
İstanbul Film Festivali, Zurich Sigorta iş birliğiyle, Atıf Yılmaz’ın Ümit Ünal’ın senaryosundan sinemaya aktardığı, başrollerini Türkan Şoray ile Oğuz Tunç’un üstlendiği, 1987 yapımı Hayallerim, Aşkım ve Sen’in Atlas Post Production tarafından restore edilmiş kopyasını izleyicilerle buluşturacak.
Hayallerim, Aşkım ve Sen naif bir senaristin ünlü bir yıldıza aşkının hikâyesi paralelinde Yeşilçam sistem ve ortamını anlatıyor. Filmi, sinema tarihçisi Agâh Özgüç “genç ve idealist bir senaryocunun gözüyle geleneksel Yeşilçam sinemasını sorgulayan” ve “sinemanın sinemaya baktığı” bir film olarak yorumluyor. Yeşilçam’daki kendi imajını üç ayrı kişilikte canlandıran Türkan Şoray’ın ve düş kırıklığıyla yaşayan bir sinema tutkununu canlandıran Oğuz Tunç’un olağanüstü performansları ve gerçeküstü öğelerle bezenmiş Hayallerim, Aşkım ve Sen, unutulmaya yüz tutmuş bir sinema döneminin büyüsünü Atıf Yılmaz’a özgü bir kırılganlık ve hassasiyetle ele alıyor. Atıf Yılmaz’ın yönettiği, Ümit Ünal’ın kaleme aldığı filmin görüntü yönetmenliğini Çetin Tunca, kurgusunu Mevlüt Koçak, yapımcılığını Cengiz Ergun üstleniyor. Filmde yer alan tangoların bestesi ise Esin Engin’e ait. Filmde başroldeki Türkan Şoray ile Oğuz Tunç’un yanı sıra Müşfik Kenter, Engin İnal, Fatoş Sezer, Cihat Tamer, Tuncay Akça da rol alıyor.
Filmin kahramanı, senarist Coşkun, çocukluk yıllarından beri ünlü yıldız Derya Altınay'a âşıktır. Öyle ki, onun canlandırdığı kurmaca film kahramanları Nuran ile Melek, genç adamın hayatına sızmışlardır. Coşkun, Derya ile tanışma fırsatı bulur; düşsel bir aşk hikâyesi yazar, bu senaryo sonunda filme çekilir ve başrolü de Derya oynar fakat ortaya çıkan film beklentilerden uzaktır.
Cezayir’deki 2. Akdeniz Ülkeleri Film Festivali’nde Türkan Şoray’a En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandıran Hayallerim, Aşkım ve Sen, 24. Antalya Film Şenliği’nde En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi 3. Film ödüllerini kazandı, Sinema Yazarları Derneği tarafından ‘87-’88 Sezonu En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dallarında ödüllendirildi.
Hayallerim, Aşkım ve Sen, 17-28 Nisan tarihlerinde gerçekleşecek 43. İstanbul Film Festivali’nde izleyicilerle buluşacak.
Nilüfer Belediyesi, Gizem Gedik’in küratörlüğünü üstlendiği Nermin Er’in “Sıradaki Şarkı” başlıklı kapsamlı sergisini 11 Nisan’a kadar Meteor I Balat Kültürevi’nde sanatseverlerle buluşturuyor.
2004 yılında ilk kişisel sergisini Galeri Nev İstanbul’da gerçekleştiren Nermin Er’in yirminci sanat yılında düzenlenen “Sıradaki Şarkı” başlıklı sergi, bu süreç içinde ürettiği eser gruplarının birbiriyle olan ilişkisini ve Er’in zaman içinde değişen, gelişen veya birbirini tamamlayan görsel dilini bütünsel bir kurguda izleyiciye sunuyor. Kâğıdı ve mürekkebi başlıca malzemeleri olarak kullanan sanatçı, eserlerinde gündelik karşılaşmalarına; kentle, doğayla, birlikte yaşadığımız canlılarla, ışık-gölge-siluet gibi unsurlarla olan anlık veya süregelen ilişkilerine yer veriyor. Bunun yanı sıra, malzemenin sınırlarını keşfederek biriktirme, dağılma, üst üste yığılma, parçaları ekleme-çıkarma gibi jest ve tekniklerle yüzeyleri boyutlandırıyor. Geçmişte animasyon alanında çalışmış olmasının da getirdiği kurgusal dünyası, sahne ve mizansenlere yönelik ilgisi ve yaratıcı mizah duygusu aracılığıyla teatral ifade biçimlerini de çalışmalarına yansıtan Er’in eserleri, genellikle bir kurguyu tamamlayan cümlecikler gibi seriler hâlinde ortaya çıkıyor. Sergide çoğunlukla kâğıdın çeşitli kullanımlarıyla oluşturulan eser grupları, monokrom desenler, rölyefler, bu işlerle ilişkili video ve enstalasyonlar bulunuyor.
Künye:
1. İsimsiz (Günler Üzerimize Yığılıyor), 2023, Kağıt rölyef, 82x124 cm
2. Yol’da,2013, Işıklı maket, detay, 17 x 100 x 100 cm
3. Bir Kent Provası, 2022, Tek kanallı video, 2’50’’, Video görüntüsü
4. Karşılaşmalar 8, 2023, Kağıt üzerine kağıt rölyef ve mürekkep, 50 x 132 cm
Anne Fine'ın “SEN de OKU” koleksiyonu için yazdığı yersiz korku ve endişelerden özgürleşip ânın tadını çıkarmak üzerine muzip öyküsü Begüm'ün Nesi Var?, Gareth Conway’in resimleriyle Ümit Mutlu’nun çevirisiyle Tudem Yayınları’ndan çıktı.
Begüm'ün Nesi Var?, öğrencilerin sınıf içi ilişki dinamiklerini ve öğretmenleriyle iletişimini mizahi bir üslupla ele alıyor. Siyahla beyaz kadar birbirine zıt iki çocuğun arasındaki buzları hoşgörünün gücüyle eriten kitap, önyargıya ve ayrımcılığa maruz kalmanın nedenleri ve sonuçları hakkında düşündürüyor.
“Begüm sınıfın en özgüvenli, en bilmiş, en becerikli veee en KORKULAN öğrencisi!
Bunu kim mi söylüyor? Şeyy, aslında tüm sınıf ama nedense kimsenin açık açık dile getirmeye cesareti yok. Peki, böylesine göz önünde olan birinden korkmak niye? Acaba Begüm'ün nesi var?
Nesi yok ki?
Bir kere üstüne vazife olmayan her işe karışıyor. Sonra, bakışlarıyla sinir ediyor. En fenasıysa sesini azıcık yükseltti mi herkes hazır ola geçiyor! Evet, itiraf etmek gerekirse Begüm azıcık zor biri ama yine de onunla sıra arkadaşı olmaya çekinilecek bir durum yok ortada... En azından Kerim Öğretmen öyle düşünüyor. Yoksa bizim Atık, pardon (!) Atıf, Begüm'ün yanına otursun diye ısrarcı olur muydu hiç?
Akran zorbalığını odağına alan, gerçekçi bir öykü anlatan bu matrak kitap okurlarını, ''Sınıfta en korktuğunuz kişinin yanına oturmak zorunda kalsanız ne yapardınız?'' sorusu ile baş başa bırakıyor.
Sahi, böyle bir durumda ne yapardınız?”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu, yeni sezona 20 Ocak Cumartesi akşamı saat 20.00’de gerçekleşecek “Leticia Moreno & CRR Senfoni Orkestrası” konseriyle başlayacak.
CRR Genel Sanat Yönetmeni ve orkestra şefi Murat Cem Orhan’ın yönetiminde gerçekleşecek “Doğaya Övgü” başlıklı konserde, CRR Senfoni Orkestrası; virtüözlüğü ve yorum derinliğiyle dikkat çeken Peru asıllı İspanyol keman sanatçısı Leticia Moreno’ya eşlik edecek. Leticia Moreno konserde, 262 yıllık Nicola Gagliano yapımı kemanıyla, İspanyol melodi ve ritimlerini, duygusal ve canlı bir enerjiyle yansıtan É. Lalo’nun İspanyol Senfonisi’ni yorumlayacak. R. Wagner’in Tannhäuser Uvertürü ile başlayacak konserde ayrıca A. Dvořák’ın doğa aşkını yansıtan Senfoni No. 8, Op. 88 icra edilecek.
“Leticia Moreno & CRR Senfoni Orkestrası - Doğaya Övgü” konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
EKAV / Eğitim, Kültür ve Araştırma Vakfı, İnci Ertuğ’nun “Aşık Mıyım Neyim? (Am I in Love or What?)” başlıklı kişisel sergisini 7-29 Şubat tarihleri arasında Ekavart Gallery’de sanatseverlerle buluşturacak.
“Aşık Mıyım Neyim? (Am I in Love or What?)” sergisinde İnci Ertuğ’nun son dönem ürettiği, karışık teknik ve çeşitli materyalle hazırlanmış yapıtlarının yanı sıra bu sergiye özel ilk kez ürettiği heykelleri de bulunuyor.
“Aşk ve sanat, insan yaşamının en derin ve etkileyici yönlerini keşfetmeye yönelik iki güçlü kavramdır. Bu iki kavram arasındaki ilişki birbirlerini besler; insan duygularının ve deneyimlerinin zenginleşmesine, derinleşmesine ve ifade edilmesine katkıda bulunur. Her ikisi de insan varoluşunun temel öğelerini şekillendirir, ruhsal derinlik kazandırır ve hayata anlam katar. Sanat, aşkın izlerini takip eder, insanın içsel dünyasını keşfe çıkar ve bu deneyimleri toplumsal bir paylaşıma açar.
İnci Ertuğ için sanatta, aşkta olduğu gibi içgüdü yeterlidir çünkü resim yapmak Picasso’nun dediği gibi ‘Görme özürlü insanın uzmanlığıdır. Çünkü o gördüğünü değil, hissettiklerini resmeder.’ Eserlerinde birbirini örtmek istercesine katmanlar ortaya çıkarken kolajlarında ise zıtlıklar aracılığıyla düşündürmeye ve doğruya yönlendirmeye çalışır. Resim, sanatçı için sessiz bir şiir gibi, içsel dünyasının renkli bir yansımasıdır. Hayattan aldığı referanslar eserlerindeki renklerinde ifade bulur.
Sanatçı için resim yapmak duygularının ifade alanıdır ve bu sanat yolculuğunda yürüyebilmek, tutkunun en yoğun ve coşkulu hâllerinden aşkların en güzelini yaşamak demektir. Tuvallerine yansıyanlar ve düşlerindeki renk cümbüşü, içindeki heyecanın bir yansımasıdır. ‘Aşık mıyım neyim ben?’ diye düşündüğü anlar, sanatta ve aşkta içgüdünün ne kadar önemli olduğunu hatırlatır.”
Pera Müzesi ve Atlas Publishing Lab iş birliğiyle düzenlenen “Yazar-Editör Sohbetleri”nin 25 Ocak akşamı konuğu yazar Murathan Mungan ile Müge Gürsoy Sökmen olacak.
Mungan kara polisiye olarak kaleme aldığı 995 km’yi yayıma hazırlık sürecinde birlikte çalıştığı editör Müge Gürsoy Sökmen ile konuşacak. Mungan, 995 km’de beklenmedik bir başkahramanın peşinde, ülkenin yakın geçmişinden tanıdık gelebilecek karmaşık ağların izini sürüyor. Türkiye’nin yakın siyasi tarihine damga vuran olaylar eşliğinde okurları nefes nefese bir yolculuğa davet ediyor.
25 Ocak Perşembe günü saat 18.00’de Pera Müzesi Oditoryumu’nda ücretsiz ve herkesin katılımına açık gerçekleşecek etkinliğin dili Türkçe olacak. Rezervasyon alınmamaktadır.
Beyoğlu Sineması’nın Peru Büyükelçiliği destekleriyle düzenlediği “Ülke Sineması: Peru” programı, 17-21 Ocak tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşacak.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Varlıkları Dairesi Başkanlığı’nın (İBB Miras) restorasyonuyla şehre kazandırılan Beyoğlu Sineması, İBB Kültür Dairesi Başkanlığı’nın (İBB Kültür) hazırladığı programlara ev sahipliği yapmaya devam ediyor. “Ülke Sineması: Peru” programı kapsamında Horoz Siklet, En İyi Aileler, Margarita ve Lezzetli Kuruyemiş filmleri izleyicilerle buluşacak.
“Ülke Sineması: Peru” programı kapsamında gösterilecek filmlerin biletlerine İstanbul Senin uygulamasından ulaşabilirsiniz.
Program:
17 Ocak Çarşamba 19.30 - Horoz Siklet / Hans Matos
18 Ocak Perşembe 15.00 - En İyi Aileler / Javier Fuentes Leon
19 Ocak Cuma 15.00 – Margarita / Frank Pérez-Garland
21 Ocak Pazar 19.30 - Lezzetli Kuruyemiş / Ana Caridad Sanchez
Türkiye İş Bankası Resim ve Heykel Müzesi’nin kurucu küratörlüğünü üstlenen sanat tarihçisi ve yazar Prof. Dr. Gül İrepoğlu’nun müzenin kalıcı sergisine de adını veren Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu Işığında Türk Resmini İzlemek kitabı yayımlandı.
1940’lardan bu yana biriktirilen Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu’ndan yola çıkarak hazırlanan Türk Resmini İzlemek iki ciltten oluşuyor. İlk ciltte, Osman Hamdi Bey’den başlayarak ülkemizin resim tarihi ressamlar ve akımlar, ikinci ciltte ise koleksiyonda yer alan tüm eserlere dair görsel bir envanter kaydı yer alıyor. Prof. Dr. Gül İrepoğlu’nun hayata geçirdiği bu eser, Türk resmine dair bilgi vermeyi ve kolay okunurluk sağlamayı amaçlıyor. Konuya ilişkili panoramalar sunan kitap hem görsel hafızayı tazeliyor hem de sanatçılara içten bir bakış sunuyor.
Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu Işığında Türk Resmini İzlemek kitabını Resim ve Heykel Müzesi mağazası RHM Dükkan’dan her gün 10.00-19.00 saatleri arasında ya da buradan satın alabilirsiniz.
Güney Koreli yazar Hwang Bo-reum’un kitapların hayatımızın dönüm noktalarında unutulmuş bir cümle ya da yıllar öncesinden gelen bir hikâye ile bize nasıl rehberlik edebileceğini gösteren kitabı Hyunam-Dong Kitabevi, Nilay Özeser çevirisiyle Athica Yayınları’ndan çıktı.
Kore’de çok satanlar arasında yerini alan kitabın baş kahramanı Yeongju, bir zamanlar bozulan çocukluk arkadaşlığını onarmak için kendini okumaya adar ve “ruhunu emen” bir hayattan kaçmak için sakin bir mahallede bir kitapçı açar. Yeongju, yeni bir kitapçı olmanın getirdiği birçok zorlukla boğuşur. Kitapçı sevmediği kitapları satmalı mı? Müşteriye kitap tavsiye etmenin ilkeleri nelerdir? Kitabevini ticari bir mekandan kültürel bir mekana nasıl dönüştürebilir?
“Youngju her şeyi doğru yapmıştır; üniversiteye gitmiş, düzgün bir adamla evlenmiş, saygın bir işe girmiştir. Sonra bir anda her şey altüst olur. Tükenmişlik hissiyle eski hayatını terk eder, zirvedeki kariyerini bırakır, kocasından boşanır ve hayalinin peşinden gider. Bir kitapçı dükkânı açar...
Youngju ve müşterileri, Seul’ün şirin bir mahallesinde kitapların arasına sığınırlar. Yalnız bir baristadan evli ama mutsuz bir ev hanımına ve Youngju’da özel bir şeyler olduğunu gören yazara kadar hepsinin geçmişinde hayal kırıklıkları vardır. Hyunam-Dong Kitabevi zamanla onların, hayatı nasıl yaşamaları gerektiğini öğrendiği yer hâline gelir.”
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), Borusan Sanat ve La Scala Tiyatrosu Akademisi tarafından organize edilen 10. Leyla Gencer Şan Yarışması için başvurular başladı.
Türkiye’nin uluslararası çaptaki tek şan yarışması olan Leyla Gencer Şan Yarışması, 20. yüzyılın en önemli sopranolarından, tüm dünyanın “La Diva Turca” olarak tanıdığı Leyla Gencer’in onuruna gerçekleştiriliyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), Borusan Sanat ve La Scala Tiyatrosu Akademisi tarafından organize edilen 10. Leyla Gencer Şan Yarışması’na başvurular 3 Mayıs’a kadar devam edecek. Jüri başkanlığını Stéphane Lissner’in üstleneceği yarışmanın ön elemeleri mayıs-haziran aylarında, final serisi ise 22-27 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
10. Leyla Gencer Şan Yarışması'nın, Stéphane Lissner’in başkanlık edeceği jürisinde Viviana Barrios (Deutsche Oper Berlin Yardımcı Sanat Direktörü), Alessandro Galoppini (La Scala Tiyatrosu Cast Direktörü), David Gowland (İngiliz Kraliyet Operası Jette Parker Genç Sanatçılar Programı Sanat Direktörü), Badri Maysuradze (Tenor, Tiflis Devlet Opera ve Balesi Sanat Direktörü) ve Carlo Tenan (Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası Sanat Yönetmeni ve Sürekli Şefi) yer alıyor. Leyla Gencer’in onuruna düzenlenen yarışma, 2008’deki vefatına kadar bizzat kendisinin katılımıyla gerçekleştirildi.
Yarışmanın ön elemeleri, mayıs ayının ikinci yarısında Londra, Berlin, Milano ve Napoli’nin ardından; haziran ayının ilk yarısında Tiflis ve İstanbul’da gerçekleştirilecek. Adaylar ayrıca canlı ön elemelere katılmak yerine başvuru sırasında video kayıtlarını internet üzerinden yükleyerek de ön elemeye katılmayı seçebilecekler. Ön eleme sonuçları ise yarışmanın sitesinden 1 Temmuz Pazartesi günü açıklanacak. Final serisi ise 22-27 Eylül tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek.
18-32 yaş arası tüm ses gruplarından şancılara açık olan yarışmada birinci olan yarışmacı 7.500 €, ikinci olan yarışmacı 4.000 € ve üçüncü olan yarışmacı ise 2.500 € ile ödüllendirilecek. 1.500 € değerindeki Leyla Gencer Halk Ödülü’nün sahibi ise finalde dinleyicilerin oylarıyla belirlenecek. La Scala Tiyatrosu Akademisi’nden üç aylık eğitim bursu ödülü, La Scala Tiyatrosu Akademisi Özel Ödülü ile sahibini bulacak. Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası Özel Ödülü verilecek olan yarışmacı, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşliğinde bir konser vermeye hak kazanacak. İngiliz Kraliyet Operası Jette Parker Genç Sanatçılar Programı Özel Ödülü’nün sahibi olacak finalist İngiliz Kraliyet Operası’nda bir hafta boyunca en az beş eğitim seansı almaya hak kazanacak. Deutsche Oper Berlin ve Tiflis Devlet Opera ve Balesi’nin Özel Ödülleri ile de birer finalist bu operaların bir yapımında rol alacak.
10. Leyla Gencer Şan Yarışması hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.