GÜNDEM
  • 09-11-2024

    Jenny Odell’in ekran ve internet bağımlılığını yaratıcı bir bakışla ele aldığı, kâr odaklı çarkların karşısına insanın örgütlenme potansiyelini yerleştirdiği rehber niteliğindeki kitabı Hiçbir Şey Yapmama Kitabı, Bülent O. Doğan’ın çevirisiyle Siren Yayınları’ndan çıktı.

    Odell, 7-24 çevrim içi yaşamlara, ekran ve etkileşim bağımlılığına, vitrindeki hayatlara karşı bir duruş manifestosu, zamanımızı sömüren kapitalist makinenin kurduğu düzlemlerden bir çıkış haritası sunuyor okuruna.

    Hiçbir Şey Yapmama Kitabı, imgelerin sürekli aktığı ekranların ötesinde sahip olduğumuz başat güzellikleri bize hatırlatan, aktivizmin ve doğanın sağaltıcı kuvvetini vurgulayan ve teknolojiyi lanetlemeksizin günümüz dünyası için daha doyurucu var oluş biçimleri sıralayan, çevrimiçi hayatın çıkmazlarına karşı başucu kitabı.

    0
    0
    1155
  • 08-11-2024

    CamelPhat, All Mega katkılarıyla düzenlenen Day of the Dead Party kapsamında 15 Kasım’da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde sahne alacak.

    2017 yılında çıkardığı “Cola” şarkısıyla 300 milyondan fazla dinlemeye ulaşan CamelPhat, “Breathe”, “Hope” gibi şarkılarla da kendini kanıtladı. Enerjik ve duygusal house tınılarıyla elektronik müziğin önemli isimleri arasında yer alan CamelPhat, Day of the Dead’in renkli ve mistik atmosferiyle birleşerek gece boyunca, ritimler ve görsel şölenle bir dans kutlaması gerçekleştirecek. Spiritual Milk ile dünya çapında adından söz ettiren ikili, Day of the Dead konseptiyle 15 Kasım akşamı Turkcell Sahnesi’nde buluşarak katılımcılarına bambaşka bir deneyim yaşatmayı hedefliyor. 

    ​​All Mega Present Day Of The Dead Party With Camelphat konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1046
  • 08-11-2024

    Tokatlıyan Han’da bu yıl ikincisi düzenlenen “Açık Kapılar Sergisi” 30 Kasım’a kadar sanatseverlerle buluşuyor.

    Koordinatörlüğünü Ahmet Müslüm Küçük, Aylin Pakova Çil, Joel Menemşe, Murat Melih Özen ve Özge Akdeniz’in yaptığı sergi, kırkı aşkın sanatçının eserleri izleyiciye sunuyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Beyoğlu Belediyesi ve Beyoğlu Üç Horan Ermeni Kilisesi Vakfı’ın katkılarıyla Tokatlıyan Han’da gerçekleştirilen sergide; resim, heykel, seramik, fotoğraf, video art, belgesel, müzik ve performans gibi sanatın farklı disiplinleri bir araya geliyor.

    Tokatlıyan Han’ın tüm katlarına yayılan sergide sanatçılar atölyelerinin kapılarını 13 Kasım’a kadar ziyaretçilere açıyor. Etkinlik bu yönüyle ziyaretçilerine sergilenen eserlerin yanı sıra sanatçıların gündelik hayat içindeki uğraşlarına ve yaşam ritimlerine de tanıklık etme ve diyalog kurma fırsatı sunuyor. Vomank müzik grubu ve birçok müzisyen de etkinlik süresi boyunca seslendireceği müzik performanslarıyla ziyaretçilere eşlik edecek. PonART, Ahmet Merey, Depoart ve Akademililer Sanat Merkezi sponsorluğunda gerçekleştirilecek etkinlikte ayrıca sanat ve sosyal bilimler alanından yazarlar ile sanatçılar da 20 Kasım’a kadar yapılacak sanat söyleşilerine konuk olacak.

    ​Etkinlikte yer alan sanatçılar arasında; Ahmet Arif Merey, Ahmet Müslüm Küçük, Aleyna Yayalar, Ali Ekber Kul, Alireza Mojabi, Aramis Kalay, Ataman Oğuz, Aylin Pakova Çil, Başak Canher, Beyza Gökay, Çiğdem Şimşek, Demet Yalçınkaya, Denizhan Özer, Eda Ağaoğlu, Eda Yiğit, Elif Zeynep Karagöz, Erkan Canan, Fikriye Pakkan, Gülhan, İlyas Ceran, Joel Menemşe, Kıvanç Nalça, Lara Kiroft, Memed Anik, Merih Yıldız, Murat Melih Özen, Nazan Kuşçu, Noi Chi Conghx, Orçun Beslen, Ömür Eke, Özge Akdeniz, Resul Aytemür, Semra Çelik, Serap İskender, Serra Kuşkaya, Sibel Tarhan Kasapoğlu, Sinan Akcan, Sonat Çavuşoğlu, Songül Canerik, Süreyya Su, Tolga Boztoprak, Vasıf Pehlivanoğlu, Vomank Müzik Grubu, Zeliha Demirel, Zeynep Yazıcı, Yalçın Bulut yer alıyor.

    0
    0
    2404
  • 08-11-2024

    Reşad Ekrem Koçu’nun yeniçeriler, anlı şanlı tulumbacılar, çeşit çeşit esnafla dolu hikâyeleriyle renkli bir panorama sunduğu İstanbul'un Sahipleri kitabı, Doğan Kitap’tan çıktı.

    Eda Çağıl Çağlarırmak’ın illüstrasyonlarıyla renklendirdiği bu kitap Koçu’nun kıymetli tarih bilgisi hikâyeciliğiyle yeniden buluşturuyor okuru. Osmanlı İstanbul’unun düzenini anlatan üç kitap bir arada sunuluyor.

    “Bunlar, tarihten çıkarılmış küçük küçük sahneler, portrelerdir. Modeller hakikidir, şahıslar uydurma değildir. Hadiseler, yazdığım gibi cereyan etmiştir. Fakat bunlar, bir fotoğrafla çekilmiş değil, fırça ve boya veyahut kalemle yapılmış resimlerdir. Öyle zannediyorum ki bu resimler, gençler ve halk için faydalı olabileceği gibi ‘cemiyet ilmi’nin de işine yarayabilecektir.”

    0
    0
    1297
  • 08-11-2024

    Melike Şahin’in AKKOR isimli ikinci stüdyo albümü Gülbaba Records & Diva Bebe Records etiketiyle müzikseverlerle buluştu.

    Londra’da canlı kaydedilen, vokal ve yaylı kayıtları ise İstanbul ve New York’ta gerçekleştirilen AKKOR’un prodüktörlüğünü Grammy ödüllü müzisyen Martin Terefe üstlendi. 10 şarkıdan oluşan albümün yaratıcı kadrosunda Şahin’in yıllardır birlikte çalıştığı Zafer Tunç Resuloğlu, Emre Malikler ve Elif Dikeç gibi isimler yer alıyor.

    Ezberbozan şarkıları ve iddialı sözleriyle dikkat çeken AKKOR’dan ilk olarak yayımlanan “Durma Yürüsene”, “Ortak” ve “Canın Beni Çekti” şarkıları kısa bir süre içinde beğenildi. Albümün çıkış parçası “Sağ Salim”le başlayan yolculuk, sanatçının “hayatımda yazdığım en özel şarkı” diyerek ifade ettiği “Burdayım”la dokunaklı bir final yapıyor. AKKOR, her şeye rağmen ayakta kalan bir kadının hikâyesini dinleyiciye sunuyor. Şahin ilhamını hayatta kalanların bitmeyen gücünden aldığını ifade ediyor ve albümünü onlara adıyor.

    Melike Şahin’in yeni albümü AKKOR’u buradan dinleyebilirsiniz.

    Künye:
    Prodüktör: Martin Terefe
    Yardımcı Prodüktörler: Can Güngör, Elif Dikeç, Emre Malikler, Melike Şahin, Zafer Tunç Resuloğlu
    Söz Yazarı: Melike Şahin
    Besteciler: Melike Şahin, Zafer Tunç Resuloğlu, Can Güngör, Alican Öyke
    Mix: Emre Malikler, Martin Terefe, Oskar Winberg
    Mastering: Dyre Gormsen & Martijn Shouten
    Kayıt: Emre Malikler, George Murphy, Martin Terefe, Oskar Winberg
    Stüdyolar: Eastcote Studios, Kensaltown East Studios, Artone Studios, Şen Bakkal Studios and Pür Recording Studios
    Yapımcı: Ahmetcan Taşdemir
    Yapım: Gülbaba Records & Diva Bebe Records

    Müzisyenler:
    Elektro Gitarlar:
    Martin Terefe (1, 6, 8, 9) 
    Dave Okumu (1, 2, 3, 4, 5, 8) 
    Emre Malikler (4, 9)
    Bas Gitar: Martin Terefe
    Klavye: Nikolaj Torp, Glen Scott (1, 2, 3, 4, 5, 7, 8)
    Hammond Org: Glen Scott (3)
    Davul: Sterling Campbell (1, 2, 3, 4, 5, 7) Dan See (2, 6, 10)
    Perküsyon: İsmail Altunbaş (1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 10)
    Kemanlar: Raven Bush (7, 8, 10) Mert Kemancı (7)
    Yaylılar: İstanbul Strings (1, 4, 8, 10)
    Synthesizer: Emre Malikler (9) Elif Dikeç (10)
    Wurlitzer: Elif Dikeç (10)
    Ud: Altuğ Öncü (7)
    Geri Vokaller: Gülin Kılıçay, Seda Erciyes, Tuğçe Şenoğul, Dilhan Şeşen (3, 6), 
    Elif Dikeç, Martin Terefe, Ahmetcan Taşdemir, Zafer Tunç Resuloğlu, Sinan Tuncay, Ahmet Emre Saka, Alican Öyke (6) Glen Scott (7)

    0
    0
    2178
  • 08-11-2024

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) koordinasyonunu üstlendiği Venedik Bienali 19. Uluslararası Mimarlık Sergisi Türkiye Pavyonu’nda, Ceren Erdem ve Bilge Kalfa’nın küratörlüğünü üstlendiği “Yerebasan” başlıklı proje sergilenecek.

    Venedik Bienali 19. Uluslararası Mimarlık Sergisi Türkiye Pavyonu’nda yer alacak proje, iki aşamalı açık çağrı sonucunda belirlendi. Seçici kurul toplam 48 başvuruyu değerlendirerek, Ceren Erdem ve Bilge Kalfa’nın küratörlüğünü üstlendiği “Yerebasan” başlıklı projeyi seçti. Venedik Mimarlık Bienali Türkiye Pavyonu, 10 Mayıs-23 Kasım 2025 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak. Seçici kurulda Melike Altınışık, N. Müge Cengizkan, Prof. Dr. Zeynep Çelik, Oral Göktaş ve Dr. Sait Ali Köknar yer aldı. Kurul üyeleri, ikinci aşamada değerlendirilmek üzere davet gönderilen, her biri farklı içerik ve tasarım önerileriyle dikkat çeken üç proje arasından “Yerebasan”ı ekolojik ve kültürel belleğin taşıyıcısı olan toprağı bir ekosistem, doğal bir zekâ formu, yaşayan bir arşiv ve destekleyici bir model olarak ele alarak daha düşünceli ve kritik bir mimari yaklaşımı teşvik etmesi açısından değerli buldu. Kurul projeyi, çoğunlukla Türkiye’den geleceğe dair umutları açığa çıkarmaya rehberlik eden yenilikçi bir araştırma önermesi, derinlikli sanatçı bakışlarını disiplinler arası bir yaklaşımla harmanlayarak sözünü çeşitlendirmesi, küresel bilgiye katkıda bulunması ve eleştirel düşünceyi tetikleme gücüne sahip olması nedeniyle seçtiklerini açıkladı.

    “Yerebasan”, toprağın; yaşamın, hafızanın ve bilginin kaynağı olma özelliklerine vurgu yaparak geçmişle gelecek arasında bir bağ kuracak. Sergi; duyusal deneyimler, bilimsel dokümantasyon, mimarlık ve sanat eserlerini bir araya getirecek. Küratörler, genellikle durağan olarak algılanan ve göz ardı edilen toprağın geçmiş medeniyetler, ekolojik sistemler ve doğayla uyum içinde yaşama olanakları hakkında hayati bilgileri barındırdığını hatırlatmaya odaklanacak. “Yerebasan”, toprağın altındaki ve üstündeki yaşamı denk şekilde önemseyecek, toprağın kullanıldığı yerel ve geleneksel inşa biçimleriyle yeni araştırmaları birleştiren gelecek tahayyülleri ortaya koyacak.

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın koordinasyonunu yürüttüğü Venedik Mimarlık Bienali Türkiye Pavyonu’ndaki sergi, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla ve T.C. Dışişleri Bakanlığı himayesinde, Schüco Türkiye ve VitrA’nın eş sponsorluğunda gerçekleştiriliyor.

    Künye:
    1. Fotoğraf: Andrea Avezzù
    2. Bilge Kalfa
    ​3. Ceren Erdem

    0
    0
    1641
  • 08-11-2024

    İranlı yönetmen, senarist ve yapımcı Asghar Farhadi’nin geçtiğimiz mayıs ayında Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda gerçekleştirdiği “Ustalık Dersi” başlıklı bir söyleşisi GAİN YouTube kanalında yayımlandı.

    Sinematek/Sinema Evi iş birliğiyle ve GAİN sponsorluğunda düzenlenen söyleşide Farhadi, filmlerinde karakterleri nasıl oluşturduğunu ve filmlerinin uluslararası alana nasıl yayıldığını anlatıyor.

    Hikâye anlatım sürecinde karakterlerden önce hikâyeyi bulduğunu söyleyen Farhadi, söyleşide karakterlerinin gelişiminin bilinçaltından gelen bir süreç olduğunu belirterek “Her zaman hikâyeyle başlayıp sonra karakterimi bulurum. İlk zamanlarda bunu düşünmüyor, bilinçaltımda gelişiyordu” dedi. Hikâye oluştururken karakterlerin doğal bir şekilde ortaya çıkmasına izin verdiğini ekleyerek, “Sonra anladım ki insanlar ve karakterler bir hikâyenin içinde ilerledikçe ortaya çıkabiliyor” diye konuşuyor.

    ​Oyuncu seçiminden bilinçaltının sinema yaratımındaki rolüne, pek çok bilinmeyenini paylaşan Farhadi’nin İstanbul’da verdiği söyleşinin tamamını GAİN YouTube kanalında izleyebilirsiniz.

    0
    0
    1074
  • 07-11-2024

    Borusan Sanat, kasım ayında da müzikseverlere zengin bir repertuvar ile unutulmaz bir konser sezonu sunmaya devam ediyor.

    Onursal şefi Gürer Aykal yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO), 28 Kasım’da ünlü piyanist Chloe Ji-Yeong Mun’a eşlik edeceği konserde Mozart’ın eserlerini seslendirecek. Çağdaş müziğin farklı türlerini ve sanatçılarını bir araya getiren Borusan Müzik Evi ise 9 Kasım’da 2024/25 sezonunu Berke Can Özcan’ın Twin Rocks albümünün canlı performansıyla açılacak. Ayrıca Noise İstanbul Festivali 15 ve 16 Kasım’da Borusan Müzik Evi’nde müzikseverlerle buluşacak.

    Onursal şefi Gürer Aykal yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın (BİFO) 28 Kasım Perşembe saat 20.00’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleştireceği konserde Mozart’ın eserlerinden oluşan özel bir repertuvar izleyicilerle buluşacak. Bu konserde, Mozart’ın farklı dönemlerini ve üslûplarını yansıtan üç farklı yapıtı seslendirilecek. BİFO, Mozart’ın 22 numaralı Piyano Konçertosu’nda dünyaca ünlü piyanist Chloe Ji-Yeong Mun’a eşlik edecek. Aydın Büke ve Füsun Özgüç, konser öncesinde, Zorlu PSM’nin Meydan Fuaye alanında 19.00-19.30 saatleri arasında konser üzerine bir söyleşi gerçekleştirecek.

    Borusan Müzik Evi’nin yeni sezon açılış konserinde Berke Can Özcan ve müzisyen dostları, 9 Kasım Cumartesi günü Twin Rocks albümünü canlı olarak ilk kez seslendirecek. Arve Henriksen, Jonah Parzen-Johnson, Ozan Tekin ve Ozan Kısaparmak, bu konserde Berke Can Özcan’a eşlik edecek. Noise İstanbul Festivali 3. yılında Borusan Müzik Evi’nde müzikseverlerle buluşacak. 1999’da Batur Sönmez tarafından kurulan festival, 2019’daki ilk etkinliğinden bu yana Türkiye’de noise müziğin öncüsü olmaya devam ediyor. Bu yılki festivalde de yine yenilikçi yaklaşımları ve noise müziğin sınırlarını zorlayan performanslarıyla 10 sanatçı, 15 ve 16 Kasım’da dinleyicilerle buluşacak.

    Borusan Sanat’ın detaylı programına buradan ulaşabilirsiniz.

    Borusan Sanat Kasım Programı:

    Mozart’tan Sevgilerle
    28 Kasım 2024 Perşembe, 20.00
    Zorlu PSM Turkcell Sahnesi
    Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası
    Gürer Aykal şef
    Chloe Ji-Yeong Mun piyano

    Twin Rocks
    Berke Can Özcan & Arve Henriksen & Jonah Parzen-Johnson
    9 Kasım 2024 Cumartesi 21.00
    Borusan Müzik Evi
    Berke Can Özcan davul, sampler, vokal
    Arve Henriksen trompet, elektronikler
    Jonah Parzen-Johnson bariton saksofon, sampler
    Ozan Tekin piyano, synthesizer
    Ozan Kısaparmak bas gitar

    3. Noise İstanbul Festivali
    15 Kasım 2024 Cuma 21.00 / 16 Kasım 2024 Cumartesi 21.00
    Borusan Müzik Evi

    0
    0
    1183
  • 07-11-2024

    SANATORIUM, Irmak Canevi’nin “Aralıktan Seksek” başlıklı kişisel sergisini 8 Kasım - 21 Aralık tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    Irmak Canevi, “Aralıktan Seksek” sergisinde izin kavramını mekâna yaptığı müdahale ve malzeme ile metot kullanımını genişleterek ürettiği yeni çalışmalar üzerinden inceliyor. “Aralıktan Seksek” sokaktan geçen ahalinin açılan delikten içeriye bakmasına verilen izin; sanatçının her türlü malzeme ve metot ile oynayarak heykel üretmek için kendine verdiği izin ve seveniyle kimliğini doyasıya yaşamasına verilmesi beklenen izin olmak üzere üç önemli izin üzerinde duruyor.

    “Serginin başlığı sanatçının galerinin ön cephesinde, vitrinde bulunan duvara açtığı deliğe referans vererek dışarıdan içeriye bakmamızın artık mümkün olduğunu hatırlatır. Bu aralıktan sanatçının sergi için beton ve balmumu ile kaplı kâğıt kahve bardaklarından ürettiği çalışmalardan biri olan Gökkuşağı Ejderi’nin dışarıya dönük yüzünü görürüz. Çin figürü olan iki başlı bir ejderhadan ilham alan heykel, pragmatik ve oyunbaz iki farklı kafa arasında bir köprü kurar. Hong Kong’da inşa edilen yüksek rezidansların orta katlarına açılan boşluklardan geçen ejderha ruhlarının dağlardan denize doğru serbestçe uçabildiğine inanılır. Bir Çin öğretisi olan ve ‘rüzgâr’ ve ‘su’ anlamına gelen feng şui ile yakından alakalı bu tasarım hava sirkülasyonunu ilgilendirmektedir.

    Gökkuşağı Ejder’i gibi alışılmadık malzemelerden üretilmiş bir seri heykel duvarda kendi rafları üzerinde sergilenir. Lip Burn (O), Şipşak, Kâğıt Kahve Bardağının Mekân İçindeki Kendine Özgü Biçimleri (Rastlantısal Boccioni) ve Kulak Ver Bana Canevi’nin bir süredir sanat üretiminde malzeme olarak kullandığı kağıt kahve bardaklarından yaptığı heykellerin çok bileşenli yeni varyasyonlarıdır. Vakumlanmış şekerlerden yaptığı Tatlısın sanatçı Felix Gonzales Torres’in sevgilisi Ross’un kaybını ölümsüzleştirdiği İsimsiz (Ross’un L.A.’deki Portresi) adlı çalışmasını anar.

    Duvarlardaki kutu çerçevelerde sanatçının farklı şehirlerde çektiği detay fotoğraflarından yola çıkarak inşa ettiği maketler yar alır. Brikolaj ve kolaj teknikleri ile üretilen bu kompozisyonlar Canevi’nin kare kadraj kullanarak çektiği fotoğrafları parçalayarak yeniden bir araya getirdiği soyut rölyeflerdir.

    İkiye bölündüğü için artık sekmesi mümkün olmayan tenis toplarıyla kaplı iki bacak üzerine kurulu yüksek bir figür ise aynı zamanda daha küçük diğer heykellerin sergilendiği bir kaideye dönüşür.

    Canevi bu sergisinde heykel üretimine ağırlık vererek, değişik malzemeleri kimi zaman birbirine bağlamak suretiyle yaptığı form çalışmalarıyla üretimini çeşitlendiriyor. İzin kavramını farklı yönleriyle ele alan bu çalışmalar hem kişisel olarak verilen izinler hem de toplumsal anlamda başkasının onayını beklemeden sanatçının kendisine queer varoluş anlamında verdiği ‘izni’ somutlaştırıyor.”

    Künye: Irmak Canevi, Gökkuşağı Ejderhası, 2024, Kağıt kahve bardakları, karton, çimento, balmumu, poliüretan köpük, alüminyum, sprey epoksi, sprey boya, pirinç, derz dolgusu, taş, bozuk para, pleksi, çelik, 36cm x 100cm x 150cm (Fotoğraf: Zeynep Fırat | SANATORIUM ve sanatçının izniyle)

    0
    0
    1158
  • 07-11-2024

    İlk romanı Türk Diplomatın Kızı ile ses getiren yazar Deniz Goran’ın İstanbul’dan Londra’ya uzanan aşka, sanata ve direnişe dair romanı Sen Benle, İstanbul Benimle, Burcu Asena Şahin’in İngilizceden çevirisiyle Düşbaz Kitaplar’dan çıktı.

    Bir anda kendisini ortasında bulduğu Gezi Parkı eylemleri sırasında tutuklanan, eğitimi için gittiği Londra’dayken yüreği ağzında dava sonucunu bekleyen Ada, Londra Çağdaş Sanat Fuarı’nda oldukça sıra dışı bir karakter olan Lucian ile tanışır. İkilinin ilişkisi üzerinden okurları hem çağdaş sanata ve sanatçılara dair bir eleştiri alanına, hem tutkulu bir aşka hem de geçmişin tanıklıklarına, hatalarına, hatıralarına götüren Sen Benle, İstanbul Benimle aynı zamanda gurbette yaşamanın sancısı ve aidiyet sorgulamalarını da odağına alıyor.

    Romanda İstanbul ve Londra da tıpkı Ada ve Lucian gibi iki karakter olarak yer alıyor. Sen Benle, İstanbul Benimle’de sevgi, kayıp, umut arayışı ve gurbette yaşamanın sancısı, gerçekçi diyaloglarla, güçlü betimlemelerle, sanatçıya ve sanat dünyasına dair çarpıcı gözlemlerle anlatılıyor.

    “Ülkesini bir yara gibi içinde taşıyan bir genç kadın, memleketi uğruna peşinden gittiği özgürlük ile kendi ruh ve bedeninin özgürlüğü arasındaki bağı fark eder. Kurduğu güçlü dille Deniz Goran, iki kenti ve bir sarkaç misali umut ile umutsuzluk arasında gidip gelen iki insanı bir araya getirerek onları yeni hayatlarına hazırlar.” - Burhan Sönmez, Ödüllü Yazar ve PEN Uluslararası Başkanı

    0
    0
    1100
DAHA FAZLA
Geldanlage