
Valeria Luiselli’nin yazı ile yaşam ilişkisini kendi akışında sayfalara döktüğü, denemelerinden oluşan ilk kitabı Sahte Belgeler, Seda Ersavcı’nın çevirisiyle Siren Yayınları’ndan çıktı.
Yazarın bir yaşam gezgini olarak portresini çiziyor bu kitap. Venedik’te bir mezarlıktan Meksiko sokaklarına, bisiklet yollarından uçak haritalarına uzanan ve hareket halindeki yazarın zihin süreçlerine bakan Sahte Belgeler, yazma ediminin kalbinde yer alan dil ve aidiyet gibi unsurları incelikle ele alan, yaşamın nabzını tutan kıymetli bir metin.
“Yazmak: Duvarları delmek, pencereleri kırmak, binaları patlatmak.
Derin kazılar yapmak -peki ama ne için, neyi bulmak için?
Hiç. Hiçbir şey.
Yazar, sessizlikleri ve boşlukları bölüştüren kişidir.”
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından İstanbul Film Festivali kapsamında düzenlenen ve 20. yılını kutlamaya hazırlanan Köprüde Buluşmalar’ın “Work in Progress Platformu” başvuruları açıldı.
18-20 Nisan 2025 tarihleri arasında düzenlenecek Köprüde Buluşmalar’ın “Work in Progress Platformu” için başvurular 3 Şubat 2025 tarihine kadar devam edecek. Anadolu Efes’in ana destekçisi olduğu, Türkiye’den yapımcı, yönetmen ve senaristleri uluslararası sinema profesyonelleriyle bir araya getiren Köprüde Buluşmalar’ın “Work in Progress Platformu” çekimlerinde son aşamaya gelinen veya post prodüksiyon süreci devam eden Türkiye’den filmleri, uluslararası satış ajansı temsilcileri ve film festivali programcılarıyla buluşturuyor. Platforma, çekimlerinin en az %70’i tamamlanmış veya post prodüksiyon aşamasındaki uzun metrajlı kurmaca veya belgesel projeleri başvurabiliyor. Platform seçkisinde çeşitlilik olması hedefiyle çağrı; belgesel, canlandırma, tür sineması (korku, fantastik vs.), çocuk ve komedi filmleri gibi farklı konu ve türlerde projelerin başvurusuna açık.
“Work in Progress Platformu” hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
30’uncu yılını kutlayan Rahmi M. Koç Müzesi, sanat ve mühendislik dünyasını bir araya getiren “Beygir Gücü” başlıklı sergiyi 10 Haziran 2025 tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
“Beygir Gücü” sergisi, M.Ö. 2’nci yüzyıldan günümüze atın sanatta ve mühendislikteki izlerini sürerken “beygir gücü” kavramıyla otomobilin endüstri tarihindeki dönüşümünü bir arada keşfetme fırsatı sunuyor. Sergi, “Rahmi M. Koç Koleksiyonu’ndan At Figürleri” ve “Rahmi M. Koç Müzesi’nden Otomobil Hikâyeleri” olmak üzere iki ana başlık altında ziyaretçilerini farklı bir yolculuğa çıkartıyor. Mustafa V. Koç Binası/tarihi Lengerhane Binası’nda yer alan at figürleri bölümü, atın sanattaki yerini keşfe davet ederken; Erdoğan Gönül Galerisi’ndeki otomobil hikâyeleri bölümü, otomobilin 19’uncu yüzyıldan günümüze uzanan mühendislikteki dönüşümünü gözler önüne seriyor.
Serginin “Rahmi M. Koç Koleksiyonu’ndan At Figürleri” bölümünde M.Ö. 2’nci yüzyıldan günümüze farklı coğrafyalardan ve kültürlerden seçilen at formunda yaklaşık 1000 adet eser ve görsel sergileniyor. Bunlar arasında Uzakdoğu kukla tiyatrolarında kullanılan at kuklaları, tapınak süslemesi olarak kullanılan atlar, Fransız, İngiliz ve Amerikan atlıkarınca atları, Çin ve Tayland menşeili pişmiş toprak ve seramik atlar, çekçekli ve sallanan oyuncak atlar gibi birbirinden renkli ve ilgi çekici pek çok örnek mevcut. Sergide ayrıca Vehbi Koç, Mustafa V. Koç’a ait, İsmet İnönü ve Mevhibe İnönü’ye ait binicilik kıyafetleri de yer alıyor.
“Rahmi M. Koç Müzesi’nden Otomobil Hikâyeleri” bölümü ise 1800’lerin sonundan itibaren teknoloji ve tasarımın değişimini ortaya koyan nadir otomobil örneklerinden bir seçkiyi ziyaretçilerin dikkatine sunuyor. Bölüm, Türk mühendisliğinin sembollerinden Anadol gibi efsanevi modellerden 1881 yapımı Benz Tricycle’a, 1918 yapımı Ford Model T’den 1990 yapımı Dodge Viper’a kadar 35 otomobilin yer aldığı bir seçkiyi ziyaretçilerine sunuyor.
Eğitimci ve yazar Victoria Williamson’ın farklı engellerle mücadele eden dört arkadaşın gizemle örülü macerasını anlatan, gelişen teknolojiler art niyetle kullanıldığında neler olabileceğini düşündüren kitabı Rüzgâr Kapanı, Azade Aslan’ın çevirisiyle Günışığı Kitaplığı’ndan çıktı.
Rüzgâr Kapanı, işitme engelinden down sendromuna türlü zorlukla yaşamaya çalışan çocukların yanı sıra sakin ada yaşamını tehdit eden sinsi bir tehlikeye odaklanıyor.
“İskoçya'nın küçük bir adasında yaşayan Max, onu sağır bırakan tekne kazasından beri kendini görünmez hissetmektedir. Arkadaşlarının ona sırt dönmesi, evde özellikle babasıyla iletişiminin altüst olması yeni hayatına alışmasını iyice güçleştirir. Bütün umudu, adada yaşanan internet sorununu çözeceği söylenen rüzgâr türbinlerinin kurulmasıdır. Max ve onun gibi dışlanan işitme engelli Erin, down sendromlu Beanie ve felçli David'den oluşan yeni ekibi, protestolara rağmen kurulan türbinlerin yarattığı değişimi keşfettiğinde sona çok az kalmıştır…”
28. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında, İKSV 50. Yıl Genç Sanatçı Fonu ile desteklenen ve prömiyerini festivalde yapan Yalnız; 8 Aralık’ta DasDas’ta, 14 Ocak 2025'te ise Zorlu PSM'de tiyatroseverlerle buluşacak.
Zeynep Kaçar’ın 2023 Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü ve 2022 Attilâ İlhan Edebiyat Ödülü sahibi Yalnız romanından uyarlanan oyunda, kimliğinden koparılıp görülmez olan bir kadının kendini bulma, görme ve gösterme çabasının hikâyesi anlatılıyor. Ümit Erlim’in yönetmenliğini üstlendiği oyunun başrolünde Başak Kıvılcım Ertanoğlu yer alıyor.
Son yaptıkları tiyatro oyunu TREPLEV ile dikkat çeken, 8. Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri’nde Yılın Yönetmeni, Yılın Dramaturgları, Yılın Oyunu kategorilerinde aday gösterilen, Yılın Erkek Oyuncusu ödülünü alan; 2024 Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri’nde Yılın Erkek Performansı ile Yılın Kadın Performansı ve Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Ödülleri 2024, Yılın Oyun Metni ödüllerinin sahibi Başak Kıvılcım Ertanoğlu ve Ümit Erlim’in uyarlamasını üstlendiği Yalnız; projeksiyon mapping, modern hikâye anlatıcılığı ve yeni dramaturji arayışlarını birleştirerek seyirciye farklı bir deneyim sunuyor.
Yalnız oyunun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Künye:
Yazar: Zeynep Kaçar
Uyarlama: Ümit Erlim & Başak Kıvılcım Ertanoğlu
Yönetmen: Ümit Erlim
Görsel-İşitsel Tasarım & Projeksiyon Mapping: Yury Tolstoguzov (Tonoptik)
Müzik Tasarım & Uygulama: İdil Acim
Dekor Tasarım & Uygulama: Melisa Zeynep Şahin
Işık Tasarım & Uygulama: Ersin Yaşar
Hareket Tasarım: Ceyda Özcan
Kostüm Tasarım: Cansu Bağbek
TV Görsel-İşitsel Tasarım & Kurgu: Sevil Demirci, Ayhan Hacıfazlıoğlu
Proje Koordinatörü, Sosyal Medya & Basın İletişim: Elif Tüfekçioğlu
Reji Asistanları: Ecem Kocatepe, Şevin Parlak, Elif Uçar
Afiş Tasarım: Elizabet Değer & Melisa Şahin
Logo Tasarım: Elizabet Değer
Dramaturji Danışmanı: Nilgün Firidinoğlu Tiryaki
Teknoloji Danışmanı: Burak Tasasız
Oyuncular: Sıla Doğanay, Başak Kıvılcım Ertanoğlu, Ecem Kocatepe, Ceyda Özcan, Şevin Parlak, Elif Uçar
TV Haber Spikeri: Zeynep Kaçar
Yapım: CAVEA & Decollage Art Space
Seçkin Pirim’in “Gate of Eye” başlıklı kişisel sergisi 19 Ocak 2025 tarihine kadar İtalya’nın en önemli müzelerinden biri olan Triennale di Milano’da sanatseverlerle buluşuyor.
Karaca’nın da sponsorlarından biri olduğu Seçkin Pirim’in Triennale Milano’da gerçekleşen ilk kişisel sergisinde sanatçının daha önce sergilenmemiş ve sanatını temsil eden eserlerinden oluşan bir seçki izleyici karşısına çıkıyor. Serginin küratörlüğünü ise Tommaso Tovaglieri üstleniyor.
“Gate of Eye” (Gözün Kapısı- 2024) sergisinin güzergahı Palazzo dell’Arte’nin dışında polyester üzerine araba boyası uygulanmış dev bir heykelle başlıyor. İçeride Vertical Touch (Dikey Temas), Seven Days (Yedi Gün) ve diğer eserlerle devam ediyor.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından sunulan Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülü bu yıl, yönetmen ve oyuncu Barış Arman ile Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu (BGST) çatısı altında faaliyet gösteren BGST Tiyatro’ya verildi.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, tiyatro sanatçısı Gülriz Sururi’nin bağışlarıyla hayata geçirilen 500 bin TL değerindeki 2024 yılı Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülü’nü, yönetmen ve oyuncu Barış Arman ile Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu (BGST) çatısı altında faaliyet gösteren BGST Tiyatro paylaşıyor. Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülü ile Barış Arman ortak yaratım yöntemiyle çalışarak Seçmeler; BGST Tiyatro ise Bahar Noktası: Şenlikli Direniş başlıklı eserlerini üretecek.
İKSV, çağdaş tiyatromuzun gelişiminde büyük katkıları bulunan iki usta ismin adına verilen bu ödül aracılığıyla, genç kuşak tiyatro topluluklarını ve sahne sanatları alanında üretim yapan sanatçıları destekleyerek, Türkiye’de bu alanda yeni ve nitelikli yapımların gerçekleşmesini teşvik etmeyi amaçlıyor. Ödülün, İKSV Genel Müdürü Görgün Taner’in başkanlık ettiği seçici kurulu, çevirmen ve tiyatro eleştirmeni Seçkin Selvi, oyuncu Selçuk Yöntem, oyuncu ve eğitmen Tilbe Saran ve oyuncu, senarist ve girişimci Mert Fırat’tan oluşuyor.
2018’den bu yana her yıl üretimleriyle ve yenilikçi yaklaşımlarıyla tiyatromuzun gelişimine katkıda bulunan tiyatro topluluklarına veya kişilere verilen bu ödülle toplam 12 tiyatro topluluğu ve sanatçı eser üretimi yaparken pandemi döneminde 14 tiyatro sahnesi desteklendi.
Riff’lerin efendisi olarak anılan Gus G’nin grubu Firewind ve Helloween üyelerinden usta gitarist Roland Grapow tarafından kurulan Masterplan, “Master Of Fire” turnesi kapsamında, %100 Metal’in desteğiyle Black Label Events organizasyonuyla 10 Aralık’ta IF Performance Hall Beşiktaş’ta sahne alacak.
Konserde yerli sahnenin dikkat çeken gruplarından The Madcap, Firewind ve Masterplan öncesinde sahnede olacak. Ozzy Osbourne, Nightrage ve Dream Evil’dan tanınan Gus G.’nin projesi Yunan power metal grubu Firewind, çeyrek yüzyıla dayanan kariyerlerini bu yıl 10. albümü Stand United ile taçlandırdı. Her Firewind albümünde olduğu gibi bu albümle de dikkat çeken grup, “Master Of Fire” turnesi kapsamında İstanbul’da sahne alacak. Gecenin bir diğer önemli konuğu ise 2000’li yılların başında Helloween’in üyesi olan usta gitarist Roland Grapow’un kurduğu Alman power metal grubu Masterplan olacak. Alman metalinin saygın topluluklarından Masterplan, yeni albümü öncesi klasikleşmiş şarkılarını İstanbul’da seslendirecek.
“%100 Metal İftiharla Sunar: Firewind – Masterplan” konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Galeri 77, “Ağrı Dağı’nın Gölgesinde” başlıklı sergisini, 23 Mart 2025 tarihine kadar Rusya’nın St. Petersburg şehrindeki Erarta Müzesi’nde sanatseverlerle buluşturuyor.
Galeri 77’nin portföyünden altı Türk ve Ermeni sanatçının eserlerini bir araya getiren “Ağrı Dağı’nın Gölgesinde” sergisinde, Ağrı Dağı’nın efsanelerle dolu ve çok yönlü tarihinin etkisinde kalmış uygarlıklar, sanatçıların kendine özgü tarzıyla yankı buluyor. Erarta Müzesi’nin ev sahipliğinde St. Petersburg’da gerçekleşen sergi, iki komşu halkın ortak geçmişine ve bu geçmişten doğan yaratıcı potansiyele dikkat çekiyor. Ağrı Dağı’nın hem fiziksel hem de simgesel gölgesi altında birleşen bu eserler, sanatın sınırları aşan gücünü ve insanlık için birleştirici rolünü hatırlatıyor.
Sergi, Erarta Müzesi tarihinde bir ilki gerçekleştirerek, tek bir sergide bu kadar çok sayıda birbirinden farklı tarz ve üslupla üretilmiş eseri bir araya getirerek sanatın zenginliği ve çeşitliliğin önemine vurgu yapıyor. Karen Arakel, Armen Gevorkian, Hakan Gürbüzer, Vav Hakobyan, Mesut Karakış ve Daron Mouradian’ın, sürreal kompozisyonlardan soyut dışavurumcu yaklaşımlara, deneysel sanattan Neo-Rönesans’a, Neo-Pop art’tan hiper realist detaylarla bezeli Neo-Kübist yaklaşımlara kadar uzanan eserleri; yaşam, ölüm ve din gibi insanlık durumlarına dair evrensel temalardan, günlük yaşamın sıradan detaylarına kadar geniş bir konu yelpazesini kapsıyor. Sergi, çağdaş Türk ve Ermeni sanatının gelişen manzarasına dair eşi benzeri olmayan bir deneyim sunmayı hedefliyor.
Künye:
1-2. Karen Arakel
3-4. Armen Gevorkian
5-6. Hakan Gürbüzer
7-8. Vav Hakobyan
9-10. Mesut Karakış
11-12. Daron Mouradian
Thomas Kotlarek’in yazıp Jef Martinez’in çizdiği, 80’ler ve 90’lar pop kültürünün simgelerinden biri olan Paisley Park’a dair bir hikâye anlatan Paisley Park'a Gitmeyeceğiz adlı çizgi roman Denise Özge Çağman’ın çevirisiyle Kara Karga Yayınları’ndan çıktı.
Müzik ve felsefenin birleştiği görsel bir şölen sunan Paisley Park’a Gitmeyeceğiz, Prince’in mirasına dair önemli göndermeler yaparken, sanatçının eserlerinin yarattığı toplumsal etkiyi de derinlemesine inceliyor. Eserde, Prince’in yaratıcı dünyası ve onun müzikle ifade ettiği “özgürlük” temaları, çizimlerle görsel bir dilde yeniden hayat buluyor. Çizimlerin derinliği ve yaratıcı anlatım tarzı, eserin edebi ve sanatsal değerini artırırken, Kotlarek'in yazıları da okuyucuyu düşündürmeye sevk ediyor.
“Prince, 21 Nisan 2016 tarihinde Minnesota’da Paisley Park’taki stüdyosunda, 57 yaşında ölü bulundu. Atlantik’in öte yanında bu haber, eski bir plak mağazasının sahibi Sergio’ya ulaştı. Ünlü koleksiyoncu iki sadık müşterisini, Prince ile Miles Davis’e ait olan ve Paisley Park’taki kasada arşivlendiği söylenen, yayımlanmamış müzik kayıtlarını bulmaya ikna etti. Bu kitap, günümüzün orta batı Amerika’sına uzanan, arka planında Trump’ın başkanlık seçimine yer veren, Funk müziğe ve katıldığı Tv programından sonra kazandığı lâkabıyla “Minneapolis Kid’e” saygı duruşunda bulunan çılgın bir yolculuk.”