GÜNDEM
  • 27-11-2024

    Rabia Seyhan'ın “Zaman Akar, Zemin Durur” başlıklı kişisel sergisi 7 Aralık’a kadar Maçka Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşuyor.

    Rabia Seyhan, “Zaman Akar, Zemin Durur” sergisinde mekân olgusunu inşa, yıkım ve hafıza kavramları üzerinden sorguluyor. Sanatçı, sergide izleyiciye dönüşen mekânın hafıza üzerindeki etkilerini düşündürmeyi amaçlıyor. Belleğinde yer tutan yapıları, tuval yüzeyinde yeniden inşa ederek hatırlama, yıkım ve yeniden inşa süreçlerinin döngüsel olarak birbirini takip etmesini izliyor. Sabit kalan bir zemin üzerinde değişen zamanın, mimarinin ve yaşam biçimlerinin dönüşümünü mekân perspektifinden ele alıyor.

    ​“Mekân, yalnızca fiziksel bir varlık değil, aynı zamanda insanın varoluşsal süreçleriyle şekillenen ve duygusal, toplumsal, tarihi katmanlarıyla hafızanın temsilidir. İnşa edilen her yapı zamana direnemez, doğal olarak değişime uğrar. Bu sadece fiziksel bir yıpranma nedeniyle değil, savaşlar, doğal afetler, nüfus hareketleri, göç, kent politikaları ya da kentsel dönüşüm gibi süreçlerin etkisiyle de olabilir. Çeşitli nedenlerle yıkılan bir mekânın hafızası, fiziksel varlığı ortadan kalksa bile içinde yaşamış olanların ya da çevresindeki insanların zihinlerinde yaşamaya devam eder. Mekânın yitimi onunla kurulan anlamlı bağlar varsa, tıpkı bir yakının kaybının yarattığı boşluk duygusuna benzer bir duygu yaratır. Yaşamın belli dönemlerine tanıklığın sembolü olarak mekânların kaybı bazen bir direnç, öfke ya da koruma hissi uyandırabilir veya tam tersi hafızayı silmek için özellikle arzu edilebilir.”

    0
    0
    1166
  • 27-11-2024

    Süreyyya Evren’in 1960 kuşağının özgürlük arayışından Gezi Parkı direnişine uzanan sürece sanatın nasıl bir ayna tuttuğunu, toplumların değişimine nasıl tanıklık ettiğini ve sanatçıların bu dönüşümlerdeki rolünü etraflıca inceldiği yazılarından oluşan Sanat ve Anlamın İnşası, Kafka Kitap’tan çıktı.

    ​Evren, Türkiye ve dünya sanatının çalkantılı tarihini, toplumsal olayların sanat üzerindeki derin etkilerini mercek altına alıyor. Heykeltıraştan ressama, şairden sinema yönetmenine kadar pek çok sanatçının eserlerini ve düşüncelerini karşılaştıran Evren, sanat eleştirisinin de zaman içinde nasıl evrildiğini, farklı dönemlerin sanat anlayışlarını nasıl şekillendirdiğini gösteriyor.

    0
    0
    1215
  • 27-11-2024

    Bu yıl üçüncüsü düzenlenecek Yunanistan Sineması Günleri, 80’ler ve 90’lar Yunanistan sinemasından klasikleri, 3-8 Aralık tarihleri arasında Pera Müzesi’nde sinemaseverlerle buluşturacak.

    Yunanistan’dan EMEIS Kültür Kolektifi ve Türkiye’den istos film ve istos yayın ortaklığında düzenlenen Yunanistan Sineması Günleri açılışını, Pantelis Voulgaris’in dokunaklı spor draması 9 Numaralı Forma (The Striker With Number 9, 1988) ile yapacak. Tüm gösterimlerin ücretsiz olacağı etkinlikte, 80’ler ve 90’lar Yunanistan sinemasının ödüllü filmleri, Türkçe ve İngilizce altyazılı gösterilecek.

    Yunanistan Sineması Günleri’nin açılışını, Pantelis Voulgaris’in 9 Numaralı Forma (The Striker With Number 9) filmi yapacak. 1988’de Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışan, Selanik Film Festivali’nde En İyi Kurgu ve En İyi Ses ödüllerini alan film, Yunan futbolunun şiirsel ve gerçekçi bir portresini sunuyor. Menis Koumandareas’ın aynı adlı romanından uyarlanan ve yetenekli ancak hırsıyla kendi kendini yok eden futbolcu Vasilis (Bill) Seretis’in hikâyesini anlatan 9 Numaralı Forma, futbol dünyasının görkemli görüntüsünün ardındaki yozlaşmış mekanizmayı da gözler önüne seriyor.

    Yunanistan Sineması Günleri’nin konuklarından biri de Heybeliada doğumlu usta yazar ve senarist Petros Markaris olacak. Theo Angelopulos’un 1936 Günleri (Days of ’36, 1972), Büyük İskender (Alexander the Great, 1980), Leyleğin Geciken Adımı (The Suspended Step of the Story, 1991), Ulis’in Bakışı (Ulysses’ Gaze, 1995), Sonsuzluk ve Bir Gün (Eternity and a Day, 1998) filmlerinin yanı sıra Yeşim Ustaoğlu filmi Bulutları Beklerken’in (2004) senaristi olarak da tanınan Che İntihar EttiBatık Krediler ve Alan Savunması gibi Türkçede de yayımlanmış polisiye romanların da yazarı Markaris, etkinlik kapsamında İstanbul’a gelecek ve Sessiz Ölüm (2001), Gitmek: My Marlon and Brando (2007), Sesime Gel (2014), İçerdekiler (2018) filmlerinin yönetmeni Hüseyin Karabey ile bir sohbete katılacak.

    ​Yunanistan Kültür Bakanlığı’nın katkıları ve Yunan Film Merkezi’nin destekleriyle ve Pera Müzesi’nin iş birliğinde gerçekleştirilen Yunanistan Sineması Günleri’nin gösterim programı yakında açıklanacak. Yunanistan Sineması Günleri ile ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1927
  • 27-11-2024

    Hamburger Bahnhof – Nationalgalerie der Gegenwart, 2004’te hayatını kaybeden Türk ressam ve opera sanatçısı Semiha Berksoy’un Almanya’daki ilk geniş kapsamlı retrospektifini 6 Aralık’tan itibaren sanatseverlerle buluşturacak.

    Küratörlüğünü müzenin direktörleri Sam Bardaouil ve Till Fellrath’ın üstlendiği Semiha Berksoy retrospektifi, sanatçının 60 yılı aşkın, çok yönlü ve katmanlı sanat pratiğini mercek altına alıyor. 2014’te Galerist’in temsiliyetini üstlendiği Berksoy’un ve asırlara yayılan eserlerinin, sergi aracılığıyla geniş bir izleyici kitlesiyle buluşturulması hedefleniyor. Sergi, sanatçının 1930’lardan itibaren görsel sanatlar ve sahne sanatları dünyasında çığır açan kariyerini bütüncül bir bakış açısıyla izleyiciye sunuyor. Seçilen 100’e yakın eserin yanı sıra arşiv belgeleri, film klipleri ve ses kayıtları, Berksoy’un opera performansları ile resimleri arasındaki bağlantıları ortaya koyuyor.

    Sergi, Berksoy’un annesi Fatma Saime’ye duyduğu derin bağlılık, Berlin yılları ve yaşamı boyunca sanat tutkusunu besleyen kültürel ve ideolojik figürler etrafında şekillenirken, sanatçının resme olan benzersiz, spontane ve cesur yaklaşımı izleyiciye sunuluyor. Ayrıca sergiye, Hamburger Bahnhof katalog serisinin devamı niteliğinde, Silvana Editoriale Milano tarafından yayımlanacak bir sergi kitabı ve eş zamanlı bir konuşma programı eşlik edecek. Türkiye kültür sanat tarihine damgasını vurmuş bir sanatçı ve primadonna olan Semiha Berksoy’un retrospektifi, 2026 yılında ise İstanbul Modern’de sergilenecek.

    6 Aralık’ta ziyarete açılacak Semiha Berksoy retrospektifi, 11 Mayıs 2025’e kadar dünyanın önde gelen müzelerinden biri olan Hamburger Bahnhof – Nationalgalerie der Gegenwart’ta ziyaret edilebilecek.

    Künye:
    1. Semiha Berksoy Annesi Tarafından Kötülükten Korunan Kız, 1970 Duralit üzerine yağlıboya 106 x 76 cm Sanatçının varisinin ve Galerist’in izniyle
    2. Semiha Berksoy Sanatın Zaferi (Otoportre), 1972 Duralit üzerine yağlıboya 99.5 x 69.5 cm Sanatçının varisinin ve Galerist’in izniyle
    3. Semiha Berksoy Salome, 1962 Duralit üzerine yağlıboya 240 x 122 cm Sanatçının varisinin ve Galerist’in izniyle
    4. Semiha Berksoy Annem Ressam Fatma Saime, 1965 Duralit üzerine yağlıboya 93 x 65 cm Sanatçının varisinin ve Galerist’in izniyle
    ​5. Semiha Berksoy Oğul Aktuna ve Köpeği Karabaş, 2000 Tuval üzerine yağlıboya 119 x 79.5 cm Sanatçının varisinin ve Galerist’in izniyle

    0
    0
    2584
  • 27-11-2024

    Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nin Atlas Publishing Lab iş birliğiyle düzenlediği “Yazar-Editör Sohbetleri”nin 28 Kasım akşamı konukları İlhami Algör ile Vedat Ozan olacak.

    Çanakkale Yalı Hanı ve Han Sakinleri ile başlayan yazarlık kariyeri boyunca aralarında Kalfa ile Kıralıçaİkircikli Biricik ve Albayım Beni Nezahat ile Evlendir’in de olduğu birçok kitabı okurla buluşan, Fakat Müzeyyen, Bu Derin Bir Tutku adlı kitabı 2014 yılında sinemaya da uyarlanan İlhami Algör ile Kokular KitabıKokular Kitabı ParfümlerKokular Kitabı Kültürler ve Kokular Kitabı Lezzetler isimli kitapları okurla buluşan yazar, araştırmacı ve parfümör Vedat Ozan bir araya gelerek edebiyat üzerine konuşacaklar.

    Etkinlik akşamında İlhami Algör’ün İletişim Yayınları’ndan yeni çıkan kitabı Jül Vern Seyahat Acentesi vesilesiyle iki yazarın farklı disiplinlerdeki anlatılarını ve yaratıcı çalışmalarını bir araya getiren bir sohbet gerçekleşecek.

    ​28 Kasım Perşembe akşamı saat 18.00’de Pera Müzesi Oditoryumu’nda gerçekleşecek etkinlik ücretsiz olacak ve rezervasyon alınmayacak.

    0
    0
    1422
  • 26-11-2024

    Can Kılcıoğlu’nun yazıp yönettiği, Vildan Atasever, Nazlı Senem Ünal ve Deniz Karaoğlu’nun rol aldığı Küçük Balkon oyunu prömiyerini 16 ve 17 Ocak 2025 tarihlerinde Maximum Uniq Box’ta yapacak.

    2007’de yazıp yönettiği kısa filmi Yoldaki Kedi ve arkasından çektiği ilk uzun metraj filmi Karnaval ile birçok ödül alan yönetmen Can Kılcıoğlu, kendisinin yazdığı Küçük Balkon ile ilk kez tiyatronun rejisör koltuğuna oturuyor. İki kişilik bir ilişki hikâyesi gibi başlayan Küçük Balkon, ablanın, aniden eve girişiyle yön değiştirip bir abla-kardeş hesaplaşması ve sıkı bir kız kardeşlik hikâyesine dönüşüyor. Oyundaki abla ve kardeşe Vildan Atasever ve Nazlı Senem Ünal hayat verirken onlara Deniz Karaoğlu eşlik ediyor.

    Küçük Balkon, 16 ve 17 Ocak’ta Maximum Uniq Box’ta, 29 Ocak’ta ise Fişekhane Ana Sahne’de tiyatroseverlerle buluşacak. Oyunun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    Künye:
    Yazar: Can Kılcıoğlu
    Yönetmen: Can Kılcıoğlu
    Oyuncular: Vildan Atasever, Nazlı Senem Ünal, Deniz Karaoğlu
    Dekor Tasarımı: Berfin Taş
    Müzik: Sevda Deniz Karali & Miray Kurtuluş
    Işık Tasarımı: Utku Kara
    Kostüm Tasarımı: Berfin Taş & Selin Dağlıoğlu
    Teaser Görüntü Yönetmeni ve Afiş Fotoğrafı: Oğuz Kuşçu
    Teaser Yardımcı Oyuncular: Pera Ata, Duru Özçakır
    Sahne Amiri: Atakan Uyanık
    Yardımcı Yönetmen: Berfin Taş
    Reji Asistanı: Selin Dağlıoğlu
    Afiş Tasarımı: Sıla Sert
    Cast Direktörü: Erengül Öztürk
    ​Yapımcı: ESTA, No Yapım

    0
    0
    1203
  • 26-11-2024

    Sibel Kırık’ın “Akt-Metabol” başlıklı kişisel sergisi 28 Aralık’a kadar Simbart Projects’te sanatseverlerle buluşuyor.

    Sibel Kırık’ın yeni üretimlerden oluşan “Akt-Metabol” sergisindeki eserler, biçimlerin ve renklerin kendileri olarak var olmalarını ve kendilerine özgü bir ifade sunmalarını hedefliyor. Nesnelerin doğal yapısı ve fiziksel dünyadaki algılanışıyla geçirdiği dönüşümleri merkeze alan sergi, sanatçının farklı materyallerle ilişki kurarak yol aldığı bir süreci aktarıyor. Sergideki eserler, bir mekâna dönüşmemiş resmin temel formlarının yüzeydeki tüm ihtimalleri barındırarak her şeye dönüşebilme potansiyelini sorguluyor. Zaman kavramının ortadan kalktığı çalışmalarda, doğada olduğu gibi ritim, titreşim ve tekrar eden desenlerin yanı sıra geometri, yapı ve düzene gönderme yapan biçimler bulunuyor. “Doğada biçimler dönüşüme açıktır fakat bu sonsuzluk içinde bitimsiz sabit formlar bulabilir miyiz?” sorusundan yola çıkarak doğanın değişmez bir geometrisinin olup olmadığı araştırılıyor. Sergide yer alan biçimler, aynı anda farklı anlamlar içererek varlık gösteren yeni formlara dönüşüyor.

    Kırık, tuvalde kullandığı bir madde olan ve biçime yüzeyde kavuşan kömür ile farklı bir ilişki geliştirerek kömürün yapısal özelliklerini ve doğasını inceliyor. Sanatçı, organik bir dönüşümün sonucu olan bu bitkisel bazlı maddeyle kurduğu ilişkide, potansiyelini ortaya çıkararak, yeni biçimlere dönüştürmeyi amaçlıyor. Mademki bir madde, yalnızca bir biçime dönüştüğünde algılanabiliyor ve zamanla biçimden biçime geçerek anlamlar kazanıyor, o hâlde ham kütlesiyle gelen kömür parçaları başka bir ortamda füzen-çizgilere dönüşerek farklı kompozisyonlara dahil oluyor. Kömür ve pileksi gibi hazır nesnelerin yanı sıra sergide ışık da kütlenin gizlediği görsel olanağı ortaya çıkararak önemli bir unsur olarak yer alıyor.

    ​Sanatçı bir süredir özenle sakladığı ve artık işlevini yitirmiş materyalleri değerlendirerek, bilgisayar teknolojisinin fiziksel verilerini ve olasılıklarını kullanarak üç boyutlu yeni formlara ulaşıyor. Şablonlar kendi başlarına sanatçının daha önceki gravür çalışmalarını oluşturan temel parçacıklar iken, eski bütünlükleri bozulduğunda ve yeniden bir araya geldiklerinde başka kompozisyonlar oluşturabiliyor. Bu da izleyiciye, algıladığımız biçimlerin “gerçekte ne olduğu” sorusunu sorduruyor. Aynı, Aristoteles’in “maddenin farklı biçimlere bürünmesi ve çeşitli algılar yaratması” ile ilgili ortaya koyduğu yorumların benzeridir. Belki tüm bunların çerçevesinde, Sibel Kırık’ın “Akt- Metabol” sergisindeki yapıtlarının birbirleri ile kurduğu ilişkiler birtakım basit öyküleri aşarak felsefî boyutta evrenin bütünlüğüne sembolik bir gönderme yapıyor.

    0
    0
    1298
  • 26-11-2024

    Depremden etkilenen bölge halkı için kültür, sanat ve dayanışma projeleri gerçekleştirmeyi hedefleyen “Antakya Yeniden” gönüllüleri 28 Kasım’da Antakya’da bir dizi etkinlik düzenleyecekler.

    Gönüllü olarak yola çıkan Ayşegül Karacan, Şule Kadak Aksoy, Yekta Kopan ve Ayça Derin Karabulut bölgede deprem nedeniyle gerçekleşemeyen kültür sanat aktivitelerini Antakya’ya yeniden getirmeyi ve bölgeyi eski güzel günlerine kavuşturmayı amaçlıyor. “Antakya Yeniden” kapsamında 28 Kasım tarihinde gerçekleşecek etkinliklerinden elde edilecek gelirin tamamı Türk Eğitim Vakfı (TEV) aracılığıyla Antakya’daki depremden etkilenen 200 öğrencinin eğitimine destek sağlamak amacıyla kullanılacak.

    Etkinlikler kapsamında İbrahim Selim, Bana Kimse Ne Olduğunu Anlatmadı tiyatro oyununu The Museum Hotel Antakya’da oynayacak. Yekta Kopan, yeni kitabı Belki Yaz Erken Gelir ile Hatay Fen Lisesi’nde öğrencilerle bir araya gelecek. Can Yayınları ve Hatay Fen Lisesi öğretmenlerinden Mehmet Tutar'ın ortaklaşa desteği ile kitaplar söyleşi öncesi çocuklara ulaştırılacak. Ayça Derin Karabulut ile yazar Nermin Yıldırım Waxing Otel’de bir sohbet gerçekleştirecekler.

    Antakya’nın yeniden canlanması için hayata geçirilen bu gönüllü hareket herkese açık. Proje ekibi yıl boyunca her ay Antakya’da bölge halkıyla birlikte olmayı ve dayanışma ruhunu sürdürülebilir kılmayı hedefliyor.

    28 Kasım’daki etkinlikler için sınırlı sayıdaki biletler, Biletinial üzerinden satışa sunuldu. Bilet bulamayanlar veya etkinliğe katılamayanlar için “Antakya’ya destek bileti” alma seçeneği sunuluyor. Bu destek biletleri, bölgedeki öğrencilere yardım sağlamak için önemli bir adım olacak. Her türlü fikir ve desteğiniz için antakyayenidendestek@gmail.com adresine e-posta gönderebilirsiniz.

    0
    0
    1387
  • 26-11-2024

    Klasik Fransız chanson tarzının en önemli temsilcilerinden Mireille Mathieu, “60. Anniversary” turnesi kapsamında 20 Şubat 2025’te İstanbul Volkswagen Arena’da, 22 Şubat 2025’te ise Ankara Congresium’da müzikseverlerle buluşacak.

    “La Paloma Adieu”, “Mon Crédo” ve “Une Histoire d’Amour” gibi unutulmaz eserleriyle tanınan Mireille Mathieu, “60. Anniversary” turnesi kapsamında İstanbul ve Ankara’da konser verecek. 1200’den fazla şarkıyı 11 dilde seslendiren sanatçı, dünyanın dört bir yanında verdiği konserlerde güçlü vokali ve büyüleyici sahne performansıyla milyonlarca insanı etkiledi. Sanatçı aynı zamanda “Edith Piaf’ın halefi” olarak da anılıyor.

    ​Mireille Mathieu konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1461
  • 26-11-2024

    .artSümer, Civan Özkanoğlu’nun “Hepimiz Biliyoruz” başlıklı kişisel sergisini 28 Aralık’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    Sevim Sancaktar’ın küratörlüğünü üstlendiği, Civan Özkanoğlu .artSümer’deki ilk kişisel sergisi “Hepimiz Biliyoruz”, video ve enstalasyonlar aracılığı ile sanatçının pratiğinin temelini oluşturan fotoğraf arşivini yeniden ele alıyor. Sergi, adını sanatçının 2016 tarihli performans işi olan Hepimiz Biliyoruz’dan alıyor ve sergide bir araya gelen video, fotoğraf ve enstalasyonlar, sergiye özgü yaratılan mekân içinde bir mekânda sergileniyor. Gündelik hayatın içinde yer alan absürtlüklere dair gözlemci bir perspektif sunan Özkanoğlu, duyma/duyulma meselelerini, inkâr koşullarındaki toplumsal konuları tartışmaya açarak aktarıyor.

    “Hayatın olağan(üstü) akışı, toplumsal konuların koşullara göre değişen veya dönüştürülen algısı ve var olan mekân politikaları nasıl sorunsallaştırılabilir?” Bu bağlamda sergi, izleyiciye hem bireysel hem de kolektif anlamda hafızalaştırmanın imkânları ve vaatleri üzerine düşünmek ve devlet şiddeti, temsil, inkâr ile birlikte sürekli şekillenen toplumsal gerçeklikleri sorgulamak üzere bir alan yaratıyor. Sergi toplumsal olarak ilişkisi yokmuş gibi görünen ya da öğrenilen konulara yeniden bakarak nelerin tekerrür ettiğini keşfetmeye çalışıyor. Kolektif, kültürel ve siyasi hafızamızı oluşturan etmenleri, bildiğimiz ve bilmediğimiz şeylerin kesişiminden hareketle bugün üzerinden yeniden düşünmeye davet ediyor.

    Künye:
    1. Toroslardan Geriye kalan, 2018 Arşivsel pigment baskı 1/3+1 AP 100x123 cm
    2. Kapalı Kapılar ardında, 2012 Arşivsel pigment baskı 1/3+1 AP 100x123 cm
    3. Bitki Örtülü, 2024 Arşivsel pigment baskı 1/3+1 AP 100x123 cm
    4. Bir Etkinlik Merkezi Olarak Amerika, 2011 Arşivsel pigment baskı 1/5+1 AP 28x35 cm

    0
    0
    1887
DAHA FAZLA
Geldanlage