
Bu yıl altıncı kez Kaş’ı caz müzikle buluşturmaya hazırlanan Kaş Caz Festivali, 23-25 Ağustos tarihleri arasında Kaş Marina’da gerçekleşecek.
Üç gün boyunca sürecek festivalde katılımcılar, sanatçıların cazın etrafında birleşeceği deneysel ve yeniliğe açık sahne performanslarıyla müzikal bir yolculuğa çıkacaklar. Müzisyenlerin solo ve grup performansları, misafirlere denizin kıyısında caz müziği ile unutulmaz bir gece yaşatırken, Kaş Caz Festivali ılık esintiler ve yıldızlar altında bu yıl da geçtiğimiz yıllar gibi hafızalarda yer etmeyi amaçlıyor.
Kaş Marina’da gerçekleşecek olan Kaş Caz Festivali’nin programı önümüzdeki günlerde açıklanacak ve biletler Biletix’ten satışa sunulacak.
Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi (AIMA) tarafından, Sabancı Vakfı’nın desteğiyle bu yıl onuncusu düzenlenen Ayvalık AIMA Müzik Festivali, 23 Temmuz-21 Eylül tarihleri arasında müzikseverlerle buluşacak.
1998 yılında Prof. Filiz Ali öncülüğünde kurulan AIMA, yüzden fazla ustalık sınıfı düzenleyerek bini aşkın gencin usta müzisyenlerden eğitim almasına ve sanatlarında yükselmelerine destek oldu. Ayvalık 10. AIMA Müzik Festivali, geçmişte öğrenci ya da eğitimci olarak AIMA ustalık sınıflarına katılmış müzisyenlerin ağırlıkta olduğu bir programla gerçekleşecek. Program kapsamında yedi konser dinleyicilerle buluşacak.
AIMA Masterclass eğitmenleri ünlü Fransız klasik klarnet sanatçısı Jean-Marc Fessard ve Türkiye’nin önde gelen klarnet sanatçılarından Ayşegül Kirmanoğlu, 23 Temmuz’da Mendelssohn, Poulenc, Delmas, Bozza, Widor ve Messiaen eserlerinden oluşan bir programla sahne alacak. Fessard ve Kirmanoğlu’na piyanoda Deniz Kuvandık eşlik edecek. Konser, Erman Kazaz Karaca ve Institut français de Turquie’nin destekleriyle gerçekleşecek. 2024 Ocak ayında Mendelssohn-Bartholdy Yarışması’nda birincilik ödülüne layık görülen Viatores Quartet, kariyerini Almanya’da sürdüren İngiliz Louisa Staples (1. keman), Alman Johannes Brzoska (2. keman), Hong Konglu Gordon K. H. Lau (viyola) ve Türk Umut Sağlam (viyolonsel) olmak üzere dört genç ve başarılı müzisyenden oluşuyor. Viatores Quartet, 7 Ağustos akşamı Türkiye’de ilk kez Ayvalık dinleyicisi ile buluşacak. Rana ve Erol Tabanca’nın katkılarıyla gerçekleşecek olan konserde grup, Haydn, Schubert ve Dvořák yapıtlarından oluşan dopdolu bir program sunacak.
Birsen Ulucan (piyano), Özcan Ulucan (keman) ve Ozan Evrim Tunca’dan (viyolonsel) oluşan Ulucan Trio, 16 Ağustos’ta Cunda Adası’nda sahne alacak. Alev Komili’nin desteğiyle gerçekleşecek konserde grup, Berg, Manav ve Schubert eserleri seslendirilecek. 2021’de İKSV’nin “Yarının Kadın Yıldızları” projesinde yer alan üç genç kadın müzisyen, Lal Karaalioğlu (piyano), Elfida Su Turan (keman) ve Beliz Güney (viyolonsel) tarafından kurulan Trio Hera, 29 Ağustos’da Haydn, Rahmaninov, Şostakoviç ve Say yapıtlarıyla dinleyici karşısına çıkacak. Etkinliğe Allianz Türkiye destek verecek. Müzik eğitimini ve kariyerini Almanya’da sürdüren Alpay Jan İnkılap (keman), Arda Aykut (viyola), İdil Bursa (viyolonsel) ve Tuna Bilgin’den (piyano) oluşan Artualid Quartet, 12 Eylül akşamı dinleyicilere Brahms ve Mahler’den yapıtlar seslendirecek.
Türkiye’deki önemli konser piyanistlerinden biri olan Rüya Taner ve gazeteci, yazar, televizyoncu ve müzisyen kimlikleriyle tanınan saksafon sanatçısı Kürşat Başar, “Yerelden Evrensele” başlıklı projeleriyle 15 Eylül akşamı dinleyicilerle buluşacak. Yaşar Holding sponsorluğundaki konserde, sanatçılar, romantik dönem klasik müzik yapıtlarından türkülere uzanan ilgi çekici bir program sunacak. 4. Uluslararası İstanbul Orchestra Sion Piyano Yarışması’nda birincilik ödülüne layık görülen piyanist Kisuk Kwon, festivalin kapanış konserinde, 21 Eylül akşamı Haydn, Schubert, Liszt ve Schumann yapıtlarından oluşan bir program seslendirecek. Etkinlik, DYO’nun destekleriyle gerçekleşecek.
Festival kapsamında ayrıca, Temmuz-Eylül ayları arasında, AIMA flüt, klarnet, keman, piyano ve viyolonsel ustalık sınıfı final konserleri de gerçekleşecek. Masterclass final konserleri ücretsiz ve halka açık olacak. Ücretli olan konserin biletlerine ise Mobilet üzerinden ulaşabilirsiniz.
Şair ve yazar Tevfik Taş’ın 30 yılı aşkın süredir özenle oluşturduğu şiir evreninden ilham alan “Günün Kapıları” başlıklı karma sergi 22 Temmuz’a kadar Bodrum’da yer alan Gümüşlük Akademisi’nde sanatseverlerle buluşuyor.
Karşı Sanat ve Gümüşlük Akademisi’nin desteğiyle gerçekleştirilen “Günün Kapıları” sergisi, Tevfik Taş’ın şiir evrenine odaklanırken, toplumsal yabancılaşmaya, yalnızlaşmaya karşı bir “sanat tavrı”, “sanatçı inceliği” ortaya koyuyor. Adını Tevfik Taş’ın Günün Kapıları şiir kitabından alan sergide yer alan isimler arasında; Feyzan Alasya, Cihat Aral, Zehra Aral, Hamza Arslan, Rafet Arslan, Yusuf Arslan, Doğu Çankaya, İbrahim Çiftçioğlu, Nazım Dikbaş, Çağdaş Erçelik, Evren Erol, Tolga İldun, Yalçın Karayağız, Burhan Kum, Meliha Sözeri, Emine Şenses, Yavuz Tanyeli, Özcan Yaman, İsmail Yıldırım ve Nalan Yırtmaç bulunuyor. Sanatçılar sergide Tevfik Taş’ın düşleriyle var olmak ve var edebilmek adına adımladığı zorlu yollardan, direnç ve umuttan kesitler sunarken kolektif çabayı yüceltiyor.
Sergi sürecinin destekleyicilerinden şair Mustafa Köz’ün kaleme aldığı sergi manifestosunda da aktarıldığı üzere her sorgulayıcı, dönüştürücü sanatçı gibi Tevfik Taş da hayata araladığı kapısında “görünenin ardındaki gerçeği” düşleriyle yeniden biçimlemek, geleceği özgürleştirmek için çabalıyor ve okuru kendi ruhunda ağırlıyor.
Mustafa Köz, sergiye katılan sanatçıların Tevfik Taş şiiri ile bağını ve sergi konseptini şu sözlerle anlatıyor: “‘Mataradan bir yudum su içti / Düşlemesem dedi, "soluksuz kalırdın sen"/ o uzak kentteki fotoğrafını düşündü.’ diye yazıyor Tevfik Taş. Sanatçı için, mataradan içilen su kadar vazgeçilmezdir paylaşılan her söz, her renk her biçim, her görüntü... Soluksuz kalmaktır düşsüz bir dünyada yaşamak... Bu sergi de farklı kuşaklardan, farklı disiplinlerden sanatçıların yapıtlarıyla ‘günün kapıları’nı yeni düşler için yeniden araladı. Sergiye katılan sanatçılar, Tevfik Taş’ın dizelerinin izini sürerek, düşünerek düşleyerek yaşama yeni bir ‘soluk’ katmayı denediler. Şiir denen uçsuz bucaksız taş ocağını kazarak kendi taşlarını çıkardılar, kendi yapılarını kurdular.”
Künye:
1. Meliha Sözeri “görünenin ardı” paslanmaz çelik delikli tel, prinç delikli tel, bronz delikli tel. 2024
2. Kader Genç “Adada” Kağıt üzerine yağlı pastel 28x35.5 cm. 2012
3. Tolga İldun “Mimar Sinan’ın Gözünden İstanbul” Dekota üzerine mat baskı 35x50 cm 2019
4. Rafet Arslan “Büyük Kapatılma” Kağıt üzerine karışık teknik 2014-2024
5. Doğu Çankaya “Su Zamanı” Kağıt üstüne akrelik çini mürekkebi 20x29 cm. 2023
6. Çağdaş Erçelik “Rüya” Heykel (Kompozit malzeme) 85x45x30 cm. 2023
Jeanette Winterson’ın çocuk edebiyatı klasiği Hansel ile Gretel’i yeniden anlattığı Hansel ile Greta adlı kitabı Laura Barrett’in resimleri ve Cansu Canseven’in çevirisiyle Dinozor Çocuk’tan çıktı.
Sevilen hikâyeleri yeniden düzenlemek ve hayata döndürmek için bir peri masalı devrimine imza atan Winterson’ın Hansel ile Greta’sı doğayı umursamayan teyzelerine karşı mücadele eden iki kardeşin macerasını anlatıyor. Winterson’ın, tüm dünyada ses getiren genç iklim aktivisti Greta Thunberg’e gönderme yapan kitabı, insanlığın açgözlülüğünü eğlenceli bir hikâyeyle gözler önüne seriyor.
“Greta, kardeşi Hansel ile birlikte yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan bir ormanın kenarında babalarıyla birlikte yaşamaktadır. Teyzeleri Doymak bilmez, Hansel ile Greta’nın ormanı kurtarmak için ağaç dikme planlarını pek de takdirle karşılamaz. Onun derdi yiyip içmek, olanı tüketmek, kazanmadan harcamak, alışveriş yapmak, partilemek ve sadece gününü gün etmektir. İşte bu nedenle bu işgüzar, her şeye burnunu sokan ve çok bilmiş çocukları buradan göndermesi gerekir. Ormanın ta derinliklerine...”
Anna Laudel Bodrum, Ardan Özmenoğlu’nun “Looking Through the Glass” başlıklı kişisel sergisini 12-28 Temmuz tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
Ardan Özmenoğlu’nun yeni kitabının lansmanı ise sergi ile birlikte 12 Temmuz saat 18.00’de gerçekleşecek. Özmenoğlu, sanatını mizahi ve eleştirel bir dengede ustalıkla kullanarak, modern yaşamın bize dikte ettiği karmaşık durumları irdeliyor ve kişiler arası ilişkilere odaklanıyor. “Looking Through the Glass”, neon ve cam heykel, resim ve post-it notlar üzerine serigrafi baskı gibi çeşitli medyumlarda üretilmiş eserleri kapsıyor. Özmenoğlu, günlük yaşamın unsurlarını geometrik şekillerle soyutlayarak birçok tanıdık detaya modern ve sıra dışı bir yorum getiriyor. Bu tanıdık unsurlar, izleyicileri güncel sanatın merceği ile kendi yaşamlarını ve deneyimlerini gözden geçirmeye, sanatçı ile bağ kurmaya davet ediyor.
Sergi, sanatçının karmaşık sorular sormasına rağmen basit cevaplar arayan ve sonuç olarak hem karmaşık hem de anlaşılabilir eserler ortaya koyan yaklaşımını yansıtıyor. Eserler, ilk bakışta kendini ele vermeden, izleyicinin bakış açısına bağlı olarak değişiyor. Kullanılan kültürel semboller aracılığı ile evrensel olarak herkesin kendinden bir parça bulabileceği formlar izleyicileri bir araya getiriyor. Özmenoğlu, dış dünyadan izole bir şekilde stüdyosunda, neon cam veya ahşap atölyesinde uzun süreler geçirerek üretimlerini tamamlıyor. Bu izolasyon, sanatçının dış dünyanın özünü anlamasını ve sanatsal vizyonunu gerçekleştirmek için gerekli olan sürecin temel yapı taşlarını oluşturuyor.
Adres: ZAİ Yaşam, Halide Edip Adıvar Cd. No:7 Çırkan Mahallesi/Konacık 48400 Bodrum/Muğla
Künye: Ardan Özmenoğlu, Looking through the Glass, Work details, 2024, courtesy of the artist and Anna Laudel
Géza Ottlik’in 1956 Macar Ayaklanması’ndan üç yıl sonra yayımlanan ve ülkede edebî bir sansasyon olarak kabul edilen tek romanı Sınırdaki Okul, Gün Benderli’nin çevirisiyle Türkçede ilk kez Can Yayınları tarafından yayımlandı.
Sınırdaki Okul, 20. yüzyılın en iyi Macar romanlarından biri olarak kabul ediliyor ve Ottlik’in başyapıtı görülüyor. Hikâye 1920'lerin Macaristan’ında geçiyor. On yaşlarındaki üç oğlan çocuğunun –Bébé, Szeredy ve Medve– akranlarıyla birlikte Avusturya sınırındaki bir askerî okulda bir araya gelmelerini konu alan kitapta, demirden disiplinle örülmüş askerî eğitimin karanlık yüzüyle karşılaşan çocuklar, kısa süre içinde burada ailelerinin yanında öğrendikleri hiçbir şeye –nezakete, şefkate, tevazuya– yer olmadığını anlarlar. Şişman ya da miyop olan, kekeleyen ya da memleket özlemiyle ağlayan, kuralları sorgulayan herkes baştan kaybetmiştir. Böyle bir atmosferde, çocukların masumiyetlerini yitirmesi ve hayatta kalmak için birtakım seçimler yapması kaçınılmazdır.
“Otuz dört yıl boyunca en iyi dostumdu ama bunları hiçbir zaman konuşmadık. Beni de dövdüler Szeredy’yi de, hepimizi. Hepimiz sonunda itaat etmek zorunda kaldık. Ama bunları ileride ne Medve’yle ne Szeredy’le ne Énok Gereben’le ne de başkalarıyla konuştuk. Asla kendimizden ya da dünyanın halinden utandığımızdan değil, ilginç olmadığı için, önemli bulmadığımız için. Bütün bunlar sonunda hiçlere karıştı, hiç oldu ve tam da bir daha asla konuşulmaması için hiçe dönüştü.”
Iron Maiden grubunun solisti Bruce Dickinson, geçtiğimiz aylarda çıkardığı yeni solo albümü The Mandrake Project’in Avrupa turnesi kapsamında Yüzdeyüz Metal katkıları, Vera Müzik ve URU organizasyonuyla 19 Temmuz’da KüçükÇiftlik Park’ta sahne alacak.
Çağımızın en ikonik isimlerinden, heavy metalin efsane sesi Bruce Dickinson, The Mandrake Project albümünün Avrupa turnesinin finalini 19 Temmuz Cuma akşamı KüçükÇiftlik Park’ta yapacak. Bruce Dickinson, yeni albümün ilk teklisini çalışması “Afterglow of Ragnarok”u 1 Aralık’ta yayımladı. Yalnızca albümün müziğini değil, aynı zamanda temelini oluşturan ilgi çekici anlatıyı da tanıtan dramatik ve destansı tekli, sekiz sayfalık bir çizgi romanla birlikte koleksiyonluk bir vinil olarak piyasaya sürüldü. Tekli aynı zamanda, ilk kez 2015 yılında Iron Maiden’ın The Book Of Souls albümünde yer alan “If Eternity Should Fail” şarkısının Dickinson tarafından kaydedilen orijinal solo demo versiyonunu da içeriyor. The Mandrake Project albümünün tamamı ise, Mart 2024’te müzikseverlerle buluştu.
The Mandrake Project turnesinde Bruce Dickinson’a gitarda Roy Z, davulda Dave Moreno, basgitarda Tanya O’Callaghan ve klavyede Mistheria’dan oluşan olağanüstü grubu eşlik ediyor. Dickinson ve grubu, İstanbul konserinde yeni ve eski şarkıların bir arada yer aldığı bir set-list çalacak. Konserin açılışında ise Cenk Durmazel, Barış Ertunç ve Cenk Turanlı’dan oluşan ve uzun bir aradan sonra Burak Gürpınar’ı da alarak konserlerine devam eden rock grubu Malt sahne alacak.
19 Temmuz’da KüçükÇiftlik Park’ta gerçekleşecek konserin biletlerine Biletix ve Passo üzerinden satın alabilirsiniz.
Galeri 77, soyut eser üreten yedi sanatçıyı bir araya getirdiği “Soyut Madde” başlıklı yeni karma sergisini 3 Ağustos’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Armen Gevorkian, Hamlet Hovsepian, Mesut Karakış, Armén Rotch, Kirkor Sahakoğlu, Tigran Sahakyan ve Arman Vahanyan’ın soyut sanatı farklı şekillerde ele alışlarına odaklanan sergi, izleyicileri soyut sanatın kimi zaman vahşi kimi zaman ise sükûnet dolu dünyasına bir keşif yolculuğuna çıkarıyor. Sergi, bir yandan canlı, dinamik ve coşku dolu anlık jestlerden; minimal, tek renkli ve tamamen planlı kompozisyonlara kadar geniş yelpazede soyut sanatın günümüzde ulaştığı farklı yaklaşımları galeri sanatçıları üzerinden izleyicinin beğenisine sunarken diğer bir yandan bu çeşitliliğin yanında üretim süreçleri ve tekniğin önemini de vurguluyor.
“Geleneksel temsilden radikal bir kopuş olan soyut sanat 20. yüzyılın başlarında sanatçıların modern dünyanın karmaşıklıklarını ifade etmenin yeni yollarını aramaya başlamasıyla ortaya çıktı. Soyut sanatın kökenleri, sanatçıların duyusal ve duygusal deneyimlere odaklandığı Ekspresyonizm ve hatta Post-Empresyonizm gibi hareketlere kadar uzanabilir. Soyut sanatın öncülerinden biri olarak kabul edilen Wassily Kandinsky renklerin ve şekillerin ruhani ve duygusal gücüne inanıyordu. Onun 1910’lardaki çığır açan çalışmaları, Kazimir Malevich ve Piet Mondrian gibi çağdaşlarıyla birlikte ileride çeşitlenecek soyut akımların ilk temellerini atmıştır. Malevich’in Süprematizm’i saf sanatsal duygunun üstünlüğünü vurgulayarak geometrik soyutlamayı tanımlarken Mondrian’ın De Stijl hareketi ise daha düzenli, ızgara tabanlı bir yaklaşımı savunmuş ve soyutlama yoluyla evrensel uyumu hedeflemiştir. 20. yüzyılın ortalarında Jackson Pollock, Mark Rothko ve Willem de Kooning gibi sanatçılar soyutlamanın sınırlarını zorlayarak özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde soyut dışavurumculuğun gelişmesine büyük katkı sağladılar. Pollock’un ikonik damla resimleri ve Rothko’nun duygusal renk alanları spontanlığı, jestleri ve bilinçaltını vurgulayan bu akımla eş anlamlı hâle geldi. Diğer taraftan Art Informel ve Tachisme gibi Avrupa akımları da benzer temaları araştırmış, Jean Dubuffet ve Hans Hartung gibi sanatçılar dokuyu ve medyumun fizikselliğini vurgulayan eserler yaratmışlardır.
Günümüzde soyut sanat, hızla değişen dünyanın küresel, toplumsal ve bireysel ölçeklerdeki dönüştürücü etkilerine paralel olarak sürekli yeniden şekilleniyor ve gelişiyor. Teknolojik imkanlar ve iletişimin gücü sayesinde çağdaş soyut sanatçılar çok çeşitli etkilerden, tekniklerden ve felsefelerden beslenerek, jestürel ve spontane olandan titizlikle planlanmış ve sistematik olana kadar geniş bir spektrumda eserler yaratmaya devam ediyor. Geleneksel olanın sorgulandığı, taze bakış açıları ve farklı ifade biçimlerinin yepyeni malzeme ve uygulama tekniklerindeki çeşitlilikle buluştuğu bu yeni düzlemde artık bizleri üretim sürecinin de etkin şekilde işin içine dahil olduğu çok katmanlı ve zengin yaklaşımlar karşılıyor.”
“Soyut Madde” başlıklı sergiyi 3 Ağustos’a kadar Galeri 77’nin Karaköy’deki mekânında ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. Mesut Karakış, Untitled 2023 Acrylic on canvas 120x170cm
2. Arman Vahanyan, Untitled 2016, Oil on canvas 110x150cm
3. Armen Gevorkian, Memories from a Tailor's Diary N1 2023 Oil on canvas 114x146cm
4. Tigran Sahakyan, Untitled 2013 Mixed media on canvas 80x100cm
5. Kirkor Sahakoğlu, Untitled 2024 Mixed media on canvas 146x146cm
6. Hamlet Hovsepian, HH-66 2011 Mixed media (Oil, aluminium, bronze) on canvas) 90x90cm
7. Armén Rotch, Untitled 2023 Oil on canvas 150x150cm
Amerikalı yazar Donald Ray Pollock’un bir Amerikan kasabasının sertliğini ve hüzünlü sıradan insanlarını, ruhlarına nüfuz eden her tür kir pastan arındırarak anlattığı öykülerinden oluşan kitabı Knockemstiff, Avi Pardo’nun çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.
Altmışların ortalarından doksanların sonlarına uzanan bir zaman diliminde yaşadığı, karakterleriyle birbirlerine zincirlenen öykülerinde kendi dünyasını, Ohio’daki Knockemstiff’i yazarak edebiyat haritasına gerçek bir hayal diyarı bağışlar. Köylü doğup basit bir işçi hayatı yaşadıktan sonra emekliliğinde yazdığı Knockemstiff’teki öykülerle elli yaşında PEN/Robert Pingham Ödülü’nü kazandı Donald Ray Pollock. Daha sonra 2012’de Guggenheim Bursu’na da layık görülen Pollock, Düş Yakamdan Şeytan adlı ilk romanıyla öykü kitabında anlattığı memleketini okurlara daha da etraflıca göstererek, Amerikan Güney Gotiği ve taşra anlatısında eşsiz bir yer elde etti.
Bu kitaptaki öykülerde de yazar tarafından tozun toprağın, patlak lastiklerle kırık kaportaların, gres yağlı mermilerin, inançlı sarhoşların, küfür kıyametin, ana babalarla kardeşlerin, her türden köylüyle işçinin kurnaz zekâları, çapraşık ahlaki değerleri ve kapkara mizahıyla hâl-i pürmelali anlatılıyor.
Tarihi mekânın büyüsünü, canlı performanslarla bir araya getiren Efes Antik Tiyatro Konserleri, Çizgim Event organizasyonuyla 14 Temmuz’da başlıyor.
Tarih, müzik ve sanatı bir araya getiren, günümüzde dünyanın dört bir yanından gelen sanatçıları ağırlayan Efes Antik Tiyatro, müzikseverlere eşsiz bir doğal amfi tiyatroda gerçekleşen konser deneyimi sunuyor. Son dönemin en ses getiren isimlerinden Mert Demir, “Durma Yürüsene” isimli yeni şarkısını geçtiğimiz günlerde yayımlayan Melike Şahin, kariyere boyunca pek çok hite imza atan Aşkın Nur Yengi, kendi özgü tarzıyla tanınan Cem Adrian ve ünlü şarkıcı Gökhan Türkmen Efes Antik Tiyatro sahnesinde dinleyicilerle buluşacak.
Efes Antik Tiyatro’da gerçekleşecek konserlerin biletlerine Bubilet üzerinden ulaşabilirsiniz.
Program:
14 Temmuz / Mert Demir
16 Temmuz / Melike Şahin Akustik
26 Temmuz / Aşkın Nur Yengi Akustik
27 Temmuz / Cem Adrian Senfonik
28 Temmuz / Gökhan Türkmen