
Dünyaca ünlü fotoğraf ajansı Magnum Photos ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) kalıcı iş birliğiyle, Magnum’un 77. yılına özel düzenlenen “Magnum İstanbul’da” sergisi, 30 Ekim’e kadar Tarihî Yarımada’nın kültür ve sanat odaklı yaşam alanı Bulgur Palas’ta sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinin girişimiyle satın alınarak kamuya kazandırılan Bulgur Palas’ın; 135 kişilik kütüphanesiyle, sergi salonu, öğrenci kulüplerinin kullanımına tahsis edilen alanlar, restoran, çok amaçlı etkinlik alanları ve benzersiz İstanbul manzarasına sahip seyir terasıyla artık bir yaşam merkezi olarak İstanbullularla buluşuyor. KİPTAŞ koordinasyonunda restore edilen Bulgur Palas, İBB Miras’ın tasarımıyla bir kültür sanat mekânına dönüştü.
Paris, Londra ve New York merkezli fotoğraf ajansı Magnum Photos’un 77. yıl sergisi olan “Magnum İstanbul’da”, 70 sanatçının 200’den fazla fotoğrafından oluşuyor. 2017 yılında ajansa katılan, savaş muhabirliği alanında The Bayeux Calvados Halk ödülü ve iki defa World Press Photo (Dünya Basın Fotoğrafları) ödülü sahibi Türk fotoğrafçı Emin Özmen’in 30 fotoğrafına da sergide özel bir bölüm olarak yer veriliyor. 1947 yılında Robert Capa, Henri Cartier-Bresson, George Rodger ve David Seymour tarafından kurulan Magnum Photos’un geniş arşivine bir bakış sunan “Magnum İstanbul’da” sergisi, izleyicileri efsanevi fotoğraf ajansının kuruluşu ve gelişiminin ardındaki fikir ve ideallerin izlerini sürmeye de davet ediyor. 20. yüzyılın ikinci yarısından günümüze kadar olan tarihi, ajansın ünlü ustalarının objektifinden inceleyen ve dünya toplumlarının içinden geçtikleri değişimleri tarihe not düşen sergi, bu fotoğrafçıların kolektif görsel belleğimize katkılarına dair yeni ve aydınlatıcı bir bakış açısı sunuyor.
Bazıları dünyanın en ikonik fotoğrafları arasında değerlendirilen 200’ün üzerinde eserden oluşan sergide; Jonas Bendiksen, Henri Cartier-Bresson, Cornell ve Robert Capa, Ara Güler, David Seymour, Olivia Arthur, Raymond Depardon, Bieke Depoorter, Elliott Erwitt, Stuart Franklin, Leonard Freed, Eve Arnold, Paul Fusco, Cristina Garcia Rodero, Burt Glinn, Jim Goldberg, Marilyn Silverstone, Sergio Larrain, Susan Meiselas, Wayne Miller, Marc Riboud, Alessandra Sanguinetti, Chris Steele-Perkins, Dennis Stock ve Alex Webb gibi önemli fotoğrafçıların da aralarında bulunduğu 70 sanatçının çalışmaları bulunuyor. Eserleri TIME, New York Times, Washington Post, Der Spiegel, Le Monde, Paris Match, Newsweek gibi dünyaca ünlü medya kuruluşlarınca yayımlanan; World Press Photo Multimedia yarışmalarında jüri üyeliği yapan Emin Özmen’in fotoğrafları da “Magnum İstanbul’da” sergisinde özel bir bölümde yer alıyor.
“Magnum İstanbul’da” sergisini 30 Ekim’e kadar pazartesi hariç her gün 10.00-19.00 saatleri arasında Bulgur Palas’ta ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. BÜYÜK BRİTANYA. İngiltere. Londra. 1951. Sylvia Andrews, otobüs bilet kontrolörü. © Fondation Henri Cartier-Bresson/Magnum Photos
2. RUSYA. Altay Bölgesi. 2000. Düşen bir uzay aracından hurda toplayan köylüler, etrafları binlerce beyaz kelebekle çevrili. Çevreciler zehirli roket yakıtı nedeniyle bölgenin geleceğinden endişe ediyor. © Jonas Bendiksen/Magnum Photos
3. ABD. Huntsville, Teksas. 1968. Duvarlarla çevrili bir cezaevi olan Walls, sistemin en eski birimidir ve Huntsville kasaba merkezine yakın bir yerde bulunmaktadır. Hücrelerin olduğu bloktaki masa. © Danny Lyon/Magnum Photos
4. DDR, DOĞU ALMANYA, 1990. Berlin. Coca Coila logolu bir apartman kompleksinin yeniden dekore edilmiş balkonu. © Thomas Hoepker/Magnum Photos
5. ABD. San Ysidro, Kaliforniya. 1979. Amerika Birleşik Devletleri sınırını geçmeye çalışırken tutuklanan Meksikalılar. © Alex Webb/Magnum Photos
7. TÜRKİYE. 1955. Galata rıhtımında vedalaşma. © Ara Güler/Magnum Photos
Kreşendo’nun düzenlediği müzik festivali “Bu Festival Bizim”in üçüncü edisyonu 1-8 Kasım tarihleri arasında müzikseverlerle buluşacak.
Bu yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İBB Kültür’ün katkılarıyla, “Mutluluğun Ritmi” temasıyla gerçekleşecek festival, müzik festivallerine yeni bir soluk getiriyor ve müzisyen kadınları merkezine alarak çok sesli bir sahne yaratıyor. “Bu Festival Bizim”, katılımcılarına ilham verici konuşmalar, atölyeler ve konserlerle zengin bir program sunuyor.
2024 yılında Eurovision şarkı yarışmasında Yunanistan’ı temsil eden başarılı sanatçı Marina Satti, ilk Türkiye konserini Kreşendo organizasyonuyla 1 Kasım’da Volkswagen Arena’da verecek. Selût’un yenilikçi ve deneysel performansıyla başlayacak olan konser, Nova Norda’nın enerjik performansının ardından Yunan, Arap ve Balkan müziğiyle pop müziğini kendine has bir tarzda birleştiren Marina Satti’yle devam edecek. 3 Kasım’da Salon İKSV’de alternatif müzik sahnesinin öne çıkan müzisyenlerinden Dilay Dal, Sera Savaş, Maya Perest, Melisa Karakurt ve Kardelen dinleyicilerle buluşacak. 8 Kasım’da ise festivalin kapanışı Postane’de Selin Baycan konseriyle gerçekleşecek.
“Bu Festival Bizim”, 16 Ekim’de İBB Kültür desteğiyle Cemal Reşit Rey Salonu’nda gerçekleşecek konserin ardından seyircilerle Kasım ayının ilk haftası buluşacak. Yasemin Mori, Simge Pınar ve Şenceylik’in konuk olarak sahne alacağı “Şarkılar Bizim” konserinde hem 90’ların sevilen şarkıları hem de sanatçıların özgün parçaları seslendirilecek. “Şarkılar Bizim” konserinin açılışında ise Safiye Çakmak sahne alacak.
“Bu Festival Bizim”, her sene olduğu gibi bu sene de konuşmalara ve atölyelere ev sahipliği yapacak. Müzik, dans, hareket, yaratıcılık alanında gerçekleşecek etkinlikler arasında “Şükrü Kibar ile Dans ve Hareket: Boybye Class”, “Simge Pınar ile Yaratma Cesareti & Şarkı Yazma Atölyesi”, “Çağıl Kaya ile Vokal Atölyesi: Temel Teknikler” ve “Leyan Senay ile Ritim Atölyesi” yer alıyor. Dansçıların sokak dansı türlerinde birbirlerine meydan okuduğu ve dans pistinin yıldızının kim olduğuna seyircilerin karar verdiği yarışma Red Bull Dance Your Style Türkiye şampiyonları Aydan Uysal ve Volkan Arıcı, hip hop, popping ve house gibi dans türlerini kapsayacak ve her seviyeden uygun dansçıya uygun workshop’u ile 3 Kasım’da Salon İKSV’de olacak.
Festivalin teması “Mutluluğun Ritmi” çerçevesinde ilerleyecek ilham verici konuşmalar, katılımcıları birlikte düşünmenin ve eğlenmenin gücünü keşfetmeye teşvik edecek. Müzik ve psikoloji arasındaki ilişkinin tartışılacağı “Müzisyenlerin (Akıl) Sağlığı: Müzik Sektöründe Mutluluğun Resmini Çizebilir Miyiz?” başlıklı oturum, Deniz Koloğlu’nun moderatörlüğünde İdil Meşe, Özge Ç. Denizci’nin katılımıyla gerçekleşecek. Dayanışma ve birlikte hareket etmenin önemine vurgulayacak “Mutluluğu Paylaşmak: Birlikte İyi, Birlikte Güçlü” başlıklı panelde Bihter Ayyıldız’ın rehberliğinde Kaya Demiral, Yağmur Çoban ve Emre Güzel farklı disiplinlerden gelen deneyimleriyle ilham verici hikâyeler sunacaklar. “Karanlık Zamanlarda Umudu ve Mutluluğu Konuşmak” isimli oturumda ise Olcay Akyıldız, Zeynep Uysal ve Hande Ortaç edebiyatın karanlık zamanları anlatma gücünü ve alternatif anlatılarla kurulan var olma mücadelesini tartışacaklar.
Asena Günal ve Asena Hayal rehberliğinde gerçekleşecek olan “Kreşendo’yla Sokaklar Bizim: Beyoğlu”, festivalin öne çıkan etkinlikleri arasında yer alıyor. Katılımcıları Beyoğlu’nda bir hafıza turuna çıkaracak olan program, Beyoğlu’nun geçmişinden günümüze ulaşan hikâyeleri, değişen dokusu ve kültürel mirasını ele alıyor.
Kreşendo’nun UNESCO Uluslararası Kültürel Çeşitlilik Fonu (IFCD) ile desteklenen “Müzikte Eşitlik Projesi”, “Bu Festival Bizim” kapsamında 6 Kasım’da ilk etkinliğini gerçekleştirecek. Hollanda Konsolosluğu ev sahipliğinde Goethe-Institut İstanbul katkılarıyla gerçekleşecek etkinlik, müzik sektöründeki farklı aktörlerin ihtiyaçlarını tespit etmek ve sektör içi engelleri aşmak üzere anlamlı adımlar atmayı hedefliyor. “Müzikte Eşitlik Projesi”, Türkiye’nin müzik endüstrisini güçlendirmek ve eşitliği teşvik etmek üzere endüstriye dair bilgi üretmeyi ve dönüştürücü bir etki yaratmayı amaçlıyor.
Festival hakkında ayrıntılı bilgiye ve biletlere buradan ulaşabilirsiniz.
Etimesgut Belediye Başkanı ve Etimesgut Kent Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Erdal Beşikçioğlu’nun teklifiyle, Övül Avkıran ve Mustafa Avkıran’ın eş sanat yönetmenliğinde hayata geçirilen Uluslararası Kent Tiyatro Festivali-Etimesgut (KentFest), 11-26 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
Uluslararası Kent Tiyatro Festivali-Etimesgut (KentFest), bu yıl ilk kez sanatseverlerle buluşacak. Ankara’nın başkent oluşunun yıldönümünde başlaması ve her yıl aynı tarihte yapılması planlanan KentFest, 11-26 Ekim tarihleri arasında Türkiye, Yunanistan, Almanya, Portekiz, Fransa, Brezilya, İskoçya, Polonya ve Suriye’den onlarca hikâye anlatıcısının 15 oyununu Eryaman’da 100. Yıl Cumhuriyet Kültür Merkezi (CKM) Kent Tiyatrosu Sahnesi’nde ağırlayacak.
KentFest, 11 Ekim’de Kent Tiyatrosu’nun ilk yapımı, Haldun Taner’in Vatan Kurtaran Şaban oyununun prömiyeriyle başlayacak. 12 Ekim’de Ankaralı Deniz Göktaş’ın stand-up gösterisinde Ankara hikâyelerini anlatacağı festival, 13-14 Ekim’de dünya tiyatrosunun en kıymetli yönetmenlerinden Theodoros Terzopoulos’un Alarme adlı oyununu seyirciyle buluşturacak. 15-16 Ekim’de Portekizli yönetmen Tiago Rodrigues imzalı Portekiz-Fransa ortak yapımı Antony and Cleopatra oyununun konuk olacağı KentFest’te, 17 Ekim’de çağdaş dansın ülkemizdeki önemli temsilcilerinden Taldans (Mustafa Kaplan ve Filiz Sızanlı), Portekizli performans sanatçıları Sofia Dias ve Vítor Roriz ile birlikte Never Odd or Even adlı gösterilerini sahneleyecekler. Övül Avkıran-Mustafa Avkıran (MomoAct) rejisiyle, Almanya’dan gelen Ballhaus Prinzenalle yapımı NSU-Ölenler Arasında Almanlar da Var 18 Ekim’de izleyiciyle buluşurken oyunun hemen ardından Hakan Kurşun (bilgisayar, gitar, vokal), Eylem Pelit (bas) ve Ediz Hafızoğlu (davul), “Regeneration Subdivided” projesiyle sıra dışı bir dinleti sunacaklar. Disiplinlerarası üretimleri, dans, tiyatro, müzik, enstalasyon disiplinlerine yer veren TorkDance’in SIR ve Fransa’da yaşayan Brezilyalı koreograf Vania Vaneau’nun BLANC adlı gösterileri 19 Ekim’de; Ermira Goro’nun komşu Yunanistan’dan gelen dans gösterisi Sirens ve CafeTurk’ün BİZ adlı gösterisi 20 Ekim’de; Utku Oğuz Güneş’in yazıp yönettiği tiyatroadam yapımı 39 Buçuk Basamak 21 Ekim’de sahnelenecek. Ankaralı Tatbikat Sahnesi, yeni oyunu Batı Ekspresi’nin prömiyerini 22 Ekim’de KentFest’te yaparken 23 Ekim’de Kundura Sahne’nin yapımcılığını üstlendiği, Naz Erayda ve Kerem Kurdoğlu’nun birlikte yönettikleri Geçen Gün; 24 Ekim’de Nadir Sönmez’in yazıp yönettiği Ama; 25 Ekim’de ise Şahika Tekand’ın yazıp yönettiği 10 Adımda Unutmak oyunları seyirciyle buluşacak.
KentFest, 26 Ekim’de ise Yeşim Özsoy ile Ankara’nın Gordion’u üzerine hayata geçirilen yeni bir projeye de ev sahipliği yapacak. Üç yazarın, İskoçya’dan Peter Arnott, Suriye’den Wael Kadour ve Polonya’dan Artur Palyga’nın KentFest için Gordion üzerine yazacağı üç kısa oyun, Özsoy yönetiminde festivalin son günü okuma tiyatrosu olarak ilk kez sahnelenecek. Aynı günün akşamında ise Büyük Ev Ablukada grubu, akustik performansıyla festivalin kapanışını yapacak.
Ayrıca NSU-Ölenler Arasında Almanlar da Var, BİZ, 39 Buçuk Basamak, Batı Ekspresi, Geçen Gün, Ama ve 10 Adımda Unutmak gösterimlerinin ardından ekipler, gerçekleştirecekleri söyleşilerde seyircilerin sorularını yanıtlayacaklar. Festivalde “Meselemiz Ankara” üst başlığıyla gerçekleşecek söyleşiler 12 Ekim’de Erdal Beşikçioğlu ve Yekta Kopan’ı; 13 Ekim’de Metin Solmaz ve Murat Meriç’i; 19 Ekim’de Tanıl Bora ve Suavi Aydın’ı; 20 Ekim’de ise Ünsal Ünlü, Gökçer Tahincioğlu ve Sezgin Kaymaz’ı ağırlayacak. Theodoros Terzopoulos ise 14 Ekim’de Antik Yunan Tiyatrosu üzerine bir söyleşi gerçekleştirecek.
KentFest kapsamında profesyonellere yönelik atölye çalışmaları da düzenlenecek. Mustafa Kaplan ile Filiz Sızanlı’nın 18 Ekim’de; Sernaz Demirel’in ve Vania Vaneau’nun 20 Ekim’de; Kerem Kurdoğlu ve Naz Erayda’nın ise 23 Ekim’de atölye çalışmaları gerçekleştirilecek.
KentFest hakkında ayrıntılı bilgi ve programa buradan ulaşabilirsiniz.
İtalyan Kültür Merkezi’nin bu yıl İstanbul Üniversitesi ile iş birliğinde düzenlediği 15. İtalyan Kültür Merkezi Arkeoloji Sempozyumu, "Antik Anadolu’da Betimlemeler ve Törenler: Mekânlar, Anıtlar, İmgeler” ana başlığıyla 4 Ekim Cuma günü gerçekleştirilecek.
İstanbul İtalyan Kültür Merkezi Müdürü Salvatore Schirmo’nun ve İtalya Büyükelçisi Giorgio Marrapodi’nin girişimleriyle, Ankara İtalyan Büyükelçiliği himayesinde düzenlenen sempozyum, bu yıl ilk kez İstanbul Üniversitesi iş birliğiyle, Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında düzenlenecek. Türk topraklarına dağılmış muazzam bir miras üzerinde Türk meslektaşlarıyla birlikte çalışan İtalyan arkeologlara, sahada yürütülen çalışmaların sonuçlarını karşılaştırma olanağı sağlayan etkinlik, İtalyan ve Türk iş birliğiyle yürütülen kazılar, araştırmalar ve incelemeler sayesinde Türkiye’nin zengin kültürel mirasını gözler önüne seriyor. İki ülkenin bilimsel iş birliğini daha da derinleştirmek ve arkeoloji alanındaki ortak çalışmaları sergilemek için eşsiz bir fırsat sunan bu buluşma bu yıl “Antik Anadolu’da Betimlemeler ve Törenler: Mekânlar, Anıtlar, İmgeler” ana başlığıyla İstanbul Üniversitesi’nde gerçekleşecek.
15. İtalyan Kültür Merkezi Arkeoloji Sempozyumu’nda, Arslantepe, Hierapolis, Karkamış, Kültepe, Uşaklı Höyük, Porsuk-Zeyve Höyük, Hattuşa, Tripolis ve Tokalı Kilisesi gibi önemli arkeolojik alanlarda faaliyet gösteren arkeologlar konuşmacı olarak yer alacak. Siyasi, diplomatik ve akademik yetkililerin ve akademisyenlerin katılımıyla 3 Ekim akşamı Venedik Sarayı’nda özel bir açılış davetiyle başlayacak olan 15. İtalyan Kültür Merkezi Arkeoloji Sempozyumu’nun akademik oturumları ise 4 Ekim Cuma günü herkesin katılımına açık ve ücretsiz olarak İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Konsey Salonu’nda gerçekleşecek. Sabah 9.00’da başlayıp gün boyu sürecek oturumlarda konuşmacılar, çalışmalarının sonuçlarını ve alandaki en son keşifleri dinleyicilerle paylaşacaklar. Akademik oturumların, prehistorya ve protohistorya dönemlerine odaklanılacak ilk bölümünün moderatörlüğünü Prof. Dr. Gülsün Umurtak; klasik ve Bizans dönemlerine odaklanılacak ikinci bölümün moderatörlüğünü ise Doç. Dr. Müjde Peker üstlenecek.
Konuşmaların İtalyanca ve Türkçe simultane tercümeyle gerçekleştirileceği “Antik Anadolu'da Betimlemeler ve Törenler: Mekânlar, Anıtlar, İmgeler” başlıklı 15. İtalyan Kültür Merkezi Arkeoloji Sempozyumu’nda paylaşılan bulgular, önümüzdeki günlerde kitap hâline de getirilecek.
4 Ekim Cuma günü gerçekleşecek 15. İtalyan Kültür Merkezi Arkeoloji Sempozyumuna buradan kayıt yaptırarak katılabilirsiniz.
Künye:
1-2. Maria Andaloro-Bizans Kapadokya
3. Anacleto D'Agostino, Valentina Orsi, Demet Taskan - Yozgat-Usakli Hoyuk
4. Lorenzo D'Alfonso - Porsuk Zeyve Hoyuk
5. Francesca Balossi, Yilmaz Selim Erdal - Malatya Arslantepe
Ödüllü ressam ve yazar Can Göknil’in edebiyattaki 50. yılını kutladığı, sanatına yön veren Anadolu mitolojisine dair anlatısı Hepsi Hayal, Can Çocuk’tan çıktı.
“Burası hayal diyarı, yani mitoloji, söylence, masal... Ama bilesin, hepsi hayal!”
“Mitoloji neyin nesiymiş?” diye soracak oldum.
Çok maviymiş deniz gibi, hem de hayalîymiş büyülü gibi. Masal ülkesiymiş, var yok gibi.
“Bari kitabı olsaydı,” dedim.
“İşte burası, gel, birlikte sayfaları dolaşalım.”
“O dereye doğru yüzerken, ben karadan saraya yaklaştım. Sarayın giriş kapısı ta yukarıdaymış. Kırk ayak taş merdiven, kırk ayak tahta merdiven vardı. Tırmandıkça tırmandım ve kapıyı açık bulunca içeri gridim. Kendimi kocaman bir salonda buldum. Salon oldukça karanlık çünkü kırk pencerenin de siyah perdeleri kapalı. Kırkıncı perdenin arkasına eşek kulaklı bir kral saklanmış. Perdenin üstünden kulakları, altından ayakları görünüyor.”
İş Sanat, Güher-Süher Pekinel ile Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın 7 Kasım Perşembe akşamı vereceği konserle yeni sezona başlayacak.
İş Sanat’ın yeni sezon programı kapsamında yerli ve yabancı birçok önemli müzisyen ve müzik topluluğu dinleyicilerle buluşacak. İş Sanat, ülkemizin önemli piyanistlerinden Güher ve Süher Pekinel ve şef Carlo Tenan yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın 7 Kasım Perşembe, 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda vereceği konser ile yeni sezona başlayacak. 1984 yılında orkestra şefi Herbert von Karajan’ın Salzburg Festivali’ne davet etmesiyle başlayan dünya çapındaki kariyerleri boyunca ulusal ve uluslararası müzik çevrelerini kendilerine hayran bırakan ikili, konserde Francis Poulenc’in iki piyano konçertosunu seslendirecek. Leonard Bernstein’ın Candide Uvertürü ile başlayacak konser, Ludwig van Beethoven’ın 7. Senfonisi ile sona erecek.
2015 Grammy Ödülü adayı Kübalı piyanist ve besteci Alfredo Rodríguez, Yarel Hernandez (bas) ve Michael Olivera (davul) ile 26 Kasım Salı 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda dinleyicilerle buluşacak. Şef ve klavsen sanatçısı Christophe Rousset tarafından 1991 yılında kurulan Les Talens Lyriques ile Philip Glass’ın Akhnaten operasında gösterdiği başarılı performansla adını duyuran Macar kontr-tenor Zoltan Darago, Johann Sebastian Bach’ın alto ses için yazdığı aryalarından oluşan Bach Arias for Alto projesiyle 5 Aralık Perşembe 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda ilk kez izleyicilerin karşısına çıkacak. Grammy ödülü dâhil olmak üzere kariyeri boyunca birçok ödül alan Patricia Kopatchinskaja teatral sahne performansı ile 29 Ocak Çarşamba akşamı İş Kuleleri Salonu’nda olacak.
Çellist Enrico Dindo tarafından 2001 yılında kurulan ve yirmi yılı aşkın süredir dünyanın en önemli konser salonları ile festivallerinde müzikseverlerin beğenisini kazanan I Solisti di Pavia, 26 Şubat Pazartesi akşamı İş Sanat seyircisi ile buluşacak. 2010 yılında kurulan, Avrupa’daki farklı yaylı dörtlülerinin üyelerinden oluşan CHAARTS, ünlü rock grubu Grateful Dead’in aynı isimli albümünden ilham alan “The American Beauty Project” kapsamında 17 Nisan Perşembe saat 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda olacak. İş Sanat 8 Mayıs Perşembe akşamı İş Kuleleri Salonu’nda düzenlenecek olan Anneler Günü Resitali’nde ünlü piyanist Elena Bashkirova ve kemancı Michael Barenboim’i ağırlayacak. Tiyatroda olduğu kadar müzik sahnesinde de kendine has tarzını ortaya koyan Zuhal Olcay, 22 Kasım Cuma akşamı İş Kuleleri Salonu’nda seslendirecek. Türk rock müziğinde kendine güçlü bir yer edinmiş olan Mor ve Ötesi, klasikleşmiş eserleri ve özgün müzikal tarzı ile 11 Aralık Çarşamba 20.30’da İş Sanat seyircilerinin karşısında olacak. İş Sanat’ın geçtiğimiz sezon büyük bir ilgi gören müzikli çocuk oyunu Pat Pat Patara, 16 Kasım Cumartesi ve 17 Kasım Pazar tarihlerinde sahnelenecek.
İş Sanat’ın yeni sezon programı hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Sanatçı François Garcia-Panzani “Leyhte veya Aleyhte - For or Against” başlıklı sergisi ile 15-29 Ekim tarihleri arasında 42 Maslak’ta yer alan Yiğit Yazıcı Atölye’de sanatseverlerle buluşacak.
“El Toro (boğa)... 3 perdelik bir trajedi...
Boğalar Akdeniz uygarlıklarında tarih boyunca güç, yaşam, üretkenlik, dayanıklılık ve yaratıcı enerji simgesi olarak yer almıştır. Günümüzde ise bu mitolojik yaratık geniş otlaklarda, kendi türüyle birlikte sakince yaşamakta.
Zaman içinde bu hayvan, insanoğlunun bazı üyeleri tarafından boğa güreşi veya ‘Corrida’ adı verilen fiziksel yarışmalara katılmak üzere seçilmiştir. Seçilen boğalar, yarışmadan birkaç gün önce gürültüden uzak, gölgede barındırılır ve beslenir. Er geç arenanın kapısı açıldığında ise boğa, muhtemelen onu ihtişamına götürecek şekilde tünele yönlendirilir. Bir an için bu ana ve eşsiz karakter, yalnızca Güneş tanrısı tarafından gönderilen ışıkla değil, aynı zamanda da alkışlarla, müzikle, renklerle onurlandırılır ve gözleri kamaştırılır. Ta ki yine odak noktası olmaya gönüllü ikinci bir karakterin, yani matadorun sahneye girişine kadar!
Onun adı El Matador (İspanyolca öldürmek anlamına gelen ‘Matar’ fiilinden türetilmiş bir isim), katil! Boğa güreşleri ‘tercios’ adı verilen üç perdelik yarışmalardır. İlk perdede boğaya cesaretini ve gücünü sergileme fırsatı verilir; aslında o, tanrıların kralı ve insanların tanrısıdır.
3. perdenin sonuna ulaşmadan önce trajedinin ikinci perdesinden geçmeli, son aşamada ise serbest bırakılmalı ve bulutların ötesindeki uçsuz bucaksız düzlüklerde huzur içinde dinlenmesine izin verilmelidir. Sonuç olarak boğa güreşi sanatı, meraklıları ya da boğa güreşi tutkunları açısından bir trajedi ve bizim için ‘Yanında ya da Karşı’ olma seçimi olarak özetlenebilir.”
Fenomenolog-felsefeci Emre Şan’ın Batı sanatı kadar Türk sanatına da özgün bir bakış biçimi sunduğu, okuru sanat tarihinde hızlı bir yolculuğa çıkardığı kitabı Sanat Felsefesinin Hikâyesi – Mağara Resimlerinden Dijital İmajlara, Ketebe Yayınları’ndan çıktı.
Sanat Felsefesinin Hikâyesi, kısa bir rehber niteliği taşıyor. Şan, Batılı entelektüellerden beslendiği kadar Türk entelektüellere de yer veriyor. Çalışmanın seyri tarihsel bir kronoloji takip etse de asıl meselesi bu süreç içindeki dönüşümleri yahut paradigma değişimlerini sorgulamak, yani sanat tarihine baktığımızda beliren sorunları işlemek, kısacası sanattaki felsefi sorunları ortaya koymak.
Boa Sahne’nin geçen sezon sahneye koyduğu Özden Selim Karadana’nın yazıp yönettiği, Adil İrfanoğlu ve Oğuzhan Aksu’nun rol aldığı Ceviz Ağacı, 4 ve 22 Ekim’de Kadıköy Boa Sahne’de tiyatroseverlerle buluşacak.
2023 yılında prömiyer yapan Ceviz Ağacı, oyuncu rahatsızlığı sebebiyle verilen aranın ardından yeni sezonda sahnelere geri dönüyor. Adil İrfanoğlu ve Oğuzhan Aksu, oyunda Ferdi ve Arif karakterlerinin yanı sıra onların hayatına dahil olan birçok farklı karaktere de hayat veriyorlar.
“Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü. Gençliğimizin baharındaydık, muhtemelen son baharındaydık. Önümüzde fırsatlar vardı, bütün köşeler çoktan kapıldı. Müjdeler havada uçuşuyordu, kara haber tez duyuluyordu. İşte böyle bir zamanda Arif ve Ferdi İstanbul’a geldi. Hiç kimse bunu fark etmedi. Ağzı yok dili yok ama İstanbul ‘Bir siz eksiktiniz’ dedi. Yaşamanın bile zor olduğu bir şehirde üretmek mümkün mü peki?”
Künye:
Yazan-Yöneten: Özden Selim Karadana
Oynayanlar: Adil İrfanoğlu – Oğuzhan Aksu
Yönetmen Yardımcısı: Ertül Erdan
Dramaturji: Kemal Tosun
Işık Tasarımı: Yasin Gültepe
Hareket Tasarımı: Utku Demirkaya
Ses Tasarımı: Anıl Balkan
Dekor: Metin Gümüşoğlu
Oyun Fotoğrafları: Emre Mollaoğlu
Tanıtım Filmi: Haydar Şahin
Teknik Sorumlu: Ammar Özçelik
Sanat Yönetmeni: Aytekin Atabey
Yapım: Boa Sahne
4 ve 22 Ekim’de Kadıköy Boa Sahne’de sahnelenecek Ceviz Ağacı oyunun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Bilsart’ın giriş katında yer alan Bilsart Shop’un ilk sergisi “Sonsuz Işık”, 29 Aralık’a kadar sanatseverlerle buluşuyor.
“Sonsuz Işık” sergisi, video sanatının temel bileşeni olan ışığı Nermin Er, Leman Sevda Darıcıoğlu, Ferhat Özgür ve Meltem Şahin’in eserleri aracılığıyla keşfetmeye olanak tanıyor. Sanatta ışığın görmeyi sağlayan fiziksel işlevinden başlayarak, simgelediği kavramlara kadar birçok perspektife odaklanan sergi, farklı mecralarda üretim yapan dört sanatçının eserlerini farklı okumalara açarak bir araya getiriyor.
Nermin Er’in “Aynı Anda Başka Bir Yerde” serisinden Karlı Gece, Rüzgarlı Gece ve Sualtı Mercanı adlı videoları, sanatçının 2015 yılında ürettiği enstalasyonların üç boyutlu efektler kullanılarak hareketlendirilmesiyle ortaya çıkıyor. Bir zaman kapsülüne hapsolmuş gibi duran bu sahnelerin başrolünde ise merkezi bir ışık yer alıyor. Zamanın sonsuz bir döngüde aktığı bu mekânlar, sanatçının karanlığın ortasında asılı duran kendine özgü mikro evrenlerini izleyicisine sunuyor.
Leman Sevda Darıcıoğlu’nun Angelus Altera adlı videosu, ilhamını Türkiye'nin 1990’lardaki performans sanatı ortamına ilişkin arşiv malzemelerine dayandırarak, miras ve gelecek kavramları arasındaki ilişkiselliği Türkiye’nin sosyo-politiği, queer tarihi ve performans sanatı tarihi arasında analojiler üzerinden kuruyor. Performans, queer bir perspektiften, görünürlük ve görünmezlik, baskı ve rahatlama, bedensel kapanma ve açılma kavramlarına odaklanarak geçmişten günümüze hegemonik tarihi araştırır ve kendini geleceğe açıyor.
Ferhat Özgür’ün Futbol Hayattır adlı fotoğrafı Albrecht Dürer’in Adem ve Havva tablosuna gönderme yapıyor, Özgür’ün fotoğrafındaki kadın erkeğe elma yerine bir futbol topu sunuyor. Söylemini cüretkâr bir şekilde, kamusal bakışın inançlarını rahatsız etse bile yıkıcı olabilecek bir Hıristiyan ikonografisi üzerinden kuran eser, Türkiye'de futbol ve spor endüstrisindeki erkek egemenliğini siyaset, yasadışı ticaret ve şovenist tezahürlerle ilişkilendiriyor.
Meltem Şahin’in National Gallery’nin AI koleksiyonuna seçilen “sketches with+for+from ai” serisi sanatçının kendi tarzını, işlerinin makine öğrenimiyle simbiyotik ilişkisini, yeni dünya düzenini ve bu düzen içindeki konumunu anlamaya çalıştığı üç eserinden oluşuyor. Bedeni sanat, zanaat ve yapay zekâyla inceleyen, bu yolla onu yeniden tanımlayan seri, her parçasında bu tanıma dair yeni eskizler ortaya çıkararak geçmiş, gelecek, şimdiki zaman ve gerçeklik kavramlarını izleyicinin algısıyla birlikte bir kez daha tartışmaya açıyor.
Künye:
1. Nermin Er, Karlı Gece, 2022 “Aynı Anda Başka Bir Yerde” serisinden Enstalasyon ve 3D animasyon 1080 x 1920 px
2. Meltem Şahin, sketches with+for+from ai II-I-IV, 2021 Video kolaj 36” 1920x1080 px
3. Leman Sevda Darıcıoğlu, Angelus Altera, 2022 İki kanallı video enstalasyonu, performans dökümantasyon videosu 1920 x 1080 px
4.Ferhat Özgür Futbol Hayattır, 2004 Fotoğraf 140 x 200 cm