GÜNDEM
  • 28-10-2024

    İtalyan psikanalist Massimo Recalcati’nin aşkı yeniden düşünmek için ihanet ve “affetme” sorunsalını ele aldığı kitabı Aşk Hayatında Affetmeye Övgü, Bilge Özsoy’un çevirisiyle Telemak Kitap’tan çıktı.

    Recalcati, aşkın risklerden arındırılmış, sorumluluk almaktan korkan, hazza indirgenmiş, soytarılaştırılmış kapitalist yorumunu reddediyor. Bu kitapı da ayrılıkların aleladeleştiği, romantik ilişkilerin çabucak sıkıcılaştığı, aşkın giderek narsizmin oyuncağı haline geldiği bir dünyaya itiraz niteliğinde.

    “İhanet ve terk edilme travmasının çarptığı aşklara ne olur? Aldatan kişi af dilerse ne olur? Artık eskisi gibi olmadığına karar veren sonra yeniden sevilmeyi ve her şeyin eskisi gibi olmasını isterse ne olur? Böyle durumlarda bağışlama gerçekten mümkün müdür? Aşkın içine tükürmeli ve insanın egoist dürtüsünün eninde sonunda onu çürüteceğini kabul mü etmeliyiz? Aşıkların vaatlerini ve sonsuzluk yeminlerini gülünç bir yanılsama, çocukça bir her şeye gücü yetme patlaması, hatta delilik olarak mı değerlendirmeli?

    Psikanaliz, farkında olmadan, aşkın bir yanılsama olduğunu ve hayatta önemli olanın hazdan mümkün olan en büyük payı kapmak olduğunu buyuran yeni efendiye –kapitalist söyleme– hizmet etmiştir. Kapitalist söylem, her türlü bağı kendi sorgusuz sualsiz olumlanmasının önünde bir engel olarak deneyimler. Bu nedenle her bağ bir sınır, kapitalist söylemin başıboş makinesinin çılgın hareketine karşı bir direnç noktası haline gelir.”

    0
    0
    1441
  • 27-10-2024

    Alman dark wave grubu Diary of Dreams, %100 Metal’in katkılarıyla 31 Ekim’de IF Performance Hall Beşiktaş’ta konser verecek.

    1994 yılında solist Andy Hates’in solo projesi olarak başlayan Diary of Dreams, ilerleyen yıllarda Alman dark wave ve gothic sahnesinin önemli gruplarından biri hâline geldi. Grup İstanbul konserinde “She And Her Darkness”, “A Day In December”, “Ikarus” ve “Traumtanzer” gibi hitlerini hayranları için seslendirecek.

    Alman gothic rock, dark wave grubu Diary of Dreams, 2017 yılında yine %100 Metal’in katkılarıyla İstanbul’a gelip IF Beşiktaş’ta konser vermişti. Grup, yeniden İstanbullu dinleyicileriyle buluşmaya hazırlanıyor.

    ​31 Ekim’de IF Performance Hall Beşiktaş’ta gerçekleşecek Diary of Dreams konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1156
  • 27-10-2024

    Yapı Kredi bomontiada, “Cumhuriyetin Sanatçı Ailesi; Işık Senfonisi” sergisini ve Oylum Öktem’in bir bağ niteliğindeki “Bir Çağın Kapanışı; Yeniden Doğuş” başlıklı kişisel sergisini 30 Kasım’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    Oylum Öktem’in yirmi yıl boyunca üzerinde çalıştığı; Cumhuriyetimizin kuruluşundan günümüze kadar, heykel, müzik, edebiyat ve resim sanatlarının gelişimine önemli katkılar sunan sanatçı ailesinin arşivi “Cumhuriyetin Sanatçı Ailesi: Işık Senfonisi” tarihte ilk kez sergileniyor. Fotoğraflar, kristal lambalı piyano, tablolar, heykeller, eskizler ve arşiv belgelerinden oluşan sergide, geçmiş diye nitelendirilen, sanatla yükselen zarif mücadelelerin tüm çağlarda yaşanacak değerler olduğu bilgisi yeniden hatırlanıyor. Öktem, aralarında uluslararası alanda tanınan iki heykeltıraşı, babası Tankut Öktem ve dayısı Haluk Tezonar’ı da yetiştirmiş anne ve baba tarafından ailelerin birleşen hikâyesini, sergiye eşlik eden kitabıyla da okuyucularla buluşturuyor.

    Oylum Öktem’in “Bir Çağın Kapanışı; Yeniden Doğuş” sergisi ise sanatçının 25’i aşkın heykel, fotoğraf ve video çalışmasından oluşuyor. Öktem’in, yaratım sürecinde imgenin bilinçdışında eyleme geçmesi ile bu kendinden kopup “Yeni Kendine” kanat açma; içkinliğin dünyasını aşkınlığa kavuşturduğu bilgisi eserleri aracılığıyla açığa çıkıyor.

    Oylum Öktem iki sergi arasındaki bağı ise şöyle aktarıyor: “Atalarıma geleceğe aktardıkları bilinçlerine bir bağ olarak her daim minnet duydum. Benim de yüzlerini görmeyeceğim gelecek kuşaklara aktarım çabamda sevincim kendimden öte, sonsuz akışa inançtan. Bu süreç, sanatın ve bilincin yüksek varlığını sürdürdüğünü gösterdi. Sergi ve kitabın var olması, bizim yaşam zamanımıza emanet edilmiş olan ışığın ve temel bilinçte var olan değerlerin ikinci yüzyılın şafağında gün yüzüne çıkma vakitleri gelmişti. Bu yüksek kanıtı saklayan arşiv kutuları 100 yıldır her kuşakta bir kişinin mutlak ilgisiyle saklanmış, barışa ulaşılacak savaş zamanlarını da aşmıştı. Kuşaktan kuşağa bugüne, bana, geleceğe ulaştı. Ne mutlu bize, hepimize…”

    ​“Cumhuriyetin Sanatçı Ailesi: Işık Senfonisi” sergisini Yapı Kredi bomontiada Galeri’de, “Bir Çağın Kapanışı; Yeniden Doğuş” sergisini ise 4. Kat’ta 30 Kasım’a kadar her gün 11.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    1845
  • 27-10-2024

    Murat Gülsoy’un yeni bir dünya tahayyülüyle, geçmiş, şimdi ve geleceği iç içe geçiren yeni romanı Kıyamet Sonrası Olağan Bir Gün, Can Yayınları’ndan çıktı.

    Gülsoy, romanında geçmiş, şimdi ve geleceği insanla insan dışının belirsiz çizgisinde dolaşarak ele alıyor. İç içe geçmiş fragmanlar ve kısa diyaloglardan meydana gelen kitap, okura akışkan, yeni ve değişken bir form sunuyor.

    “Geleceğin yok olmasıymış kıyamet, bunu anladığım anda geçmişin de yok olduğunu fark ettim. Ne de olsa gelecek geçmişin intikamını alırken onu ayakta tutar. Oysa şimdi zaman akmıyor. Gelecek yok. Düşmanını kaybeden geçmiş de kendiliğinden solup gidiyor Zamanın durduğu, hep aynı günde, belki de hep aynı gecede devam eden hayat. Kıyamet sonrası o günde anıların belirsizleştiği, yaşamla ölümün birbirine geçtiği, eşyanın anlamsızlaştığı bir dünya. Umudun belki de sadece zeytin ağacının dalında, zeytin yaprağını çiğneyen bir kadının göbek kordonunda saklandığı bulutsu bir evren.”

    0
    0
    2192
  • 26-10-2024

    15 sanatçının yer aldığı kolektif sanat projesi “Cansiparane” sergisi, çağdaş mozaik sanatçısı Gözde Tolan’ın liderliğinde 20 Kasım - 21 Aralık tarihleri arasında 42 Maslak’ta yer alan Gama Gallery’de sanatseverlerle buluşacak.

    15 sanatçının yer aldığı “Cansiparane” sergisinde, Mirabal Kardeşlerin Dominik Cumhuriyeti’nde özgürlük ve eşitlik için verdikleri cesur mücadelenin sembolü olarak 25 parça eser bulunuyor. Kelebeklerin zarif formlarını yansıtan eserler, aynı zamanda kadına yönelik şiddet ve insan hakları ihlallerine karşı direnişin ve özgürlüğün güçlü birer sembolü olarak izleyici karşısına çıkıyor. Bireysel ve kolektif direnişin gücünü zarif bir estetikle birleştiren eserlerde kelebeklerin kanat çırpışları, kadınların toplumsal değişim ve mücadeledeki rolüne ve etkisine bir gönderme yapıyor.

    ​Her bir eser, çağdaş mozaik sanatının sınırlarını zorlayarak seramik, cam, çini, seramik, porselen, doğal taş, kumaş, çiçek gibi farklı materyallerle hayat buluyor. Kullandıkları malzemelerle zamanın izlerini ve mücadelelerin çok katmanlılığını yansıtan sanatçılar, her bir kanat vuruşunun değişime olan etkisini sanatsal bir dille yorumluyor. Sergi, izleyicileri toplumsal hafızanın derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkarmayı hedefliyor.

    0
    0
    2531
  • 26-10-2024

    Baek Sehee’nin depresyon, kaygı ve kendinden şüphe etme konularına değinen kısmen anı, kısmen kişisel gelişim kitabı olan Ölmek İstiyorum Ama Tteokbokki de Yemek İstiyorum, Su Akaydın’ın çevirisiyle Nova Kitap’tan çıktı.

    Kitap, Sehee’nin 12 haftalık bir süreçte psikiyatristiyle olan diyaloglarını kaydederek, kendini istismar döngüsüne hapseden geribildirim mekanizmalarını, ani tepkilerini ve zararlı davranışlarını çözmeye başlar. Bu kitap depresif ve zor zamanlarda herkesin elinin altında bulunması gereken bir rehber.

    “Psikiyatrist: Evet, size nasıl yardımcı olabilirim?

    Ben: Şey, sanırım biraz depresifim. Biraz daha detaya gireyim mi?

    Bir yayınevinin sosyal medya yöneticiliğini başarıyla üstlenen Baek Sehee’nin hayatında her şey yolunda gitmektedir; ta ki depresyon nedeniyle psikiyatristle görüşmeye başlayana dek.

    Baek devamlı bir üzüntü, kaygı ve kendinden şüphe duyma hâli içindeyken, çevresine karşı da son derece yargılayıcıdır. İşyerinde ve sosyal çevresinde duygularını gizlemekte ustadır; yaşam tarzının gerektirdiği sakinliği göstermek ise onun için çocuk oyuncağıdır. Ancak tüm bu çaba onu yorucu, bunaltıcı bir boşluğa sürükler ve derin ilişkiler kurmasını engeller. Bunun normal olamayacağını düşünür, hayat buysa eğer, bu normal olamaz.

    Ama madem bu kadar umutsuz, o zaman en sevdiği yemeği; şöyle acılı, bol baharatlı bir tabak tteokbokki’yi nasıl sürekli isteyebilir?”

    0
    0
    4666
  • 25-10-2024

    House of Brothers Lounge, Esra Gülmen’in eserlerini 27 Ekim’e kadar Contemporary Istanbul’da sanatseverlerle buluşturuyor.

    Bu sene 19. edisyonu düzenlenen Contemporary Istanbul’un partnerleri arasında Pernod Ricard Türkiye yer alıyor. Pernod Ricard Türkiye’nin sanatseverleri bir araya getirdiği House of Brothers Lounge, Esra Gülmen’in eserleriyle fuarda yer alıyor. Gülmen’in ilk defa Türkiye’de sergilediği eserleri, kültür sanat yazarı Osman Can Yerebakan’ın küratörlüğünde sunuluyor.

    House of Brothers Lounge’da yer alan Controversy Teeter / Totter, Istanbul, şehrin zıtlıkları bir arada yaşatan özgünlüğünü gözler önüne seriyor. Esra Gülmen’in Berlin ve Avusturya’da yayımladığı enstalasyonunun House of Brothers Lounge’a özel tasarımında, zıtlıkların dengeye ulaşması ve birlikte var olmaları vurgulanıyor. “Her bir tahterevalli, hiçbir anı birbirine benzeyemeyen, bulmacalarla dolu İstanbul’un mikrokozmosudur” diyen küratör Osman Can Yerebakan, eserin İstanbul için bir aşk şarkısı niteliğinde olduğunu belirtiyor. Eser birbiriyle çatışmaktan çok örtüşen ikiliklerin dünyasını, yüzeyin ötesini görebilen gözlere sunuyor.

    House of Brothers Lounge’ın dış kısmında ise yine Esra Gülmen’in İstanbul’un gökyüzüne ve Haliç’e karşı konumlanan Ne Seninle, Ne Sensiz (Neither With Nor Without You) eseri yer alıyor. Karşısındaki manzarayı da yansıtan aynalı eser, bir yere/bir kişiye ait olma ve kopma gibi çelişkili görünen duyguları da somutlaştırıyor. Eser hem bir beyan hem de iç gözlem barındırırken sahip olma ve bırakmanın harmanlandığı üçüncü bir yolun olasılığını tartışıyor.

    ​19. Contemporary Istanbul’u 27 Ekim’e kadar Tersane Istanbul’da ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    5128
  • 25-10-2024

    Pelin Esmer’in yazıp yönettiği yeni filmi O DA BİR ŞEY Mİ, dünya prömiyerini 30 Ocak - 9 Şubat tarihlerinde gerçekleşecek Rotterdam Uluslararası Film Festivali’nin “Harbour” bölümünde yapacak.

    Pelin Esmer, en son 2019’da gösterime giren belgesel filmi Kraliçe Lear’dan sonra şimdi de Türkiye- Bulgaristan- Romanya ortak yapımı olan kurmaca uzun metrajlı filmi O DA BİR ŞEY Mİ ile ilk kez Rotterdam’da izleyici karşısına çıkacak. Senaryosunu Pelin Esmer’in kaleme aldığı film, Söke’de doğup büyüyen otel görevlisi bir genç kızla, İstanbul’da yaşayan tanınmış bir yönetmenin iç içe geçen hayatlarını konu alıyor.

    Kerem Çatay (Ay Yapım), Dilde Mahalli (Rosa Film) ve Pelin Esmer (sinefilm)’in yapımcılığını üstlendiği filmin tüm çekimleri Söke ve İstanbul’da gerçekleştirildi. Başrollerini Timuçin Esen ve ilk kez kamera karşısına geçen genç oyuncu Merve Asya Özgür’ün paylaştığı filmin oyuncu kadrosunda İpek Bilgin, Nur Sürer, Mehmet Kurtuluş, Şebnem Hassanisoughi, Asiye Dinçsoy, Sermet Yeşil, Fehmi Karaarslan, Laçin Ceylan, Deniz Karaoğlu, Oğuz Kara gibi usta ve genç isimler bir arada yer alıyor.

    O DA BİR ŞEY Mİ’nin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

    https://www.youtube.com/watch?v=TTfG38MveWs

    0
    0
    1530
  • 25-10-2024

    Yönetmen, yapımcı ve müzisyen Nihan Belgin, Türk rock müziğinin önemli isimlerinden Erkin Koray ile özdeşleşen “Çöpçüler” şarkısını yeniden yorumladı.

    Söz ve bestesi Ali Toprak’a ait olan “Çöpçüler” şarkısı, Erkin Koray’ın kendine has yorumuyla geniş kitlelere ulaştı. Nihan Belgin yeniden yorumladığı “Çöpçüler”in ruhunu günümüze taşırken dinleyicilere farklı ve derin bir deneyim sunuyor. Şarkının prodüktörlüğünü Yiğit Keven yaptı. Şarkının klibi bir zamanlar müziğin kalbinin attığı Unkapanı İMÇ çarşısında çekildi. Klibin yönetmenliğini Umut Beşkırma üstlenirken, kurgusunu Nihan Belgin yaptı.

    ​Nihan Belgin’in BBI Music Co. etiketiyle yayımladığı “Çöpçüler” şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    1495
  • 25-10-2024

    İstanbul doğumlu İsviçreli sanatçı Renée Levi’nin “La Elle” başlıklı kişisel sergisi 11 Mayıs 2025 tarihine kadar Paris’in önemli sanat kurumlarından Palais de Tokyo’da sanatseverlerle buluşuyor.

    Soyut dışavurumculuğun dünyada en önemli kadın temsilcilerinden olan Renée Levi, mekânı dönüştüren büyük ebatlı resim yerleştirmeleri ile tanınıyor. Her eserine bir kadın ismi veren Levi, müzenin girişi, fuaye alanı ve dış cephesine uygulanan yeni yapıtına La Elle (Fransızca üçüncü dişi çoğul şahıs zamiri) başlığını verdi.

    ​İstanbul’da daha önce Levi’nin iki sergisine ev sahipliği yapan Öktem Aykut, sanatçının Palais de Tokyo’daki sergisine eşlik eden bir seriyi Paris sanat haftası fuarlarından Paris Internationale’de izleyicilerle buluşturdu. Levi’nin İstanbul’daki sanat üretimi ve şehirle güçlü otobiyografik bağını ele alan Bir İsim ve Bir Yer isimli film, geçtiğimiz İstanbul Film Festivali’nde prömiyer gösterimini gerçekleştirdi. Yapıtları özellikle Avrupa’nın belli başlı pek çok müze koleksiyonunda bulunan Levi’nin bir eseri de İstanbul Modern koleksiyonunda yer alıyor.

    0
    0
    1340
DAHA FAZLA
Geldanlage