
Volkswagen Arena, yeni sezonda “Her Şey Bir Arenada” mottosuyla, büyük konserlerden etkileyici oyunculuk performanslarına, ulusal ve uluslararası basketbol turnuvalarından dünya çapında e-spor şampiyonalarına uzanan birbirinden farklı pek çok etkinliğe ev sahipliği yapacak.
Volkswagen Arena, 10. yılında “Her Şey Bir Arenada” mottosuyla birbirinden farklı pek çok etkinliği sahnesinde ağırlamaya devam ediyor. Hard techno sahnesinin önde gelen İtalyan ikilisi 999999999 ve enerjik setiyle Charlie Sparks (20 Eylül), kendi yazıp bestelediği şarkılarla dikkat çeken Mem Ararat (27-28 Eylül), industrial techno, acid house türlerinde müzik yapan Alman elektronik müzik ikilisi FJAAK ve ona eşlik edecek ELLEN ALLIEN (5 Ekim), Portekiz asıllı, elektronik müziğin önde gelen isimlerinden HOZHO (19 Ekim), Peter Jackson’ın gişe rekorlarını altüst eden ve bir J.R.R. Tolkien klasiği olan Lord of The Rings’in gösterimi eşliğinde, Howard Shore imzalı Oscar ödüllü film müziklerinin dev ekranın önündeki görkemli bir koro ve orkestra ile deneyimlenebileceği “The Lord of The Rings: The Fellowship of The Ring in Concert” (20-21-22 Ekim), Clara Cuvé, Kobosil, Rıkhter ve Somewhen’i sahnede buluşturacak 44 Label Group Istanbul (28 Ekim), Arap, Balkan ve Anadolu müziklerini modern unsurlar ve ritim ile birleştirerek karakterize eden Arap asıllı Yunan şarkıcı ve şarkı yazarı Marina Satti (1 Kasım), kırk yılı aşkın kariyeriyle günümüzün en iyi gitaristlerinden olan, her zamankinden farklı bir repertuvarla sahne alacak Al Di Meola (7 Kasım), heyecan verici ritimleriyle DYEN, Lee Ann Roberts, LUCIID ve NHLS (8 Kasım), soul-pop, indie electronica, R&B, caz gibi birden fazla müzik türünden ilham alan tarzı ve dokunaklı sesiyle son yılların uluslararası müzik sahnesinde öne çıkan isimlerinden Charlotte Cardin (21 Kasım), all night long konsepti ile tüm gece kesintisiz setin başında olacak I Hate Models (22 Kasım), progresif rock, folk rock ve hard rock türlerinde ön plana çıkan dünyanın en prestijli rock gruplarından Jethro Tull (23 Kasım), epik setleri ve durmak bilmeyen enerjisiyle hard techno türünün yükselen ismi OGUZ (30 Kasım) Volkswagen Arena sahnesinde izleyicilerle bir araya gelecek.
Volkswagen Arena’nın programına buradan ulaşabilirsiniz.
Zilberman Istanbul, “Yükselen sular, yayılan ışıklar” başlıklı yeni sergisini 7 Aralık’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Gizem Demirçelik ve Nazlı Yayla’nın küratörlüğünü üstlendiği “Yükselen sular, yayılan ışıklar” sergisinde; Nezir Akkul, Omar Barquet, Sena Başöz, Itamar Gov, Larry Muñoz, İz Öztat, Yaşam Şaşmazer, Hale Tenger ve Eşref Yıldırım’ın eserleri yer alıyor.
“Deniz seviyesi hızla yükseliyor. Okyanuslar, devasa miktarda ısıyı emerek genişliyor ve buzullar ile buz tabakaları her yıl yüzlerce gigaton eriyik suyu denizlere bırakıyor. Kıyılardaki kara alanlarındaki değişiklikler, yerel deniz seviyelerini de etkiliyor. Dışarıdan küçük görünen bu artışlar, şimdiden dünyanın dört bir yanındaki kıyı şeritlerinde önlenemez sorunlara yol açıyor.
Deniz ve güneş, uzun zamandır efsanelerin ve masalların merkezinde; ihtişam ve huzurun simgeleri olarak, farklı kültürlerden simyacıların, ilahiyatçıların ve bilim insanlarının hayranlık duyduğu unsurlar olmuştur. Dünya büyük değişimlerden geçerken, deniz ve güneşe bakışımız ve ilişkilenmemiz nasıl evriliyor? Onları yaşam kaynakları yerine gitgide ciddileşen tehditler olarak mı görmeliyiz? Peki bizi bekleyen daha sıcak, daha ıslak bir geleceğe yönelik kişisel stratejilerimiz neler?
Yükselen sular, yayılan ışıklar dünyamızın ve yaşadığımız gezegenin değişen doğasıyla olan karmaşık ilişkimiz; geçmiş, şimdi ve gelecek; gerçeklik ve hayal gücü üzerine muhtelif perspektifleri bir araya getiriyor.”
Tarabya Kültür Akademisi'nin desteği ile düzenlenen “Yükselen sular, yayılan ışıklar” sergisini 7 Aralık’a kadar Zilberman İstanbul, Dialogues, Selected’da ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. Sena Başöz, 'Astronomical Movements', Creative documentary film, 26’ , 2019
2. Nezir Akkul, 'From the series Beyond the Hill', Acrylic on canvas, 148 x 208 cm, 2024
3. Larry Muñoz, 'Temporary death 1', Digital print on cotton paper, 110 x 110 cm, 2024
Dünya çapında geniş bir okur kitlesine sahip Gece Yarısı Kütüphanesi kitabının yazarı Matt Haig’in yeni romanı Hayat İmkânsız, Kıvanç Güney’in çevirisiyle dünya ile aynı anda Domingo Yayınevi’nden çıktı.
Haig, umudun ve yeni başlangıçların dönüştürücü gücüne dair bir roman sunuyor okurlarına.
“Bazen bize sihir gibi görünen şey, yaşamın henüz anlayamadığımız bir parçasıdır…
Grace Winters hayata küsmüş emekli bir matematik öğretmeni. Günlerini televizyon izleyip kitap okuyarak, beyninin körelmemesi için bulmaca çözerek geçiriyor. Bir zamanlar üstüne titrediği bahçesine bile ilgisini kaybetmiş. Yalnız, yapayalnız hissediyor. Yıllardır görmediği ve haber almayı beklemediği bir arkadaşının ona bir Akdeniz adasındaki köhne evini miras bıraktığını öğrenince, Grace bir planı ya da cebinde bir ada rehberi olmadan, aklında sorular ve tek yön uçak biletiyle, kendini İbiza’da buluyor.
"Neden ben? Neden bu ev?" Arkadaşının hayatına −ve ölümüne− dair cevaplar İbiza’nın engebeli tepeleri ile altın kumsalları arasında gizli. Parça parça bulabildikleri ise en uçuk hayal gücünün sınırlarını zorlayacak kadar tuhaf. Ve imkânsız gibi duran bütünü görebilmek için Grace, önce kendi geçmişiyle yüzleşmek zorunda.”
Tüyap Fuarcılık Grubu tarafından, Türkiye Yayıncılar Birliği iş birliği ile 2-10 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek 41. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın onur yazarı Yalvaç Ural, ana teması ise “Çocukluk Şenliktir!” olarak belirlendi.
2-10 Kasım tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek olan 41. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nda yurt içi ve yurt dışından katılımcı yayınevleri ile edebiyat dünyasının önemli yazarları, okurlarla bir araya gelecek. “Çocukluk Şenliktir!” ana teması ile düzenlenecek 41. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın bu sene onur konuğu ülkesi ise Azerbaycan oldu. Tüyap Kültür Fuarları Danışma Kurulu kararıyla çocuk ve gençlik edebiyatının önde gelen isimlerinden Yalvaç Ural, bu seneki fuarın “Onur Yazarı” olarak belirlendi. Yalvaç Ural’ın masalsı dünyası ve çocuk ve gençlik edebiyatına yaptığı katkılar bu sene fuarın ana eksenini oluşturacak. Fuar, Yalvaç Ural’ın katılımıyla düzenlenecek kültür etkinliklerine de ev sahipliği yapacak. Ayrıca Tüyap tarafından, yazarın yaşamına ve eserlerine odaklanan bir anı kitabı da hazırlanıyor.
Çocukluğun önemi ve değerine odaklanan fuar kapsamında düzenlenecek etkinliklerde, çocukların zihinsel ve duygusal gelişimlerine katkıda bulunacak, onları okumaya teşvik edecek ve hayal güçlerini özgürce kullanmalarına imkân tanıyacak faaliyetler de yer alacak. 41. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı boyunca tematik günler ve temalara özel etkinlikler de düzenlenecek. Yapay Zeka ve Robotik Uygulamalar, Fantastik Edebiyat Günü, Polisiye Günü, Manga – Anime – Roman Kahramanları Günü, Yaratıcılık ve Tasarım – Hayal Et gibi başlıklara sahip etkinliklerin yer aldığı fuarda İş’te Kitap, İçinden Lezzet Geçen Kitaplar adlı tematik söyleşiler, imzalar ve paneller gerçekleşecek. İlk Kitabım Tüyap’ta etkinliğinde de yeni yazarlar okurlarla buluşacak.
Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı 41. yılında Azerbaycan’ı konuk edecek. Azerbaycan Kültür Bakanlığı himayesinde organize edilecek milli katılım programı kapsamında fuarın ilk 3 günü (2, 3 ve 4 Kasım) açık olacak Azerbaycan ülke standında, Azerbaycan edebiyatı ve kültürüne yer verilecek. Ayrıca fuar kapsamında, 2, 3 ve 4 Kasım’da açık olacak uluslararası salonda bu sene yurt dışından Romanya, İran, Hırvatistan, Çin, İngiltere’den yayınevleri yer alacak ve önemli telif anlaşmalarına imza atacaklar. Bu yayınevleri düzenleyecekleri söyleşiler ile ilgili ülkelerdeki yayıncılık pazarının durumu hakkında bilgiler paylaşacaklar.
İstanbul Kitap Fuarı’nun bu yılki konukları arasında; Türkiye’de milyonlarca okura ulaşan, genç yaştaki okurlar kadar eğitimcilerin ve anne babaların da büyük ilgi gösterdiği Vladimir Tumanov, resimli kitaplarıyla birçok ödül almış ve dünyaca üne kavuşmuş yazar ve illüstratör Benji Davies, Avrupalı edebiyat eleştirmenlerince çağının önemli yazarlarından bir olarak anılan, Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü sahibi yazar Dimitris Sotakis, “1980’lerde doğmuş en iyi yirmi Latin Amerikalı yazar” seçkisinde yer alan, “Ulusal Edebiyat Ödülü” sahibi Kosta Rikalı yazar ve akademisyen Carlos Fonseca, Olasılıksız ve Empati adlı romanlarıyla yüz binlerce okura ulaşan ve çok satanlar listelerinin uzun yıllardır zirvesinde yer alan Amerikalı yazar Adam Fawer yer alıyor. Ayrıca fuarda Ayşe Tolga, Ahmet Şimşirgil, Bahadır Yenişehirlioğlu, Banu Avar, Behiç Ak, Emrah Safa Gürkan, Emre Kongar, Ercan Kesal, Erdem Atay, Erol Mütercimler, Gülten Dayıoğlu, İlber Ortaylı, Latife Tekin, Mahfi Eğilmez, Mine Söğüt, Miyase Sertbarut, Murat Menteş, Nasuh Mahruki, Nevzat Tarhan, Nihat Genç, Nurullah Genç, Selçuk Şirin, Seda Öğretir, Sinan Canan, Sinan Meydan, Sinan Yağmur, Üstün Dökmen ve Yekta Kopan gibi önemli yazar ve şairlerin yanı sıra pek çok genç yazarlar da okurlarıyla bir araya gelecek.
Girişin öğrenci, öğretmen, çocuk, emekli ve engellilere ücretsiz olduğu fuar; hafta içi 10.00-19.00, hafta sonu 10.00-20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Fuar, son günü olan 10 Kasım 2024 Pazar akşamı 19.00’da sona erecek. 41. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Evin, “Tektonik Hafıza” başlıklı karma sergisini 1 Ekim - 2 Kasım tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
212 Photography Istanbul’un paralel sergilerinden biri olan “Tektonik Hafıza”, ismini üzerinde yaşadığımız tektonik levhalardan alıyor. Sergi, yerkürenin altında ve üstünde olanlarla kurduğumuz devinim hâlindeki ilişkiden esinlenerek insanlık hafızasındaki kesintisiz değişim ve dönüşümü ortaya koyan yapıtları bir araya getiriyor.
Biz yaşarken usulca uzamaya devam eden tırnaklarımız gibi durmadan değişen benliklerimizin yerkürenin dönüşümü ile ilişkisine dikkat çekmeyi amaçlayan sergi, izleyicileri yapıtlar arasında döngüsel rotalar çizmeye teşvik ederek kaçınılmaz olan bireysel ve toplumsal dönüşümün sonsuz ihtimallerini araştırmaya davet ediyor. Sergide; Rahmi Aksungur, Setenay Alpsoy, Can Aytekin, Ahmet Elhan, Esma Ertel & Murat Ertel, Mengü Ertel, Kader Genç, Serenay Gülyağcı, Hakan Gürsoytrak, Nuri İyem, Nasip İyem, Temür Köran, Huo Rf, Emin Turan, Rei Xiao ve Devin Oktar Yalkın’ın eserleri yer alıyor.
Künye:
1. Ahmet Elhan Yerüstünden Notlar 024 24x30cm 2020
2. Devin Oktar Yalkın Cape May Pigment murekkep baskı, 782x528mm, 2020
3. Nuri İyem Soyut 125x805mm
Laurent Binet’nin polisiye ve felsefenin kesiştiği, yirminci yüzyıl filozoflarının birbiriyle çekiştiği, karnaval havasındaki romanı Dilin Yedinci İşlevi, Melis Oflas’ın çevirisiyle Siren Yayınları’ndan çıktı.
Bu romanın kahramanları Umberto Eco, Julia Kristeva, Michel Foucault, Hélène Cixous, Judith Butler, Jacques Derrida ve Gilles Deleuze gibi önde gelen yirminci yüzyıl filozofları. Dilin Yedinci İşlevi, Barthes’ın ölümünü bir sıçrama tahtası olarak kullanıyor ve modern düşünce tarihinin putlarını bir bir deviriyor. Bu romanda Müfettiş Jacques Bayard ile edebiyat, dilbilim ve göstergebilim alanlarında çalışan öğretim görevlisi Simon Herzog, entelektüellerin gizli örgütlerle, politik dünyanın akademik dünyayla paylaştığı kozların izinde Roland Barthes’ın ölümünün ardındaki esrarengiz perdeyi aralamaya çabalıyor, dilin kudretini ve iktidarın dilini sorguluyor.
“Şubat 1980. Roland Barthes, François Mitterrand’la buluşmasının ardından bir kamyonetin altında kalarak yaralanır ve bir süre sonra hayatını kaybeder, tarih bize bunu böyle anlatır. Peki bu olay, ya bir kaza değil de bir cinayetse? Barthes, ya dili yenilmez bir silaha dönüştüren önemli bir gizeme sahip olduğu için öldürülmüşse?”
Şiir ve öyküleri ile tanıdığımız Murat Çelik’in anlatıcılarıyla, zaman sıçrayışlarıyla bir labirent inşa ettiği ilk romanı Bazı Günlerin Sonu, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.
Bazı Günlerin Sonu’nda yaratılan sinematografik atmosferde hayvanların ve kadınların erkekler dünyasındaki sesi yok sayılırken gerçek-rüya gerilimi bir anafora, gölgesi karanlık bir hikâyeye varıyor.
““Köpekleri çok mu seviyorsun?” dedi Nebi Bey neden sonra.
“Severim,” dedi Sadettin.
“E niye köpeğin yok?”
“Korkuyorum.”
“Niye?”
“Ya ölürse,” dedi Sadettin. Kabahatli çocuklar gibi bakıyordu. “Size alalım ama bir tane.”
“Ya benimki ölürse?” dedi Nebi Bey.
Sustular.
Karanlık çökecekti birazdan, başka sesler çivileme çakılacaktı ortalarına.”
Arkas Sanat Merkezi, Barselona doğumlu Katalan ressam ve heykeltıraş Joan Miró’nun yaşamı boyunca çok çeşitli tekniklerle ürettiği eserlerinden oluşan “Joan Miró: İmge, Metin ve Gösterge” başlıklı sergisini 26 Eylül 2024 - 9 Şubat 2025 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
Serralves Vakfı tarafından Arkas Sanat Merkezi iş birliğiyle düzenlenen sergi, Joan Miró’nun hayal gücünü merkeze alan sanat anlayışını kapsamlı bir seçkiyle izleyicilere sunuyor. “Joan Miró: İmge, Metin ve Gösterge”, sanat tarihçisi ve akademisyen Robert Lubar Messeri küratörlüğünde Miró’nun 1924’ten 1981’e kadar ürettiği eserlere odaklanıyor. Sergide Portekiz Devleti Çağdaş Sanat Koleksiyonu’na ait, Fundação de Serralves - Museu de Arte Contemporânea Porto, Portekiz himayesinde bulunan 74 eser yer alıyor.
Çağdaş sanatın öncüsü ve modernist akımın önemli isimlerinden biri olan Miro’nun ambalaj, kağıt, masonit, pano, duvar halısı, çuval bezi ve gazete gibi çok çeşitli yüzeyler üzerinde ve bronz, drift wood, seramik gibi tekniklerde ürettiği eserlerinden oluşan sergide, sanatçının ününü kazandığı tabloların yanı sıra, resimler ile kumaşlar arasındaki ayrımı köprülemeyi amaçlayan Sobreteixims serisi ve sanatın estetik bir ifade olmanın ötesinde güçlü bir eleştiri aracı olarak kullanabileceğini vurgulayan “Yanık Tuvalleri”nden bir örnek de Türkiye’de ilk defa sergilenecek.
Künye: Joan Miró Kadın ve Kuş / Woman and Bird 24 Kasım 1959 / November 24, 1959 Oil on canvas Tuval üzerine yağlı boya 116x89cm © Successió Miró / ADAGP, Paris, 2024 Foto: Filipe Braga, © Fundação de Serralves, Porto
28. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında, İKSV 50. Yıl Genç Sanatçı Fonu ile desteklenmeye hak kazanan tiyatro oyunu Yalnız, prömiyerini 13 Kasım’da Üsküdar Tekel Sahnesi’nde yapacak.
Zeynep Kaçar’ın 2023 Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü ve 2022 Attilâ İlhan Edebiyat Ödülü sahibi Yalnız romanından uyarlanan oyunda, kimliğinden koparılıp görülmez olan bir kadının kendini bulma, görme ve gösterme çabasının hikâyesi anlatılıyor. Son yaptıkları tiyatro oyunu Treplev ile dikkat çeken Başak Kıvılcım Ertanoğlu ve Ümit Erlim’in uyarlamasını üstlendiği Yalnız; projeksiyon mapping, modern hikâye anlatıcılığı ve yeni dramaturji arayışlarını birleştirerek seyirciye farklı bir deneyim sunuyor.
Ümit Erlim’in yönettiği, Başak Kıvılcım Ertanoğlu’nun başrolünde olduğu Yalnız, sezon boyunca sahnelenecek.
“Feray şarkılar söyleyen, hayaller kuran, âşık olunca ayakları yerden kesilen genç bir kadın; herkes gibi. Kötülüklerin sadece başkalarının başına geleceğine inanıyor ama yanılıyor. Çünkü gerçek hayatın masallarla ilgisi yok; sevdiği adamı sadece bir öpücük kurbağaya çevirmiyor, gezdiği cadde gece yarısı balkabağına dönüşmüyor, yaşadığı ülke bir anda uykuya dalmıyor. Her şey yavaş yavaş ve alıştırarak dönüşüyor, değişiyor. Feray'ın kontrolünü ne zaman kaybettiğini ve etrafında olup biteni anlayıp ‘Dur!’ demesi yıllarını alıyor.
‘Bir ev hayvanıydım. Perdenin kıvrımıydım. Halının püskülü, banyonun sabunu, en çok mutfağın çaydanlığıydım. Hep senin bir şeyindim ben, hangi odadaysam, o odanın süsüydüm. Öldüğünde ardından hikâyesi anlatılmayacak, adı anılmayacak, sesi duyulmayacaktım. Bir ev hayvanıydım. Senin hayvanın. Şahsi malın. Ne yapsan canım acımazdı benim, türlü türlü numaralarım vardı. Havada uçabilen, suda yüzebilen, halıda sürünebilendim.’ (Oyundan bir parça)”
Dünyaca ünlü koro şefi ve Grammy ödüllü besteci Eric Whitacre’ın 8 sesli koro eseri Cloudburst, Türkiye’nin yenilikçi korolarından Chromas’ın performansıyla 25 Eylül-6 Ekim tarihleri arasında Arter’in performans salonu Karbon’da sanatseverlerle buluşacak.
Eric Whitacre’ın, 1991 yılında, henüz 21 yaşındayken aldığı bir sipariş üzerine yazmaya başladığı ve 1995 yılında tamamladığı 8 sesli koro eseri Cloudburst, Başak Doğan’ın kurduğu, Türkiye’nin yenilikçi korolarından Chromas tarafından yıllardır sahnede canlı olarak seslendiriliyor. Chromas’ın 2023 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Müzik İleri Araştırmalar Merkezi (MİAM) Stüdyosu’nda, Dolby Atmos uzamsal kayıt tekniğiyle, tüm sesleri kapsayacak şekilde 360 derecelik bir tasarımla kurgulanarak kaydettiği Cloudburst, Arter’in performans salonu Karbon’da ses yerleştirmesi olarak ziyaretçilerle buluşacak. Yaklaşan bir fırtınayla başlayan, yağmur ile devam ederek ardından açan güneşin tasviriyle sona eren 8 dakika 12 saniyelik eser, Karbon’a kurulan mekâna özel yerleştirmeyle dinleyicilere benzersiz bir ses deneyimi sunacak. Hoparlörlerin, “sweet spot” olarak adlandırılan odak noktasında konumlanan ziyaretçiler, bu ses yerleştirmesini deneyimlerken ışık, dekor, hareket gibi başka herhangi bir uyarıcı olmaksızın sadece etraflarını çevreleyen esere tanık olacaklar.
Cloudburst başlıklı ses yerleştirmesi, 25 Eylül Çarşamba akşamı Chromas’ın eseri Arter binası içinde canlı olarak seslendireceği özel bir performansla açılacak. Yerleştirme, 6 Ekim 2024 tarihine dek Pazartesi hariç her gün saat 11:30, 13:00, 15:00 ve 17:00’de olmak üzere günde dört kez Karbon’da deneyimlenebilecek.
Künye: Cloudburst (Fotoğraf: Hakan Bintepe)