GÜNDEM
  • 24-09-2024

    60. Uluslararası Venedik Bienali’nde Altın Aslan Yaşam Boyu Başarı Ödülü alan Nil Yalter, “Şu Gurbetlik Zor Zanaat Zor: Duvarlar Üzerine” başlıklı söyleşi için Eda Berkmen ile 26 Eylül Perşembe akşamı saat 19:00’da Arter’de sanatseverlerle buluşacak.

    Nil Yalter’in, 2016 yılında Arter’de gerçekleşen “Kayıt Dışı” başlıklı retrospektif sergisinin küratörü ve Exile is a Hard Job: Walls (Şu Gurbetlik Zor Zanaat Zor: Duvarlar) kitabının editörü Eda Berkmen ile birlikte gerçekleştireceği söyleşide, sanatçının Venedik Bienali’nde sergilenen Şu Gurbetlik Zor Zanaat Zor serisi ele alınacak. 1977’den beri dönüşerek devam eden ve göçmen işçileri odağına alan bu seri, 2012’den itibaren dünyanın farklı şehirlerinde kamusal alan müdahaleleriyle gerçekleştirildi. Etkinlik aynı zamanda Duvarlar’ın kapsamlı bir arşivini oluşturan aynı isimli kitabın üretim süreçlerini de ele alacak. Katılımcıların sorularına da alan tanıyan konuşmada, Arter Koleksiyonu’nda yer alan ve 60. Uluslararası Venedik Bienali’nde sergilenen Topak Ev (1973) başlıklı eserin yolculuğuna da değinilecek.

    Arter Öğrenme Programı’nın Yorumlama Etkinlikleri kapsamında ücretsiz olarak düzenlenecek etkinlik hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    Künye:
    1. Fondation d’entreprise Hermès, La Verrière, Brüksel, 2015. Fotoğraf: Isabelle Arthuis.
    ​2. Eda Berkmen Fotoğraf: flufoto

    0
    0
    1512
  • 24-09-2024

    The School of Life / Hayat Okulu’nun çocukların gündelik sorunlarla başa çıkabilmeleri için temel bir zihinsel sağlık rehberi olarak hazırladığı Mutlu, Sağlıklı Zihinler: Çocuklar İçin Duygusal Sağlık Rehberi, Merve Öztürk’ün çevirisiyle Mundi’den çıktı.

    Alper Hasanoğlu’nun sunuşuyla başlayan kitap, hem sorunlarla başa çıkmayı öğrenmesi gereken çocuklara hem de ebeveynlik becerilerini geliştirmesi gereken yetişkinlere yardımcı olmayı amaçlıyor. Çocukların duygularını tanımaları ve ifade edebilmeleri; ebeveynlerin onları anlayabilmesi, iletişim kurabilmeleri ve sorunlara çözüm bulabilmeleri için elzem. Ancak çocukların dünyasına, yetişkinlerin dünyasından, yetişkinlerin diliyle ulaşmak mümkün değil. Okulların bizi karşılaştığımız gündelik hayat zorluklarına karşı hazırlamadığı gerçeğinden yola çıkan Alain de Botton tarafından kurulan The School of Life/Hayat Okulu, konunun uzmanlarıyla beraber geliştirdikleri bu kitapla büyük bir eksikliği gideriyor.

    “İlk bakışta çocuklar için yazılmış gibi dursa da, aslında ebeveynlerin okuması ve çocukları sorunlarla karşılaştığında onlara nasıl eşlik edeceklerini öğrenebilmeleri için yazılmış, pratik bilgilerle dolu, güvenilir bir kaynak. Ayrıca, ebeveynler ihtiyaç duyulduğunda gerekli bölümleri çocuklarıyla birlikte okuyabilir, böylece çocuklarına yaşadıklarını anlatabilmeleri için uygun ortamı hazırlayabilirler.” - Alper Hasanoğlu

    0
    0
    1078
  • 23-09-2024

    Yalçın Bulut’un “Köklere Serpilmek” başlıklı kişisel sergisi 16 Ekim-9 Kasım tarihleri arasında Galeri Selvin Arnavutköy’de sanatseverlerle buluşacak.

    Bitlis Tatvan’ın Kindiras Köyü’nde büyüyen Yalçın Bulut’un resimlerinde, onun hem kendi kültürel köklerine derin bir bağlılığı hem de yeniliğe ve henüz keşfedilmekte olana cesaretle ilerlemenin izleri yer alıyor. Köklerden beslenmek ya da sanatçının kendi kültürel köklerine sarılması, nostaljik bir hüzün veya arayışı değil, sanatçının kimliğini imleyen kadim özü, aynı zamanda geleceği belirleyen ortak özlemi ve iradeyi işaret ediyor.

    Bulut’un, resimlerinde betimlediği karadut ağacı ya da derede oynayan çocukların o coşkun hâli hem gerçek hem de efsane olarak izleyici karşısına çıkıyor. Bu da sanatçının, kendi kültürel geleneklerinden ve toplumsal köklerinden oldukça beslendiğini gözler önüne seriyor. Yalçın Bulut sadece geleneklerinden beslenmiyor, aynı zamanda geleneklerini vakur ve gururla, evrensel olanla birleştirmeye çalışıyor.

    Künye:
    1. Tırmanan Çocuklar Tuval üz yağlıboya 168x126 cm 2024
    2. Karadut 2 Tuval üz yağlı boya 116x89 cm 2024
    3. Karadut 3 Tuval üz yağlı boya 195c150 cm 2024
    ​4. Kindras Çocukları 220x160 cm Tuval üz karışık teknik  2024

    0
    0
    1798
  • 23-09-2024

    İlk öykü kitabı Geri Dön Her Şey Berbat Edildi ile okurun dikkatini çeken yazar Onurhan Ersoy’un varlıklarını kendilerine ispat etmek için yavaşlayanların hikâyelerini anlattığı ikinci kitabı Yavaşla, Epona’dan çıktı.

    Ersoy’un öykülerinde atama bekleyen polis köpekleri, karaya düşmüş denizkızları, mekanik bilek güreşleri, ejderha yumurtaları, belediye yeraltı tesisleri var. Bu cümbüşün, karnavalın ortasında bir an olsun durup kendine uzaktan bakmaya çalışanlar bunlar. Koşarken adımları birbirine dolananlar. Hızlanarak yarışamayacağı için yavaşlayanlar. Kaos sonrası dinginlik.

    “Sırtında mavi bir pelerinle uçabileceğine inanıyordu. Uçamayacağını öğrendiği için yürümüyor artık.”

    0
    0
    1428
  • 23-09-2024

    Tiyatro Circa’nın ilk prodüksiyonu Nora (Bir Bebek Evi), 28. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında 30 Ekim Çarşamba ve 31 Ekim Perşembe saat 20.00’de Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluşacak.

    Kadın yaratıcılarla çalışmak ve kadın hikâyeleri anlatmayı amaçlayan ve yeni, farklı ve kolektif projelerde tüm sahne sanatlarına alan açan Tiyatro Circa, yapım hayatına Nora (Bir Bebek Evi) ile başlıyor. Tuğçe Altuğ, Deniz Celiloğlu, Özlem Öçalmaz, Jak Cem Avnayim, Emrah Özdemir ve Işıl Dayıoğlu’nun rol aldığı Nora (Bir Bebek Evi) oyununun yönetmen koltuğunda ise Selin Şenköken oturuyor.

    Henrik Ibsen’in 19. yüzyıl başında yazdığı ve orta sınıfa mensup Nora’nın, sahip olduğu aileyi ve toplumsal statüsünü bırakarak kendini aradığı bir yolculuğa çıkmasını anlatan Nora (Bir Bebek Evi), feminist bir metin kabul edilmekle birlikte, Nora’nın hikâyesi üzerinden her bireyin toplumsal baskılara karşı kendini özgürce var edebilme çabasını anlatıyor. Ibsen’in kadın karakterleri arasında belki de en renklisi, en umut dolusu olan Nora’nın hikâyesi, 145 yıldır hiç eskimezken Tiyatro Circa’nın bu ilk yapımında zamansız bir düzlemde, evrensel bir yerden ele alınıyor.

    Oyunda Nora’yı canlandıran Tuğçe Altuğ’a Deniz Celiloğlu, Özlem Öçalmaz, Jak Cem Avnayim, Emrah Özdemir ve Işıl Dayıoğlu eşlik ediyor. Oyunun müzikleri ise The Crown dizisinin beşinci sezonunun müziklerini Martin Phipps ile birlikte yapan Madison Willing’in imzasını taşıyor.

    ​Tuğçe Altuğ’un yeni oluşumu Tiyatro Circa’nın ilk prodüksiyonu Nora (Bir Bebek Evi), İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 28. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında 30 Ekim Çarşamba ve 31 Ekim Perşembe akşamları saat 20.00’de Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde izleyicilerle buluşacak. Oyunun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1745
  • 23-09-2024

    Anna Laudel İstanbul, Ardan Özmenoğlu’nun “What Trees Whisper” başlıklı kişisel sergisi ile Lennart Brede’nin “ANGELS FALL - Where From Where To” başlıklı sergisini 10 Kasım’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    Ardan Özmenoğlu, “What Trees Whisper” sergisinde üç boyutlu yapıtlarında kullandığı ağaç figürüne bakışını daha da yakınlaştırarak ağaçların hücre yapısına iniyor. Peter Wohlleben’in Ağaçların Gizli Yaşamı kitabındaki “Ağaçlar birbirine bakan yaşlı bir çift gibi bağ kurabilirler. Ağaçlar ilişkiler geliştirir ve birbirlerine bakabilirler” cümlesinden yola çıkarak, Özmenoğlu, yeni serisinde ağaçların birbirleriyle kurdukları iletişime ve doğanın sessiz huzurunda saklı fısıldaşmalara kulak vermeye izleyicileri davet veriyor. Sanatçı, rengarenk ojeler kullanarak cam üzerine resmettiği ağaç figürlerinde boya darbelerini yakınlaştırıyor. Bu yakınlaşma, figürlerin büyümesini, form değişimini ve parçalara ayrışmasını sağlıyor. Gizlenen boşluklar bu süreçte görünür hâle geliyor. Ormanda ağaçların büyümek için birbirlerine tanıdığı boşluklar, doğada sürekli olarak tekrar eder ve bu boşluklar alyuvarlarda, gökyüzündeki yıldızlarda ve yağmur damlacıklarında da görülüyor. Hem ağaçlar hem de insanlar, bu kusursuz boşluklar sayesinde varlıklarını sürdürebiliyor. Sonuç olarak, bu boşluklar, aşk ve diğer derin duygusal bağlar için de önemli bir anlam taşıyor.

    Lennart Brede’nin “ANGELS FALL - Where From Where To” sergisi 212 Photography Festival kapsamında Anna Laudel İstanbul’da izleyici karşısına çıkıyor. Kişisel deneyimlerinden ve kuzey Almanya'da yetiştirildiği kültürel ortamdan ilham alan Lennart Brede, sergide izleyicilere geçmiş, kökler ve kimlik üzerine düşünme fırsatı sunuyor. Brede, kimlik, çevre ve miras arasındaki karmaşık ilişkileri derinlemesine araştırıyor ve temel soruları gündeme getiriyor: “Nereden geliyoruz? Nereye gidiyoruz?” Sergi, fotoğraflar, üç kanallı film enstalasyonları, heykeller ve ses kolajları gibi çeşitli medya ve görsel sanatlar aracılığıyla izleyiciye sunuluyor. Seçilen halı enstalasyonu, sergiye belirgin bir katman ekleyerek köklenmeyi ve mirası simgelerken, geleneksel öğeleri, çağdaş bir anlatımla harmanlıyor. Fotoğraf kareleri, insan bedeninin sınırlarını ve çevresiyle etkileşimini sorgulayan bir estetik sunuyor. Sergi, insanın kökenlerine bağlı kalma arzusunu, uçma ve savaşma içgüdülerini, yerel kimlik ve milliyetçilik gibi güncel ve bir o kadar da tartışmalı konuları ele alıyor. Sanatçı, Walter Darré’nin “Blut und Boden” (Kan ve Toprak) teorisi gibi derin yankılar uyandıran, insanların yaşadıkları topraklara bağlılık duyması fikrine dayalı kavramlara kendi sanatsal ifadesi ile dikkat çekiyor. Eserlerinde doğa ve insan ilişkisini tarımın, bereketin ve toprağın tanrıçası Demeter ile sembolize eden Brede, izleyicilerin içgüdü, ruh ve akıl arasında bir denge kurarak duygularına temas edebilmeleri için yeni bakış açıları kazandırıyor.

    212 Photography Festival duraklarından biri olan Anna Laudel İstanbul, 28 Eylül - 13 Ekim 2024 tarihleri arasında festival kapsamında ziyaret edilebilir.

    Künye:
    1. Lennart Brede, ANGELS FALL No.02 2024 Anna Laudel
    2. Lennart Brede, ANGELS FALL, Phoenix River, 2024, Anna Laudel
    3. Lennart Brede, Stay Strong No.04 Portrait, 2024, Anna Laudel Istanbul
    ​4-6. Ardan Özmenoğlu, What Trees Whisper, Detaylı Eser Görseli 2024, Anna Laudel

    0
    0
    1615
  • 23-09-2024

    Pelin Güneş’in teknolojik ilerlemelerin sıradan hayatlarımıza yansımasını konu edindiği, Berna Dörtpınar’ın resimlediği eğlenceli öyküsü Bizim Robot Hasta, Tudem Yayınları’nın “Tek Başıma Okuyorum!” koleksiyonundan çıktı.

    Bizim Robot Hasta, ileri teknolojinin gelecekte insanların günlük yaşamlarına ve iş yapma alışkanlıklarına ne denli etki edeceğini anlatıyor. Kitap, her işlerine koşan yardımcı robotları ansızın hastalanınca sudan çıkmış balığa dönen bir çekirdek ailenin başından geçenleri konu ediniyor.

    “İster inanın ister inanmayın ama, robotlar da olur hasta!
    Bu nasıl mümkün diye sorarsanız, sebebi bazen bir kod hatası bazen de küçük, paslı bir vida.
    Hepiş, arıza yapıp yatağa düşünce, evde başladı büyük bir karmaşa!
    Ev ahalisinde tarifsiz bir endişe, telaş, koşuşturmaca.
    Çaresiz, herkes işe koyuldu oflaya poflaya...
    Bakalım kim, nasıl iyileştirecek evin emektarını bu curcunalı ortamda?”

    0
    0
    1443
  • 22-09-2024

    Agency grubu ile bir EP ve bir dizi tekli yayımlayan Numan Kılıç’ın solo projesi Pan Paniskus, ikinci teklisi “Karamel”i müzikseverlerle buluşturdu.

    No:5 stüdyosunda kaydedilen “Karamel” şarkısının mix ve mastering’ini Ozan Çanak üstlendi. Şarkıda davulları Uygar Çetiner çalarken, geçtiğimiz yıl “Aşkım N’aptın Bana” teklisini yayımlayan Ezgi Işık, vokallerde Pan Paniskus’a eşlik etti. Pan Paniskus, yayımlandığı hafta Spotify’ın New Music Friday Türkiye listesinde kendine yer bulan ikinci teklisi “Karamel”de, anların, nesnelerin ve ilk bakışta önemsiz detayların hayatlarımızın belli dönemlerini nasıl tanımladığını kelime oyunları ve melodilerle keşfederken iyi bir “kaybeden” olmanın önemine vurgu yapıyor.

    Pan Paniskus’un ikinci teklisi “Karamel”i buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    1475
  • 22-09-2024

    Sedat Girgin’in “Bu Ben Değilim” başlıklı kişisel sergisi 26 Ekim’e kadar Galeri 77’de sanatseverlerle buluşuyor.

    Sedat Girgin, yeni sergisinde aidiyet ve kimlik olgularını sorgulayan yepyeni çağdaş sanat eserlerini izleyiciye sunuyor. Sergi, ağırlıklı olarak sanatçının son dönem tuval üzerine akrilik ve yağlıboya çalışmalarına odaklanırken bir yandan da pandemi sonrası üretmeye başladığı ve kendi tabiriyle “üç boyutlu resim” olarak adlandırdığı çelik üzerine akrilik çalışmalarını içeriyor. Sanatçı, çağımızda üstümüze giydiğimiz yapay kimlikleri, bireyin kendini özel ve ayrıcalıklı hissettirme arzusu ile gerçekliklerimiz arasındaki tezatlığı güçlü bir nüktedanlık ile ele alıyor.

    “‘Ama ben neden şu ana kadar farkına varmadan yaşadığım bu yabancılığın artık bana içten içe yakıcı bir ateş gibi işlediğini anlamıştım. Huzursuzluğumun kaynağı, benden kopmuş olan bir hayatı birleştirmek isteyişimdi.’ Albert Camus - Yabancı

    Yabancılaşma; insanın özünden, emeğinden, doğal ve toplumsal çevresinden koparak bunların tahakkümü altına girmesini simgeler. Sedat Girgin’in “Bu Ben Değilim” sergisinde bu tema, güçlü sembolizm ve deformasyon anlayışıyla kendini gösterir. Desen ve çizim, sanatçının anlatım dilinin temel taşlarını oluşturur; bu nedenle referanslara bağlı kalmaksızın, tamamen imgesel bir yaklaşımla eserlerini yaratır. Sanatçının formları, akademik anlamda anatomik veya perspektif kurallarının dışına çıkar, figürlerde ve mekânda yarattığı deformasyon onları zamanın izinden ve gerçek hayatın referanslarından soyutlar. Sanatçının kendine has üslubuyla yarattığı bu deformasyonlar yalnızca sanatçının andaki duygularını ifade eden bir anlatım biçimi görevi görmez aynı zamanda izleyicinin kendi duygularını esere dahil ederek eserler ile kurduğu etkileşimini genişletir.

    Sedat Girgin’in eserlerindeki sembolizm, bazen evrensel anlamlara kapı aralarken, bazen de derinlemesine kişisel yorumlara referans verir. Bu bağlamda, sanatçının eserlerinde kostümlü figürler, insanın kendini farklı gösterme çabasının bir temsili olarak sıklıkla karşımıza çıkar. Figürlerin boyunlarındaki beyaz yakalıklarla sanatçı, sanat tarihindeki portre resim geleneğine gönderme yapar ve bireyin kendini özel ve ayrıcalıklı hissettirme arzusu ve gerçekliklerimiz arasındaki tezatlığı güçlü bir nüktedanlık ile alır. Sanatçının semboller ile yarattığı ironi, hareketin simgesi olan tekerleklerin işlevsiz ve âtıl hâle getirilmesi, kanatları olmasına karşın uçamayan kuşlar, korunaklı, ancak bir o kadar da kırılgan yapılarıyla yumurtalar ve deforme olmuş figürlerin çirkinliğinden açan çiçeklerle devam eder. Girgin’in eserlerinde anlam izleyiciye didaktik bir biçimde sunulmaz; aksine, dikkatli bir gözle bakıldığında, resmin kendi içindeki unsurlar arasında bir keşfe davet eder.”

    Künye:
    1. Sedat Girgin Walk of Absurd N6-1 2024 Acrylic on steel 58x106x16cm
    2. Sedat Girgin Beyond the Boundaries n1 2024 Acrylic on canvas 110x130cm
    3. Sedat Girgin The Wandering Souls 2024 Acrylic on canvas 195x195cm
    4. Sedat Girgin Odyssey 2024 Acrylic on canvas 100x100cm
    ​5. Sedat Girgin This is Not Me n1 2024 Oil on canvas 73x60cm

    0
    0
    2994
  • 22-09-2024

    Stephen King’in okurlarını “Epey ürkütücü birkaç sahne içeriyor” diyerek uyardığı romanı Holly, Gökçe Yavaş’ın çevirisiyle Altın Kitaplar’dan çıktı.

    New York Times tarafından 2023’ün en iyi 10 kitabı arasında gösterilen Holly’de King’in en ilginç, en becerikli karakterlerinden Holly Gibney, bir kasabada yaşanan kaybolma vakalarının ardındaki korkunç gerçeği çözmek için geri dönüyor.

    Penny Dahl, kayıp kızı Bonnie’yi bulmak için Finders Keepers dedektiflik bürosuna müracaat ettiğinde Holly, önce davayı kabul etmek istemez. Çünkü yaşadığı kayıplarla zor bir dönemden geçmektedir ve ortağı Pete de Covid kapmıştır. Ancak Penny Dahl’ın çaresiz sesindeki bir şey yüzünden Holly bu teklifi reddedemez. Bonnie Dahl’ın kaybolduğu yerden sadece birkaç sokak ötede Profesör Rodney ve Emily Harris yaşamaktadır. Bu çift saygınlığın resmi gibidir: evli, seksenlerinde, birbirine sadık ve ömür boyu akademisyen. Fakat bakımlı, kitaplarla dolu evlerinin bodrumunda, Bonnie’nin kayboluşuyla ilgili olabilecek şeytani bir sır saklamaktadırlar. Holly, sapkın profesörleri alt etmek için tüm olağanüstü yeteneklerini bir araya getirmek zorundadır.

    0
    0
    1870
DAHA FAZLA
Geldanlage