
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nin klasik müziğin güncel yorumcularını konuk ettiği Pera Klasikleri serisi, 9 Kasım’da gerçekleşecek flüt, klarnet ve fagotun uyumunu müziğin farklı renkleriyle harmanlayan Anemos Trio konseri ile devam ediyor.
Flütte Aysu Zehra Şanyer, klarnette Ebru Mine Sonakın ve fagotta Onur Üzülmez’den oluşan Anemos Trio, geniş repertuvarı ve özgün yorumuyla müzikseverlerle buluşacak. Pera Müzesi Oryantalist Resim Koleksiyonu’ndan bir seçkiyi sanatseverlerle buluşturan “Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar” sergisinin yer aldığı salonda 9 Kasım Cumartesi saat 19.30’da gerçekleşecek konser, dinleyicilere hem sanatsal hem de atmosferik bir müzikal yolculuk vadediyor. Konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
İstanbul Modern’in Türkiye’deki fotoğraf tarihinin ustalarına odaklandığı sergi serisi, İzzet Keribar’ın 1950’lere uzanan çalışmalarından geniş bir seçkinin yer aldığı “İzzet Keribar: Renklerin Yolculuğu” sergisi ile devam ediyor.
Burgan Bank sponsorluğunda gerçekleşen “İzzet Keribar: Renklerin Yolculuğu” sergisi, 25 Mayıs 2025’e kadar İstanbul Modern’de sanatseverlerle buluşuyor. Sergi, sanatçının Türkiye ve dünyanın çeşitli bölgelerine yaptığı seyahatlerde çektiği fotoğraflardan oluşuyor. İzleyicileri farklı zaman ve mekânlarda renkli bir yolculuğa davet eden sergide, sanatçının fotoğrafa başlangıcına referans veren İstanbul ve Güney Kore fotoğrafları başta olmak üzere, 1980’lerde fotoğrafa dönüşünden itibaren günümüze kadar uzanan çalışmaları da Türkiye’de ilk kez bir müze çatısı altında bir araya geliyor. Sergi; renk, ışık, doku ve grafik unsurlar gibi biçimsel ögeleri öne çıkarırken, sanatçının yıllar içindeki değişen tarzını da gözler önüne seriyor. Küratörlüğünü İstanbul Modern Küratör ve Fotoğraf Bölümü Yöneticisi Demet Yıldız Dinçer’in üstlendiği sergide, Keribar’ın seyahat ettiği ülkelerdeki manzara ve portre fotoğraflarından oluşan renkli kareleri izleyiciye sunuluyor.
İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı şunları söyledi: “Şahin Kaygun, Gökşin Sipahioğlu, Yıldız Moran, Ara Güler, Lütfi Özkök, Şakir Eczacıbaşı ve Ozan Sağdıç’tan sonra, Türkiye fotoğraf tarihinde özgün bir tarz yaratan İzzet Keribar’ın çalışmalarından özel bir seçkiyi izleyicilerle buluşturuyoruz. Dünyanın çeşitli ülkelerinde birçok sergi açmış ve ulusal ile uluslararası pek çok ödül kazanmış olan İzzet Keribar’ın, sergide yer alan 120’nin üzerinde fotoğrafını İstanbul Modern’in 20. yılına armağan olarak müze koleksiyonuna bağışlamasından dolayı kendisine şükranlarımızı sunuyoruz.”
İzzet Keribar ise şunları söyledi: “Kariyerimin en anlamlı ve heyecan verici dönemlerinden birini yaşıyorum. 1 milyon 500 bin fotoğraf arasından yaptığımız bu özel seçki, sanat hayatımın farklı evrelerini simgeliyor. Her bir fotoğraf; anları, coğrafyaları, renkleri, duyguları ve farklı kültürel bağlamları bir araya getiriyor. Sergi, Türkiye ve dünyanın çeşitli bölgelerine gerçekleştirdiğim seyahatler sırasında çektiğim, özellikle renk, ışık, şekil, doku ve kompozisyon gibi biçimsel özellikleriyle öne çıkan fotoğrafları içeriyor. Hem ülkemde hem de dünya genelinde çektiğim manzara, portre ve sokak fotoğrafları ile yarı-soyut grafik çalışmalarımdan oluşan 120’nin üzerindeki yapıtım aracılığıyla ziyaretçiler, sergiyi gezerken fotoğraflarımla karşılaşacak ve renklerin eşlik ettiği bir yolculuğa çıkacak.”
Burgan Bank Genel Müdürü Murat Dinç, şu açıklamalarda bulundu: “Burgan Bank olarak, bankacılık sektöründeki yenilikçi anlayışımızla en iyi müşteri deneyimini sunma hedefi doğrultusunda çalışırken, kültür-sanat alanındaki desteğimizle de müşterilerimizin hayatına renk katıyoruz. Uzun soluklu olarak planladığımız kültür-sanat projelerimiz kapsamında, değerli sanatçıların özgün fikir ve üretimlerini toplumla buluşturmaya katkıda bulunuyoruz. İzzet Keribar gibi Türkiye'nin fotoğraf sanatındaki en önemli isimlerinden biriyle gerçekleştirdiğimiz bu proje ise sanata ve sanatçılara olan desteğimizin somut bir yansımasıdır. Sergideki fotoğrafların her biri, insanı farklı coğrafyalara, kültürlere ve duygusal anlara taşıyor; bu da sanatın iyileştirici gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor. İzzet Keribar’ın yurt içi ve yurt dışındaki seyahatlerinde çektiği fotoğrafların serüvenine ortak olmak ve onun renklerle dolu yolculuğunu desteklemek adına bu serginin sponsoru olmaktan mutluluk duyuyoruz.”
Serginin küratörü Demet Yıldız Dinçer şunları söyledi: “Keribar’ın başarısı, ışık, renk, şekil, biçim ve doku gibi unsurların hassas dengesiyle oluşturduğu kompozisyonları izleyicilere kolayca çekilmiş gibi hissettirmesi ve tek bir fotoğrafla meselenin özüne inmesidir. Çalışmalarıyla dünyayı anlamaya çalışırken, ortaya çıkardığı görüntülerle evrensel bir dil oluşturuyor. Kısacası, dünya değişmeden önce insanlığın ve onun yaşadığı çevrenin bir albümünü bir araya getirmeye gayret ediyor.”
Yekta Kopan’ın okurlarını hayatın bitmeyen bekleyişine tanık ettiği yeni öykülerinden oluşan kitabı Belki Yaz Erken Gelir, Can Yayınları’ndan çıktı.
Kopan, günümüzün meselelerine de değinen derinlikli öyküler kaleme alıyor. Kitapta yazı bekleyenler, yolun nereye çıkacağını bilmeyenler, sesi uzaktan işitilenler, dur durak bilmeden yürüyenlere dair derinlikli hikâyeler bir araya geliyor.
“Kitapçıdasın. Rafların arasında dolanıyorsun.
Bir kitap dikkatini çekiyor. Kapağında bir kadın var. Kumsalda. Devasa bir can simidi tutuyor. Deniz hafiften dalgalı. Kadının nereden gelip, nereye gittiğini anlayamıyorsun. Çocukluğun geliyor aklına. Çocukluk, kilidi kırık bir hatıra defteri.
Tam arka kapağa bakacakken biri giriyor kitapçıdan içeri. Dikkatin dağılıyor.
Annenin anlattığı masallar, babanın kahkahası eksik fıkraları eriyip gidiyor. Çocukluğun terk ediyor seni, büyüyorsun.
Öyküler, kısa öyküler, masallar diyor arka kapak yazısında. “Keşke roman olsaydı,” diye düşünüyorsun bir an. Sonra hayatın öykülerin toplamı olduğunu hatırlıyorsun. Hayat dediğin, bütün o harflerin, hecelerin, sözcüklerin buluşmasını beklemek.
Hayat dediğin, bitmeyen bir bekleyiş.
Yazarın adı siliniyor kapaktan. Kendi adını görüyorsun orada, bütün o öyküler senin artık. Kitap sadece senin duyacağın bir melodiyle şarkısını söylemeye başlıyor:
Ben bir öykü kitabıyım. İçten bir tebessümle okurunu bekleyen.”
Belçikalı grup Hooverphonic, Avrupa turnesi kapsamında 12 Nisan gecesi İstanbul Zorlu PSM’de, 13 Nisan’da Ankara Jolly Joker’de ve 14 Nisan’da İzmir Hangout PSM’de müzikseverlerle buluşacak.
Hooverphonic’in bu yıl 25. yaşına basan, “Mad About You” şarkısını da içinde barındıran The Magnificent Tree albümünün anma turnesi kapsamında gerçekleşecek konserlerde gruba 4 kişilik bir yaylı orkestra da eşlik edecek.
Kurulduğu 1996 yılından bu yana trip hop’u, pop ve çok sesli elementlerle sentezleyen, alışılmışın dışına çıkmayı seven grup, zamanla kendi benzersiz sound’unu oluşturdu. Alex Callier (söz yazarı/yapımcı) ve Raymond Geerts (gitarist) ilk günden itibaren grubun bel kemiği oldu. Çok çeşitli yetenekli şarkıcılarla birlikte çalıştılar ve 2020 sonbaharından bu yana Geike Arnaert’in ikonik sesiyle yollarına devam ediyorlar. “2Wicky”, “Eden”, “Mad About You”, “Anger Never Dies”, “Amalfi”, “Badaboum” ve “Romantic” gibi hit parçalara imza atan Hooverphonic, ilk kez Türkiye’de üç şehirde birden konser verecek.
Grubun İstanbul konserinin biletlerine buradan, Ankara ve İzmir konserinin biletlerine ise buradan ulaşabilirsiniz.
Berka Beste Kopuz’un “Toprak Biriktirir Geçmişi II” başlıklı kişisel sergisi, 7-30 Kasım tarihleri arasında Merdiven Art Space’te sanatseverlerle buluşacak.
Berka Beste Kopuz’un küçüklüğünden bu yana yaşadığı Acıbadem Mahallesi’ndeki kendi evine komşu sınır olan bir âtıl köşk serginin ana konusunu kurguluyor. Kopuz’un köşkün geçmişinin merakıyla 2019 yılında başlayan araştırması “Ben nerede yaşıyorum?” sorusuyla uzun soluklu arşiv ve üretim sürecine evriliyor. Çizimleri ve öznel anlatım biçimiyle kimlik, bellek ve mekân ekseninde çevresindeki unutulmuş yerlere ve bireylere yoğunlaşan sanatçı, geçmişin izini sürerek; tanıklıklara, belgelenmiş izler olan arşivlere ve hafıza mekânlarına odaklanıyor. Araştırmanın temeline oturan, sanatçının peyderpey hazırladığı özel bir defterden yola çıkarak kurgulanan bütün sergi bu harabe olan, kimsenin farkında dahi olmadığı av köşkünün temellerinden yükseliyor.
Berka Beste Kopuz’un sanatsal pratiği, geçmişin bellek kırıntılarında saklı kalmış hikâyeleri açığa çıkarırken, mekânın içsel ritmini de duyma cesareti gösteriyor. Yüzeyde kalmış anlatılardan ziyade derinlere inmeyi, tarihin tozlu raflarında kalmış unutulmuş bir yapının kökleri ile bir bağ kurmayı öneriyor.
“‘Toprak Biriktirir Geçmişi’, zamanın mekânla, hatırlamanın unutmayla olan ilişkisini derinlemesine sorgular. Toprağın derinlerinde saklı kalan sesleri dinleyen Kopuz, betonun soğuk yüzeyinde yankılanan anıları yakalamaya çalışır. Bu sergi, sadece bir tarih araştırması, unutulmuş bir av köşküne bakış değil, aynı zamanda geçmişle yeniden bağ kurma çabasıdır. Kopuz, her bir eseriyle, izleyiciyi hatırlamanın zorluğuna ve unutmanın kaçınılmazlığına tanıklık etmeye çağırır. Zamanında bahçesinde beyaz leylaklarla anılan bir av köşkü, toprağın içinde yok olurken, romans dolu bir tasvir ile kalıcı malzemelerin anlatısına kapılarak varlığını ispat eder. Mekân ve zaman arasında asılı kalan anılar, metruk bir av köşkü üzerinden Acıbadem’in bilinmez hikâyelerinin de kapılarını aralar.”
Melike Bayık’ın kaleme aldığı sergi metninden alıntı.
Künye:
1. Hiç Bilmediğim Yerler Serisi, Mekana Özgü Enstalasyon, Beton Heykeller, 2023
Bitiyatro ve Nejat İşler’in (Meddah) ortak yapımcılığını üstlendiği, terapi seanslarında ortaya çıkan güven, sadakat ve aşk temaları çerçevesinde bilinçaltına yolculuğu konu edinen Fil Rüyası oyunu 11 Kasım’da izleyiciyle buluşuyor.
Günsu Özkarar’ın Galata Perform’un eğitimleri sırasında yazdığı bu oyun, Sınırlar Ötesi Tiyatro 11. Yeni Metin Festivali’nde okuma tiyatrosu olarak gösterime sunuldu. Cem Burçin Bengisu’nun yönetmenliğinde, Laçin Ceylan’ın süpervizörlüğünde sahnelenecek oyunda Hülya Köseoğlu, Arbil Tabur ve Onur Sarıaltın yer alırken, Nejat İşler de sesiyle diğer kişilere hayat veriyor.
Kukla tasarım sanatçısı Ayten Öğütçü’nün kuklalarıyla zenginleşen oyunda; rüyalar ve hayallerle ortaya çıkanlar, tekinsizlik hissini artırırken, gerçeklerin büyüyen gölgeleri ve kişileri de bu terapiye dahil olur. Bu arada kişiyi, çatısızlıkla ve yersizlikle tehdit eden dış dünyanın sesi ise giderek daha çok yükselir.
Fil Rüyası’nı 11 Kasım’daki prömiyerinin ardından 14 Kasım’da BiSahne’de, 16 Kasım’da House of Performance’ta, 13 Aralık ve 17 Ocak’ta Fişekhane’de, 22 Ocak ve 22 Şubat’ta Kadıköy Eğitim Sahnesi’nde izleyebilirsiniz.
Künye
Oyuncular: Arbil Tabur, Hülya Köseoğlu, Onur Sarıaltın, Nejat İşler (ses)
Süpervizör: Laçin Ceylan
Yazar: Günsu Özkarar
Yönetmen: Cem Burçin Bengisu
Yönetmen Yardımcısı: Serra İzmiroğlu
Sahne Tasarım: Murat Kural
Maske&Kukla: Ayten Öğütçü
Kostüm: Bitiyatro
Yapım Koordinatörü: Nilay Kulakçeken
Afiş: Gonca Küçük
Video: Nilsu Alanyalı Tancı
Asistan: Sıla Hatun Ünsal
Yapım: Bitiyatro & MEDDAH
The Ringo Jets’in üç şarkıdan oluşan 87 isimli maxi single’ı Ferment Records etiketiyle yayımlandı.
87, “Yolun Sonunda” ve “Bile Bile” şarkılarının ardından “Give Me The Fire”ın eklenmesiyle tamamlanarak dinleyicilerle buluştu. 80’lerin unutulmaz pop motifleriyle bezeli “Yolun Sonunda”, Lale Kardeş’in güçlü vokalleri ve nakaratıyla grubun janrlar arasında dolaşabildiğini ve dönüşebildiğini gözler önüne seriyor. “Bile Bile” şarkısında da Tarkan Mertoğlu’nun stilize vokalleri yer alıyor. Grup tarafından “87’de Ne Olmuştu?” sorusuyla duyurulan çalışmanın üçüncü ve son şarkısı “Give Me The Fire”ın ana vokalleri ise Lale Kardeş’e ait.
The Ringo Jets, kasım sonunda da bir garage rock EP’si çıkarmaya hazırlanıyor. Grup bu çıkışlardan ardından ilk konserini 14 Aralık Cumartesi akşamı Zorlu PSM %100 Studio’da verecek.
The Ringo Jets’in 87 isimli maxi single’ını buradan dinleyebilirsiniz.
Tufan Baltalar’ın “Akış” başlıklı kişisel sergisi 14 Aralık’a kadar PİLOT Galeri’de sanatseverlerle buluşuyor.
Tufan Baltalar’ın neredeyse yüz parça yeni seramik eserinin yer aldığı bugüne kadarki en kapsamlı sergisi “Akış”, genel akışın hengamesi içinde kaybolabilen bireysel yaşamları keşfetmeye odaklanıyor. Sanatçının seramik çalışmalarında, organik kusurlar, tekrarlayan teknikler ve geleneksel formlara göndermeler içeren imgeler bir araya geliyor. Bu eserler, Baltalar’ın doğa-insan ilişkisini şiirsel bir dille ifade etme çabasının bir sonucu olarak, rüzgâr, su, bulutlar ve yürüyüş gibi kavramlarla karmaşık bir sistem oluşturuyor. Minyatür bulutlar, hassas yaprak dokuları ve rüzgarla dağılmış çimenler, sanatçının gündelik yaşamından etkilenerek ürettiği yeni eserlerinin temelinde yer alıyor.
“Tufan Baltalar’ın güncel seramik işleri, sanatçının disiplinler arası pratiği boyunca düşsel ancak gerçekçi bir hassasiyetle parça parça inşa ettiği dünyanın devamı niteliğindedir. Baltalar, seramik üretiminde doğanın unsurlarını ve kişisel deneyimleri, insanın doğayla ilişkisi bağlamında düşünmeye davet eder. Bu bağlamda, sanatçının eserleri ‘kişi’ ve kişinin dünya üzerindeki deneyimi üzerine derinlemesine bir sorgulama sunar. Sanatçı, kişisel deneyimlerini aktarırken, üzerinde durduğu meselelerdeki kolektif ve toplumsal ortaklıkları da keşfeder.
Baltalar’ın büst, tabak, kâse formlarındaki sırlanmış seramik işleri, geleneksel seramik teknikleri ile modern peyzaj temsillerini bir araya getirir. Rüzgârın etkisiyle eğilen ağaçlar, havada salınan bitkiler ve süzülen bulutlar, doğanın ve insanın dinamik bir ilişki içinde olduğunu ve sürekli değiştiğini gözler önüne serer. Sanatçı, alışılmış seramik formlarını araştırarak deneysel tutumunu bu tekniğe de taşır. Figürler, tabakların yüzeyinde iki boyutlu doğalarını terk ederek alanda varlık gösterir; seramik yüzey, bir tuval olmanın ötesine geçerek bir heykel veya kaide işlevi üstlenir. Zamanla bitkisel figürler, tabak formundan uzaklaşarak kendi bağımsızlıklarını ilan eder. Bitkiler büstleri sadece sarmaz, bitkilerle bir olan insanlar görürüz.
Baltalar’ın insan temsilleri, otobiyografik bir yaklaşımdan çok, kent-doğa çatışmaları arasında var olan bireyin deneyimine dair bir referans noktası olarak görülebilir. Sanatçının seramik heykellerinde insan figürleri, bitkisel motifler tarafından sarmalanmış ve belki de ele geçirilmiş durumdadır. Bu sahnelerde bireyin karşı koyma çabası yerine bir boyun eğme durumu dikkat çeker. Figürlerin yüzlerinde huzurlu bir kayıtsızlık ifadesi belirir; insan, yoğun çatışmalar ve hasret sonrası doğaya dönerek kendini ona teslim etmiştir.”
Marzia Accatino’nun yazdığı, Laura Brenlla’nın resimlediği çocukları dünyanın tüm tanrıları ve kahramanlarıyla tanıştıran Büyük Mitoloji Atlası adlı kitap Alkım Özalp’in çevirisiyle İthaki Çocuk’tan çıktı.
Çocuklar bu kitapla tüm dünyayı gezeceği maceralı bir mitoloji yolculuğuna çıkıyor. Tanrıların güçlü ve zayıf yanlarını, efsanevi kahramanların saldırılarında kullandıkları hileleri, korkunç canavarları yenmek için en akıllıca yöntemleri ve büyülü yaratıklara yaklaşıp onlarla dost olmanın en iyi yollarını öğreniyor okurlar.
Progresif metalin öncülerinden Dream Theater, 40. yıl dönümü turnesi kapsamında, efsanevi kadrosu ile 27 Temmuz 2025’te KüçükÇiftlik Park sahnesinde konser verecek.
“An Evening with Dream Theater” turnesi, kurucu/davulcu Mike Portnoy’un vokalist James LaBrie, basçı John Myung, gitarist John Petrucci ve klavyeci Jordan Rudess’e katılarak kadroya geri dönmesinden bu yana gerçekleşen ilk turne olma özelliği taşıyor. Dream Theater, bu konserde unutulmaz klasikleri ve hayranların favorilerini seslendirecek.
Grup üyeleri, turne hakkında şunları söyledi: “Bu turne hepimiz için inanılmaz derecede özel olacak! Her şovumuz, haklı bir beklenti ve çeşitli duygularla dolu olacak. Bir kez daha sahneye çıkıp herkesle birlikte tarihi 40. yıl kutlamalarına başlamak için sabırsızlanıyoruz. Bu sadece bir başlangıç ve önümüzdeki aylarda paylaşacağımız daha birçok heyecan verici Dream Theater haberi olacak.”
Dream Theater, üç Grammy adaylığı sonrası “The Alien” ile 2022’de En İyi Metal Performansı kategorisinde Grammy Ödülü’nü kazandı. Geçtiğimiz aylarda, davulcu Mike Portnoy’un geri dönüşüyle bir araya gelen ikonik kadro, şu anda 16. albümleri üzerinde çalışıyor. Albüm, bu kadronun 15 yıldan uzun bir süredir çıkardığı ilk albüm olacak.
%100 Metal Sunar: Dream Theater konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.