
Progresif metalin öncülerinden Dream Theater, 40. yıl dönümü turnesi kapsamında, efsanevi kadrosu ile 27 Temmuz 2025’te KüçükÇiftlik Park sahnesinde konser verecek.
“An Evening with Dream Theater” turnesi, kurucu/davulcu Mike Portnoy’un vokalist James LaBrie, basçı John Myung, gitarist John Petrucci ve klavyeci Jordan Rudess’e katılarak kadroya geri dönmesinden bu yana gerçekleşen ilk turne olma özelliği taşıyor. Dream Theater, bu konserde unutulmaz klasikleri ve hayranların favorilerini seslendirecek.
Grup üyeleri, turne hakkında şunları söyledi: “Bu turne hepimiz için inanılmaz derecede özel olacak! Her şovumuz, haklı bir beklenti ve çeşitli duygularla dolu olacak. Bir kez daha sahneye çıkıp herkesle birlikte tarihi 40. yıl kutlamalarına başlamak için sabırsızlanıyoruz. Bu sadece bir başlangıç ve önümüzdeki aylarda paylaşacağımız daha birçok heyecan verici Dream Theater haberi olacak.”
Dream Theater, üç Grammy adaylığı sonrası “The Alien” ile 2022’de En İyi Metal Performansı kategorisinde Grammy Ödülü’nü kazandı. Geçtiğimiz aylarda, davulcu Mike Portnoy’un geri dönüşüyle bir araya gelen ikonik kadro, şu anda 16. albümleri üzerinde çalışıyor. Albüm, bu kadronun 15 yıldan uzun bir süredir çıkardığı ilk albüm olacak.
%100 Metal Sunar: Dream Theater konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Galeri Siyah Beyaz, Bedri Baykam’ın “Yol Açanlar ve Aradığım Yollar” başlıklı kişisel sergisini 30 Kasım’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Pop Sanat’tan siyasi hatlara kadar uzanan çok yönlü multimedya çalışmaları ve dışavurumcu boya kullanımıyla tanınan Bedri Baykam, kalın boya ve saydam yüzeyleri kullandığı Hala Islak serisini Türkiye’de ilk kez izleyiciyle buluşturuyor. 2023 yılında Los Angeles’ta Gloria Delson Contemporary Art’ta sergilenen seride sanatçı, soyut resmin 1913’ten günümüze uzanan sürecine taze bir ruh katan yaklaşımını bu sergisinde farklı bir boyuta taşıyor.
Bedri Baykam, 1981 yılında “Durum ve Değişim” adıyla özetlediği, sekiz resmin bütünlüğünden oluşan soyut serisinin “evrenin süregelen etkileşimlerinin yarattığı birbirine benzer durumlar ve beraberinde uzamda yarattığı depremler neticesinde oluşan silsileli değişimin serinin merkezinde yer alan çekirdek” olduğunu dile getiriyor. Sanatçı, içinde yaşadığımız evrenin dengesini, düzenin bir parçası konumunda olanlar ile değişimin öncülüğünü yapanlar aracılığıyla sorguluyor. Sanatçının kendi varoluşunu ve kimliğini şekillendiren bu öncüler, toplumsal, siyasal ve sanatsal alanda tarih boyunca karşılaştığımız Baudelaire’den Picabia’ya, Picasso’dan Magritte’e, Tesla’dan Atatürk’e kadar pek çok isimden oluşuyor. Yol Açanlar serisi bu isimlere bir saygı niteliğini taşımakla beraber, boya katmanları ve biçimsel yaklaşımı nedeniyle Hala Islak serisiyle ilişkileniyor. “Yol Açanlar ve Aradığım Yollar” sergisinde, Baykam’ın Hala Islak ve Yol Açanlar serilerini birlikte izleyiciye sunuyor.
Künye:
1. Sereserpe. 2023. Mixed media on paper, 50x70 cm
2. Picasso, Success is Dangerous 2023 Tuval üzerine karışık teknik, 94x89 cm Mixed media on canvas
3. Bedri Baykam. Storm Over Mindstation. Mixed media on canvas, 200x175 cm, 2021
Tarihçi ve filozof Prof. Yuval Noah Harari’nin insanlık tarihine yakından bakarak bilgi akışının bizi bugünlere nasıl getirdiğini tartıştığı kitabı Neksus - Taş Devri’nden Yapay Zekâya Bilgi Ağlarının Kısa Tarihi, Çiğdem Şentuğ’un çevirisiyle Kolektif Kitap’tan çıktı.
Harari’nin; Sapiens: İnsan Türünün Kısa bir Tarihi, Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi ve 21. Yüzyıl için 21 Ders kitapları 60 dile çevrildi ve 27,5 milyondan fazla sattı. Bu kitabında da Taş Devri’nden Kitabı Mukaddes’in kanonlaştırılmasına, matbaanın icadına, kitle iletişim araçlarının gelişimine ve son dönemlerde popülizmin yeniden doğuşuna tanıklık ettiren Harari, bilgiyle gerçek, bürokrasiyle mitoloji, bilgelikle otorite arasındaki karmaşık ilişkiyi sorgulamaya teşvik ediyor.
“Son yüz bin yılda biz Sapiensler muazzam bir güce ulaştık. Ancak tüm keşiflerimize, icatlarımıza ve fetihlerimize rağmen bugün kendimizi yine de bir varoluş krizinin içinde bulduk. Dünya ekolojik çöküşün eşiğinde. Siyasi gerginlikler her geçen gün tırmanıyor. Yanlış bilgiler her yerde, her alanda hızla çoğalıyor. Üstelik bizi ortadan kaldırabilecek yeni bir bilgi ağına, yapay zekâ çağına doğru son hızla ilerliyoruz. Başardığımız onca şeye rağmen, kendimize nasıl bu kadar zarar verebiliyoruz?
Hikâyeler bizi birleştirdi.
Kitaplar düşüncelerimizi ve mitolojilerimizi yaydı.
İnternet bize sonsuz bilgiyi vaat etti.
Algoritma sırlarımızı öğrendi.
Sonra da bizi birbirimize düşman etti.
Peki yapay zekâ neler yapacak?” (Tanıtım metninden)
BKM’nin yeni prodüksiyonu Bir mor ve ötesi Müzikali: ARAF; 25, 26 ve 27 Kasım, 9-10 Aralık ve 11-12 Ocak tarihlerinde Maximum Uniq Hall’da izleyicilerle buluşacak.
Bir mor ve ötesi Müzikali: ARAF’ta oyuncular sahnede mor ve ötesi şarkılarını seslendirirken canlı bir orkestra onlara eşlik edecek. Seyirciler bir yandan görsel bir şölen yaşarken diğer yandan mor ve ötesi şarkılarıyla zaman tüneline girecek. Baran Bölükbaşı, Şifanur Gül, Reha Özcan ve Canan Ergüder’in başrolü paylaştığı müzikalde Beyti Engin, Cem Güler, Yunus Emre Terzioğlu, Ece Yaşar, Ayşe Buse Özgel, Ayşegül Aslan Öcal, Bahar Elden, Bartu Ayaz, Beril Korkmaz, Ezgi Acıoğlu, İlteriş Berat Bakırhan, Yağmur Elif Seber rol alıyor.
Sezon boyunca Maximum Uniq Hall sahnesinde izleyicilerle buluşmaya hazırlanan müzikal, ayrıca 18 Ocak’ta Bursa Merinos AKKM Osmangazi Salonu’nda, 27 Ocak’ta Ankara Congresium’da sahnelenecek. Müzikalin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Künye:
Yapımcı: BKM
Proje Tasarım ve Yönetmen: Ömer Fırat Köker
Proje Yapımcıları: Birnil Sarıkaş, Yağmur Akpınar Akgül
Oyuncular: Baran Bölükbaşı, Şifanur Gül, Reha Özcan, Canan Ergüder, Beyti Engin, Cem Güler, Yunus Emre Terzioğlu, Ayşe Buse Özgel, Ayşegül Aslan Öcal, Bahar Elden, Bartu Ayaz, Beril Korkmaz, Ece Yaşar, Ezgi Acıoğlu, İlteriş Berat Bakırhan, Yağmur Elif Seber, Zeynep Çötelioğlu
Uyarlama: Ayça Seymen, Ömer Fırat Köker, Seda Güney
Çevirmen: Firuze Elif Şahin
Müzik Direktörü: Kaan Arslan
Hareket Tasarımı ve Koreografi: Utku Demirkaya
Sahne Tasarımı: Barış Dinçel
Kostüm Tasarımı: Deniz Bilgili
Işık Tasarımı: İsmail Sağır
Saç ve Makyaj Tasarım: Murat Polat
Yönetmen Yardımcıları: Ayça Seymen, Seda Güney
Yapım Koordinatörü: Sibel Nurtuğ Ovalı Barlas
Reji Asistanları: Eylül Şahin, Senem Biricik
Vokal koçu: Ayşegül Aykaç
Afiş: ve Yaratıcı Ajans: Tribal Worldwide İstanbul
Medya İlişkileri: PPR Medya ve İletişim
Afiş Fotoğrafı: Fethi Karaduman
Backstage video: Hüseyin Demirkıran
Çeviri Danışmanı: Yağmur Lugsdin
Erkut Terliksiz’in “DOKİ – DOKİ” başlıklı kişisel sergisi 28 Kasım’a kadar DG Art Project’te sanatseverlerle buluşuyor.
Zeynep Öztürk’ün küratörlüğünü üstlendiği “DOKİ - DOKİ” sergisindeki eserler taşıdığı izlerle hem Japon anime kültürüne bir gönderme yapıyor hem de tüm izleyicilere hitap eden bir duygu yoğunluğu sunuyor. İzleyicilerin sadece görsel olarak değil, duygusal anlamda da içine çeken sergi adını Japoncada kalbin hızla atmasını betimleyen bir ses efekti olan “DOKİ-DOKİ”den alıyor.
“Resim yapmanın ilk kuralı, kural olmamasıdır” diyen Erkut Terliksiz; eserlerindeki heyecan, korku, aşk ve endişe gibi yoğun duyguları izleyicilerde merak uyandıran, enerji dolu ve evrensel bir dilde duygularını ifade etmeye çalışan figürlerle veriyor. Renkleri ve ritimleriyle üç boyutlu bir etki yaratan ve birer çizgi film kahramanını andıran figürler; içinde barındırdıkları gizli hikâyeleri ile izleyicileri eserlerin içine çekiyor. Sanatçı, eserlerini planlamadan, sınır çizmeden anlık değişen duygu durumuna göre resmediyor.
Fotoğraf sanatçısı Esra Özgüroğlu’nun kalabalık bir zihnin doğada bulduğu patikalarda yürümesinin bir anlatısını sunduğu, üçüncü fotoğraf kitabı JASMINE, NOKS Books tarafından yayımlandı.
NOKS Books; Elvan Ekren ve Volkan Kızıltunç tarafından 2017 yılında kurulmuş, bağımsız bir üretim, eğitim ve sergileme alanı olan NOKS Art Space’in yayın projesi. Kızıltunç tarafından sanatçı kitapları yayınlamak üzere kurulan NOKS Books’un ilk kitabı olan Kızıltunç’un SONDER’i 2022 yılında SAHA Derneği’nin üretim desteği ile yayımlanmıştı.
On seneyi aşkın bir süredir fotoğraf çeken Esra Özgüroğlu’nun üçüncü fotoğraf kitabı JASMINE. Aynı zamanda tıp doktoru da olan Özgüroğlu, JASMINE’de doğanın giderek daha derinlerine dalarak, onunla fısıldaşıp konuşarak bir olduğu belleğinden süzülenleri fotoğraflarına yansıtıyor. Özgüroğlu’nun fotoğrafları Volkan Kızıltunç’un editörlüğü ve Songül Karakoç’un tasarımıyla JASMINE başlığı altında bir araya geldi.
JASMINE, şu an Robinson Crusoe 389 Kitabevi ve Frankeştayn Kitabevi’nden satın alınabiliyor. Güncel satış noktalarına, NOKS Books’un sosyal medya hesapları üzerinden ulaşabilirsiniz.
Bağımsız Müzik Yapımcıları Derneği’nin düzenlediği Bağımsız Müzik Günleri’nin ikinci edisyonu 7 ve 9 Kasım’da Müze Gazhane’de gerçekleştirilecek.
Bağımsız Müzik Yapımcıları Derneği’nin lansman etkinliği olarak 2022 sonunda düzenlenen Bağımsız Müzik Günleri, ikinci edisyonu ile müzikseverlerle buluşacak.
7 Kasım Perşembe günü, İBB Kültür AŞ’nin Yerin Altında konsepti dahilinde “Bağımsız Sahne” adıyla üye şirketlerin seçkisi, Umut Er (Bugu Yapım), Alança (Ellipsis) ve Straygaze (Tamar Records) sahne alacak. “Yerin Altında: Bağımsız Sahne” 19.30’da başlayacak.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür Dairesi Başkanlığı, İBB Kültür AŞ, Bağımsız Müzik Yapımcıları Derneği ve MERLIN partnerliği ile düzenlenen etkinlik ise 9 Kasım Cumartesi günü Müze Gazhane T Atölye’de gerçekleştirilecek. MERLIN’den gelen video mesajın gösterimiyle başlayacak etkilnik paneller ile devam edecek.
Bağımsız Müzik Günleri; ortak sorunları, çözümleri, bugünü, yarını değerlendirmek için müzik sektörünün tüm bileşenlerini bir araya getirmeyi hedefliyor.
Yeni mezun sanatçıların yaratıcılıklarını ve üretme motivasyonlarını desteklemek, onların sanat profesyonelleri ve sanat izleyicileri ile diyaloglarını geliştirmek misyonuyla düzenlenen BASE, bu sene 27 Kasım-1 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
Bilgili Sanat iş birliği ve Şişli Belediyesi ile The Ritz-Carlton Residences ev sahipliğinde, Trendyol Sanat ana sponsorluğunda; Jumbo, Kale Tasarım ve Sanat Merkezi (KTSM), Norm Sanat ve TEB Özel Bankacılık co-sponsorluğunda bu yıl sekizincisi gerçekleşecek olan BASE, bu yıl 2024 mezunu olan sanatçıların eserlerini sanatseverlerle buluşturacak.
BASE’in 2024 yılı seçici kurulunda; Ari Meşulam, Bahar Kızgut, Coşar Kulaksız, Daryo Beskinazi, Derya Yücel, Ergin Çavuşoğlu, Esra Aliçavuşoğlu, Gülay Semercioğlu, Nermin Er, Oya Delahaye, Serkan Özkaya, Sinan Demirtaş, Yaşam Şaşmazer ve Yekhan Pınarlıgil yer aldı.
BASE’in küratörü Derya Yücel, bu yıl BASE’in çerçevesini çizerken “Sanat ne yapar?” sorusuna dikkat çekiyor ve bu yılın küratöryel başlığını şu sözlerle anlatıyor: “Sanat sonsuz mudur? Evrensel midir? Sanat iyileştirir mi? Umudu besler mi? Öğretir ya da hatırlatır mı? Rahatsız mı eder, zevk mi verir? Gerçek midir düşsel mi? Sanat güzel midir faydalı mı? 8 yıldır, bireyleri, düşünceleri, tavırları ve formları sanatın ortak grameri ile birbirine bağlayan BASE bu yıl ‘Sanat ne yapar?’ diye soruyor. Çok katmanlı fikirlere kapı açabilecek bu soru, bize yalnızca sanatla ilişkili değil genç sanatçıların yaşama, dünyaya, insanlara, doğaya, geleceğe nasıl baktıklarıyla ilişkili bir veri sunuyor. Bu soru, genç sanatçıların duyarlığını, belleğini, deneyimlerini, gerçeğe verdikleri düzeni, gerilimlerini ve heyecanlarını çok sesli bir diyaloğa dönüştürmeyi amaçlıyor. Bu soru, kesin yanıtlar aramak yerine ortak ve geçici bir çerçeve kurarken, sanatçı, yapıt ve izleyiciye ait etkileşimsel bir platform yaratma amacını taşıyor. ‘Sanat ne yapar?’ sorusu, herhangi bir şeyin sanat olabileceği ya da şeyleri sanat eseri kılanın o değerin değişkenliği ile günümüzde üretilen sanatı anlamak konusunda bize yardımcı olabilir. Bugün sanatın anlamı, işlevi, gerekliliği ve insan üzerinde yarattığı etkilerin farklı tanımları mümkün. Belki de sanat, yalnızca ne yapıyorsa odur.
BASE, 8 yıldır yeni mezun sanatçılarla sanat alanında faaliyet gösteren farklı aktörler, uzmanlar ve kurumlar arasındaki ilişkileri güçlendirmek, iletişimi, diyaloğu ve ortak çalışma pratiğini teşvik ederek özgün bireysellik ile toplumsal karşılaşma için ortak bir alan yaratıyor. Her yıl olduğu gibi BASE bu yıl da yeni mezun sanatçı adaylarının dünyaya ve sanata yönelik geliştirdikleri bakış açılarını, yaratıcılık kanallarının zenginliği ya da sınırlarını, sanat üretiminde ele alınan güncel kavram ve içerikleri, kullandıkları form, mecra ve araçların olanaklarını, ne tür sorunlarla uğraştıkları ya da uğraşmadıkları ve Türkiye’deki akademik eğitimin niteliğini de gözler önüne serecek. BASE, 2024 yılında mezun olan genç sanatçıların, olguları, ilişkileri, yaşam biçimleri ve bireysel deneyimleri nasıl aktardıklarını ve üretim araçlarının çeşitliliğini bize yeniden gösterecek.”
Yeni mezun sanatçıların yaratıcılıklarını ve üretme motivasyonlarını desteklemek, onların sanat profesyonelleri ve sanat izleyicileri ile diyaloglarını geliştirmek misyonuyla düzenlenen BASE, bu sene 27 Kasım-1 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
Bilgili Sanat iş birliği ve Şişli Belediyesi ile The Ritz-Carlton Residences ev sahipliğinde, Trendyol Sanat ana sponsorluğunda; Jumbo, Kale Tasarım ve Sanat Merkezi (KTSM), Norm Sanat ve TEB Özel Bankacılık co-sponsorluğunda bu yıl sekizincisi gerçekleşecek olan BASE, bu yıl 2024 mezunu olan sanatçıların eserlerini sanatseverlerle buluşturacak.
BASE’in 2024 yılı seçici kurulunda; Ari Meşulam, Bahar Kızgut, Coşar Kulaksız, Daryo Beskinazi, Derya Yücel, Ergin Çavuşoğlu, Esra Aliçavuşoğlu, Gülay Semercioğlu, Nermin Er, Oya Delahaye, Serkan Özkaya, Sinan Demirtaş, Yaşam Şaşmazer ve Yekhan Pınarlıgil yer aldı.
BASE’in küratörü Derya Yücel, bu yıl BASE’in çerçevesini çizerken “Sanat ne yapar?” sorusuna dikkat çekiyor ve bu yılın küratöryel başlığını şu sözlerle anlatıyor: “Sanat sonsuz mudur? Evrensel midir? Sanat iyileştirir mi? Umudu besler mi? Öğretir ya da hatırlatır mı? Rahatsız mı eder, zevk mi verir? Gerçek midir düşsel mi? Sanat güzel midir faydalı mı? 8 yıldır, bireyleri, düşünceleri, tavırları ve formları sanatın ortak grameri ile birbirine bağlayan BASE bu yıl ‘Sanat ne yapar?’ diye soruyor. Çok katmanlı fikirlere kapı açabilecek bu soru, bize yalnızca sanatla ilişkili değil genç sanatçıların yaşama, dünyaya, insanlara, doğaya, geleceğe nasıl baktıklarıyla ilişkili bir veri sunuyor. Bu soru, genç sanatçıların duyarlığını, belleğini, deneyimlerini, gerçeğe verdikleri düzeni, gerilimlerini ve heyecanlarını çok sesli bir diyaloğa dönüştürmeyi amaçlıyor. Bu soru, kesin yanıtlar aramak yerine ortak ve geçici bir çerçeve kurarken, sanatçı, yapıt ve izleyiciye ait etkileşimsel bir platform yaratma amacını taşıyor. ‘Sanat ne yapar?’ sorusu, herhangi bir şeyin sanat olabileceği ya da şeyleri sanat eseri kılanın o değerin değişkenliği ile günümüzde üretilen sanatı anlamak konusunda bize yardımcı olabilir. Bugün sanatın anlamı, işlevi, gerekliliği ve insan üzerinde yarattığı etkilerin farklı tanımları mümkün. Belki de sanat, yalnızca ne yapıyorsa odur.
BASE, 8 yıldır yeni mezun sanatçılarla sanat alanında faaliyet gösteren farklı aktörler, uzmanlar ve kurumlar arasındaki ilişkileri güçlendirmek, iletişimi, diyaloğu ve ortak çalışma pratiğini teşvik ederek özgün bireysellik ile toplumsal karşılaşma için ortak bir alan yaratıyor. Her yıl olduğu gibi BASE bu yıl da yeni mezun sanatçı adaylarının dünyaya ve sanata yönelik geliştirdikleri bakış açılarını, yaratıcılık kanallarının zenginliği ya da sınırlarını, sanat üretiminde ele alınan güncel kavram ve içerikleri, kullandıkları form, mecra ve araçların olanaklarını, ne tür sorunlarla uğraştıkları ya da uğraşmadıkları ve Türkiye’deki akademik eğitimin niteliğini de gözler önüne serecek. BASE, 2024 yılında mezun olan genç sanatçıların, olguları, ilişkileri, yaşam biçimleri ve bireysel deneyimleri nasıl aktardıklarını ve üretim araçlarının çeşitliliğini bize yeniden gösterecek.”
Kemik Tozu aldı ilk öykü kitabıyla tanıdığımız Zeynep Delav’ın zıvanadan çıkmanın eşiğindeki kırılgan ruhların seslerini duyurduğu yeni öykü kitabı Çıktığım Zıvana, Everest Yayınları tarafından yayımlandı.
Dünyada olmanın ağırlığını, bu ağırlıkla yaşamanın zorluğunu, insanın kendi olmaktan uzaklaşmasını, bununla baş etmenin hem bireysel hem toplumsal zorluklarını, türlü kadınlık hâlleriyle delirmenin hikâyelerini anlatıyor bu öyküler.
“Sevmediği ne varsa yok etmeye çalışırken, o yok etmeye çalıştığı şeye benziyordu.”