
Amanda Rees ve Charlotte Sleigh’in tarihte, kültürde, mitolojide, bilimde, sanatta ve siyasette insanın izini sürerek Öteki’nden nerede ve nasıl ayrıldığına odaklandıkları çalışmaları İnsan (Ne Olduğunu Biliyor muyuz?), Hilal Dikmen’in çevirisiyle İletişim Yayınları’ndan çıktı.
“İnsan nedir?” ile “İnsan olmayan nedir?” sorularına yanıt arıyorlar. Bunu yaparken de insanı hayvan, hominini, makine, kadın, tanrı ve yabancıyla mukayese ederek insan tanımının sınırlarının nasıl çizilebileceğine bir yol arıyorlar. İnsan, benzersizlik iddiası taşıyan bir grubun, yani insanın tanımını yapmaya çalışmanın zorluğunu yansıtırken, birey olarak insanın da neye benzediğini bizzat kavramaya çalıştığını gösteren, düşünmeye sevk eden bir eser olarak okurla buluşuyor.
“İnsanlığın, tanımlanması namümkün bir şey olduğunu ve belki de türlerin sınırları içinde düşünülmemesi gerektiğini ileri sürüyoruz. Aksine, içeriye alınan şeyin ya da kimsenin muhteviyatına bakmadan, insanlığı çerçeveleyen bir kapsama hareketi bu. İnsanlık –öyle bir şey varsa tabii– ne talep edilebilir ne de bahşedilebilir, yalnızca kırılgan, geçici bir takdimle, yani Öteki ile olan ilişkinin idrakiyle var olabilir.”
Bu sene 28 Eylül-13 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek 34. Akbank Caz Festivali’nde sahne alacak ilk isimler açıklandı.
Akbank Sanat’ın, organizasyonunu ve içerik programlamasını Pozitif iş birliğiyle gerçekleştirdiği festival, 30’dan fazla caz müzisyenini sahnesinde ağırlayacak. Festivalin ilk açıklanan isimleri arasında; 25 yıllık kariyerinde 16 kez aday gösterildiği Grammy Ödülü’nü iki kez kazanan efsanevi caz vokalisti Kurt Elling, 2005’te Montreux Jazz Piano Yarışması’nı kazanan ve Latin caz müziğe kattığı yorumla adını duyuran Kübalı piyanist Harold López-Nussa, Narcos dizisinin soundtrack’i “Tuyo” ile dünyaya adını duyuran şarkıcı-söz yazarı, multi-enstrümanist, besteci ve aranjör Rodrigo Amarante, Vanity Fair’in “caz sahnesini silkeleyen milenyal” olarak tanımladığı Tatiana Eva-Marie, orkestrası The Chosen Few ile hem sahnede hem stüdyoda sürükleyici diyaloglar yaratan saksafon virtüözü Isaiah Collier ve modern klasik kompozisyon ve doğaçlamanın renkli kesişimini sahnesinde sunan Tomas Fujiwara 7 Poets Trio yer alıyor.
34. Akbank Caz Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilir, festivalin biletlerini ise buradan satın alabilirsiniz.
34. Akbank Caz Festivali Programı:
Tomas Fujiwara 7 Poets Trio
3 Ekim 19.00 / Akbank Sanat
Kurt Elling
7 Ekim 20.30 / Cemal Reşit Rey Konser Salonu
Tatiana Eva-Marie
8 Ekim 20.30 / Ses 1885 - Ortaoyuncular Tiyatrosu
Harold López - Nussa
10 Ekim 20.30 / Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi
Rodrigo Amarante
11 Ekim 2024 22:00 // Babylon
Pera Müzesi Öğrenme Programları, “Ters Yüz PƎRⱯ” sergisinden ilhamla hazırladığı “Pera’dan Ötesine” başlıklı atölye programını 30 Haziran’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi Öğrenme Programları’nın “Ters Yüz PƎRⱯ” sergisi kapsamında yetişkinlere yönelik düzenlediği atölyeler, katılımcılarına serginin çıkış noktasını oluşturan Pera Müzesi’ne, Beyoğlu’na ve İstanbul’a farklı disiplinlerin penceresinden bakma imkânı sunuyor. Serginin şehir ve mimari tasarım elemanları ile kurumların kentsel çevreleriyle ilişkilerini irdeleyen yapısı, alanında uzman sanatçı ve eğitmenlerin yürüttüğü disiplinlerarası atölyelere ilham oluyor. 18 yaş ve üzeri herkesin katılımına açık olan “Pera’dan Ötesine: Yetişkinler için Atölyeler”, kent belleği, mimarlık ve tasarım konularına odaklanan atölyelerden oluşuyor.
Sanatçılar Arek Qaddra ve Berka Beste Kopuz’un yürütücülüğünü üstlendiği “Yaratıcı Dekolaj: Renk Paletleriyle Yeni Sanatsal İfadeler” atölyesi, “Ters Yüz PƎRⱯ” sergisinin verili olanı dönüştüren ve spekülatif olana alan açan yapısından ilham alıyor. Pera Müzesi’nin baskın renk dokusu örneklerinden oluşturulan renk paletlerini geleneksel anlayışların dışına çıkarak yeniden keşfeden katılımcılar, yaratıcı resim ve kolaj çalışmaları yapıyor.
“Beyoğlu Hafıza Haritası” atölyesi, tarihi yarımadanın tam karşısında konumlandığı için Yunancada “karşıyaka”, “öte” anlamına gelen Pera adıyla anılagelmiş Beyoğlu’ndan ilham alıyor. Sokaklar, parklar, binalar, mahalleler gibi Beyoğlu’nun kentsel bellekte ve kişisel hafızalarda yer etmiş öğeleri, haritalar, kumaşlar, ipler ve boyalarla yeniden yorumlanıyor. Kendi hafıza haritalarını oluşturan katılımcılar, ortaya çıkan haritalar arasındaki benzerlik ve farklılıkları üzerine düşünme fırsatı buluyor.
Pley Studio’nun yürütücülüğünde gerçekleştirilecek “İstanbulca İzler: Çok Boyutlu Müdahale” atölyesi İstanbul apartmanlarının kullanıcı müdahalesi ile şekil değiştirmiş, yapay dokusuna odaklanıyor. İstanbul’un alışılagelmiş apartman formları yerine, Bauhaus ekolünü de yansıtan yapı formlarına odaklanan atölye, şehrin karmaşasını ve kişiliğini çağrıştıran tasarımlara ilham oluyor. Çeşitli geometrik şekiller ve kutuları birleştirerek modern yapılar oluşturan katılımcılar, bu üç boyutlu yapılara “İstanbulca" müdahalelerde bulunuyor.
“Pera’dan Ötesine” başlıklı atölye programı hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilir, biletlerini ise Biletix üzerinden satın alabilirsiniz.
Filiz Ali’nin kişisel hayatında derin izler bırakan Carl Ebert’in Cumhuriyet’in ilk yıllarında bir opera kurulması ve opera kültürünün oluşması için yaptıklarını, kültür hayatımızdaki önemini anlattığı çalışması Bir Tutkunun Peşinde Carl Ebert - Genç Cumhuriyet’in Tiyatro ve Opera Serüveni, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.
Bu kitap; Carl Ebert’in Ankara’da geçirdiği 11 yılda bir opera kurulması ve opera kültürünün oluşması için yaptıklarını, eğitim anlayışını, çalışma arkadaşlarını ve öğrencilerini anlatırken Cumhuriyet’in ilk yıllarında sanat ve kültür hayatımızdaki gelişmeleri ve bu sürecin aktörlerini de tüm ayrıntılarıyla ele alıyor. Ankara’da bir Musiki ve Temsil Akademisi ve bunun devamı olarak Devlet Tiyatro ve Operası’nı kurmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından davet edilen Carl Ebert, 1936’da yazdığı raporla bir yol haritası hazırlar. Bu rapor doğrultusunda kurucu kadroya dahil olan uzmanlarla birlikte son derece disiplinli bir çalışma süreci başlar. Carl Ebert, dört yıl gibi kısa bir sürenin sonunda Türk seyircisine Türkçe olarak oynanan iki opera örneği sunarak Atatürk’e verdiği sözü tuttuğunu gösterir.
“Onunla tanıştığımda çok küçüktüm. O zamana kadar tanıdığım hiç kimseye benzemiyordu. İlk görüşte müthiş etkilenmiş olmalıyım. O etki bugüne kadar devam etti. Konservatuvardaki tiyatro ve opera provalarını, temsillerini izleyerek, ama en çok büyülenmiş gibi onu izleyerek büyüdüm. Öğrencilerinin onun ağzından çıkan her sözcüğü, gösterdiği her jest ve mimiği nasıl hayranlıkla özümsediklerine tanık oldum. Öğrencilerle aynı dili konuşmamalarına rağmen babamın aracılığıyla kurulan müthiş dinamiği deneyimledim.”
Yorgos Lanthimos’un yeni filmi Merhamet Hikâyeleri (Kinds of Kindness) vizyona girmeden önce İKSV Galaları ile 1 Temmuz Pazartesi akşamı saat 21.00’de Kadıköy Sineması’nda, 2 Temmuz Salı akşamı saat 21.00’de Atlas 1948’de izleyicilerle buluşacak.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından gerçekleştirilen İKSV Galaları’nda 11 dalda Oscar adayı olan ve Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan kazanan Zavallılar’ın (Poor Things) yönetmeni Yorgos Lanthimos’un yeni filmi Merhamet Hikâyeleri, vizyona girmeden önce GetirAraç sponsorluğuyla gösterilecek. Dünya prömiyerini mayıs ayında Cannes Film Festivali’nde ana yarışmada yapan ve Jesse Plemons’a En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandıran filmin oyuncu kadrosunda Emma Stone, Jesse Plemons, Willem Dafoe, Margaret Qualley, Hong Chau, Joe Alwyn, Mamoudou Athie ve Hunter Schafer yer alıyor. Filmin müzikleri ise Zavallılar’ın da müziğini besteleyen Jerskin Fendrix imzası taşıyor.
Yorgos Lanthimos’un senaryosunu Köpek Dişi ve The Lobster’da iş birliği yaptığı Efthimis Filippou ile birlikte yazdığı Merhamet Hikâyeleri, farklı öyküler anlatan “üç parçalı bir masal” olarak izleyici karşısına çıkıyor. Hikâyeler, hayatının kontrolünü ele geçirmeye çalışan çaresiz bir adamı, denizde kaybolan karısının geri döndüğünü ancak farklı biri gibi göründüğünü fark eden bir polis memurunu ve özel yeteneklere sahip birini bulmaya kararlı bir kadını izliyor.
Yorgos Lanthimos imzalı Merhamet Hikâyeleri filminin biletlerini Passo üzerinden satın alabilirsiniz.
Art On İstanbul’un özgün ve bağımsız sanatçılara kendilerini ifade edebilecekleri bir alan açabilmesi mottosuyla kurguladığı “Crossroads” sergi serisinin yedinci edisyonu 20 Temmuz’a kadar Art On Piyalepaşa’da sanatseverlerle buluşuyor.
LG OLED, The Moment ve Permolit Boya’nın desteğiyle gerçekleştirilen “Crossroads” sergi serisi, Art On İstanbul’un kuruluş misyonuyla paralel olarak Türkiye’nin dört bir yanından bağımsız sanatçıları konuk almanın yanında, bu sanatçılara alan açmayı hedefliyor. Sanatçılara eserlerini sergileme ve kendilerini tanıtma imkânı sunan seri, sanatçıların güncel önermelerini, üretimdeki canlılık ve arayışlarını izleyebilmek için bir kesişme noktası oluyor.
Sergide bu yıl; Ahmet Toğrul, Berka Beste Kopuz, Burcu Günay, Can Memişoğulları ,Eliz Gündüz, Emre Tura, Gözde Ju, Halil Petük, Hande Şevval Emirmahmutoğlu, Kübra Boy, Metin Katırcılar, Özge Yağcı, Serhat Kır, Şahsenem Altıparmak ve Zülal Çizmeci'nin eserleri yer alıyor.
“Crossroads” sergisini 20 Temmuz’a kadar pazar ve pazartesi hariç her gün 10.30-18.30 saatleri arasında Art On Piyalepaşa’da ziyaret edebilirsiniz.
Tarkan, yedi yıl aradan sonra kaydettiği albümü Kuantum 51’i bugün (14 Haziran) Hitt Müzik etiketiyle müzikseverlerle buluşturdu.
Tarkan’ın bir süre önce sosyal medya hesaplarında “Bu yaz umut dolu, sevinç dolu, eğlendiğimiz, yüzümüzün güldüğü bir yaz olsun” sözleriyle duyurduğu yeni albümü Kuantum 51’de 12 şarkı yer alıyor. Tarkan, albümdeki şarkılar için, performanslarından oluşan visualiser’lar hazırlandı; böylece dinleyiciler albümü baştan sona görüntülü olarak deneyimleyebiliyor. Prodüktörlüğünü Tarkan’ın üstlendiği albümde bu kez birden çok aranjör yer alıyor. Albümde yer alan dört şarkıda Ozan Çolakoğlu’nun düzenlemesi bulunuyor. Ayrıca albümde İskender Paydaş, Ateş Berker Öngören, Murat Matthew Erdem, Turaç Berkay Özer, Mert Kemancı düzenlemeleri de yer alıyor.
“Kuantum evrendeki her şeyin birbirine bağlılığı ve birliği olarak tanımlanır. Her şeyin enerji ve titreşimden oluştuğu, temel bir seviyede hepimizin birbirine bağlı olduğu anlayışıdır. Kuantum spiritüelliği niyetin gücünü, bilincin gerçekliği şekillendirme rolünü ve kendi deneyimlerimizin ortak yaratıcıları olduğumuz fikrini vurgular. Kuantum, bilincin daha yüksek alemlerine erişmek, farkındalığımızı genişletmek, spiritüel büyüme ve dönüşüm için evrensel enerjinin akışıyla uyum sağlamaktır. Kuantum, beden, ruh ve zihnin bütünsel bir entegrasyonudur.”
Tarkan’ın yeni albümü Kuantum 51’i buradan dinleyebilirsiniz.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Kültür AŞ, Türkiye’nin 20 farklı üniversitesinden 45 sanatçı adayının yaklaşık 80 eserinden oluşan “Genç Buluşmalar” başlıklı sergiyi 21 Temmuz’a kadar Taksim Sanat’ta sanatseverlerle buluşturuyor.
Çeşitli disiplinlerde, birbirinden farklı vizyona sahip özgün çalışmaları bir araya getiren “Genç Buluşmalar”, geçtiğimiz ay gerçekleşen Artcontact İstanbul Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı’nda Kültür AŞ organizasyonuyla sergilenmesinin ardından şimdi Taksim Sanat’ta izleyici karşısına çıkıyor.
Meriç Aktaş’ın küratörlüğünü üstelendiği sergide, Şırnak’tan Tekirdağ’a Türkiye’nin dört bir yanında 20 üniversitenin güzel sanatlar fakültesinde okuyan lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin resim, heykel, seramik, fotoğraf, dokuma gibi farklı malzeme ve disiplinlerden oluşan 80’i aşkın eser yer alıyor. Sergi, toplumsal değerlere değinen ve hayatla ilişkisini ön plana çıkaran eserler arasında atık, iklim krizi, doğa, ölüm, yaşam, metamorfoz, su, toplumsal ilişkiler, kadın ve şiddet gibi konuları temel alan çalışmaları sanatseverlerin beğenisine sunuyor. Toplumsal değerlere dokunarak hayatla ilgili kaygılarını ifade eden sanatçı adayları, toplum içindeki bireyselleşme, hayatın akışı ve kendi duruşlarını “Genç Buluşmalar” sergisi ile izleyiciye yansıtıyor.
Nörolog Guy Leschziner’ın uykuyla başı ciddi biçimde dertte olan hastalarının hikâyelerini anlattığı, uykunun genel işleyişine dair bilgiler paylaştığı kitabı Beynin Gece Hayatı - Kâbuslar, Sinirbilim ve Uykunun Gizli Dünyası, Zeynep Arık Tozar’ın çevirisiyle Metis Yayınları’ndan çıktı.
Uzmanlık alanlarından biri de uyku bozuklukları olan Leschziner, uykusunda motosikletine ya da arabasına atlayıp dolaşan Jackie; aksiyon filmlerini aratmayan rüyalar görürken o sahneleri bilfiil canlandırdığı için komik durumlara düşen Alex; espri yapıp güldüğü her seferinde birdenbire yere yığılıveren Adrian; uykusunda seks yapan Tom; uyurken hiç farkında olmaksızın tıka basa yiyen, yiyecek bulamadığında granül kahveden kuşyemine kadar birçok şeyi midesine indiren Don ve diğerlerinin hikâyelerini anlatıyor.
“Peki bu hastalardan neden söz ediyorum? Daha da önemlisi, bunları neden okuyasınız ki?” diye soran Leschziner, anlattığı hikâyelerin uyku bozukluklarını uçlarda yaşayan insanlara dair olduğunu, ama bu uç durumları incelemenin uykunun genel işleyişine dair nispeten kısıtlı bilgimizi artırdığını söylüyor. Okurun; imsomni, narkolepsi, gece terörü, apne ve uyurgezerlik gibi bozukluklarla ilgili bu hikâyeleri okurken, uykunun biyolojik, sosyal, çevresel ve psikolojik faktörlerden etkilenen incelikli mekanizmasını ve bu mekanizmanın hayatlarımız üzerindeki etkilerini daha iyi anlamasını amaçlıyor.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), YouTube iş birliğiyle hayata geçirdiği, İstanbul’un kent mirasıyla müziği bir araya getiren “İKSV ile İstanbul’dan Sevgilerle” adlı video serisini 14 Haziran’dan itibaren İKSV YouTube kanalında izleyicilerle buluşturuyor.
“İKSV ile İstanbul’dan Sevgilerle” adlı seri, on sanatçının, İstanbul’un dört tarihi ve kültürel mekânında gerçekleştirdiği performansların yanı sıra sanatçılarla yapılan özel söyleşileri izleyiciye sunuyor. Proje kapsamında kendi seçtikleri parçalarla kamera karşısına geçerek, İstanbul ve müzik panoraması sunan sanatçılar arasında; Barış Demirel, Muganni (Burak Güven), Büyük Ev Ablukada, Emir Taha, Fazıl Say, Kalben, Lara Di Lara, Nova Norda, Paptircem ve Tuğçe Şenoğul yer alıyor.
Sanatçılardan Barış Demirel, Büyük Ev Ablukada ve Lara Di Lara İstanbul Bilgi Üniversitesi santralistanbul Enerji Müzesi’nde, Paptircem İstanbul Modern’de, Emir Taha, Nova Norda ve Tuğçe Şenoğul Kapalıçarşı’da ve Muganni (Burak Güven), Fazıl Say ve Kalben Rahmi M. Koç Müzesi’nde kendine özgü tarz ve müziklerini canlı olarak sergiledi. Sanatçılar, bu performansların yanı sıra müzik yazarı ve projenin danışmanı Alper Bahçekapılı’yla kısa sahne arkası sohbetleri gerçekleştirdi.
“İKSV ile İstanbul’dan Sevgilerle”, YouTube’un 2021 yılında Berlin’de başlattığı ReBoot Culture projesinden ilham alıyor. “Popüler müzik, kültür kurumlarıyla buluşuyor” mottosuyla hayata geçirilen ReBoot Culture, farklı türlerde müzik yapan genç sanatçıları Avrupa’nın çeşitli kültür merkezleri ve müzelerinde ağırladı. İKSV de projeyi İstanbul’a taşıyarak, 1973’ten bu yana İKSV etkinliklerine sahne olmuş, şehrin kültürel dokusunu ve zenginliğini yansıtan dört özel mekânda, Türkiye’den özgün sesleri bu sefer YouTube için konuk etti. Bu sayede, İstanbul’un hem müzikal hem de mekânsal zenginliğini tüm dünyayla buluşturmayı amaçladı.
“İKSV ile İstanbul’dan Sevgilerle” video serisi, 14 Haziran Cuma günü 17.00’den itibaren her hafta yeni bölümlerle İKSV YouTube kanalında yayımlanacak.