa Erdoğan
İstanbul Modern’in 2012 yılından bu yana dünyanın önde gelen müze profesyonellerini sanatseverlerle buluşturduğu “Müzeler Konuşuyor” programının 27 Ocak’taki konuğu, Eye Filmmuseum Direktörü Bregtje van der Haak olacak.
Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğiyle düzenlenen programda, Bregtje van der Haak, “Geçmişi İleri Sarmak” başlıklı konuşmasında; uluslararası nitelikteki film arşivi, yapımcılar için bir buluşma noktası olma misyonu ve sinema ile ekran tabanlı sanatlarda deneyselliğe açık çok katmanlı sunum alanlarıyla Eye Filmmuseum’un dönüşen kimliğini ele alıyor. Konuşma, Amsterdam Noord’daki yeni müze binasının bu dönüşümdeki rolünden, müzenin çağdaş sanatla kesişen sinema anlayışına ve geleceğe yönelik vizyonuna uzanan kapsamlı bir perspektif sunuyor. 2023 yılında direktörlük görevini üstlenen van der Haak, müzenin film ve hareketli görüntü sanatları alanındaki geçmişi, bugünü ve geleceği arasında bağlar kurmayı hedefleyen yaklaşımını izleyicilerle paylaşıyor.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, Talât Sait Halman anısına armağan edilen Talât Sait Halman Çeviri Ödülü’nün 2025 yılı sahibi Rachel Cusk’ın Resmigeçit romanı çevirisiyle çevirmen Elif Ersavcı oldu.
Nitelikli edebiyat çevirilerini desteklemek amacıyla verilen Talât Sait Halman Çeviri Ödülü’nün Onursal Başkanlığını yazar Doğan Hızlan’ın, Başkanlığını yazar ve çevirmen Ayşe Sarısayın’ın yaptığı Seçici Kurulu; editör ve çevirmenler Emrah İmre ve Begüm Kovulmaz ile öğretim üyesi ve çevirmenler Lale Özcan ve Ayşe Ece’den oluşuyor.
Seçici Kurul değerlendirmeleri sonucunda ödülün, Rachel Cusk’ın Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Resmigeçit romanını İngilizceden Türkçeye çeviren Elif Ersavcı’ya sunulmasına karar verdi. Ödülün gerekçesi; “Elif Ersavcı, sınıflandırılmayı reddeden radikal özkurmaca anlatılarıyla çağdaş edebiyata yeni bir yön veren İngiliz yazar Rachel Cusk’ın modern dünyada yaratıcılık, ifade biçimi olarak sanat, ebeveynlik, ölüm ve toplumsal cinsiyetin baskısı altında kadınlık deneyimi gibi meseleleri keskin bir dürüstlükle ele alan 2024 tarihli son romanı Resmigeçit’i çevirirken, çağdaş kurguda önemli bir yenilikçinin kalıplara sığmayan sesini özenle işleyerek Türkçeyle buluşturmuştur. Temel derdinin dil ve biçem olduğunu unutturmayan bu özgün metni yetkinlikle çözümleyen Ersavcı, yazarın mesafeli bir gerçekçilikle mahrem sorgulamalara girişen bakışını incelikli bir hâkimiyetle takip etmiş, romanın kurmaca, düzyazı, şiir ve deneme arasında gidip gelen geçişken dilini yazarın biçemsel cesaretini ve felsefi derinliğini de koruyarak ustalıkla aktarmıştır,” sözleriyle açıklandı. Ödül, 16 Şubat’ta Salon İKSV’de yapılacak bir törenle Elif Ersavcı’ya takdim edilecek.
76. Berlin Film Festivali Ana Yarışma seçkisinde Türkiye’den iki film yer alıyor. İlker Çatak’ın Sarı Zarflar’ı ve Emin Alper’in Kurtuluş’u, Berlinale Ana Yarışma’da Altın Ayı için yarışacak iki yapım olarak dünya prömiyerlerini Berlin’de yapıyor.
12-22 Şubat tarihleri arasında düzenlenecek 76. Berlin Film Festivali’nde Türkiye sinemasından iki yapım yarışacak.
Dünya prömiyerini Berlin’de yapacak Emin Alper’in yazıp yönettiği beşinci uzun metrajlı filmi Kurtuluş, usta yönetmen Wim Wenders başkanlığındaki Altın Ayı jürisinin karşısına çıkacak. Filmin oyuncu kadrosunda Caner Cindoruk, Berkay Ateş, Feyyaz Duman, Naz Göktan, Özlem Taş, Eren Demir, Selim Akgül, Hichi Demi ve Nazmi Karaman gibi isimler yer alıyor. Korucu Hazeran aşireti ile yıllar önce terk etmek zorunda bırakıldıkları köylerine geri dönen Bezariler arasındaki toprak çatışmasını odağına alan film; gergin bir atmosferde, tekinsiz rüyaların körüklediği bir iktidar mücadelesini ve ‘kurtuluş’ vaadinin peşinden giden bir köyün hikâyesini anlatıyor.
Yapımcılığını Liman Film’in üstlendiği Kurtuluş’un ortak yapımcıları arasında Bir Film, Meltem Films, TS Productions, Circe Films, Horsefly Films ve Second Land yer alıyor. Ahmet Sesigürgil ve Barış Aygen’in görüntü yönetmenliğini üstlendiği filmin müziklerinde Christiaan Verbeek, yapım tasarımında Nadide Argun Van Uden, kurgusunda ise Özcan Vardar’ın imzası bulunuyor. Çekimleri Batman’ın Kırkat köyü ile Mardin’in Kıllit (Dereiçi) köyünde gerçekleştirilen filmin kurgu işlemleri İstanbul İmaj Stüdyoları’nda, görüntü post prodüksiyonu Two Thirty Five (Yunanistan) ve Digital District’te (Fransa), ses post prodüksiyonu ise Posta’da (Hollanda) yapıldı.
Oscar adayı Öğretmenler Odası’nın yönetmeni İlker Çatak’ın son filmi Sarı Zarflar (Gelbe Briefe), dünya prömiyerini 12-22 Şubat’ta düzenlenecek Berlin Film Festivali’nde yapıyor. Film, festivalin ana yarışmasında Altın Ayı için yarışırken; başrollerinde yer alan Özgü Namal ve Tansu Biçer de En İyi Başrol Oyuncu Performansı dalında Gümüş Ayı adayları arasında yer alıyor. Senaryosunu İlker Çatak, Ayda Meryem Çatak ve Enis Köstepen’in birlikte kaleme aldığı Sarı Zarflar, bir ailenin idealleri ile hayatta kalma arzusu arasındaki yol ayrımına odaklanıyor: Ankara’nın tanınan sanatçı çifti Derya ve Aziz’in hayatı, yeni oyunlarının prömiyerinin ardından değişiyor. Bir anda işlerini ve evlerini kaybeden çift, 13 yaşındaki kızları Ezgi ile birlikte yeni bir hayat kurmak üzere İstanbul’a yerleşmek zorunda kalıyor.
Başrollerini Özgü Namal ve Tansu Biçer’in paylaştığı filmde ayrıca Leyla Smyrna Cabas, İpek Bilgin, Aydın Işık, Aziz Çapkurt, Yusuf Akgün, Uygar Tamer, Jale Arıkan, Seda Türkmen, Emre Bakar, Elit İşcan, Sultan Ulutaş Alopé, Emine Meyrem ve İpek Seyalıoğlu rol alıyor. Filmin cast direktörlüğünü ise Ceren Sena Akdeniz üstleniyor. Sanat yönetmenliğini Zazie Knepper’ın, kostüm tasarımını Christian Röhrs’ün yaptığı film, Öğretmenler Odası ekibinden görüntü yönetmeni Judith Kaufmann, kurgucu Gesa Jäger ve besteci Marvin Miller’i yeniden bir araya getiriyor. Almanya, Fransa ve Türkiye ortak yapımı olan filmin yapımcılığını Ingo Fliess (if... Productions); ortak yapımcılığını Carole Scotta, Caroline Benjo, Eliott Khayat (Haut et Court), Nadir Öperli ve Enis Köstepen (Liman Film) üstlendi.
Art On İstanbul, “Winter Selection” başlıklı karma sergiyi 31 Ocak tarihine kadar Polat Piyalepaşa’daki mekânında sanatseverlerle buluşturuyor.
“Summer Selection” sergisiyle başlayan mevsimsel seçkiler dizisinin devamı niteliğindeki sergi, bu kez kış sezonuna odaklanan güncel ve multidisipliner bir seçki sunuyor. Resim, fotoğraf, heykel ve farklı medyumları bir araya getiren sergi, çağdaş sanatta farklı üretim dillerini ortak bir bağlamda buluşturuyor.
Sergide Bihter Yasemin Adalı, Utkan Akbıyık, Hüseyin Aksoylu, Fran Aniorte, Canan Dağdelen, Seda Dokumacı, Zeki Demirkubuz, Enis Malik Duran, Kerem Giriş, Eser Gündüz, Erdal İnci, Ekin Kano, Ecem Dilan Köse, Ali Kulunyar, Kaan Küley, Onur Mansız, Oddviz, Suat Öğüt, Ömer Emre Yavuz ve Bilal Yılmaz’ın eserleri yer alıyor. “Winter Selection” sergisi, koleksiyonerler ve sanatseverler için çağdaş sanatta çok yönlü bir diyalog alanı yaratmayı amaçlıyor.
Künye:
1. Suat Öğüt The Great Bustard 2023 Mosaic on a wood pannel Ahşap panel üzerine mozaik 111 x 98 cm
2. Kerem Giriş Afili 2025 Mixed technique Karışık teknik 265 x 215 cm
3. Ecem Dilan Köse Nest no.1, 2025 Wood, micro computer 50 x 60 x 20 cm Ed. 1+1 Ap
James Maclaine’in yazdığı, Annie Carbo’nun resimlediği doğal harikalardan hayvanlar âlemine, tarihte iz bırakan kişilerden uzaya pek çok konu başlığında birbirinden ilginç bilgiler veren İlk Genel Kültür Kitabım, Ali Berktay’ın çevirisiyle Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıktı.
İlk Genel Kültür Kitabım, yedi yaş ve üzeri okurlara “Bir tırtıl kelebeğe nasıl dönüşür? Bir yılda kaç yıldırım düşer? Zürafaların başlarındaki küçük boynuzsu kıkırdaklar ne işe yarar? Dünyanın çevresini dolaşan ilk yelkenli gemi hangisidir?” ve daha fazla sorunun cevabına ulaşacakları, ilginç bilgiler edinecekleri bir okuma sunuyor.
Geçtiğimiz yıl ilk kez düzenlenerek spor ve sinemayı aynı çatı altında buluşturan İstanbul Uluslararası Spor Filmleri Festivali, bu yıl ikinci kez 26, 27, 28 ve 29 Mart’ta gerçekleştirilecek.
Belgesel sinemacı Gökçe Kaan Demirkıran’ın öncülüğünde hayata geçirilen festival, sporu yalnızca rekabetin değil; insan hikâyelerinin, toplumsal dönüşümün ve güçlü anlatıların merkezine yerleştiriyor. 26, 27, 28 ve 29 Mart tarihlerinde, İstanbul’un farklı mekânlarında gerçekleşecek festival kapsamında kurmaca kısa film ve belgesel film yarışmaları düzenlenecek. İlk yılında iki film projesine destek veren festival, bu yıl da yaratıcı projeleri teşvik etmeyi amaçlayan Sports Film Lab aracılığıyla proje desteği sağlamaya devam edecek. Festivalin yarışma ve proje geliştirme bölümlerine başvurular ise 31 Ocak tarihine kadar uzatıldı.
Spor dünyasından ve sinema çevrelerinden önemli isimleri bir araya getirecek festival, dört gün boyunca yalnızca film gösterimleriyle değil; söyleşiler, buluşmalar ve ilham verici paylaşımlarla da dikkat çekmeye hazırlanıyor. Yarışma seçkilerinin yanı sıra, yarışma dışı özel gösterimler de düzenlenecek.
İstanbul Uluslararası Spor Filmleri Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
EVİN, Mehmet Aksoy’un “Şamanlar ve Mitler” başlıklı kişisel sergisi 22 Ocak-28 Şubat tarihleri arasında sanatseverlerle buluşuyor.
Yapıtlarında Anadolu kültürü, mitolojik ögeler ve doğayla kurduğumuz ilişkiye odaklanan Mehmet Aksoy, “Şamanlar ve Mitler” sergisinde bu referansları çağdaş heykel dili içinde ele alıyor. Sanatçının da vurguladığı gibi, mitler ve şamanlar dünyası insanlığa bilinmeyeni keşfetme, çözümsüz olanı çözme kapısını aralıyor. Kadim hikâyeler hayal gücünden beslenerek doğayı kutsamayı, her varlığın bir ruha sahip olduğu inancıyla doğayla iç içe ve uyum içinde yaşamayı öğütlüyor. Aksoy, sergide bu değerleri hatırlatarak modern dünyada giderek başkalaşan insan-doğa ilişkisine dikkat çekmeyi amaçlıyor. Şamanlar ve Mitler, mitolojik anlatıların yalnızca geçmişe ait değil, bugün de insanın doğayla ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi anlamlandıran bir düşünce alanı sunduğunu görünür kılıyor.
Sergide, Aksoy’un mermer ve metal gibi geleneksel malzemelerle ürettiği heykellerinin yanı sıra, dijital ortamda üç boyutlu modelleme teknikleriyle tasarladığı ve 3D yazıcı teknolojisiyle hayata geçirdiği heykelleri de ilk kez izleyiciyle buluşuyor. Sanatçının tablet üzerinde dijital olarak modellediği bu yapıtlar, güncel teknolojilerin geleneksel heykel pratiğine sunduğu yeni olanakları görünür kılıyor. Mermerin fiziksel sınırlarının ötesine geçen bu yapıtlar sayesinde Aksoy’un form ve yüzey ilişkisine dair yenilikçi arayışları ön plana çıkıyor. Şamanlar ve Mitler, geleneksel malzemelerle dijital üretim tekniklerini aynı düşünsel zeminde buluşturarak mitolojik anlatıların günümüz heykel pratiği içinde nasıl yeniden okunabileceğine dair bir öneri sunuyor.
Künye:
1. BuluttanHeykellerYapanCocuk-3B PLA baskı modeli-2026
2. Sarıkız-3B PLA baskı-2025
3. RuhTasıyıcıUlgeneDogru-3B PLA baskı modeli-2025
4. Simene Endimon-RossoLaguna-2025
5. Sahmeran-TasMermerMetal-2025