GÜNDEM
  • 08-10-2024

    Ece Dizdar’ın yazıp yönettiği Mükemmel, uluslararası prömiyerini 31 Ekim-7 Kasım tarihleri arasında 11.si gerçekleşecek Olhares do Mediterráneo - Kadın Filmleri Festivali’nde yapacak.

    Ece Dizdar’ın kısa filmi Mükemmel, Türkiye prömiyerini 8 Ekim (bu akşam) saat 21.30’da Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde gerçekleştirecek. Yeni doğum yapmış genç bir kadının bebeğini koruma içgüdüsüyle, yaratılmış bedenin mükemmelliğini sorguladığı filmde, Özlem Öçalmaz, Serdar Orçin, Ayşenil Şamlıoğlu ve Bilge Yıldız rol alıyor. Yapımcılığını M. Tayfur Aydın’ın üstlendiği filmin görüntü yönetmenliğini Eyüp Boz, sanat yönetmenliğini Aybüke Karakurum, kurgusunu Selda Taşkın ve müziklerini Ayberk Konca yaptı.

    Ece Dizdar’ın yönetmenliğini yaptığı ilk film Mükemmel, Azra adlı yeni doğum yapmış bir kadına odaklanıyor. Azra bir yandan, çevresinin baskılarına karşı gelip yenidoğan oğlunun sünnet ettirilmesini engellemeye çalışırken, bir yandan da lohusalığın güçlendirdiği bebeğini koruma içgüdüsüyle, yaratılmış bedenin mükemmelliğini sorguluyor. Filmde bebek rolünde, Özlem Öçalmaz’ın yenidoğan bebeği Bilge Yıldız yer alıyor.

    ​Filmin hiçbir karesinde bedeni tamamen gösterilmeyen Bilge Yıldız, ilk gerekli aşıları tamamlandıktan ve doktor onayları alındıktan sonra, 40 gününün de aşılması beklenilerek 52 günlükken sete çıktı. Setin tamamı bir yenidoğanın konforu için hazırlanırken, kostüm ses ışık departmanları da bebeğin ihtiyaçlarına göre oluşturuldu. Tüm sahneler bebeğin ve annenin uyuma cetveline göre tasarlandı, çalışma saatleri Oyuncular Sendikası’nın önerilen pasif oyuncu çalışma saatlerini geçmeyecek şekilde ve Uluslararası Aktörler Federasyonu’nun (FIA) anne ve bebeğin sette beraber oynamasına özel belirlediği istisnai duruma göre düzenlendi.

    0
    0
    5262
  • 08-10-2024

    Geçtiğimiz günlerde kapılarını açan 9. Çanakkale Bienali, 50’yi aşkın sanatçının 13 farklı mekâna yayılan sergileriyle sanatseverlerle buluşuyor. Bu sene “Zamana Bırakmak” başlığıyla gerçekleştirilen bienal, 11 Kasım’a kadar ziyaret edilebilecek.

    Dardanel’in ana sponsorluğunda düzenlene Çanakkale Bienali, “Zamana Bırakmak” başlığıyla gençler, teknoloji, gelenek ve gelecek kavramlarına odaklanan ve sanatın farklı disiplinlerini Çanakkale’nin özgün kültürel ve tarihsel dokusuyla bir araya getiriyor. Troya Müzesi, ASTİM Kolektifi, MAHAL Sanat, Korfmann Kütüphanesi, Bordo Bina ve Çanakkale kent merkezindeki farklı alanlarda yer alan sergilerinin yanı sıra Çanakkale Bienali bu sene tarihinde ilk kez kent merkezinin dışına çıkarak Assos, Küçükkuyu gibi alanlardaki sanat ve kültür yapılanmalarına da yayılıyor.

    CABININ – Çanakkale Bienali İnisiyatifi kurucusu Seyhan Boztepe’nin Genel Sanat Yönetmenliğini üstlendiği 9. Çanakkale Bienali, Alper Akyüz, Burak Topçakıl, Deniz Erbaş, Didem Çapa, Ebru Nalan Sülün, Hakan Yılmaz, Rüstem Aslan, Thouli Misirloglou, Ulrika Flink ve Zihni Tümer’in dahil olduğu kurulunun önerileri doğrultusunda şekillenen sanatçı ve sergi projeleriyle ve etkinlik programlarıyla sanatseverlerle buluşuyor. Çanakkale Bienali’nin 9. edisyonundaki sanatçılar arasında; Ahmet Yiğider, Akın Güreş, Alper Aydın, Ani Çelik Arevyan, Ataman Girişken, ATI SUFFIX, Ayşen Urfalıoğlu, Aytuğ Aykut, Berkin Gülten, Berkin Günsay, Bilal Yılmaz, Cem Sonel, Damla Sari, David Blandy, Deniz Kulaksızoğlu & Can Yıldırım, Ecem Dilan Köse, Eda Sütunç, Edith Roux, Erdal Duman, Eric Magassa, Esra Carus, Fatih Kızılcan, Fırat Engin, Füreya Koral, Gönül Nuhoğlu, Güçlü Polat, Hakan Yılmaz, Halit Demirel, Jane Jin Kaisen, Johannes Vogl, Jun'ichiro Ishii, Kaan Tanhan, Kerem Meriç, Larry Achiampong, Madlen Hirtentreu, Murat Cem Baytok, Mustafa Akkaya, Nejat Birecik, Ömür Tokgöz, Rabia Seyhan, Serhat Kiraz & Hakan Gündüz, Seyhun Topuz, Süleyman Yılmaz, Tunç Ali Çam, Vasilis Alexandrou, Vince Briffa, Volkan Babaotu, Yabancı, Yunus Aras ve Zehra Kayataş yer alıyor.

    Çanakkale’nin kültür-sanat odağına dönüşen ve kentin mimari hafızasını yansıtan MAHAL Sanat’ta gerçekleştirilen 9. Çanakkale Bienali açılışına Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, ÇOMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Evren Karayel Gökkaya, Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürü Çağman Esirgemez, Troya Müze Müdürü Rıdvan Gölcük, Troya Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, Dardanel Yönetim Kurulu Başkanı Niyazi Önen, Dardanel Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Önen Özoğuz’un yanı sıra Malta Büyükelçiliği, Estonya Büyükelçiliği ve İzmir Fransız Enstitüsü yetkilileri ile bienal sanatçıları, bienal kurul üyeleri, destekçi kurumlar ve davetliler katıldı.

    9. Çanakkale Bienali Genel Sanat Yönetmeni Seyhan Boztepe açılışta şunları söyledi: “18 yılı aşkın süredir CABININ - Çanakkale Bienali İnisiyatifi olarak hayata geçirdiğimiz Çanakkale Bienali bu yıl 9. edisyonuyla yine Çanakkale’de çağdaş sanatın kentin özgün kültürel, tarihsel ve sosyal katmanlarıyla buluştuğu bir odak noktası olacak. 13 farklı mekâna ve bienal tarihinde ilk kez kent merkezinden çıkıp Assos, Küçükkuyu gibi alanlardaki sanat ve kültür yapılanmalarına yaygınlaşan 9. Çanakkale Bienali 6 hafta sürecek ana sergileri, iş birlikleri üzerinden şekillenen kültür-sanat etkinlikleri ve projelerden oluşan bir deneyim alanı olarak işleyecek. Bu yılki bienali “Zamana Bırakmak” başlığıyla ve 50’nin üzerinde sanatçının katılımıyla gençlerin günümüz sanatının zengin ekosisteminin deneyimlenebileceği, güncel konulara odaklanan canlı bir platform oluşturmak üzere kurguladık ve her edisyonumuzda olduğu gibi kapsayıcılık, etkileşim ve diyaloğu önceleyen zengin bir içerik oluşturduk. Türkiye’nin en uzun soluklu çağdaş sanat etkinliklerinden biri olan Çanakkale Bienali’nin bu zengin içeriğini keşfetmeye Çanakkale halkını ve tüm sanatseverleri davet ediyoruz. Bu yolda bize eşlik eden tüm destekçilerimize, katkı sağlayan kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyoruz.”

    Dardanel Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Önen Özoğuz ise şunları söyledi: “Çanakkale, kültürel mirasıyla hem ülkemizin hem de dünyanın önemli bir değeri. Bu tarihi mirasın çağdaş sanatla buluştuğu Çanakkale Bienali, sanatın evrensel dilini kullanarak kültürel ve sosyal yaşamımıza katkıda bulunuyor. Bienal, Çanakkale’nin kültürel hayatını zenginleştirirken, şehrimizi bir çekim merkezi haline getiriyor. Dardanel olarak, bu topraklarda doğmuş bir marka olarak, şehrimizin bu değerli etkinliğine destek olmaya devam ediyoruz ve bu yıl 9. edisyonunda “Zamana Bırakmak” temasıyla düzenlenen bienalin 3. kez ana destekçisi olmaktan gurur duyuyoruz. Bu yıl Çanakkale bienali gençler, teknoloji, gelenek ve gelecek kavramlarına odaklanıyor. Özellikle ülkemizin geleceği olan gençlerin kültürel etkinlikler sayesinde sanata ilgilerinin artması, sanatın düşündürücü ve sorgulayıcı etkisiyle birlikte yaratıcı potansiyellerinin daha da gelişmesi ve sanatın çok daha geniş kitleler ile buluşmasını temenni ediyoruz. Bu sene 40. yılını kutlayan genç, dinamik ve inovatif bir sosyal şirket olarak, kültürel etkinliklere desteğimizi artırarak sürdüreceğiz. Çanakkale Bienali’nde de sanatın dönüştürücü gücünü desteklemekten mutluluk duyuyoruz.”

    ​9. Çanakkale Bienali hakkında detaylı bilgi ve programa buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1683
  • 08-10-2024

    Göktuğ Canbaba’nın göremediklerimizin içinden geçtiği, sınırların muğlaklığında gezindiği öykülerinden oluşan kitabı İçerideki, Doğan Kitap’tan çıktı.

    Bu kitap okura geceyle gündüzün, aydınlıkla karanlığın iç içe geçtiği, sürprizlerin kapıda beklediği tekinsiz öyküler sunuyor.

    ​“Aslında içeride birinin olup olmadığına emin değil. Eve yerleştiğinden bu yana içeridekini görmedi hiç. Belki de içeride biri yok; belki Erdal markete gittiğinde o da çıkıp gitti evden; belki oraya yerleşeli beri hiç içeride olmadı; ya da içeriden hiç çıkmadı; sesini duymadı, gölgesini görmedi; tuvaleti, banyoyu kullandığına şahit olmadı; kontratta ismi yok. Sadece emlakçının anlattıkları var. Sanki hiç var olmamış biriyle paylaşıyor evini; içeride bir yabancı besliyor.”

    0
    0
    1210
  • 07-10-2024

    Of-Of İstanbul’un ilk oyunu Hikayesinde Senden Bahsetti, prömiyerini 18 Ekim’de Kumbacı50’de yapacak.

    İlkay Yıldız’ın kaleme aldığı, Ayşegül Bahtiyaroğlu Tekin’in yönettiği Hikayesinde Senden Bahsetti; yalnızlaşmaya itilmiş bir kadının mahrem dünyasını, aklını, kalbini esprili diliyle sahneye taşıyor. Gizem Aldemir’in rol aldığı oyun, 18 Ekim’de Kumbacı50’de prömiyerini yaptıktan sonra 21 Ekim’de Kadıköy Boa Sahne’de izleyicilerle buluşacak. Oyunun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    “Ayşe Parla Soyluer, beyaz yakalı, iyi eğitimli, zeki, komik ve çok yalnız bir kadındır. Oyun, karakterin evinde ve bir yangın sonrası ‘o gecede’ geçmektedir. Ayşe Parla, oyun boyunca yangınla ilgili paçayı kurtarma planları yaparken, çocukluğuyla, ailesiyle, insanlarla, kendisiyle ilgili bir dökülme ve bir yüzleşmeye doğru sürüklenir.”

    Künye:
    Yazar: İlkay Yıldız
    Yönetmen: Ayşegül Bahtiyaroğlu Tekin
    Oynayan: Gizem Aldemir
    Müzik: Sezen Aksu
    Yürütücü Yapımcı: Tunç Zilelioğlu
    Afiş Tasarım: Atilla Karabay
    Işık Tasarım: Uğur Aksu
    Dekor Tasarım&Uygulama: Ceren Yılmaz
    Asistan: Zeynep Başar
    Teknik Sorumlu: Murat Nuray
    Oyun Fotoğrafları: Berkay Temel

    Dış Sesler:
    Haluk Bilginer
    Olcay Yusufoğlu
    Çağdaş Tekin
    Ayşegül Bahtiyaroğlu Tekin
    ​İnanç Şanver

    0
    0
    1307
  • 07-10-2024

    Versus Art Project, Ece Bayram’ın “TK1663: Over The Salt Seas” başlıklı ilk kişisel sergisini 9 Kasım’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    Ece Bayram’ın ilk kişisel sergisi “TK1663: Over The Salt Seas”, sanatçının son üç senelik üretimini bir araya getiriyor. Sergi İstanbul’da bir galeri mekânını mesken tutmuş olsa da sanatçının çalışmaları birden fazla şehrin merceğinden okunduğunda daha anlamlı hâle geliyor. Bayram için mekân olgusu bir tefekkür, yeniden düşünme ve bir saplantı deneyimi. Farklı mekânlar arasında hareket ederken, nesneler aracılığıyla mekânla olan ilişkisini inceliyor ve yerleşmiş kavramları köklerinden koparılmış, parçalanmış terimlerle yeniden düzenliyor.

    “Bu üç yıllık çalışma serüveni, epoksi reçine, alüminyum, seramik fayanslar ve mobilya gibi çeşitli materyaller ile inşa edilmiş heykeller çevresinde vücut bulur. Hareketlilik ve durgunluk arasında konumlanan bu heykeller, beklenmedik bir eylem anında yakalanmışlardır. Nesneler adeta kendileri için bir performans sergiliyor gibidir; sandalyeler işlevlerini yitirir, halılar oluklanır, fayanslar ise yükselerek kendilerine hizmet eden kaidelere dönüşür. Bu bağlamda; heykelleri, terk ettiğimiz yerlerin filizlenişi artık yaşamadığımız şehirlerin akıntıları olarak görebiliriz. Şehri burada, rüya gibi bir tuhaflık ve derinlik içinde — derinden bağlandığımız anıların günlük yaşamın mevcut gerçekliklerinden daha yoğun ve canlı hâle geldiğini zaman — görürüz.

    Bu sergide gördüğümüz şeyler, libidinal akıntılarla dolup taşan hayati kalıntılar ve ölümsüz nesnelerdir. Kullanım amaçlarından sıyrılmış bu nesneler, izleyicide bir huzursuzluk duygusu yaratır; ancak sergi boyunca tekrar eden şekiller ve motiflerle – oluklu formlar, sandalye sırtlıkları, kazınmış metinler – karşılaşırız. Bu unsurlar, izleyiciyi yönlendiren işaretlerdir. Eserlerin belirli yönleri, bir yerleşimin aşamalarını, evin sürekli olarak yeniden kurulmak zorunda olduğu bir durumda evin müzakere edilmesini ele alır. Bayram’ın simyasal düzenlemeleri, işlevi ya da tüketimi reddeden bir biçimde mekânı çağrıştıran totemik yapıtlara dönüşür.

    Sergi, sanatçının İstanbul ile Hamburg arasındaki hareketi etrafında döner; iki şehirde üretilen işleri kapsar ve Londra’daki bir büyünün tesiri altındadır. Yokluk ve mesafe, aynı zamanda erotik bir gerilim yaratır; belirli anlarda metinler eserlere spektral imalarla dahil olur: "Yumuşak sakalı. Göğüs kılları. Sırtındaki nabzı." Bu ifadeler, soğuk ve geçirimsiz bir yüzeyde yer alan nazik izlerdir. Bunların spekülatif özlemler mi, yoksa geçmişin anlık geri dönüşleri mi olduğunu anlamak imkansızdır. Boynundaki dövmeleri, altın zinciri ve kıyafetler de fetişistik bir nitelik kazanır; mermer bir kaide üzerinde, yıpranmış ama temiz, giyilemez ancak yükseltilmiş bir deri topuklu bot, belirli bir anda donup kalmış, yoğun bir deneyimi temsil eder. Kristal işlemeli bir tanga ile gece kulübü banyosu sahnesi; sert bir yüzey üzerinde akan narin kumaş, bastırılmış bir arzunun mekânı olarak okunabilir, tahayyül edilen fakat şimdide gerçekleştirilemeyen, hafızada silinmez bir şekilde tutulan bir anı olarak yorumlanabilir.

    Bayram’ın da ifade ettiği gibi, ‘bu heykeller, içinde arzunun itme çekmesinin, maddeselliklerin yarattığı gerginliğin, gerçek ve kurmaca imgelerin oynadığı ucu açık kurgusal alanlar yaratır.’ Böylece bu işler, geçiciliğin, bağlılığın ve ayrılığın kolektif akıntılarına temas eder. Eğer biyografik işaretler mekâna kazınmışsa, değişen mekânlar çağında anılar, kaçırılan şeyler, önceki yaşam dünyalarından taşınan hareketli fragmanlarla çağrılmalıdır. Bu sergideki nesneler, açıklanmamış anekdotlarla doludur; her giysi ve ev eşyası, psişik bir hazinede yerini alır. Bayram’ın ellerinde, bu nesnelerin sınırları aşma kapasitesi coşkulu bir biçimde ortaya çıkar.”

    Künye:
    1. Ece Bayram, ‘The twins twice (I) ,the twins twice (II)’, 2024,Cow hide, epoxy resin, pigment, acrylic paint, metal cables, 94 x 45 x 4 cm
    2. Ece Bayram, ‘Again’, 2023,Handwoven rug, epoxy resin, pigment, braided chair seats braided chair back, metal rods, 12 x 225 x 215 cm
    3. Ece Bayram, ‘Untitled 01’, 2021, Marmara marble , foam, epoxy resin,  acrlyque paint , leather boot, Total height 102 cm, Marble 64 x 25 x 25 cm
    4. Ece Bayram, ‘SW 8.8’, 2024,Chrome, aluminium, 165 x 45 x 45 cm
    5. Ece Bayram, ‘30’, 2022, Ceramic tiles, wood panel, grout, tile adhesive, chrome toilet paper holder crystal-embellished thong with a broken clasp, 90 x 30 x 30 cm

    0
    0
    1547
  • 07-10-2024

    Brian Dillon’ın edebiyat, müzik, sanat ve bilim camiasının ünlü dokuz isminin hastalık hastalığına odaklandığı, korkuların zihinle beden arasındaki ilişkiyi nasıl etkilediğini incelediği kitabı Hastalık Arzusu, Öyküm Nida Bilgiç’in çevirisiyle İlksatır Yayınevi’nden çıktı.

    Dillon, 2009 Wellcome Kitap Ödülü Kısa Listesi’nde yer alan mektup, günlük, otobiyografi, röportaj ve tanıklardan yola çıkarak hazırladığı kitabında, sağlık kaygısıyla yaratıcılık arasında bir bağ olup olmadığını da sorguluyor.

    ​İngiliz yazar ve şair Charlotte Brontë, hastalıkları sayesinde sorumluluklarından kaçıp yazmaya vakit ayırdı. Amerikalı sanatçı Andy Warhol, hem hastalıktan hem de hastalık fikrinden korkardı. Fransız yazar Marcel Proust sanatsal yönünü evhamlarıyla çizerdi. Glenn Gould omzuna dostça vurulan bir darbenin piyano çalma yeteneğini yok ettiğini iddia ederdi. Alman hukukçu Daniel Paul Schreber ise bedeninin Tanrı ve doktorlar tarafından ele geçirildiğine inanırdı.

    0
    0
    1357
  • 07-10-2024

    Zorlu PSM’nin 2021 yılında başlattığı Mey|Diageo’nun sürdürülebilir kurumsal desteğiyle gerçekleştirilen ücretsiz eğitim programı PSM Atölye’nin dördüncü dönemi için başvurular başladı.

    Zorlu PSM, tiyatroya yeni yetenekler kazandırmak ve tiyatronun sürdürülebilirliğine katkı sağlamak amacıyla alanında uzman eğitmenlerin yer aldığı PSM Atölye ile ücretsiz eğitim programına dördüncü yılında da devam ediyor. Tiyatro külliyatının özgün içeriklerle zenginleşmesini sağlamak amacıyla tiyatroda yönetmenlik, yazarlık ve yapımcılık eğitimlerini kapsayan PSM Atölye, AfifeAlice MüzikaliAşık ShakespeareSaatleri Ayarlama Enstitüsü ve daha birçok oyunun ödüllü yönetmeni Serdar Biliş’in küratörlüğünde ve uzman eğitmenleriyle 18-35 yaş arası tüm gençlere işin mutfağına girme fırsatı sunarak, sektöre nitelikli tiyatro üreticileri kazandırmayı amaçlıyor. PSM Atölye; Dramatik Yazarlık sınıfı, Tiyatro Yönetmenliği sınıfı ve Tiyatro Yapımcılığı sınıflarından oluşuyor.

    PSM Atölye ilk 3 yılında toplam 69 mezunu ile 26 özgün tiyatro oyununu sahneye taşıdı. Dördüncü yılında ise 28 hafta boyunca teorik-pratik eğitimlerine devam edecek ve mezun olan gençlere hem Zorlu PSM Prodüksiyon’larında istihdam sağlayacak hem de sektördeki çeşitli projelere kazandırma hedefiyle çalışmalarına devam edecek.

    ​PSM Atölye’nin açık çağrıyla kabul edeceği programının detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1919
  • 07-10-2024

    AZA-ART tarafından düzenlenen, küratörlüğünü Derya Yücel’in üstlendiği Mahmut Aydın ve Sefa Çatuk’un yapıtlarından oluşan “Karanlıkta Uzaklaşmalar ve Parıltılar” başlıklı sergi 11 - 27 Ekim tarihleri arasında Paris’te sanatseverlerle buluşacak.

    Derya Yücel küratörlüğünde Mahmut Aydın ve Sefa Çatuk’un üretimlerini bir araya getiren “Karanlıkta Uzaklaşmalar ve Parıltılar” sergisi, ateşböceklerinin hayatta kalma serüveni ile hegemonya ve iktidar tarafından görmezden gelinen, bastırılan, sindirilen, yok edilen doğa, hafıza, tarih, kimlik, beden kavramlarına yönelik direniş ve var kalma mücadeleleri ile analoji kuruyor. Karanlığın içinde görünüp kaybolan ateşböceklerinin ışıltılı jestleri günümüz var kalma siyasetleri ve sanat arasındaki ilişkiye de ilham veriyor. Sergi, gecenin içinde yanıp sönen, uzaklaşarak kaybolan parıltıların başka bir yerde yeniden ortaya çıkıp görünür olduğu bir tahayyülü paylaşıyor.

    “1975 yılında kaleme alınan ‘Ateşböcekleri Makalesi’ adıyla ün salan yazısında Pier Paolo Pasolini, ateşböceklerinin artık ortadan kaybolduğunu ilan eder. Bu metin yok edilen masumiyetin insancıl sinyallerine yazılmış bir cenaze ağıtı, ekolojik ve şiirsel bir imge olarak aşırı ışığa maruz kalmış bir dünyanın içinde görünürlüklerini kaybeden ateşböcekleri metaforunu kullanır. Fransız düşünür Georges Didi-Huberman ise bu minör parıltı kaynaklarının ortadan kaybolduğunu reddeder. Ona göre ‘var kalma mücadelesi’ antropolojik bir kabiliyettir ve hiçbir zaman hareketsiz ya da sabit değildir: her zaman bir kaçış, bir saklanış, bir yer değiştirme ve kendisi için çizilen sınırları aşarak kendine teğet olanı arama hâlidir.”

    Adres: 10, Passage Thiere 75011, Paris

    Künye:
    1. Mahmut Aydın
    ​2. Sefa Çatuk

    0
    0
    1715
  • 07-10-2024

    How to Fail adlı podcast serisi ile tanınan Elizabeth Day’in çok sevilen kitabı Tepetaklak’ın yetişkin baskısından uyarlanarak hazırlanan Tepetaklak: Gençler İçin Hata Yapma Sanatı, Seda Peker’in çevirisiyle Dinozor Genç’ten çıktı.

    Kim Hankinson’ın illüstrasyonlarıyla hazırlanan kitap gençlere kendilerini yeniden harika bir insan olarak sevmenin anahtarını sunuyor. Day’in kitabı başarısızlık hakkında açıkça konuşmanızı, başarısızlığı başarıya dönüştürmenizi, hayat size ters köşe yaptığında dayanıklı olmanızı ve kendinizle ilgili olumsuz düşünceleri yeniden değerlendirmenizi sağlıyor.

    “Bir hata yapma rehberinizin olmasını ister miydiniz? Sizi daha mutlu, daha az kaygılı, daha başarılı ve kendinizle daha barışık kılacak bir rehber. Üstelik bu işin anahtarı da başarısızlık olacak!”

    0
    0
    1247
  • 06-10-2024

    Moda Sahnesi’nin Kemal Aydoğan yönetimindeki yeni Shakespeare yorumu Macbeth, 9, 10, 11 ve 12 Kasım’da tiyatroseverlerle buluşacak.

    Kemal Aydoğan’ın yönettiği Macbeth’in sahne tasarımını Bengi Günay, ışık tasarımını İrfan Varlı, müzik ve ses tasarımını Mustafa Avcı üstleniyor. Macbeth rolünde Barış Atay’ın, Leydi Macbeth rolünde ise Ezgi Çelik’in yer aldığı oyunda onlara Aybanu Aykut, Deniz Elmas, Melek Ceylan, Gözde Kısa ve Özge Öztürk eşlik ediyor.

    “Glamis’tin, şimdi Cawdor oldun, bu gidişle sana vaat edileni de olursun ya, benim asıl korkum senin tabiatın; kestirmeden gitmeye yanaşmayacak kadar insaniyet sütüyle karılmış hamurun. Gözün yüksekte olmasına yüksekte, hırs da eksik değil sende ama bu istediğini elde edecek fenalık yok içinde. Yükselmeye can atıyorsun ama elim de kirlenmesin, diyorsun; hakkın olmayana göz koyuyorsun hem, hem de ihanetten kaçıyorsun.”

    9, 10, 11 ve 12 Kasım’da Moda Sahnesi’nde sahnelenecek Macbeth’in biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1514
DAHA FAZLA
Geldanlage